Etiket: Tavır

  • Maliye Bakanı Ağbal: “Bu demokrasi dışı faşizan bir tavır”

    Maliye Bakanı Naci Ağbal, Hollanda’da Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’ya yapılanların altında ırkçılık, İslamafobi ve Türk düşmanlığı olduğunu ve bu demokrasi dışı bir faşizan tavır olduğunu söyledi.

    Maliye Bakanı Naci Ağbal, Gümrük Ticaret İşletmeleri (GTİ) ev sahipliğinde düzenlenen ’Trakya Bölgesi Oda ve Borsalar Müşterek Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Hollanda’da Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’ya yapılanları sert bir dille kınayarak, bu sorunların altında, ırkçılık, İslamofobi ve Türk düşmanlığı olduğunu ve bu demokrasi dışı bir faşizan tavır olduğunu söyledi.

    Referandum çalışmalarını Türkiye’ye de Avrupa’ya da anlatacağını belirten Bakan Ağbal, “Ama görüyoruz ki burada Türkiye’deki referandum çalışmasına yönelik Avrupa’da bir sıkıntı var. Avrupa da bir korku ve endişe var. Bu anayasa referandumun sonucuna ilişkin bir kaygı var ve hiçbir şekilde demokrasiyle bağdaşmayacak, demokrasiyle hiçbir şekilde yan yana gelmeyecek birtakım agresif, düşüncesiz, çıkarcı bir takım tavırlar var. Bakanlarımıza karşı ortaya konulan tavrı asla kabul etmemiz mümkün değil. Ben tekrar bunu kınıyorum. Devlet ve hükümet olarak Türkiye Cumhuriyetine karşı yapılmış olan bu demokrasi dışı faşizan bir tavır karşısında Türkiye olarak her türlü diplomatik hakkımızı kullanacağımızdan herkes bilmesi gerekir” diye konuştu.

    “Avrupa’da hortlayan, ırkçılık, islamofobiya ve Türk düşmanlığı var”

    Bugün suyun yüzünde gözüken bir çok sorunun arkasında aslında AB’nin geleceğine ilişkin olumsuzluklar var olduğunu belirten Bakan Ağbal, “Bunlar önümüzdeki dönemde önemli bir risk oluşturuyor. Avrupa bir seçim yılına girdi. Avrupa’nın birçok ülkesinde bu yıl seçim olacak. Bugün Hollanda’da, önce Dışişleri Bakanımız’ın uçağının indirilmesinin engellenmesi ardından Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımız’ın Türk Konsolosluğu’na gitmesinin engellenmesi hadiselerinin arkasında Avrupa’da hortlayan, ırkçılık, islamafobiya ve Türk düşmanlığı var. Bunları ret ediyoruz. Yapılan bu girişimleri lanetle kınıyoruz, asla kabul etmemiz mümkün değil. Devlet olarak, hükümet olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne karşı yapılmış olan bu demokrasi dışı, faşizan tavır karşısında Türkiye olarak her türlü diplomatik hakkımızı kullanacağımızı herkesin bilmesi gerekiyor. Türkiye bir Anayasa değişikliğine gidiyor ve bakanlarımız da bu değişikliği vatandaşlarımıza anlatmaya gidiyor. Bundan bile korkan, ürken bir anlayış var. Ama vatandaşlarımız 16 Nisan’da bunun cevabını verecektir” diye konuştu.

    “Bu ülkenin ihtiyacı olan esas reform, yönetim sistemi reformudur”

    Türkiye’nin önümüzdeki dönemde ekonomi ve siyasi alanında sıçrama yapabilmesi için reformla devam etmemiz gerektiğini belirten Bakan Ağbal, “Reform ülkenin kalkınmasını ve büyümesine çok ciddi itici güç. Gelinen noktada şunu görüyoruz, bu ülkenin ihtiyacı olan esas reform, yönetim sistemi reformudur. Bu yönetim sistemini reform etmediğimiz sürece bu geçmişte yaşadığımız sıkıntıları yaşamaya devam edeceğiz. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi bu ülkenin ihtiyacı olan yeni yönetim reformunun en önemli unsurunu oluşturuyor. ‘Peki neden bu değişikliğe ihtiyaç duyuyorsunuz?’bu önemli bir soru. Net bir şekilde söylüyoruz. Mevcut sistem sürdürülebilir değil. Mevcut sistemde demokratik temsil düzeyi düşük. Hatırlayın 90’lı yılları. Yüzde 20.1’lerle iktidar olunabiliniyordu. Mutlaka ve mutlaka iktidara gelen gücün çok daha demokrasi tabanı geniş olması gerekiyor. Yasama yürütme gibi yürütme yasama gibi yargı her ikisi gibi hareket ediyor. Bugün yargıya bakıyorsunuz yasama ve yürütmenin yerine geçiyor. Yasama, yürütme ve yargı arasında belirsizlikler var. Bu sürdürülebilir değil, kuvvetler arasında bu zaman zaman görev ve yetki çatışmasına neden oluyor” dedi.

