Etiket: tedavi

  • Felce Bağlı Konuşma Bozukluklarına Yeni Tedavi!

    Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof.Dr.Cengiz Bahadır, felce bağlı konuşma bozukluklarının TMS ile tedavi edilebileceğini belirtti.

    Tek taraflı felçlerin beyni besleyen atardamarların tıkanması veya kanaması sonucu o bölgedeki beyin hücrelerinin zarar görmesine bağlı olarak ortaya çıktığını anlatan Prof. Dr. Bahadır, “Bu durumda hasar gören beynin karşı vücut yarısında felç görülür. Bu felcin derecesi genellikle beyindeki zarar gören bölümün büyüklüğü ile doğru orantılıdır. Beynin sol yarısı etkilendiğinde konuşma merkezinin bu bölümde olması nedeni ile hastada sağ taraf felcine ek olarak genelde konuşma da bozulur. Bu bozulma hiçbir sey söyleyememe halinden hafif bozuk konuşmaya kadar değişen derecelerde ortaya çıkabilir. Sıklıkla hasta konuşmak istediği zaman doğru kelimeleri kullanamaz, objeleri adlandırmada zorluk yaşar. Afazi olarak adlandırılan bu durum felç dolayısıyla zaten sağ tarafını düzgün kullanamayan hastada birde istediklerini sözle ifade edememeye yol açtığından psikolojik sorunlara sebep olabilmektedir. Felcin iyileşme döneminde etkilenen tarafta hareketler yavaş yavaş ortaya çıkarken konuşmada yavaş yavaş düzelmeye başlar. Hafif vakalar da genelde tam düzelme olur ama orta ve ağır vakalarda konuşma bozukluğu az yada çok kalabilir” dedi.

    Yıllardır bu gibi hastaların tedavisi için konuşma terapisi uygulandığını kaydeden Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof.Dr.Cengiz Bahadır, “Bu iş için eğitim almış tıbbi personel tarafından gerçekleştirilen konuşma terapisi ile felcin iyileşme döneminde kısmen de olsa ek bir iyileşme sağlanabilmektedir. Konuşma terapisi hasta ve uygulayan için zahmetli ve uzun seanslar yapılması gereken bir tedavi uygulamasıdır. Son yıllarda felce bağlı konuşma bozukluklarında bu geleneksel yönteme ek olarak beyne dışarıdan müdahale etmeyi mümkün kılan transkraniyel manyetik stimulasyon (TMS) tedavisi kullanılmaktadır. Henüz rutin bir tedavi yöntemi olarak onaylanmamış olsa da bu konuda yapılmış yüzlerce çalışmada etkinliği gösterilmiştir. Felçli hastalarda konuşma terapisi ile uygulandığında sonuçlar daha da iyi olmaktadır” diye konuştu.

    “TMS tedavisi uygulandığı bölgedeki beyin hücrelerinin aktivitesini artırabilmekte ya da baskılayabilmektedir” diyen Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof.Dr.Cengiz Bahadır, “Bu yöntemde beynin konuşma merkezi ağrısız ve zararsız bir şekilde uyarılabilmektedir. Bu tedavi sol beyindeki konuşma merkezinin yüksek frekansla uyarılması yada karşı tarafın düşük frekansla baskılanması şeklinde yapılmaktadır. Karşı sağlam tarafa yapılan baskılama ile hasta tarafın felç ile kaybettiği konuşma yeteneğinin geri kazanması kolaylaşmaktadır.

    TMS ile afazi tedavisinde öncelikle beyni uyaran en düşük manyetik akım şiddeti belirlenir ve buna göre hastanın durumuna en uygun olan şiddetde tedavi gerçekleştirilir. Genelde sağ beyin yarımının konuşma merkezine 1000-1200 uyarı verilir. Tedavi süresi hastanın durumuna göre genelde 10-30 dakika arasında değişir ve 10-15 seans kadar sürer. Yan etkisi yok son derece az ve ağrısız olan TMS tedavisi felce bağlı konuşma bozukluklarının tedavisinde umut vaad eden bir tedavi olmuştur.” Şeklinde konuştu.

  • Mesut Mertcan Adana’da Tedavi Görecek

    TRT’nin bir döneme damgasını vuran en önemli spikeri Mesut Mertcan yaşadığı rahatsızlıklardan dolayı Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi’nde bir süre tedavi görecek.

    TRT Çukurova Radyosu’nda başlayan spikerlik serüveninde daha sonra kurumun en önemli seslerinden biri olan emekli TRT Spikeri Mesut Mertcan bir süredir huzurevinde kalıyordu. Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Başhekimi Prof Dr. Yeşim Taşova, Mertcan’ı hem rahatsızlıkları hem de genel sağlık kontrolleri için hastanede yatarak tedavi görmesi konusunda ikna etti.

