Etiket: Tedavide

  • Uzman Dr. Kapan: “Ozon tedavisi Lösemi hariç, kanser dahil her türlü tedavide kullanılabilinir”

    Damar dolaşım bozuklukları, organ veya beyin damarında ozon tedavisinin büyük bir faydasının olduğunu belirten Nöroloji Hastalıkları Uzmanı Dr. Oktay Kapan, bağışıklığın güçlendirilmesi ve enfeksiyonlara karşı direnç amacıyla yapılan tedavinin, lösemi hariç diğer kanser tedavilerine ek yöntem olarak kullanıldığını söyledi.

    Medical Park Elazığ Hastanesi Nöroloji Hastalıkları Uzmanı Dr. Oktay Kapan, Ozon tedavisi ile ilgili bilgi verdi. Ozon tedavisinin ileri derecede dezenfekte edici özelliği olduğunu kaydeden Uzman Dr. Kapan, “Ozon, atmosferde bulunan en önemli gazlardan biridir. Atmosferde güneşin yaydığı yüksek enerji yüklü ultraviyole ışınlara karşı koruyucu filtre görevi görür. 1900’lü yıllardan itibaren tıpın birçok alanına girmeye başlamıştır. Baş ağrıları, baş dönmesi, dengesizlik, titreme, yürüyüş bozukluğu, parkinson hastalığı, felç, Alzheimer demans, uyku bozuklukları, epilepsi, sara, huzursuz bacak sendromu, boyun, bel, sırt, kol, bacak ağrıları, ellerde ayaklarda uyuşma, üşüme, yanma ve bilinç bozuklukları gibi birçok nörolojik hastalık bulunmaktadır. Ozon, damar dolaşım bozuklukları vücudun herhangi bir yerindeki damar problemlerinde ve beyin damar rahatsızlıklarında yaygın olarak kullanılır.Ozon tedavisi, romatizmal ağrılarda bağışıklığın güçlendirilmesi ve enfeksiyonlara karşı koruyucu olarak uygulanan bir yöntemdir. Ozon tedavisi ile çok güçlenen hastanın kendine güveni artar, kendini daha güçlü hisseder, hastalıkla daha iyi mücadele eder, psikolojisi düzelen hasta hayata daha gülerek bakmaya başlar “dedi.

    “Ozan tedavisi birçok alanda kullanılıyor”

    Kanser tedavilerinde Avrupa’da ve dünyada yaygın olarak kullanıldığını aktaran Nöroloji Hastalıkları Uzmanı Dr. Kapan, “Ozon tedavisi günümüzde çok bilinen bir tedavi yöntemi değildir. Özellikle Almanya, Rusya ve Küba ülkelerinde çok kullanılmaktadır. Türkiye’de ise daha yeni kullanılan bir yöntemdir. Burun, göz ve alerjik astım tedavilerinde oldukça etkilidir. Fibromyaljik (kronik) ağrılarda etkilidir. Stresi azaltmada ve eklem aralığına yapılan ozon tedavisinde eklem harabiyet ve ağrılarında iyi neticeler almamıza sebep olur. Ülkemizde ise daha yeni kullanılmaya başlandı. Günümüzün en önemli problemi olan, stres, sıkıntı, anksiyete bozukluğu sonucunda tükenmişlik sendromun da kullanılabilir. Ayrıca günümüzde moda olan sağlıklı zayıflamada, genç görünüm ve sağlıklı yaşlanmada ozon tedavisi kullanılır. Ozonun, damar yolu ve lokal dediğimiz bölgesel yol gibi bir birkaç uygulaması vardır. Özellikle damar dolaşım bozuklukları dediğimiz vücudun herhangi bir damarında, organ damarında, beyin damarında ozon tedavisinin büyük bir faydası vardır. Romatizma, bağışıklığın güçlendirilmesi ve enfeksiyonlara karşı direnç amacıyla kullanılan bir tedavi yöntemidir. Ozonlanmış kanın hastaya verilmesiyle, pozitif olarak artan bir immün reaksiyonu başlatılır. Bu aynı zamanda vücudun genel direncinin ve zindeliğinin artmasına katkıda bulunur. Ozon tedavisi, lösemi hariç diğer kanser tedavilerine ek yöntem olarak kullanılmaktadır “ şeklinde konuştu.

