Etiket: Taşına

  • Oltu Taşına Mardin Telkârisi işlenecek

    Oltu Taşına Mardin Telkârisi işlenecek

    MÜSİAD Erzurum Şube Başkanı Fuat Demir, Oltu taşına Mardin telkârisi ile işlenerek yeni çok güzel takılar ortaya çıkacağına vurgu yaptı.

    Erzurum MÜSİAD Başkanı Fuat Demir ve yönetim kurulu üyeleri birlikte KUDAKA Genel sekreteri Prof. Dr. Osman Demirdöğen’i ziyaret etti.

    Projeler hakkında bilgi olan MÜSİAD Başkanı Demir, projeler kapsamında ilk etapta on kişilik bir Oltu taşı ustasını Mardin’e götürerek oradaki telkâri ustaları ile buluşturtacaklarını kaydetti.

    İki farklı iş dalından ortak çok güzel takı tasarımları ortaya çıkacağına inandığını belirten Demir, bölgede bir çok insana iş kapısı olacağını belirtti.

    Demir, KUDAKA ile ortaklaşa yapacakları proje ile iki il arasında çok güzel bir iş bağlantısı kuracaklarını söyledi.

  • Çöpte bulunan bebeğin mezar taşına ’kimsesiz’ yazıldı

    Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesinde henüz 2 günlükken çöp konteynerine atılmış halde bulunan erkek bebeğin cenazesi, 19 gün sonra defnedildi. Gömüleceği 1 metrelik mezara cenaze görevlilerinin kucağında taşınan bebeğin mezar taşına da, ‘kimsesiz’ yazıldı.

    İlçeye bağlı Yeşilyurt Mahallesi Hacı Bayram Caddesi üzerinde, 22 Mart 2017 tarihinde battaniye ve beze sarıldıktan sonra, çöp konteynerlerinin arasına bırakılan ve 2 günlük olduğu tahmin edilen erkek bebeğin cenazesi, otopsi ve resmi işlemlerin ardından Elbistan Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.

    Elbistan İlçe Emniyet Müdürlüğü, bebeğin anne ve babasını belirlemek için özel ekiple çalışmalarını sürdürürken, bebeğin defnedilmesi kararı alındı.

    19 gün sonra morgdan alınan cenaze, Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi Cenaze Hizmetleri ekipleri tarafından yıkandıktan sonra, minik bedenine sarılan kefenle birlikte görevliler tarafından Hocazade Mezarlığı’na getirildi. Cenaze, burada polis ekiplerinin nezaretinde defnedildi. İsmi bile konmadan hayata veda eden bebeğin cenazesi, görevlilerin kucağında taşındı. Defin işleminin ardından talihsiz bebek için görevliler tarafından dua edildi. Duanın ardından bebeğin mezar taşına ölüm tarihi ile ‘kimsesiz’ yazıldı.

  • Gazi’de Böbrek Taşına Ameliyatsız Çözüm

    Samsun’da Gazi Devlet Hastanesi’nde ilk olarak flexible üreteroskopi yöntemiyle ameliyatsız böbrek taşı tedavisi yapılmaya başlandı.

    Konuyla ilgili açıklama yapan Gazi Devlet Hastanesi Başhekimi Üroloji Uzmanı Opr. Dr. Mahmut Ulubay, flexible üreteroskopiyi hastanelerinde ilk defa uyguladıklarını söyledi. Opr. Dr. Mahmut Ulubay, “Bu tür hastaları daha önceden üniversiteye gönderiyorduk. Bu tedavinin hastalar için iyi yanı, böbrekte bulunan 2 santimden küçük olan taşlar için hastayı ameliyat etmeden doğal yollardan taşları alıyoruz. Hastanın idrar yolundan girerek lazer yoluyla taşı kırıyoruz. Bunun en önemli özellikleri ise hasta aynı gün taburcu olup gidebiliyor. Böbrek ameliyatlarında kanama gibi durumlar bu yöntemde hemen hemen hiç olmuyor. Kilolu hastalar için de bu yöntem çok uygun oluyor” dedi.

    Ameliyatsız böbrek taşı tedavisi Gazi Devlet Hastanesi’nde bugün ilk kez başarıyla gerçekleştirildi.

  • Masa Başı Çalışıyorsanız Böbrek Taşına Dikkat

    Özel Eskişehir TSG Anadolu Hastanesi Üroloji Uzmanı Op. Dr. Kutlu Teberik, günde 3 litreden fazla su içilmesi gerektiğini belirterek, “Bazen de böbrek taşı oluşumunda çalışılan iş yerleri önemli oluyor” dedi.

