Etiket: Taşıyor”

  • İAÜ öğrencileri Türkiye’yi uzaya taşıyor

    İstanbul Aydın Üniversitesi öğrencilerinden oluşan Starsat ekibinin geliştirdiği model uydu projesi başarıdan başarıya koşuyor. NASA’nın dünya genelinden 40 üniversiteyi davet ettiği programına katılan öğrenciler, Türksat’ın model uydu yarışmasının ilk aşamasında da 100 tam puan aldı. Öğrenciler bu başarılarıyla Türkiye’nin uzay misyonuna da katkı sağlıyor.

    “Bilgiyi ürüne dönüştürerek ekonomiye katma değer kazandırma” misyonu ve teknoloji eğitimine verdiği önemle öne çıkan İstanbul Aydın Üniversitesi’nin (İAÜ) öğrencileri, uluslararası alanlarda Türkiye’nin ve üniversitenin adını yükseltmeye devam ediyor. İstanbul Aydın Üniversitesi’nde öğrenim gören bir grup öğrencinin oluşturduğu “Starsat” adlı ekibin geliştirdiği model uydu projesi, özel davet yazısıyla çağrılan dünya genelindeki 40 üniversite arasına girerken, Türksat’ın gerçekleştirdiği “Model Uydu Yarışması”nın ilk etabında ise 100 tam puan aldı.

    “Amacımız en iyisi olmak”

    Konuyla ilgili bilgi veren Starsat Takım Kaptanı ve İAÜ Elektrik-Elektronik Mühendisliği 4’üncü sınıf öğrencisi Çağrı Temel, “Starsat ekibi olarak İstanbul Aydın Üniversitesi Havacılık, Uzay ve Bilim Kulübü bünyesinde, proje üstünde 2 yıldır çalışıyoruz. Yaklaşık 10 kişilik bir ekibiz. Amacımız uzay alanında en iyisi olmak” diye konuştu. Temel, “NASA’nın Texas’ta düzenlediği CanSat adlı yarışması üç aşamadan oluşuyor. İlk gün model uyduların testleri yapılıyor. Test aşamasını geçemeyen uydular ertesi günkü fırlatma aşamasına katılamıyor. Son gün ise fırlatma aşamasında elde ettiğimiz verileri NASA’nın ilgili merkezine raporluyoruz” ifadelerini kullandı.

    Model uydunun elektronik yazılım kısmından sorumlu olan İAÜ Elektrik-Elektronik Mühendisliği 4’üncü sınıf öğrencisi Halit Çakır ‘’ Model uydunun GPS, sıcaklık, veri alabilecek parçaların ana kontrolünü yapıyorum. Uydunun fırlatıldığında yaşanacak her durumu gözeterek, değerlendirmeler yaparak hazır hale getiriyorum. Anten kısmı sayesinde tüm verileri sağlıyoruz. Yani kısa model uydu teknik açıdan bildiğimiz türde bir uyduya oldukça benziyor’’ dedi.

    “En büyük destek üniversitemiz”

    Projenin sponsorluk ve finansman ile ilgili ayağını yürüttüğünü ifade eden Starsat Kaptan Yardımcısı ve İAÜ Endüstri Mühendisliği 4’üncü sınıf öğrencisi Nur Hilal Ekmen, “Uydu dediğimizde insanların aklına bildiğimiz büyük uydular geliyor. Ancak bu daha çok öğrencilerin yapabildiği model uydu projesi. Bu nedenle boyutları daha ufak. Uydumuzun haberleşme açısından görevi vardı. NASA’nın temin ettiği roketle bizim uydumuz yaklaşık 700 metreden sonra roketten ayrılıyor ve kendi paraşütüyle düşüyor. Uydumuz bulunduğu yükseklikten sıcaklık, basınç ve konum bilgisi gibi farklı bilgileri merkeze iletiyor. Finans destek kısmına gelecek olursak, projeye başlamadan önce mali işler hakkında görüşmeler yaptık. Birçok firma sponsor desteği sağladı. Mali desteğimizi böyle sağladık. Okulumuz aynı zamanda bize 7/24 çalışabileceğimiz ofis desteği sağladı” açıklamasında bulundu.

    Teknik geziyle silikon vadisi turu

    Ekibin NASA’daki çalışmalarının ardından bir teknik geziye katıldığını ifade eden Starsat ekibinden İAÜ Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler 3’üncü sınıf öğrencisi Hande Koç, teknik gezinin detaylarını “Proje kapsamında NASA ve Silikon Vadisi’nin de içinde yer aldığı bir teknik gezi gerçekleştirdik. Silikon Vadisi’nde Facebook, Google ve LinkedIn gibi platformların ofislerini görme imkânımız oldu. NASA ayağında ise fırlatılan uyduların modellerini görme fırsatı bulduk” şeklinde aktardı. Koç, “Bu gezi sırasında NASA’daki Türk görevlilerden Dr. Umut Yıldız’ın çok katkısı oldu. Kendisi gezinin gerek NASA ayağında, gerekse de Silikon Vadisi ayağında bize bilimsel açıklamalarda bulundu, böylece gezinin çok daha faydalı geçmesini sağladı” dedi.