    “Global medya bu ülkenin cumhurbaşkanını yakından takip ediyor”

    Bakan Ağbal, “Eskiden Türkiye’nin Başbakanları, Cumhurbaşkanları yurt dışı seyahatlerinde kimse nereye gittiğini bakmazdı ve ne söylediğini dinlemezdi. Uluslararası televizyon kanallarında haber olmazdı ama bugün öyle mi? Bugün Türkiye’nin cumhurbaşkanı, başbakanı uluslararası bir seyahate çıktığında diğer bütün global medya bu ülkenin cumhurbaşkanı başbakanı bu ülkede ne yapıyor diye takip ediyor. Bu niye? Türkiye’nin önümüzdeki dönemde sahip olduğu ekonomi ve siyasetteki jeopolitik güç. Bu açıdan bizim mutlaka ve mutlaka bu yeni sisteme meydan okumalar karşısına geçmemiz gerekiyor” dedi.

    “Hızlı tren bölgeye hayırlı olsun”

    Türkiye ekonomisinde Trakya bölgesinin ne kadar önemli olduğunu ziyaretlerinde anladığını söyleyen Bakan Ağbal, “Türkiye’nin sanayi ve tarımı bu bölgede ciddi anlamda önemli, katkı veriyor. Türkiye’nin ekonomisinin damarı buralarda atıyor. Sayın başkanımız burada ifade ettiler, hızlı trenin mutlaka bu bölgede olması lazım. Buradan söylüyorum, arkadaşların bana verdiği bilgiye göre şuanda hemen hemen proje çalışmaları tamamlanmış, dolayısıyla ihale aşamasına gelmiş durumda. Hızlı tren Trakya bölgesine artık hayırlı uğurlu olsun. Söz veriyorum, bu Organize Sanayi Bölgesi ile ilgili arazinin alınması konusunda bende elimi taşın altına sokacağım, bana düşen görevi yapacağım. Her zaman OSB ile ilgili destek oldum. Bir havaalanı projesinin buraya mutlaka yapılması gerekiyor. O konuda stabilize çalışmaları devam ediyor, Ulaştırma bakanımıza döner dönmez Pazartesi günü bakanlar kurulunda sizin bu talebinizi ileteceğim. İnşallah o konuda da önemli bir imkanı sağlarız. Türkiye ihracatın da son 8 yılda yüzde 8 artıyor ama bu bölgede yüzde 50’den fazla artıyor. Bu alkışlanabilecek ve takdir edilecek bir başarı. Ve üniversite sayısının da bölgede artması lazım. Özellikle balkan bölgesine de balkanlara da hitap edebilecek şekilde büyük bir potansiyelimiz var. Bu potansiyeli harekete geçirebilmemiz için üniversitelerimizin özellikle teknik alanda görev ve eğitim yapacak üniversitelerimizin sayısının da artırılması lazım. Vakıf kiralarında da yüzde 30 indirim yaptık buda hayırlı uğurlu olsun” dedi.

    “Sınır kapılarını modernize edeceğiz”

    Bakan Ağbal, “Özel sektöre ne zaman proje verilse, yüzünün akıyla da bu projeden çıkıyor. TOBB işlettiği bir çok gümrük kapısı son derece modern hizmeti vatandaşlarımız alıyor. Maliye Bakanlığı olarak önümüzdeki dönemde sınır kapılarının modernizasyonu, özellikle akaryakıt teslimlerin konusunda ve bunların yaygınlaştırılması konusunda da Gümrük Ticaret Bakanlığımız ile birlikte güzel çalışmalar yapacağız. Bununda ilk başlangıç müjdesini vermiş olayım. Yakında da bunu ilan edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    “Avrupa Birliğinin geleceği sıkıntılı”

    Önümüzdeki süreçte hepimizi bekleyen en büyük sıkıntının özel sektör yatırımlarının küresel olarak yavaşlaması olduğunu söyleyen Bakan Ağbal, “Türkiye’de de benzer sorunlar yaşıyoruz. Özel sektör yatırımlarında bir yavaşlama var. Ama şunu bilin ki bu Türkiye’ye özgü bir durum değil. Gelişmiş ülkelerde de böyle. Bu olumlu bir gidişat değil. Bir çok ülke atması gereken adımları, yapması gereken reformları yapmıyor. Kırılganlıklar devam ediyor. Avrupa Birliğinin (AB) geleceği sıkıntılı” diye konuştu.

