Etiket: Tatili

  • Başkan Öner: “Yarıyıl tatili yüz yüze eğitime hazırlık dönemi olmalıdır”

    Başkan Öner: “Yarıyıl tatili yüz yüze eğitime hazırlık dönemi olmalıdır”

    Memur-Sen Manisa İl Temsilcisi ve Eğitim-Bir-Sen Manisa Şube Başkanı Mesut Öner, “Yarıyıl tatili yüz yüze eğitime hazırlık dönemi olmalıdır. Eğitim yönetiminde kararlılık, koordinasyon ve uyum esastır. Salgın sürecinde eğitim yönetiminde kararlar zamanında alınmalı, alınan farklı kararlar eğitim çalışanlarını belirsizlik içerisinde ve zor durumda bırakmamalıdır. İkinci dönem bu tür kararsızlıklara ve çelişkilere düşülmemelidir” dedi.

    Memur-Sen Manisa İl Temsilcisi ve Eğitim-Bir-Sen Manisa Şube Başkanı Mesut Öner, 2020-2021 eğitim-öğretim yılı birinci dönemi ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Uzaktan eğitimin öğretmenlerin fedakârlıklarıyla icra edildiğini belirten Öner, “2020-2021 eğitim-öğretim yılı birinci dönemi, eğitimde her geçen gün telafisi daha da zor olacak kayıplar oluşturarak, öğretmenlerin fedakârlıkları, çoğu zaman eğitim kurumu yöneticilerinin kullanmış olduğu inisiyatifler doğrultusunda tamamlandı. Salgın nedeniyle büyük oranda uzaktan eğitim yöntemiyle gerçekleştirilen birinci yarıyılın sonunda objektif bir ölçme-değerlendirme yapmak, başarı notu takdir etmek mümkün olmadı. Okullar öğrencisiz, öğretmenlerimiz sınıflarından uzakta, kendileri açısından meşakkatli bir eğitim-öğretim sürecini geride bıraktılar. Dünyayı etkisi altına alan korona virüs salgınından en fazla etkilenen alanlardan biri de eğitim-öğretim oldu. Yüz yüze eğitime ara verilmesi gibi, salgınla mücadele konusunda alınması zorunlu ve kaçınılmaz kararlar, eğitim-öğretimin her aşaması ve basamağına ne yazık ki telafisi zor zararlar vermiştir, hâlâ da vermeye devam etmektedir. Hayatın her alanda normalleşmesi için, salgının sona erdirilmesi adına alınan tedbirlere uyulması hepimizin sorumluluğudur. Bu süreçte oluşan öğrenme kayıplarının telafisi, yüz yüze eğitime geçilebilmesi için normalleşme gerekli ve zorunludur. 2020-2021 eğitim-öğretim yılı salgınla mücadele tedbirleri kapsamında 31 Ağustos tarihinde TRT EBA, EBA ve canlı dersler kullanılarak uzaktan eğitim yoluyla başlatıldı. Yüz yüze eğitim, ana sınıfları ve birinci sınıflar için 21 Eylül’de başladı. 12 Ekim tarihinden itibaren ilkokullar, köy okulları, 8 ve 12. sınıflar, lise hazırlık sınıfları ile özel eğitim öğrencileri için; 2 Kasım tarihinden itibaren ise 5 ve lise 9. sınıflarda yüz yüze eğitime geçildi. Ancak salgının yeniden artış göstermesi üzerine ilk ara tatil sonrası 23 Kasım tarihinden itibaren uzaktan eğitim başlatıldı” dedi.

    “Uzaktan eğitim öğretmenlerin fedakarlıklarıyla icra edildi”

    Bu süreçte eğitim-öğretim, TRT EBA kanalları ve EBA platformu başta olmak üzere uzaktan eğitim araçlarıyla sürdürüldüğünü hatırlatan Öner, açıklamasına şöyle devam etti: “Ancak canlı ders veya EBA TV erişiminde bölgesel ve yöresel eşitsizlikler ile aynı eğitim kurumundaki öğrenciler arasında dahi var olan eşitsiz derse katılım imkanları, merkezi planlamanın göremediği sonuçlar üretmiştir. Bu olumsuz duruma rağmen, öğretmenlerimizin öğrencilerin eğitimde geri kalmaması adına gösterdiği olağanüstü ve fedakârca çabalar, uzaktan öğrenimi mümkün kılmıştır. Öğrencisi için sabahın erken saatlerinden gece geç saatlere kadar bilgisayar başında, bir yandan öğrencisinin dikkatini derste tutmaya çalışıp diğer yandan ders veren öğretmenlerimiz, bu zorlu süreçte hem eğitimin ayakta tutulmasının hem de öğrenme kayıplarının en aza indirilmesi mücadelesinin mimarları olmuştur. Salgın süreci özellikle eğitimde fırsat eşitliği konusunda eğitim sistemimizdeki sorunları daha görünür kılmıştır. Sosyo-ekonomik özelliklerin uzaktan eğitime erişim imkânlarına etkisi göz önüne alındığında yüz yüz eğitimin ertelenmesinin daha fazla mümkün olmadığı ortadadır. Önümüzdeki günlerde Bakanlığın ana odak noktası, uzaktan eğitim sürecinde oluşan öğrenme kayıplarının giderilmesi olmalıdır. Bu amaçla öğrenme kayıpları tespit edilmeli, okulların kapasitesi güçlendirilmeli, öğrenciler yönlendirilmeli, öğretmenler desteklenmelidir.