    Böbrek taşı hakkında açıklamalarda bulunan Üroloji Uzmanı Op. Dr. Kutlu Teberik, taşın olduğunu vatandaşların anlayabilmeleri için bazı belirtiler olduğunu anlattı. Bunların bazılarını, böbrek ağrıları, yan ağrıları, idrar kesesine doğru kasık ağrıları, ya da idrar kesesindeki taşların yaptığı ağrılar ve idrarda yanmalar olarak sıralayan Dr. Teberik, “İdrarda kanamalar hastayı uyarmalıdır. Tekrarlayan, geçmeyen idrar yolu enfeksiyonlarından hastalar şüphelenerek ürologa başvurmalıdır” dedi.

    ERKEKLERDE DAHA FAZLA TAŞ

    Erkeklerde, bayanlara göre daha çok böbrek taşına rastlandığını Dr. Teberik, “Böbrek ve idrar yollarında oluşan taşlar ileriki dönemlerde hastalara sıkıntı oluşturabilir. Bu taşlar nasıl oluşur? Vücutta süzülen mineral ve maddelerin çöküntü oluşturması sonucunda idrar yollarında taşlar oluşur. Küçük taşlar idrar yollarından atılabilir. Ama belli bir boyutun üstünde atılamayan taşlar idrar yollarını tıkar ise, bu taşlar daha sonra böbrekler fonksiyon kaybına, idrar yollarında tekrarlayan enfeksiyonlara ve kanamalara yol açabilir. Organ kayıplarına kadar giden ciddi sorunlara neden olabilir. Bu yüzdenden de böbrek taşları önemlidir. İdrar yolları üç bölümden oluşur. Bunlar böbrek, üreten ve mesanedir. Böbreklerde oluşan idrar üretenle birlikte mesanede depolanır ve idrar yolundan dışarı doğru atılır” dedi.

    “GÜNLÜK 3 LİTRENİN ÜZERİNDE SU İÇİLMELİDİR”

    Taşların idrar yollarında madde ve minarelerin çöküntü oluşturması sonucunda meydana geldiğini belirten Kutlu Teberik, konuşmasının bir bölümünde hastalıkla ilgili şunları söyledi:

    “Peki neden çöküntü oluşturur? Vücutta koruyucu mekanizmalar vardır. Bu koruyucu mekanizmaların azalmasından dolayı çöküntü oluşabilir. Ailevi ve genetik faktörlerden dolayı bazen taş oluşumuna yatkınlık vardır. Günlük su alımı az olan insanlarda taş oluşum ihtimali daha fazladır. Günlük en az 2,5 litre idrar yapacak şekilde su almalıyız. Bu da günlük 3 litre suya denk geliyor. Hastalarımıza önerilerimiz 3 litre su içmeleridir. Taş hastalıklarına yakalanmamaları için ya da yakalanırlarsa da taşları düşürebilmeleri için bu miktar suyu almaları gerekmektedir.”

    “TAŞ OLUŞUMUNDA ÇALIŞTIĞINIZ İŞ YERİ ETKİLİ OLABİLİR”

    Taş oluşumda çalışılan iş yerlerinin de etkili olduğunu belirten Dr. Teberik, “Sıcak bir ortamda çalışan insanlarda, örneğin fırıncılarda aşırı sıcaktan meydana gelen terlemede su kaybı yaşandığı için bu meslekte taş hastalığı için risk altındadır. Masa başı işlerde çalışan hastalarda da hareketsizlikten dolayı kristallerin çöküntü oluşturması daha sık olacağı için hastalarda bu risk daha da artmaktadır” dedi.

    Taş oluşumunu engellemek, varsa düşürmek için yapılması gerekenleri anlatan Özel Eskişehir TSG Anadolu Hastanesi Üroloji Uzmanı Op. Dr. Kutlu Teberik, sözlerine söyle devam etti:

    “Günlük su alımını 3 litre suyun üzerinde almaları gerekiyor. Gazlı içeceklerden uzak durmaları gerekiyor. Hastaların kilo vermelerini öneriyoruz. Kilo indeksinin düşmesi mevcut taşlardan kurtulma ihtimalini arttırıyor.Aşırı proteinli beslenmelerini önermiyoruz. haftanın 2-3 günü protein ağırlıklı beslenmeleri uygun olacaktır. Sebze ve meyveden bol beslenmelerini öneriyoruz. Süt ve süt ürünlerini normal olarak almalarını öneriyoruz. Yemeklerden tuzu çok yüksek miktardan çıkaracaklar. Hastalar tuzsuz beslenecek. Çok az tuz miktarı kullanabilir.”

