Etiket: Tehlikesi

  • Bir hafta içinde boğulma tehlikesi geçiren 2 kişiyi kurtardı

    Zonguldak’ın Ereğli ilçesinde balıkçılık yapan Yalçın Durmuş bir hafta içerisinde denizde boğulma tehlikesi geçiren 2 kişiyi kurtardı.

    Geçtiğimiz pazartesi günü denize atlayarak intihara kalkışan İbrahim Ö.’yü soğuk suya aldırmadan polis memuru ile birlikte kurtaran Yalçın Durmuş (26) bugün de balıkçı barınaklarında teknesinden düşerek boğulma tehlikesi geçiren bir kişiyi daha kurtardı. Edinilen bilgiye göre, teknesinde bakım yapmaya çalışan ve yüzme bilmediği öğrenilen Ahmet Keskin dengesini kaybedip denize düştü. Çırpınmaya başlayan ve yardım isteyen Keskin’i gören Yalçın Durmuş, hiç düşünmeden denize atlayıp boğulma tehlikesi geçiren Ahmet Keskin’i kurtararak tekneye çıkarttı. Sağlık durumu iyi olan Keskin’i kıyıya çıkartan Yalçın Durmuş’a vatandaşlar üşümemesi için elbise verdi.

    O anları anlatan Yalçın Durmuş, yardıma gitmese belki de o insanların yaşamlarını kaybedebileceklerini ifade etti. Durmuş, “Bir ses geldi. Ben millet şaka yapıyor zannettim. Orada bir abi varmış. Sandala atlayayım derken dengesini kaybedip sandalla birlikte batmış. Ben hala millet şaka yapıyor zannediyorum. Arkamı dönünce adamın boğulduğunu fark ettim. ‘İnsan canıdır’ diyerek kendi canımızı hiçe saydık. Gittik kurtardık. Verilmiş sadakası varmış, yoksa ölüyordu. Diğer olayda da şans eseri denk geldi. İkidir bize denk geliyor. Ben anlamadım. Büyük bir şans gibi bir şey. O anda denizin soğuk olduğu aklıma gelmiyor. Biz 12 ayda da denize girdiğimiz için bize soğuk vız geliyor. Yeri geliyor karlı havada denize giriyoruz. Biz o nedenle soğuğu umursamıyoruz. Biz gösteriş yapmadan insan canını kurtarmaya gidiyoruz” dedi.

    Durmuş, bundan sonra da yaşanabilecek olası boğulma olaylarına hiç düşünmeden müdahale etmeye devam edeceğini dile getirdi.

  • Donma tehlikesi geçiren sokak hayvanlarına otel sıcaklığı

    Kocaeli’de 2014 yılında 170 dönüm arazi içinde kurulan Sokak Hayvanları Geçici Bakımevi ve Rehabilitasyon Merkezi, soğuk kış günlerinde donma tehlikesi geçiren hayvanlara sıcak yuva oluyor.

    Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin Kandıra yolundaki 7 yıldızlı Sokak Hayvanları Geçici Bakımevi ve Rehabilitasyon Merkezi, sokak hayvanlarının sıcak ortamda tedavi ve rehabilite edilmesini sağlıyor. Çalışmalarıyla Türkiye’de birçok belediyenin gelip inceleme yaptığı merkezde kuvözden alttan ısıtmalı barınaklarına, küvetten son teknolojik röntgen ve ultrason cihazları ile sokak hayvanlarının tüm ihtiyaçları karşılanıyor. Son olarak merkeze kurulan ani ısıtıcılı odalarıyla da kış günlerinde donma tehlikesi geçiren sokak hayvanlarının yeniden hayata tutunmaları sağlanıyor.

    Antibakteriyal kafesler alttan ısıtılıyor

    Sokak hayvanlarının sağlığı için her türlü imkanın sağlandığı merkezde kafeslerin hijyeni ön planda tutuluyor. Bakteri üretmeyen antibakteriyel fayanslarla kaplı kafesler, hayvanların hastalık kapmalarını önlüyor. Alttan ısıtmalı tasarlanmış kafesler, hayvanların soğuk havalarda üşümemesini de sağlıyor. Kafesler ayrıca her gün düzenli olarak dezenfekte edilerek gerekli hijyen sağlanmış oluyor.

