Etiket: tavsiye

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “OHAL, pazartesi günü Milli Güvenlik Kurulu gündemine gelecek, konuşacağız ve hükümetimize tavsiye kararını alacağız”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “OHAL, pazartesi günü Milli Güvenlik Kurulu gündemine gelecek, konuşacağız ve hükümetimize tavsiye kararını alacağız” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 15 Temmuz’un yıl dönümü dolayısıyla TBMM’de düzenlenen anma törenlerinde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, “15 Temmuz’un birinci yıl dönümünde Başkentimizin dört bir köşesinden şu anda Meclisimizin bahçesine teşrif eden sevgili vatandaşlarım, sevgili Ankaralılar hepinizi muhabbetle selamlıyorum. Burada bu saatte sizlerle Türkiye’nin yakın tarihinde yaşadığı en büyük ihanet, işgal ve darbe girişimi olan 15 Temmuz’un birinci yıl dönümü vesilesiyle buluştuk. 15 temmuz gecesi şehit olan tüm kardeşlerime Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum. O gece yaralanarak gazilikle şereflenen tüm kardeşlerime sıhhat ve afiyet diliyorum. Türkiye’nin her yerinde darbecilerin karşısında direnerek bu büyük ihanet girişimine geçit vermeyen milletimin her bir ferdine teşekkür ediyorum. Türk milleti 15 Temmuz’da herhangi bir topluluk değil, kelimenin tam anlamıyla millet olduğunu, hem de nasıl bir millet olduğunu tüm dünyaya göstermiştir. Yaşadığı ülke, mensubu olduğu millet özelikle de gençler konusunda ümitsizliğe düşmüş olanlar vardı. 15 Temmuz gecesi hep beraber gördük ki küllerin altında kor bir ateş yanıyor, vakti saati geldiğinde o kor ateş istiklaline ve istikbaline el uzatan herkesi yakıp kül eden bir aleve dönüşüyor” ifadelerini kulandı.

    “15 Temmuz’da da yedi düveli arkasına alan ihanet çetesinin, 40 yıllık bir planını 20 saate kalmadan bozarak tarihimize yeni bir zaferi nakşettik” diyen Erdoğan, “Savaşlar, ordular arasında olur. Türk milleti 15 Temmuz’da ordulaşmış bir ihanet çetesine karşı yüreğindeki imanı ve çıplak elleriyle bir mücadele verdi. Benim milletimin elinde silah mı vardı? Benim milletim o alçaklara, o hainlere karşı silahla mı yürüdü? Elindeki bayrağıyla ve yüreğindeki imanı ile yürüdü. Dünyada bunun başka bir örneği yok. Kurşunu göğsünde durduran bir başka millet de yok. Ne diyor İstiklal Marşımızda ’arkadaş yurduma alçakları uğratma sakın.’ Bu millet, göğsünü siper etti. Tankı yumrukla durduran bir başka millet yok. Tankın egzozun içine fanilasını, tişörtünü sokmak suretiyle onu durduran bir başka zeka da yok. Uçağı, helikopteri yakalamak için hamle yapan bir başka millet yoktur. Ölümün üzerine böylesine cesaretle giden bir başka millet yoktur. Can pazarının ortasında dahi zalimle mazlumla ayırt etme konusunda dünyanın her köşesinde adaletin sembolü olarak kullanılarak o gözleri bağlı mitoloji heykelini utandıracak hassasiyet gösteren bir başka millet yoktur” şeklinde konuştu.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Böyle bir milletin mensubu olduğum, böyle bir ülkenin evladı olduğum için her zaman Rabbime hamd ediyorum. Ne diyor şair, ’Ey bütün cihana bedel Türk eli, Açtığın cenklerin yoktur evveli, Tarih bir nehir ki coşkundur seli, Sen ona nispetle umman gibisin, Bir yandan hep böyle taştın köpürdün, Bir yandan cefalı bir ömür sürdün, Fakat ne derece ezildin sen de dün, Şimdi yine tunçtan kalkan gibisin. Ülke ve millet olarak şimdi yine tunçtan bir kalkan gibi hedeflerimize doğru ilerliyoruz. Öyle mi? 15 Temmuz’u herhangi bir darbe girişimi olmanın ötesinde ihanet kalkışması şeklinde ifade etmemizin bir sebebi var. TBMM, bizim bağımsızlığımız ve demokrasimizin sembolüdür. Bu Meclis, Kurtuluş Savaşını bizzat idare etmiştir. Polatlı’ya kadar yaklaşan düşmanla yapılan savaşta top sesleri duyulurken dahi Meclisimiz görevini sürdürmüştür. Cumhuriyet tarihimiz boyunca pek çok badire yaşamamıza rağmen hiç kimse bu kutlu çatıya el uzatmayı düşünmemiştir.”

