Etiket: Taşıyor”

  • Özköylü: “Elazığspor maçı hayati önem taşıyor”

    Samsunspor Teknik Direktörü Osman Özköylü, hafta sonu oynayacakları Elazığspor maçı için, “Deplasmanda alacağımız sonuç bizim açımızdan da rakip açısından da çok hayati önem taşıyor” dedi.

    TFF 1. Lig ekiplerinden Samsunspor, dün kaybettikleri maçın ardından Pazar günü oynayacağı Elazığspor maçının hazırlıklarına Nuri Asan Tesisleri’nde ara vermeden devam etti. Teknik Direktör Osman Özköylü antrenman öncesinde açıklamalarda bulundu.

    Elazığspor maçının ligin alt sıralarını yakından ilgilendiren bir maç olduğunun altını çizen Osman Özköylü, “Manissaspor maçında bir kaza yaşadık. O maç bizim açımızdan çok önemliydi ama kaybettik. Bizim için ne kadar önemliyse rakip açısından da aynı oranda önem taşıyordu. Bize karşı tedbirlerini iyi almışlardı. Kazanabileceğimiz maçı maalesef iki tane basit gol yiyerek kaybettik. Artık buraya takılıp kalmayacağız. Çünkü önümüzde 6 hafta daha var. Manisaspor maçını unutup hemen Elazığspor maçını düşünmeye başladık. Elazığspor maçı ligin altını ilgilendiren çok önemli bir maç. Deplasmanda alacağımız sonuç bizim açımızdan da rakip açısından da çok hayati önem taşıyor. Çünkü iki takım da ligde kalma savaşı veriyor. İnşallah Elazığspor karşısında hatalarımızı kapatıp kendi oyunumuzu ortaya koyarak kazanmak istiyoruz. Önemli olan bizim nasıl oynayacağımız çünkü biz, sistem takımıyız, biz yıldız oyuncuları olan bir takım değiliz. Bunu uyguladığımız zaman başarılı olduğumuzu gördük. Bundan sonraki maçlarda tüm oyuncularımız bu sisteme bağlı kalarak iyi sonuçlar almaya devam edeceğiz” diye konuştu.

    Antrenmandan notlar

    Kırmızı-beyazlıların bugün yaptığı antrenmana sakatlıkları bulunan Abdulkerim Bardakcı, Famoussa Kone, Jeroen Lumu, Anmet Burak Solakel katılmadı. Kırmızı-beyazlılar, düz koşu, 5’e 2 ve istasyon çalışmasının ardından pas çalışması ile idmanı sonlandırdı.

  • Antikayı kişiye özel tasarımlarla geleceğe taşıyor

    Eskişehir’de yaşayan emekli öğretmen Şefik Ada, Diyarbakır’da Süryani ustalardan öğrendiği takı işlemeciliği ile antika değerindeki eserleri kullanarak kişiye özel tasarımlarla geçmişin izlerini geleceğe taşıyor.

    Şefik Ada, öğretmenlik yıllarında bu işe merak saldığını, İsmet İnönü Caddesindeki atölyesinde, 28 yıldır antika eşyalarla kişiye özel tasarımlar yaptığını söyledi. Ada, Diyarbakır’da Süryani vatandaşların yaşadığı bir mahalledeki okulda öğretmenlik yaptığını ifade etti.

    Süryani ustalardan işlemecilik sanatını öğrendiğini, Eskişehir’deki ustalardan ve Anadolu Üniversitesinin kütüphanesinden yararlanarak kendini geliştirdiğini belirten Şefik Ada, “Kişilerden ve bazı iş yerlerinden satın aldığım sikke, kemer tokası gibi eserlerin üzerine, altın ve gümüş işleyerek hayal gücümü de kullanıp bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Yaptığımız ürünlerin hepsinde, Hitit, Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı gibi Anadolu motifleri yer alıyor. “Geçmişin izlerini geleceğe taşımak” diye bir slogan kullanıyoruz. Kişiye özel yüzük, kolye ve küpe tarzı eserler üretiyoruz” diye konuştu.