    “Dünya’da güç dengeleri batıdan doğuya kayıyor”

    Jeopolitik gerginliklerin devam ettiğini belirten Bakan Ağbal, “Suriye, Irak, Ukrayna sorunları önemli sorunlar olarak karşımızda duruyor. Uzun vadeli trendler neler. Dünya nüfusu yaşlanıyor, verimlilik düşüyor, dördüncü sanayi devrimi hepimiz için yeni meydan okumaları beraberinde getiriyor. Ülkelerde artan bir korumacılık eylemi var. Göç ve mülteci sorunları ileriki dönemde azalmayacak, artacak ve bu sorunlar derinleşecek. Dünya’da güç dengeleri batıdan doğuya kayıyor” dedi.

    “Son 14 yılda Türkiye ekonomisi olağanüstü bir başarı gösterdi”

    Son 14 yılda Türkiye ekonomisinin olağanüstü bir başarı gösterdiğini kaydeden Bakan Ağbal, “Bütün ülkelerle mukayese edin büyüme oranlarında çok güzel bir performans gösterdi. Yine küresel kriz döneminde ifade ettim, aşağı geldi ama Türkiye’de büyüme oranları 2010 ve sonrası dönemlerde yüzde 7.4 Çin ve Hindistan hariç demiyorum, Çin ve Hindistan dahil gelişmekte olan ülkelerin ortalama büyüme oranı yüzde 5.4, Türkiye 2010 ile 2015 arası döneminde bütün gelişmekte olan ülkelerin ortalamasından 2 puan daha fazla büyüdü” diye konuştu.

  • Cunda’da imara karşı ortak tavır

    Türkiye’nin en büyük doğal sit alanı olarak nitelendirilen Ayvalık Adaları Tabiat Parkı’nın imara açılması konusunda Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Edip Uğur, Ayvalıklıların yanında olduklarını söyleyerek, sit alanlarındaki değişikliklere olumsuz görüş vereceklerini kaydetti.

    Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan gelen doğal sit alanları ile ilgili yazıda Ayvalık Adaları Tabiat Parkı sınırları içinde bulunan Pateriça, Hakkıbey Yarımadası, Çiçek Adası ve Alibey Adası’nın bir bölümü olmak üzere toplam 72 alandaki mutlak koruma alanlarının, imara açılmasıyla ilgili görüş sorduğu Ayvalık Belediye Meclisi’nin ardından konunun önümüzdeki günlerde Balıkesir Büyükşehir Belediye Meclisi’nde de masaya yatırılacağı ve parkın imara açılmaması için Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur da Ayvalık Belediyesi ve Ayvalık halkı ile aynı görüşte olduğunu söyledi.

    Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Edip Uğur beraberinde Büyükşehir Belediyesi İmar Dairesi yetkilileriyle birlikte, Ayvalık Belediyesi’ne gelerek ilçe genelindeki imar konularında Belediye Başkanı Rahmi Gençer ve ekibi ile görüş alışverişinde bulundu. Ayvalık Belediye Başkanlığı makamında gerçekleşen toplantıda; Belediye Başkan Yardımcıları Gökay Bacan, Ahmet Erkal, AK Parti Ayvalık İlçe Başkanı Hakan Kayaalp, Ayvalık Belediyesi’nin Ak Partili Meclis Üyeleri; Sinan Oğuz Başkurt, Ali Gür ve Ufuk Turan da hazır bulundu. Toplantı öncesinde; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın ilçede tepkilere neden olan Ayvalık Adaları Tabiat Parkı ile ilgili belediyeden görüş istenmesine ait yazısı da değerlendirildi. Toplantıda konuşan Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Edip Uğur, Ayvalık’ı önemsediklerini vurgulayarak, amaçlarının bu nadide ilçeyi dünya markası yapmak ve bu yönde de ilçedeki alt yapı, su ve benzeri sorunlarını ortadan kaldırmak olduğunu vurguladı.

