Etiket: Tedavisi

  • Miraç’ın yeniden yürüyebilmesi için kök hücre tedavisi gerekiyor

    Geçirdiği Duchenne Musküler Distrofi (DMD) kas hastalığı yüzünden tekerlekli sandalyeye mahkum olan 9 yaşındaki Miraç Aydın’ın tekrar yürümesi için Hindistan’da yapılacak kök hücre tedavisine ihtiyaç duyuluyor.

    Daha önce yürüyerek gelip gittiği Hasan Ali Yücel İlkokuluna, ilerleyen hastalığı yüzünden bu yılki eğitim öğretim yılına tekerlekli sandalye ile gidip gelmek zorunda kalan Miraç Aydın için Trabzon Valiliği yardım kampanyası için onay verirken, aile şimdi oğullarının yürüyebilmesi için hayırsever vatandaşların desteğini bekliyor.

    Yaklaşık 1 aydın tekerlekli sandalye ile okula gidip geldiğini belirten Miraç Aydın en büyük hayalinin polis olmak olduğunu belirterek özellikle matetamik dersini çok sevdiğini söylüyor.

    Anne Sevil Aydın, oğlunun hastalığını 1,5 yaşında iken öğrendiğini ve hiç düşünmedikleri tekerlekli sandalyeye bağımlı kaldıklarını ifade ederek bu zamana kadar fizik tedavi ile geldiklerini söyledi.

    “Ergenliğe girip boyu uzamaya başlayınca yürüme yetisini kaybetti”

    Oğlunun artık desteksiz yürüyemediğini kaydeden anne Aydın, “Miraç kas hastası. Hastalığını 1 buçuk yaşındayken öğrendik. Bu zamana kadar Türkiye’de ve Dünya’da hastalığın tedavisi bulamadık. Yüzme ve fizik tedavi ile bu zamana kadar geldik. Miraç 4 ayına kadar yürüyordu. Tekerlekli sandalye hayatımızda yoktu. Ergenliğe girdikçe, boyu uzadıkça Miraç artık düşmeye başladı ve yürüme yetisini kaybetti. Biz bu durumu tamamen tahlillerle öğrendik. Tahlilleri yüksek çıkınca tahlil sonuçlarını Ankara’ya gönderdik. DNA’sına bakıldı ve 49’uncu ve 50’inci kromozomlarının kırık olduğunu öğrendik. Aslında biz, 1,5 yaşından beri bu hastalığı biliyoruz. Türkiye’de bu hastalıkla uğraşan bir sürü aile var. Buna rağmen kimse sesimizi duymuyor bizi görmüyor. Çünkü çok azız. Türkiye’de artık bir şeyler olması gerekiyor. Miraç’ı bir ay önce tekerlikle sandalyeye koyduk. Okul da rahat olsun eğitimine devam edebilsin diye. Çünkü Miraç artık desteksiz yürüyemiyor. Rize ve ilimizde bizimle aynı durumda olan hastalar var. Türkiye genelinde 5 bin kadar kişi bu hastalıkla mücadele ediyor” dedi.

    “Umudumuz Hindistan’da yapılacak kök hücrede”

    Tek umutlarının Hindistan’da yapılacak kök hücre tedavisinde olduğunu ve bununla ilgili yardım kampanyası başlatıldığını kaydeden anne Aydın, “İstabul’da DMD’nin merkezi var oraya üyeyiz. Dernekte bize, Hindistan’da böyle bir kök hücre tedavisi olduğu ve çocuklarımızın 1-2 yıl daha var olan becerilerini yitirmemesi için gidilmesi gerektiği söylendi. Bu tedaviye giden ailelerimiz var. Yani şu an stabil durumlarını korusunlar bu bile yetiyor. Çünkü ilerisi bizim için daha kötü. Biz önce hastaneye başvuru yaptık. Tahlillerimizi gönderdik. Sonra Hindistan’dan davetiyemiz geldi. Biletlerimizi aldık. Bu yüksek bir meblağ. Bizim öyle bir bütçemiz yok. Eşim asgari ücretle çalışan bir işçi” diye konuştu.

    Miraç’ın tedavisi için şu an 150 bin TL gerekli

    Miraç’ın tedavisi için şu an 150 TL’nin gerekli olduğunu belirten anne Aydın, “ Hindistan’a üç sefer gitmemiz gerekiyor. Miraç’ın şuanda tedavi için 150 bin liraya ihtiyacı var. Bize Valilik tedavisi için bu meblağa ihtiyaç var dedi. Biz asla öyle bir talepte bulunmadık. Bize Valilik tarafından yasal verilen kâğıtta yazan miktar 150 bin lira. Bir yardım kampanyası başlattık. Sosyal medya da bunu yayınlamak için valilikten izin aldık. Derneklere, hastanelere bildirerek kampanyamızı başlattık. 1 hafta önce kampanyamız başladı. Allah kimseyi evladıyla sınamasın. Kimsenin evladına böyle ağır bir yük vermesin. 1 kızım daha var o sağlıklı bir hastalığı yok. Oğlumun hastalığı öğrendiğim an çok şaşırdım. Çünkü ailemizde böyle bir durum yok” şeklinde konuştu.