    “İdam isteriz” sloganları

    “İdam isteriz” sloganları üzerine Erdoğan, “Kardeşlerim ben sizle kanaatimi paylaştım. Hukuk içinde parlamento burada. Parlamentoya gelir ve parlamentodan ben geçeceğine inanıyorum. Parlamentodan geçtiği zaman bana geldiğinde de ben tereddütsüz onaylarım. Çünkü, 250 şehidimizin ve milletimizin burada ahı var. 2 bin 193 gazimizin ahı var ve Hans ne der George ne der ben şahsen buna bakmam, Ahmet, Mehmet, Hasan, Hüseyin, Ayşe, Fatma, Hatice ne der ona bakarım” şeklinde konuştu.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz, bu ihanetini yapanlar böyle alçakça bir cüret göstermişlerdir. Çünkü, onlar ülkenin yönetimine el koymanın çok ötesinde niyetlerle yola çıktılar. Amaçları, ülkemizi ve milletimizi topyekün esir ederek, hem devletimizi hem medeniyetimizi kökten yıkmaktı. Bunun için TBMM, öncelikle hedef aldıkları ve en çok bombaladıkları yer olmuştur. Darbeciler tıpkı milletimizin korkup evlerine saklanacaklarını sandığı gibi, milletvekillerimizin de Meclis’i terk edip kaçacaklarını düşünmüşlerdir. Milletimiz sokaklara ve meydanlara dökülerek ülkesine sahip çıkarken Ankara’da bulunan Meclis Başkanımız ve milletvekillerimiz 23.30’dan itibaren TBMM’de bir araya gelmeye başlamışlardı” ifadelerini kullandı.

    “Pensilvanya’daki FETÖ, Türkiye’deki temsilcilerini idare edemiyordu” diyen Erdoğan, “Şimdi diyorum ki kimse Pensilvanya’daki bu FETÖ’nün bütün kirli çamaşırlarını ortaya çıkarmaktan çekinmesin. Ne biliyorsa söylesin. Adını anmaktan çekinmesin. Çünkü biz Müslümanlar olarak iki kişi konuşuyorsak üçüncüye hainlerin kim olduğunu anlatmalı ve öğretmeliyiz ki herkes bilsin. Saat 23.15’te de İstanbul Atatürk Havalimanında onbinler vardı ama orada bir siyasetçi vardı o esnada ve o siyasetçi ne yazık ki tankların VIP’in önünden çekilip ondan sonra çıkmayı planladı. Tankların başındakilerle pazarlık yapıldı, tanklar oradan çekildi, ondan sonra ’tankların önüne çıkarım’ diyen bu kişi Bakırköy’deki belediye başkanının yanına gitti. Bugün baktım konuşuyor ve konuşurken de hala bu olayı kontrollü bir darbe olarak ifade ediyor. Kimseyi aldatmayalım, bu olaya ’kontrollü darbe’ demek gerçekten bir nasipsizliktir. Bu olaya, kontrollü darbe demek nasipsizliğin ötesinde vurdum duymazlıktır. Siz, bu milleti ne zannediyorsunuz. Nasıl kalkar da buna kontrollü darbe dersiniz” şeklinde konuştu.

