Etiket: tatlı

  • Yöresel Tatlı “Uyuşturma”nın Patenti Alınacak

    Samsun’un Vezirköprü ilçesine özgü yöresel tatlı “uyuşturma”nın patentinin alınacağı bildirildi.

    Vezirköprü Kent Konseyi Başkanı ve Sarıalan Mahallesi Muhtarı Kenan Demir misafirlerine yöresel tatlı uyuşturma ikram ederek asırlık tatlıyı hatırlattı. Asırların damak zevki uyuşturma tatlısının ilçenin belli yerlerinde yapıldığını, Ramazan ayının olmazsa olmazı olduğunu belirten Kenan Demir, bu yemek kültürünün yaşatılması ve hatırlanması için misafirlerine bu tatlıyı yaptıklarını, ilçenin damak zevklerini ve yemek kültürünü yaşatmak, bu konuya ilgi çekmek için “İşte size uyuşturma” esprisi ile dikkat çekmeye çalıştıklarını söyledi. Şeker süt ve kuru incirden yapılan yöresel tatlı uyuşturmanın yöreye ait bir tatlı olduğunu iddia eden Demir, yapılışı kolay ve hafif olan tatlının patentini ilçe adına almak için girişimlere başlayacaklarını ifade etti. Uyuşturma adının uyuşukluk veren anlamında değil sütle incirin uyumu, tatlının kıvamı anlamında kullanıldığını anlatan Demir, “Bu tatlıyı yiyip methiye düzmeyen olmamıştır” dedi.

  • Korkuteli Belediyespor Yönetiminden Sporculara Tatlı

    Antalya Süper Amatör Ligi 2. Grupta mücadele eden Korkuteli Belediyespor Yönetimi, sporculara tatlı ikramında bulunarak moral verdi.

    Korkuteli Belediyespor, Kınık Spor ile Pazar günü oynayacağı liderlik maçı hazırlıklarına Korkuteli 100. Yıl Atatürk stadyumunda devam etti. Antrenmana gelen Korkuteli Belediyespor yöneticilere Sporculara tatlı ikram etti. Antrenör Bayram Kutlu yönetiminde çalışan futbolcular, Yönetimin baklava sürprizi ile karşılaştı. As Başkan Mehmet Emin Kolan, tatlıyı sporculara yedirirken hafta sonu oynayacakları Lider Kınık spor maçında kesin galibiyet beklediğini dile getirdi.

    Antrenör Bayram Kutlu, Korkuteli Belediyespor kulübü yönetiminde sürpriz ziyareti ve tatlı ikramından dolayı teşekkür etti.

  • (Özel Haber) Anne Kızın Tatlı Rekabeti

    Yunus Emre Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü tarafından açılan Destekleme Yetiştirme Kurslarına katılarak üniversiteye birlikte hazırlanan bir anne ile kızı arasındaki tatlı rekabet eğitimini yarım bırakan birçok insana örnek oluyor.

    Yunus Emre Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü tarafından ilçedeki 47 örgün eğitim kurumunda açılan Destekleme Yetiştirme Kursları büyük ilgi görüyor. Manisa Yunus Emre Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde açılan kursa birlikte katılan anne kız ise üniversiteye hazırlanırken aralarında yaşanan tatlı rekabetle dikkat çekiyorlar.

    Eğitimini yarıda bırakan 40 yaşındaki iki kız çocuğu annesi Fatma Güvenç, büyük kızı Berna Güvenç’le birlikte katıldığı kursta üniversite hayalini gerçekleştirmeye çalışıyor. Liseden yeni mezun olan kızı Berna ile birlikte kursa katılan Fatma Güvenç eğitimini yarım bırakmanın pişmanlığını yaşadığını ve şimdi kaldığı yerden eğitimine devam ettiğini söyledi.

