Etiket: tehdit

  • KARDEMİR’de tehdit iddiası

    KARDEMİR’de tehdit iddiası

    Karabük Demir ve Çelik Fabrikaları A.Ş (KARDEMİR) Yönetim Kurulu Üyesi Kamil Güleç, kendisinin tehdit edildiği iddiasının asılsız olduğunu söyledi.

    Güleç, yaptığı açıklamada, KARDEMİR’in menfaatleri doğrultusunda destek vermeye devam ettiğini belirtti. Güleç, “Şahsımın KARDEMİR hususunda, devletimizin herhangi bir kurumu veya kuruluşundan ya da kurum temsilcisi tarafından tehdit edildiği iddiası asılsız ve mesnetsizdir. Kasım ayında yeni oluşan yönetim kurulumuzun içinde bulunmaya ve yönetime KARDEMİR’imizin menfaatleri doğrultusunda tam destek vermeye devam edeceğimi belirtmek isterim” dedi.

  • İsveç’te camiye tehdit mektubu: “Burada hoş karşılanmıyorsunuz”

    İsveç’te camiye tehdit mektubu: “Burada hoş karşılanmıyorsunuz”

    İsveç’in Uppsala şehrinde bulunan camiye tehdit mektubu gönderildi. Mektupta, “Burada hoş karşılanmıyorsunuz” ifadeleri kullanıldı.

    İsveç’in Uppsala şehrinde bulunan camiye kimliği belirsiz kişiler tarafından tehdit mektubu gönderildi. Mektupta, “Burada hoş karşılanmıyorsunuz” ifadeleri kullanılırken, İsveç Ulusal Bomba Ekibi mektubun içindeki madde nedeni ile alarma geçti. İsveç Ulusal Adli Tıp Merkezi tarafından incelenen maddenin barut olduğu ortaya çıktı.

    Cami Sözcüsü Shadi Kaaskeen yaptığı açıklamada, “Bundan sonra neler olacağını bilmiyoruz” ifadelerini kullanarak, “Polisten bizi korumalarını istiyoruz” dedi.

  • Zatürre yaşlıları ve çocukları tehdit ediyor

    Zatürre yaşlıları ve çocukları tehdit ediyor

    Göğüs Hastalıkları Uzm. Dr. Salih Bilgin, zatürreye yakalanan her 100 kişiden 5’i hayatını kaybettiğini ifade ederek, “Zatürre, böbrek, şeker, kalp veya akciğer hastalığı gibi kronik bir sağlık sorununa sahip olanlarda, sigara kullananlarda ve bağışıklık sistemini baskılayan bir hastalık veya ilaç kullanımı varlığında daha sık görülüyor” dedi.

    Akciğer dokusunun iltihaplanmasıyla ortaya çıkan zatürre, bakteriler başta olmak üzere çeşitli mikroorganizmalara bağlı meydana geliyor. Akciğerlerdeki hava almamıza yarayan ‘alveol’ denilen keseciklere kadar ulaşan mikroplar, burada iltihaba yol açıyor. Uzmanlar zatürreye karşı özellikle çocukları, 65 yaş üstü kişileri ve kronik hastalığı olanları uyarıyor. Medicana Samsun Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Salih Bilgin Zatürre konusunda bilgi verdi. Zatürrenin hızlı ve kolay bir şekilde yayılan bulaşıcı bir rahatsızlık olduğunun bilindiğini söyleyen Dr. Salih Bilgin, “Zatürreye yakalanan her 100 kişiden 5’i hayatını kaybederken; Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre de, dünyada her yıl 100 kişiden 2’si zatürreye yakalanıyor. Akciğer dokularının iltihaplanması olarak bilinen zatürre, öksürük, balgam, göğüs ağrısı, yüksek ateş ve nefes darlığı şikayetleriyle kendini ele veriyor. Kimi zaman ise sadece ateş veya öksürük başlangıç şikayetleri olabiliyor. Bazı kişilerde ise akciğerle ilgili şikayetlerden çok, baş ağrısı, ishal gibi akciğer dışı şikayetlerin ön planda olabiliyor. Yaşlı kişilerde belirgin bir şikayet olmadan da zatürre görülebiliyor. Kişinin zatürre geçirdiği genel durum bozukluğunun araştırılması sırasında da ortaya çıkabiliyor. Zatürre, özellikle çocuklarda, 65 yaş üstü yaşlılarda, böbrek, şeker, kalp veya akciğer hastalığı gibi kronik bir sağlık sorununa sahip olanlarda, sigara kullananlarda ve bağışıklık sistemini baskılayan bir hastalık veya ilaç kullanımı varlığında daha sık görülüyor” diye konuştu.

