Etiket: Tehlikesi

  • Hububatta Kuraklık Tehlikesi

    Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, yağışsız geçen Kasım ve Aralık aylarının tarım için tehlikeli olabileceğini söyledi.

    Matlı, çiftçinin ve üreticinin kuraklıktan etkilenip ekonomik kayıp yaşamaması için tarımda kuraklığın da TARSİM olarak bilinen Tarım Sigortaları Havuzu kapsamına alınabileceğini dile getirdi. Devlet Meteoroloji İşletmesi Genel Müdürlüğü verilerine göre normali 70 mm olan Kasım ve Aralık ayı ortalamasının bu sene ortalama 32 mm seviyesinde gerçekleştiğini belirten Matlı, “Yağışlarda normaline göre yüzde 55.2, geçen yıl Kasım ayı yağışına göre ise yüzde 54.1 azalma gözlenmiştir. Bu aylarda Marmara Bölgesi yağış ortalamasının normali 87.9 mm olmasına rağmen 41.1 mm gerçekleşmiş, önceki yıllara göre yüzde 53.3, geçen yıl Kasım ayı yağışına göre ise yüzde 52.3 azalma olmuştur” şeklinde konuştu.

    Aynı durumun İç Anadolu başta olmak üzere diğer bölgelerde de yaşandığını ifade eden Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, “Kasım ve Aralık ayının yağışsız geçmesi ve bilhassa buğday başta olmak üzere hububat için çok gerekli olan kar yağışının gerçekleşmemesi önümüzdeki yıl için hasadı etkileyebilecek bir olumsuzluktur. Kuraklığın da TARSİM kapsamına alınmasını teklif ediyoruz” dedi.

    Azalan yağışların aynı zamanda su havzalarını da etkilediğini belirten Matlı, Marmara Bölgesi su havzasında yüzde 58, Susurluk havzasında yüzde 42, Kuzey Ege havzasında yüzde 39 oranında azalan yağışların Konya bölgesinde yüzde 78’e kadar çıktığını dile getirdi.

  • Limonda Don Tehlikesi Esnafı Tedirgin Ediyor

    Eskişehirli limon satıcısı pazarcılar, geçen yıl kıyı bölgelerde meydana gelen don olayının bu kış da tekrar etme ihtimaline karşı tedirgin oluyor.

    Geçtiğimiz kış aylarında uzun bir aradan sonra meydana gelen don olayı limon fiyatlarını adeta uçurmuştu. Kilogram fiyatının 10 lirayı gördüğü limonlar, tane olarak esnaf ve pazarcılar tarafından satılıyordu. Olumsuz hava koşulları nedeniyle birçok üreticinin zarara uğradığı don olayı yüzünden vatandaşlar da tane ile limon almak zorunda kaldı.

    “LİMON OLARAK ÜRÜN YÜZDE 40 DAHA AZ”

    Eskişehirli esnaf ve pazarcılar, geçtiğimiz kış aylarında meydana gelen don olayının bu kış da olabilme ihtimaline karşısında tedirgin oluyor. Geçen yıl limon fiyatlarında donun büyük bir rolü olduğunu söyleyen limon satıcısı Şakir Eydemir, “Geçen seneki dondan dolayı bu sene limon üretimi yüzde 40 daha az. Onun için fiyatlar biraz yüksek. Dalından limonu 2,80 liraya kadar alıyorlar. Bunun maliyeti tüccara 4,5-5 lirayı bulur. Ürünü kesmesi, işçiliği, nakliyesi filan limon fiyatını da yükseltiyor. Bu sene üretimin az oluşundan dolayı limonun piyasa fiyatının yüksek olacağını tahmin ediyorum” ifadelerini kullandı.

    “FETHİYE, KÖYCEĞİZ’DE LİMON SULANSIN DİYE DALINDA BIRAKIYORLAR”

    Limon satıcısı Eydemir ayrıca, olası don vakasına dikkat çekerek, “Eğer geçen yılki gibi ikinci bir don vakası yaşarsak, durum daha da kötü olur diye düşünüyorum. Özellikle Fethiye, Köyceğiz’de limon sulansın diye dalında bırakıyorlar. Ona da don vurduğu zaman tamamen Mersin’e kalıyoruz. Fiyatlar şuan için normal, çünkü yatağa atılan limonlardan uzun süre beklemeyecek olanlarını ayırıp, iç piyasada kilo ile satış olarak değerlendiriyorlar. Limonun kilosu 3-4 lira tabi boyutuna göre fiyatı da değişiyor. Yani bu paralar limon tüccarını zarar ettirir. Mecbur satmak zorundalar uzun süre bekletemeyecekleri için bunu paraya çeviriyorlar” şeklinde konuştu.