    Türksat’tan 100 puan!

    Projenin mekanik kısmından sorumlu olduğunu ve mekanik anlamda hangi parçanın nereye konacağını tasarladığını ifade eden İAÜ Anadolu BİL Meslek Yüksekokulu Makine Programı 2’nci sınıf öğrencisi Gökhan Salman, “Uydumuzda bize verilen görevler doğrultusunda iki sistem var. Birincisi ayrılma, ikincisiyse paraşüt açılma sistemidir. Benim bu projedeki görevim, uydunun nasıl bir yapıya sahip olması gerektiği ve analizleri, açılma kapanma sistemleri. NASA’dan başka, Türksat’ın PDR programında 100 puan alarak başarı sağladık. Sonrasında CDR sunumumuz olacak. Umarım o sunumdan da güzel bir puan alacağız. Bu projede çok emekler harcadık. Bu projede emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.

    “En ufak aksaklıkta proje iptal olurdu”

    Projenin tasarım ve planlama alanını üstlenen ve model uydunun güvenli bir şekilde yere inmesini sağlayan işlemlerin sorumlusu olan İAÜ Endüstri Mühendisliği 2’nci sınıf öğrencisi Çağdaş Altun ise, “Benim görevim model uyduya etki edecek olan G kuvveti, basınç ve hava direnci gibi etkenleri minimum düzeye indirerek model uydumuzun aerodinamiğini bozmadan yere inişi sağlamak ve iniş alt sistemlerini düzenlemek. En ufak bir tasarımsal hata uydunun direkt görevinin iptal olmasına neden olabilir. Bunun için her şeyi birlikte ve özveri göstererek çalıştık” açıklamasında bulundu.

    Halen Türksat Model Uydu Yarışması’nın yeni etaplarına hazırlanmaya devam eden Starsat ekibindeki öğrenciler, İstanbul Aydın Üniversitesi bünyesindeki Incubation İstanbul Kuluçka Merkezi’nde neredeyse yedi gün 24 saatlik yoğun bir mesai programıyla çalışmalarına devam ediyor.

  • Turhal da Varvara Piknik alanı hafta sonu dolup taşıyor

    Turhal Belediyesinin 2017 yılında hayata geçirmiş olduğu Varvara Piknik alanı hafta sonu Turhallı vatandaşların yoğun ilgisini görüyor.

    Turhal’da yaz ayının gelmesiyle birlikte hafta sonu pik alanları dolup taşıyor. Bunlardan biri ise yapımı 2017 de tamamlanan Varvara Şehit Halil Gedik Piknik alanı. Varvara Mahallesinde büyük bir alana sahip olan Piknik ve Mesire alanı önceden çöp atıklarının toplandığı yer olarak kullanılıyordu. Eski adıyla “eski kavaklık” olarak adlandırılan mesire alanı Turhal Belediyesi Yılmaz Bekler tarafından piknik ve mesire alanı olarak hayata geçirildi.

    Yoğun iş temposunun ardından hafta sonları Turhallılar Varvara piknik alanı gibi yine Yılmaz Bekler tarafından hayata geçirilen “Seyir Tepesi” ve büyük bir ormanlık alanda hayata geçirilen “kent ormanı” da hafta içi ve hafta sonu vatandaşlar akın ediyor.

    Piknik Alanı’na giden vatandaşlar aileleriyle birlikte keyifli vakitler geçiriyor. Üç piknik alanı her hafta içi ve hafta sonu yaklaşık 3 bin kişiyi ağırlıyor. Turhal’da özelilikle hafta sonlarının vazgeçilmezi haline gelen piknik alanlarında, belediye tarafından oluşturulan sosyal donatılar da vatandaşların ihtiyaçlarını karşılıyor. Yamaç evleri, spor parkları, şelaleler, havuzlar, dereler ve bahçe hayvanlarının güzellikleri de çocukları cezbediyor. Mesire alanları; otoparkları, bulaşık haneleri, çocuk oyun alanları, havuzları ve güvenlikli oluşuyla Turhallıları memnun ediyor.

  • Akdeniz anemisine karşı evlilik öncesi test yaptırmak hayati önem taşıyor

    Çocuk Hematolojisi Uzmanı Prof. Dr. Davut Albayrak, “Türkiye’de yaygın olarak görülen Akdeniz anemisi hastalığını önleme ve teşhis etmede evlilik öncesi test yaptırmak hayati önem taşımaktadır” dedi.