    Erdoğan, “Siz, yoksa bu sürecin hala böyle devam etmesini mi istiyorsunuz, kusura bakma OHAL, pazartesi günü Milli Güvenlik Kurulu gündemine gelecek, konuşacağız ve hükümetimize tavsiye kararını alacağız. Dünyanın değişik yerlerinde bir yerde basit bir mesele oluyor OHAL ilan ediyorlar. Bizim ülkemizde devletimize karşı, devletimizi yıkma operasyonu yapılıyor, 250 kardeşimiz şehit ediliyor, hala kontrollü darbeden bahsediliyor, yazıklar olsun, başka ne diyeceğiz? Söyleyecek fazla söz herhalde gerek yok.”

    İnsansız hava aracı olarak ifade edilen ’drone’un motor arızası nedeniyle bir vatandaşların üzerine düşmesi üzerine vatandaşlara sağlık ekipleri anında müdahale etti. Erdoğan, bunun üzerine, “Sağlıkçılar süratle oraya intikal etsinler bakalım” dedi.

    MHP Lideri Bahçeli törendeydi

    TBMM’deki törenlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yanı sıra TBMM Başkanı İsmail Kahraman, Başbakan Binali Yıldırım, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, milletvekilleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. İstiklal Marşı ve Kuran’ı Kerim tilavetiyle başlayan törenlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Meclis Başkanı Kahraman konuşma yaptı. Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, törenlerde şehitler için vatandaşlarla birlikte dua etti. Eski Başbakan Tansu Çiller de törende yer alan isimlerden oldu. Çok sayıda yabancı basın mensubu da Meclis’teki törenlere katılım gösterdi.

    HDP ve CHP törenlerde yer almadı

    Protokol konuşmalarının iptal edilmesi nedeniyle törenlere katılmayacağını açıklayan CHP, törenlerde yer almadı. HDP ise ’Eş başkanlarımız olmadığı için katılmıyoruz’ gerekçesini öne sürerek törenlere katılmadı.

    Vatandaşlar, ellerinde Türk bayrakları ile Meclis’e akın etti. Törende video maping sistemi ile darbe günüyle ilgili görüntüler ekrana getirildi.

  • Bakan Çavuşoğlu’ndan, mezun öğrencilere tavsiye

    Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Akdeniz Üniversitesi (AÜ) 2016-2017 eğitim öğretim yılı mezuniyet töreninde yaptığı konuşmada, öğrencilere hedeflerini ulaşmak için asla pes etmemeleri gerektiğini kaydetti.

    Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, Akdeniz Üniversitesi 2016-2017 eğitim öğretim yılında mezun oğlan 11 bin öğrenci için Akdeniz Üniversitesi Stadı’nda düzenlenen mezuniyet törenine katıldı. Alana öğrencileri ve ailelerini selamlayarak giren iki bakan, mezuniyet sevinci yaşayan öğrencilerle özçekim yaptı. Özellikle Çavuşoğlu’na öğrenciler büyük ilgi gösterdi. Öğrencilerin geçiş töreni ise renkli görüntüler oluşturdu. Öğrencilerden bazılarının Adanademirspor bayrağı taşıdığı, bazı dövizlerde ise, ‘Dursun Özbek istifa’ yazması dikkat çekti.

    “Hayatınızda yeni bir sayfa açılıyor”

    Törende konuşan Çavuşoğlu, ailelerin gurur ve mutluluğunu paylaştığını belirterek, kendi çocuğunun da bu yıl üniversiteden mezun olduğunu kaydetti. AÜ’nün Türkiye’nin yükselen bir üniversitesi olduğunu ifade eden Çavuşoğlu, “Dünyanın her yerinden öğrenciler AÜ’ye okumak için geliyorlar. İyi kötü 4-5-6 yılı geride bıraktınız. Şimdi hayatınızda yen bir sayfa açılıyor. İdealleriniz, hedefleriniz var. Bu hedeflerinize ulaşmak için çalışmaya devam edeceksiniz. Bizimde Türkiye için hedeflerimizi var. Cumhuriyetimizin 100. yılına az kaldı. Türkiye bu hedeflerine sizin omuzlarınızda ulaşacaktır. Şanlı ay yıldızlı Türk bayrağı sizin elerinizde en yüksekte yurt içi ve yurt dışında dalgalanacaktır. Bundan sonraki süreçte, akademik dünyada, devlette Dışişleri Bakanlığına girmenizi tavsiye ederim. Özel sektörde ve kendi işinize hayatınıza devam edeceksiniz. Önünüze zorluklar çıkacak” dedi.

