Etiket: Tehlikesi

  • Fındıkta Külleme Tehlikesi

    Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Giresun İl Müdürlüğü fındıkta külleme hastalığına karşı üreticileri uyardı.

    Konuya ilişkin bir açıklama yapan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Giresun İl Müdürlüğü, 2015 yılında Fındıkta yaşanan Külleme Hastalığının fındık bahçelerinde yoğun şekilde zarara neden olduğu belirtildi.

    Külleme hastalığının nasıl meydana geldiği ve bulaşıcılığı konusunda üreticilere uyarılarda bulunulan açıklamada “Fındıkta Külleme Hastalığı’nın etmeni kışı hastalıklı bitki artıklarında geçirir. Erken dönemde yaprak ve yeni oluşan çotanakları enfekte eder, rüzgarla yayılır. Fındıkta Külleme Hastalığı ilkbaharda gelişme sezonunun erken döneminde yapraklar, genç sürgünler ve çotanaklar üzerinde belirtiler oluşturur. Bulaşık olan yapraklarda zamanla lekeler kahverengileşir, yapraklar matlaşmaya başlar ve ilerleyen dönemde de kuruma, kıvrılma ve vaktinden önce döküm meydana gelir. Genç sürgünlerde ve çotanaklar da zuruf yüzeyinde ilk önce un serpilmiş gibi bir görüntü, ilerleyen dönemde renkte matlaşma, kahverengileşme ve özellikle erken dönemde hastalığa yakalananlarda kurumalar görülür. Bu şekilde hastalık fındıkta hem verim hem de kalite kayıplarına neden olur” denildi.

    HASTALIKLA MÜCADELE NASIL OLACAK?

    Yapılan uyarıda hastalıkla mücadelenin nasıl olacağı da anlatılarak “Enfeksiyon kaynaklarının azaltılması için yere dökülen yapraklar ile hastalıklı bitki artıklarının toplanması, bulaşık dip sürgünlerinin kesilmesi ve imha edilmesi, iyi bir hava sirkülasyonu ve yeterli ışıklanma sağlamak için budama ve yabancı ot mücadelesinin yapılması hastalıkla mücadele için uygulanması gereken kültürel önlemlerdir. Birinci ilaçlama hastalığın bir yıl önce görüldüğü bahçelerde genç sürgünler 4-4,5 yaprak ve çotanak bağlama döneminde (Nisan sonu), diğer bahçelerde ise belirtiler görülür görülmez yapılır. Uygun koşullar devam eder ve hastalık tekrarlarsa kullanılan ilacın etki süresine göre ikinci ve diğer ilaçlamalar yapılır” bilgileri verildi.

    İLAÇLAMA YAPILDIKTAN 21 GÜN SONRA BAHÇEYE GİRİN

    Kimyasal ilaçlama konusunda da uyarılarda bulunulurken, ilaçlanan bahçelere 21 günden önce insan ve hayvanların girmemesi gerektiği vurgulandı. Açıklamada “İlaçlamalarda atomizör kullanılmalı ve ocak başına en az 1 litre ilaçlı su atılmalı, insan ve hayvan sağlığı bakımından ilaçlamadan 21 gün sonrasına kadar ilaçlama yapılan bahçelerde hayvan otlatılmamalı ve meyve yenmemelidir. Mücadelede Bakanlığımız tarafından ruhsatlandırılmayan ve tavsiye edilmeyen Bitki Koruma Ürünü kullanılmaması; yaprak gübreleri hariç herhangi bir kimyasal maddenin Bitki Koruma Ürünüyle kesinlikle karıştırılmaması gerekmektedir. Mücadelede birinci ilaçlamada Kükürt 800 gram (Sıvı Kükürt) etkili maddeli Bitki Koruma Ürünü kullanılırsa Fındık Kozalak Akarı zararlısı da etki altına alınmış olur” denildi.

  • Marmara Denizi’nde Midye Çiftliği Tehlikesi

    Marmara Denizi’ne kıyısı bulunan Bandırma, Kapıdağ, Erdek, Gemlik gibi ilçelerde son yıllarda artan midye çiftlikleri yargıya taşınıyor.

