Etiket: tehlikelere

  • Uzmanlar sosyal medyanın gençler üzerinde oluşturduğu tehlikelere karşı uyardı

    Gelişen teknolojinin gençler üzerine oluşturduğu tehlikeler konusunda uyarıda bulunan Uzman Klinik Psikolog Ece Çalışkan Subaşı, “Sosyal medyada gördükleri ışıltılı hayatlar gençlerin ruh sağlığını etkiliyor” dedi.

    10 Ekim Ruh Sağlığı Günü kapsamında bu yılın ruh sağlığı teması “Değişen Dünyada Gençler ve Ruh Sağlığı” olarak belirlendi. VM Medical Park Kocaeli Hastanesinden Uzman Klinik Psikolog Ece Çalışkan Subaşı, Ruh Sağlığı Günü kapsamında yaptığı açıklamada “Değişen Dünyada Gençler ve Ruh Sağlığı” teması hakkında önemli bilgiler aktardı. Gençlik döneminin sağlıklı bir biçimde tamamlanabilmesinin önemini kavramanın oldukça hayati olduğunu belirten Çalışkan, sosyal medya ve teknolojinin gençler üzerinde oluşturduğu tehlikeler hakkında önemli bilgiler verdi. Gençlerin hayatında oldukça büyük yer kaplayan teknolojinin hızlı gelişiminin pek çok değişimi de beraberinde getirdiğini kaydeden Subaşı, “Bu değişen ortamda gençlerin doğru yönlendirilmemesi, teknolojinin olumsuz etkilerine maruz kalmalarına dolayısıyla da ruh sağlıklarının buna oranla olumsuz etkilenmesine sebep olabilir” dedi.

    “Birey, sosyal medya aracılığıyla gördüğü hayatların etkisinde kalıyor”

    Gençlerin ruh sağlığını olumsuz etkileyen faktörlerin başını internet ortamında kurulan sanal ilişkilerin çektiğini söyleyen Uzman Klinik Psikolog Ece Çalışkan Subaşı, “Bu durum gençlerin sosyal ortamlarda gerçek ilişkiler kurma becerilerini ve kendilerini doğru ifade etme yeteneklerini azaltıyor. Yine, sosyal medyanın günümüzde bu denli popüler hale gelmesi ile insanların hayatlarına, doğru/yanlış bilgiye, habere, insanların olaylar hakkındaki düşünce ve yorumlarına ulaşmak çok kolay hale geldi. Zaten içinde bulunduğu dönem itibariyle kimlik arayışı içerisinde olan birey, sosyal medya aracılığıyla gördüğü, izlediği hayatların etkisinde kalarak, kendine özgü olan kişiliğini geliştirmekte zorlanabilir. Diğer yandan, başkalarının kimi zaman gerçek dahi olmayan, sadece sosyal medyada artı bir çaba ile güzel gösterilmiş kusursuz ve muhteşem hayatlarını takip ederek, kendi hayatındaki olumsuzlukları gözünde büyütebilir. Bu durum kaygı ve depresyon gibi ruhsal hastalıkları tetikleyebilir” diye konuştu.

    “Sağlıksız bir durumu kabullenmek, uzman yardımı almayı düşünmenin önündeki en büyük engeldir”

    Teknolojinin hızlı gelişiminin gençler ile ebeveynlerinin, yaşam ve anlayış tarzı arasındaki mesafeyi de arttırdığını söyleyen Subaşı, “Ebeveynin bu durumun farkında olması ve onları anlamak için ayrıca çaba göstermesi gerekir. Ebeveynlerin dikkat etmesi gereken en önemli konulardan biri de çocuğun veya gencin etiketlenmesi sorunudur. ‘Bizim çocuk hiçbir şeyden mutlu olmuyor’, ‘Yalnız kalmayı seviyor’, ‘Bizim çocuk sosyal değil’ gibi etiketlemeler, çocuğa bu sağlıksız durumun sanki onun karakteriymiş gibi yansıtmak ve bu şekilde bu durumu kabullenmek izlenebilecek en yanlış yollardan biridir. Sağlıksız bir durumu kabullenmek, bu durumu çözmek için uzman yardımı almayı düşünmenin önündeki en büyük engeldir. Belki de ilk fark edildiğinde çok daha kolay bir çözümü olan problemin kabullenme ve etiketleme ile pekiştirilmesi ileride ruhsal problemlere yol açabilir. Bir kanser hastalığında erken teşhis ne kadar önemliyse, ruhsal hastalıklarda da o kadar önemli ve hayatidir” şeklinde konuştu.