    Bakandan tavsiye

    Bakan Çavuşoğlu, öğrencilere şu tavsiyelerde bulundu:

    “Hedeflerinizi koyarken Türkiye’nin, Türkiye’den büyük olduğunu unutmayın. Sorumluluğunuzun sadece Türkiye ile sınırlı kalmadığını unutmayacağız. Hayatınızın her aşamasında boşluklar olacak. Ama bunlar geçici boşluklardır, hedef ve amacımızdan sapmayacağız. Hedefimize ilerleyeceğiz. Hiçbir zaman ama hiçbir zaman pes etmeyin. Benim hayat felsefem bu olmuştur. Yabancı öğrencilerimizin bundan sonra ülkelerine önemli hizmetleri olacak. Kardeş ülkelerin kalkınmasına katkı sağlayacaksınız. Türkiye ile ülkeniz arasındaki ilişkilerin gelişmesine de katkı sağlayacaksınız. Ama sizlerde bizim gönüllü büyükelçilerimiz olacaksınız. Size her zaman AÜ’nün, Antalya’nın, Türkiye’nin kapıları açık.”

    Avrupa’da 5.2,Türkiye’de 5.8

    Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz da ülkelerin geleceğinin iyi eğitim almış kalifiye insan gücüne bağlı olduğunu kaydetti. Avrupa ülkelerinin milli gelirden eğitime ayırdığı payın yüzde 5.2 iken Türkiye’de bu oranın 5.8 olduğunu kaydeden Bakan İsmet Yılmaz, geleceğin öğrencilerini vicdanı ve fikri hür, bilimi ve teknolojiye yön veren, özgüven içinde bireyler olarak yetiştirmeyi hedeflediklerini vurguladı.

    “7 milyon 300 bin üniversite öğrencisi”

    Eğitimde kalite ve fırsat eşitliğini sağlamanın değişmez hedefleri olduğunu kaydeden Yılmaz, “Türkiye bugün itibariyle 184 üniversite bulunmaktadır. Bu üniversitelerde okuyan öğrenci sayımız 7 milyon 300 binin üzerindeyken öğretim üyelerinin sayısı 150 binin üzerindedir” dedi.

    Üniversitelerin bulundukları bölgeye katkı vermesi için farklı alanlarda ihtisaslaşmasını istediklerini ifade eden Bakan Yılmaz, bu amaca yönelik Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) tarafından çalışma başlatıldığını söyledi. Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Yüksek eğitim kurumlarının idari ve mali özerliğe sahip, özel bütçeli yüksek öğretim kalite kurulu çalışması tamamlandı. Yasa meclis gündemine geldi. Yüksek öğretim alanındaki istihdam odaklı politikaların oluşturulması ve geliştirilmesiyle buna bağlı yeni açılacak eğitim programları ve kontenjanların planlamasına yönelik süreçlerde görüş ve önerilerde bulunmak üzere danışma kurulları oluşturulacak. Bir diğer çalışmamız meslek yüksek okulları koordinasyon kurullarının kurulmasıdır. Ülkemizin bugünü, dününden daha iyi, yarını bugünden daha iyi olacaktır.”

    “Değişimin bir parçası”

    AÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Ünal ise, dünyanın hızla değiştiğini belirterek, üniversitelerin değişime öncülük etmesi gerektiğini kaydetti. Öğrencilerin değişimin bir parçası olmaları gerektiğini tavsiye eden Prof. Dr. Ünal, “Üniversitenin kapıları mezunlarına her zaman açıktır. Başarının mesleki yetkinlik kadar ahlaki ve etik değerlere de bağlıdır. Zorluklara tahammül edin, sabırlı olun, devletin verdiği imkanları asla unutmayın” dedi.

    Konuşmaların ardından fakülte ve meslek yüksek okullarındaki bölümlerine birincilikle bitiren öğrenciler yaş kütüğüne plakalarını çaktı. Bölümlerini dereceyle bitiren öğrencilere ise çeşitli hediyeler takdim edildi. Törende Bakan İsmet Yılmaz’da öğrencileri tebrik edip, hediyelerini takdim etti.