    Yavru hayvanlara özel kuvöz

    Sokak Hayvanları Geçici Bakımevi ve Rehabilitasyon Merkezi’ndeki ilgi çeken bir hizmet ise hayvan yavruları için kullanan kuvöz cihazı. Yavru köpek ve kedilerin ameliyat sonrası gibi zayıf kaldığı dönemlerde kullanılabilen kuvöz, hayvanların daha sağlıklı olmasını sağlayarak olumsuzlukların önüne geçiyor. Özel kliniklerde bile çok az bulunan kuvöze alınan yavru hayvan optimum ısı, nem ve havayı alarak sağlıklarına daha erken kavuşturuyor. Ameliyatlarda kullanılan alet ve teçhizat ise özel sterilizasyon cihazında sterilize ediliyor.

    Ultrason ve röntgen ile tespit yapılıyor

    Merkezde dermatolojik yönden sıkıntı yaşayan sokak hayvanlarına özel küvet ile hizmet veriliyor. Uyuz gibi hastalıklara karşı özel şampuanlarla bu küvette yıkanan hayvanlar, iğneleri yapıldıktan sonra tekrar normal odaya alınıyor. 1 dakikadan az bir sürede sonucun alındığı röntgen cihazı, gebelik ve iç organlarındaki hastalık tespiti için kullanılan ultrason cihazı ise son teknolojik aletlerden seçilmiş. Kan testi cihazı ise sokak hayvanlarının tedavisi başlamadan önce kan sayımı yapılmasını sağlıyor.

    Kanser hastası hayvanlar tedavi ediliyor

    Her gün 24 saat boyunca kamera ile izlenen merkezde, trafik kazası, silahlı ateş yaralanması ve mevcut bir hastalığından dolayı tedavi olan hayvanların yaşadığı bölümde özel işlemler uygulanıyor. Her hayvanın cinsi, geliş sebebi, hastalığı, tedavileri gibi bilgilerin yer aldığı hasta kartlarının olduğu bu bölümde kanserli hayvanlar dahi yer alıyor. Hayvanlar, gerekli tedaviler ile sağlıklarına kavuşturuluyor.

    Son bir yılda 5 bin köpek tedavi edildi

    Merkezdeki çalışmalar hakkında bilgi veren Kocaeli Büyükşehir Veteriner Şube Müdürü Muhammet Feyzi Karabıyık, “Buranın genel hatlarıyla çalışma esasları 5198 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’na göre belirlenmiştir. Buraya gelen köpeklerimizi kısırlaştırıyoruz. Tedaviye muhtaç olan hayvanlarımızı tedavi ediyoruz. Küpe ve aşılama yaparak iyileşme dönemleri sonunda alındıkları ortama bırakıyoruz. Biz burada 2016 yılı içerisinde 5 bin köpeği kısırlaştırdık. Yine 5 binin üzerinde köpeği tedavi ederek bin 10 köpeği sahiplendirdik” dedi.

    7 bin ziyaretçiden bin kişi hayvan sahiplendi

    Tesisi ziyarete gelenlerin sayılarında her geçen gün artış olduğunu belirten Karabıyık, “Aynı zamanda 7 bin ziyaretçi kabul ettik. Bunların bin 10 tanesi bizden hayvan sahiplendi. Daha çok hayvan satın almaktansa buradaki hayvanların bir şekilde sahiplendirilip bir yuvaya kavuşması için çalışma yapıyoruz. Bunun yanında 26 eğitim kurumundan gelen çocukları burada misafir ettik. Bu çocuklara, hayvanlarla doğru iletişim üzerine bilgiler verdik. Aynı zamanda ilimizdeki ulaşılması zor noktalardaki hayvanların beslenmesiyle ilgili hem ilçe belediyelerimize mama desteği olarak hem de buradaki ekiplerimiz mama götürerek çalışma yapıyoruz. Aynı çalışmaları kuşlarla ilgili de yapıyoruz” diye konuştu.

    Hayvan hakları temsilcileri tesisten memnun

    Kocaeli Büyükşehir Veteriner Şube Müdürü Muhammet Feyzi Karabıyık son olarak tesisi gezen ziyaretçilerin ve hayvan hakları dernekleri temsilcilerinin çok memnun kaldıklarını ifade etti. Karabıyık, böyle bir tesisin ile ve ülkeye kazandırılmasından dolayı ziyaretçilerin vasıtası ile Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu’na teşekkür etti.

  • Alaplı Çayı’nda sel tehlikesi

    Zonguldak’ın Alaplı ilçesindeki Alaplı Çayı’nın Karadeniz’e dökülen ağzının molozlarla dolması sel tehlikesini de beraberinde getirdi.