    “En doğru şey yeni insanlarla gerçek ilişkiler kurabilecekleri ortamlar oluşturmaktır”

    Sosyal medyanın konusu hakkında ebeveynlere de önemli bilgiler aktaran Subaşı, “Asla unutmayın ki, çocuğunuza ne kadar onun ne olduğunu söylerseniz, çocuğunuz nihayetinde o söylediğiniz şey haline gelecektir. Bu sebeple ebeveyn, kelimelerin gücünün farkında olmalıdır. Söylenen tek bir kelime, sıfat ve etiketleme dahi benlik yapılanmasına etki etmektedir. Olumsuz etiketlemeler, bireyin benlik saygısında düşüklüğe yol açmaktadır. Bu durum ebeveyn kadar, gençlerle çalışan eğitimciler için de geçerlidir. Erken dönemde öğretmenleri tarafından gerek söylem gerek davranış yolu ile başarısız, yeteneksiz olarak etiketlenmiş olan bireyler, bu etiketi hayatları boyunca taşır. Bu olumsuz etiketi taşıyan bireyin ruh sağlığı ise çok daha hassas ve olumsuzluklara açık hale gelir. Bireyin, günümüz çağında gençlik dönemini en sağlıklı şekilde geçirebilmesi adına yapılabilecek en doğru şey, yetenekleri doğrultusunda sanata veya spora yönlendirmek, onlara kendilerini ve yeteneklerini keşfedebilecekleri, yeni insanlarla gerçek ilişkiler kurabilecekleri ortamlar oluşturmaktır. Okuldan, derslerden sonra eve gidip bilgisayar başına oturan gençlerden çok, sanata, spora ilgi duyan, sosyal ilişkilerini, yeteneklerini ve karakterlerini bu ortamlarda geliştiren gençler yetiştirilmesi oldukça önemlidir. Yapılan araştırmalar, gençlerin spor ve sanatla ilgilenmesinin kendilik algısını olumlu yönde etkilediğini göstermiştir” ifadelerini kullandı.

    “Sanal ortamlarda gördüğünüz, takip ettiğiniz hayatların etkisinden kurtulmalısınız”

    Gençlerin sosyal ortamlara yönelmesinin sosyal medya nedeni ile yaşanan olumsuzlukların azalmasına katkıda bulunacağını ifade eden Subaşı, “Yine gençler, kendilerini ruhsal yönden zayıf hissettikleri dönemlerde gerekli psikolojik desteği nereden bulacaklarını bilemiyor. Bu dönemlerde gençlerin kötü alışkanlıklara ve sağlıksız arkadaş ilişkileri kurmaya eğilimli hale gelebiliyor. Ebeveyn, eğitimci yönlendirmesi haricinde, gençlerin de kendi ruh sağlıklarını korumaları ve gözetmeleri çok önemlidir. Peki, ruh sağlığınızı güçlendirmek için nelere dikkat etmelisiniz, birkaç madde ile bunlardan bahsedelim. Öncelikle sanal ortamlarda gördüğünüz takip ettiğiniz hayatların etkisinden kurtulmalı, kendinize özgü tek ve eşi benzeri bulunmayan kişiliğinizi keşfetmelisiniz. Sosyal ağlarınızı arttırın, sosyal ortamlarda gerçek ilişkiler kurun. Sağlıklı beslenme ve egzersizi hayatınızın olmazsa olmazı haline getirin. Hayatta sizden ne kadar çok şey beklenirse beklensin, kendi sağlığınızın, kendinizin bunların hepsinin önünde, hepsinden önemli olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Gerçekçi hedefler belirleyin ve bu hedefleri sırayla gerçekleştirmek için harekete geçin. Hedeflerinizi kolaydan zora doğru planlayın. Her basamağı tek tek sonuçlandırdığınız zaman motivasyonunuzun arttığını gözlemleyeceksiniz. Duygularınızı ifade etmekten kaçınmayın. Öfke, üzüntü, korku, sevinç gibi duygularınızı uygun bir dille kelimelere yansıtmalı ve dışarı vurmalısınız” dedi.