  • Tüp Bebek Tedavisinde Sigara Tehlikesi

    Tüp bebek tedavisinde sigaranın zararları hakkında bilgi veren Prof. Dr. Yücel Karaman, çocuk sahibi olmak isteyen çiftlere uyarılarda bulundu.

    Tüp bebek tedavisinde başvurulan yöntemlerin ve ilaçların, tedavinin başarılı bir şekilde sonuçlanabilmesi için yeterli olmadığını söyleyen Brüksel Tüp Bebek ve Kadın Sağlığı Merkezi doktorlarından Prof. Dr. Yücel Karaman, ‘’Tedavi esnasında hastaların tüp bebek tedavisi için risk oluşturabilecek alkol ve sigara gibi alışkanlıklarını, tedavinin seyri ve sonucu açısından geride bırakması gerekmektedir’’ dedi.

    TÜP BEBEK YÖNTEMİ VE SİGARA İLİŞKİSİ

    Tüp bebek tedavi yöntemini seçmiş adayların, üreme faktörleri ya da hormon seviyeleri ile ilgili sorunlar olabileceğini belirten Karaman, ‘’Eğer anne adayı sigara ve alkol kullanıyor ise yumurtalık kapasitesi istenilenin çok daha altında bir düzeyde tespit edilebilir. Sigara kullanan baba adayında ise sperm kalitesi ve sayısı bu durumdan olumsuz olarak etkilenir. Eğer ki tedavinin başlamasından sonra anne veya baba adayı sigara kullanmaya devam ederse tedavinin başarılı olma şansı düşer. Anne adayının yumurta hücrelerinin döllenmesi için başarı oranı, sigara kullanımı nedeniyle önemli ölçüde düşer. Döllenme sonrası embriyo evresine geçen yumurtanın, anneye transferi sonrası rahimde tutunma şansı da sigara kullanımı hala devam ediyorsa azalır’’ ifadelerinde bulundu. Çocuk sahibi olmak isteyen kişiler için bu dönemin oldukça hassas olduğuna dikkat çeken Karaman, anne adayının beslenme düzeninin ve hayat tarzının, tedaviyi ve bebeğin gelişimini etkileyeceğini vurguladı. Sigaranın, tüp bebek tedavisini olumsuz yönde etkileyeceğine değinen Karaman, ‘’Hamilelik gerçekleşse dahi, bebeğin fiziksel ve zihinsel gelişimi üzerinde olumsuz etkiler görülebilir’’ diye konuştu.

    SİGARA İÇEN KİŞİLERDE KISIRLIK GÖRÜLME ORANI DAHA YÜKSEK

    Sigara kullanımının genel sağlığı da olumsuz yönde etkilediğini belirten Prof. Dr. Yücel Karaman, ‘’Östrojen gibi hormonların salgılanması sigara kullanımı nedeniyle önemli oranda düşer. Sigara kullanan kişilerin üreme fonksiyonları zayıflar, yumurtalık işlevleri azalır. Yapılan araştırmalarda, bu alışkanlığın insanlar üzerinde doğurganlığı önleyici olumsuz bir etki oluşturduğu tespit edilmiştir. Sigara kullanan kişilerde kısırlık görülme oranı, sigara kullanmayan kişilere göre çok daha fazladır. Yumurtalıklarda oluşabilecek tıkanıklıklar ve tahrişler neticesinde hamile kalma şansı, sigara kullanımı nedeniyle azalabilir. Eğer ki hamilelik şansını yakalamış bir kadın sigara tüketimine devam ediyorsa, prematüre, erken doğum, düşük gibi sorunlar yaşayabilir. Sigara tüketiminin çok yoğun olan kadınlarda ise menopoza girme yaşı ortalama 2 yıl daha erken olabilir’’ diyerek konuşmasını sürdürdü.

    TÜP BEBEK TEDAVİSİNDE SİGARA NE ZAMAN BIRAKILMALI?

    Sigara kullanımı ve sıklığının tüp bebek tedavisi veren kliniklerin yönelteceği en önemli sorulardan biri olduğunu ifade eden Karaman, ‘’Çiftler tüp bebek yönteminin başarılı bir şekilde sonuçlanmasını istiyor ise tedaviye başlanmadan en az 3 ay önce sigara ve alkol gibi alışkanlıklarını bırakmalı, stresten uzak durmalıdır. Hamilelik gerçekleştiği takdirde ise hem hamilelik, hem de emzirme dönemi süresince sigara içilmemesi ve pasif içici konumunda bulunulmaması, hem bebek hem de anne adayının sağlığı açısından en doğrusu olacaktır’’ dedi.

