Etiket: Taysad

  • TAYSAD Başkanı Kanca: “Almanya’daki algımız pozitif ancak”

    TAYSAD, Türk otomotiv sektörünün Almanya’daki algısını ölçümlemek amacıyla yapılan araştırmada; Almanya’nın Türk otomotiv sektörü ile ilgili son derece olumlu bir algının söz konusu olduğu bildirildi.

    Taşıt Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği (TAYSAD) tarafından Türk otomotiv sektörünün Almanya’daki algısını ölçümlemek amacıyla araştırma yaptı.

    Araştırma hakkında bilgi veren TAYSAD Başkanı Alper Kanca, “Son dönemde karşılıklı ziyaretlerle iyileşmeye başlayan ve yüz yıla dayanan ekonomik, ticari ve dostane ilişkilerimizin, bu hafta ülkemizi ziyaret edecek olan Almanya Ekonomi ve Enerji Bakanı Peter Altmaier’ın temasları ile daha da gelişeceğine inanıyoruz. TAYSAD olarak gerçekleştirdiğimiz araştırmanın en çarpıcı sonucu Alman otomotiv sektöründe artık iyice yerleşmiş, Türk otomotiv sektörü ile ilgili son derece olumlu bir algının söz konusu olması. Bu, Türk tedarik sanayisinin iş yapış ve ürün kalitesinin önemli bir göstergesidir. Öte yandan, araştırmanın ortaya koyduğu bulgular, sektörümüzün Almanya’da daha fazla temsil edilmesine ihtiyaç duyulduğunu, Türk otomotiv sektörünün kalite algısının Almanya dışındaki ülkelerde de kuvvetlendirilmesi için iletişim kanallarının artırılmasına ve etkin algı yönetimine gereksinim duyulduğunu gösteriyor” dedi.

    Almanya’da Çin ve Hindistan dışında Türk otomotiv sektörünün de önemli bir partner olarak görüldüğünü belirten Kanca, “Türkiye gerek coğrafi konumu gerekse AB ile olan ilişkileri bakımından Avrupa ülkeleri ve Almanya için oldukça önemli bir paydaştır ve başka pazarlara ulaşmak için de en önemli ülke konumundadır. Yaptırdığımız araştırmada gördük ki orta ve uzun vadede Türkiye’nin Alman ve AB otomotiv sektöründe cazibesini arttırmak adına birlik üyesi ülkelerle siyasi tansiyonun düşürülmesi ve AB üyelik sürecinin canlı tutulmasında faydalı olacak. Ayrıca, Türkiye ve Ortadoğu’da siyasi gerilimin düşmesi de Alman şirketlerinin Türkiye’deki angajmanlarını hızlı bir şekilde artırmasını sağlayacak” diye konuştu.

    Son olarak, Alman otomotiv sektörü ile rekabet içine girmek yerine iş birliğine gidilmesinin önemine dikkat çeken Kanca, bu şekilde her iki taraf için de kazan-kazan durumunun ortaya çıkacağını vurguladı.

    Araştırma sonuçlarına göre; Türkiye’nin otomotiv sektörü için önemi Almanya’da gerçekleşen araştırmaya katılanların cevaplarından da anlaşılmakta. Ankete katılan ve karar alma konumunda olan yöneticilerden üçte ikisi Türkiye ile ya hâli hazırda iş yapıyor ya da yapmayı planlıyorlar. Yine ankete katılan sektör yöneticilerinin üçte ikisi Türk otomotiv sektörü ile ilgili bilgilerinin çok iyi veya iyi olduğu kanaatinde.

    Türkiye’de motivasyon yüksek, sektör güvenilir

    Araştırmada, Türkiye ile iş birliği yaptıklarını ya da yapmak istediklerini ifade eden katılımcılar, iş birliği için başlıca neden olarak Türkiye’deki üretim maliyetlerinin düşüklüğünü (yüzde 78), Türk çalışanların yüksek motivasyonunu (yüzde 75) ve sektörün güvenilir (yüzde 66) olduğunu belirtti. Dikkat çeken bir diğer husus da özellikle Türkiye ile tecrübesi olan Alman otomotiv yöneticilerinin, Türk otomotiv tedarikçilerinin temel özelliklerinden birini inovasyon gücünün yüksekliği olarak görmeleri.

    Araştırma sonuçlarına göre, Alman karar vericiler tarafından coğrafi konum ile birlikte Türkiye’nin AB ile Gümrük Birliği ve AB müzakere süreçlerinin Türkiye ile iş birliğinin sürdürülmesi açısından olumlu olduğu sonucuna varıldı.

    Otomotiv sektörü için çok önemli iki ülke

    Türk otomotiv sektörü için en önemli pazarlardan biri olan Almanya, üretiminde dünyada dördüncü ve Avrupa’da ise birinci konumunda. Öte yandan, Türkiye de dünyanın önde gelen otomotiv şirketlerine ev sahipliği yapıyor ve üretimde Avrupa’da beşinci sırada yer alıyor.