    25 Ocak tarihi itibarıyla Destekleme ve Yetiştirme Kurslarında yüz yüze eğitime başlanacak olması kararı yerinde ve doğrudur. Ancak, bu kararın okul yönetimlerine ve öğretmenlere yeterli hazırlık imkânı bırakılmadan alınmış olması eğitim çalışanlarını zor durumda bırakmıştır. Eğitimin uzaktan sürdürüldüğü eğitim-öğretim yılının birinci döneminde aynı şekilde hizmet içi eğitimlerden unvan değişikliği sınavına kadar personel politikasının belkemiği niteliğindeki çok sayıda faaliyet de askıya alındı veya ertelendi. Geçici bir tedbir olarak zamanında gerekli görülen bu ve benzeri faaliyetler daha fazla ertelenmemelidir. Ertelenen unvan değişikliği sınavlarının ne zaman gerçekleştirileceğinin duyurulmaması, belirsizliğe ve haklı beklentinin karşılıksız kalmasına neden olmuştur. Eğitim-öğretimin yükünü çeken eğitim personelinin unvan değişikliği sınavları beklentileri karşılanmalı, sınav tarihi netleştirilerek gerekirse online gerçekleştirilmelidir”

    “Eğitim çalışanlarının yer değişikliği talepleri karşılanmalıdır”

    Açıklamasında eğitim çalışanlarının yer değişiklik taleplerine de değinen Öner, “Salgın süreci ve alınan tedbirlerin doğurduğu olumsuz sonuçlar gözetilerek, öğretmenlerimizin il içi ve iller arası yer değişikliği talepleri, mazeretlerinin giderilmesi başta olmak üzere, istekleri dâhilinde mağduriyet üretmeyecek ve yeni mağduriyetlere sebebiyet vermeyecek şekilde karşılanmalıdır. Öğretmen açığı, ücretli öğretmenlik gibi hak kayıplarına neden olan güvencesiz istihdam türleriyle kapatılmak yerine, öğretmen ihtiyacı gözetilerek yarıyıl tatili döneminde en az 60 bin öğretmen atanması yapılmalıdır. Aynı işi yapan, aynı sorumluluklara sahip kamu görevlileri arasında eşit olmayan özlük hakları doğuran statü farklılıkları kabul edilemez. Öğretmenler odasında farklı haklara sahip eğitimcilerin bulunması ayrımcılıktır. Bu ayrım eğitimciler arasında iş barışına, öğretmenin iç huzuruna ve eğitimin verimliliğine zarar vermektedir. Öğretmenin yetiştirilmesinden emekliliğine kadar öğretmenlik mesleğini bütün olarak ele alacak, yöneticilik ve liderlik süreçlerine katılım, bu pozisyonlardaki mali, sosyal ve özlük hakları da içerecek, uluslararası standartlara uygun, öğretmenliğin kariyer mesleği niteliğini dikkate alan, öğretmenin etkinliğini artıracak, itibarını yükseltecek nitelikte bir meslek kanunu eğitimin geleceği açısından ertelenemez bir zorunluluktur. Bakanlık 15 Şubat tarihi itibarıyla eğitimin her basamağında yüz yüze eğitimi başlatma iradesini ortaya koymuş bulunduğundan devam eden salgın süreci gözetilerek tatil döneminde bazı ivedi adımların atılması zorunludur. Bu çerçevede okulların yüz yüze eğitime hazır hâle getirilmesi ekseninde okullara bütçe/ödenek tahsisi yapılmalı, okullarda güvenlik önlemleri artırılmalı, öğrenme kayıplarının hızlı bir şekilde tespiti ve giderilmesi için ilave kurs/ders imkânları getirilmeli, istekleri dâhilinde aşılamada öğretmenlere öncelik verilmeli, unvan değişikliği sınavları başta olmak üzere ertelenen sınavlar bir an önce gerçekleştirilmeli, salgın sürecinde ortaya çıkan özlük hakları kayıplarını telafi edecek, yüz yüze eğitime ara verilmesi hâllerine ilişkin toplu sözleşme hükmünü eksiksiz hayata geçirecek somut düzenlemeler yapılmalıdır. Salgın süreci, eğitim sistemi içindeki tüm paydaşlarla iş birliğine dayalı etkin bir iletişimin önemini ortaya koymuştur. Bundan sonraki süreçte, bunun gereklerini yerine getirecek adımların atılması olumlu olacaktır’’ dedi.

