Etiket: tehdit

  • Biri televizyon sahibi 2 kişi tehdit ve şantajdan gözaltında

    Bolu’da, FETÖ/PDY Bolu Çatı yapılanması kapsamında tutuksuz yargılanan işadamından tehdit ve şantaj yoluyla para istediği iddia edilen biri televizyon kanalı sahibi 2 kişi gözaltına alındı.

    Edinilen bilgiye göre, Fetullahçı Terör Örgütü Paralel Devlet Yapılanması Bolu Çatı Yapılanması davasında tutuksuz yargılanan A.O. isimli iş adamı, Bolu’da yayın yapan bir televizyon kanalının sahibi olan M.A.’nın kendisinden para istediğini, vermemesi halinde televizyon kanalından kendisine FETÖ’cü damgası vuracağını söylediğini iddia ederek şikayetçi oldu.

    Şikayet üzerine harekete geçen İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri M.A.’nın suçüstü yakalanması için çalışma başlattı.

    Seri numarası alınmış paralarla yakalandı

    Tehdit ve şantajla kendisinden para istenildiğini söyleyen A.O. isimli iş adamı, seri numaraları alınmış paralarla tehdit ve şantaja aracılık ettiği ileri sürülen L.Y.’nin mağazasında televizyon kanalı sahibi M.A. ile buluştu.

    A.O.’nun seri numalarını alınmış paraları M.A.’ya verdiği sırada polis ekipleri mobilya mağazasına operasyon düzenledi. A.O.’dan para alırken suçüstü yakalanan M.A. ve mağaza sahibi L.Y. olay yerinde gözaltına alındı.

    Şikayetçi sayısı gün geçtikçe artıyor

    Gözaltına alınan M.A. ve L.Y.’nin emniyetteki işlemleri devam ederken, olayı duyan ve daha önce televizyon kanalı sahibi M.A.’nın aynı yöntemlerle para istediğini iddia eden çok sayıda iş adamı ve esnafın da emniyet müdürlüğüne giderek şikayetçi olduğu belirtiliyor.

  • Eski eşinin elini ve ağzını bağlayıp bıçakla tehdit ettiği iddia edilen adam serbest bırakıldı

    Denizli’nin Pamukkale ilçesinde, anlaşmalı olarak boşandığı eşinin kollarını ve ağzını bağlayarak tehdit ettiği iddia edilen adam, savcılık tarafından serbest bırakıldı. Elleri ve ağzı bağlanarak, bıçakla tehdit edildiğini öne süren kadın ise karara tepki göstererek, iki gündür evine gitmediğini söyledi.

    Olay, geçtiğimiz Pazartesi günü saat 11.00 sıralarında Denizli’nin Pamukkale ilçesi İncirlipınar Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, 4 yıldır Birdal G. (32), ile evli olan Derya U. (23), 26 Ekim’de ’de anlaşmalı olarak eşinden boşandı. Geçtiğimiz Pazartesi günü Birdal G., arkadaşıyla birlikte evde bulunan eski eşi Derya U.’nun evine 3 yaşındaki kızının hasta olduğunu iddia ederek balkondan girdi. Birdal G., boşandığı eşi Derya U.’yu elindeki bıçakla tehdit etmeye başladı. Yanında getirdiği ipi, kadının arkadaşı P.T.’ye vererek Birdal G., Derya U.’nun ellerini bağlaması için bıçakla tehdit etti. Bunun üzerine P.T., korkarak arkadaşı Derya U.’nun elini bağladı. Birdal G., daha sonra Derya U.’nun ağzını önce bantla sonra ise şal ile bağladı, dışarıdan ses duyulmasın diye de televizyonun sesini açtı. “Kolum sakat” diyerek ipi çıkaran Derya U. bir şekilde telefonuna ulaşarak, bir arkadaşına eski eşinin gelip elini ve ağzını bağladığını ve bıçakla tehdit ettiğini bildirdi. Bunun üzerine Derya U.’nun arkadaşının ihbarı üzerine polis eve geldi. Kadın kapıyı açtığında polisi karşısında görünce olanları anlattı. Bunun üzerine polis ekipleri, Birdal G.’yi gözaltına aldı. Emniyette işlemleri biten Birdal G., adliyeye çıkarıldı. Savcılıkta ifadesi alınan Birdal G., serbest bırakıldı.

