Etiket: Tedavisi

  • Atatürk Üniversitesinde plazma tedavisi için altyapı hazır

    Atatürk Üniversitesinde plazma tedavisi için altyapı hazır

    Atatürk Üniversitesinde korona virüs için Aşı Üretme ve Antijen Hazırlama Koordinatörlüğü kuruldu. 20 akademisyenden oluşan ekip plazma tedavisi için alt yapıyı hazır hale getirirken aşı için çalışmalarını sürdürüyor.

    Dünyada ve Türkiye’de hızla yayılan korona virüsü (Covid 19) engellemek ve aşı üretimi için çalışmaların sürdürülmesi için Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı’nın talimatıyla Aşı Üretme ve Antijen Hazırlama Koordinatörlüğü oluşturdu. Virüsün Türkiye’de görülmesinin ardından hızla kurulan ekipte 20 farklı bölümden akademisyen yer alıyor.

    Akademisyenlerden kurulan ekipte Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Selahattin Çelebi’nin koordinatörlüğünde Farmakoloji, Enfeksiyon Hastalıkları ve Çocuk Sağlığı Hastalıklarının yanı sıra Eczacılık ve Veteriner Hekimliği Fakültesinden ilgili öğretim üyeleri, Fen Fakültesi Moleküler Biyoloji, Gen Mühendisliği öğretim üyeleri ve İl Sağlık Müdürlüğü daire başkanları yer alıyor.

    İlk günden berri büyük bir özveri ile çalışan akademisyenler plazma tedavisi için alt yapıyı hazır hale getirdi. Aşı çalışmalarını da aralıksız sürdüren akademisyenler, bu konuda yaklaşık 6 aylık bir süreye ihtiyaç duyuyor.

    Aşı Üretme ve Antijen Hazırlama Koordinatörü Prof. Dr. Selahattin Çelebi, plazma tedavisi için altyapının hazır olduğunu ifade ederek, “Korona virüsünü daha önceden bilmiyorduk. Sadece akrabaları diye nitelendirdiğimiz hastalıkları tanıyorduk. Önlemlerden biride plazma tedavisidir. Bizler plazmayı hastalığı geçiren kişilerden alıyoruz. Biz bu kişilerden kan örneği alarak tedaviye ve araştırmaya böyle başlıyoruz. Aldığımız plazmada çeşitli testler yapıp başka hastalık var mı diye incelemelerimizi sürdürüyoruz. Bizim alt yapımız test sonrası aşamalara da hazır durumda. Bununla ilgili çalışmalar tamamlandığında tedavi için kullanılabilir hale getiriyoruz. Çok yönlü multidisipliner bir çalışma yapıyoruz. Dolayısıyla Atatürk Üniversitesi plazma antikor tespit edebilecek seviyede diyebiliriz” dedi.

    Aşı için çalışmaların devam ettiğini belirten Çelebi, “Aşı hazırlamak komplike bir iştir. Akademisyenlerle biz aşı çalışmalarımıza başladık. İlk vaka tespit edilir edilmez ekibimizle çalışmalarımız sürüyor. Virüse direk aşı kullanılır ama bu aşının yan etkileri ve bulaşıcı etkileri oldukça fazladır. Dolayısıyla çalışmalar diğer üniversitelerde olduğu gibi Atatürk Üniversitesinde de devam ediyor. Aşımızı hazırladıktan sonra deneylerimizi hayvanlarda kontrol edeceğiz” şeklinde konuştu.

  • Erzurum’da tedavisi tamamlanan 20 hasta alkışlarla taburcu oldu

    Erzurum’da tedavisi tamamlanan 20 hasta alkışlarla taburcu oldu

    Erzurum’da korana virüs teşhisiyle tedavi altına alınan 20 kişi bugün taburcu oldu.

    Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tedavileri başarıyla tamamlanan 20 kişi çalışanların alkışları arasında taburcu olduç İyileşen hastalar tedbir altında hastaneden ayrıldı.

  • Kanal tedavisi aşamalarına dikkat

    Kanal tedavisi aşamalarına dikkat

    Diş Hekimi Yalçın Genç, kanal tedavisi aşamalarına dikkat çekti.