  • Başkan Yıldız: “Yarıyıl tatili yüz yüze eğitime hazırlık dönemi olmalıdır”

    Başkan Yıldız: “Yarıyıl tatili yüz yüze eğitime hazırlık dönemi olmalıdır”

    Samsun Eğitim-Bir-Sen 1 Nolu Şube Başkanı ve Memur-Sen İl Temsilcisi Hamdi Yıldız, “Bakanlık 15 Şubat tarihi itibariyle eğitimin her kademesinde yüz yüze eğitimi başlatma iradesini ortaya koymuş bulunduğundan tatil döneminde bazı ivedi adımların atılması zorunludur. Yarıyıl tatili yüz yüze eğitime hazırlık dönemi olmalıdır” dedi.

    Samsun Eğitim-Bir-Sen 1 Nolu Şube Başkanı ve Memur-Sen İl Temsilcisi Hamdi Yıldız 1. kanaat döneminin sona ermesi vesilesiyle önemli açıklamalarda bulundu. Dönem hakkında değerlendirmelerde bulunan Başkan Yıldız, “2020-2021 eğitim-öğretim yılı birinci dönemi, eğitimde her geçen gün telafisi daha da zor olacak kayıplar oluşturarak, öğretmenlerin fedakârlıkları, çoğu zaman eğitim kurumu yöneticilerinin kullanmış olduğu insiyatifler doğrultusunda tamamlandı. Salgın nedeniyle büyük oranda uzaktan eğitim yöntemiyle gerçekleştirilen birinci yarıyılın sonunda objektif bir ölçme-değerlendirme yapmak, başarı notu takdir etmek mümkün olmadı. Okullar öğrencisiz, öğretmenlerimiz sınıflarından uzakta, kendileri açısından meşakkatli bir eğitim-öğretim sürecini geride bıraktılar. Dünyayı etkisi altına alan korona virüsü salgınından en fazla etkilenen alanlardan biri de eğitim-öğretim oldu. Yüz yüze eğitime ara verilmesi gibi, salgınla mücadele konusunda alınması zorunlu ve kaçınılmaz kararlar, eğitim-öğretimin her aşaması ve kademesine ne yazık ki telafisi zor zararlar vermiştir, hâlâ da vermeye devam etmektedir. Hayatın her alanda normalleşmesi için, salgının sona erdirilmesi adına alınan tedbirlere uyulması hepimizin sorumluluğudur. Bu süreçte oluşan öğrenme kayıplarının telafisi, yüz yüze eğitime geçilebilmesi için normalleşme gerekli ve zorunludur” dedi.

    Uzaktan eğitime geçiş sürecinden bahseden Başkan Hamdi Yıldız, “2020-2021 eğitim-öğretim yılı salgınla mücadele tedbirleri kapsamında 31 Ağustos tarihinde TRT EBA, EBA ve canlı dersler kullanılarak uzaktan eğitim yoluyla başlatıldı. Yüz yüze eğitim, ana sınıfları ve birinci sınıflar için 21 Eylül’de başladı. 12 Ekim tarihinden itibaren ilkokullar, köy okulları, 8 ve 12. sınıflar, lise hazırlık sınıfları ile özel eğitim öğrencileri için; 2 Kasım tarihinden itibaren ise 5 ve lise 9. sınıflarda yüz yüze eğitime geçildi. Ancak salgının yeniden artış göstermesi üzerine ilk ara tatil sonrası 23 Kasım tarihinden itibaren uzaktan eğitim başlatıldı” diye konuştu.

    Eğitim yönetiminde kararlılık, koordinasyon ve uyumun esas olduğunu belirten Yıldız, “Salgın sürecinde eğitim yönetiminde kararlar zamanında alınmalı, süreç içerisinde alınan farklı kararlar eğitim çalışanlarını belirsizlik içerisinde ve zor durumda bırakmamalıdır. İkinci dönem bu tür kararsızlıklara ve çelişkilere düşülmemelidir. Bakanlığın eğitim paydaşlarıyla istişare hâlinde olması, merkez ve taşra teşkilatları arasında güçlü koordinasyon kurması zorunludur. Zor şartlarda birçok şeyden mahrum olarak sürdürülmeye çalışılan eğitim faaliyetlerinin verimliliğinin ve niteliğinin artırılması için istişareyle uygulanabilir net kararların alınması önemlidir” şeklinde konuştu.

