Etiket: Tedavisi

  • Lösemi Tedavisi Gören Eda İçin Esnaf Odaları Birlik Başkanı Esnafa Çağrı Yapacak

    Esnaf Odaları Birliği Başkanı (Ahi Baba) Bahamettin Öztürk, Ankara Tıp Fakültesi Hastanesinde lösemi tedavisi gören Eda Beşkardaş için ahi esnafına çağrı yapacaklarını söyledi.

    Birlik Başkanı Öztürk, “Allah’ım kimseye böyle acılar göstermesin. Birlik içerisinde inşallah Eda’nın tedavi olması için gayret göstereceğiz.” dedi.

    2 ay önce yaşadığı karın ağrısı şikayeti ile hastaneye giden ve lösemi teşhisi konan Eda Beşkardaş için gazetecilerinde öncü olduğu kampanyaya Esnaf Odalarının da destek vereceğini anlatan Birlik Başkanı Bahamettin Öztürk, “Kırşehir Valiliğinin de destekleri ile yardım kampanyası başlatıldı. Bizlerde 14 birlik başkanımıza kızımızın durumunu anlatarak ahi esnafına yakışır şekilde onlardan destek talep edeceğiz. Ahilikte zor durumlarda birlikte olmayı ve dayanışmayı öngörür, kızımızın içerisinde olduğu durumun bizlere gelmeyeceğini kimseler garanti edemez. Ailenin bir Kırşehir’li olarak yanında olmak bir görevdir. İçerisinde bulunduğumuz teşkilata mensup arkadaşlarımız da dayanışma görevini en iyi şekilde yerine getirirler. Kök Hücre naklinin hemen gerçekleşmediğini öğrendik. Nakil için daha çok insandan kan alınması gereği ve uyum olmasının da önemli olduğu bilgisini aldık. Arkadaşlarımıza aile bireylerimize gerekiyorsa topluma bu tür konularda daha bilinçli davranılması gerektiğini anlatmak ve duyarlılık sağlamak gerekir. Ben Esnaf Odaları Birlik Başkanı olarak Kırşehir’lilere bu noktada büyük bir görev düştüğünü düşünmekteyim.” diye konuştu.

    Esnaf Odaları Birliği tarafından yapılacak çağrı ile Eda Beşkardaş için kan verilmesi ve Kırşehir Valiliği tarafından açılan hesaba maddi yardım yapılması çağrısında bulunulacak.

  • Ameliyatsız Bel Fıtığı Tedavisi Dönemi

    Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Soner Büyükkınacı, bel fıtığı hastalığının giderek daha az hareket eden günümüz toplumunda hızla artmakta olduğunu belirterek, ameliyatsız bel fıtığı tedavisi hakkında bilgi verdi.

    Ameliyatsız bel fıtığı tedavisi uygulandığını kaydeden Yrd. Doç. Dr. Soner Büyükkınacı, “Günlük yaşantımızdan bizi alıkoyan bel ağrısı sorunu zaman içinde veya aniden tedavi gerektiren bel fıtığı sorununa dönüşebilir. Bel fıtığı sahibi olduğunuz zaman tedavi yöntemleri arasında kendinizi sıkışmış hissedebilirsiniz. Çok azına cerrahi tedavi uyguladığımız bel fıtığı rahatsızlığının lazerle tedavi edildiği yaygın bir bilgidir. Ancak lazerle bıçaksız bel fıtığı ameliyatı her bel fıtığı vakasına uygulanmaz. Başlangıç safhasında diye tarif ettiğimiz hastalara uygulanabilir. Eğer fıtık denilen yerinden kaymış kıkırdak dokusu omur ilik kanalına girmiş ise lazer tedavisi fayda etmeyecektir. Ancak kişileri ameliyat olmaktan kurtaran bu yöntemin önemi ameliyat sınırındaki hastalar için giderek artmaktadır. Bu tedaviye bel fıtığı hastalarının ancak yüzde 14’ü uygundur. Vaka seçiminde çok titiz olunursa sonuçlar çoğunlukla başarılıdır. Ancak kliniğimize müracaat eden hastaların önemli bir kısmı lazerle tedavi seçeneğini sormaktadırlar. Bu durum lazer ameliyatının büyük ölçüde suistimal edilmesinden kaynaklanmaktadır. Lazer tedavisi özellikle basın tarafından aşırı derecede abartılmış ve her derde deva, bütün sorunların çözümü gibi yansıtılmıştır. Lazer tedavisi uygulandığı halde iyileşmemiş birçok vaka kliniğimizde mikrocerrahi yöntemi ile tedavi edilmiştir ve halen de bu tür vakalar gelmeye devam etmektedir” diye konuştu.