    “Hacamat birçok kişi tarafından yanlış uygulanıyor”

    Günümüzde hacamat kupa uygulamasının birçok kişi tarafından yanlış uygulandığına dikkat çeken Uzman Dr. Kapan, “Doğru uygulama, temiz uygulama için bakanlık tarafından bir standart geliştirmiştir. Hacamat kupa yöntemi sadece sertifikalı hekimler tarafından uygulama yapılabilir. Hacamat ne kadar doğru yere ve uygun zamanda uygulanırsa sonuçta o derece başarılı olur. Özellikle kronikleşmiş, günlük hayatında fiziksel ve zihinsel yorgunluk yaşayanlarda, enerji ihtiyacı hissedenlerde ozon tedavisinin yararı fazladır. Hacamat kupa uygulaması, baş ağrıları, migren başta olmak üzere tüm vücut ağrıları, endişe, stres, sıkıntı durumları, tükenmişlik sendromu gibi rahatsızlıklara faydası vardır” ifadelerini kullandı.

  • (Özel haber) Tedavide uzaktan izleme dönemi

    Dokuz Eylül Teknoloji Geliştirme Bölgesi (DEPARK) bünyesindeki şirket, VİTAE isimli bir program geliştirdi. Latincede “yaşam” anlamına gelen ve mobil uygulaması da olan program sayesinde özellikle sigara bağımlıları, obezite, diyabet ve hipertansiyon hastaları, mobil cihazlarına günlük verilerini girecek ve hekimleri de hastalarını uzaktan izleyerek tedavilerine yön verebilecek.

    DEPARK bünyesinde kurulan Vinnova şirketi; tıp doktoru, akademisyen ve bilgisayar mühendislerinin bulunduğu 10 kişilik ekiple hasta ve hekimi online platformda buluşturan VİTAE isimli bir program geliştirdi. Latincede “yaşam” anlamında gelen program, mobil uygulama olarak da kullanılabiliyor. VİTAE’yi özellikle yaşam tarzında değişikliğe gidilen sigara bağımlıları, obezite, diyabet ve hipertansiyon hastaları kullanacak. Programı kullanan ve sigarayı bırakmak isteyen bir hasta, bilgilerini uygulamaya yükleyecek ve günde kaç kez sigara içtiğini, sigarayı bırakma aşamasındayken hangi aralıklarla sigara içme isteği duyduğunu not edecek. Bu bilgiler hekime de raporlar halinde sunulacak. Hastayı tedavi eden hekim de bu raporların ışığında hastanın tedavisine yön verecek. Hastanın uzaktan izlenmesini sağlayan uygulama, tedaviyi uygun şekilde uygulayan hastaya kutlama mesajı yollayacak, bazen de hatırlatmalarda bulunabilecek.

    Hekim hastayı uzaktan izliyor

    VİTAE Proje Koordinatörü ve Dokuz Eylül Üniversitesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vildan Mevsim, program hakkında şu bilgileri verdi:

    “Sigara bırakma, obezite ve kronik hastalıklar gibi önemli sağlık sorunlarıyla ilgili çalışmalar yapıyoruz. Özellikle insanların tedavi uyumları, hekimlerin hastalarıyla birlikte ortak bir çalışma düzeni yapabildikleri platformların eksikliği bulunuyordu. Bundan yola çıkarak ilk yaptığımız şey yaşam tarzı değişikliği için bir model geliştirmek oldu. Sigara bırakma, obezite ile mücadele ve egzersiz konusunda öncelikle hekimlerin ve hastalarının kullanabilecekleri bir program geliştirdik. Bu akıllı sistem, hasta hekimine geldiğinde eğer sigara bırakmak istiyorsa sigara bırakma aşamalarında hekime neler yapması gerektiğini gösteren, hastanın kaydını alan ve hastaya özgü olarak tedavilerin önerildiği bir program. Hastanın da kendini izleyebilmesi açısından bir mobil uygulama ile hastanın kendi verilerini girebildiği bir aplikasyon da entegre edildi. Bu aplikasyonda hasta günde kaç tane sigara içtiğini, sigara içme isteğinin ne kadar geldiğini, ilacını alıp almadığını mobil uygulamaya girebiliyor, hasta ve hekim bu uygulama ile irtibat halinde oluyor. Hasta o gün uygun davranışlarda bulunduysa kutlama mesajı, ilacını almadıysa hatırlatma mesajı geliyor. Hastanın ne kadar yürüdüğü, kaç kilo olduğu da yine uygulamada yer alıyor. Hastanın, verileri mobil aplikasyonda düzenli olarak giriyor olması hekime raporlama sistemiyle gidiyor. Bu raporlama sistemi doğrultusunda hekim hastasını sürekli görüyor gibi tedavisini yönlendirebiliyor.”