    Bir yandan açık öğretim lisede okuyan, kızıyla birlikte 3 farklı kursa da katılarak aynı zamanda üniversiteye hazırlanan Fatma Güvenç, “Açık Mesleki Lisede Çocuk Gelişimi Bölümünde okuyorum. İki yıllığa geçiş yapmak istiyorum. Birkaç üniversite daha düşünüyorum. Yarım kalan eğitimimi tamamlamak istedim. Çocuklarıma faydalı olabileceğimi düşünüyorum” dedi.

    Ders çalışırken kızıyla tatlı bir rekabet içinde olduklarını kaydeden Fatma Güvenç, “Biraz rekabet oluyor. Birbirimize soruyoruz. Kızımla beraber yardımlaşarak ders çalışıyoruz” diye konuştu.

    Çocuk Gelişimi Bölümünü okumak isteğini anlatan anne Fatma Güvenç daha sonra sağlık ve İngilizce öğretmenliği bölümünü düşündüğünü söyledi.

    Kursun açıldığı ilk haftadan beri düzenli olarak annesiyle birlikte üniversiteye hazırlanmak için Destekleme Yetiştirme Kurslarına katıldığını kaydeden 18 yaşındaki Berna Güvenç ise, “Annemle birlikte kursa geliyoruz. Güzel bir duygu ama çok güzel de değil, kötü de değil. Akşamları evde birlikte ders çalışıyoruz. Genellikle konuşarak bunu nasıl yaparız? Bu testi nasıl çözeriz? gibi. Bilmediklerimizi birbirimize soruyoruz” dedi.

    Annesinin kendisinden daha fazla soru bilmesine kızmadığını kaydeden Berna Güvenç, “Çok soru bildiği oluyor kızmıyorum ama ufak atışmalarla günlerimiz geçiyor” şeklinde konuştu.

    EĞİTİMİME DEVAM EDİYORUM

    Kendisi gibi okuluna ara veren ve sonradan devam ettirmek isteyen çok sayıda vatandaş olduğunu düşündüğünü kaydeden Fatma Güvenç, kendisi gibi olanlara tavsiyede bulunarak şunları söyledi: “Benim gibi birçok vatandaş vardır. Okumalarını tavsiye ederim. Ben iki kız annesiyim. Küçük kızım ilkokul 4’üncü sınıfta okuyor. Derslerine yardımcı oluyorum. Eğitimimi bırakmadım, devam ediyorum.”

    Okulu yarıda bırakmasının eksikliğini çok hissettiğini dile getiren Fatma Güvenç, “Eğitimimin eksikliğini çok hissettim. Sonradan pişman oldum. Neden olmasın dedim devam ettim. İnşallah başarılı olacağım” diye konuştu.

    BU BİR ÖZGÜVEN BELİRTİSİDİR

    Anne kızın aynı kursta yer almasının kendilerini çok memnun ettiğini kaydeden Yunus Emre İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde Destekleme Yetiştirme Kurslarından sorumlu Şube Müdürü Metin Çengel ise, “Aynı kursa kol kola geliyorlar. Bu kursa gelmeleri hem hayatı hem üniversiteyi hem yüksek öğrenim sınavlarına hazırlanıyorlar. İlçemizde şuan 47 örgün eğitim kurumlarında açmış olduğumuz Destekleme Yetiştirme Kursumuz var. Mezun öğrencilerimize yönelik olarak da Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü koordinesinde kurs açıyoruz. Buradan özellikle mezun olan ama bu konuda desteğe ihtiyacı olan bütün mezunlara, bütün bireylere seslenmek istiyorum. Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü olarak biz bütün mezun öğrencilerimize istedikleri alanda Destekleme Yetiştirme Kursu açabilecek konumdayız. Şuan bir anne ile kızı aynı kursa geliyorlar bu belki şuan için sıra dışı bir durum ama bizim Halk Eğitim Merkezi bünyesinde açtığımız kurslarda bu oldukça olağan bir durum. Ben bu noktada annemizi ve öğrencimizi ayrıca kutluyorum. Bu bir öz güven belirtisidir. Ümit ediyorum bu tarz özel durumlar topluma örnek olur ve belli bir yaşın üzerinde ev hanımı olan okumaktan çekinen, öz güven sorunu olan vatandaşlarımıza özellikle kadınlarımıza örnek olur. Kesinlikle bir sınır yok, hiçbir engel de yok. Engel belki içimizde. Atılması gereken adım çok basit. Yunus Emre Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğüne gelip ‘Ben Destekleme Yetiştirme Kursunda okumak istiyorum’ demeleri yeterlidir. Başka bir şart aramıyoruz.”