    “Ebeveynin, gencin ruhsal durumunu iyi gözlemlemesi ve uzmana yönlendirmesi çok önemlidir”

    Ruhsal hastalıkların toplumun bütününü ilgilendiren bir sorun olduğunu belirten Subaşı, “Gençlerin ruh sağlığı, huzur ve mutluluğu, toplumun geleceğini doğrudan etkileyecektir. Özellikle konu ruhsal hastalık olduğunda toplumun ciddi genelleme ve etiketlemeleriyle karşılaşan kişi, tedaviden kaçınabilir. Bu sebeple ebeveynin, gencin ruhsal durumunu iyi gözlemlemesi ve gerektiğinde uzmana yönlendirmesi çok önemlidir. Yine unutulmamalıdır ki, ebeveynin kendi ruhsal sağlığı da çocuğunu, aile yaşantısını etkiler. Her nasıl ki bedensel hastalıkların önlenmesi bağışıklığın güçlendirilmesine bağlıysa, ruhsal hastalıklar için de bu durum geçerlidir. Ruhsal hastalıklarda da erken teşhis oldukça önemlidir. Sağlığın bir bütün olduğunu, ruh sağlığının da bu bütünün bir yarısı olduğunu hiçbir zaman unutmayın” ifadelerini kullandı.

  • Doğum sonrası tehlikelere karşı acil müdahale değerlendirildi

    Kırklareli’nde doğum sonrası anne ve bebeklerde yaşanan hayati tehlikelere karşı acil müdahale çalışmalarının değerlendirildiği toplantılar düzenlendi.

    Doğumdan sonra yaşanan anne ve bebek ölümlerinin en aza indirilmesi amacıyla yürütülen ‘Acil Obstetrik Bakım Programı’ Kırklareli’nde faaliyet gösteren sağlık kuruluşları ve kurum temsilcilerinin katıldığı toplantılar ile değerlendirildi. Kırklareli İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. Ayçin Uğur başkanlığında yapılan toplantılarda konu hakkında ‘Sektörlerin Aktivite Planı’ ve ‘İl Eylem Planı’ hazırlandı.

    Sektörlerarası İşbirliği Toplantısına, Kamu Hastaneler Birliği Başkanı Uzm. Dr. Göksel Vatansever, Sağlık Hizmetleri Başkanı Dr. Şenay Mandacı, Halk Sağlığı Hizmetleri Başkan Yardımcısı Dr. Murat Kılıç, İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Veli Şen, İl Müftülüğü Şube Müdürü Seyit Ali Aydil, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü Kadın Hizmetleri Müdürü Birsen Gömlekli katıldı.

    İl Eylem Planının hazırlandığı, ‘Çekirdek Ekip Stratejik Planlama Grup Toplantısına’ ise ilde hizmet veren sağlık kuruluşlarının temsilcileri katıldı.

  • “Küresel boyuta ulaşan tehlikelere bütüncül, yapay zeka sistemlerle önlem alınabilir”

    Tamamı Türk mühendisler tarafından geliştirilen güvenli şehir teknolojileri ile 10 ülkede 22 şehirde ihlal ve suç oranlarının takibine ve azaltılmasına destek olan Ekin Teknoloji, Avrupa Polis Kongresi’ne katıldı. Almanya’nın başkenti Berlin’de bu yıl 21’incisi gerçekleştirilen, Avrupa Birliğinin en geniş katılımlı iç güvenlik odaklı buluşmalarından Avrupa Polis Kongresi’ne Türkiye’den tek konuşmacı olarak katılan Ekin Teknoloji Yönetim Kurulu Başkanı Akif Ekin, güvenli şehirler için mobilite ve bağlanılabilirliğin önemini, bu alanda alınabilecek aksiyonları katılımcılarla paylaştı.

    Ekin Teknoloji, bu yıl 6-7 Şubat tarihlerinde Almanya’nın başkenti Berlin’de 21’incisi gerçekleştirilen Avrupa Polis Kongresinde yapay zeka ile geliştirilen güvenli şehir teknolojilerinin günümüzdeki ve gelecekteki önemini paylaştı. Federal güvenlik mimarisi, siber suçlar, yeni tehditler ve yeni gereksinimlerin değerlendirildiği organizasyon bin 500’e yakın gizli servis elemanı, polis, sınır polisi, devlet ve hükümet yetkilisi, parlamenter ve endüstriyel katılımcıyı ağırladı. Interpol Genel Sekreteri Prof. Dr. Jürgen Stock, EUROPOL Avrupa Sibersuç Merkezi Başkanı Steven Wilson, Alman Anayasayı Koruma Teşkilatı Başkanı Dr. Hans-Georg Maaen, Alman Federal Polisi, Alman Federal Kriminal Polisi, Avrupa polis teşkilatları, güvenlik otoriteleri ve önde gelen teknoloji aktörlerini ağırlayan organizasyonda Ekin Teknoloji’nin Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Akif Ekin güvenli şehirler için mobilite ve bağlanılabilirliğin önemini katılımcılarla paylaşarak, tamamı Türk mühendislerin eseri olan yapay zeka ile geliştirilen güvenli şehir çözümlerini anlattı.