    Yapılan tedavi yöntemlerini anlatan Op. Dr. Teberik, “Açık cerrahi tedavi yöntemi, kapalı cerrahi tedavi yöntemleri uygulanmaktadır. Bunlardan önce polikliniğimizde taş düşürme yöntemleri uygulanıyor. Taş düşürme tedavisi ilaçlarla, hastaların mevcut taşlarını düşürmeye yönelik bir tedavidir. Belli bir süre içerisinde taşlarını düşürememeleri halinde veya acil taşın alınması durumda cerrahi yöntemler veya taş kırma tedavisi uygulanır. Taş kırma tedavisi vücudun dışından ses dalgaları ile taşın ufalanıp, parçalanmasını sağlar. Ancak ; günümüzde kapalı yöntemlerin daha fazla kullanılmasından dolayı taş kırma kullanım alanı kısıtlanmıştır. Kapalı yöntemlerle idrar yolunun her yerine kolaylıkla ulaşılarak taşlar lazer kırıcılarla kırılabilir ” diye konuştu.

  • “Sık Kilo Alıp Vermek Safra Kesesi Taşına Yol Açabilir”

    Toplumda sıklıkla 40 yaş üstü kadınlarda görülen safra kesesi taşlarının başta sarılık olmak üzere ilerleyen dönemde karaciğer yetmezliği ve safra kesesi kanserleri gibi ciddi hastalıklara neden olabileceği bildirildi. Özellikle düşük kalorili diyet yapanların risk altında olduğunu belirten uzmanlar, sık kilo alıp vermenin safra kesesi taşına neden olabileceğini söylüyor.

    Memorial Antalya Hastanesi Genel Cerrahi Bölümünden Op. Dr. Tolgay Akın, safra kesesi taşlarının en sık olarak 40 yaş üstü kişilerde ortaya çıktığını, herhangi bir belirti vermeden sessizce oluşabileceğine dikkat çekti. İlerleyen dönemde ise karnın geneline yayılan, sırt ve omuza vuran şiddetli ağrılara yol açabileceğini kaydeden Op. Dr. Akın, “Bu şikayetler kimi zaman kalp krizi belirtileri ile karıştırılabilir. Bu nedenle doğru tanı konulması ve tedavinin buna göre şekillenmesi çok önemlidir. Tedavi için vakit kaybedilmemelidir. Çünkü zamanında müdahale edilmeyen safra kesesi taşları ciddi komplikasyonlara yol açabilir” dedi.

    DÜŞÜK KALORİLİ DİYET YAPANLAR RİSK ALTINDA

    Safra kesesinin en fazla görülen hastalığı olan taş oluşumunda, kişinin yaşam tarzının etkili olduğuna dikkat çeken Op. Dr. Akın, doğurganlığa ve östrojen hormonuna bağlı olarak 40 yaş üstü kadınları, erkeklere oranla daha fazla etkileyen sorunun oluşma riskini artıran diğer faktörleri ise şu şekilde sıraladı: “Fazla kilo, düşük kalorili diyetlerle sık kilo alıp vermek, çok sayıda doğum yapmış olmak, hareketsiz yaşam.”

    Safra kesesi taşlarına doğru zamanda doğru tedavi uygulanmadığında, uzun dönemde safra kesesi kanseri ortaya çıkabileceğine işaret eden Op. Dr. Akın, şu ifadeleri kaydetti:

    “Kanser riski, safra kesesi taşı olan ve tedavi edilmeyen kişilerde, sağlıklı kişilere göre 7 kat fazladır. Safra kesesi kanserinin birçok kanser türüne göre kötü seyirli olduğu göz önüne alındığında, bu riskli durumun ortaya çıkmaması için gerekli önlemler alınmalıdır. Safra kesesi taşları, ağır ve yağlı yemeklerin ardından yaşanan şiddetli ağrılar, şişkinlik, hazımsızlık ve mide ağrısı şikayetleri ile kendini göstermektedir. Tanın konulması, taşın sayısının ve boyutunun saptanması için ultrasonografik inceleme yapılır. Tanı sonrası ameliyat gereken hastalarda sıklıkla altın standart kapalı ameliyat olarak adlandırılan laparoskopik cerrahi tercih edilmektedir. Safra kesesinin vücuttan cerrahi müdahaleyle alınması hastanın yaşam konforunu etkilememektedir.”

    Safra kesesinde taş tespit edilen hastaların, vakit kaybedilmeden ameliyat edilmesi gerektiğini söyleyen Op. Dr. Akın, küçük kesilerden girilerek yapılan laparoskopi ameliyatının hastaya konfor sağladığı bilgisini paylaştı. Op. Dr. Akın, bu yöntemle ameliyat sonrası hastanede kalış ve iyileşme süresinin kısalacağını, hastanın normal yaşama dönüş süresinin azalacağını ve 30 dakikadan az bir sürede yapılan safra kesesi ameliyatlarında, sabah ameliyat olan hastanın ertesi gün iş hayatına bile dönebileceğini sözlerine ekledi