    “Polisi aramadan bıçağı çıkardı, üstüme salladı”

    Polisi arayamadan boşandığı eşinin bıçağı çıkarıp saldırdığını ileri süren Derya U., “Saat 11.00 sularıydı. Ben uyanıktım baya bir beni aramış, eve girdi. Çocuk hasta diye eve girdi. ’Telefonlarımı neden açmıyorsun çocuk hasta ateşi var’ dedi. Yanımdaki arkadaşımı uyandırdım, ’olay yaşamak istemiyorum’ dedim. Polisi arayacağım demeye kalmadan bıçağı çıkardı, üstüme salladı. O an arkadaşım engel oldu. Arkadaşım ‘iki medeni insan gibi konuşun böyle olmaz, böyle bir yere varamazsınız’ dedi” diye konuştu.

    “Sesimiz duyulmasın diye televizyonun sesini açtı”

    Birdal G.’nin kendisini buradan alıp, başka yerde işkence etmekle tehdit ettiğini öne süren Derya U., “Ben de bıçağı üstüme sallayınca korktum. Telefonları aldı, ip getirmiş ipleri çıkardı. İpi arkadaşıma verdi ‘bağla’ dedi. Arkadaş bağladı ama gevşek şekilde bağladı. Gevşek olduğunu anladı, çıkaracağımızı anladı. Sonra kendisi ellerimi arkadan çapraz şekilde bağladı. Öyle bir bağlıyor ki ellerim acıyor. Ağzımızı bant ile yapıştırmak istedi ama bant yapışmadı. Şalımla ağzımı bağladı. Öyle bir bağladı ki konuşamıyorum. ‘Seni alıp götüreceğim buralardan’, ‘işkence edeceğim size’ diyor. Bize sürekli bıçak gösteriyor. Biz de korkuyoruz, elimiz kolumuz bağlı, kapıları kilitledi, sesimiz duyulmasın diye televizyonun sesini açtı. Balkon kapısını kilitledi, gitti buzdolabından bir şeyler aldı yedi. Bizi sürekli tehdit etti, ‘ağlama kellenizi keserim,’ diyerek sürekli bana tehdit yağdırdı” şeklinde konuştu.

    Olayın bu şekilde yaklaşık 2 saat sürdüğünü dile getiren Derya U., “Canım acıyordu, kolum sakat diyerek ipi çıkarttırdım. Saat 11 gibi geldi 13.00 gibi bitti. Gözü dönmüş gibiydi, çok korktuk. Oyalanmak için telefonla oynamaya başladım. Ekranda arkadaşın fotoğrafı vardı, ’bunu değiştireceksin, çocuğunun resmini koy’ dedi. Ben de o sırada, arkadaşıma ‘eski eşim geldi, elimiz kolumuz bağlı, bıçakla bizi tehdit ediyor’ diye mesaj attım, adresi verdim. Arkadaşa şaka gibi gelir diye arkadaşı direkt engelledim. Arkadaş da polisi aramış, polis geldi. Kapılar kilitli, ev sahibi gelmiştir diye kapıyı açtım. Arkadaşım P.T., ile eski eşim içerde oturuyordu. Kapıyı açıp polisi görünce hemen polise, olanları anlattım. Ben sonra karşı komşuya geçtim” ifadelerini kullandı.