    Çukurova Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Cafer Esendemir, eski Çukurova Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Kurtar Çakın ve Fashion Vip dergisi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Kurtul Çakın ile birlikte Başhekim Yeşim Taşova’yı ziyaret eden Mesut Mertcan kendisine gösterilen ilgiden dolayı teşekkür etti ve bir an önce sağlığına kavuşmak istediğini dile getirdi.

    Başhekim Taşova’da TRT gibi bir kurumun bir döneme damgasını vurmuş ünlü bir spikerinin ziyaretlerine gelmesinden duydukları memnuniyeti dile getirdi. Taşova, Mesut Mertcan’ın bir takım rahatsızlıklarının olduğunu duyduklarını ve bunun için genel kontrol amaçlı hastanede misafir etmek istediklerini belirterek bu konuda gerekli işlemleri başlattı.

  • Sedef Hastalığında Bilinçsiz Tedavi Yöntemleri, Hastaların Hayatını Riske Atıyor

    Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serhat İnalöz, sedef hastalarının yaşadığı toplumsal baskıya dikkat çekerek, bu baskıyla hastaların intihara kadar sürüklenebileceği konusunda uyarıda bulundu.

    Prof. Dr. Serhat İnalöz ayrıca “sedefin tedavisi yok” algısıyla tıp dışı çözümler aramanın daha kötü sonuçlar oluşturabileceği konusunda uyardı. Dünya üzerinde yaklaşık 75 milyon insan sedef hastalığından muzdarip olduğuna dikkat çekerek, ” Bu hastalık son derece rahatsız eden, sosyal yaşantısını olumsuz etkileyen ve gerçek anlamda maddi manevi çöküntüye uğratan bir hastalık. Son dönemde “biyolojik ajanlar” denilen çok etkili ilaçlar geliştirildi. Sedef hastalığının çözümü yok” algısının doğru değil” dedi.

    ALTERNATİF TIP ADI ALTINDA SUNULAN YANLIŞ TEDAVİLERE DİKKAT

    Sedef hastalığını yüzde 100 tedavi ettiğini iddia eden, yalan yanlış, bilimsellik dışı tedaviler olduğunu belirten Prof. Dr. Serhat İnalöz, “Benim bir hastam internette sedef hastalığını yüzde 100 tedavi ediyoruz diyen sitelerden aldığı ilaçlarla ölümden döndü. Bu ilaçlar son derece tehlikeli maddeler içeriyor. Bunun dışında bulunduğu yerde çizdirmeler, dağlamalar, katranlı veya petrollü suya batırmalar gibi pek çok yanlış uygulama var. Özellikle internetteki yalan yanlış tedavilerden çok uzak durmak gerekiyor. Sedef hastaları fahiş fiyatlara, organik olduğu iddia edilen bazı kremler alıp kendilerine çok büyük zararlar verebiliyor” diye konuştu.

    DEPRESYON CİDDİ OLABİLİR

    Sedef hastalığının neden olduğu rahatsızlığın hastaları intiharı düşünme noktasına kadar getirdiğine dikkat çeken İnalöz, “İntihar etmeyi düşünen hastalarım bile oldu. Bir insanın herhangi bir yerinde bir yara görülünce bulaşıcı zannediliyor ve bu insanla iletişime geçilmeyip, uzak durulması sonucunda hastanın yalnızlaşması hastalığı daha da şiddetlendiriyor. Şiddetlendirme nedeni ise net bir şekilde toplum dışı bırakılmanın, toplumun kenarına itilmenin hastanın stres ve depresyonunu daha da arttırması. Depresyon da sedefi azdırınca bir kısır döngü oluşuyor”dedi.

    SEDEF İRSİDİR

    Küçük yaşlarda başlayan sedef hastalığının daha ağır, geç yaşlarda ortaya çıkan sedef hastalığının ise daha hafif seyrettiğini belirten İnalöz, “Sedef hastalığı genetik kökenli, yani irsidir. En çok görüldüğü noktalar diz, dirsek ve saçlı deri olan, pullanma ile seyreden bir hastalıktır. Bu pullanmanın derecesi hastalığın şiddetine göre son derece artış gösterir. Ama yaklaşık yüzde 40 hastada sedefin eklem romatizması dediğimiz eklem tutulumu da olabilir. Sedef hastalarının kesinlikle bir doktora başvurması ve tedavi olması gerekir. Aksi takdirde hastalık başka sorunlara da yol açabilir. Sedef hastalığı özellikle obezite hastalarında kalp problemlerine neden olabiliyor. İnsülin direnci ortaya çıkabiliyor. İnsülin direncinin dışında bu hastaların kalp krizi geçirme ihtimali çok yükseliyor. Yani bu hastalığın tedavi edilmemesi bir çok hastalığa ve bir çok soruna yol açabiliyor. Hastaların özellikle eklem romatizması konusunda çok dikkatli olması gerekiyor. Şişman hastalar ise, kesinlikle kalp rahatsızlıklarının ön planda olabileceğini unutmamalı” şeklinde konuştu.

