Etiket: tehlike

  • Yangına müdahale eden itfaiyeciler büyük tehlike atlattı

    Yangına müdahale eden itfaiyeciler büyük tehlike atlattı

    Şanlıurfa’da balkondan başlayıp evin içine sıçrayan yangına müdahale eden itfaiye ekipleri içeride çok sayıda mutfak tüpü olması nedeniyle büyük bir tehlike atlattı. Yangını kontrol altına alıp tüpleri dışarı çıkaran itfaiye erlerinden biri düşerek yaralandı.

    Edinilen bilgiye göre yangın, gece saatlerinde Şanlıurfa’nın Eyyübiye ilçesine bağlı Asya Mahallesinde yaşandı. İddiaya göre, yabancı uyruklu Ayed Muhammed isimli şahsın evinde yaşandı. Balkonda başlayan yangın, kısa sürede evin içine sıçradı. Yangını fark edenler durumu itfaiyeye haber verdi. Olay yerine giden itfaiye ekipleri yangına müdahale etti. Yangın sırasında evde çok sayıda mutfak tüpü olduğu belirlendi. Tüplerin patlamaması için ekipler yoğun bir çaba harcadı. Ekipler tüpler patlamadan dışarı çıkartmayı başarırken yangın nedeniyle itfaiye erlerinden biri yaralandı. Yaralı itfaiyeci, Olay yerine çağrılan ambulansla hastaneye kaldırıldı.

    Yangın, ekiplerin müdahalesi sonucu söndürülürken çıkış nedeniyle ilgili incelemenin devam ettiği öğrenildi.

  • Gurbetçileri bekleyen tehlike

    Gurbetçileri bekleyen tehlike

    Avukat Emir Akpınar, “Türkiye ile OECD Ülkeleri arasındaki Finansal Hesap Bilgilerinin Otomatik Değişimine İlişkin Çok Taraflı Yetkili Makam Anlaşması”nı mali ve hukuki açıdan değerlendirdi.

    Kayseri Barosu Avukatlarından Emir Akpınar, yaptığı açıklamada Almanya ve diğer ülkeler ile ilgili olan hususları şöyle özetledi:

    “Türkiye – Almanya Arasında Otomatik Bilgi Transferi Alman Maliye Bakanlığı’ndan (BMF) yapılan 1 Temmuz 2020 tarihli yazılı açıklamaya göre, Türkiye ile Almanya arasında otomatik bilgi transferinin 31 Aralık 2020 tarihinde başlayacağı duyuruldu. Yani 31 Aralık 2020 tarihinden itibaren Türkiye’deki hesap bilgileri Alman vergi dairelerine iletilecektir. Türkiye’deki gelirlerin Almanya’daki vergi beyanlarında geçerli şekilde beyan edilip vergisinin ödenip ödenmediği incelenecektir. Kuşkulu durumlarda Alman Maliye Bakanlığı sözleşmeye taraf olunduktan sonraki yani 21 Nisan 2017 tarihinden sonraki gelirleri hakkında araştırma yapabilme hakkına sahip olmakla birlikte tahmin bir değer biçip geçmişe yönelik yeni bir vergilendirme uygulayabilir.”