    Konuşmasında bağımsız çalışan güvenlik çözümlerinin güncelliğini yitirdiğini, tam şehir güvenliği sağlamak için bütüncül çalışan, birbiri ile iletişim kurabilen sistemlerin gerekli olduğunu ve günümüzde polis kuvvetlerinin tam gözetim için güçlü bir dijital ağa ihtiyaç duymaya başladığını belirten Akif Ekin; “Bugün karşılaştığımız tehlikelerin hemen hepsi ulusal değil, küresel. Kamusal alanların korunmasında şehir kalelerini dijital olarak örmek için polis, federal ve devlet aktörlerinin bir araya gelerek akıllı ve güçlü bir gözetim ağı oluşturmasına, mobil teknolojiler de kullanarak şehir güvenliğinin bütüncül bir halde yönetilmesine ihtiyaç var. Bunu hayata geçirebilmek için de birbirinden bağımsız hareket eden değil, tek bir noktadan yönetilebilen, birbiri ile iletişim kurabilen ve yapay zekayı temel alan sistemlere ihtiyaç var” dedi.

    Konuşmasında trafik yönetim sistemlerinde doğruluk oranlarının öneminden de bahseden Ekin, yüksek doğruluk oranına sahip çözümleri gerçek vakalar üzerinden örneklerle katılımcılarla paylaştı.

    “Gerçek zamanlı yüz takibi”

    Ekin Teknoloji’nin Güvenli Şehir Teknolojileri Yönetim Sistemi ile şehir güvenliği için çalışan tüm sistemlerin tek merkezden yönetilebildiğini belirten Ekin konuşmasını şöyle sürdürdü; “Sistem, şehirdeki tüm gözetim araçları ile iletişim kurarak her türlü olay için uyarı verip, aksiyon alınmasını sağlıyor. Bununla birlikte, birbirinden bağımsız çalışan güvenlik sistemlerinden aldığı verileri işleyerek bu çözümlerin tek bir merkezden yönetiyor. Geliştirdiğimiz bu teknoloji sınır kapılarından AVM’lere, stadyumdan şehir merkezine kadar toplumsal hayatımızın geçtiği her yerin çok daha güvenli olabilmesi için çalışıyor. Güvenli Şehir Gözetim Sistemi sayesinde sadece kural ihlalleri değil, yüz ve hız tespiti yapılabiliyor; polis arabalarını, bisikletleri dahi şehir güvenliği için akıllı hale getirebiliyoruz. Geliştirdiğimiz yüz tanıma teknolojisi yeni bir dönemin kapılarını araladı. Mevcut sistemlerde sadece şüpheli ve kayıtlı kişiler için yüz tanıma yapılabilirken, Ekin Face ile her yüz kayıt altına alınıyor. Görüş alanındaki tüm yüzleri gerçek zamanlı tespit edip, veri bankasıyla eşleştiren yüzlerin benzerlik oranlarının dökümünü çıkaran Ekin Face, canlı görüntü üzerinden, görüntü arşivinden, veri bankasından ya da kullanıcı tarafından yüklenen görüntüler üzerinden gerçek zamanlı sorgulama yapabiliyor. Gelişmiş bir yüz analiz özelliğine sahip olan sistem cinsiyet, yaş ya da grup halinde bulunma gibi farklı kriterlere göre tarama yaparak, veri tabanında kayıtlı yüzü olmasa dahi, aranan şahısla ilgili en yakın sonucu elde ediyor”.

    Türk mühendislerin eseri olan Ekin Patrol’ün yeni nesil versiyonu Ekin Patrol G2 hakkında da bilgi paylaşan Akif Ekin; “Güvenli şehir teknolojilerinde mobil devriye dönemini başlatarak fark oluşturan sistem, kamusal alanların daha güvenli ve yaşanabilir olması için çalışıyor. Devriye gezdiği süre boyunca görüş alanını kesintisiz kayıt altında tutan Ekin Patrol G2, suç ve suçlularla mücadelede emniyet görevlilerinin en büyük destekçisi. Şehirlerin güvenliğini artırmak amacıyla polis, jandarma, itfaiye gibi araçlar için tepe lambası konseptinde tasarlanan Ekin Patrol G2, yüksek teknolojili mobil bir gözetleme sistemi. Yeni versiyonu ile birlikte tasarımı ve teknolojisi tamamen değişen Ekin Patrol G2’nin en önemli özelliği; 360 derece gözetim imkânı sunarak, sabit sistemlerin olmadığı noktaların kontrolünü sağlaması. Dört tarafına yerleştirilen kameralar ile hareket halindeyken yüz, plaka tanıma, hız ve park ihlal tespiti yapabilen Ekin Patrol G2 kesintisiz görüş olanağı sağlıyor ve sabit sistemlerin bulunmadığı alanlarda, fark edilmesi zor eylemleri dahi kaydedebiliyor. Ekin Patrol G2, istenildiğinde sadece öndeki ya da yandaki değil, arkadan gelen araçların da hız ve plakalarını algılama özelliğine sahip. 5 şeride kadar plaka tanıma ve hız ihlal tespiti yapabilen mobil devriye, birbirine çok yakın araçlar için park ihlal taraması gerçekleştirebiliyor. Aranan veya çalınan araçların belirli bir veri tabanında tanımlanması ya da park süresini aşan araçların tespiti bu sayede mümkün oluyor” açıklamasını yaptı.