    Çevre ve İmar Bakanlığı’nın Ayvalık Belediyesi’ne sorduğu gibi Büyükşehir Belediyesi’ne de tabiat parkları ile ilgili görüş sorduğunu ifade eden Başkan Uğur, bu konuda Ayvalık Belediyesi’nin geçtiğimiz cuma günü gerçekleştirdiği olağanüstü meclis toplantısında sit alanları üzerindeki değişikliklere verdiği olumsuz yöndeki görüşü desteklemeyi düşündüklerini belirtti. Ayvalık Tabiat Parkları’nda daha önceki yıllarda da revizyon değişikliği taleplerinin olduğuna dikkat çeken Başkan Uğur, amaçlarının bu konuda Ayvalık Belediyesi ile birlikte aynı şeklinde hareket etmek olduğunu ve Ayvalık halkı ile aynı görüşte oldukları tabiat parkı konusunda ortak çalışmalar yürütmek olduğunu vurguladı.

    Bir soru üzerine; Nisan ayında yapılacak referandum sonrasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Tabiat Parkı’nı imara açmak istemesi halinde bile bu konuda halkın görüşlerini, hazırlanan raporları kendisine sunarak parkın imara açılmasının sakıncalarını anlatacaklarını ifade eden Başkan Uğur, ama parkın içerisinde endemik bitki içermeyen kayalık ve verimsiz alanların da kullanılması gerekiyorsa, halkın kullanımına açılması gerektiğine de inandığını kaydetti.

    Toplantıda konuşan Ayvalık Belediye Başkanı Rahmi Gençer de, Ayvalık Belediye Meclisi olarak, tabiat parklarının ve zeytin alanlarının birinci derece sit alanlarından çıkarılmasını oy birliğiyle kabul ettik. Bu karar Ayvalık için tarihi, çok önemli bir karardı. Bugün sevindirici bir olay daha yaşadık. Büyükşehir Belediye Başkanımız, İmar Dairesi ile birlikte Ayvalık’a geldi. Bu görüşle ilgili görüştük ve burada çıkan sonuç da Ayvalık Belediye Meclisinin aldığı karara paralel olarak, büyükşehir de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na rapor vereceğini açıkladı. Kendisine duyarlı davranışından dolayı teşekkür ediyorum” dedi.

  • Milli Savunma Bakanı Işık’tan Almanya’ya net tavır

    Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, 40 kişinin Almanya’ya iltica başvurusunda bulunduğunu belirterek, “Alman yargısı ve Alman makamlarının bunu çok dikkatli değerlendirmeleri ve kesinlikle iltica başvurularını kabul etmemeleri gerekiyor. Bu kabul edilemez” dedi.

    Bir dizi ziyaret için Edirne’ye gelen Bakan Işık, ilk olarak Edirne Valisi Günay Özdemir’i makamında ziyaret etti. Burada gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bakan Işık, 40 kişinin Almanya’ya iltica başvurusunda bulunduğunu belirterek, “Aynı şey Almanya için geçerlidir. 40 tane güya onlara asker demeye dilimiz varmıyor. Bu 40 kişi iltica başvurusunda bulunmuş. Alman yargısı ve Alman makamlarının bunu çok dikkatli değerlendirmeleri ve kesinlikle iltica başvurularını kabul etmemeleri gerekiyor. Bu kabul edilemez. Almanya gibi Türkiye ile hem siyasi hem ekonomik hem de sosyal ilişkileri çok güçlü olan ülke için kesinlikle kabul edilemez. Bunun çok önemli sonuçlar doğuracak sonuçları olur. Bütün dünyaya çağrımız terör noktasında Türkiye ile işbirliğini arttırması. Türkiye bu noktada ciddi bir mücadele veriyor. Türkiye yalnız bırakılmamalı. Bugün Türkiye yalnız bırakılırsa yarın kendilerinin yanında bulunacak ülke kalmayabilir” dedi.

    “Yunanistan’ın tavrını anlamamız mümkün değil”