    “Hasta ve hekim birlikte kullanıyor”

    Bir hekimin bu tip hastaları sürekli olarak izlemesinin ve hastanın sürekli hekimi görmesinin kolay olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Vildan Mevsim, “Hastanın uzaktan izlemi çok kolay bir şey değil. Bir hekime sürekli ulaşma fırsatı az. Bu uygulama bu avantajı sağlıyor. Bu sistem, hekimle birlikte bağlantılı kullanıyor. Hasta hekim tedavisi almıyorsa sadece kendini izleme amacıyla da kullanabilir ama hekimle birlikte hareket edecekse hekim tarafından yönlendirilmeli. Ancak biz özellikle hekimle birlikte kullanmasını öneriyoruz. Çünkü hekim, hasta kaydını açtığında verileri görebiliyor ve hastayı yönlendirebiliyor” dedi.

    “Hekim ve hastanın tedaviyi birlikte yönettiği bir sistem”

    Hastanın programı düzenli kullanmasıyla birlikte hekime başvurunun azalacağını kaydeden Prof. Dr. Vildan Mevsim, “Ayrıca sistem internet üzerinden olduğu için hastanın hekimin kapısını çalmasına gerek kalmayacak. Zaten uygulama ile hekim ve hasta ortak karar veriyor, hekim hastasını uzaktan izleyebiliyor. Online ortamdaki bu program aslında bir akıllı sistem. Hasta o ortamın içine girebiliyor ama sadece hekimi ile kontak halinde oluyor. Hekim de hastanın raporlarını görebiliyor. Soru sorma da online şekilde yapılıyor. Kısaca sistem, hekim ve hastanın tedaviyi birlikte yönettiği bir sistem” diye konuştu.

    “Proje 2018’de hayata geçirilecek”

    “Evden takip” denilen sistemlerin dünyanın her yerinde geliştirilmeye çalışıldığını vurgulayan Prof. Dr. Vildan Mevsim, projeyi yıl sonu itibariyle bitirme hedefinde olduklarını, 2018 yılının ilk üç ayında da hayata geçirileceğini kaydetti. Teknoloji parklarının önemine de değinen Mevsim, “Teknoloji parklarının, üniversiteler açısından özellikle buluş yapmak ve bu buluşmayı uygulamaya çevirmek gibi bir misyonları var. DEPARK da bu misyonla kuruldu. Biz çalışmalarımızda DEPARK’tan fazlaca destek alıyoruz. Pek çok eğitim veriliyor, proje fonlamaları yapılıyor. Bir anlamda ciddi bir motivatör özelliği de devam ediyor” ifadelerini kullandı.

  • İlaçsız göz anjiyografisi ile teşhis ve tedavide devrim

    Uzmanlar, böbrek sorunu olan şeker hastalarının veya ilaç alerjisi olan kişilerde damardan ilaç vermeden göz anjiyografisi yapılabildiğini söyledi.