    “Korkuyorum iki gündür eve gidemiyorum”

    Eski eşinin serbest bırakılmasına tepki gösteren Derya U., iki gündür korkudan eve gidemediğini ve şikayetinin arkasında olduğunu söyledi. Derya U. “’Ben konuşmaya geldim’ diyor, ama çocuk hasta diye eve girdi. Biz iki hafta önce anlaşmalı boşanma ile ayrıldık. Kendi boşandı, iki medeni insan gibi ayrıldık. Ama ben Birdal’ı ilk defa böyle gördüm. Gerçekten de gözü dönmüştü. İki kız elleri kolları bağlı, hani haneye tecavüz ondan bundan ceza yemesi lazım ama serbest bırakılmasına gerçekten moralim çok bozuk. Ben iki gündür evime gidemiyorum. Şikayetimi geri almayacağım, şikayetimin arkasındayım. 3 kişi daha şikayette bulundu. Bir gün tutup ertesi gün serbest kalması ‘saçma’ bir şey. Haber de verilmedi bize. Ben korkudan iki gündür evime gitmiyorum. Her an karşıma çıkabilir diye çok korkuyorum, arkadaşım ile birlikte gidiyoruz her yere. Serbest kalınca sanki yaptığı iyi bir şeymiş, sanki hiç bir şey olmamış gibi arkadaşları ile kutlama yapıyoruz, yemek yiyoruz paylaşımı yapmış. Korktum iki gündür evime gidemiyorum” dedi.

  • Karaman’da kız yurdunda ’tehdit’ iddiası

    Karaman’da bir kız yurdunda kalan bazı üniversite öğrencileri, yüzü saçlarıyla örtülü siyah giyimli bir kişinin odalarına girerek kendilerini tehdit ettiğini ileri sürdü.

    Edinilen bilgiye göre, saat 04.00 sıralarında Hamidiye Mahallesindeki bir kız yurdunda kalan bazı üniversite öğrencileri, yüzü saçlarıyla kapalı siyah giyimli bir kişinin gece odalarına girerek kendilerini korkuttuğunu iddia etti. Yabancı bir dilde konuştuğu öne sürülen kişinin “Sıra sizde”, “Öleceksiniz” yazılı notlar bıraktığını söyleyen öğrenciler, fenalık geçirince yurda sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Olayı aydınlatmak için çalışma başlatan polis, iddiaların sahibi öğrencileri, ifadelerini almak üzere emniyete götürdü.

    Olayla ilgili soruşturmanın sürdüğü öğrenildi.

  • Prof. Alkan: “Siber güvenlik önlemi almayan ülkelerin geleceği çok ciddi tehdit ve risk altında”

    Ulusal Siber Güvenlik Akademisi Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mustafa Alkan, bugün artık dünyada ülkelerin, siber saldırılar, siber silahlar ve siber savaşlarla savaştığını belirterek, “Dünya artık siber savaşlarla yeniden dizayn ediliyor. Siber güvenlik konusunda gerekli önlemleri almayan ülkelerin geleceği çok ciddi anlamda tehdit ve risk altında” dedi.

    Mersin Valiliği himayesinde, Mersin Büyükşehir Belediyesi ve Çukurova Kalkınma Ajansı (ÇKA) işbirliğinde “Ulusal Bilgi Güvenliği Zirvesi” düzenlendi. Bir otelde gerçekleştirilen zirvede, Türkiye’nin bir an önce siber güvenlik ordusunu oluşturması gerektiği vurgulandı.

    Zirvenin açılışında konuşan Ulusal Siber Güvenlik Akademisi Yönetim Kurulu Başkanı, Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Alkan, bugün siber güvenlik konusunun, bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de en önemli konulardan biri haline geldiğini söyledi. Dünyada artık, siber dünya, siber uzay, bilgi güvenliği, siber savaşlar, siber saldırılar gibi yeni kavramlar oluştuğunu ifade eden Alkan, “Geldiğimiz noktada, günümüzde her şey sayısallaştı. Bütün iş ve işlemlerimizi elektronik ve internet ortamında gerçekleştirdiğimiz bir dünyada, siber dünya içerisinde yeniden toplumların değiştiğini görüyoruz. Bu kadar sayısallaşan dünyada en önemli hususlardan biri de siber güvenlik kavramı haline geliyor” diye konuştu.