    Törene, Bakan Çavuşoğlu ve Yılmaz’ın yanı sıra, AK Parti Antalya Milletvekili Gökçen Özdoğan Enç, CHP Antalya Milletvekili Mustafa Akaydın, Antalya Valisi Münir Karaloğlu, Antalya Cumhuriyet Başsavcısı Ramazan Yılmaz, İl Emniyet Müdürü Celal Uzunkaya, AÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Ünal ve çok sayıda aile katıldı.

    Tören, öğrencilerin hep birlikte kep fırlatmaları ve bölüm birincilerinin protokolle hatıra fotoğrafı çektirmesiyle son buldu.

  • TEOG Sınavı öncesi ailelere tavsiye

    Acıbadem Ankara Hastanesi Psikoloğu Mithat Bülent Baykal, öğrencilere ve ailelerine TEOG sınavı öncesi ve sonrasında ortaya çıkabilecek kaygıyla baş etme yollarını anlattı.

    Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş (TEOG) 2. dönem sınavına az bir zaman kaldı. Sekinci sınıf öğrencilerin girdiği TEOG 2. dönem sınavı 26-27 Nisan’da yapılacak. Psikolog Mithat Bülent Baykal, öğrencilere ve ailelerine sınav öncesi ve sonrasında ortaya çıkabilecek kaygıyla baş etme yollarını anlattı.

    “Baskıyı azaltmalarını tavsiye ediyorum”

    Baykal, sınava girecek olan çocukların kendilerini rahat hissetmeleri gerektiğine vurgu yaparak, “O anksiyeteyi yaşamamaları önemli. Onun için anne babalara birazcık daha sakin olmaları ve baskıyı azaltmalarını tavsiye ediyorum. Çocukların streslerinin çok yüksek olduğunu bilmek lazım, ailenin bunları göz önüne alarak o baskıyı azaltmak için bir takım yöntemler kullanması lazım. Sınavdan bir gün önce zaten ders çalıştırmayı bıraktırarak belki farklı bir faaliyet yapılabilir, beraber bir yerlere gidebilirler. Çocuklar çok fazla baskı hissediyor olabilirler. Sınavda başaracak mıyım? Ne yapacağım? diye kaygı hissediyor olabilirler. Bu kaygıları pekiştirmemek lazım. Anne babaların beklentileri, ön plana geçmeyecek. Onun için de anne baba olarak daha sakin olmak ve kendini hazırlamak lazım. Çocuklara şunu hissettirmemek lazım: ‘Bu benim tek seçeneğim, bu olmazsa artık hayatım bitti, felaket yaşayacağım’ gibi düşünmemeleri lazım. Çünkü bu düşünce kaygılarını arttırıyor. Kaygıları arttıkça da kaygı beyinde bir sis halinde hem motivasyonlarını hem de konsantrasyonlarını bozuyor. Onun için çocuklar da performanslarında bir düşüş yaşıyorlar. Bu düşüşü yaşamamaları için anne babanın hem sınavdan önceki hem de son günkü davranışları çok önemli, bu konuda bir tedbir almak gerekiyor” şeklinde konuştu.

    “Çocuklarda somatik reaksiyonlar ortaya çıkabiliyor”

    Başarıyı pekiştirmek için olumlu pekiştireç vermek gerektiğini kaydeden Baykal, “Başarabilirsin, yapabilirsin gibi pekiştireçler vermek olabilir. Başka etkinliklerle o anda zihnini boşaltmak iyi bir seçenek olabilir. Bir de nefes egzersizleri, derin nefes alarak sakinleşmesini sağlayabilir. Çünkü bazen çocuklarda somatik reaksiyonlar ortaya çıkıyor. Karın ağrıları, baş ağrıları gibi kaygıya bağlı bir takım reaksiyonlar ortaya çıkıyor. Bu reaksiyonlarla ilgili de ‘yanındayız, kendini iyi hissedeceksin’ gibi olumsuz düşünceleri olumluya çevirmek gerekiyor. Anksiyete optimum seviyede olmalı, yani yüzde 40’larda 50’lerde olmalı. Yüzde 70-80’lere çıktığı zaman çocuk ‘başaramayacağım, yapamayacağım, beceremeyeceğim’ kaygısıyla sorulara baktığı zaman soruları anlamayabiliyor” ifadelerini kullandı.