    Uzaktan eğitimin öğretmenlerin fedakârlıklarıyla icra edildiğini belirten Başkan Yıldız, “Bu süreçte eğitim-öğretim, TRT EBA kanalları ve EBA platformu başta olmak üzere uzaktan eğitim araçlarıyla sürdürülmüştür. Ancak canlı ders veya EBA TV erişiminde bölgesel ve yöresel eşitsizlikler ile aynı eğitim kurumundaki öğrenciler arasında dahi var olan eşitsiz derse katılım imkânları, merkezi planlamanın göremediği sonuçlar üretmiştir. Bu olumsuz duruma rağmen, öğretmenlerimizin öğrencilerin eğitimde geri kalmaması adına gösterdiği olağanüstü ve fedakârca çabalar, uzaktan öğrenimi mümkün kılmıştır. Öğrencisi için sabahın erken saatlerinden gece geç saatlere kadar bilgisayar başında, bir yandan öğrencisinin dikkatini derste tutmaya çalışıp diğer yandan ders veren öğretmenlerimiz, bu zorlu süreçte hem eğitimin ayakta tutulmasının hem de öğrenme kayıplarının en aza indirilmesi mücadelesinin mimarları olmuştur” ifadelerini kullandı.

    Öğrenme kayıplarının telafisi için şimdiden planlama yapılması gerektiğini dile getiren Yıldız, “Salgın süreci özellikle eğitimde fırsat eşitliği konusunda eğitim sistemimizdeki sorunları daha görünür kılmıştır. Sosyoekonomik özelliklerin uzaktan eğitime erişim imkânlarına etkisi göz önüne alındığında yüz yüz eğitimin ertelenmesinin daha fazla mümkün olmadığı ortadadır. Önümüzdeki günlerde Bakanlığın ana odak noktası, uzaktan eğitim sürecinde oluşan öğrenme kayıplarının giderilmesi olmalıdır. Bu amaçla öğrenme kayıpları tespit edilmeli, okulların kapasitesi güçlendirilmeli, öğrenciler yönlendirilmeli, öğretmenler desteklenmelidir. 25 Ocak tarihi itibarıyla Destekleme ve Yetiştirme Kursları’nda yüz yüze eğitime başlanacak olması kararı yerinde ve doğrudur. Ancak, bu kararın okul yönetimlerine ve öğretmenlere yeterli hazırlık imkânı bırakılmadan alınmış olması eğitim çalışanlarını zor durumda bırakmıştır” sözlerine yer verdi.

    “Ertelenen sınavlarda belirsizlik giderilmelidir” diyen Hamdi Yıldız, “Eğitimin uzaktan sürdürüldüğü eğitim-öğretim yılının birinci döneminde aynı şekilde hizmet içi eğitimlerden unvan değişikliği sınavına kadar personel politikasının belkemiği niteliğindeki çok sayıda faaliyet de askıya alındı veya ertelendi. Geçici bir tedbir olarak zamanında gerekli görülen bu ve benzeri faaliyetler daha fazla ertelenmemelidir. Ertelenen unvan değişikliği sınavlarının ne zaman gerçekleştirileceğinin duyurulmaması, belirsizliğe ve haklı beklentinin karşılıksız kalmasına neden olmuştur. Eğitim-öğretimin yükünü çeken eğitim personelinin unvan değişikliği sınavları beklentileri karşılanmalı, sınav tarihi netleştirilerek gerekirse online gerçekleştirilmelidir” diye açıklamasını sürdürdü.

    Eğitim çalışanlarının yer değişikliği taleplerinin karşılanmasını isteyen Yıldız, “Başkan Yıldız açıklamasını: “Salgın süreci ve alınan tedbirlerin doğurduğu olumsuz sonuçlar gözetilerek, öğretmenlerimizin il içi ve iller arası yer değişikliği talepleri, mazeretlerinin giderilmesi başta olmak üzere, istekleri dâhilinde mağduriyet üretmeyecek ve yeni mağduriyetlere sebebiyet vermeyecek şekilde karşılanmalıdır” dedi.

    En az 60 bin öğretmen ataması yapılması ve sözleşmeli öğretmenlik uygulamasına son verilmesi çağrısında bulunan Hamdi Yıldız, “Öğretmen açığı, ücretli öğretmenlik gibi hak kayıplarına neden olan güvencesiz istihdam türleriyle kapatılmak yerine, öğretmen ihtiyacı gözetilerek yarıyıl tatili döneminde en az 60 bin öğretmen atanması yapılmalıdır. Aynı işi yapan, aynı sorumluluklara sahip kamu görevlileri arasında eşit olmayan özlük hakları doğuran statü farklılıkları kabul edilemez. Öğretmenler odasında farklı haklara sahip eğitimcilerin bulunması ayrımcılıktır. Bu ayrım eğitimciler arasında iş barışına, öğretmenin iç huzuruna ve eğitimin verimliliğine zarar vermektedir” diye konuştu.