  • Bel kilitlenmesinde elle tedavi

    Halk arasında bel kilitlenmesi diye bilinen faset sendromunun kronik bel ağrılarının yüzde 40’ından sorumlu olduğunu belirten uzmanlar, birkaç gün yatak istirahatinin ve lumbosakral korselemenin yanı sıra yapılacak manipülasyon tedavisiyle ağrılardan hızla kurtulunabileceğini söyledi.

     

    Ayakta dik dururken vücut ağırlığının yüzde 70’inin omurlar arası disklere ve yüzde 30’unun ise yine omurlar arasındaki faset eklemlerine aktarılmakta olduğunu belirten uzmanlar, özellikle rotasyonel yani sağa veya sola dönerken yaptığımız zorlanmalarla ya da travmalar ile bel kilitlenmesi oluşmakta olduğunu söyledi. Faset sendromundaki bel ağrısının genellikle tek taraflı olup uyluğun arkasına yayılabildiğini ifade eden uzmanlar, nadiren ağrının bacak dış kısmına ve hatta ayağa bile yayılabileceğine dikkat çekti. Ağrının ayakta durmakla ve doğrulmaya çalışmakla arttığını ifade eden Fizik Tedavi ve Manipülasyon Uzmanı Dr. Ali Şahabettinoğlu, “Bel omurgasında radyografik olarak üç yönlü röntgen, MR ve BT tetkikleri kullanılıyor. Ancak bel kilitlenmesinde görüntüleme yöntemlerinin yararı kısıtlıdır. Teşhiste esasen klinik muayenenin önemli çoktur. Bazen yapılan yanlış fıtık teşhisleriyle hastalar ameliyat masasına yatabiliyor. Doğru teşhis ve doğru tedavi faset için en önemli kuraldır” dedi.

    Faset eklem sendromu tedavisinde ağrı kesici, kas gevşetici, antiinflamatuar ve antidepresan ilaçlar ile birkaç gün yatak istirahatinin ve lumbosakral korselemenin önerildiğini, aynı zamanda yapılacak manipülasyon tedavisinin, hastayı hızla rahatlattığını belirten Şahabettinoğlu, “Manipülasyon, mobilizasyon ve germe egzersizlerinin bel ve bacaklardaki hareket kısıtlılığını azaltacağını, ağrı ve kas spazmını çözeceğini, diskin ve faset eklemlerin beslenmesini kolaylaştıracaktır.

    Genellikle bu tedaviler ile bel kilitlenmesinde yüksek oranda iyileşme sağlanmaktadır. Dünyada çok yaygın olarak bilinen manipülasyon yöntemi Türkiye’de henüz yaygınlaşmadı. Manipülasyon tedavisinde hastalıklı bölgeye bir takım bastırma, germe, döndürme gibi manevralar uygulanıyor. Ama bu tedavi yönteminin masaj ile ilgisi yoktur” diye konuştu.

  • YÜZÜNDE TÜMÖR ÇIKAN TUĞSEM, TEDAVİ İÇİN İSTANBUL’A GİTTİ

    Erzurum’da yüzünde çıkan sivilcenin ameliyatla alınmasından sonra yumuşak doku kanseri olduğu iddia edilen 5 yaşındaki Zeynep Tuğsem, tedavi için İstanbul’a gitti.

     

    Geçtiğimiz günlerde İHA’nın gündeme taşıdığı Zeynep Tuğsem Tavşan için Türkiye duyarsız kalmadı. Yurdun birçok köşesinden Tuğsem’in tedavisi için yardım elleri uzanırken, AK Parti Palandöken İlçe Başkanlığı bütün masrafları üslendi. Minik Tuğsem bugün İstanbul’a tedavi için gitti.

     

    Anne Meryem Tavşan, “Tümör sadece burun kanadında ve yüzünün yarısında vardı, tedaviyle küçüldü. Biz dört ay tedaviye ara vermek zorunda kaldık. Hastalık yeniden nüksetti, yüzünün yarısını kapladı” dedi.

     

    AK Parti Palandöken İlçe Başkanı Haktan Ömeroğlu, haberi öğrendikten sonra aileyle görüştüklerini ve çocuğun tedavisi için İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesinde bir doktorla irtibata geçtiklerini söyledi. Beş yaşındaki çocuğun tedavisine bugün başlanacağını dile getiren Ömeroğlu, “Önce ilaç tedavisi yapılacak, ardından küçük dozajda ışın tedavisiyle devam edilecek. İnşallah sağlığına kavuşur. Biz aile için ne gerekiyorsa yapacağız, biletlerini aldık, orada konaklamalarını karşılayacağız. Tedavi boyutunda da ihtiyaç olursa, destek olacağız” dedi.