    Halk arasında ’Akdeniz anemisi’ olarak bilinen talesemi hastalığı hakkında Samsun Medical Park Hastanesinden Çocuk Hematolojisi Uzmanı Prof. Dr. Davut Albayrak açıklama yaptı. Talesemi Günü’nde talesemi hastalığı ile ilgili önemli bilgiler paylaşan Prof. Dr. Albayrak, “Kanımızdaki kırmızı kan hücreleri içlerindeki hemoglobin dediğimiz oksijen taşıyıcı molekül ile oksijeni akciğerden alır ve dokulara götürüp bırakırlar. Hemoglobin, hem halkasının üzerini saran A ve B zincirlerine sahiptir. Bu zincirlerin genlerinde yapısal bozukluk olursa yapımları azalır ve hemoglobin sentezi tamamlanamaz ve talesemi dediğimiz kansızlık ortaya çıkar. A zinciri eksik ise Alfa talesemi, B zinciri eksik ise beta talesemi denilir. En sık beta talesemi hastalığı ve taşıyıcılığı görülür. İnsanlarda beta zincirine ait genlerden, iki kromozom çiftinde birer taneden toplam iki adet bulunur. Biri anneden, diğeri babadan geçer. Anne ve babadan gelen her iki beta globin geni normalse çocuk normaldir. Biri değişikliğe uğramışsa çocuk taşıyıcıdır. İkisi de değişikliğe uğramışsa çocuk beta talesemi hasta olur. Hasta düzenli kan alma ihtiyacı duyuyorsa beta talesemi major, duymuyorsa beta talesemi intermedia denilir” diye konuştu.

    Anne ve babadan geçiş nasıldır?

    Hastalığın çocuğa anne ve babadan nasıl geçtiği konusunda da bilgi veren Albayrak, “Anne ve babanın ikisi de taşıyıcı ise, her bir yeni çocuk için yüzde 25 oranında hastalıklı doğma, yüzde 50 taşıyıcı olma ve yüzde 25 normal doğma ihtimali vardır. İki taşıyıcı evlenmiş ise, genetik çalışma ve preimplant tüp bebek ile sağlam bebek sahibi olmaları önerilebilir. Planlanmamış bir gebelik olmuş ise hekimine hemen başvurmalıdır. Gebeliğin ilk üç ayında intrauterin moleküler tanı yöntemleri ile bebeğin hasta veya taşıyıcı olduğu tespit edilebilir. Biri beta talesemi taşıyıcısı, diğeri taşıyıcı değilse, doğacak her bir çocuk için yüzde 50 taşıyıcı, yüzde 50 normal olma olasılığı vardır” şeklinde konuştu.

    Talesemili hastalar kemik iliği naklinden faydalanır mı?

    Kemik iliği nakliye tedavi yönteminden bahseden Prof. Dr. Albayrak, “Kemik iliği nakli, hastaların transfüzyon ihtiyacını tamamen ortadan kaldırabilen bir tedavi yöntemidir. Kemik iliği nakli için doku grubu uygun verici gerekir. Öncelikle kardeşler taranır. Uygun kardeşten nakil tercih edilir. Aile içi uygun verici yoksa akraba dışı vericiden nakil yapılabilir. Kemik iliği naklinin faydaları, nakil sırasında ve sonrasında ortaya çıkabilecek ciddi sorunlar aile ile birlikte konuşulur” açıklamasında bulundu.

  • Komandolar mayın arama köpeklerini sırtlarında taşıyor

    Komandolar, dağlık alanda mayın arama köpekleri zarar görmesin diye köpekleri sırtlarında taşıdı.

    Şemdinli Balkayalar’da sınıra sıfır noktasında komandoların operasyonları hız kesmeden devam ediyor. Yüksek dağlık ve kayalık arazide onlara eşlik eden ve hatta bazen onlarca askerin hayatını kurtaran mayın arama köpekleri hem komandolar tarafından hem de vatandaş tarafından çok seviliyor. Çok sevilen mayın arama köpekleri dağlık alanda zarar görmesin diye komandolar tarafından sırtlarda taşınıyor. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Twitter hesabından paylaşılan fotoğraflar büyük ilgi gördü.

  • Doğru ellerde yapılmayan sünnet ciddi riskler taşıyor

    Özel Deva Hastanesi Çocuk Cerrahisi Kliniği’nden Prof. Dr. Haluk Ceylan, önemli bir cerrahi işlem olan sünnetin, doğru ellerde ve cerrahinin gerektirdiği kurallara uygun olarak yapılmaması durumundan tehlikeli sonuçlar ortaya çıkarabildiği söyledi.