    Anlaşmayla birlikte bilgilerin bazı kurumlar ile paylaşılabileceğini söyleyen Akpınar, “Otomatik Bilgi Değişiminin Kapsamı Otomatik bilgi değişimi kişilerin, yerleşik (mukimi) olduğu ülke dışındaki diğer ülkelerde bulunan finansal hesap bilgilerinin, yerleşik (mukim) olunan ülkeye, her yıl diğer ülke vergi idarelerince, vergisel amaçlarla kullanılmak üzere mütekabiliyet esasında (karşılıklı) ve otomatik olarak elektronik ortamda gönderilmesidir. Örneğin Almanya’da yerleşik bir Türk vatandaşının Türkiye’de bulunan ve kapsama giren banka hesabına ilişkin bilgilerin mütekabiliyet (karşılıklılık) esasında paylaşımıdır. Türkiye’de yerleşik bir Almanya vatandaşının Almanya’da sahip olduğu banka hesabının bilgisi de Almanya’dan alınacaktır. Bu kapsamda mevduat, saklama ve yatırım kuruluşları ile belirli sigorta şirketleri nezdindeki mevduat hesapları, saklama hesapları, ortaklık ve borç ilişkisi menfaati, nakdi değer sigorta sözleşmeleri, düzenli ödeme sözleşmelerine ilişkin finansal bilgiler paylaşılacaktır. Değişime tabi tutulacak bilgiler ise ilgilinin adı ve soyadı, adresi, yerleşik (mukim) olduğu ülke ve vergi kimlik numarası (VKN), doğum yeri ve tarihi, hesap numarası, hesap bakiyesi ya da değeri, hesaba yıl içinde ödenen faiz, temettü gibi gelirlerin ya da hesapta tutulan varlıklardan elde edilen gelirlerin toplam brüt tutarı gibi bilgilerden oluşmakta olup, gayrimenkul ve taşıt bilgileri otomatik bilgi değişimi kapsamında değildir. Hesap hareketleri detayı da bu kapsamda finansal kuruluşlardan alınmayacak ve paylaşım konusu yapılmayacaktır. Gayrimenkullerin yada taşıt sayısının az yada fazla olması önemli olmayıp bu varlıklardan sözleşmeden kaynaklı elde edilen gelirler dikkate alınacaktır” dedi.

    Akpınar, bu durumdan etkilenecek kişiler olarak, “Oturumları ya da genelde kaldıkları yer Örnek olarak Almanya olan herkes (tüm gerçek ve tüzel kişiler) ve Türk finans kurumlarında sigortaları ya da sermaye varlıkları olanlar bu uygulamaya dahildir. Bu durum yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın dikkat etmesi gereken bir husustur. Örnek olarak; Kasten vergi kaçakçılığı Almanya’da suç unsuru olmakta ve para cezası ya da beş yıla, hatta ağır vakalarda altı aydan on yıla kadar varan hapis cezası ile cezalandırılabilecekler. Özetlenecek Olursa; Bahsedilen gelirlerin yasalar gereği Alman makamlarına bildirilmesi gerekiyor. Aksi takdirde vatandaşımız paylaşımda bahsedilen cezalarla ve geçmişe yönelik vergilenmeyle karşı karşıya kalabilir. Söz konusu Türkiye ve OECD Ülkeleri Arasında Otomatik Bilgi Transferi Vatandaşlarımız arasında büyük bir mağduriyete yol açacaktır. İşbu anlaşma gereğince yurt dışında yaşayıp ülkesine yatırım yapan vatandaşlarımız için lehe olan bir düzenleme getirilmediği takdirde tabir caizse kurtlar sofrasına atılmış olacaktır. Finansal Hesap Bilgilerinin Vergi Konularında Karşılıklı Olarak Otomatik Değişim Anlaşmasından vatandaşlarımızın en etkin şekilde korunması için yasal düzenleme yapılmadığı takdir de konunun Ulusal ve Uluslararası Mahkemelere taşınması gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

  • Başkan Altay: “Tehlike geçinceye kadar hep birlikte mücadele edelim”

    Başkan Altay: “Tehlike geçinceye kadar hep birlikte mücadele edelim”

    Konya Büyükşehir Belediyesi zabıta ekipleri, sosyal mesafe, maske ve hijyen denetimlerini hafta sonu da yoğun şekilde sürdürdü.

    Konya Büyükşehir Belediyesi zabıta ekipleri, korona virüs tedbirleri kapsamında gerçekleştirdiği denetimleri hafta sonu da sürdürdü. Şehir merkezinde yoğun caddelerdeki iş yerlerinde ve toplu ulaşım araçlarında denetimler yapan ekipler, hem esnafları hem de vatandaşları maske, mesafe ve temizlik konusunda uyardı.

    Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, maske, mesafe ve temizlik konusunda yaptıkları denetimleri sürdüreceklerini belirterek, “Maske, mesafe ve hijyen denetimlerimiz aralıksız devam ediyor. Görevlilerimiz, esnafımız, hemşehrilerimiz, sağlık çalışanlarımız el ele verirsek virüsü yenebiliriz. Konya olarak bunu başaracak gücümüz var. Duyarlılık her geçen gün artıyor. Lütfen, tehlike geçinceye kadar hep birlikte mücadele edelim. Maske, mesafe ve temizlik kurallarına dikkat edelim” dedi.

  • Klimalardaki gizli tehlike

    Klimalardaki gizli tehlike

    Prof. Dr. Finn Rasmussen, yaz sıcaklarının kendini iyice hissettirdiği şu günlerde kullanımı artan ve temizliği iyi yapılmayan klimaların sağlığı ciddi şekilde tehdit ettiğini kaydedetti. Rasmussen, “Yılın en sıcak günlerinin yaşandığı ülkemizde hava sıcaklıkları 40 santigrata ulaşmış, bu da klimalara duyulan ihtiyacı artırmıştır. Ev, araç ve işyeri gibi iç mekan ortamlarda yoğun klima kullanımı ise insan sağlığını tehdit eden önemli bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Yapılan araştırmalar gelişen sağlık sorunlarının gerekçesi olarak klimalardan kaynaklanan kötü hava kalitesini göstermektedir” dedi.

    İç mekan hava kalitesinin yetersizliğinin, astım şikayeti bulunan kişilerde semptom artışına, hassas solunum yollarına sahip kişilerde ise yeni astım vakalarının gelişmesine neden olabileceğini ifade eden Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Finn Rasmussen, “Klima kullanılan iç mekan ortamların havasında bulunan alerjenler, evcil hayvanların dökülen eski derileri, hamamböceği ve diğer böcek haşere partikülleri, polen, bakteri ve küf gibi biyolojik maddeler içermektedir. Çok küçük parçacıklardan oluşan bu maddeler uçucu özelliğe sahip olup, hava yoluyla kolayca solunabilmektedir” dedi.

    “Bakımı yapılmamış klimalar insan sağlığını tehdit ediyor”

    Bakımı yapılmamış klimaların virüs, bakteri, mantar (küf) dahil olmak üzere birçok mikrop türünü barındırabildiğini kaydeden Prof. Dr. Finn Rasmussen, bu nedenle gelişebilen hastalıklar hakkında açıklamalarda bulunarak, “Nadir olarak görülmekle birlikte, kişilerde, solunan alerjen tozlar nedeniyle tüm akciğer dokusunu ve bronşları etkileyen bir enfeksiyon olan Hipersensitivite Pnömonisi gelişebilmekte, bu da hastanın hiç nefes alamamasına neden olabilmektedir. Binaların merkezi ısıtma/soğutma sistemlerinde hayatta kalabilen bir bakteri ise zaman zaman Lejyoner Hastalığı adı verilen zatürre salgınına yol açabilmektedir. Klimalar tarafından yayılan bu bakteri eş zamanlı olarak aynı ortamda bulunan birçok kişiyi olumsuz etkileyebilir. Evlerde kullanmakta olduğumuz çoğu klima türü, su soğutma sistemi bulunmadığından bakteri barındırmamaktadır. Ancak büyük binalarda ve ofislerde bulunan merkezi havalandırma sistemleri düzgün bakımı yapılmadığında kişiler için risk oluşturmaktadır” ifadelerini kullandı.

    Yaptığı açıklamada, semptomları arasında üşüme, ateş, öksürük, yorgunluk, halsizlik, baş ağrısı, kas ağrısı ve iştahsızlık olan Lejyoner hastalığına tanı koymanın zor olabileceğine değinen Prof. Dr. Finn Rasmussen, bu şikayetlerle gelen hastalara uygulanan tıbbi görüntüleme tetkikleri sonucunda sıklıkla zatürre teşhisi konduğunu, doğru tanı için tıbbi görüntüleme dışında, belirli kan tahlilleri ve fiziki muayenenin şart olduğunu ifade etti.