    Son yıllarda artan midye çiftlikleri çevrecileri hareketlendirdi. Türkiye’nin deniz sahili bölgelerinde kaçak midye yetiştiriciliğine yönelik denetimler sürerken midye çiftlikleri kurulması için Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlükleri’ne taleplerin ardı arkası kesilmiyor. Sadece Erdek Körfezi’ne şimdiye kadar 9 midye çiftliği talebi bölge halkını harekete geçirdi.

    Midyelerin denizlerdeki suyu süzerken civa, kurşun, kalay, bakır, arsenik ve kadmiyum gibi ağır metalleri de bünyelerinde biriktirdiklerine dikkat çeken GÜMÇED Genel Başkanı Adnan Önürmen, “Marmara Denizi’ne kıyısı bulunan Bandırma, Kapıdağ, Erdek, Gemlik gibi bölgelerde aşırı şekilde midye çiftliği kurma düşüncesi denizlerimizin ne kadar kirlendiğinin açık bir göstergesidir. GÜMÇED olarak bu çiftliklere izin vermeyeceğiz” şeklinde konuştu.

    Konuyla ilgili bölgede inceleme yaptıktan sonra Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü yetkililerinden bilgi alan Önürmen, şu açıklamalarda bulundu:

    “Yeryüzünde yaşam su ile başlamıştır ve öyle görünüyor ki yaşam yine su yüzünden sona erecektir. Sularımız ve denizlerimiz hızla kirlenmekte ve önlemekte zorlandığımız büyük felaket taşıyan çevre kirliliği ile karşı karşıya kalmaktayız. Deniz kirliliğinin en önemli sebebi deniz suyunda oksijen miktarının azalmasıdır. Midye üretimi denizlerdeki oksijen miktarının azalmasında baş faktördür. Midye zehirli bir besin özelliğine sahiptir. Kirlilik arttıkça midye denizlerde çoğalmaktadır. Midyeler suyu süzerken suda bulunan civa, kurşun, kalay, bakır, arsenik ve kadmiyum gibi ağır metalleri de bünyelerine alır ve biriktirir. Buna bağlı olarak organ hastalıkları başta olmak üzere, karaciğer kanseri, böbrek yetmezliği, beyin hasarları ve kan kanseri türlerine davetiye çıkarırlar.”

    Erdek, Kapıdağ ve Bandırma üçgeninde onlarca midye çiftliğinin kurulması yönünde girişimler yapıldığını ifade eden GÜMÇED Genel Başkanı Önürmen, “Bu sadece insan sağlığına değil, bölgedeki balıkçılığa hatta turizme ciddi etkisi bulunuyor. Çünkü midye çiftliği kurulacak koylar halka ve denizciliğe tamamen kapanıyor. Öte yandan midye çiftliği kurulurken mutlaka ÇED kapsamında değerlendirilmesi gerekiyor. Bu noktada Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nı göreve çağırıyoruz. Kirlilik üzerinden hazırlanan bu tür projelere kesinlikle karşı çıkılmalıdır. Bakanlığın kirliliğin önlenmesi konusunda daha hassas davranmalarını bekliyoruz. İnsan sağlığına bu denli olumsuz etkisi bulunan çiftliklere yönelik kapatma başta olmak üzere ciddi yaptırımlar getirilmelidir” diye konuştu.

    Bölge halkından gelen şikayetler üzerine bir heyet oluşturarak bölgede incelemelerde bulunduklarını belirten Önürmen, “Koylarımızı bekleyen tehlikeyi yakından şahit olduk. Midyelerin insan sağlığına olumsuz etkilerinin yanı sıra bölge halkına olumsuz etkilerine, turizm başta olmak üzere bölgenin geçim kaynaklarından birisi olan balıkçılığa kadar pek çok etkilerini içeren bir rapor hazırladık. Bu rapor doğrultusunda elde ettiğimiz tespitlerle birlikte yargıya başvuracağız” şeklinde konuştu.

  • (Özel Haber) Yıkılma Tehlikesi Olan Evde Yaşam Mücadelesi

    MUŞ (İHA) – Muş’ta 18 nüfuslu Saygı ailesi, yıkılma tehlikesi olan evde yaşam mücadelesi veriyor.