    Karadeniz’de etkili olan fırtına nedeniyle oluşan dalgaların sürüklediği molozlar Alaplı Çayı’nın denize çıkışı noktasının kapanmasına neden oldu. Su seviyesinin yükseldiği derede sel tehlikesinden endişe edilirken, Alaplı Belediye Başkanı Nuri Tekin derenin ağzının açılması gerektiğini söyledi. Alaplı ilçesindeki balıkçılar ise Alaplı Kaymakamı Sami Eskioğlu’ndan derenin ağzının açılması için yardım istedi.

    Belediye Başkanı Nuri Tekin, Alaplı Çayı’nın ağzının açılmaması durumunda olası bir sağanak yağışta taşma riski oluşturduğunu belirterek, “Alaplı Çayı, Gümeli beldesinden başlayarak ilçe merkezinden Karadeniz’e akmaktadır. Şu anda çay çıkışında mendirek olmadığı için çayın Karadeniz’e akmasında sıkıntı olmaktadır. Karadeniz’in dalgaları da çay ağzına taş ve kum doldurmak suretiyle tamamen kapanmasına yol açtı. Belediye olarak iş makineleri ile birlikte çayın ağzını sürekli açık tutmaya çalışıyorduk. Çayın ağzı tamamen kapandığı için su seviyesi yaklaşık 20 santimetre yükseldi. Çaydaki su seviyesinin yükselmesi nedeniyle şehir içerisinde bodrum katlar çay seviyesinin altında kaldığı için su basma tehlikesiyle karşı karşıya. Çayın Karadeniz’e akması için bir an önce moloz taşlarından temizlenmesi gerekmektedir. Aksi taktirde sel tehlikesi olabilir. Biz mendirek yapılması için bir çok kez müracaatta bulunduk. Bölge milletvekillerimizden mendirek istiyoruz” diye konuştu.

    İlçede balıkçılık yapan Erkan Keskin ise, Alaplı Çayı’nın Karadeniz’e çıkış bölgesi tamamen tıkandığı için sandallarıyla Karadeniz’e çıkamadıklarını belirterek, dere ağzının temizlenerek açılmasını istedi.

  • Van Kedilerinin kırmızı alarm düzeyinde nesli tehlikesi yok

    Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Van Kedisi Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Abdullah Kaya, 2016 yılı içerisinde kedi evinde yaklaşık 120 yavru elde ettiklerini belirterek, “Van Kedilerinin kırmızı alarm düzeyinde bir nesli tehlike durumu yok” dedi.

    Konuyla ilgili İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Abdullah Kaya, 2016 yılının Van Kedisi Araştırma Merkezi için verimli bir sene olduğunu belirterek, “Biz geçen sene doğumların senkronize edileceğini anlatmıştık. Her ay kedi evinde kedi yavrusunun bulunacağını söylemiştik. Bu sayede daha fazla yavru elde edebileceğimizi ifade etmiştik. Nitekim 2016 yılı öyle oldu. Hem burası bir anda doğan yavrulardan sıkışmamış oldu hem de anne kedilerimiz yirmişer tane olmak üzere düzenli bir şekilde doğum yaparak yavrularını büyüttüler” dedi.

    “2016’da 120 yavru elde ettik”

    2016 yılının hem nesli tehlikede olan tek gözlülük oranı hem de yavru açısından verimli geçtiğini belirten Prof. Dr. Kaya, “Biz kaliteli ve düzgün yavru alabileceğimiz annelerden çiftleştirme yaptık. Burada 120’ye yakın yavru elde ettik. Bizler bunların hepsini merkezimiz bünyesinde tutmak istemiyoruz. Bu bizim kapasitemizi de aşar. Amacımız, Van Kedi Evinde sadece kedi bulunması değil; burada kedilerin en kalitelileri, en safları ve en gençlerinin bulunmasıdır. Bunun yanında ’tekgöz’ anlamında da oranımız yüksek olsun ama aynı zamanda Türkiye’nin her yerinde de Van Kedisi bulunsun istiyoruz. Türkiye’de Van Kedileri varsa, biz bunun neslinin tehlikede olmadığına kanaat getirebiliriz. Sadece bizde olması bunun için yeterli kıstas değildir” şeklinde konuştu.