  • (Özel) IŞİD Tehlikesi Petrol Kuyularında Üretimi Yarıya Düşürdü

    Atlantik Konseyi Enerji ve Ekonomi Zirvesi’nde konuşan Kuzey Irak Doğalgaz Kaynaklar Bakanı Ashti Hawrmi bölgedeki petrol ve doğalgaz rezervlerinin IŞİD tehlikesi altında olduğunu ifade ederek finansal açıklık yaşadıklarını söyledi. Tehlike nedeniyle söz konusu bölgelerde petrol kuyularında üretimin yarı yarıya düşüş yaşandığı açıklandı.

    “Irak-Kürdistan Bölgesi’ndeki Enerji Güvenliğine Bakış” oturumu Kuzey Irak Doğalgaz Kaynaklar Bakanı Ashti Hawrmi, Genel Enerji Direktörü Tony Hayward, BMol Irak eski Sorumlusu Zalmay Khalilzad ve Repsol Gaz Direktörü Alberto Galicia Zamorano ‘nın katılımı ile gerçekleşti. Oturumda enerji sektörünün önde gelen temsilcileri hazır bulundu.

    Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin bölgesindeki petrolü Bağdat’tan bağımsız olarak satmaya başlamasına yönelik ticari hacmin ele alındığı oturumda özellikle bölgedeki IŞİD faktörü ve alınması gereken güvenlik önlemleri konuşuldu. Kuzey Irak Doğalgaz Kaynaklar Bakanı Ashti Hawrmi, bölgedeki IŞİD terör örgütünün varlığının sadece Irak açısından yürütülecek bir mücadele ile değil uluslararası platformun tek ses olarak hareket etmesi gerektiğini belirtti. Terörle mücadelede finansal açıklık yaşadıklarını ve sektöre oranla 3-4 ay geride olduklarını aktaran Bakan Ashti Hawrmi, “Bu sadece Irak’ın savaşı değil Amerika’nın Avrupa’nın savaşı. Dolayısı ile bu mücadele sadece Kürdistan’nın ve Irak’ın değil tüm dünyanın mücadelesi haline gelmeli. Maliyetlerimiz her hafta yükseliyor bu terörle mücadele söz konusu olduğunda . Finansal açık yaşadık şu anda 3-4 ay gerideyiz. Haziranda doğrudan petrolü satalım diye bir karar verdik ama boşlukları da bu açıkları da kapatamadık. Bu petrol için daha fazla ücret ödendi bu dönem için. Satışlardan elde ettiğimiz gelirler masraflarımıza yetmiyor. 2016’ya geldiğimizde ümit ediyorum ki daha iyi olacak.

    “İHRACAT VAR ANCAK GELİR YOK”

    Kuzey Irak Doğalgaz Kaynaklar Bakanı Ashti Hawrmi ortak çalışılan zeminde taahhütlerin olduğunu düzenli ödemeler gerçekleştirdiklerini petrolden sürekli olarak arz-talep ile karşılaştıklarını ancak gelir konusunda istenilen miktara ulaşamadıklarını belirtti. Bakan Hawrmi; “ İhracat kapasitemiz arttı. Şimdi Kürdistan’dan her gün ihracat yapıyoruz. Yeterince gelirimiz yok. Fiyatlar çok kötü. İhracat bakımından kötü. IŞİD yüzünden çoğu ödemelerimizi yapamıyoruz önümüzdeki zaman diliminde 1 milyon varil olarak düşünüyoruz ihracatı ama petrolün arzını arttırmamız gerekiyor. Örneğin, Kürdistan ihracatını durdurdu diyelim bu 700 bin varil söz konusu olduğunda ise 1 dolar bile artmayacaktır fiyatlar. 700 bin psikolojik bir durum.

    “TÜRK ŞİRKETLERİNİN İYİ NİYETİ ORTADA”

    Türkiye’nin Rusya, İran ve Azerbsaycan’dan tedarik ettiği doğalgaz kaynağında yüzde 50 oranında yarı yarıya düşüş sağlaması planlanan Kürt gazı için öngörülen 2019 zaman dilimine ilişkin de değerlendirmede bulunan Bakan Bakan Hawrmi şunları söyledi: “ Türkiye ile önümüzdeki 2019’a kadar bu olacak. Bu konuda bir takım ilerlemeler de kaydettik. Türkiye’ye karşı taahhütlümüz var ancak iyi mobilize olmamız lazım, destek ve alt yapı devam ediyor. Türk şirketlerinin iyi niyeti ortada. Herkes bu gazı Türkiye’ye istiyor. İkinci faz ise Avrupa’ya gidecek transit yolu da Türkiye olacak.”

