Etiket: Taş’ın

  • Mustafa Çelik: “Kayserispor için herkes elini taşın altına koymalı”

    Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Çelik, Kayserispor’un başarılı olması için herkesin elini taşın altına koyması gerektiğinin altını çizerek, “İnşallah yarın yapılacak olan kongrede de iyi adaylar çıkar ve takıma sahip çıkarlar diye dua ediyorum” dedi.

    Kayserispor Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Çelik, yarın yapılacak Kayserispor kongresi öncesi basın mensuplarına yaptığı açıklamada, sarı-kırmızılı destek çağrısında bulundu. Çelik, Kayserispor Başkanı Recep Mamur’un dün yaptığı açıklamaların çoğuna katıldığını söyleyerek, “Recep Mamur Bey haklı. Bu takım sadece Recep Mamur’un takımı değil. Bu şehrin tamamının takımı. Bu sadece belediye başkanının takımı değil, Ankara’da bakanın takımı değil. Eğer bir şehrin marka değeri olduğuna inanıyorsak hepimiz taşın altına elimizi koymalıyız. Bizim belediyeler olarak, yasalar çerçevesinde direkt bir spor kulübüne belediyeler şu kadar, şu şekilde destek yapar diye bir maddemiz yok” diye konuştu.

    “15-20 milyonlar konuşuluyor”

    “Ortada uçuşan rakamları hepiniz duydunuz. 15-20 milyonlar konuşuluyor” diyen Başkan Çelik, “Bakın şu içinde bulunduğumuz tesis 2 milyon TL’ye mal oldu. 11 ilçeye tesis yapıyorsunuz 30 milyon TL para harcıyoruz. Bundan mı tasarruf edip spor kulübüne vereceğim. Ulaşım aracı almam lazım ondan mı tasarruf edeceğim, suya mı zam yapacağım? Yasalar çerçevesinde nereye ne yapacağımız yasalar çerçevesinde belirlenmiş vaziyette” ifadelerini kullandı.

    Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Geçtiğimiz yıl Recep Mamur Başkan kendisi katılamamıştı, Kayserispor’a destek ile ilgili bir toplantı yapmıştık. Dönemin valisi vardı, o dönemin milletvekilleri vardı ve ev sahipliğini ben yaptım. Özellikle iş alemini davet ettik. Odalarımız vardı, OSB’lerin yönetimleri, iş adamları derneklerinin yönetimleri vardı. Kayseri’de Kayserispor gibi bir derdimiz var, bu dert ile hepimiz dertlenmeliyiz dedik. Ne yaparız konusuna gelince bu takımın iki ana problemi var; biri taraftar, biri de maddi problemleri. Aklıma gelen çözüm çok da pratik bir çözümdü. Dedim ki hepinizin üyesi, idare ettiği kurum ile ilgili bir topluluğu var, bu topluluğa Passolig kartı alın, bu kartları bir sezonluk maç bileti de yüklesinler, hem taraftar hem de mali konulardaki sıkıntılar çözülmüş olur. En ideal çözümdü. Şu anda kimler Kayserispor’a yardım edebilir diye bakarsanız bu gün o kişilerin hepsi oradaydı. Allah rızası için bir tek Passolig için bu arkadaşlarımızın hiç birinden, kendilerince belki tereddütleri olabilir ama böyle legal bir teklife de hiçbirinin hayır dememesi lazımdı. Ben çağrımı tekrarlıyorum. Kayserispor bugün toplumun tamamının ortak derdiyse herkes elini taşın altına koymalı. Taraftar konusu; taraftar bilet parası verip gelmiyor, ulaşımı ücretsiz yapıyorsunuz gelmiyor. Halkımızın takımına sahip çıkması lazım. Burada Kayserispor’dan bahsediyorsak bu sadece benim vazifem değil, bu sadece Özhaseki Bakanımızın vazifesi değil, Recep Mamur’un vazifesi değil şehrin tamamının vazifesidir. Herkesin elini taşın altına koyması lazım. Bizler yasalar çerçevesinde ne gerekiyorsa yaptık. Bunu kimse inkar edemez, yok da diyemez. İnkar ediyorsa bunun hesabını vereceği yerler belli diye düşünüyorum. İnşallah yarın yapılacak olan kongrede de iyi adaylar çıkar ve takıma sahip çıkarlar diye dua ediyorum.”