    Bir meslek kanunun çıkarılması talebini de ileten Başkan Yıldız, “Öğretmenin yetiştirilmesinden emekliliğine kadar öğretmenlik mesleğini bütün olarak ele alacak, yöneticilik ve liderlik süreçlerine katılım, bu pozisyonlardaki mali, sosyal ve özlük hakları da içerecek, uluslararası standartlara uygun, öğretmenliğin kariyer mesleği niteliğini dikkate alan, öğretmenin etkinliğini artıracak, itibarını yükseltecek nitelikte bir meslek kanunu eğitimin geleceği açısından ertelenemez bir zorunluluktur” şeklinde konuştu.

    Yarıyıl tatilinde okulların yüz yüze eğitime hazır hâle getirilmesi gerektiğini ifade eden Yıldız, “Bakanlık 15 Şubat tarihi itibariyle eğitimin her kademesinde yüz yüze eğitimi başlatma iradesini ortaya koymuş bulunduğundan devam eden salgın süreci gözetilerek tatil döneminde bazı ivedi adımların atılması zorunludur. Bu çerçevede okulların yüz yüze eğitime hazır hâle getirilmesi ekseninde okullara bütçe/ödenek tahsisi yapılmalı, okullarda güvenlik önlemleri artırılmalı, öğrenme kayıplarının hızlı bir şekilde tespiti ve giderilmesi için ilave kurs/ders imkânları getirilmeli, istekleri dâhilinde aşılamada öğretmenlere öncelik verilmeli, unvan değişikliği sınavları başta olmak üzere ertelenen sınavlar bir an önce gerçekleştirilmeli, salgın sürecinde ortaya çıkan özlük hakları kayıplarını telafi edecek, yüz yüze eğitime ara verilmesi hallerine ilişkin toplu sözleşme hükmünü eksiksiz hayata geçirecek somut düzenlemeler yapılmalıdır. Salgın süreci eğitim sistemi içindeki tüm paydaşlarla işbirliğine dayalı etkin bir iletişimin önemini ortaya koymuştur. Bundan sonraki süreçte, bunun gereklerini yerine getiren adımlar atılması olumlu olacaktır” sözlerine yer verdi.

  • Eğitim Bir-Sen: “Yarıyıl tatili yüz yüze eğitime hazırlık dönemi olmalıdır”

    Eğitim Bir-Sen: “Yarıyıl tatili yüz yüze eğitime hazırlık dönemi olmalıdır”

    Eğitim Bir-Sen, yarıyıl tatilinin yüz yüze eğitime hazırlık dönemi olması gerektiğini vurguladı.

    Eğitim Bir-Sen tarafından yapılan açıklamada okulların ara tatile girdiği hatırlatılarak, tatil dönüşü okulların eğitime hazır hale gelmesi gerektiği belirtildi. Açıklamada, “2020-2021 eğitim-öğretim yılı birinci dönemi, eğitimde her geçen gün telafisi daha da zor olacak kayıplar oluşturarak, öğretmenlerin fedakârlıkları, çoğu zaman eğitim kurumu yöneticilerinin kullanmış olduğu inisiyatifler doğrultusunda tamamlandı. Salgın nedeniyle büyük oranda uzakta eğitim yöntemiyle gerçekleştirilen birinci yarıyılın sonunda objektif bir ölçme-değerlendirme yapmak, başarı notu takdir etmek mümkün olmadı. Okullar öğrencisiz, öğretmenlerimiz sınıflarından uzakta, kendileri açısından meşakkatli bir eğitim-öğretim sürecini geride bıraktılar. Dünyayı etkisi altına alan korona virüs salgınından en fazla etkilenen alanlardan biri de eğitim-öğretim oldu. Yüz yüze eğitime ara verilmesi gibi salgınla mücadele konusunda alınması zorunlu ve kaçınılmaz kararlar, eğitim-öğretimin her aşaması ve kademesine ne yazık ki telafisi zor zararlar vermiştir, hâlâ da vermeye devam etmektedir. Hayatın her alanda normalleşmesi için salgının sona erdirilmesi adına alınan tedbirlere uyulması hepimizin sorumluluğudur. Bu süreçte oluşan öğrenme kayıplarının telafisi, yüz yüze eğitime geçilebilmesi için normalleşme gerekli ve zorunludur” ifadelerine yer verildi.

    “Uzaktan eğitim öğretmenlerin fedakârlıklarıyla icra edildi”