  • TAYSAD 2017 hedeflerini açıkladı

    Taşıt Araçları Yan Sanayicileri Derneği (TAYSAD), 2017 rotasını açıkladı. Türk otomotiv tedarik sanayicileri önümüzdeki yıl İran, Hindistan, Çin ve Amerika’yı hedef pazar olarak belirleyerek 25 milyar dolarlık ihracat rakamına ulaşılmasını öngördü.

    2017 yılı hedeflerinin açıklandığı basın toplantısında konuşma yapan TAYSAD Başkanı Alper Kanca, 2017 yılında ihracat hedeflerinin 25 milyar dolar olduğunu açıkladı. Kanca, 2017 yılında hedef pazar olarak İran, Hindistan, Çin ve Amerika’nın belirlediğini söyleyerek “Türkiye için zor bir yıl oldu tüm olumsuzluklara rağmen otomotiv sektörü 2016’yı iyi kapattı. Rekor üstüne rekor kırdık” dedi. Kanca, Amerikan seçimlerinin belki ilk aylarda değil ama senenin ortasından itibaren dünyayı etkileyeceğini, Trump’ın, vergi ve yatırım özelinde izleyeceği ekonomik politikaların bu etkide belirgin olacağının altını çizdi.

    Teknolojiyi yükselterek pazar payını artırmayı hedeflediklerini söyleyen Kanca, “2017’de 1 milyon 500 adet araç üretmeyi, 980 bin ile 1 milyon adet aracın satışını yapmayı, toplamda 25 milyar dolar ihracatı gerçekleştirmeyi ve tedarik sanayi ihracatını 10 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz” diye konuştu.

    “Çin ile ‘İpek Yolu Projesi’ kapsamında çalışmalar yapacağız”

    TAYSAD olarak mevcut pazarlarda aktif varlıklarını sürdüreceklerini fakat pazar çeşitlenmesi için yeni pazarlara açılacaklarını dile getiren Kanca, “Önümüzdeki yıl, mevcut pazarlarımıza ilave olarak yeni pazarlara da odaklanacağız. Bu pazarlar; İran, Hindistan, Çin ve Amerika olacak. Amerika’da bir ticari vasıta üreticisi ile görüşmelerimiz devam ediyor. Oraya bir heyet programı düzenlenecek. Hindistan’ın en büyük otomotiv markası ile bir çalışma yapmak üzere harekete geçtik. Çin’de ise şimdiye kadar gündeme gelmeyen bir konu var. Bu konu, “İpek Yolu Projesi”. Henüz Türkiye’de konuşulmayan bu projenin otomotiv sektörüne etkisi üzerine Çin’deki paydaş grubumuzla ortak konferans gerçekleştireceğiz. Bu konuda karşılıklı heyet ziyaretleri gerçekleştirilmesi için ön mutabakat yapıldı. İran’a gelince; TAYSAD olarak bölgedeki işbirliklerimizi artırmak amacıyla bir süredir, paydaş kurumumuz olan İran Otomotiv Parça Üreticileri Derneği (IAPMA) ile temaslarımızı sürdürüyoruz. Bu temaslar sonucunda geçtiğimiz Şubat ayında İran’da yapılan Uluslararası Otomotiv Endüstrisi Konferansı’na ve eşzamanlı yürütülen fuara davet edildik. İran pazarı Türk otomotiv tedarik sanayicileri için müthiş bir potansiyel içeriyor. Bizler bu gelişmelere bağlı olarak İran pazarındaki aktivitelerimizi artırmaya odaklandık.” dedi.

    “Avrupa otomotiv satışlarında 6’ıncı sıradayız”

    Dünya genelinde Avrupa’ya en fazla ihracat yapan ülkenin Türkiye olduğunu belirten Kanca, “2016 yılı otomotiv sanayimizde yaşanan birçok olumlu gelişmeyle birlikte, ekonomik istikrara ve demokrasimize yönelik istenmeyen girişimlerin yaşandığı bir yıl oldu. Türkiye’nin üretim, istihdam ve ihracat konusunda sürükleyici sektörü olan otomotiv sektörü, iç pazar satışları ile dünya ülkeleri sıralamasında 17’inci, Avrupa otomotiv satışlarına göre de 6’ıncı sırada yer alıyor. Gururla söylemeliyim ki, dünya genelinde Avrupa’ya en fazla ihracat yapan ülkeyiz. AB ülkelerinin 2015 sonunda ülkemizden ithal ettiği araç sayısı 843 bin adet. Sıralamada Türkiye’yi, 480 bin adet ile Japonya, 376 bin adet ile Güney Kore ve 250 bin adet ile Birleşik Devletler izliyor” diye konuştu.