    Halk arasında ’göz anjiyosu’ olarak da bilinen flöreseyn fundus anjiyografisi, özellikle göz sorunları olan şeker hastalarında ve sarı nokta hastalıklarında, çok sık başvurulan bir tanı yöntemi olduğunu belirten uzmanlar, bugüne kadar damardan özel bir ilaç vermeden göz anjiyografisi çekmenin mümkün olmadığını ifade etti. Özel Esentepe Hastanesi Göz Hastalıkları Prof. Dr. Berkant Kaderli, “Birçok hastada böbrek sorunu, hamilelik veya alerji gibi ilaç yan etkileri nedeniyle, göz anjiyografisi çekmek mümkün olmuyordu. Çekilen hastaların bir kısmında ise yoğun bulantı, kusma veya ilacın damar dışına kaçması sebebiyle, ağrı ya da önceden bilinmeyen alerjik reaksiyonlar meydana gelmekteydi. Oysa ilaçsız göz anjiyografisi yöntemi ile bütün bu riskleri ortadan kaldırmak mümkün oldu” dedi.

    Görme azlığı veya körlüğe yol açan birçok göz hastalığında, göz anjiyografisi çekmeden tanı ve tedavinin mümkün olmadığını belirten Kaderli, “İlaçsız göz anjiyografisinde, damardan ilaç verilmesine gerek yoktur. Bu yeni teknolojide, ışık dalgaları ile damar içinde akan kan hücreleri kaybedilmektedir. Böylece sinir tabakasını besleyen damarlarda kan akımı olup olmadığı, sinir tabakasının beslenip beslenemediği ve daha birçok ayrıntı, kesin bir şekilde görülebilmektedir. Ayrıca sarı nokta hastalığı gibi sinir tabakasının altında, zararlı damar gelişimi ve damarın cinsi çok erken safhada tespit edilebilmektedir. Böylece, erken ve kişiye uygun tedavi ile çok daha iyi sonuçlar alınabilmektedir. İlaçsız göz anjiyografisinin diğer avantajı ise ilaçlı anjiyografi ile görülemeyen sinir tabakasının altındaki derin dokuların da görülebilmesidir. Bu yeni teknoloji, hastaları riske maruz bırakmadan, erken tanı ve tedavi kolaylığı sağlamaktadır” ifadelerini kullandı.

  • Erken Tanı Ve Tedavide Check-up’ın Önemi Büyük

    Medicana Konya Hastanesi Mesul Müdür Yardımcısı Dr. Gökhan Ürkmez, erken tanı ve tedavinin planlanması için check-up’un büyük bir başarı oranı sağladığını söyledi.

    Dr. Ürkmez, Check-up’ın sağlık sorunu olmayan kişinin olası hastalıklarını, erken tanıyla tespit edebilmek amacıyla yapılan yaş, genetik, yapı, çevresel faktörler dikkate alınarak hazırlanan bir sağlık taraması programı olduğunu söyledi. Dr. Ürkmez, ileri evrelerde tespit edilen sağlık sorunları, hasta ve ailesi için çok yıpratıcı bir süreç oluşturduğunu belirtti.

    Ürkmez, yılda bir kez mutlaka bir check-up yapılmasını söyleyerek, “Bu bize erken tanı ve tedavinin planlanması için büyük bir başarı oranı sağlıyor. İleride hastalığa neden olacak riskleri erken tespit ederek bununla ilgili yapılması gereken tedavi yöntemini uygulama şansı buluyoruz. Dolayısıyla check-up’un kişilerin sağlıklı yaşamakla ilgili biriktirdiği, tüm riskleri ortadan kaldırma şansına sahip oluyorsunuz” dedi.

    Yapılan tam bir fiziki muayenenin ardından bir kan sayımı yapıldığını anlatan Dr. Ürkmez, “Bu kan sayımıyla karaciğer böbrek gibi hayati fonksiyonlu organların, oluşturulabilecek riskler tarafından değerlendirilmesi ve erken tanının, hastanın ilerde başına gelebilecek olumsuz tabloyla tedavi edilebilirlik şansının kaybolmamasını sağlamış oluyor. Çıkan sonuçlar bir hekim tarafından değerlendiriliyor” ifadesini kullandı.

