Etiket: Tehlikesi

  • Karadeniz’deki üç tür yunusun nesli tükenme tehlikesi yaşıyor

    Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (ZBEÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sözen, Karadeniz’deki üç tür yunusun neslinin tükenme tehlikesi yaşadığını ve bundan sonraki alınacak olan tedbirlerin yunusların korunmasına yönelik olduğunu ifade etti.

    Trabzon’da bir akademisyenin, Karadeniz’de canlı yaşamının normale dönmesi için kontrollü yunus avına izin verilmesi gerektiğine yönelik sözleri tepki gördü. Bülent Ecevit Üniversitesi’nde görev yapan Prof. Dr. Mustafa Sözen, yunusların memeli hayvan olduğunu ve balıklar gibi yumurta ile çoğalmadığını 5 ila 15 yıl arasında eşeysel üremeye ulaştığını vurguladı.

    Yapılan açıklamanın bilimsel hatalar içerdiğini ifade eden Sözen, yunusların hızlı bir şekilde üremesinin söz konusu olmadığına dikkat çekti. Sözen, “Benim asıl uzmanlık alanım Türkiye’nin memeli hayvanlarıdır. Ancak Zonguldak’ta görev yaptığım için son 3-4 yıldır özellikle yunus gözlemlerine başladık. Gezerken gördüğüm ölü yunusları görmekle başladı. Hatta şu anda bir doktora öğrencim Zonguldak çevresindeki yunusların gözlemlenmesi, kıyıya vurmuş ölü yunuslardan doku örnekleri alarak ölüm nedenlerinin araştırılması hem de davranışlarının gözlenerek ölüm nedenlerinin ortaya konulması ve sonraki dönemlerde korunması için çalışmalar yapıyoruz. Bunları yaparken de Karadeniz bir göl gibi iç deniz şeklinde. Buna çevre olan ülkeler var. Çalışmayı yaparken bu gruplarla da sıkı diyaloga başladık. İstanbul Üniversitesi’nden Arda Tomay hoca var. Ukrayna’dan, Gürcistan’dan görüştüğümüz ekip var. Dolayısıyla bu konuda epeyce bilgi, birikimimiz oldu. Basında iki gün önce yunusların özellikle hamsileri tükettiği, bir yunusun günde 70 kilogram kadar hamsi tükettiği ve bunların kontrollü şekilde avlanması gerektiğinde bir haber gözüme çarptı. Haber açıkçası beni oldukça şaşırttı ve içinde ciddi bilimsel hatalar vardı. Birincisi yunuslar balık değil ve memeli hayvanlardır. Düşünüldüğü gibi hızlı bir şekilde üremesi söz konusu değildir” diye konuştu.

    “Yetişkin ölümleri popülasyonlara çok ciddi zarar vermektedir”

    Afalina, Liman Yunusu ve Tırtak türünde Karadeniz’de üç yunus türünün olduğunun altını çizen Prof. Dr. Mustafa Sözen, “Karadeniz’de üç tane yunus türü var. Bunlardan birincisi Afalina türüdür. Sürü halinde ve oynarken sudan sıçramasını seven bir memelidir. 500 kilograma kadar ulaşabiliyor. Karadeniz’deki en büyük tür budur. 500 kilogramlık bir Afalina olsun günlük tüketimi 20 kilogramdır. İki tür daha Karadeniz’de yunus var. Bunun bir diğeri liman yunusudur. Kıyılara en çok yaklaşan ve liman içine girer. En büyüklerinin erginlerinin boyu 1.5 metre ve 60 kilogramı geçmez. En büyüğünün tükettiği balık miktarı 6-7 kilogramdır. Popülasyonun tamamı da en büyüklerden meydana gelmez. Genci vardır, yaşlısı vardır, çocuğu vardır. Diğer yunus türümüz kıyıya çok fazla yaklaşmayan çok hızlı olan ve yüzerken sıçrayan bir türdür. Tırtak, boyları 2.5 metreye kadar ulaşabiliyor. Ağırlıkları da 136 kilograma kadar ulaşabiliyor. Bunlar da en büyükleri ancak 6-7 kilogram kadar balık tüketebiliyorlar. Bunlar balık değildir, yumurta ile çoğalamazlar. İnsanlar gibi her seferinde sadece bir yavru yapabiliyorlar. Bunlardan bir tanesinin eşeysel olgunluğa ulaşması türüne göre 5 ila 15 yıl arasında değişebiliyor. Besin zincirinin tepesinde olan yırtıcı hayvanlar oldukları için hiçbir yırtıcı hayvanın üremesi çok hızlı değildir. Bir aslan, kartal çok hızlı üreyemez. Üreme hızları çok yavaş olduğu ve eşeysel üreme süreleri uzun olduğu için özellikle yetişkin ölümleri popülasyonlara çok ciddi zarar vermektedir. Karadeniz kapalı bir deniz olmasından dolayı buradaki üç yunus türü de Karadeniz’in dışına çıkmıyorlar. O yüzden bu popülasyonların tamamı Karadeniz’deki korunmasına bağlıdır. 1920’lerden 1970’lere kadar bu yunuslar ticari bir şekilde avlanmış. Bu popülasyonlar daha sonra ciddi miktarda azaldığı için hem de Dünya Doğayı Koruma Birliği tarafından bu türlerden iki tanesi nesli tehlikede olduğu için o büyük olan türümüz Afalina ve Liman Yunusu” diye ifade etti.