    “Tekgözlülük oranı yüzde 16 civarında”

    Van Kedilerinde yüzde 16 civarında tek gözlülük oranı olduğunu ve nesli tehlikede olan kısmının da tekgöz kediler olduğunun altını çizen Kaya şöyle devam etti:

    “Bu kısımla alakalı hangi kriterler yerine gelirse biz bunların neslinin tehlikede olmadığını söyleyebiliriz. Ne zaman Van sokaklarında tekgöz beyaz Van kedilerine rastlayabilirsek, her evde bir Van kedisi bulunabilirse, Van’da kedilerimizin sayısında artış meydana gelirse ve Türkiye’de de belli bir seviyeye gelirse, biz o zaman nesli tehlike yok diyebileceğiz. Yapılan çalışmalarla ciddi bir şekilde ilerleme kaydediyoruz. Kırmızı alarm düzeyinde bir nesli tehlike durumu yok. Ama nesli tehlike devam ediyor. Uygulanan sıkılaştırma ve saflaştırma politikalarıyla, dışarıya gidişin azaltılmasıyla ve bu konuda vatandaşlarımızın da bilinçlendirilmesiyle biz bu işin üstesinden gelebiliriz” ifadelerini kullandı.

    “Öğrenciler, sınav stresini kedileri severek atmaya çalışıyor”

    İlahiyat Fakültesi öğrencisi Siraç Yaman hayatında ilk defa Van Kedisi gördüğünü belirterek, “Kedileri ziyarete geldik. İlk defa görüyorum. Çok tatlılar. Daha önce sadece fotoğraflarda görmüştüm, canlısını hiç görmemiştim” dedi.

    Sınavdan yeni çıktıklarını ve sınav stresini atmak için kedileri ziyaret etmeye geldiklerini belirten Edebiyat Fakültesi öğrencisi Serhat Sarı da, “Yeni sınavdan çıktık kedileri ziyarete geldik. Biraz motivasyon sağlamak açısından iyi geldi. Evimizde Van Kedisi besliyoruz. Diğer kedilere oranla çok daha temiz kedilerdir” şeklinde konuştu.

    Öte yandan 1992 yılında Van Kedilerinin nesli tehlikelerinin ortaya çıkmasıyla birlikte Yüzüncü Yıl Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi bünyesinde kurulan Van Kedileri Araştırma Merkezi daha sonraki yıllarda mevcut binasına kavuşarak çalışmalarını genişletti. Şu an bünyesinde 350 kedi bulunduran merkez, düzenli olarak dışarıya da kedi vermektedir.

  • Gülüç deresinde sel tehlikesi

    Zonguldak’ın Ereğli ilçesinde Gülüç Deresi’nin ağzının kapatılması nedeniyle sular 2 metre yükseldi. Sel tehlikesi yaşayan balıkçılar demir çelik fabrikasının dolgu ile derenin ağzını kapattığını ve derede suların biriktiğini belirterek, sel korkusu yaşadıklarını söyledi.

    Gülüç beldesinde ki Gülüç Deresi’nde sabah saatlerinden itibaren sular yaklaşık 2 metre kadar yükseldi. Gülüç’ten Erdemir ana sevkiyat kapısına geçişi sağlayan köprünün altında su seviyesi yükselerek, köprüye yaklaşık 1 metre kaldı. İddiaya göre Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları T.A.Ş. Gülüç Deresi’nin ağzına dolgu malzemesi dökerek kapanmasına yol açtı. Yapılan uyarılar üzerine fabrika yönetimi derenin ağzını açmak için bir iş makinesi görevlendirdi.

    Gülüç Deresi’nde balıkçı tekneleri bulunan Nazım Türkoğlu ile Ömer Günel ise büyük bir tehlike altında olduklarını söyledi. Gazetecilere açıklama yapan Türkoğlu “İki tane sandalımız derede battı. Gördüğünüz gibi dereden çıkış yok. Hep mağduruz. Kayıklarımız içeride kaldı ve barakalarımız yıkıldı. Bu hep Erdemir’in işi. Arkadaşımız dereden çıkıp kayığını kurtarmak istedi ama dışarı çıkamadı, geri geliyor. Burada aşırı bir yağış olsa her taraf mahvolur. Belediye başkanımız ilgileniyor ama onunda elinden bir şey gelmiyor. Belediye başkanımız bunlara 10 defa söyledi, burayı açın diye ama başkanımızı da dinlemiyorlar. Eskiden açıktı burası, şimdi devamlı kapanıyor. Derenin suları hep geri geliyor” dedi. Balıkçılık yapan Ömer Günal’da Erdemir’in dere ağzına döktüğü pisliklerle derenin ağzının kapandığını ifade etti. Günal gazetecilere yaptığı açıklamada “Erdemir dolgu yaptıkça, dalgalar malzemeyi derenin ağzına atıyor ve ağzı kapatıyor. Buraya bir menderek çıksa sorun kalmayacak” diye konuştu.

    Gülüç Beldesi sakinleri Gülüç Deresi’nde suların yükselip taşması durumunda beldede 100’lerce evi su basmasından endişe ederken, yetkililerin önlem alması isteniyor.