  • Çorbayı yemekten sonra tatlıyı gece yiyin

    Çıkardığı ‘Beden Aklıyla Zayıfla’ adlı kitabıyla ezber bozan Obezite Doktoru Dr. Fevzi Özgönül, çorbanın yemekten sonra, tatlının da gece tüketilmesi gerektiğini belirtti.
    Yiyeceklerimizi yerken doymak değil, beslenmek önemli. Doğadaki tüm canlılar sadece açlıklarını gidermek için değil, bedenlerini sağlıklı ve güçlü tutmak için yer. Bu nedenle yediğimiz yemeklerde ilk önce besleyici değeri en yüksek gıdalardan başlamalıyız. Bu gıdaları yerken de sindirim sisteminin rahat çalışmasına özen göstermeliyiz. Mesela tek başına et yemek yerine eti sebze veya salatayla yersek çok daha kolay sindirilir. Aynı şekilde özellikle öğle yemeklerinde önce sıvı olan çorbayı içmek, mideyi çorbayla kaplamak demektir. Sonrada yediğimiz katı yemekler çorbanın arasına giremediği için şişkinlik yaratıp sindirimi zorlaşabilir. Önce katı olan yemekleri yediğimizde sonradan sıvı olan çorba çok daha kolay aralara yerleşip hazmın kolaylaşmasını sağlar. Hem daha fazla yemek yemiş hem de doymuş oluruz.
    Dr.Fevzi Özgönül’a göre tatlıyı da gece 22.00’den sonra yemeliyiz, çünkü vücudumuz şeker ihtiyacını karşılamak için besinleri sindirerek içerisinde mevcut olan kompleks şekerleri kullanır. Eğer biz ona yemek yanında tatlı verirsek, tatlıların içerisinde bulunan basit şekerler sindirime gerek olmadan kullanılabildiğinden, sindirim sistemi diğer gıdaların sindirimine o kadar önem vermez. Dolayısıyla yemeğin yanında yediğimiz tatlı, vücudumuza girmiş ama yanındaki yemeğin içerisinde bulunan ve vücudun temel ihtiyaçları olan proteinler, yağlar yeterince sindirilememiş olur. Sabah kahvaltısı öğleye kadar sindirilir. Öğlen yemeğinde tatlı yemezsek o da gece 22.00’ye kadar sindirilir. Böylece vücut temel ihtiyaçlarını almış olur, gece 22.00’den sonra tatlı yersek, bu diğer gıdaların sindirimini etkilemez. Vücudumuz da, biz de zarar görmeyiz. Tabii ki her gece bunu yaparsak bizden daha akıllı olan bedenimiz tatlı ihtiyacının geldiği bu saatleri bekler, gündüz çalışıp yemekleri sindirmez. Bunu haftada en çok 2 defa yapabiliriz.

  • Bayramda et ve tatlılara kanmayın

    Kurban Bayramı sürecinde fazla et ve tatlı tüketiminin mide, kalp hastalıkları, sindirim problemleri ve kilo alımı gibi ciddi sağlık sorunlarını beraberinde getirdiği, özellikle kronik bir hastalığı olan bireyler için ciddi riskler oluşturduğu bildirildi.