    “Türk Ceza Kanunu’na göre suçtur, hapis cezası karşılığı vardır”

    Yunusların Karadeniz’deki popülasyonlarının aşırı azalmasına bağlı olarak Türkiye’de bu türlerin avlanmasının yasak olduğunu belirten Prof. Dr. Sözen, “Karadeniz’deki popülasyonlarının aşırı azalmasına bağlı olarak Türkiye’de bu türlerin avlanması yasaktır. Eğer siz nesli tehlike altındaki hayvanı veya bitkiyi yok ederseniz TCK’da kabahat değil direk suçtur. Ve hapis cezası olarak karşılığı var.

    Eldeki bütün verilere göre bu yunus popülasyonlarının Karadeniz’deki sayısı çok az ve azalmakta olduğunu gösterdiği için ve Türkiye’de Dünya Doğayı Koruma Birliği’nin nesli tükenme noktasındaki türleri korumasına taahhütte bulunurken, eldeki hiçbir bilimsel veri olmadan bunların sayılarının çoğaldığı ve öldürülmesinin demek ve beslendikleri balık miktarları belli iken 70 kilogram hamsi tükettiği gibi bilimsel gerçeklerle hiç ilgisi olmayan rakamlar ortaya koymak, bu yüzden bunları öldürelim gibi söylemler ortaya konursa bu çeşitli nedenlerle yunusları öldürmeyi düşünen insanlar için gerekçe haline gelir. İnsanların bunları öldürmesi için gerekçe haline gelir. Bütün balıkçıları ve denize açılan bütün insanlarımızı uyarmak istiyorum. Karadeniz’deki üç yunusun nesli tehlikededir. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından korunan türlerdir. Bunların avlanması kesinlikle yasaktır. Tam aksine alınacak olan tedbirlerin bu üç türün korunmasına yöneliktir” diye belirtti.

    Sözen ve ekibi, geçen yıl Zonguldak’ın Filyos beldesinde gözlem yaptıkları sırada balıkçıların yunusları tüfekle öldürdüğünü fotoğraf çekerek tespit etmiş ve yunusların öldürülmesi kamuoyunda geniş yer bulmuştu.

  • Donma tehlikesi geçiren dağcıları jandarma kurtardı

    Adıyaman İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, Nemrut Dağına tırmanış yaparken yoğun tipi ve sis nedeniyle kaybolan ve mahsur kalan dağcıları donmaktan kurtardı.

    Adıyaman Dağcılık Federasyonuna bağlı 4 dağcı Nemrut Dağı’na tırmanış gerçekleştirmek istedi. Kayadibi Köyü bölgesinde 4 dağcı yoğun kar yağışı, tipi ve sis nedeniyle kayboldukları yönünde jandarmaya ihbarda bulunuldu. İhbarının alınması üzerine İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, UMKE ekibi ile birlikte kaybolan M. K., H. S., M. A. Y. ve N. N. isimli dört dağcıyı aramaya başladı.

    Yoğun kar yağışı ve tipi altında yaklaşık 3 saatlik bir aramanın ardından şahıslar vadi içerisinde bulundu. Donmak üzereyken bulunan 4 dağcı bölgeden derhal tahliye edilerek Kahta İlçesine getirildi. Dağcılar, Kahta Devlet Hastanesinde yapılan kontrollerin ardından taburcu edildi.

  • Silahlı saldırıda yaralanan Personel Şube Müdürü Ercan Polat’ın hayati tehlikesi devam ediyor

    Rize İl Emniyet Müdürü Altuğ Verdi’nin makamında şehit düştüğü silahlı saldırıda yaralanan Personel Şube Müdürü Ercan Polat’ın yoğun bakım ünitesindeki tedavisinin devam ettiği ve hayati tehlikesinin sürdüğü öğrenildi.

    Geçtiğimiz gün Rize İl Emniyet Müdürü Altuğ Verdi’nin makamında şehit düştüğü silahlı saldırıda yaralanan ve yoğun bakım ünitesine alınan Personel Şube Müdürü Ercan Polat ve koruma polisi Yiğit Can Köksal’ın tedavileri devam ediyor.

    Olayda ağır yaralanan Personel Şube Müdürü Ercan Polat, ilk olarak Rize Devlet Hastanesi’ne getirildi. Burada başarılı geçen ameliyatının ardından Polat, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi. Polat’ın sağlık durumu ilk güne nazaran bir adım iyiye gittiği ancak hayati tehlikesinin devam ettiği öğrenildi. Aynı olayda yaralanan koruma polisi Yiğit Can Köksal’ın ise sağlık durumunun iyi olduğu belirtildi.