    Yunanistan’ın 8 darbeci askeri iade etmemesine ilişkin olarak da Bakan Işık, “Tabi bu Yunanistan’ın tavrını anlamamız mümkün değil. Yunanistan, NATO’da bizim müttefikimiz. Her şeyden önce de komşumuz. İyi komşuluk açısından kendilerinin terör örgütü saydığı bir örgütün üyesi teröristi Türkiye’ye iade etmemesinin izahı olamaz. Bugün de basına yansıyan haberler vardı. Bugüne kadar hiçbir terör örgütü üyesini, teröristi Türkiye’ye iade etmediler. Bu iyi niyetli bir yaklaşım değildir. Şunu artık bilmemiz gerekiyor, terör artık küreselleşmiştir. Terörle mücadelede de küresel işbirliği artık olmazsa olmazdır. Ve hiçbir ülke bu terör bana zarar vermez diye düşünmemelidir. Teröre müsamaha eninde sonunda kendisine bedel ödetir. Bu açıdan 8 tane FETÖ üyesi olduğunu düşündüğümüz kişinin Türkiye’ye iade edilmemesi kabul edilemez. Efendim yargı kararı. Hayır bu siyasi bir karardır. Yunanistan’ın bu konuyu tekrar değerlendirmesi, yargının bu kararını tekrar gözden geçirmesi ve terör örgütü üyesi olduğu düşünülen kişilerin Türkiye’ye iadesinin bir an önce gerçekleşmesi gerekmektedir. 248 tane insan şehit oldu. 2 bin 193 kişi yaralandı. Türkiye Büyük Millet Meclisi bombalandı. Ankara, İstanbul hainlerin hedefi haline geldi. Ve bunlar helikoptere binerek izin almadan Yunanistan’a kaçtı. Bunların iade edilip Türkiye’de yargılanması gerekmez mi? Bunların Türkiye’de yargı önüne çıkması gerekiyor. Hiçbir bahane kabul edilemez. Yunanistan’dan beklediğimiz iyi komşuluk. Ve NATO ittifakı çerçevesinde kendi üzerine düşeni yapmasıdır. Bu güne kadar yapmadılar ama bu bir başlangıç olur, Türkiye’nin terörist örgüt üyelerini iadesinde bir adım atmış olunulur. Yoksa ne iyi komşuluk ilişkileri ne de ittifak ilişkileriyle bağdaşan bir durum olmaz. Bütün Avrupa için söylüyoruz. Terörle işbirliği yılanla aynı çuvala girmektir. Terörle müsamaha yılanla çuvala girmektir” dedi.

    Yunanistan’a kaçan 8 darbeci askerin iadesinin iyi komşuluk ve ittifak ilişkileri içerinde çözülmesini istediklerini söyleyen Bakan Işık, “Eğer bu olmazsa her türlü konuyu Türkiye değerlendirecektir” şeklinde konuştu.

    “Milli muharip uçağı ile ilk hedefimiz 2023 yılı”

    Milli muharip uçağı hakkında da bilgiler veren Işık, “Milli muharip uçağı ile ilk hedefimiz 2023 yılı. Teknoloji geliştirmede her teknolojinin kendi tarihi var. Bir global tarih verme imkanımız yok. Savunma sanayi, Türkiye gibi bir ülke için olmazsa olmaz. Türkiye Türk Silahlı Kuvvetleri güçlü insan yapısını savunma sanayi ile teçhiz ederse o zaman Türkiye kendi savunmasında çok rahat eder. Savunmada herkesin güvenle yaşadığı ülke konumuna gelir. Çok nitelikli insan kaynağının yanında güçlü bir savunma sanayi bizim için ekmek, su kadar önemlidir. 1974’teki Kıbrıs harekatında dost dediğimiz ülkelerin koyduğu ambargoyu unutmadık. 1990’larda terörle mücadele ederken bir takım ülkelerin sattıkları silahları terörle mücadelede kullanamazsınız diye nasıl sınırlamalar getirdiğini biliyoruz. Hatta biraz daha geriye gidersek 1’nci Dünya Savaşı sırasında parasını ödediğimiz halde alamadığımız gemilerimiz var. Türkiye savunma sanayinde dışa bağımlılığını minimize etmek zorundadır. 2012 görevi devir aldığımızda yerlilik oranı yüzde 24. Yüzde 76 oranında dışa bağımlıydık. Bu yüzde 24’ünde niteliği çok düşüktü. Bugün savunma sanayinde yerlilik oranımız yüzde 60’ı geçti. Nitelikte çok yükseldi. Piyade tüfeğinden insansız hava aracına, helikopterinden kendi gemisine kadar ihtiyaç duyduğu pek çok silahı yerli ve milli imkanlar üreten bir Türkiye var. Ama buları da yeterli görmüyoruz. İlk hedefimiz savunma sanayindeki yerlilik oranını yüzde 80’e çıkarmak, Türkiye’nin kritik teknolojilere sahip olmasını sağlamak. Bu açıdan pek çok projeyi sürdürüyoruz. Kendi hava üssü füze çalışmamızı yapıyoruz. Kendimize ait milli muharip uçağı geliştirmek içinde çalışmalara başladık. Atılan imzalarla milli muharip uçağı geliştirilecek. İngilizlerle işbirliği yapacağız ama elde eden birikim Türkiye’nin olacak. Uçak motorumuzu kendimiz gerçekleştiriyoruz. Füzedeki radar sistemlerimizi, milli dedaktörlerimizin gerçekleştirilmesi, yerlileştirilmesi ve millileştirilmesi için gayret gösteriyoruz” diye konuştu.