    “Polisliği çok seviyorum”

    Derslerinin çok iyi olduğunu ve en büyük hayalinin ise polis olmak olduğunu belirten Miraç Aydın, “4. sınıfa gidiyorum. Derslerim çok iyi. En çok matematik dersini seviyorum. Çünkü çok eğlenceli. İlerideki hedefim polis olmak. Çünkü polisliği seviyorum. 1 aydır tekerlekli sandalye ile yürümeye başladım. Daha önce yürüyebiliyordum. Arkadaşlarım sandalyem ile beri sürüyorlar onlarla oyunlar oynuyorum” dedi.

    Dede Osman Usta da torunun durumuna çok üzüldüğünü belirterek, “Torunumda kas hastalığı var. Kasları gelişmiyor. Ailede herhangi bir sorun yok. Çok üzgünüz sağlığına kavuşmasını isteriz. Umut ediyoruz ki iyileşecek. Bize yardım edilirse çok iyi olur. Özellikle milletvekillerimizden yardım istiyoruz” dedi.

    Öte yandan doktorlar, Duchenne Musküler Distrofi (DMD) kas hastalıkları arasında en sık karşılaşılan hastalık olduğunu sadece erkek çocuklarda görüldüğünü belirttiler.

  • Tedavisi tamamlanan deniz kaplumbağaları denize salındı

    Mersin’de faaliyette olan Deniz Kaplumbağaları Kurtarma Rehabilitasyon ve Bilgilendirme Merkezinde tedavileri tamamlanan 3 deniz kaplumbağası denize salındı.

    Merkez Mezitli ilçesi Davultepe Mahallesi 100. Yıl Parkı içerisinde 2010 yılında kurulan ve 2011 yılında hizmete giren Deniz Kaplumbağaları Kurtarma Rehabilitasyon Bilgilendirme Merkezi, 7 yıldır nesli tükenme tehlikesi altında olan caretta caretta ve diğer deniz kaplumbağalarının tedavilerini gerçekleştiriyor. İnsan unsuru ya da dış etkenlerden dolayı yaralanan kaplumbağalar merkezde tedavi altına alınıyor. Bu kapsamda tedavisi tamamlanan deniz kaplumbağaları, Deniz Kaplumbağaları Kurtarma Rehabilitasyon ve Bilgilendirme Merkezinde düzenlenen törenle denize salındı.

    “3 bin 408 deniz kaplumbağası yuvası tespit edildi”

    Törende konuşan Tarım ve Orman Bakanlığı 7. Bölge Müdür Vekili Mustafa Kandırmış, Türkiye’deki 21 adet deniz kaplumbağası yuvalama alanından 4’ünün Mersin’de olduğunu belirterek, “Nesli tehlike altında olan deniz kaplumbağaları BERN, BARSELONA, CITES gibi uluslararası sözleşmeler ve ulusal mevzuatımız ile koruma altındadır. Bu kapsamda her yıl deniz kaplumbağalarının yuvalama sezonu olan 15 Mayıs 15 Eylül tarihleri arasında müdürlüğümüz elemanlarınca yuva koruma ve takip çalışmaları yapılmaktadır. Bu çalışmalarda kumsallar günlük olarak izlenmekte kaplumbağaları ve yaşam alanlarını tehdit edecek faktörler engellenmekte ya da giderici tedbirler alınmaktadır. Yapılan bu çalışmalarla 2018 yılında Mersin kumsallarında 3 bin 408 deniz kaplumbağası yuvası tespit edilmiştir” dedi.

    “Tedavisi tamamlanan 3 deniz kaplumbağası denize salındı”

    Deniz Kaplumbağaları Kurtarma Rehabilitasyon ve Bilgilendirme Merkezinde bugüne kadar 46 hasta kaplumbağa girişi olduğunu vurgulayan Kandımış, “Bu kaplumbağalardan 26’sı tedavilerinin ardından denize geri salınmıştır. Merkezimizde şu anda 10 deniz kaplumbağası bulunmaktadır. Tedavisi tamamlanan 3 deniz kaplumbağasının daha denize geri salınımı gerçekleştiriliyor” ifadelerini kullandı.

    Konuşmaların ardından merkezde çalışan personeller ve törene gelen öğrenciler sahile indi. Sahilde tedavisi tamamlanan deniz kaplumbağaları tek tek denize bırakıldı. Deniz kaplumbağalarının yaşam alanları olan denizle kavuşmasını onlarca Mersinli izledi.

  • Tunceli’de tedavisi yapılan kartal, doğaya bırakıldı

    Tunceli’de bitkin halde bulunan yavru kartal, tedavisinin ardından yeniden doğaya bırakıldı.

    Edinilen bilgiye göre,Mazgirt İlçesi Akpazar Beldesi’nde bitkin halde yaralı kartal bulan vatandaşlar, durumu Doğa Koruma ve Milli Parklar Şubesi ekiplerine bildirdi. Ekipler tarafından bulunduğu alandan alınan kartalın beslenememesi nedeniyle bitkin düştüğü ortaya çıktı.