    Öğretmenlerin pandemi sürecindeki önemine dikkat çekilen açıklamada, “Bu süreçte eğitim-öğretim, TRT EBA kanalları ve EBA platformu başta olmak üzere uzaktan eğitim araçlarıyla sürdürülmüştür. Ancak canlı ders veya EBA TV erişiminde bölgesel ve yöresel eşitsizlikler ile aynı eğitim kurumundaki öğrenciler arasında dahi var olan eşitsiz derse katılım imkânları, merkezî planlamanın göremediği sonuçlar üretmiştir. Bu olumsuz duruma rağmen, öğretmenlerimizin öğrencilerin eğitimde geri kalmaması adına gösterdiği olağanüstü ve fedakârca çabalar, uzaktan öğrenimi mümkün kılmıştır. Öğrencisi için sabahın erken saatlerinden gece geç saatlere kadar bilgisayar başında, bir yandan öğrencisinin dikkatini derste tutmaya çalışıp diğer yandan ders veren öğretmenlerimiz, bu zorlu süreçte hem eğitimin ayakta tutulmasının hem de öğrenme kayıplarının en aza indirilmesi mücadelesinin mimarları olmuştur. Öğrenme kayıplarının telafisi için şimdiden planlama yapılmalıdır Salgın süreci özellikle eğitimde fırsat eşitliği konusunda eğitim sistemimizdeki sorunları daha görünür kılmıştır. Sosyoekonomik özelliklerin uzaktan eğitime erişim imkânlarına etkisi göz önüne alındığında yüz yüze eğitimin ertelenmesinin daha fazla mümkün olmadığı ortadadır” ifadeleri kullanıldı.

    “En az 60 bin öğretmen ataması yapılmalıdır”

    Açıklama şöyle devam etti:

    “Öğretmen açığı, ücretli öğretmenlik gibi hak kayıplarına neden olan güvencesiz istihdam türleriyle kapatılmak yerine, öğretmen ihtiyacı gözetilerek yarıyıl tatili döneminde en az 60 bin öğretmen atanması yapılmalıdır. Sözleşmeli öğretmenlik uygulamasına son verilmelidir. Aynı işi yapan, aynı sorumluluklara sahip kamu görevlileri arasında eşit olmayan özlük hakları doğuran statü farklılıkları kabul edilemez. Öğretmenler odasında farklı haklara sahip eğitimcilerin bulunması ayrımcılıktır. Bu ayrım eğitimciler arasında iş barışına, öğretmenin iç huzuruna ve eğitimin verimliliğine zarar vermektedir. Haklarımızı koruyacak ve geliştirecek içerikte bir meslek kanunu artık çıkarılmalıdır. Öğretmenin yetiştirilmesinden emekliliğine kadar öğretmenlik mesleğini bütün olarak ele alacak, yöneticilik ve liderlik süreçlerine katılım, bu pozisyonlardaki mali, sosyal ve özlük hakları da içerecek, uluslararası standartlara uygun, öğretmenliğin kariyer mesleği niteliğini dikkate alan, öğretmenin etkinliğini artıracak, itibarını yükseltecek nitelikte bir meslek kanunu eğitimin geleceği açısından ertelenemez bir zorunluluktur.”

    “Okullar yüz yüze eğitime hazır hâle getirilmelidir”

    “Bakanlık 15 Şubat tarihi itibariyle eğitimin her kademesinde yüz yüze eğitimi başlatma iradesini ortaya koymuş bulunduğundan devam eden salgın süreci gözetilerek tatil döneminde bazı ivedi adımların atılması zorunludur” denilen açıklama şöyle devam etti:

    “Bu çerçevede okulların yüz yüze eğitime hazır hâle getirilmesi ekseninde okullara bütçe/ödenek tahsisi yapılmalı, okullarda güvenlik önlemleri artırılmalı, öğrenme kayıplarının hızlı bir şekilde tespiti ve giderilmesi için ilave kurs/ders imkânları getirilmeli, istekleri dâhilinde aşılamada öğretmenlere öncelik verilmeli, unvan değişikliği sınavları başta olmak üzere ertelenen sınavlar bir an önce gerçekleştirilmeli, salgın sürecinde ortaya çıkan özlük hakları kayıplarını telafi edecek, yüz yüze eğitime ara verilmesi hallerine ilişkin toplu sözleşme hükmünü eksiksiz hayata geçirecek somut düzenlemeler yapılmalıdır. Salgın süreci eğitim sistemi içindeki tüm paydaşlarla işbirliğine dayalı etkin bir iletişimin önemini ortaya koymuştur. Bundan sonraki süreçte, bunun gereklerini yerine getiren adımlar atılması olumlu olacaktır.”

  • İl Milli Eğitim Müdürü Kaygusuz’dan yarıyıl tatili mesajı

    İl Milli Eğitim Müdürü Kaygusuz’dan yarıyıl tatili mesajı

    Erzurum İl Milli Eğitim Müdürü Salih Kaygusuz, 2020-2021 eğitim öğretim yılı 1. yarıyıl döneminin bitmesi ve yarıyıl tatilinin başlaması münasebetiyle bir mesaj yayımladı.