  • Abdurrahman Öz, “CHP engeline karı ironik tavır aldım”

    TBMM Genel Kurulu’nda Anayasa değişikliği yapılması hakkında gizli oylamada objektiflere yansıyan fotoğrafı hakkında bir açıklama yapan AK Parti Aydın Milletvekili Abdurrahman Öz, CHP’li milletvekillerinin Meclis’te sergilediği baskı ve engelleme girişime karşı ironik bir tavır aldığını belirtti.

    Anayasada değişiklik yapılmasını öngören gizli oylama, 134 hayır oyuna karşın 338 evet oyu ile kabul edildi. Gizli yapılacağı ilan edilen oylama esnasında objektiflere elindeki ‘evet’ mührüyle çekilmiş fotoğrafı yansıyan AK Parti Aydın milletvekili Abdurrahman Öz;

    ”Biz oy kullanmaya giderken yaklaşık 20 tane CHP’li milletvekili telefonları ile sosyal medya üzerinden canlı yayına geçtiler. Hatta benden sonra oy kullanan Sağlık Bakanımızın önüne geçecek kadar ileri gittiler. Kulübeye girin diye ısrar ettiler. Bende kulübeye girdim oyumu kullandım. Ama sen bir milletvekilinin kullandığı oyu açıklayarak gizliliği ihlal ediyorsun. Burada asıl gizliliği ihlal eden CHP’li milletvekilleri ve onların baskı yapan milletvekilleridir, değişmeyen CHP bu. Ayrıca şunun bilinmesini isterim ki, anayasa değişikliği çalışmalarında ben 9 gün boyunca komisyon başkanlığı yaptım. Bu teklifin çıkması için günde 17 saat çalıştım. Zaten buradan değerlendirildiğinde benim oyumun ne olduğu açıkça bellidir. Benim oyumun gizli bir tarafı yok” diyerek CHP’li milletvekillerinin oylama esnasında sergilediği provokatif davranışı eleştirdi.

    “Fotoğraf Çekmek İçin Mi Seçildiler?”

    Ortaya koyduğu protestonun bir ironiden ibaret olduğunu kaydeden Abdurrahman Öz, maruz kaldıkları engelleme ve kışkırtmalara tepki olarak CHP’li vekillerin baskıları karşısında gülerek poz verdiğini söyledi. Öz açıklamasına şu sözlerle devam etti; “Oradaki 20 tane milletvekili fotoğraf çekmek için mi seçildi ya da canlı yayın yapmak için mi milletvekili oldular? Gelip oylarını kullanmaları gerekir. CHP’nin bize yaptığı bu baskının doğru olmadığını ortaya koymak için böyle bir şey yaptım. Yani bir milletvekiline, şunu yap bunu yap diyemezler. Biz oraya geçip oy kullanıyoruz. En az 20 tane milletvekili ellerinde telefonlarla fotoğraf çekiyor, canlı yayın yapıyor. Ben de buna bir tepki olarak yaptım. Oy benim oyum, başkasının oyu değil.”

    “Kötü Söz Sahibine Aittir”

    AK Parti olarak Anayasa değişikliği teklifine Cumhuriyet Halk Partisi’nin de katılmasını istediklerini vurgulayan Öz, ancak ana muhalefetin hayır propagandası yaparak toplum üzerinde korku oluşturduğunu savundu.

    Öz son olarak, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Anayasa değişikliğine ‘evet’ diyenleri ‘vatan haini’ ilan etmesine “Kötü söz sahibine aittir. Biz işimize bakıyoruz. Biz milletin emanetine bakıyoruz” diyerek karşılık verdi.

  • Başbakan Yıldırım: “Kılıçdaroğlu’ndan Yenikapı ruhuna uygun tavır bekliyorum”

    Başbakan Binali Yıldırım CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun eleştirilerine yanıt vererek, “Bir kez daha sayın Kılıçdaoğlu’na Yenikapı ruhunun gereğine uygun olarak birlik beraberlik dayanışma içerisinde gerek bölücü terör örgütü, gerekse FETÖ’cü terör ile mücadele konusunda daha olumlu bir tavır içerisinde olmasını bekliyorum” dedi.

    Yıldırım, Türk ekonomisinin 3-5 değerlendirme kuruluşunun raporlarına göre hizaya girecek bir ekonomi olmadığını kaydetti.

    Başbakan Binali Yıldırım, Ümraniye’de düzenlenen Erzincan Kültür ve Eğitim Vakfı Danışma ve Dayanışma Toplantısı’na katıldı. Toplantının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Başbakan Yıldırım, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun eleştirilerine yanıt verdi.