    Kimler zatürre aşısı yaptırmalı

    Zatürrenin önlenmesinde öncelikle altta yatan kronik hastalıkların kontrol altına alınması, dengeli beslenme, hijyenik önlemler ile sigara ve alkol gibi alışkanlıkların kontrolünün önem taşıdığını belirterek, “Uzmanlar, risk altındaki kişilerin yıllık grip aşısı yaptırmalarını öneriyor. Pnömokok aşısının (zatürre aşısı) yapılabileceği kişiler ise 65 yaş ve üzeri olanlar, bağışıklık sistemi yetersiz olan dalağı alınmış kişiler, bazı kan hastalıkları, kronik böbrek hastalığı bulunanlar ve organ nakli yapılmış olanlar, AIDS taşıyıcısı erişkinler, kalp hastalığı, akciğer hastalığı, şeker hastalığı, alkolizm, karaciğer yetmezliği gibi kronik hastalığı olanlardır” şeklide konuştu.

  • Boşandığı eşi tarafından ölümle tehdit edildiğini iddia eden Sibel Aslan yaşadığı acıları anlattı

    Boşandığı eşi tarafından ölümle tehdit edildiğini iddia eden Sibel Aslan yaşadığı acıları anlattı

    Kayseri’de Sibel Aslan, boşandığı eşi tarafından ölümle tehdit edildiğini belirterek yetkililerden yardım istedi. Aslan, 5 yıllık evliliği sürecinde sürekli şiddet gördüğünü, çocuğu için dayanmaya çalıştığını ama en sonunda dayanılmaz bir hal aldığında boşanmış olmasına rağmen kurtulamadığını ifade ederek “Oğlumla güzel bir hayat yaşamam için bu adamın bana ayak bağı olmamasını istiyorum” dedi. Aslan’ı ölümle tehdit ettiği iddia edilen eksi eşi Onur D. ise suçlamaları kabul etmedi.

    Kayseri’de Sibel Aslan, boşandığı eşi Onur D.’nin kendisine şiddet uygulayarak, ölümle tehdit ettiğini belirterek, sosyal medya aracılığıyla yardım istedi. Onur D. ile 6 yıl önce evlenen, 5 yıl evli kalan ve şiddetli geçimsizlik nedeniyle geçen yıl boşanan Aslan, “Arkamda gözü yaşlı bir evlat bırakmak istemiyorum. Bir kadın cinayetinin haberi olmak istemiyorum. Ben ölmeden sesim olun” ifadelerini kullanarak sesini duyurdu. Hiçbir kadının hak etmediği şekilde şiddet gördüğünü söyleyen Sibel Aslan, İHA’ya yaptığı açıklamada, “Sosyal medyaya yansıdıktan sonra neler yaşandığını anlatayım. Dün gece bir gözaltı oldu ve şahıs adliyeden elini kolunu sallayarak geziyor. Biz evleneli 6 yıl oldu, 2014 yılında evlendik ve 5 yılın sonunda kendisinden boşandım. Son 1 yıldır da ayrı yaşıyoruz ama kendisi hala bu durumu kabullenememekte. İlk şiddeti evlendikten 2 ay sonra görmeye başladım. Hem fiziki, hem de sözlü her türlü şiddeti kendisi bana yaşattı. Hepsi de oğlumun gözünün önünde yaşandı ve zaten hamileyken de her türlü şiddete maruz kaldım kendisi tarafından. Çocuğun aklı yetiyor şu an 5 yaşında ve bu yaşına kadar benim yaşamış olduğum tüm şiddete kendisi şahit olmuştur. Bu yüzden de babasından korkan bir çocuk. Şöyle örnek vereyim mesela, eve gelirken neden ekmek almadın ben mi alacağım der ve beni dövmeye başlardı. Ya da hiç unutmadığım dayak sebeplerinden bir tanesi de ilk hamile olduğum zamanlarda annesini aradım ve canım kıymalı çekiyor, fırın da yanınızda, siz fırına 2 tane sipariş verin, ben de Onur’a söylerim o da gelirken alır dedim. Annesi de arıyor ‘ben senin eşinin hizmetçisi miyim?’ diyerek ve eve gelip annem senin kölen mi, diyerek beni dövmeye başladı. Ben o zamanlar 2-2,5 aylık hamileydim. Çok saçma ve gereksiz, hiçbir kadının hak etmediği konulardan ben defalarca kez dayak yedim” dedi.