    “Eleştirmek, çocuğu aşağılamak, değersizleştirmek ilerideki hayatında problemlere yol açabilir”

    Ailelerin, çocukların üzerindeki beklentiyi arttırmalarına ilişkin ise Baykal şunları kaydetti:

    “Çocuk ,anne babama rezil olmayayım, onların beklentisini karşılayayım diye daha fazla strese giriyor, bunu yapmak çok tehlikeli. Beslenmesine ve uyku düzenine zaten önem vermek gerekiyor ama en son gün daha da önemli oluyor. Onun yanında olmak, uyuyamıyorsa sakinleştirecek bir sohbet yapmak gerekiyor. Sınav açıklandı ve diyelim sınavdan kötü bir sonuç aldı. Çocuk kendini zaten başarısız ve değersiz hissedecek, beklentileri karşılayamadığını hissedecek zaten depresif bir moda girecek. Bunun üzerine gitmek çocuğu daha kötü bir hale getirecektir. Sınav bitti, kötü not almış olabilirsin, düşük bir puan almış olabilirsin, ileride daha iyi yapabilirsin gibi bir yaklaşımda bulunmak ve o desteği vermek gerekiyor. Eleştirmek, çocuğu aşağılamak, değersizleştirmek ilerideki hayatında da problemlere yol açabilir. Sakin, düşünerek ve çocuğa inanarak yaklaşmak lazım.”

  • Bakan Özlü’den gençlere tavsiye: “Adaletli olacağız”

    Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, İzmir’in Karabağlar ilçesinde partisinin ilçe gençlik kollarının “Buyrun Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemini Tartışalım” adlı toplantısına katıldı. Gençlerle bir araya gelen Özlü, onlara tavsiyelerde bulundu.

    Ak Parti Karabağlar İlçe Gençlik Kolları tarafından hazırlanan “Buyrun Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemini Tartışalım” adlı toplantıya katılan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, burada gençlere tavsiyelerde bulundu. Gençlere, okuduğunuz okullarda daima en iyisi olun diyen Özlü, “Hedefiniz ne ise, her ne olmak istiyorsanız en iyisi olun. Öğretmen olmak istiyorsanız en iyi öğretmen olun, Doktor olmak istiyorsanız en iyi doktor olun”diyerek gençlere en az iki dil öğrenmeleri gerektiğini ve bu dillerden birinin Batı dili diğerinin ise doğu dili olması gerektiğini vurguladı.

    “Adaletli olacağız”

    Ayrım gözetmeksizin insanlara yaklaştıklarını söyleyen Bakan Özlü, insanlara intikam duygusuyla yaklaşılmaması gerektiğini vurgulayarak, “Aliya Izzetbegoviç; ‘Bizim düşmanlarımıza sadece adalet borcumuz vardır’ der. Bizim rövanşist davranmak, intikam almak gibi bir tavrımız yok, sürekli adaletle davranmak zorundayız. Türkiye tarihsel bir süreçten geçti. 200 yılda başta iki dünya savaşı olmak üzere önemli savaşlar atlatıldı. Balkanlar ve Kafkasya gibi önemli toprakların kaybedildi. Yunanistan’ın bağımsız olduğu 1829’dan Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu 1923’e kadar Balkanlar’da 10 milyon Türk nüfusu ya öldürüldü ya da sürgün edildi. Bu bir soykırımdır, peki bu soykırımdan sonra intikam mı alacağız. Hayır adaletli olacağız” diyerek, adaletli olmanın önemini vurguladı.