    “Kültürel dönüşümü gerçekleştiremediğimiz için çok ciddi güvenlik riskleri ve tehditlerle karşı karşıya kalıyoruz”

    Bugün artık bilgi çağı, bilgi toplumunun yaşandığına işaret eden Alkan, Türkiye’nin bu dönüşümü sağlamak için 20 yıldır mücadele ettiğini belirtti. Türkiye’nin, tüm iş ve işlemleri internet ortamına, dijital ortama dönüştürme sürecinde fiziksel dönüşümde çok ciddi mesafeler kat ettiğini dile getiren Alkan, “Türkiye olarak en gelişmiş, en son teknolojileri kullanma noktasında Avrupa’nın ilerisindeyiz. Geniş bant internet erişim noktasında yine Avrupa seviyesinde bir altyapıya sahibiz. İlkokuldan üniversiteye, tüm kamu kurum ve kuruluşlarına kadar bilgi erişim teknolojilerinde çok iyi bir yere geldik. Dolayısıyla Türkiye fiziksel değişimini gerçekleştirmiş durumda. Ancak, dönüşümün ikinci ayağı olan kültürel değişim noktasında üzülerek söylemek gerekirse Türkiye yine sınıfta kalmış vaziyette. Eğer bu iki dönüşümü sağlıklı ve doğru bir şekilde gerçekleştiremezsek, bilgi ve iletişim teknolojilerini doğru kullanma kültürüne sahip olmazsak bu teknolojileri yeni teknolojiler, yeni bilgiler üretme şansımız yok; bu teknolojileri kullanarak ekonomik, teknolojik, sosyal, kültürel anlamda gelişme ve kalkınma şansına sahip değiliz. Bu sefer de bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanır olmanın bütün iş ve işlemleri, bütün süreçleri elektronik ve sayısal internet ortamına aktarmış olmamızın çok ciddi riskleri ve tehditleri gündeme geliyor. Kişisel, kurumsal, ulusal anlamda bir güvenlik riskiyle karşı karşıya kalıyoruz. Bu teknolojileri kullanan toplumun tüm kesimleri, bu teknolojileri doğru kullanmak kültürüne sahip olmadığımızdan kişisel, kurumsal ve ulusal güvenliğimiz risk altında. Bugün bu bilginin geldiği noktada dünyada yeni bir kavram ortaya çıkıyor, bu bilgileri elde etmek, kullanmak suretiyle siber silahlarla, siber saldırılarla, siber savaşlarla dünyanın şeklini değiştirmek, dünyayı yeniden dizayn etmek” ifadelerini kullandı.

    “Artık dünyadaki savaşların, silahların yöntemi değişmiştir. Teknoloji çok büyük bir silah olarak kullanılmıştır”

    Siber saldırıların, kişilere ya da kurumlara plansız programsız ya da birçok amaçla yapılan saldırılar olduğunu, siber savaşların ise planlı programlı bir şekilde devletlerin ya da organize örgütlerin devletlere yaptığı saldırılar olduğunu söyleyen Alkan, bunun en güzel örneğinin Wikileaks olduğunu vurguladı. Wikileaks’in, bütün dünyayı dizayn eder bir sonuç doğurduğuna dikkat çeken Alkan, “Arap Baharı’nın çıkışının temelinde Wikileaks vardır. Ellerindeki bilgiyle dünyayı hiçbir kurşun atmadan, hiçbir şekilde asker kullanmadan nasıl dizayn edeceğinin uygulamasını yaptılar. Artık dünyadaki savaşların, silahların yöntemi değişmiştir. Teknoloji çok büyük bir silah olarak kullanılmıştır. Kritik altyapılara yapılan saldırılarla enerji hatlarımız, doğalgaz hatlarımız, su şebekelerimiz, finans sistemlerimiz, iletişim altyapılarımız, ulaşım altyapılarımızın nasıl çökertildiğini biliyoruz. Tehlikeli olan da şudur; siber saldırıların kaynağı da belli değildir. Siber saldırılarla dünyanın bir ucundan başka bir ucuna varabiliyorsunuz ve hiç farkında olmadan evimizde kullandığımız bu teknolojilerle her türlü imkanı, fırsatı veriyoruz” şeklinde konuştu.