    “2016’yı 23 milyar dolar ihracatla kapatacağız”

    Yılsonuna sayılı günler kala Türkiye ihracatının 23 milyar doları geçeceğini ifade eden Başkan Kanca, “Türk otomotiv sanayimizin en güçlü olduğu ticari araç üretiminde, 2016 yılı ilk yarı sonuçlarına göre dünyada 8’inci ve Avrupa’da 2’nci sırada yer alıyoruz. 11 aylık gerçekleşmeleri incelediğimizde, toplam üretimimizin 1,3 milyon ve toplam pazarımızın da 862 bin adedi aştığını görüyoruz. İhracatımız ise 21,9 milyar dolar seviyesine ulaştı ki bu rakamın 8,3 milyar doları tedarik sanayimiz tarafından gerçekleştirildi. Yılsonuna sayılı günler kala, üretimimizin 1 milyon 450 bin adedi, pazarımızın 1 milyon adedi ve ihracatımızın da 23 milyar doları geçeceğini rahatlıkla söyleyebiliriz” açıklamalarında bulundu.

    Dünyadaki gelişmelerin Türk otomotiv sektörüne etkisiyle ilgili konuşan Başkan Kanca, “Önümüzdeki yıl küresel arenada, Brexit kararının etkileri, ABD Başkanı Trump’ın yönetimsel kararları ve tabii ki FED’in para politikaları, otomotiv sektörümüz kadar tüm iş dünyamızın da yakından takip edeceği konular olacak. Sektör özelinde baktığımızda ise, bir yandan artan kurlar bir yandan ÖTV düzenlemesi, yeni yılda pazar büyümemizin yavaşlayabileceği sinyalini de veriyor. Buna rağmen gelecek yıl için öngörülerimiz, bir miktar artış ile üretimde 1,5 milyon adet seviyesinde iken, pazarın aynı düzeyde kalacağı yönünde. İhracat hedefimiz ise 25 milyar dolar olarak belirlendi” dedi.

  • TAYSAD 3’üncü Bakım Konferansı’nda bakım yönetiminde yeni yaklaşımlar konuşuldu

    TAYSAD Bakım Konferansı kapsamında; sanayi tesislerinde üretimin durmasına neden olan sorunlar, bu sorunların yarattığı maddi kayıplar ve bakım yönetiminde ortaya konulan yeni yaklaşımlar masaya yatırıldı.

    Geçtiğimiz günlerde 3’üncü Bakım Konferansı’nda üyeleriyle bir araya gelen Taşıt Araçları Yan Sanayicileri Derneği (TAYSAD), üyelerinin olası sorunları ve maliyetlerini minimuma indirmeleri için düzenli ve profesyonel tesis bakımının önemini masaya yatırdı. Konferansta; tesis bakımlarının arıza anında değil, planlı bir şekilde, profesyonel ekiplerce yapılması gerektiği üzerinde duruldu.

    Toplantının açılış konuşmasını yapan TAYSAD Bakım Çalışma Grubu Başkanı Hakan Yaşar, sanayi tesislerinin bakımında proaktif davranmanın önemine değinerek, “Tedarik zinciri dediğimiz sistem binlerce dişliden oluşuyor. Herkesin işini zamanında yapacağı varsayılıyor. Eskiden haftalar sonrasına sevkiyat tarihi verilirken, şimdi gündelik hatta saatlik teslimatlar oluyor. Hız inanılmaz arttı. Hal böyle olunca, sanayi tesislerinde üretimin durması gibi bir lüksümüz olmadığı da açıkça görülüyor. Dolayısıyla reaktif olmak yerine, sorunlar ortaya çıkmadan gerekli bakım-onarım çalışmalarının yapılması gerekmekte. Eğer bakım konusunda proaktif olmayı başarırsak, düşük maliyetle devamlı çalışma şansını da yakalamış olacağız. Aksi takdirde uluslararası arenada rekabet avantajımızı yitiririz” şeklinde konuştu.

    Hakan Yaşar, “Makinenin durması demek, kaybedilen zaman ve maliyet demek. Geçmişte makine, durduğu zaman onarılırdı. Daha sonraları ise arızanın azaltılmasına yönelik tedbirler alınmaya başlandı. Bugün gelinen noktada ’durmayan makine’ kavramını konuşuyoruz. Durmayan makine ile, arıza nedeniyle duranları değil, yalnızca bakım amacıyla durdurulan makineleri kastediyoruz. Daha önce tespit edilen parçaların zamanında değiştirilmesi ve bakımının yapılması sayesinde, makine ömrünü tamamlayana kadar durmadan çalışabilir. Aksi takdirde 5 liralık bir parça, 5 milyon liralık bir müşteri kaybına dönüşebilir” açıklamasını yaptı.

    Bakım konusunun önemsenmesi gerektiğini vurgulayan Hakan Yaşar, “Sanayi tesislerinde yaşanan zarar asgari boyuta indirilebilir. Bunun için işletmelerin bakım kültürü ile ilgili tecrübelerini kurumsal hafızaya dönüştürmeleri gerekmekte. Bakım konusunda verimli sonuçlar alabilmek için, iyi uygulama örneklerini görmek ve etkileşim içinde kapsamlı bir uygulama geliştirebilmek de bir diğer çözüm yolu. Böylece benzer problemlerin tekrar yaşanmasının önüne geçilebilir” diye konuştu.