    Kaygusuz mesajında şu ifadelere yer verdi:

    “Bugün 2020-2021 Eğitim-Öğretim yılının birinci dönemini tamamlamış bulunmaktayız. Covid 19 salgını nedeniyle öğrencilerimizi bu yıl tatile, evlerinizden uğurluyoruz. Her ne kadar yüz yüze eğitim yapamadıysak da öğrencilerimizle olan ilmi ve kalbi bağımız hiç kopmadı. Her gün EBA üzerinden eğitime devam ettik, onlarla telefonla görüştük, çevrim içi seminerlerde buluştuk. Bu süreç içerisinde öğretmenlerimiz ne kadar kutsal bir görev yaptıklarını bir kez daha kanıtladılar. Tüm öğretmenlerimiz eğitim ordusunun bir neferi olarak şehrimizin her köşesindeki her bir öğrenciye ulaşmak, bilginin ışığını yaymak ve sevgiyi taşımak amacıyla yılmadan usanmadan çalıştılar. Yeri geldi EBA üzerinden derse girdiler, yeri geldi köylerimizdeki öğrencilerimize kitap ulaştırdılar, yeri geldi Vefa Sosyal Destek Gruplarında yaşlılarımıza umut taşıdılar. EBA destek noktalarında öğrencilerimize destek oldular. Velilerimiz, öğrencilerimizin eğitimine destek olmak amacıyla evlerinde âdete küçük birer sınıf oluşturdular. Eğitimin en önemli yapı taşlarından biri olan veli-okul işbirliği hiçbir dönemde bu kadar sıkı bir şekilde kurulmamıştı. Velilerimiz her gün öğretmenler ile iletişime geçti, öğrencileri ile derslere katıldı. Öğrencilerimiz de üzerlerine düşen sorumlulukları takdire şayan bir şekilde yerine getirdiler. EBA üzerinden derslere devam ettiler, kendilerini geliştirmek amacıyla çevrim içi seminerlere katıldılar. Ayrıca il genelinde okul yöneticilerimiz, öğretmenlerimiz, velilerimiz ve öğrencilerimize yönelik ERBAP (Erzurum Başarıyı Artırma Programı) kapsamında düzenlenen çevrim içi seminerler, yarışmalar, programlar ve kitap okuma kampanyaları da uzaktan eğitim sürecinin daha etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesine destek oldu. Salgın süreci bizlere bir kez daha öğrencilerimizin; milli ve manevi değerlere sahip, üzerinde yaşadığımız vatana, mensubu olduğumuz aziz millete sadakatle bağlı bireyler olarak yetişmesinin ve birlik olmanın ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Bu süreçte okul yöneticilerimiz, öğretmenlerimiz, velilerimiz ve öğrencilerimiz eğitim meşalesini birlikte taşıyarak birlik olma ruhunun en güzel örneğini sergilediler. Tatil dönemleri, öğrencilerimizin zihinsel ve bedensel olarak dinlenmeleri açısından önemli bir dönem. Öğrencilerimizin tatil dönemini verimli bir şekilde geçireceklerine ve ikinci döneme dinç bir şekilde başlayacaklarına tüm kalbimle inanıyorum. 2020-2021 Eğitim-Öğretim yılının ikinci döneminde öğrencilerimizin, neşeli sesleri ile okullarımızı şenlendirmesi temennisiyle; eğitim meşalesini birlikte taşıyan okul yöneticilerimize, öğretmenlerimize, velilerimize ve öğrencilerimize teşekkür ediyor, öğrencilerimizin verimli ve sağlıklı bir tatil dönemi geçirmelerini diliyorum.”

  • Pandemi ile sömestr tatili başlıyor

    Pandemi ile sömestr tatili başlıyor

    Okullarda, 18 milyon öğrenci için yarından itibaren tatil başlıyor. Pandemi nedeniyle uzaktan eğitim alan öğrencilerin çoğu, uzun süre ekran karşısında hareketsiz kaldı. O nedenle öğrencilerin dinlenmesi ve spor yapması gerektiğini belirten Uzman Emre Aksakallı, dışarıda geçirilecek zamanlarda ise kalabalık ortamlara girilmemesi uyarısında bulunuyor.

    Korona virüs gölgesinde yaklaşık dört ay önce açılan okullar, henüz taşlar yerine oturmadan yarından itibaren 15 günlük ara tatile giriyor. Sene başında uzaktan eğitimle başlayan 2020-2021 eğitim-öğretim yılında, okul öncesi ve ilkokul birinci sınıflar için 21 Eylül’de aşamalı ve seyreltilmiş şekilde yüz yüze eğitime geçildi. 5 Ekim’de meslek liselerinde uygulamalı dersler kapsamında, 12 Ekim’de ilkokul 2, 3, 4, 8, lise hazırlık ve 12. sınıflarda; 2 Kasım’da da 5 ve 9. sınıflarda yüz yüze eğitim başladı. 6, 7 ile 10 ve 11. sınıflar, öğretmenlerin verdiği canlı dersler ile Eğitim Bilişim Ağı (EBA) ve EBA TV üzerinden eğitime uzaktan devam ettiler ve tekrardan çevrimiçi eğitime geçildi. Müfredatın yetişmesi için çoğu sınıfta akşam geç saatlere kadar, hafta sonları dâhil canlı dersler yapıldı.14 Şubat’ta yüz yüze derslere geçilmesi planı ile sömestr tatiline giriliyor.