    ABD’nin Siber Güvenlik Ajansı’nın (NSA) toplamış olduğu bilginin, insanlık tarihinin bugüne kadar ürettiği bilginin 200 bin katı olduğuna işaret eden Alkan, şunları söyledi: “Wikileaks belgelerinde yapılan açıklamalarda, NSA’nın cep telefonlarımıza sızdığını, çok güvenli olduğunu düşünerek kullandığımız whatsapp, twitter, benzeri uygulamalar da dahil olmak üzere bütün bu görüşmelerimizi elde ettiğini, tüm internet trafiğimizi 7/24 saat takip ettiğini, cep telefonlarımız, internetimiz ve akıllı cihazlarımız marifetiyle bütün konuşmalarımız, yazışmalarımız, hareket alanlarımız, toplantılarımızın izlendiğini ve çok rahat bir şekilde bunların kayıt altına alındığını, bundan dolayı Türkiye’ye yönelik 200 bin belge olduğunu biliyoruz.”

    “Siber güvenlik konusunda gerekli önlemleri almayan ülkelerin geleceği çok ciddi anlamda tehdit ve risk altında”

    Burada en önemli şeylerden birinin farkındalık olduğunu, Türkiye’nin bu konuda çok ciddi bir farkındalık problemi bulunduğunu vurgulayan Alkan, şöyle devam etti: “Siber güvenlik konusu günümüzün ve yakın geleceğin en önemli konularından biridir. Bu konuda gerekli önlemleri almayan, gerekli politikaları, stratejileri geliştirmeyen ülkelerin geleceğinin çok ciddi anlamda tehdit ve risk altında olduğunu biliyoruz. Kişisel, kurumsal, ulusal anlamda çok ciddi bedeller ödemek durumunda kalabileceğimizi de bilmek son derece önemli. Türkiye’de toplumumuzun tüm kesimlerinde bilgi ve iletişim teknolojilerinin bizim için önemli artılara sahip olduğu kadar, ne kadar risk ve tehditler oluşturduğunun farkındalığını oluşturmak gerekiyor.”

    “Türkiye’nin bir an önce siber güvenlik ordusunu oluşturması gerekiyor”

    Türkiye’de başta kamu kuruluşları olmak üzere siber güvenlik saldırılarına ve savaşlarına karşı önlem almak için kullanılan siber güvenlik çözümlerinin yüzde 90’ının yabancı ürünler olduğunu da belirten Alkan, “Yüzde 90’ının yabancı olduğu güvenlik çözümleriyle ulusal ve kurumsal güvenliğimizi sağlamamız zaten imkansızdır. Türkiye’nin mutlaka yerli ve milli siber güvenlik çözümlerini bir an evvel hayata geçirmesi gerekiyor. Bütün dünya siber ordularını kurdu, siber savunma güçlerini kurdu. Başbakan, Türkiye’nin 30 bin siber güvenlik uzmanına ihtiyacı olduğunu söyledi. 30 bin siber güvenlik uzmanını yetiştirmemiz için 30 yıl gibi bir süreye gerek var. Oysa bundan 10 yıl önce gelişmiş ülkeler yılda 5 bin siber güvenlik uzmanı yetiştirmeyi hedef koydular, bugün hepsinin 30 bin, 40 bin, 50 bin siber güvenlik uzmanı ve ordusu var. Bizim de bir an önce olabildiğince hızlı bir şekilde siber güvenlik uzmanlarını yetiştirecek siber savunma gücümüzü, siber ordumuzu oluşturmamız gerekiyor ki, Türkiye’ye yönelebilecek tüm siber saldırı ve savaşlara karşı önlem alabilelim” dedi.