    Konuşmasına devam eden Özlü, “Türkiye ilk defa katıldığı uluslararası toplantılarda karşı fikirler söylüyor. ‘Hayır, şöyle değil böyle olsun’ diyor. Çözüm önerileri getiriyor. Ve hatta hatta dünya 5’ten büyüktür diyor. Dünya 5’ten büyüktür sözü, yüzyıla damgasını vuracak olan tarihi bir söylemdir. Bunu söylemek kolay değil, bu her devlet adamı söyleyemez. Bunu Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda dünyayı yöneten, dünyada her şeyi kendi isteklerine göre dizayn edenlerin yüzlerine karşı söylemek çok kolay değil. Bunu ancak bizim mensubu olduğumuz siyasi kadronu lideri söyleyebilir” dedi. Özlü, Türkiye’nin güçlü bir siyasi iktidara ihtiyacı olduğuna, şu andaki siyasi iktidarın mevcut sistemdeki güçlü bir siyasi liderle ortaya çıktığını, doğrusunun lidere bakmaksızın siyasi iktidar üreten bir sistem olduğunu vurguladı.

  • MHP’li Günal’dan Almanya’ya: “Bir an önce akıllarını başlarına almalarını tavsiye ediyoruz”

    MHP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Günal, Almanya’nın, terör örgütü PKK sempatizanlarının yürüyüş yapmalarına izin vermesiyle ilgili, “Biz bir an önce akıllarını başlarına almalarını tavsiye ediyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti büyük devlettir, bunlarında üstesinden gelecektir” dedi.

    MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Antalya Milletvekili Mehmet Günal, MHP Çanakkale İl Başkanlığında düzenlenen basın toplantısına katıldı. Referandumla ilgili Günal, “Ülkemizin geleceği açısından içinde bulunduğumuz bu kaotik ortamdan bir an önce çıkmasını istiyoruz. Bütün şer güçleri içerdeki ve dışarıdaki vesayet organlarıyla, terör örgütleriyle ekonomik siyasi sıkıştırmalarla Türkiye’yi ciddi bir krize sokmaya çalışıyorlar. Bundan çıkmanın yolu da bu sistem tartışmalarını bitirip bir an önce önümüzde ekonomik, sosyal, siyasi sorunların çözümüne yapısal sorunların çözümüne odaklanmamız lazım. Onun içinde biz de bu kapsamda devlet için millet için Türklüğün bekası için ‘evet’ dedik. Yani Türkiye için ‘evet’ dedik. Bunu anlatmaya devam edeceğiz. Bizim hep ilkemiz önce ülkem ve milletim sonra partim, sonra ben anlayışı olduğu için. Bu kapsamda da gerekli fedakarlıkları yapıp, çözüm için geçmişten bugüne olduğu gibi krizlerin çözümünde inisiyatif almaya elimizi değil vücudumuzu taşın altına koymaya devam edeceğiz diyorum” dedi.

    “Bunların bırakmış olduğu izler kolay kolay silinmez”