    Toplantının bir diğer açılış konuşmacısı GRUPAS Gelişim Danışmanı Selami Güven Antal, “Geçmiş dönemlerde arızalandıkça onarılan makinalar vardı, yani ’Bozuldukça Onar’ yaklaşımı hakimdi. Ancak günümüzde artan rekabet koşulları nedeniyle; maliyet avantajı yaratmak üzere, makinelerin arızalanmaması yani “Sıfır Arıza” işletmelerde önemli konuların başında yer almakta… Önlem almanın önem arz ettiği günümüzde, işletmelerimizde kayıp yapısı analizlerini etkin biçimde yapma gerekliliği doğdu. Farklı disiplinlerdeki çalışanların katılımıyla ve saha çalışmalarıyla kayıpları kazanca dönüştürmek, sürekli iyileştirme çalışmaları yapan işletme kültürü oluşturmak en büyük mesleki ilham kaynağımız olmalıdır” dedi.

    Şirket faaliyetlerinde en önemli unsurlardan birinin çalışanların seviyeleri olduğunu ifade eden TPM Danışmanı Kenichi Ishibasi, “Japonya ile kıyaslandığında bir çok kişi Türkiye’deki insan kaynağı yeterlilik seviyesinin düşük olduğunu ifade ediyor. Ama bu insanların potansiyelinin düşük olduğu anlamına gelmiyor. Bu durum eğitimler ile çözülebilir. İnsan seviyesi yükselmeye başladığı zaman ekipmanların da kullanımının değiştiğini görüyoruz. Bu da şirket karlılığına yansıyor” dedi.

    “Hiçbir işletme müşteri kaybetme lüksüne sahip değil”

    Konferansın konuşmacılarından ENOSAD Başkan Yardımcısı Sedat Sami Ömeroğlu, “Artık hiçbir işletme bir tek müşteri bile kaybetme lüksüne sahip değil. Modüler sistem mantığı geliyor artık. En önemli şey Sigma Kriterleri. 1 milyon mal üretiyorsunuz ama müşteri sadece 3 tane bozuk mal çıkmasına izin veriyor. Aksi takdirde başka yere gidiyor. Burada bakımın sürdürülebilirlik açısında önemi olağan üstü” dedi.

    Sanayi alanındaki dönüşümü değerlendiren ve Türkiye’nin ivedilikle odaklanması gereken konuların altını çizen Sedat Sami Ömeroğlu şunları söyledi: “Eskiden bir farklılık yaratalım isteniyordu. Ustalık kabiliyetleri çok önemliydi. Ama bugünün üretim anlayışında esneklik hakim ve insan bağımsız sistemler var. Bu, Endüsti 4.0’ın en önemli özelliklerinden bir tanesi. Akıllı makine imalatı ve data toplamak için akıllı sensörlere doğru dünya ilerliyor. Makineler arasındaki farklara bakıyorsunuz; biri 3 bin lira diğeri ise 15 bin lira. Aralarındaki fark ise yazılım. Yazılım, bizim eksiklerimizden bir tanesidir. Bunu mutlaka ele almamız lazım. Bir diğer gelişme ise 124 bit olan Internet Protocol Address yani IP adresinin 128 bite çıkarılması. Bu, şu demek; makineniz üzerinde ne varsa, artık üzerinde IP adresi olacak. Sadece IP adresi olması bir şey ifade etmez. Bir yerlere bilgi de aktaracak. Bu anlamda bakımcının işi farklılaşıyor. Bütün makinelerde anında bilgi aktarımı söz konusu olacak. Artırılmış gerçeklik ile mühendisler artık google benzeri gözlükler takacak. Bu gözlük olağanüstü fayda sağlıyor. Hataları anında görebiliyorsunuz. Makinenin durumu hakkında 3 boyutlu olarak bilgi veriyor. Denetim için artık fabrikaya gitmeye gerek kalmadan uzaktan kontrol edebilmek mümkün hale geliyor. Artık parçaların içerisinde minik bir çiple tüm parçalardan bilgiler alınıyor. Size sadece bozuk parçayı değiştirmek kalacak. Hatta bir süre sonra bu değişim işini de robotlar yapacak.”

    “Tüketici tasarımda özgürlük ve şeffaflık beklentisi içerisinde”

    BOSCH Türkiye Iot ve Endustri 4.0 Koordinatörü Mustafa Ayhan, Bosch’taki Endüstri 4.0 uygulamalarından hareketle, tüketici beklentilerinin üretim aşamasına etkisine değindi. Değişen ve dönüşen dünyada, tüketicinin özgürce tasarlamak ve tasarladığı ürünün üretim aşamasını görmek istediğini belirten Mustafa Ayhan sözlerini şöyle tamamladı: “Geçmişte, yaptığımız planlamalarla övünürdük fakat şu anda öngöremediğimiz bir dünya var. Her gün bir şeyler değişiyor ve artık her şeyi müşteri ya da son kullanıcı belirliyor. Daha önce satış-pazarlama birimleri tüketiciyi cezbetmek için bir şeyler yapıyordu. Bugün ise tüketici istediği şeyin, belirli bir zamanda ona iletilmesini istiyor. İletilirken de bütün o süreci izlemek istiyor. Yani bugün Amazon’dan bir şey sipariş eder gibi, yarın arabasını kişiselleştirip sipariş edecek ve her aşamasını görmek isteyecek. Bu, bugüne kadar belki üretimlere çok etkisi olmayan bir süreçti fakat artık üretimi de ciddi anlamda etkiliyor. Çünkü çok kısa sürede bizim teslimatları yapıyor olmamız lazım. Bu yüzden üretimde de birçok iyileştirmeden söz edebilmeliyiz”.