    “Sayın Kılıçdaroğlu’nu Yenikapı ruhuna uygun tavır bekliyorum”

    Kılıçdaroğlu’nun “240 şehidin sorumlusu kim” sözlerine değinen Yıldırım, “Sayın Kılıçdaroğlu ile 15 Temmuz darbe gecesi bir telefon görüşmemiz oldu. Bize söylediği ‘bu bir darbe girişimdir. Bu milli iradeye karşı bir kalkışmadır. Bu konuda sizin yanınızdayız. Sonuna kadar sizi destekliyoruz’ dedi. 15 Temmuz’dan bu zamana 2 aydan fazla geçti. Ne değişti. Sayın Kılıçdaroğlu fikrini değiştirdi mi, yoksa Türkiye’de başka bir şey mi oldu. 15 Temmuz darbe girişiminin sorumlusu ne aziz milletimizdir, ne de sayın Kılıçdaroğlu’dur. Dünyanın başına bela olan FETÖ terör örgütü ve onun başıdır. Olayı net olarak ortaya koyalım. Bu alçak terör örgütünün de bütün izlerini, bütün bağlantılarını ortaya çıkarmak bizim boynumuzun borcudur. Bir kez daha sayın Kılıçdaroğlu’na Yenikapı ruhunun gereğine uygun olarak birlik beraberlik dayanışma içerisinde gerek bölücü terör örgütü, gerekse FETÖ’cü terör ile mücadele konusunda daha olumlu bir tavır içerisinde olmasını bekliyorum” diye konuştu.

    “Bu konuları anlattık, gerekirse tekrar anlatırız”

    Kılıçdaroğlu ile daha önce birkaç kez bir araya gelerek konuştuğunu hatırlatan Yıldırım, “Bu konuları enine boyuna anlattık. Buna rağmen anlaşılmayan konular belli ki var. Bunları da gerekirse tekrar anlatırız. Amacımız Türkiye’nin bir daha böyle alçakça darbe girişimleri ile karşı karşıya kalmaması. Enerjimizi ne bölücü terör mücadelesinde, ne de FETÖ’cü darbeciler için harcamamamız” şeklinde konuştu.

    “Sayın Kılıçdaroğlu bir şeye karar versin”

    CHP Lideri’nin Suriye politikası konusundaki eleştirilerini de yanıtlayan Yıldırım, “Sayın Kılıçdaroğlu bir şeye karar versin. Suriye ile yaşanan sorunlar ortada. İsrail ile Türkiye sorun yaşadı Mavi Marmara’dan dolayı. Aynı şekilde uçak düşürülmesi olayından dolayı Rusya ile sorun yaşadı. Sayın Kılıçdaroğlu aramız açılınca ‘herkesle düşmanız diyor’ ilişkiler düzelip işler yoluna konduğunda yine memnun olmuyor. Nasıl yapacağız. İkisini de eleştiriyorsunuz. ‘Niye anlaştınız İsrail ile, Rusya ile’. Anlaşamayınca da ‘herkesle düşmansınız’ diyor. İkisinden biri doğru. Doğru olan şu dostlukları arttıracağız, düşmanlıkları azaltacağız. Hem içeride, hem dışarıda” ifadelerini kullandı.

    “Biz atışarak değil, el sıkışarak sorunların çözülmesinden yanayız”

    Kılıçdaroğlu ile her zaman görüşebileceğini vurgulayan Başbakan Yıldırım, “Biz atışarak değil, kamuoyunda siyaset yaparak değil el sıkışarak, konuşarak sorunların çözülmesinden yanayız. Tribünlere söz söylemek seçim meydanlarında olabilir ama diğer zamanlarda ülkenin sorunlarında ortak bir anlayış içinde hareket etmek lazım. Asgari müştereklerde birleşmek lazım. O nedenlerle genel başkanlarla bir araya geldik. Bir uzlaşma ile küçük de olsa bir anayasa değişikliği yapalım dedik. 1.5 aydır arkadaşlar çalışmaya devam ediyor, bir noktaya geldi. Önümüzdeki günlerde inşallah bunun kararını verip yolumuza devam edeceğiz” dedi.