    Acıbadem Adana Hastanesi Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Gizem Akgül, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, bu süreçte kalp, diyabet, obezite ya da hipertansiyon hastası olanlar, ileri yaştakiler, mide ve sindirim sorunları yaşayanların bayramda beslenmelerine çok daha fazla dikkat etmeleri gerektiğini söyledi. Akgül, “Kavurmasından haşlamasına yeni kesilmiş kurban etleri sofraları doldururken sağlığı da elden bırakmamak gerekiyor. Özellikle kronik hastalığı olanların bayram boyunca et ve tatlı tüketimine dikkat etmesi gerekiyor. Aksi halde bayramın tadı kaçıyor ve ciddi rahatsızlıklar görülebiliyor” dedi.

    Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Gizem Akgül, Kurban Bayramı’nı sağlıklı geçirebilmek için alınabilecek önlemleri şöyle sıraladı:

    “Bayram sabahına ılık ve içine 1-2 damla limon damlatılmış su ile başlayabilirsiniz.

    Günün en önemli ve sağlıklı öğünü kahvaltıyı ihmal etmeyin. Hafif bir kahvaltı güne daha enerjik başlamanızı sağlayacaktır.

    Gün içerinde 8-12 bardak su tüketmeye özen gösterin.

    Kurban etleri kesildikten hemen sonra tüketilmemelidir. Bunun nedeni, kurbanın kesilmesiyle oluşan kas sertleşmesidir. Bu, hem etin sertleşmesine ve yeterli lezzetin alınamamasına hem de sindirim problemlerine neden oluyor.

    Yemek yemeğe başlamadan 10-15 dakika önce mutlaka 2 bardak ılık su için. Bu daha az yemek tüketmenizi sağlayacaktır.

    Kurban etlerinin doymuş yağ içeriği en yüksek kısmını sakatatlar oluşturuyor. Ancak kalp sağlığı için sakatat tüketiminden kaçınmak gerekiyor.

    Etlerinizi pişirirken yağda kızartmak veya kavurmak yerine fırınlama, haşlama veya ızgara gibi pişirme yöntemlerini tercih edin.

    Et yemeklerini pişirirken içerisine fazladan yağ ilave etmekten kaçının.

    Etlerinizin yanında bol yeşillikli salata, zeytinyağlı sebze yemeklerine yer verin. Salata ve sebze yemekleri bol posaları ile sindirim sisteminizin çalışmasına yardımcı olacaktır.

    Etinizin yanında asitli, şekerli içecekler yerine ayran, yoğurt veya cacığa yer açın. Bu, hem daha az kalori almanıza hem de daha çabuk tokluk hissinizin oluşmasına yarayacaktır.

    Gün içerisinde 1 bardak sade maden suyu tüketebilirsiniz.

    Ekmek seçimizi tam buğday, köy, çavdar ekmeği gibi saflaştırılmamış ekmeklerden yana yapın. Eğer yemeğinizin yanında pilav, makarna, çorba gibi lezzetler varsa ekmek yerine bunları tercih edin. 2 yemek kaşığı pilavın veya 1 kepçe çorbanın, 1 dilim ekmeğe eşdeğer olduğu aklınızdan çıkarmayın.

    Bayram ziyaretlerindeki ikramlardan şerbetli hamur tatlıları yerine daha hafif sütlü tatlıları veya meyveleri tercih edin.

    Gün içerinde çok fazla çay, kahve tüketmemeye dikkat edin. Bunların fazla tüketimi kalp çarpıntısı, uykusuzluk ve mide problemlerine neden olabilir. Bunların yerine hafif bitki çaylarını tercih edebilirsiniz, örneğin yeşil çay, ıhlamur, adaçayı, rezene gibi.

    Hareket etmeyi ihmal etmeyin. Gün içerisinde yarım saat süresince yapacağınız kısa yürüyüşler daha sağlıklı ve rahat bir bayram geçirmenizi sağlayacaktır.”