    Kale Mahallesi’nde zemini kayan ve yıkılma tehlikesi olan toprak damlı evde 18 nüfuslu Saygı ailesi yaşam mücadelesi veriyor. 7 kardeş, 5 gelin ve çocukları ile birlikte 18 kişilik Saygı ailesi, üç odalı evlerinin her gün yıkılacağı korkusu ile yaşıyor. Aile birey sayısının fazla ve maddi durumlarının yetersiz olması nedeniyle kiralık ev tutamadıklarını ifade eden Çetin Saygı, “Toplam 7 kardeş, eşleri ve çocuklarıyla birlikte 18 nüfus, üç odalı evde yaşıyoruz. Evimizin düzgün bir mutfağı bile yok, tuvaleti dışarıda, evimiz yanındaki beton bina olmasa çöker. En büyük korkumuz, en küçük bir deprem anında evin başımıza yıkılmasıdır” dedi.

    “4 YETİM ÇOCUĞUMUZ VAR”

    2015 yılında kardeşinin eşinin hayatını kaybettiği ve 4 kız çocuğunun yetim kaldığını kaydeden Saygı, “Geçtiğimiz yıl kardeşimin eşi rahmete gitti. Onun arkasından kalan en küçüğü 2, en büyüğü 7 yaşında 4 yetimimiz var. Hepimiz aynı evde yaşam mücadelesi veriyoruz. Çok zor durumdayız ve çocuklarımıza bile çok zor şartlar altında bakıyoruz” ifadelerini kullandı.

    “SADECE İŞ İSTİYORUZ”

    Tek isteklerinin bir işe girip ailelerine bakmak olduğunu vurgulayan Saygı, “İş-Kur’a müracaatta bulunduk, ancak bize herhangi bir iş çıkmadı. Hepimiz gündelik işlerde çalışarak geçimimizi kıt kanat geçirmeye çalışıyoruz. Sosyal yardımlaşmadan aldığımız yardımların iki tanesi kesildi. Neden kesildiğini de bilmiyoruz. Durumumuz yok, ben ve diğer kardeşlerimin ve babamın sigortalı sabit bir işi yok. Yaz aylarında gündelik işlerde, bağ ve bahçelerde çalışıyoruz. Kışın da çalışamıyoruz. İş-Kur’a yapmış olduğumuz başvurudan da bizlere bir şey çıkmadı. Bir işimizin olmasını ve yetim çocuklarımıza devletimizin sahip çıkmasını istiyoruz. Kardeşim çocuklarından ayrılmak istemiyor ve bu yüzden yetkililerin bu konuda yardımcı olmasını bekliyoruz” şeklinde konuştu.

  • Hasankeyf Yolunda Heyelan Tehlikesi

    Batman’ın tarihi ilçesi Hasankeyf’in yeni yolunda heyelan tehlikesinin olduğu ifade edildi.

    Jeoloji Yüksek Mühendisi Ümit Işık yeni Hasankeyf yolunda heyelan tespit ettiklerini söyledi. Ilısu Barajı nedeniyle yeni Hasankeyf’i Mardin’e bağlayan yolda heyelan tehlikesinin olduğunu belirten Jeoloji Yüksek Mühendisi Ümit Işık, bu tehlikenin Yeni Hasankeyf Köprüsü’ne 800 metre uzaklıkta olduğunu kaydetti. Sebebi tam olarak belli olmayan heyelanın tespit edilmesi ile ilgili konuşan Işık, “Burada bir heyelan tespit ettik. Bunun birçok sebebi vardır. Arazinin uydu fotoğraflarını incelediğimde heyelan öncesinde taraçalandırma yapıldığını tespit ettik. Bu taraçalandırma heyelanı önleyemediği şuan aşikardır. Heyelan olan Şev’in zeminin yamaç molozu tabir edilen killi, siltli, kumlu, çakıllı ve yer yer kireçtaşı blokları karışımından oluşan gevşek malzemeli bir yapıda olduğu gözlemlenmiştir. Başta Şev topuğunun alınması, yağışlarla birlikte yeraltı su seviyesinin artması yani zeminin suya doygun hale gelmesi ve bununla birlikte boşluk suyu basıncının artması; buna benzer birçok sebep heyelana neden olmaktadır. Buranın gevşek zemin malzemesine sahip olması heyelana kapı açmıştır” dedi.