    “KAN TAHLİLİ İLE RİSKLERİ KENDİ BAŞINIZA HESAPLAMANIZ YANLIŞ”

    Yapılan en büyük yanlışlardan birisinin de kişilerin bir laboratuvara başvurarak kan tahlillerini laboratuvarda yaptırmaları olduğunu söyleyen Dr. Gökhan Ürkmez, “Oradan çıkan sonuçlarla kendi hastalıkları ya da oluşturulabilecek riskleri kendilerinin değerlendirmeye çalışmaları. Bununla ilgili çok büyük risk aslında sadece laboratuvardan çıkan sonuçların değerlendirilmesiyle ortaya çıkıyor. Çünkü bir hekim olmaksızın bu değerlendirmenin yapılması gerçek anlamda hastanın tedavi ve hastalık riskinin değerlendirilmesinde bir güven kaybına neden oluyor. Bu nedenle mutlaka check-up’un ciddi bir bakış açısı ile profesyoneller tarafından bir hekim başkanlığında organize edilmesi ve bu doğrultuda ilerlenmesi gereken bir program olduğunu düşünüyoruz” diye konuştu.

    Dr. Ürkmez, hekim odaklı ve yardımcı tanı yöntemleriyle birlikte başvuran kişilerin geçmişteki oluşturulabilecek ailevi ya da çevresel risk faktörlerini ortadan kaldırabilmek amacıyla bir tarama programı yaptıklarını anlatarak, “Çıkan sonuç hekim tarafından değerlendiriliyor. Check-up ciddi bir iştir güvenilir bir merkezde güvenli bir ekip tarafından yürütülmesi gereken sağlık tarama programıdır. Biz Medicana Sağlık Gurubu olarak sizleri bu güce ve bu güvenilirliğe sahip olan merkezlerimize bekliyoruz. Sağlığınız bizim için değerlidir” şeklinde konuştu.

  • Fizik Tedavide “Mbst” Yöntemi

    Bel ve boyun fıtığı, kemik onarımları ve romatizmal hastalık ağrıları, Almanya’da geliştirilen ve manyetik titreşimlerle çalışan MBST cihazları sayesinde artık kalıcı olarak tedavi ediliyor.

    Radyasyon yaymayan yeni alternatif tedavi yöntemi, röntgen ışınlarından farklı olarak vücuda manyetik titreşimler yolluyor. Fıtık ve kireçlenme ağrılarına son vermesinin yanında MBST, hücreleri yenileyerek doğal iyileşme sürecini de tetikliyor. Medikal Park Samsun Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Kliniğinden Uzm. Dr. Rabia Cerrah Karanfil, sistem sayesinde birçok hastanın tedavisinde başarılı sonuçlar sağladıklarını söyledi.

    Dr. Karanfil “Eklem ve kemik hastalıklarını tedavi eden elektromanyetik sistem MBST, tüm dünyada olduğu gibi Anadolu’da da yaygınlaşıyor. Avrupa’da 16 yıldır kullanılan sistem, Türkiye’de ise 5 yıldır kullanılıyor. MBST cihazı Karadeniz Bölgesi’nde sadece Medikal Park Samsun Hastanesi’nde hastalara hizmet vermektedir. Merkezde günde 1 saat süren seanslara katılan hastalar, 7 günde ağrılarından tamamen kurtulabiliyor, günlük işlerini rahatça yapabilir hale geliyor” diye konuştu.

    Uzm. Dr. Rabia Cerrah Karanfil, sistem sayesinde bel fıtığı, boyun fıtığı, kireçlenme, eklem ve diz ağrıları, kemik erimesi ve sporcu yaralanmaları tedavisinde yüzde 95 oranında iyileşme sağladıklarını söyledi. Her yaş grubundan hastayı tedavi ettiklerini ifade eden Dr. Karanfil “İyileşmesi geciken kırıklarda, kırık iyileşmesini hızlandırmakta ve hastanın yaşam konforunu artırmaktadır” dedi.

    Dr. Karanfil şu bilgileri verdi: “Diz kireçlenmeleri hastalarıyla ilgili orada elde edilen sonuçlar hastaların yarısından fazlasında yüzde 70’in üzerinde iyilik hali görülüyor. İyilik halinden kastımız şu: Hastanın ağrısı geçiyor, fonksiyonları düzeliyor, işini gücünü daha rahat yapabilir hale geliyor. Samsun merkezimiz yeni olmasına rağmen çok sayıda insan bu tedavi yönteminden istifade ediyor. Yakın gelecekte daha çok yaygınlaşacaktır.”