    “Bilgisayarda dokunduğumuz her tuşun bir yerlerde depolandığını unutmayalım”

    Mersin Valisi Ali İhsan Su da konuşmasında, bilgi güvenliğinin çok önemli olduğunun altını çizdi. Tarihin her döneminde en önemli olgulardan birinin bilgi olduğunu kaydeden Vali Su, “Hem bireysel hem kurumsal hem devlet bazında bilgiye kim sahipse söz sahibi o olmuştur. Yani bilgi eşittir güç diyebiliriz. Tarih boyunca yükselişte olan devletlerin her birinin bilgiye sahip, bilgiyi üreten, kullanan devletler olduğunu da görebiliriz. O yüzden öncelikle bilgi üretmek çok çok önemli. Ürettiğimiz bilgiyi üretimde kullanmak, onu uygulamaya geçirmek de bir o kadar önemli. Bilgiyi üretiyor ama kullanamıyorsanız bir kıymeti yoktur” diye konuştu.

    Bilginin üretilip, kullanılması sonucunda ise bilgi güvenliğinin ortaya çıktığını ifade eden Su, dünyanın artık bir köy haline geldiğini, her yerin internet ağıyla birbirine bağlandığını ve bunun dışında kalınamayacağını söyledi. Su, “İnternet çağında, gerek bireysel gerek kurum gerek devlet her türlü bilginin de güvenliği ortaya çıkıyor. Bu güvenliği sağlamak çok önemli. Şu anda ülkemizde hemen hemen her kurum artık dijital sistemde yazışmalarını yapıyor, bilgilerini orada depoluyor, saklıyor. O zaman bunların güvenliği ortaya çıkıyor. Bu zirve de bu alanda bir farkındalık oluşturması açısından çok önemlidir. Unutmayalım ki, bilgisayarda girdiğimiz her yazı, her bilgi, her dokunduğumuz tuş bir yerlerde depo ediliyor. Mutlaka bu anlamda farkında olalım” ifadelerini kullandı.

    Zirvede, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz ile ÇKA Genel Sekreteri Lütfi Altunsu da birer konuşma yaptı.

  • Gebze Ziraat Odası’nı basarak çalışanları tehdit ettiği iddia edilen eski başkan gözaltına alındı

    Kocaeli’de FETÖ soruşturmaları kapsamında daha önce mahkeme kararı ile görevinden alınan Gebze Ziraat Odası Eski Başkanı Ersan Çınar, Ziraat Odasını basarak çalışanları tehdit ettiği iddiasıyla gözaltına alınarak adliyeye sevk edildi.

    Geçtiğimiz yıl FETÖ soruşturması kapsamında gözaltına alınıp daha sonra serbest bırakılan Gebze Ziraat Odası Eski Başkanı Ersan Çınar, başkanlık görevinden alınmıştı. Daha sonra Gebze Ziraat Odası başkanlığı görevine gelen Ayhan Pekşen ve yönetimi ise eski oda başkanı Ersan Çınar’ı hem üyelikten hem de yönetimden düşürme kararı almıştı. Kararın ardından odayı basarak Çınar’ın, yeni yönetimi ve çalışanları tehdit ettiği iddia edildi.

    Olayın ardından oda çalışanlarının şikayeti üzerine eski oda başkanı Ersan Çınar gözaltına alınarak önce polis karakoluna daha sonra da Gebze Adliyesine sevk edildi. Çınar, çıkarıldığı mahkeme tarafından adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.