  • Havuzlardaki gizli tehlikelere dikkat

    Çocukların yazın şüphesiz en büyük zevki havuzlar, deniz ve su kaydırakları. Bu zevkin istenmeyen kötü sonuçlar doğurmaması için ise uzmanlar aileleri uyarıyor.

    Konu ile ilgili önemli bilgiler paylaşan Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Alper Kaya, “Havuzlar ve denizlerdeki sığ sular her yaz maalesef özellikle gençler açısından büyük tehlike oluşturuyor. Gençlerin çok daha zevkli diye suya balıklama atlaması maalesef boyun kırılmaları, kalıcı felçler ya da daha kötüsü ölümlerle sonuçlanıyor. Bu yüzden derinliğini bilmediğimiz sulara kesinlikle atlamamız gerekir. Mümkünse derinliğini bilsek bile suya kafa üstü atlamayalım. Bunu her anne babanın evlatlarına sıkıca tembihlemesi gerekir.” dedi.

    Su kaydıraklarına da dikkat çeken Prof. Dr. Alper Kaya,”Yazın dikkat edilmesi gereken bir diğer önemli konu da su kaydırakları. Bu konuda çocuklar ve gençler olduğu kadar yetişkinler de dikkatli olmak zorunda. Su kaydıraklarından en önemli nokta sıralı kaymayı kontrol eden görevlilerin olmasıdır. Çünkü eğer bu kontrol edilmezse kazalarla karşılaşma olasılığı çok yükselir. Çünkü arkamızdaki kişiyi kontrol etme şansımız olmaz ve arkamızdan gelen kişi hızlı bir şekilde bize çarptığında sırt ve bel bölgesinde omurga kırığına neden olabilir. Bu bizim çok sık karşılaştığımız bir durumdur. Böyle bir durumda maalesef dönüşü olmayan felç durumlarına çok sık rastlıyoruz.” şeklinde konuştu.

    Bu tarz durumlarla karşılaşıldığında yapılması gereken en önemli şeyin 112 acil ekibini aramak olduğunu ifade Prof. Dr. Alper Kaya,”Ardından hastayı hareket ettirmeden düz yatırmaktır. Sağlık ekipleri gelene kadar beli ve boynu hareketsiz kılmak çok önemlidir. Hastayı oturtmaya çalışmak ya da ayağa kaldırmak vahim sonuçlar doğurabilir.” ifadelerini kullandı.

    Bu tarz kazaların sonucunda kafamıza aldığımız darbelerin beyin kanamasına da yol açabileceğini kaydeden Kaya, şunları söyledi; “Bunu da göz önünde bulundurarak beyin kanaması riskine karşı da tedbirli olmak gerekir. Beyin kanamaları ani ve şiddetli bir baş ağrısı ve bunu takip eden ani şuur kaybı ile genellikle karşımıza çıkar ve hasta bayılır. Peşinden fışkırır tarzda kusma ve epilepsi nöbeti (sara nöbeti) sıklıkla görülür. Beyin kanaması acil hayatı tehdit eden bir durum oluşturduğu için profesyonel sağlık ekiplerini ortama çağırmak yapılması gereken ilk ve en önemli şeydir. Bu kanamayı geçirenlerin ortalama yüzde 20’si hastaneye yetiştirilebilmektedir ve diğerleri genellikle kanamayı geçirdikleri yerde kaybedilmektedirler. Hastanın şuur kaybı olacağı için kendi başına bir şey yapması mümkün değildir. Profesyonel sağlık ekipleri gelinceye kadar hastanın düz bir şekilde yatırılması hareket ettirilmemesi, kusma durumunda yan çevrilmesi, epilepsi nöbeti esnasında solunum yolunun açık kalmasının sağlanması gerekir.”