  • Taysad 38. Genel Kurulu

    Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık ve Ekonomi Bakanı Mustafa Elitaş, TAYSAD 38. Olağan Genel Kurul Toplantısı Ve Ödül Törenine katıldı. Ekonomi Bakanı Mustafa Elitaş, “Artık yakınmak değil yekinme zamanı. 2016 yılı, mazeret üretme değil tam gaz hızla koşma zamanı” dedi.

    TAYSAD 38. Olağan Genel Kurul Toplantısı Ve Ödül Törenine Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Ekonomi Bakanı Mustafa Elitaş, Kocaeli Valisi Hasan Basri Güzeloğlu, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkan’ı İbrahim Karaosmanoğlu, TAYSAD Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Mehmet Dudaroğlu, Çayırova Kaymakamı Turgut Çelenkoğlu ve çok sayıda davetli katıldı.

    Programda konuşan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, “Ülkemizin gelişimine paralel olarak sivil toplum kuruluşlarımızın da güçlerini artırmalarından, daha etkin organizasyonlara dönüşmelerinden büyük memnuniyet duyuyoruz. Zira TAYSAD gibi dernekler, işadamlarımızın birlikte hareket etmeleri ve sektörlerimizin gelişimi açısından önemli bir rol üstleniyorlar. İlk kurulduğunda bir odadan ve 13 üyeden oluşan TAYSAD, bugün kendi organize sanayi bölgesi olan ve 343 üyesi bulunan bir derneğe dönüşmüştür. TAYSAD üyesi firmalar, bugün ise otomotiv yan sanayindeki üretimin yüzde 65’ini, ihracatın ise yüzde 70’ini gerçekleştiriyor. Sanırım sadece TAYSAD’ın ve üyelerinin yaşadığı bu değişim bile, hem otomotiv sektörünün hem de ülkemizin nerelerden nerelere geldiğini göstermek için tek başına yeterlidir” şeklinde konuştu.

    “TÜRKİYE EN ÖNEMLİ ÜRETİM MERKEZLERİNDEN BİRİ HALİNE GELDİ”

    Otomotiv sektörü ile ilgili bilgiler veren Işık, “Otomotiv sektörü, ana ve yan sanayi ayrımı yapmaksızın, ülkemizin en önemli ve sürükleyici sektörlerinden birisidir. Ülkemizde üretim, ihracat, istihdam gibi alanlarda en ön sırada gelen sektörlerin başında otomotiv sektörü geliyor. Mesela 2015 yılında, yan sanayi ile birlikte sektörün gerçekleştirdiği 17 buçuk milyar Dolarlık ihracat rakamı, toplam ihracatımız içindeki en büyük kalemdir. Yine 2014 yılında, ülkemizdeki toplam cironun yüzde 8 nokta 2’sini oluşturan otomotiv sektörü, istihdamın da yüzde 5 buçuk sağlamıştır. Sevinerek söylüyorum ki Türkiye, bu kritik sektörde, dünyanın en önemli üretim merkezlerinden biri haline geldi. Dünya araç üretiminde 16’ncı sırada, AB’de ise 6’ncı sırada yer alıyoruz. Avrupa Birliği’nde otobüs ve hafif ticari araç üretiminde birinci, kamyon üretiminde ise ikinci sıradayız. 2015 yılı, otomotiv sektörü için rekorlarla dolu yeni bir yıl olarak tarihe geçti. 2002 yılında 175 bin adet olan iç pazar, geçtiğimiz yıl 1 milyonu geçerek yeni bir rekor kırdı. Yine 2002’de 258 bin adet olan ihracat, geçtiğimiz yıl 992 bin adet olarak gerçekleşti” ifadelerini kullandı.

    “3 BİN 130 FİRMA 115 BİN İSTİHDAM”

    Otomotiv sektörünün 115 bin kişiye istihdam ürettiğini belirten Bakan Işık, “Türkiye’nin dünyada önemli otomotiv üretim merkezlerinden biri olmasını sağlayan en önemli unsur, hiç şüphesiz tedarik sanayimizin gelişmiş olmasıdır. Ana ve yan sanayi ilişkisinin bu kadar belirleyici olduğu bir sektörde, sizler yaptığınız üretimle, ülkemiz için çok büyük katma değer üretiyorsunuz. Türk otomotiv tedarik sanayi firmalarının geniş ürün gamı, ülkemizde imal edilen taşıt araçlarının yüzde 85-90 oranında yerli imal edilmesine imkan verecek çeşitliliktedir. Ülkemizde Otomotiv Tedarik Sanayi’nde faaliyet gösteren 3 bin 130 firma, 115 bin kişiye istihdam üretiyor. Bir başka deyişle, otomotiv sektöründeki çalışanların yüzde 72 nokta 6’sı yan sanayi firmalarında istihdam ediliyor. GBS verilerine göre, bu firmaların yüzde 53’ü Marmara Bölgesi, yüzde 25’i İç Anadolu, yüzde 11’i Ege Bölgesi’nde ve yüzde 5’i Akdeniz Bölgesi’nde yer alıyor” dedi.