    “Her takıdan 1 tane yapıyorum”

    Kişilerin kendini özel hissetmesini sağlamak için takıların bir eşini daha yapmadığını anlatan Ada, bugünden yarına antika olabilecek antika eserleri kişiye özel modernize ederek tanıtmaya ve sevdirmeye çalıştıklarını dile getirdi. El işçiliği yaptıklarını, dövgüler kullandıklarını, astarları şekillendirmeye çalıştıklarını vurgulayan emekli öğretmen Şefik Ada, “Yaptığım bu işleri herkes yapabilir, ama tasarım yapmak farklı, ben tasarım yapıyorum, geçmişteki şeyleri bugüne taşımaya çalışıyorum” ifadelerini kullandı.

    “Geçmişe sahip çıkmalıyız”

    Geçmişe sahip çıkmak gerektiğini ifade eden Ada, sadece takı sanatıyla değil, bakırla, kilimle, yemekle geçmişimize sahip çıkmalıyız. Geçmişimizi bilmiyorsak geleceğimizin olacağını zannetmiyorum. Geçmişteki geleneksel sanatları unutturmamalıyız. Eğer biz sahip çıkmazsak başka ülkeler sahip çıkar, o zamanda değerlerimiz yok olur gider” şeklinde konuştu.

    Ada, takılara yurt içi ve yurt dışından talep geldiğini, iş yerinde antika eşyalarında bulunduğunu da sözlerine ekledi.

  • Erkekler kadınlara oranla 3 kat daha fazla ani ölüm riski taşıyor

    Ani ölümün sadece hasta ve ileri yaşlı olanları değil her yaştaki insanı tehdit ettiğinin söyleyen Acıbadem Kayseri Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ergün Seyfeli, bilinen en büyük sebebin kalp damar hastalıkları olduğunun altını çizerek; sigara, kolesterol ve yüksek tansiyondan uzak bir hayat önerdi.

    Ülkemizde her yıl yaklaşık 80-100 bin kişinin ‘ani ölüm’ nedeniyle yaşamını yitirdiğini söyleyen Prof. Dr. Ergün Seyfeli, yaşamını kaybedenlerin büyük çoğunluğunun ne yaşlı ne de bilinen herhangi bir sağlık sorunu bulunan kişiler olduğunun altını çizdi. Seyfeli, “Ani ölüm, kişinin bilinen kalp hastalığı olsun veya olmasın şikayetlerin başlamasından bir saat içinde hayatını kaybetmesiyle sonuçlanıyor. Bu şikayetler çoğunlukla belli belirsiz olmasına rağmen göğüs ağrısı, nefes darlığı, bayılma hissi ve iç huzursuzluk şeklinde ortaya çıkabiliyor. Bazen de ani ölüm hiçbir bulgu vermeden dakikalar içinde gerçekleşebiliyor” dedi. Erkeklerin kadınlara oranla 3 kat daha fazla ani ölüm riskiyle yüz yüze olduğunu da sözlerine ekleyen Prof. Dr. Ergün Seyfeli, ani ölümlere karşı herkesi uyararak, “Ani kalp ölümlerinin engellenmesi, en başta koroner damar hastalıklarının engellenmesine bağlı. Bu da kalpte hastalığa neden risk faktörlerinin kontrol edilmesiyle mümkün” dedi.

    “Ani ölüm önlenebilir”

    Ani ölüm, ne kadar sinsi görünse de altında yatan en önemli sebep kalp-damar hastalıkları olduğu için önlenebilir bir sağlık sorunu olduğunu vurgulayan Seyfeli, bunun için sigara, kolesterol ve yüksek tansiyondan uzak durmanın önemine değindi. Risk altındaki hastaların düzenli kalp kontrollerini yaptırmalarının önemine de değinen Prof. Dr. Ergün Seyfeli, “Bunun dışında kalp sağlığı açısından düzenli beslenme ve egzersiz ihmal edilmemeli” uyarısında bulundu.