  • İnegöl’de sis ve gizli buzlanma tehlikesi

    Bursa’nın İnegöl ilçesinde sabah saatlerinden itibaren etkili olan yoğun sis hayatı olumsuz etkiliyor. Soğuk hava nedeniyle gizli buzlanma ve yoğun sis nedeniyle hem sürücüler hem de yayalar zor anlar yaşadı.

    İnegöl’de yüksek kesimlerde kar yağışı etkili olurken, şehir merkezinde ise yoğun sis ve soğuk bir hava hakim oluyor. Sabah işe gitmek için evlerinden çıkanlar sis bulutlarını görünce şok yaşadı. Sisin yanı sıra yakılan atıklar nedeniyle oluşan hava kirliliği sebebiyle görüş mesafesi 10 metrenin altına düştü.

    Yoğun sis altında trafikte ilerlemeye çalışan sürücüler zor anlar yaşadı. Dörtlü flaşörlerini açarak ilerleyen araçlar görüşün tamamen kaybolduğu anlarda araçlarını durdurmak zorunda kaldılar. Yoğun sis nedeniyle hem sürücüler hemde yayalar zor anlar yaşadı. Sisli havanın yanı sıra soğuklarla birlikte bir çok aracın camları buz kesti.

  • Masa başında çalışanlar için boyun fıtığı tehlikesi

    Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Sinan Bağçacı, masa başında çalışan bireylerin boyun fıtığı tehlikesiyle sürekli karşı karşıya olduğunu söyledi.

    Medicana Konya Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Sinan Bağçacı, boyun ağrılarının günlük hayatta giderek görülme sıklığı artan ve birçok kişinin muzdarip olduğu, her insanın hemen hemen hayatının belli bir döneminde tecrübe ettiği ağrılardan biri olduğunu ifade etti. Bağçacı, “Boyun ağrıları giderek masa başı, ofis, cep telefonu, bilgisayar gibi boynumuzun sürekli öne eğilerek vakit harcandığı, başın öne doğru eğilerek sabit bir pozisyonda insanların kaldığı durumlarda boyun ağrısı sıklığında giderek artış meydana gelmekte. Boyun ağrısını tüm nüfusun yaklaşık 1 bölü 3’ü hayatının belli bir döneminde tecrübe edebilmekte. Boyun ağrısı, doğru duruşun sağlanmadığı, giderek masa başında uzun süre öne eğilerek elektronik cihazların kullanıldığı durumlarda oldukça kolay ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle masa başı çalışanlarda ergonometrik duruşun, hastaların nasıl masa başında oturmaları gerektiği, nasıl boyunlarını yıpratmadan çalışabilecekleri konusunda hastaların eğitilmesi oldukça önem arz etmektedir. Hastaların doğru oturma pozisyonu, doğru boyun postürünü seçmeleri, ara ara masa başı çalışırken ara vererek kısa süreli yürüyüşler yapmaları, postür adını verdiğimiz doğru duruş içinde mutlaka egzersiz yapmalarını tavsiye ediyoruz” şeklinde konuştu.

    “Boyun fıtığı çoğunlukla cerrahi dışı fizik tedavi yöntemleriyle kolaylıkla tedavi edilebilen bir hastalık”

    Boyun fıtığının çoğunlukla cerrahi dışı, lokal enjeksiyon, fizik tedavi, manuel terapi gibi fizik tedavi yöntemleriyle kolaylıkla tedavi edilen bir hastalık olabildiğini belirten Yrd. Doç. Dr. Bağçacı, yüzde 5 ile 10’luk bir hasta kesiminin de cerrahiye gidebildiğini belirterek, “Ancak hastalarda doğru duruşun devam etmediği, doğru şekilde postürün ayarlanmadığı durumlarda fıtığın nüksedebilmesi, hastaların ne kadar biz tedavi etsek de şikayetlerinin önemli ölçüde azalmadığını görürüz. Bu nedenle hastaların özellikle postür, ergonometri, masa başında kullandıkları bilgisayar, mouse, klavye gibi cihazlar açısından oldukça onların doğru konumlanması açısından iyi eğitilmeleri bilgi sahibi olmaları gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

    Boyun fıtığının hastaların günlük yaşantısına olan etkileri hakkında da bilgi veren Bağçacı, “Boyun fıtığı çok ileri seviyelerde olmadığı sürece başa yayılan ağrı, her iki kolda uyuşma, tek taraflı kol ağrısı, uzun süre başı öne eğdiğimiz zaman boyunda beliren ağrı, nadiren de olsa parmaklarda güç kaybına neden olabilir. Kişinin günlük hayatında eğer çok çok ileri değilse konforunu ve günlük yaşantısındaki performansını oldukça etkileyici olabilmektedir. Çok ilerlediği zaman parmaklarda güç kaybı, çok çok daha ilerlediği zaman kolda çok şiddetli uyuşma, karıncalanma, gece uykudan uyandıran ağrı, nadiren de olsa çok ilerlerse bacaklarda güç kaybına neden olabilir. Tabii bu tür hasta grupları cerrahiye giden küçük bir hasta kesimidir” diye konuştu.