    “En büyük mağdur şehitlerimizin yakınlarıdır”

    Başbakan Binali Yıldırım son günlerde darbe girişiminin unutturulmaya çalışıldığını vurgulayarak şunları söyledi;

    “Bu günlerde 15 Temmuz darbe girişimi bir tarafa bırakıldı, ‘efendim mağdurlar var’ Devlette memuriyette çıkarılanlar, iş aleminde, sivil toplum kuruluşlarında mağdurlar var. Peki milletin mağduriyetini nereye koyacağız. En büyük mağdur 241 şehidimizin yakınıdır ve 79 milyon vatan evladıdır. Mağduriyetten konuşursak en önce konuşmamız gereken budur. Kaldı ki bu terör örgütü kapalı bir kutu, saydam değil, ilişkileri gizemli. Bunu yanlış yapmadan, itinayla sorumluları ortaya çıkarmak kolay bir iş değil . Onun için bizim memuriyetten çıkardığımız epeyce sayıda insan var. Mahkemelerin tutukladığı bizzat darbeye iştirak edenler var. Dolayısıyla büyük bir kitle oluşturuyor bu doğru. Ancak bunu yapmazsak Türkiye tekrar bu tehdit ile karşı karşıya kalır. Bunu milletimizin bilmesi lazım. Bundan sonra hatalar varsa, yanlışlar varsa düzeltecek mekanizmalar da var. Bunların Valiliklerde, bakanlıklarda gerekli komisyonlar kuruldu. Kendisine haksızlık yapıldığını düşünen kim varsa müracaat ediyor. Bu müracaatlar değerlendirilecek, gerçekten bir haksızlık yapılmışsa bunlar düzeltilecek. Sapla saman birbirine karışmayacak, kurunun yanında yaş yanmayacak. İntikamla değil, adaletle muamele edilecek. Türk adaleti iş başındadır, darbecilerden hesap sormaya başlamıştır. O bakımdan darbeyi gündemden düşürüp, darbecileri savunmaya kalkmak bu şehitlere, gazilere yapılabilecek en büyük kötülüktür. Bir an önce herkesin bu konuda gerekli sorumluluğu almasını bu millet bekliyor”

    “Türk ekonomisi 3-5 değerlendirme kuruluşunun raporlarına göre hizaya gelmez”

    Başbakan Yıldırım, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s’in Türkiye’nin notunu düşürmesine ilişkin bir soru üzerine şöyle konuştu:

    “Bizim değerlendirmemiz açık. Bizim değerlendirmemizin ne olduğun görmek için 16 Temmuz’a gitmemiz lazım. Büyük bir darbe girişimi ile karşı karşıya kalıyor Türkiye ve ülkede ekonomik göstergelerde kayda değer bir değişim olmuyor. Merkez bankası piyasaya para verme ihtiyacı duymuyor. Vatandaş hem darbeyi önlüyor, hem de piyasanın ihtiyacı olan parayı döviz bozdurarak piyasaya veriyor. O gün bu gün işler tıkır tıkır yürüyor. Türkiye ekonomisi sağlam temeller üzerine kurulu. Mali disiplin asla göz ardı edilmiyor. Ekonomimizde yatırım en önemli önceliğimizdir. Darbeye rağmen birçok düzenleme yaptık. Bu kuruluş iki gün önce ‘Türk ekonomisi 15 Temmuz şokundan kolayca çıktı’ diyordu. 2 günde ne değişti. Türk ekonomisi 3-5 değerlendirme kuruluşunun raporlarına göre hizaya girecek bir ekonomi değildir. Türk ekonomisi büyümeyi, istihdamı hedef alan bir ekonomidir. Dünyanın hangi ülkesinde 27 çeyrek art arda büyüme sağlayan ülke var. Birçok ülkede büyüme 0’ın altında. Birçok ülkede faizler eksi seviyelerde büyümüyor. Bu değerlendirmelerin çok da tarafsız olduğunu düşünmüyoruz. Burada bir takım yönlendirmelerin Türk ekonomisi hakkında algı oluşturma gayretlerinin olduğunu görüyoruz. Benzer konuları geçmişte de yaşadık. Bundan sonra da buna benzer konular önümüze gelecektir. 2002’de yerle bir olmuş ekonomi, 23 bankası batmış bir Türkiye, borcu milli gelirine yaklaşmış bir Türkiye’den bugün dünyanın en büyük havalimanı ile yatırımları ile mega projelerle hız kesmeden yoluna devam eden bir Türkiye var. Bizim umudumuz, kaynağımız değerlendirme kuruluşları değil milletimizdir, ülkemizin genç ve dinamik nüfusudur. Bunlar olduktan sonra gayrisi ne söylerse söylesin önemi yoktur. Türk ekonomisi dayanıklılığını ve ne kadar şoklara karşı hazır olduğunu 15 Temmuz’da dünyaya göstermiştir”.