    Dişin sert dokusunun içinde, kökün en ucundan giren kan damarları ve sinirlerin (pulpa) bulunduğu dişe hayat veren küçük bir odacık bulunduğunu belirten Diş Hekimi Yalçın Genç, “Dişlerin büyümesini ve sürmesini sağlayan bu yapı, çürüme meydana geldiğinde alarm görevi de görmektedir. Erken safhada tedavi edilmeyen diş çürükleri ilerleyerek pulpaya ulaşır ve burada iltihabı değişimlere neden olarak şiddetli ağrılar oluşturur. Daha sonraki aşamada bakterilerin salgıladığı asitler pulpayı öldürür. Böylelikle ortaya çıkan toksinler (zehirler) kök ucundan sızarak çene kemiğine yayılır. Çene kemiğinde oluşan iltihap dişin kaybına, çevre dokularının da zarar görmesine neden olur. Bu duruma gelmeden önce dişi ve çevre dokuları korumak için hastalıklı pulpa dokusunun alınmasıyla diş kurtarılabilir” dedi.

    Pulpa dokusunun anestezi altında temizlendikten sonra, kanallar genişletilip dezenfekte edildiğini ifade eden Dt. Genç, “Tüm bu işlemlerden sonra pulpa odasının içi özel maddelerle kök ucuna kadar doldurulur. Sanıldığının aksine bu işlemler ağrısız gerçekleşmekte ve tedavi edilen diş uzun yıllar ağızda kalmaktadır” diye konuştu.

    Diş Hekimi Yalçın Genç, kanal tedavisi aşamaları konusunda ise şunları söyledi: “Radyografi alınarak sorunlu dişin tespit edilmesi. Diş canlı ise lokal anestezi yapılarak diş ve çevre dokulardaki duyarlığın yok edilmesi. Dişin Mine ve Dentin tabakalarındaki çürüklerin temizlenerek pulpaya ulaşılacak boşluğun oluşturulması. Dişe rubber dam takılarak izole edilmesi. Elektronik aletler kullanılarak çalışma uzunluğunun saptanması ve radyografi ile teyit edilmesi. Döner alet sistemleri kullanılarak kök kanalı içindeki enfekte dentin tabakalarının, mikroorganizmaların yok edilmesi ve uzaklaştırılması. Kök kanallarında döner alet sistemleri kullanılırken çeşitli kök kanalı dezenfektanları ile mikroorganizmaların yok edilmesi. Döner alet sistemleri kullanılarak kök kanalı içindeki enfekte dentin tabakalarının, mikroorganizmaların yok edilmesi ve uzaklaştırılması. Kanal tedavisine başlarken diş canlı değil ise kök kanalı içine konulacak bir kanal antiseptiği ile belirli bir süre beklenmesi ve sonraki buluşmada kök kanlarının doldurulması. Kök kanalı tedavisinden sonra, dişin çevre dokular ile ilişkisi kesilerek, enfeksiyonun bir daha oluşmaması ve dişin çevre dokularında meydana gelmiş bir hasar varsa onun onarılması amaçlanır.”

  • (Özel) Lenfödemin tedavisi mümkün

    Balıkesir Devlet Hastanesinde görevli Fizyoterapist Özden Certel, halk arasında “Fil Hastalığı” olarak bilinen lenf ödem hastalığının hayatı tehdit ederek olumsuz etkilediğini ifade ederek bilgiler verdi. Hastalığın erken tanı ile tedavisinin olumlu sonuçlar verdiğine dikkat çeken Certel, “Kanser hastaları birebir potansiyel olarak lenf ödem olma olasılığı çok yüksek. Hastaları bu konuda uyarıda bulunarak bilinçlendirirsek, kurtulma şansları oldukça yüksek” dedi.

    Çeşitli sebeplerden kaynaklanarak kol ve bacakta oluşan şişliklerle ortaya çıkarak belirtilerini gösteren lenfödem hastalığının doğru yöntemlerle tedavi edilebildiğini belirten Balıkesir Devlet Hastanesinde görevli Fizyoterapist Özden Certel, lenfödem hastalığı hakkında bilgiler verdi. Certel, “Lenf sistemi, lenf damarları ve nodüllerinden oluşan doku sıvısı içindeki maddeleri venöz dolaşımı ileten venlere paralel seyreden bir dolaşım sistemidir. Bu sistem protein, su, hücre, yağ ve hiyalüronik asit taşır lenfatik yetmezlik. Bu sistemin taşımakla yükümlü olduğu maddeleri taşıyamadığı zaman gelişir ve ödem oluşur. Bu yetmezlik 3 şekilde görülmektedir. Birincisi taşınan yük normal ama taşıma kapasitemiz düşük olabilir. İkinci olarak taşınan yük fazla ve taşıma kapasitemiz düşük olabilir. Üçüncü yetmezlik ise taşıma kapasitemiz normal fakat taşınan yük fazla olabilir, bu sebeplerle basınç artar kapaklarda yetmezlik olur ve akış merkeze değil, kol, bacak, kafa, genital bölgelere doğru ilerleyebilir. Lenfödem lip ödem post travmatik ödem romatizmal kökenli hareket sistemi hastalıkları dolaşım sistemi problemlerinde ve doğuştan karşımıza çıkan lenfödem hastalarına kompleks boşaltıcı fizyoterapi uygulanır” dedi.