    Almanya’nın, Frankfurt kentinde nevruz kutlamaları bahanesiyle ellerinde teröristbaşı Abdullah Öcalan ve PKK’yı simgeleyen bez parçaları ile yürüyüş yapan gruba izin vermesiyle alakalı açıklamalarda bulunan Günal, “Tabii bunlar geçmişten bugüne vesayet kurumu olduğunu ve vesayet savaşları olduğunu, batının geçmişten bugüne bazı terör örgütlerine kimine dolaylı kimine doğrudan kimi silahla kimini parayla desteklediğini biliyoruz. Bunlarda ikili görüşmelerde devlet görevlilerimiz tarafından kendilerinin önüne delillerle konuyor ama geçtiğimiz günlerde giderek artan Türkiye’deki bu referandum kampanyası sürecine müdahil olan tarzda bir çok ülkeden müdahaleler gördük. Bakanlarımıza izin verilmedi, vatandaşlarımıza izin verilmedi. Enteresan bir şekilde ‘hayır’ kampanyası yapanlar yapıyor ama terör örgütü bile burada yasaklandı denmesine rağmen bu sözde flamalarla posterlerle gösteri yapabiliyor. Tabi ki Almanya’yla ilgili ciddi sorunlar yaşanıyor. Ama Hollanda’da da bir takım ülkelerde de bir takım dolaylı olarak bu çalışmalar yasaklanıyor ve ya doğrudan taraf durumuna düşüyorlar. Biz bunları topyekün bir tavır olarak görüyoruz. Avrupa’nın kendi krizi var şu anda. Sayın Genel Başkanımız önceki hafta grup toplantısında açık ve net bir şekilde belirtti. Dün Elazığ mitinginde de dolaylı olarak bazı konulara değindi. Avrupa bir kriz yaşıyor. Avrupa ancak bizim içimize müdahale ederken kendisini görmüyor. Bizdeki demokrasi tanımına bakıyor ama burada birçok başta bu sorunun en ağırını Hollanda yaşayan olmak üzere, Birleşik Krallık olan adı İngiltere asıl adı Birleşik Krallık olduğu için, Birleşik Krallık olmak üzere İsveç’inden Belçika’sına, Lüksemburg’una Norveç’ine kadar İspanya’sına kadar krallıkla yönetilen ülkeler hala daha krala başkaldırabilmiş bir demokrasileri yok. Efendim işte parlamento ver şu var bu var ama bunların arka palanında da ülkenin de vatandaşları da artık bundan sonra uyanacaklar diye korkuyorlar. Buradan çıkacak bir ‘evet’ tetiklemeye neden olabilir. Çünkü farklı bir yönetim sistemine geçeceğiz. Rejim değişikliği olmamakla beraber bir hükümet sistemi değişikliğine gidiyoruz ve güçlü devlet olmak içinde ‘bu sistem tartışmalarını arkada bırakmamız lazım’ dedik. Ama bu mesele sadece bugünkü referandumdan dolayı tavır almak değil. Bu batı genelde Avrupa daha dar kapsamda baktığımız zaman Türk düşmanlığı eski, şark meselesi diye söyledikleri ve aslında İslamiyet’e düşmanlık ve İslamiyet’in bayraktarlığını yapan Türklere, Osmanlı’da da devam eden bir sorun. Bugünde su yüzüne çıkıyor. Bu kapsamda da Avrupa’yla ilişkilerimizi de gözden geçirmemiz gerektiğini bu ikili ilişkilerde de daha farklı bir tutum ortaya koymamız gerektiğini biz meclisteki konuşmalarımızda da ikili görüşmelerimizde de yetkililere ilettik. İnşallah bu sadece bir seçim çalışması olarak daha doğrusu Avrupa’da ki ülkelerin kendi iç seçimlerindeki bir mesaj verme kaygısı olarak görülüyor ama öyle olmadığını da görüyoruz. Bir süre sonra bunlar çözülecek ama bunların bırakmış olduğu izler kolay kolay silinmez. İkili ilişkilerde bunlar önemlidir. Biz bir an önce akıllarını başlarına almalarını tavsiye ediyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti büyük devlettir, bunlarında üstesinden gelecektir” diye konuştu.

    “Bu konularla ilgili idamın gelmesinde bir itirazımız yok”

    İdamla ilgili kafası ve duruşu en net olan partinin MHP olduğunu belirten Günal, “Çünkü bu idam kaldırılırken, biz dedik ki 57’nci hükümet dönemindeki, hükümetin bozulmasının ana nedenlerinden birisi budur. Bunu kaldırın. Ama savaş, yakın savaş ve terör suçları için kalkmasın dedik. O günde söylediğimiz buydu. Bugünde bunu söylüyoruz. Eğer getirilerse, buyurun getirin diyoruz. Biz bu 3 konuda idamın kalkmasına baştan karşıydık. Şimdi yine tutumumuzda değişiklik yok. Savaş, yakın savaş ve terör suçlarıyla ilgili idamın uygulanmasından yanayız. Getirirlerse biz açık bir şekilde baştan beri söylüyoruz. Bu konularla ilgili idamın gelmesinde bir itirazımız yok. Ama Sayın Cumhurbaşkanının söylemi kendi takdiridir. Şu anda geriye yönelik uygulanıp uygulanamayacağı uluslararası hukukla ilgili bir takım şeyler yaşanıyor. O ayrı bir konu. Biz zaten kalkarken de bunların kalkmaması gerektiğini ve bu üç suçta idamın devam etmesi gerektiğini zaten söylemiştik. Duruşumuz çok nettir. En kafası net olan ve duruşu değişmeyen parti Milliyetçi Hareket Partisi’dir” şeklinde konuştu.