    “HEDEFİMİZ DÜNYA OTOMOTİV PAZARINDA FAZLA SÖZ SAHİBİ OLMAK”

    Otomotiv sektörüyle ilgili gerçekleştirilen bazı çalışmaları paylaşan Işık, “Otomotiv Strateji Belgesi’nin hazırlıklarını tamamladık, inşallah en kısa sürede uygulamaya başlayacağız. Yeni belgemizde temel hedefimiz yerli marka otomobillerimizi üretmek ve katma değeri yüksek ürünler ile dünya otomotiv pazarında daha fazla söz sahibi olmaktır. Bu belgeyi kurgularken, bugünden daha fazla yarına, sektörün geleceğine ve o geleceğe en iyi şekilde hazırlanmaya odaklandık. Özellikle yazılım teknolojileri, nesnelerin interneti, sensör teknolojileri ve yapay zeka çalışmaları, otomotiv sektörünün geleceğinde çok belirleyici olacak. Deyim yerindeyse, artık ulaşım ihtiyacımızı araçlarla değil de araç görünümlü bilgisayarlarla karşılayacağız” şeklinde konuştu.

    Sektörle ilgili olarak yapılmış pek çok araştırmaya değinen Işık, “Önümüzdeki yıllarda alternatif yakıtlarla, elektrikli ve hibrid araçlarla ilgili ciddi gelişmeler yaşanacağını gösteriyor. 2014 yılında satılan araçlar içinde elektrikli araçların payı binde 3 civarındadır. Ancak özellikle gelişmiş ekonomilerde elektrikli araç piyasasının çok hızlı büyüyeceği, 2020’li yıllarda Avrupa’da satılan her beş araçtan birinin elektrikli olacağı tahmin ediliyor. Otomotiv sektöründe, hem ana sanayide hem de yan sanayide, yoğun rekabet nedeniyle, birleşmeler artarak devam edecek ve üretici şirket sayısı azalacak. Üretim gelişmekte olan ekonomilere kayarken, gelişmiş ekonomiler, tasarım, Ar-Ge, teknoloji ve satış sonrası hizmet alanları gibi daha yüksek katma değerli alanlara yoğunlaşacaklar” ifadelerini kullandı.

    “2020’DEN ÖNCE YERLİ OTOMOBİL ÜRETİMİNE GEÇMEK İSTİYORUZ”

    Yerli Otomobil ile ilgili konuşan Işık, “Biliyorsunuz, otomotiv sektöründe yürüttüğümüz en önemli projelerimizin başında yerli otomobil projesi geliyor. İnşallah, 2020’den önce, yerli otomobilin seri üretimine geçmeyi düşünüyoruz. Bu proje sonucunda, batarya, elektrik motoru, sürücü kontrol ünitesi ve otonom araç sistemleri gibi teknolojileri de ülkemize kazandırmış olacağız. Şunu net bir şekilde ifade etmek isterim: Biz Türkiye yerli otomobil markası oluşturmalı derken, bunu en çok da yan sanayicilerimize olan güvenimiz nedeniyle dile getirdik.TÜBİTAK’ta ayrıca bir Otomotiv Mükemmeliyet Merkezi de kuruyoruz. Yerli dizel motor üretmek amacıyla bir Motor Mükemmeliyet Merkezi kurmak için de çalışmalarımızı başlattık. Sektörde büyük bir ihtiyaç olan Otomotiv Test Merkezi’ni Bursa Yenişehir’de kurmak için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Çok büyük önem verdiğimiz bu test merkezinde, özellikle otomotiv sektörünün ihtiyaç duyduğu Tip Onay ve Ar-Ge testleri yapılacak” dedi.

    Ekonomi Bakanı Mustafa Elitaş, “2015 yılından ihracatımızda ki baş aktörlerden biri olan otomotiv sanayisi, 2016 Şubat ayından itibaren de iyi bir noktaya doğru geldi. 2016 Mart ayının ilk 10 gününe baktığımızda bugünkü rakamlara henüz elimize gelmedi ama gece yarısı gelecek, bugünkü rakamlara baktığımızda otomotiv sanayinin Mart ayında da olumlu bir seyir izlediğini mutlulukla ifade etmek istiyorum” şeklinde konuştu.