    Doğa Koruma ve Milli Parklar Tunceli Şubesi’nde 15 gün beslenen ve veteriner hekim tarafından ilaç tedavisi uygulanan kartal sağlına kavuştu. Karta, daha sonra doğal ortamına bırakıldı.

  • Tedavisi tamamlanan şahin doğaya bırakıldı

    Bitlis’in Ahlat ilçesinde yaralı halde bulunan ve tedavisi tamamlanan şahin, tekrar özgürlüğe kanat çırptı.

    Ahlat Doğa Koruma ve Milli Parklar Şefliği tarafından koruma altına alınan şahin, tedavisi yapıldıktan sonra ekipler tarafından doğaya salındı. Konu hakkında açıklama yapan Ahlat Doğa Koruma ve Milli Parklar Şefliğinde görevli memur Sebahattin Bildirici, “Duyarlı bir vatandaşımızın ihbarı üzerine yaralı şahin olduğunu öğrendik ve aracımızla giderek teslim aldık. Gerekli tedavisi yapıldı. Yarası ağır olmadığı için Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Hayvan Hastanesine gönderilmesine gerek kalmadığı görüldü. Şu an doğaya bırakılacak durumda. Kurum olarak vatandaşlarımızdan gelen ihbarları anında değerlendiriyoruz. Bilhassa yaban hayatıyla ilgili olan konularda gereken hassasiyet gösteriliyor. Bu gibi durumlarda yaralı hayvan ne olursa olsun bilgi verirlerse anında müdahale ederek, gereken yerlere iletiyoruz” dedi.

  • Lazerli kanal tedavisi ile diş kaybına son

    Yapılan çalışmalarda lazerlerin, klasik kanal tedavisi yöntemiyle ulaşılamayan kök içyapılarına nüfus edip derinlerde hapsolmuş mikroorganizmalar üzerinde antibakteriyel etki gösterdiklerini söyleyen İstanbul Aydın Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Endodonti Uzmanı Doç. Dr. Dilara Arslan, lazerli kanal tedavisinin klasik yöntemlere göre daha etkili olduğunu ifade etti.

    Bazı mikroorganizmaların diş içinde kullanılan solüsyonların uzanamadığı derinliklerde yaşayabildiklerini yapılan araştırmalarda da görüldüğünü vurgulayan Doç. Dr. Arslan şunları söyledi: “Bilindiği gibi diş kökleri uca doğru incelen bir formdadır ve bizlerin en uca kadar kimyasal solüsyonları ulaştırmamız her zaman mümkün olmaz. En karmaşık yapı en uçtur ve başarısızlık buradaki bakterilerin yaşama oranlarına bağlıdır. Lazer ışınlarının, kök kanalına taşınmasını sağlayan fiber optik kabloların ve çeşitli özel kök şekline uygun uç dizaynların geliştirilmesiyle lazer ışınları bu başarısızlıkların önüne geçecek.”

    Enfeksiyon yayılmadan müdahale edilmeli

    Vücudun diğer organları ile karşılaştırdığımızda dişin iç sinir yapısı (pulpa) kanlanması oldukça sınırlı bir yapıdır diyen Arslan, “Bu nedenle meydana gelen enfeksiyon immün mekanizmalarla kendiliğinden ortadan kalkar. Mevcut enfeksiyon, hastanın ilgili dişinden başlayıp daha yaygın bölgelere yayılan ağrı, şişlik, o dişle yemek yiyememe ve ağızda kötü koku gibi belirtiler ile kendini gösterir. Bu belirti süreçleri hissedilmeden evre değiştiren enfeksiyon ihmal edilecek ve kronik bir şekilde ilerleyerek, çekilen kontrol radyograflarında görülen kemik harabiyetleri ile tespit edilebilecektir. Her iki durumda da hastalarımızı diş çekimi olmaksızın eski konforlu hayatına döndürmek amacıyla kanal tedavisi uygulamalarını tercih ediyoruz” dedi.

    “Kimyasal solüsyonlar bizim vazgeçilmezimiz”

    Diş çekimi olmaksızın enfeksiyonun uzaklaştırılması ve ilgili dişin fonksiyon kaybının yerine konulması amacıyla yapılan kanal tedavisi uygulamalarında dezenfekte edici kimyasal ilaç olarak çeşitli sıvı materyaller kullanıldığını ifade eden Arslan, “Hedefimiz dişin iç yapısına yayılan tüm mikroorganizmalara ulaşmak. Bu sıvı materyaller, dikkatli kullanılmadıklarında kök dışına taşarlarsa biyolojik olarak zarar verici etkileri olur. Ayrıca tadı ve kokusunun kötü olması, el aletlerinde aşınmalara sebep olması, alerjik reaksiyonlara yol açabilmesi gibi yan etkileri olsa da bu solüsyonlar bizim vazgeçilmezlerimiz” diye konuştu.