    Prof. Dr. Haluk Ceylan, sünnet operasyonu hakkında uyarılarda bulunarak, “Sünnet dünyada ve ülkemizde en sık uygulanan cerrahi işlemdir. Birbirinden farklı pek çok yöntemle yapılabilen sünnet işleminde amaç, penisin baş kısmını (glans penis) örten sünnet derisinin cerrahi olarak çıkarılmasıdır” dedi.

    “Sünnet enfeksiyon riskini azaltıyor”

    Ceylan, sünnet rahim ağzı kanserinin daha da azalttığını söyleyerek, “Fimozis (sünnet derisinin çocuğun rahat işemesini engelleyecek kadar dar olması), sık idrar yolu enfeksiyonu ve tekrarlayan balanopostitis (glans penis ve sünnet derisinin iltahabi durumu) sünnet yapılmasını gerektiren tıbbi gerekliliklerden bazılarıdır. Sünnet, cinsel yolla bulaşan enfeksiyon hastalıklarının yayılmasının önlenmesinde olumlu rol oynar. Ayrıca sünnetli erkeklerin eşlerinde rahim ağzı kanserinin daha az görüldüğü saptanmıştır” şeklinde konuştu.

    Sünnet için doğru yaş nedir?

    Sünnet için doğru yaş konusunun çok tartışıldığını hatırlatan Prof. Dr. Ceylan, “İdeal sünnet yaşı konusunda uzmanlar arasında bir fikir birliği yoktur. Dini bir ritüel olarak mutlaka uygulanan sünnetin, çocukta sünnet korkusu gelişmeden önce gerçekleştirilmesinin doğru olacağını düşünüyorum. Hayatın ilk aylarında yapılması, sünnetin çocuk üzerindeki psikolojik yükü azaltacaktır. Ancak, doğumdan sonraki ilk 4 haftayı kapsayan yenidoğan döneminde bebeğin fizyolojisi önemli değişiklikler geçirdiğinden, bu dönemde sünnet yapılmasının çok da doğru olmadığı kanaatindeyim. Sünnetin hayatın 2. ayı içinde yapılmasının uygun olacağını düşünüyorum. Son yıllarda 2-6 yaş arasında sünnet yapılmasının psikolojik sorunlara yol açabileceği düşüncesi toplumumuzda giderek yaygınlaşmıştır. Ancak şunu bilmek gerekir ki; bu iddia, bilimsel araştırmaların sonucu değil, Sigmund Freud’un bir asırdan daha uzun bir süre önce ifade ettiği “kastrasyon anksiyetesi” teoremine dayanarak ortaya atılmıştır. Günümüzde bazı psikologlar, bu teoriye dayanarak; 2-6 yaş arasında yapılan sünnetin çocukta ileride iktidarsızlığa yol açacağını öne sürmektedirler. Bu varsayım bilimsel kanıtlara dayanan, bilimsel metodlarla ispatlanmış bir bilgi değil, bir iddiadan ibarettir. Bilimsel temeller üzerine oturmayan bu görüşe dayanarak sünnet yaşının sınırlanmasının doğru olmadığı kanaatindeyim” dedi.

    Yanlış uygulamalar kalıcı hasara neden olur

    Haluk Ceylan, sünnette yanlış uygulamaların kalıcı hasarlara yol açabileceği gibi çocuğun ölümü ile de sonuçlanabileceğini ifade ederek, “Cerrahi prensiplere uyulmaksızın yapılan sünnet, kanama ve enfeksiyon gibi komplikasyonların yanı sıra, penis ve idrar boşaltım sisteminde kalıcı sakatlıklara ve hatta çocuğun ölümüne kadar varan ağır sonuçlara yol açabilir” ifadelerini kullandı.

    Sünneti kimler yapmalı

    Prof. Dr. Ceylan, sünnet operasyonunun hafife alındığını kaydederek, işlemin uzman cerrahlar tarafından yapılması gerektiğini kaydetti. Ceylan, “Sünnet yurdumuzda yüzyıllardan beri evlerde, düğün salonlarında, toplu şölenlerde yapılan bir işlem olması nedeniyle, halkımızın büyük çoğunluğu tarafından basit ve sıradan bir operasyon olarak algılanmakta ve hafife alınmaktadır. Cerrahi teknik olarak hassas inceliklere sahip bir işlem olan sünnetin, eğitimsiz kişiler tarafından yapıldığında, çocukların yüzde 35’e varan büyük bir kısmında küçük ya da büyük, çeşitli komplikasyonların ortaya çıktığı bildirilmektedir. Sünnet komplikasyonlarından korunmak için tıbbi ve cerrahi kurallara hassasiyetle riayet edilmelidir. Anne ve babaların, sünnetin cerrahi bir işlem olarak önemi hakkında bilinçli olması, sünnetin konunun uzmanı cerrahlar tarafından yapılması, sünnet sonrasında ortaya çıkması olası problemleri ve kalıcı sakatlıkları en aza indirecektir” diye konuştu.