    “35 yaş öncesi genetik kökenli”

    Ani ölümün yaşlara göre farklı nedenlerden kaynaklanabildiğini vurgulayan Seyfeli, “Örneğin 35 yaşının altında görülen ölümlerin büyük bir çoğunluğunun doğuştan gelen kalp rahatsızlıkları, kalp-dolaşım sistemi ile ilgili yapısal sorunlar ve kardiyak aritmilerden (kalp ritm bozukluğu) etkilenebileceği üzerinde durabiliriz. Bunlarla birlikte, doğuştan olan kalp damar anomalileri, beyin damarlarında oluşan anevrizmanın yırtılması ve kalp kası hastalıkları (kardiyomiyopatiler) da ani ölümün meydana gelmesinde önemli rol oynuyor” şeklinde konuştu. 35 yaş üstü kişilerde ise, genellikle kalp damarlarındaki ani tıkanma veya eski tıkanıklıkların oluşturduğu kalp kası bozuklukları sonucu ani ölüm gerçekleşiyor.

    “Sporcularda sık görülüyor”

    Ani ölüm, daha çok fiziksel eforun fazla olduğu sportif aktiviteler sırasında ortaya çıkıyor. Sporun türüne göre değişmekle birlikte en riskli grup; doğal parkur koşucuları ile maraton koşucuları olduğunu ifade eden Prof. Dr. Ergün Seyfeli, gençlerde ani ölüme yol açan genetik kökenli kalp hastalıklarının yanı sıra, bazı enerji içecekleri ve uyarıcı ilaç kullanımı nedeniyle de gerçekleşebileceğini söyledi. Ailede genç yaşta ani ölüm olan ve sık bayılma atakları geçiren kişilerde de riskin arttığına değinen Prof. Dr. Ergün Seyfeli, yarışmalı sporlara başlamak isteyenlerin mutlaka kardiyolojik muayeneden geçmesi gerektiğini belirtti.

    Acıbadem Kayseri Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ergün Seyfeli, aniden ortaya çıkan beyin kanaması, akciğer embolisi, karaciğer hastalıkları, aort anevrizması, zatürre, menenjit, epilepsi gibi rahatsızlıklar, mide ve bağırsaktaki büyük ölçekli kanamalar, zehirlenmeler, çeşitli ilaçlara karşı gelişen alerjik reaksiyonların da ani ölüm nedenleri arasında olduğunu belirtti.

  • Kanserde erken tanı hayati önem taşıyor

    Tekirdağ Özel Star Medica Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Mehdi Vatandost, kanser hastalığıyla baş etmenin en önemli unsurunun erken tanı olduğuna dikkat çekti.

    Dr. Mehdi Vatandost, kanser hastalığının genetik hasarlanma sonucu hücrelerin kontrolsüz veya anormal bir şekilde büyümesi ve çoğalması ile ortaya çıktığını belirterek “Günümüzde, kanser erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilen bir hastalık olarak değerlendirilmektedir. En önemli şartlardan biri de düzenli sağlık kontrollerinin ihmal edilmemesi, unutmayın erken teşhis hayat kurtarır” dedi.

    Kanserden korunmada dikkat edilmesi gereken noktalar olduğunu ifade eden Dr. Mehdi Vatandost, “Kanserden korunmanın farklı yolları vardır. Özellikle yaşam tarzında yapılacak değişiklikler bu yollardan ilki olacaktır. Yiyecekler, düzenli yaşam şekli, stres azaltıcı hayat biçimi, düzenli egzersiz yapılması sayesinde vücudun savunma sistemleri güçlendirilebilir. Kanserden korunmak için az yağlı besinler tüketmeye ve şekeri azaltmaya özen göstermek gerekiyor. Vücut kitle endeksinin 25’ten düşük olmasına dikkat etmekte fayda var. Bol sebze ve meyve tüketmeli, düzenli egzersiz ile vücut ağırlığını korumaya çalışmak da oldukça önemli” ifadelerini kullandı.