    Yeni çıkan lazer cihazlarının etkinliğinin daha yüksek olduğunu ifade eden Yrd. Doç. Dr. Soner Büyükkınacı, şöyle konuştu:

    “Kliniğimizde kullanmakta olduğumuz son teknoloji lazer sistemleri sayesinde özenle seçtiğimiz hastaların tedavisini yapmaktayız. Teknolojik yenilikler ile iyi hasta seçimi başarılı sonuçlar vermektedir. Lazer tedavisi uygulaması kolay ve güvenli bir yöntemdir. İşlem ameliyathane ortamında yapılmaktadır. 15 dakika sürmektedir. Hastalar işlem sırasında ve sonrasında ağrı çekmemektedirler. Hastalar aynı gün hastaneden taburcu olabilmektedirler. Lazer tedavileri konusunda toplum giderek bilinçlenmektedir. Bu sayede biz doktorların da işi kolaylaşmaktadır. Tedavi seçenekleri giderek çoğalsa da gerçekler değişmemektedir. Bel fıtığı tedavisinde ilk lazer tedavisi 1982 yılında yapılmıştı. Bu tedavinin altın standart olacağı ifade edilmişti. Fakat günümüze kadar birçok yeni teknik gelişse de son 40 yıldır olduğu gibi altın standart mikrocerrahi ile mikrodiskektomi tekniğidir. Lazer tedavisi ise her zaman olduğu gibi belli bir grup bel fıtığı hastasına kolay tedavi alternatifi olarak yerini korumaktadır.”

  • Doç. Dr. Berrin Pehlivan: “Baş Boyun Kanserleri İçin Proton Tedavisi Türkiye’ye Gelmeli’’

    Baş boyun kanserlerine dair farkındalığı artırmak ve bu alanda ortaya çıkan son teknolojik gelişmelerin konuşulması amacıyla düzenlenen Baş Boyun Kanserlerindeki Güncel Yaklaşımlar konulu sempozyum, İstanbul Kemerburgaz Üniversitesinde gerçekleşti. Baş boyun kanserlerinin tedavisinde kullanılan son teknolojik gelişmelere değinen Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Berrin Pehlivan, baş boyun kanserlerinde kullanılan ancak henüz Türkiye’de olmayan proton tedavisinin önemine dikkat çekti.

    İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Medical Park Bahçelievler Radyoloji Onkolojisi Bölümü ve Baş Boyun Kanserleri Derneği katkılarıyla düzenlenen sempozyuma pek çok yerli ve yabancı katılımcı yer aldı. Sempozyumda dikkat çekmek istedikleri yöntemlerden birinin de proton tedavisi olduğunu söyleyen ve bu konuda tecrübeli tek radyasyon onkoloğu olan İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve Medical Park Bahçelievler Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Berrin Pehlivan, “Proton tedavisi şu anda Türkiye’de yok ama olması için mutlaka çaba harcanmalı’’ dedi. Proton tedavisinin, teknoloji ve radyoterapinin geldiği en üst seviyeyi gösteren bir yöntem olduğunun altını çizen Pehlivan, tedavinin baş boyun kanserlerinde çok geniş bir katılım alanı olduğunu belirtti.