    “HABUR SINIRININ KAPATILMASI EKONOMİK ZARARA NEDEN OLDU”

    Şubat ayı itibariyle de ihracatta olumlu bir gelişmelerin olduğunu söyleyen Elitaş, “Güneydoğu Anadolu Bölgesinde, ülkemizde terör belasıyla ciddi bir anlamda mücadele etmek için ortaya koyduğu büyük bir gayret sonucunda Diyarbakır’da, Silopi’de, Cizre’de, Şırnak’ta yerleşen ülkemizi bölmek için her türlü yolu yöntemi makul gören bir yapıyla terörist bir yapıyla mücadele ederken, Habur sınır kapısının 31 gün süreyle kapatılmasına neden olmuştur. Habur sınır kapısından günde 2500 tır geçerken bu 31 günlük süre içerisinde en az 75-80 bin tırın geçmediğini görüyoruz. Bu anlamda ekonomik zarardan söz edebiliriz. Şubat ayı itibariyle de ihracatımızda olumlu bir gelişme var. 2014 yılında dünya ihracatından aldığımız pay binde 9 nokta 1 iken, 2015 yılında dünya ticaretinden aldığımız pay binde 9 nokta 4’e çıkmış. 2016 yılında ki hedefimiz parasal olarak baktığımızda orta vadeli plan olarak 155 buçuk milyar Dolar olarak hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.

    “ARTIK YAKINMAK DEĞİL YEKİNME ZAMANI”

    Her krizin kendi fırsatını beraberinde getireceğini belirten Bakan Elitaş, “Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafya’da bir sıkıntı var. Bir taraftan 24 kasın tarihinde Rusya ile yaşanan sıkıntı diğer taraftan 4 yıldır Güney komşumuz Suriye ile yaşadığımız sıkıntı, 2003 yılından bu yana Irak ile yaşanan olumsuzluklar, İran’a konulan ambargo ve 2008 dünya krizinin etkilerinin hala devam etmesi. 2008’de günümüze kadar Türkiye ekonomisine baktığımız zaman benzer ekonomilerle karşılaştırdığımızda performansı en iyi ekonomiler içerisinde yer aldığını söyleyebiliriz. 2016 yılında Türkiye’nin büyüme oranlarını yüzde 3’ün altında olacağını söyleyen Dünya Ticaret Örgütü ve Dünya Bankası bugün Türkiye’nin büyüme rakamlarını yüzde 3 nokta 8 olabileceği konusunda revize ettiler. Artık yakınmak değil yekinme zamanı. 2016 yılı, mazeret üretme değil tam gaz hızla koşma zamanı. Her kriz kendi fırsatını beraberinde getirir” dedi.

    “SERBEST TİCARETE AYNI ŞEKLİDE KATILIM HAKKI İSTİYORUZ”

    Gümrük Birliği anlaşması ile ilgili açıklama yapan Elitaş, “Gümrük birliği anlaşması çerçevesinde 1995 yılında kabul edilip 1996 yılında hayata geçen Gümrük Birliğinde, AB üçüncü ülkelere serbest ticaret anlaşması yapar ve Türkiye serbest ticaret anlaşmasına uymak mecburiyetindedir maddesi vardır. Avrupa Birliği’nin 40 ülke ile yaptığı serbest ülke anlaşmasından bizim o ülkelerden fayda sağlayabilmemiz için aynı anlaşmayı, benzer anlaşmayı yapmamız lazımken biz ikinci bir tur yapıyoruz. AB 40 ülke ile serbest ticaret anlaşması yaptı. Biz 23 ülke ile serbest ticaret anlaşması yaptı. bunlardan 18 tanesi hayata geçti, 5 tanesi onay sürecinde. AB ülkeleri 40 ülke ile anlaşma yapıyor, onlardan yaptığı ticari malların Türkiye’ye girişi gümrük birliği anlaşması çerçevesinde usul ve esaslara göre geliyor, bizim o ülkelere yapacağımız ihracatlar ülkelerin kendi normlarına göre koruma önlemleri ile engellenebiliyor. Bizim isteğimiz arzumuz, AB ile yaptığınız 2016 yılından başlattığımız gümrük birliğinin gözden geçirilmesi ve güncelleştirilmesiyle ilgili çalışma inşallah 2017 yılında bitireceğiz. 1995 yılında yapılan anlaşmanın eski olduğunu ve bu sözleşme kapsamında bizlerin gümrük birliği çerçevesinde yapılan serbest ticaret anlaşmasından aynı şeklide katılıma müdahil olma hakkının verilmesini ifade edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    Konuşmaların ardından program ödül töreni ve hediye takdimiyle sona erdi.

  • Taysad Başkanı Dudaroğlu: “İran’ın En Büyük İş Ortaklarından Biri Olacağız”

    Otomotiv sektörü içindeki Türk Tedarik Sanayi’nin katma değer üretmede de öncü rol üstlendiğini kaydeden TAYSAD Başkanı Mehmet Dudaroğlu, “TAYSAD üyeleri, 2012 ile 2015 yılları arasında patent, faydalı model ve endüstriyel tasarımlar da dahil olmak üzere toplamda 973 tescil sayısına ulaştı” dedi.