    Genel Enerji Direktörü Tony Hayward da 2020 yılının ilk çeyreğinde Kürdistan bölgesinden gelmesin planlanan gazın Türkiye transitli Avrupa’ya kaynak olacağını söyledi. Söz konusu adımların özellikle Türkiye – Kürdistan ilişkilerinde dönüşüm oluşturacağına dikkat çeken Hayward; “ Hem Kürdistan hem de Türkiye açısından bu da Türkiye Kürdistan ilişkisini olumlu etkileyecektir” dedi.

    “HERKES IŞİD TEHLİKESİ ALTINDA”

    Erbil ve Bağdat ilişkilerinde iplerin gerilmesi petrol üretimi gerçekleştirilen şirketleri zor duruma soktuğunu açıklayan Repsol Gaz Direktörü Alberto Galicia Zamorano da, “ Günde 600 bin tonluk bir petrolden bahsediyoruz. Burada ek petrolden bahsetmiyor çeşitli arama çalışmaları devam ediyor. Kürdistan azından bölgesel enerji sağlaması için gelecek vaat eden bir alan. Bu dönemi yönetmek bu zor. Eğer doğru şeyler yapılırsa başarılı olunabilir. Petrol üretimindeki risk üretim yapan şirketler bir şekilde tanzim edilemezlerse sıkıntı yaşarlar. Şirketler bu anlamda zorluklar yaşayabiliyor ek yatırım yapmalılar mı yapmalılar mı? diye. Bazı kuyulardaki üretim düşüşe geçmiş durumunda. Bununla nasıl başa çıkılabileceğinin üzerinde durulmalı. Kürdistan ekonomisini sürdürülebilir kılması için. Çünkü herkes IŞİD tehlikesi altında. Uluslararası topluluklar bu konuda yardım ederse Bağdat Erbil ilişkisi de netlik kazanırsa Kürdistan’ın enerji tablosuna pozitif sağlayacaktır.”

  • Tarihi Camide Yıkılma Tehlikesi

    Tokat Vakıflar Bölge Müdürü İsmail Aktaş, tarihi caminin 5.1’lik Erbaa depremi değil, inşaat için açılan temel kazısı sonucu yıkılma tehlikesi yaşadığını söyledi.

    Akdeğirmen Mahallesi’nde yaklaşık 20 gün önce meydana gelen heyelan tehlikesi nedeni ile tarihi Horuç Cami ibadete kapatılmıştı. Mahalle sakinleri yolda da çatlaklar oluşması nedeni ile korku dolu günler geçirirken, heyelanın bir inşaatın temel kazısı sonrasında meydana geldiği ileri sürülmüştü.

    Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Tokat Vakıflar Bölge Müdürü İsmail Aktaş, caminin alt tarafından 20 metrelik kot farkı olan arsada Sivas Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’ndan onaylı bir inşaat için temel kazısı yapıldığını söyledi. 19 yüzyılda yapılan caminin bir kısmının dolgu zemin üzerine inşa edilmiş olduğuna dikkat çeken Aktaş, “Caminin aşağı kısmında temel eşilirken toprak kayması oldu. Bu da camimizi etkiledi. Ayın 19’unda Sivas Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’ndan geldiler. Belediye, Vakıflar Bölge Müdürlüğü, yapı denetim firması, müteahhit bir arada değerlendirme yaptık. Yapılan çalışmayla ilgili rapor hazırlandı. Kaymanın engellenmesi için taş ve dolgu malzemesi kullanılarak çalışma yapıldı. Zeminle ilgili gelecek rapora göre risk kalmadığı görüşü hakim olursa o doğrultuda camimizi askıya (taşıyıcı iskele) aldıracağız. Yani şuan zemin sağlamlaştırılmadan camiye dahi giremiyoruz. Askıya alındıktan sonra birkaç ay daha gözlemleyeceğiz. Kış ayına girdiğimiz için baharla birlikte caminin onarımının yapılmasını müteahhit firma tarafından isteyeceğiz” dedi.

    Aktaş, her türlü hukuki tespitleri yaptırdıklarını ifade ederek, “Camideki heyelanın sebebi aşağıya eşilen kotun yandaki binalara göre bir kat kazanmak amacıyla aşağı indirilmesi ve moloz malzemenin alınması sonucu kayma oldu. 9 Ekim’de Erbaa depremi olmuştu. O tarihlerdeki fotoğraflarda camide kılcal çatlaklar var. Ama 15 ve 16 Ekim’de yapılan inşaat çalışması sırasında meydana gelen kayma ile camideki çatlaklar 10 santimetreye geldi. Camide büyük oranda hasar meydana geldi. İnşallah bahar ayı ile birlikte bu zarara sebep olan kişiler karşılayarak restorasyon yapılacak” diye konuştu.