    Aslan, şiddet yüzünden ameliyat olduğunu ve sonrasında boşandığını söyleyerek, “Her defasında bir yerimi kırıyordu ya da benim bir yerlerim sürekli mor ya da incinmiş oluyordu. Hamileyken düşük tehlikem vardı. Bu şekilde sürekli zarar gördüm ve en son verdiği zarar da zaten elmacık kemiğimi kırdı. Ondan dolayı ben bir ameliyat geçirdim. 60 kiloydum, 40 kiloya kadar düştüm. Bu süreçte ben evladım için ayakta durdum bir şekilde ve boşanmaya şu şekilde karar verdim. Dedim ki, Sibel sen evladın babasız büyümesin diye bu acıyı çekiyorsun ama sana bir şey olursa zaten bir tarafı eksik büyüyecek. O zaman bir tercih yapman gerekiyor, ya babasız büyüyecek ya da annesiz büyüyecek. Annesiz büyümesin de babasız büyüsün, diye karar verdim. Ameliyattan 1 hafta sonra da kendisine boşanma davası açtım ve aynı gün de boşandım kendisinden” ifadelerini kullandı.

    Boşanmadan sonra bu durumu eski eşinin kabul etmediğini söyleyen Sibel Aslan, sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Boşanmadan sonraki tehditler de kendisi kabullenemediğinden dolayı oldu. Ben artık kendisine şans vermek istemiyorum çünkü aynı şeyleri, aynı senaryoları yaşayacağız farklı şeyler değil. Kendisi kafasında madde bağımlılığından dolayı farklı şekilde yorumluyor. Benim hayatımda birinin olduğunu, bundan dolayı kendisine şans vermek istemediğimi ve o kişiyi de bulmak için benim sosyal hesabımdaki tüm erkek arkadaşlarıma tek tek yazıyor. Sizin onunla bir birlikteliğiniz var mı? Nesi oluyorsunuz? Nasıl tanıştınız? gibi bel altı olan her şeyi arkadaşlarıma sormuş ve ben artık bundan dolayı utanıyorum. Arkadaşlarım ‘Sibel eski eşin yazdı bizi tehdit ediyor’ diyor, hatta birkaç arkadaşımın dükkanını basmış ve tehdit etmişler. Bunlar dışında da bana sardı, ‘sen benim hala namusumsun’ düşüncesinde. Halbuki ben öyle değilim, biz ayrılalı 1 sene oldu. ‘Sen bana ihanet ettin’, ‘sen namussuzsun’ gibi şeylerden dolayı dedi ki ‘seni öldüreceğim, sen bunu hak ediyorsun’. Yetkililerden bu adamın gerekli cezayı alması için tutuklanmasını ve cezaevine girmesini, benim de oğlumla güzel bir hayat yaşamam için bu adamın bana ayak bağı olmamasını istiyorum. Bunu da yapacak tek kişinin yetkililer olduğunu düşünüyorum. Bir an önce gerekli işlemler yapılsın ve bu adam hak ettiği yere gitsin.”

    “Kimsenin olayın iç yüzünü bilmeden yargılamasını istemiyorum”

    Cep telefonu ile çektiği video ile İhlas Haber Ajansı’na açıklamalarda bulunan Onur D. ise attığı mesajları o anlık sinirle attığını ve aile içi sorunlara dair evrakların resmi mercilerin elinde bulunduğunu savundu. Onur D., “Cani olarak algı oluşturulan insan maalesef benim. Şu anda yoldayım. Devletimizin koymuş olduğu bir şart var. Hem kendi iyiliğim için, hem de herkesin iyiliği için gerekli olan neyse adli mercilerde sonuçlanmıştır. Böyle bir durumla karşı karşıya kaldığım için çok üzgünüm. Olayın aslı göründüğü gibi değildir. Herkes sosyal medyada istediği gibi yargılar gibi bir durum var bizim ülkemizde. Ben bu açıdan çok üzgünüm. Evet bizim eksikliklerimiz de var. Attığımız mesajlar kötü mesajlar. Bana yakışmayan mesajlar. O mesajların sebebi eski eşimin 3-4 kişiyle farklı şekilde yazışmalarından, tanışma faslından kaynaklandığı için. Kısa süreliğine kızgınlık sebebi ile oluşan bir durumdu. Sosyal medyada attığı fotoğraftaki kan resmi de bir buçuk ay kadar önce benim aracımın dikiz aynasına vurmamdan kaynaklı elim yara aldı. Bu resmi olarak emniyette de var, benim hastane raporlarım da mevcut. Şu an hala kan örnekleri mevcut. Bunları yapacak karakterde olmadığımı büyüklerimiz tespit ettiler. Doğru her zaman ortaya çıkacak. Ben hatasızım demiyorum. Hatasız kimse olamaz ama tek taraflı yargıda kimsenin bulunmasını istemiyorum. Şunu da belirtmek isterim ki, sadece konu bu değil. Konu içinde özel sebepler de var. Kayıtlarımız da mevcut, şahitlerimiz mevcut. Yaşayan insanlar şu an da hala hayattalar. Onlar da araştırılsın. Bana söylenilenler bunlar. Bunları ben sabah adliyede görüştüm ve ifademde belirttim. Ayrıca bunlar açıklanacak durumlar değil, bunu da ayrıca özellikle belirtmek isterim ki, aile yapısında olmayacak durumlar, yazışmalar vesaire şeyler var ve bunlar şu anda elimde. İfademi de verdim ve resmi makamlar da gördü. Bunlardan utandığım için medyaya yansıtmak istemiyorum. Bunu da söylemiş olayım” dedi.