    Taşıt Araçları Yan Sanayicileri Derneği (TAYSAD) Başkanı Dr. Mehmet Dudaroğlu, aylık olağan basın sohbet toplantısında ekonomi basını temsilcileri ile buluştu. Yaptığı konuşmada TAYSAD üyelerinin 2012-2015 yılları arasında gerçekleştirdiği Ar-Ge çalışmalarına ve önümüzdeki dönemde Türk Tedarik Sanayi için potansiyel vaat eden İran pazarına ilişkin geçtiğimiz ay gerçekleştirdiği görüşmelere değinen Dudaroğlu, sektörün gerçekleştirdiği ihracat verilerini değerlendirdi.

    TAYSAD üyelerinin katma değer üretimi konusunda ciddi mesafeler kaydettiğini söyleyen Başkan Mehmet Dudaroğlu, “2012’de sadece 11 firmamız 24 patent tescili almışken, 2015 yılında bu rakam 33 firma ve 79 patent tesciline ulaştı. Yani patent üretimi konusunda üyelerimiz 3 kat büyüme gerçekleştirdi. Üyelerimizin Ar-Ge çalışmalarını destekleyen bir politikayı benimsememizin faydalarını her geçen yıl daha da net görüyoruz. Çünkü, 2012 yılında patent, faydalı model ve endüstriyel tasarım tescili alan toplam firma sayımız 57 iken, 2015’te bu rakam 87’ye ulaştı” dedi.

    Sektörün katma değer üretimine odaklanmasının faydalarını kilogram bazındaki ihracat rakamlarında da gözlemlenebildiğini ifade eden Dudaroğlu, “Verilere baktığımızda ülkemizin kilogram başına ihracat 1,44 euro seviyesinde. Ama otomotiv tedarik sanayimizin yaptığı ihracatta bu rakam kilogram başına 4,82 euro seviyesinde. 2012 yılında 4,65 olan bu değerin 4 yıl içerisinde istikrarlı bir şekilde yaklaşık yüzde 4 arttığını görüyoruz. Bu inovasyon ve katma değer üretimine odaklanmanın getirdiği bir fayda. Yeni teknolojiler geliştirilmesi konusunda TAYSAD üyelerinin katkı üretmeye devam edeceğine ve pek çok sektöre öncülük edeceğine olan inancımız tam” diye konuştu.

    Önümüzdeki dönemde TAYSAD üyelerinin ihracatlarında önemli potansiyeller barındıran İran’daki paydaş kurum durumundaki IAPMA (İran Otomotiv Parça Üreticileri Derneği) temsilcileriyle bir araya geldiklerini ifade eden Dudaroğlu, “Bu buluşmada gelecekteki olası işbirlikleri değerlendirildi. İran’a uygulanan ambargonun kalkmasıyla birlikte, önümüzdeki günlerde ilk kez uluslararası bir katılım ile gerçekleşecek olan İran Uluslararası Otomotiv Endüstrisi Konferansı’na TAYSAD olarak davet edildik. Bu konferansta ayrıca TAYSAD sözcüleri de konuşmacı olarak yer alacak. Üyelerimizi katılmaları için teşvik ettiğimiz bu organizasyon, ikili görüşmelerle de destelenecek. İranlı paydaşlarımız, otomotiv parça tedariki konusunda en büyük ortakları olarak yanlarında yer almamızı bekliyorlar. Biz de konuyla ilgili olarak üyelerimizle birlikte sıkı bir hazırlık sürecindeyiz. Otomotiv alanında TAYSAD, İran’ın en büyük iş ortaklarından biri olacak. Hali hazırda ülkemizin İran ile olan dış ticaret verilerine baktığımızda otomotiv sektörümüzün dış ticaret fazlası verdiğini görmekteyiz. 2015 sonu itibariyle, otomotiv sanayinin GTIP bazındaki ihracatı 219 milyon dolar iken, ithalatımızın 15 milyon dolar seviyesinde olduğunu görüyoruz. Buna karşılık toplam ülke ihracatımız ise 3,6 milyar dolara karşılık, 6 milyar dolar ithalat göze çarpıyor” ifadelerini kullandı.

    TAYSAD Başkanı Mehmet Dudaroğlu, tedarik sanayinin 2016 yılının ilk ayındaki performansını değerlendirirken “Otomotiv sanayimiz, 2016 yılı Ocak ayında da ihracat sıralamasında tüm sektörler arasında ilk sırada yer alıyor. Ancak ihracattaki parite kaynaklı kaybın sürdüğünü ve tedarik sanayi ihracatının yüzde 5 oranında azaldığını görüyoruz. Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği’nin verilerine baktığımızda, 2015 Ocak ayında 702,6 milyon dolar olan tedarik sanayi ihracatımız, bu yılın aynı döneminde 668,9 milyon dolara geriledi. İhracattaki bu yavaşlamanın aşılması mümkün. Yeni pazar çalışmalarımıza ağırlık veriyoruz. Aynı doğrultuda Ar-Ge ve kritik teknoloji çalışmalarımıza da durmaksızın devam edeceğiz” dedi.