    Kanser hastalığının belirtilerinin bilinmesi gerektiğine değinen Dr. Mehdi Vatandost, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Kanserin belirtilerini bilmek hastalığın erken teşhisi açısından önemlidir, ancak bu belirtilerin birine veya daha fazlasına sahip olmak kişinin kanser olduğu anlamına da gelmeyebilir. İşte bu nedenle düzenli sağlık kontrollerinin ihmal edilmemesi gerekiyor. Vücutta ele gelen kitleler, şişlikler, deri değişiklikleri, iyileşmeyen yaralar, bağırsak ve idrar alışkanlıklarındaki değişiklik, anormal kanamalar, akıntılar, yutma güçlüğü, açıklanmayan kilo kaybı, ateş, halsizlik, ağrı, ağızda ve bademcikler üzerinde beyaz plaklar kanserin habercisi olabiliyor.”

  • Hemoroid’in evresi önem taşıyor

    Prof. Dr. Bülent Menteş, halk arasında basur olarak bilinen hemoroid hastalığının hangi evrede olduğunun bilinmesinin önemli olduğunu söyledi.

    Prof. Dr. Menteş, hemoroidin anal kanalda yani mide bağırsak sisteminin sonlandığı son segmentte, normal insan anatomisinde de mevcut damardan zengin yastıkların, yastıkçıkların sarkmaları, dejenere olup şişmeleri ve kanamaları ile kendini gösteren çok yaygın bir hastalık olduğunu kaydederek, “Öncelikle sorunun gerçekten hemoroid olup olmadığının araştırılması ve tanımlanması gerekiyor. Çünkü hemoroid diğer bazı hastalıklarla karıştırılabiliyor. Hemoroidse tromboze dış hemoroid midir? İç hemoroidse evre 1 mi, evre 2 mi, daha ileri bir evre mi bilmek ve belirtmek gerekir. Yani çok yaygın kullanılsa da tek başına basur ya da hemoroid terimi çok fazla şey ifade etmemektedir. Tek tek iç hemoroid, dış hemoroid ve bunların alt gruplarını da irdelememiz gerekir” ifadelerini kullandı.

    “İç yani internal hemoroidler evrelere ayrılır ve anlaşılması kolaydır” diyen Prof. Dr. Menteş, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Evre 1 hemoroidler, ıkınmakla sadece anal kanal içerisine sarkarlar ve gözle görünmezler. Evre 2’de ıkınmakla anal kanal dışına doğru taşar ve ıkınma sonlanınca içeri geri dönerler. Evre 3 hemoroidler ıkınmakla anal kanal dışına çıkar ve kendiliğinden içe dönmezler, elle içeri itilmeleri gerekir. Evre 4 iç hemoroidler ise hep anal kanalın dışında sarkık olarak yer alırlar. Hemoroid hastalığının şiddetini belirlemede evrelerin belirlenmesi iyi bir gösterge. Çünkü tedavi stratejisi büyük ölçüde evreye göre belirleniyor. Erken evre iç hemoroidlerde posalı diyetle rahat dışkılama sağlanması, sıcak su banyoları ve alevli dönemlerde bazı ağızdan alınan ilaçların kullanılması genelde yeterli olur.”

    Prof. Dr. Menteş, “Evre biraz arttığında evre 2 ve evre 3 hemoroidlerde bu tedbirlere ek olarak bant ligasyonu yani köklerin bantlanması, infrared koagülasyon ve kurutucu madde enjeksiyonu yani enjeksiyon skleroterapi gibi yöntemlere genellikle ihtiyaç olur. Bunlar ustaca uygulandığında ağrısız, yatış gerektirmeyen ve çok kısa işlemlerdir. Sarkan hemoroid köklerinin tekrar yerlerine oturtulması yani fiksasyonunu hedefler. Evre 4 yani en ileri evre hemoroidlerin ise genellikle cerrahi olarak çıkartılmaları gerekecektir” şeklinde konuştu.