  • Adanalı Tuğba’yı öldüren Küpeli’nin daha önce tehdit ettiği öğretmen konuştu

    Adanalı Tuğba’yı öldüren Küpeli’nin daha önce tehdit ettiği öğretmen konuştu

    Adana’da Tuğba Keleş’i öldüren Erdoğan Küpeli’nin, sosyal medyada taciz ve tehdit ettiği öğretmen konuştu. 29 yaşındaki öğretmen, “Küpeli tutuklansaydı belki de Tuğba yaşıyor olacaktı” dedi.

    Adana’da kasiyerlik yapan Tuğba Keleş’i öldüren Erdoğan Küpeli’nin, 2016 yılında sosyal medya üzerinden taciz ve tehdit ettiği öğretmen Gülay Mübarek, açıklamada bulundu. Kendisini dört yıl boyunca tehdit ve taciz eden Erdoğan Küpeli’nin dört yıllık bir dava sürecinin ardından 8 yıl 6 ay ceza aldığını ancak davada tutuklama kararı çıkmadığını iddia eden öğretmen Mübarek, dosyanın bir yıldır istinaf mahkemesinde ve halen orada cezası onanmadığı için serbestçe dolaşabildiğini belirtti.

    “Tutuklansaydı belki de Tuğba şu an aramızda olacaktı”

    Şüpheli şahıs Erdoğan Küpeli’nin cezasızlığın verdiği cesaretle bugün sabah saatlerinde teklifini reddettiği için Tuba Keleş’i katlettiğini söyleyen öğretmen Mübarek, “Küpeli şayet tutuklansaydı belki de Tuğba bugün aramızda olacaktı. Benim başıma bunlar gelmeyecekti. Ben 4 yıl boyunca bununla mücadele etmek zorunda kalmayacaktım. Bugün Tuba’yı katleden sadece Erdoğan Küpeli değil, katil tek bir kişi değil. Bir kadın gelip sizden yardım istediği zaman, şikayetçi olduğu zaman ne dediğini önemseyin. Sizin önemsememeniz bir kadının hayatına mal olabiliyor, bugün Tuba’da olduğu gibi. Tuba bir ay önce kaçırılmış Erdoğan Küpeli tarafından. Polis yakalamış ama aynı şekilde serbest bırakılmış. Hakkında verilmiş hapis cezası olan bir insan ikinci defa farklı bir kadına aynı şekilde yaklaştığı zaman nasıl tekrar tutuklanmıyor? Nasıl serbest bırakılıyor? Ben halen anlamış değilim. Tuğba Keleş olayında gördük ki, kadınlar korkuyor sesini çıkaramıyor ve ben sesimi duyurduğum ve ulaşabildiğim her kadının sesine biraz daha ses katmak için aylardır, yıllardır kendi hayatımdan ödün vererek uğraşıyorum, mücadele ediyorum. Kendimi, o kadınların yerine koyuyorum ki halen ben de onlardan biriyim zaten. Herkese ses olmaya çalışıyorum ama aynı suçtan ceza alan bir erkek cezasızlığın verdiği cesaretle tekrar gözünü kırpmadan, hiç düşünmeden, korkmadan, büyük bir cesaretle, hemen teklifini ret eden bir kadını katledebiliyor. Bizim oturup bunu sorgulamamız lazım. Bu cezasızlıklar neden, ceza verildiği halde, tutuklama kararı neden verilmiyor?” şeklinde konuştu.