    “Erken müdahalede başarı oranı çok yüksek”

    En önemli aşamanın hastanın değerlendirilerek tedavi planının çıkartılması olduğunu söyleyen Özden Certel, “Manuel lenf drenaj uygulanır, cilt bakımı yapılır. Kompresyon bandajı çorabı yani baskı giysisi uygulanıp gerekli egzersizler verilir tedavi bitiminde hastaya kendi kendine yapması gereken self tedavi eğitimi verilir. Hasta danışmanlık doğrultusunda ölçümlerle takibe alınır. İlk hedefimiz ödemi azaltıp günlük yaşam aktivitelerini artırmak ve ulaşılan seviyeyi korumaktır. Hastaları hangi evrede aldığımız çok önemlidir. Evre sıfırda da aldığımız hastada doku normal ve ödem yoktur, koruyucu olmak amaçtır. Evre 1’de yumuşak ödem vardır ve yukarı pozisyonlama ile azalır evre 2’de sertleşmiş cilt yukarı pozisyonlama ile azalmayan ödem vardır. Evre 3’te ise oldukça sert cilt bazen yara ve gözyaşı şeklinde akan sıvı vardır. Lenfödem teşhisinde cilt katlantıları cilt rengi ağrı durumu lenfografi lenfosintigrafi BT ve yüksek çözünürlüğü olan ultrasonografi sonuçları değerlendirilir tedavi planımız kadar kullanacağımız destek malzemeler ve beslenmemiz önemlidir. Proteinden zengin olan bu ödem protein rejimi ile vücuttan gitmez. Beslenmemiz az tuzlu ve dengeli olmalıdır, kullandığımız lenf çorabı mutlaka hastaya özel ölçü ile alınmış olmalıdır. Hastanın tedaviye uyumu tedavi sonrası neleri yapıp yapmamaları gerektiğini öğrenmeleri önemlidir. Erken müdahalede başarı oranının çok yüksek olduğu unutulmamalıdır. Kanser hastalarının birebir potansiyel olarak lenfödem olma olasılığı çok yüksek. Hastalarımız bu konuda açıklama yapılarak bilinçlendirilirse kurtulma şansları çok yüksek” şeklinde konuştu.

  • Ozon tedavisi Vezirköprü’de anlatıldı

    Samsun Büyük Anadolu Hastaneleri tarafından sosyal sorumluluk çerçevesinde Vezirköprü ilçesinde düzenlenen sağlık seminerinde ozon tedavisi anlatıldı.

    Samsun Büyük Anadolu Hastaneleri Bitkisel ve Doğal Ürünlerle Tedavi Merkezi İç Hastalıkları Uzmanı ve Fitoterapi Uzmanı Uzm. Dr. Mehmet Emin Erdem’in katılımıyla Vezirköprü ilçesinde “Ozon Tedavisi Nedir ve Ozon Tedavisi Hangi Hastalıklara İyi Gelir” konulu konferans düzenlendi. Ozon tedavisinin alternatif tıpta ozonun sağaltım amacıyla kullanıldığı tedavi biçimi olduğunu belirten Dr. Erdem, “Ozon gazı, atmosferin üst tabakalarında yer alan ve canlıları güneşin zararlı UV ışınlarından koruyan kimyasal bir bileşiktir. Atmosferde ozonun stabil olarak bulunmamasından dolayı medikal ozon jeneratörlerinde üretilen ozon gazı, üç farklı oksijen atomundan oluşur. İçerisinde yüzde 5 ozon-yüzde 95 oksijen içermesinden dolayı patolojik hastalıkların tedavisi için en çok tercih edilen yöntemdir. Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi, damar dolaşım bozukluklarının giderilmesi, romatizmal hastalıklar ve fibromiyaljinin kontrolü, bel ve boyun fıtıklarında ağrının azaltılması, diyabet ve diyabete bağlı komplikasyonların özellikle ayak yaralarının tedavisi, insülin direncinin azaltılması, metabolik sendrom ve yağlı karaciğerin tedavisi, yara ve yanık tedavileri, kolit olarak geniş anlamda ifade edebileceğimiz inflamatuar barsak hastalıklarının tedavisi, kronik yorgunluk sendromu, baş ağrıları, migren, kanserde destek tedavi, ciltte yaşlanmanın geciktirilmesi, sağlıklı yaşlanmanın sağlanması için ozon tedavisi uygulanabilir” diye konuştu.