    “Sıcak havalarda aracınıza binmeden önce camları açarak havanın sirküle olmasını sağlayın”

    Klimalardan salgılanan havanın, tahriş edici maddeler ile solunum yollarını ağırlaştırabilen ve iltihaplanmaya neden olabilen uçucu organik bileşikler gibi çeşitli gazlardan oluştuğunu söyleyen Rasmussen, yaz mevsiminin iyice kendini hissettirdiği şu günlerde araç klimalarının da aynı derecede tehlike içerdiğini kaydederek, “Gölgede olsun ya da olmasın arabalar da aşırı sıcaklık nedeniyle ısınmakta ve özellikle bazı arabaların iç donanımlarında kullanılan malzemelerden sıcak hava nedeniyle salgılanan kimyasal gazlar, araç içine yayılmaktadır. Bu da astım alevlenmesi dahil kişilerde solunum sıkıntıları meydana getirmektedir. Salgılanan bu gazlara maruziyeti azaltmak için araca binmeden önce camların açılarak içerideki hava sirkülasyonunun sağlanması tavsiye edilmektedir” şeklinde konuştu.

    Klimaların bakımı yapılmadığı takdirde oluşturabileceği sağlık sorunlarının yanı sıra öte yandan günümüzde olmazsa olmaz bir gereksinim haline geldiğini söyleyen Prof. Dr. Finn Rasmussen, klimaların mevsimsel alerjisi bulunan kişilerde, açık havada bulunan polenlere karşı koruyucu özelliğe sahip olduğunu da belirtti.

    Yetersiz hava kalitesi astım semptomlarında artış nedeni

    Bakımı yapılmayan klimaların iklimlendirme sistemleri, yüksek toz ve polen konsantrasyonu içerebildiğinden, kişilerdeki astım semptomlarının kötüleşmesine neden olabilecek alerjenlerle temasa yol açacağını ifade eden Finn Rasmussen, ayrıca küf gibi biyolojik maddelerin, alerjik rinit veya diğer solunum problemleri olan bazı kişiler için yine rahatsız edici semptomlara neden olabileceğini belirtti.

    “Astımı olan kişiler, klimaya maruz kaldıktan sonra sağlıkları etkilenebilir. Ayrıca, klimaya uzun süre maruz kalmak, kötüleşen astıma ve bu duruma bağlı akciğer enfeksiyonlarının gelişimine katkıda bulunabilir. Ayrıca soğuk hava, öksürme, hırıltı ve nefes darlığı gibi tipik astım semptomlarını tetikleyen faktörler arasındadır” diyen Prof. Dr. Finn Rasmussen, bu nedenle, içeriğe bağlı olarak, klimanın, solunum yolu hastalıkları için faydalı veya zararlı olabileceğini kaydetti.

  • Yaz ile gelen tehlike: Çocuklarda güneş çarpması

    Yaz ile gelen tehlike: Çocuklarda güneş çarpması

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Burçin Şanlıdağ, sıcak yaz aylarının gelmesi ile özellikle Akdeniz Bölgesinde bulunan bölgelerde çocuklar için bazı tehlikelerin ileri geldiğini, bunların en başında da güneş çarpmasının bulunduğunu belirtti.

    Yaz aylarının gelmesi ile birlikte en çok yaşanan hastalıklardan bir tanesi de güneş çarpması olarak biliniyor. Bu anlamda bilgilendirmelerde bulunan Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesinden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Burçin Şanlıdağ, özellikle 4 yaş altı çocuklarla, 65 yaş üstü bireylerin risk gruplarını oluşturduğunu dile getirerek, kalp, akciğer, böbrek hastalığı, diyabet ve obezitesi olan bireylerin risk grubunda olduğu gibi ateşli hastalık geçirmekte olan çocukların da yüksek risk grubunda olduğunu ifade etti.

    Belirtileri nelerdir?