    Bu süreçte gün boyu televizyon ve bilgisayar ekranına bakmak zorunda kalan, fiziksel hareketleri sınırlanan, arkadaşlarıyla iletişim kuramayan öğrenciler çok yoruldu. O nedenle tatili iple çekiyorlardı.

    ‘Dışarıda temkinli olun’

    Dinlenmenin yanı sıra derslerdeki eksikleri kapatmak, lise ve üniversite sınavlarına hazırlanmak için tatiller önemli bir zaman. Bir haftalık tatilin pandemi kuralları çerçevesinde, planlı bir şekilde geçirilmesi gerektiğine dikkat çeken uzmanların verimli tatil için öğrenci ve ailelere birçok önerisi var.

    Bilkent Üniversitesi Erzurum Eğitim Bilimleri Enstitüsü ve Bilkent Doğu İlleri Projesi Halkla İlişkiler ve İletişim Uzmanı Emre Aksakallı, tatilde öğrencilerin, özellikle fizyolojik olarak dinlenmesini, sağlıklı beslenmesini ve spor yapmasını öneriyor ve dikkat edilmesi gerekenleri şöyle sıralıyor:

    “Anlama kabiliyetini, hayal gücünü, fikir yürütme becerilerini ve kültürel bilgileri geliştirdiği için öğrencilere tatilde kitap okumalarını öneriyoruz. Evde okuma saati düzenleyip, aileler herkesin kendi seçtiği kitabı okumasını sağlayabilirler.

    Öğrencilerin ilgi ve yeteneklerini keşfetmesi ve geliştirmesi; kendilerine uygun bir gelecek planlaması için önemli. Bu nedenle ilgi alanlarına yönelik etkinlikler planlanabilir.

    Tatilde öğrenciler, uyku saatlerini değiştirmemeli. Okula dönüş sürecinde uyumlarının kolay olması için bu önemli.

    Tatil, sınav grubu öğrencilerinin sınava hazırlık süreçlerini gözden geçirmek, varsa eksik yönlerine yönelik çalışma yapmak amacıyla iyi bir fırsat.

    Konu tekrarı yapabilirler, öğrendikleri konularla ilgili soru çözebilirler. Daha önce çözdükleri deneme sınavı kitapçıklarını inceleyebilirler.

    Öğrenciler, sınırsızca televizyon izlemek veya dijital araçlarla zaman geçirmek isteyebilir. Teknolojik araçların kullanımı belirlenen kurallar doğrultusunda gerçekleşmeli.

    ‘Ekran süresi azaltılmalı’’

    Küçük yaş grubu öğrencilerine verilen online eğitimlerin onların ekran başında kalma sürelerini uzattığına dikkat çeken Emre Aksakallı, bu sürecin bazı öğrencileri olumsuz etkilediğini söylüyor. Ara tatilin ekran sürelerinin azaltılması açısından önemli olduğunu vurgulayan Aksakallı, “Bu dönemde öğrenciler mümkün oldukça hobilerine yönelmeli ve açık havada bulunabildikleri sürede fiziksel aktivite yapmalı. Online eğitim sürecinde sosyallikten uzaklaşmaları aynı zamanda dikkat ve odaklanma sürelerini de azaltmış ve duygusal olarak da çocukları etkilemiştir” diyor.

    Açıkhava etkinliklerinin yapılmasını öneren Emre Aksakallı’ da sınıf seviyesine göre 30 dakikadan, 3 saate kadar, günün belirli bir bölümünün, derslerin tekrarına ayrılması gerektiğini vurguluyor.

    ‘Zaman yönetimi önemli’

    Tüm öğrencilere dinlenmelerini, tatillerini keyif aldıkları, ilgi duydukları hobilerine yoğunlaşarak geçirmelerini öneren Aksakallı, “Elbette ders tekrarlarını da yapmaları çok önemli çünkü öğrenme kayıplarının da yoğunlaştığı bir süreçten geçiyoruz. O nedenle zaman yönetimini iyi yapmaları önem kazanıyor” diyor.

    İlkokul birinci sınıf öğrencileri için öğrendiklerini tekrar etmelerinin tatilde öğrenme kayıplarını en aza indirecek tek yöntem olduğunu vurgulayan Aksakallı, her yaş grubunda olduğu gibi bu öğrencilerin de dinlenmeye ve eğlenmeye ihtiyacı olduğunu belirtiyor. İlkokul birdeki bir çocuğun zaman yönetimini kendisinin yapmasının çok zor olduğunu ifade eden Aksakallı, ailelerin çocukların ders tekrarı ile dinlenme, oyun ve eğlence zamanını iyi dengelemeleri gerektiğini söyledi.