    “50 METRE YÜKSEKLİKTEN YAMAÇ KOPMUŞ”

    Yaklaşık 8-9 dönümlük bir alanda oluşan ve kaba olarak 500 bin metreküpe yakın malzemenin heyelanla birlikte yola aktığına dikkat çeken Işık şöyle konuştu:

    “8-9 dönümlük bir arazi. Heyelanın açtığı yarıklar dikkat çekici ve ürkütücü. Yaklaşık 50 metre yüksekliğe sahip bir yamaçtan kopan malzeme yola saçılmış durumda. Açılmayan yol heyelanla kaplanmış. Bu durumun oluşmasında gördüğümüz kadarıyla yeterli teknik inceleme yapılmamıştır. Ortada bir eksiklik ya da gözden kaçmış bir durum söz konusudur. Detaylı etütlerin yapılmaması da en önemli etkenlerden bir tanesidir. Jeoteknik etüt olmazsa olmazdır. Özellikle bu tür devasa yapıların mühendislik çalışmalarında tam manasıyla yapılmayan jeoteknik etütler sonradan büyük sorunlar doğurabilir. Yeniden tüm yolun kaya-zemin şev stabilite analizinin yapılıp, eğer varsa bir sıkıntı uygun iyileştirme yöntemlerle yamaçların veya şevlerin duraklılığı sağlanmalıdır”.

  • Fenerbahçe’de Sözleşme Tehlikesi

    Spor Toto Süper Lig’de şampiyonluk yarışına odaklanan Fenerbahçe, bir yandan da sezon sonu sözleşmesi sona erecek futbolcularıyla yeniden masaya oturmanın planlarını yapıyor.

    UEFA Avrupa Ligi Son 16 Turu’nda Braga’ya elendikten sonra yoluna lig ve kupada devam eden sarı-lacivertlilerde 12 futbolcunun sözleşmeleri sezon sonunda sona erecek.

    TOPAL, CANER VE GÖKHAN GÖRÜŞME ODASINA

    Fenerbahçe’de sözleşmeleri bitecek oyuncular arasında Mehmet Topal, Caner Erkin ve Gökhan Gönül’ün olması yönetimi düşündürüyor. Milli futbolcuları bırakmak istemeyen sarı-lacivertli ekip, sezon bitmeden bu üç futbolcuyla yeniden anlaşmak istiyor.

    Takımın en önemli parçalarından biri olan Mehmet Topal’ın sözleşmesinin uzatılmasına kesin gözüyle bakılırken, Hasan Ali’nin iyi performansı sonrası Caner Erkin’in Inter’e gidebileceği konusu kulislerde konuşulmaya başlandı. Ancak bu üç futbolcu arasında Caner’in de sözleşmesinin uzatılması yüksek ihtimal arasında yer alıyor.

    Gökhan Gönül üç milli futbolcu arasında en çok konuşulan isimlerin başında geliyor. 31 yaşındaki yıldız oyuncunun sözleşmesi de sezon sonunda uzatılacak.

    Diğer yandan Portekizli oyuncular Bruno Alves ve Meireles ile birlikte Çek oyuncu Michael Kadlec’in sözleşmeleri de sezon sonunda sona erecek. Bu oyuncularla yola devam edilip edilmeyeceği yönetim ve Teknik Direktör Vitor Pereira’nın kararı sonucunda netlik kazanacak.

    KİRALIKLAR DÖNÜYOR

    Fenerbahçe’de sezon başında kiralık olarak kadroya dahil edilen Markovic, Abdoulaye Ba ve Fabiano da teknik ekibin olumlu rapor vermemesi durumunda takımlarına geri dönecek.

    Öte yandan fazla forma şansı bulamayan Mehmet Topuz, uzun süredir kadro dışı olan Serdar Kesimal ve genç oyuncular Uygar Mert Zeybek ve Hakan Çinemre’nin sözleşmeleri de sezon sonunda sona erecek.