    Güneş çarpmasının, vücuda alınan çevresel yüksek ısı ile birlikte vücut ısımızı düzenleyen mekanizmaların çalışmasında bozukluk oluşması sonucu gelişerek, vücut ısısının 40.6 derecenin üzerine çıktığını söyleyen Yrd. Doç. Dr. Burçin Şanlıdağ, yüksek sıcaklık yüzünden hücrelerin ve dokuların ciddi oranda hasara uğradığını belirtti. Yrd. Doç. Dr. Burçin Şanlıdağ konu ile ilgili sözlerine şöyle devam etti:

    “Güneş çarpmasında hastada ateş, baş dönmesi, bilinçte bulanıklaşma, baş ağrısı, kas güçsüzlüğü, kas krampları, sürekli uyku hali ortaya çıkmaktadır. Bu tür şikayetleri küçük çocukların ifade etmesi zordur. Güneşe veya sıcağa maruziyet sonrası sürekli uyku hali, halsizlik, beslenmede azalma uyarıcı olmalıdır. Özellikle küçük çocuklarda eşlik eden nöbet gözlenebilmektedir. Erken müdahale edilmeyen durumlarda bilinç kaybı, organ yetmezlikleri ve ölümle sonuçlanabilir.”

    Fazla sıcak hava dalgası da ve çocuklarda güneş çarpmasına neden oluyor

    Güneş çarpmasının çocuklarda sıklıkla sıcak hava dalgalarına ve güneşe maruz kalınması sonrası görüldüğünü, gençlerde ise aşırı sıcak ve nemli havada egzersiz yapılması sonucu ortaya çıkabildiğini söyleyen Burçin Şanlıdağ, örneğin araç içerisinin ne kadar sıcak olabileceği tahmin edilmeden bırakılan veya unutulan çocukların büyük risk altında kaldığını belirtti. Isının 21 C olduğu bir ortamda, direk güneş maruziyeti ile araç içi ısısının hızlıca 49 C’ye ulaşabildiğini de söyleyen Şanlıdağ, bu durumun özellikle 4 yaş altı çocuklarda sıcak çarpması ile sonuçlandığını ifade etti.

    Nasıl önlenebilir?

    Sıcak çarpmasını önlemede dikkat edilmesi gerekenler hakkında da tavsiyelerde bulunan Şanlıdağ, “Açık renkli, bol kıyafetler, koruyucu uzun kollu tişörtler giydirilmeli, koruma faktörü en az + 30 olan güneş koruyucu kremler kullanılmalı ve bu kremler çocuğunuz güneşe çıkmadan yarım saat önce sürülmeli, başın direk güneş maruziyetini önlemek için geniş kenarlıklı açık renk şapkalar tercih edilmeli ve çocuklarımıza gölge kuralı öğretilmeli ve gölgesinin kendi boyundan kısa olduğu saatlerde dışarıya çıkmasının uygun olmadığı hatırlatılmalı. Ayrıca, çocuklarımızın saat sabah 10.00 ve öğleden sonra 16.00 arası direkt gün ışığına maruz kalması önlenmeli, günün sıcak saatlerinde dış ortam aktivitelerinden ve egzersizden uzak durulmalı, dış ortam aktiviteleri sabah erken saatlerde veya güneş batımından sonra yapılmalı, güneş ışınlarının yansımalarına dikkat edilmeli, kum ve su ışınları yansıttığı için bu gibi alanlarda korunma artırılmalı ve çocuğumuzun yeterli sıvı alımına özen gösterilmeli, susamadan dahi sıvı tüketilmeye çalışılmalı” şeklinde konuştu

    İlk yapılması gereken acil yardım çağırmak

    Sıcak çarpmasından şüphelenilen durumlarda öncelikle acil yardım istenmesi gerektiğini söyleyen Şanlıdağ, kişilerin ilk önce serin ve gölge bir ortama alınması gerektiğini belirtti. Yardım gelene kadar hastanın vücut ısısını düşürmeye yönelik olarak fazla kıyafetlerin çıkarılması gerektiğini de söyleyen Şanlıdağ, hastanın başı yükseltilirken bilinci kapalı ise yan yatır pozisyona getirilmesinin önemli olduğunu belirtti. Hastanın koltuk altı, boyun ve kasık bölgesine nemli bez ile soğutma yapılması gerektiğini de söyleyen Yrd. Doç. Dr. Burçin Şanlıdağ, kişinin bilinci yerinde ise sıvı alımı sağlanması gerektiğini, bilinci yerinde değil ise hastanın boğulmasına neden olabileceği için sıvı madde verilmemesi gerektiğini ifade etti.