    FOTON YERİNE PROTON OLMALI

    Geleneksel radyoterapi tedavisini fotonla yaptıklarını ifade eden Pehlivan, şöyle konuştu: “Fotonun özelliği, vücudun bir yerine girdikten sonra diğer taraftan da çıkıyor ve yolu üzerindeki tüm dokuyu da ışınlıyor olması. Bu durum normal dokunun da belli bir doz olmasına neden olduğu için yan etki meydana getiriyor. Protonun ise vücuda belli bir giriş dozu var. Proton, enerjisinin, dozunun tamamını tümör içerisinde bırakıyor ve sıfır çıkış dozu var. Bunun bize getirisi ise dokularda yan etkiyi azaltması. Özellikle çocuk hastalarda beyin tümörlerinde, kritik yapıların etrafına yerleşmiş tümörlerde çok önemli bir tedavi şekli olduğunu söylemek mümkün.’’

    CERRAHİDE ROBOTİK TEDAVİLER ÖN PLANDA

    Son zamanlarda cerrahide robotik tedavilerin çok fazla öne çıktığını dile getiren Pehlivan, şunları söyledi:

    “Bu tedavi Türkiye’de de iyi bir şekilde yapılıyor. Robotik tedavinin faydası ise, önceden cerrahların elleriyle ulaşamadıkları noktalara artık robot yardımıyla girilebiliyor olması ve eskiye göre daha az kanamanın olduğu, kan ihtiyacının az olduğu ameliyatların yapılabiliyor olması olarak özetlenebilir.’’

    “AMACIMIZ KANSER TEDAVİ ORANINI YÜZDE 75’E ÇIKARMAK”

    İnsanlarda kanser konusunda farkındalık oluşturmak gerektiğini vurgulayan İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erhun Eyüboğlu, “Farkındalık oluşturmanın amacı, insanların belli semptom ve şikayetleri olduğu zaman, bu tanının erkenden koyulabilmesi ve uygun bir tedavi ile yaşamlarının uzatılmasının sağlanmasıdır. Örneğin, bundan 10-15 yıl önce kanserlerin yüzde 25’ini tedavi edebiliyorken bugün yaklaşık yüzde 50’ye yakınını tedavi edebiliyoruz. Bundan sonraki hedefimiz 10 yıl sonra bu oranı yüzde 75’e çıkarmak. İnsanlarda en az organ kaybını sağlayarak en minimal tedavi ile en maksimum yararlılığı sağlayabilmek amacıyla bütün bunları yapıyoruz. İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Tıp Fakültesi olarak biz de daima en son teknikleri takip ediyor ve kullanmaya çalışıyoruz’’ dedi.

  • Proloterapi İle Ağrı Tedavisi

    Anestezi Uzmanı Dr. Nihal Ergen, proloterapinin bel, boyun ve sırt ağrıları gibi birçok ağrılara seanslar halinde çözüm getirilebileceğini söyledi.

    İnsan vücudundaki destek yapısını oluşturan kemik, eklem ve kasların zamanla ya da bazı travmalar sonucu zayıfladığını belirten FBM Özel Tıp Merkezi’nden Uzm. Dr. Nihal Ergen, “Eski fonksiyonunu yerine getiremeyen destek yapılar vücudun çeşitli bölgelerinde ağrıya neden olur. Ağrı bir hastalık değil aslında bir sonuçtur. Bu nedenle ağrıya neden olan fonksiyon bozukluğu giderildiğinde ağrı ortadan kalkmaktadır” dedi.

    Proloterapi ile ağrıların kalıcı olarak tedavi edildiğini ifade eden Ergen, “Proloterapi ile çeşitli nedenlerle zedelenmiş kıkırdak, ligament ve tendonlara solüsyon enjekte edilerek dokuların iyileşmesi sağlanır. Enjekte edilen solüsyon ile dokuda iltihabi bir reaksiyon oluşturularak kan akımı artırılır ve bu bölgeye tamir edici hücrelerin gelmesi sağlanır. Ortalama 3 hafta süren iltihabi süreç ile 3’üncü seanstan sonra hastada şikayetler düzelmeye başlar. Hastanın şikayet ve görüntüleme sonuçlarına göre 3­4 haftada bir 4­8 seans uygulanmalıdır. Ağrıya neden olan fonksiyon bozukluğu düzeltilerek seans sonlandırılır. Proloterapi ile bel ağrıları, boyun ağrıları, sırt ağrıları, baş ağrıları, diz ağrıları, artroz yani eklem kireçlenmeleri, donuk omuz, karpal tünel sendromu, fibromyalji, eklem gevşeklikleri ve güç kaybı, tendon ve ligamentlerde iyileşmeyen kronik ağrılar ve topuk dikeni ağrıları giderilmektedir” diye konuştu.

  • Prp Tedavisi İle Gençliğin Formülü Damarlarımızda

    Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Şeyda Atabay, PRP tedavisi ile gençliğin formülünün damarlarımızda olduğunu söyleyerek, “PRP tedavisi, ’Platelet Rich Plasma-platelet yönünden zenginleştirilmiş plazma tedavisi’ anlamına gelen tedavi metodudur. Bu uygulama kişiden alınan bir miktar kanın özel bir tüpe konulup santrfüjlenerek bileşenlerine ayrıştırılması ve elde edilen platelet yönünden zenginleştirilmiş plazmanın yine aynı kişiye enjeksiyon yoluyla geri verilmesini temel alır” dedi.

    PRP’nin (Platelet Rich Plasma) yüz gerginleştirme, kırışıklıkların azaltılması ve doldurulması, kontur düzeltme, gevşekliğin azaltılması, leke tedavisi ve yaşlanmayı geciktirme gibi birçok alanda kullanılabildiğini anlatan Op. Dr. Şeyda Atabay, “Göz altı çöküklüğü ve morluğu tedavilerinde alternatif ve tamamen doğal bir uygulama yöntemidir. Yarım saatten gibi bir sürede uygulanan bu işlem, cerrahisiz ve anestezisiz bir şekilde klinik olarak kanıtlanmış çok iyi sonuçlar alınmasını sağlar.

    Halk arasında ‘kök hücre tedavisi’ olarak da bilinse de aslında kök hücrelerini uyarak ve canlılığını artıran bir tedavidir. Bu uygulamadan sonra cildin gerginliği ve nemliliği artarken kırışıklıklar ile açık gözeneklerin sayısı azalmaktadır” diye konuştu.

    PRP YÖNTEMİ VE MERAK EDİLENLER

    Op. Dr. Şeyda Atabay, PRP tedavisi ve merak edilenler konusunda şunları söyledi:

    “PRP yöntemi 4 haftalık aralarla yapılabilir. PRP tedavisi için ortalama 2 ila 4 seans önerilmektedir. Hastamızın yaşına ve cilt yaşlanmasına göre seans sayısı değişmektedir. Genel olarak PRP uygulamasından bir yıl sonra hatırlatma tedavileri, genelde 1-2 seans gerekebilir. Ancak tamamen doğal bir uygulama olduğundan 6 ay sonra bile tekrarlanabilir. PRP tedavisinde cilt yenilenmesi kalıcıdır. Ancak yaşlanma süreci devam ettiği için idame tedavisi gereklidir. PRP’de lazer, ışık tedavisi, dolgu enjeksiyonu veya Botulinum toksini uygulaması ile birleştirilmesi önerilmekte midir? Yoksa herhangi iki tedavi ayrı zamanlarda mı yapılmalıdır? Eş zamanlı tedavi olarak uygulamak mümkündür. Kliniğimize uzaktan gelen hastalarımızda bu uygulamaları eş zamanlı olarak yapabiliriz. Ancak en doğru işlem PRP ile diğer uygulamaların arasında 2 hafta ara verilmesidir.”