  • Şırnak’ta Her Taşın Altından Patlayıcı Çıkıyor

    Sokağa çıkma yasağının devam ettiği Şırnak’ta, her taşın altından, tencere ve çaydanlıkların içinden patlayıcı çıkıyor. Kentte, 64 gün içerisinde 35 ton patlayıcı imha edildi. Yüzde 87’si teröristlerden arındırılan kentte, operasyon tüm hızıyla sürüyor.

    Şırnak’ta, hendek ve barikatlarla tuzaklanan patlayıcılar yüzünden 14 Mart’ta ilan edilen sokağa çıkma yasağı 64’üncü gününde devam ediyor. İlçede yasağın ilan edilmesi ile birlikte polis ve askerlerin katılımıyla başlatılan “Şehit Jandarma Üsteğmen Mehmet Çiftçi Operasyonu” da aralıksız sürüyor. İhlas Haber Ajansı (İHA), teröristlerin yerle bir ettiği Şırnak kent merkezini görüntüledi.

    Teröristlerin, Yeşilyurt, Gazipaşa, Dicle, Cumhuriyet, İsmetpaşa, Yeni ve Bahçelievler Mahallelerinde her hendek, barikat, bina, sokak, cadde, tüp, tencere, çaydanlık ve birçok kilit parke taşlarına el yapımı patlayıcı tuzakladığı görüldü. Zayiat vermek için her türlü yolu deneyen teröristlerin, patlayıcıları metal ve çivilerle güçlendirdikleri öğrenildi. Patlayıcıları uzaktan kontrol edebilmek için yüzlerce metre uzunluğunda kablolar da döşeyen teröristlerin, kabloların üzerini harçla kapatması dikkat çekti. Evlere tuzaklanan patlayıcıların ise genellikle kapı ve pencere girişleri, dolap, yatak altı, mutfak tezgahı, çocuk beşiği ve soba içleri gibi yerlere döşenmesi dikkat çekti. Kentte, şuana kadar yapılan çalışmalarda, 982 el yapımı patlayıcı imha edilirken, bu patlayıcıların toplam 35 ton olduğu belirtildi.

    Öte yandan, yüzde 87’si PKK’lılardan arındırılan kente, güvenlik güçleri çemberi gün geçtikçe daraltıyor. Yeni ve Bahçelievler Mahalleleri dışında kalan ve teröristlerden temizlenen mahallelerde arama çalışmaları devam ederken, söz konusu mahallelerde ise operasyon aralıksız sürüyor. Kentte zaman zaman güvenlik güçleri ile teröristler arasında sıcak çatışmalar da yaşanıyor.

    Kentteki operasyonlarda 384 PKK’lı etkisiz hale getirildi.

  • 9 Kişiyi Öldüren Yusuf Taş’ın İfadesi Kan Dondurdu

    Gaziantep’te 9 kişinin katil zanlısı Yusuf Taş’ın ifadesi kan dondurdu. Olaydan hemen öncesinde uyuşturucu hap kullandığını belirten Taş, olayda kullanılan tabancayı ise ilk olarak kayınvalidesi Kudret Taş’ın kendisine çektiğini ileri sürdü.

    Gaziantep’te 4 Şubat 2016 tarihinde saat 23.30 sıralarında Düztepe Mahallesi 18 Nolu Sokak 4 numaralı evde Yusuf Taş’ın eşi Tuğba Taş, eşinin teyzesi Şenel Çakmak, teyzesinin çocuğu Ahmet Can Çakmak ile amcasının oğlu Turan Taş’ın cesedi bulunmuştu. 5 Şubat sabah saat 08.45 sıralarında ise Sam Mahallesi 49 Nolu Sokak’taki 3 nolu evde Yusuf Taş’ın amcası Mustafa Taş, yengesi Gülay Taş ile çocukları Türkan, Furkan ve Rukiye Taş ölü bulunmuştu. Olayın ardından 9 kişinin katil zanlısı olarak aranan Yusuf Taş, 55 gün boyunca bulunamamıştı. İzmir’e gitmek isterken polisin operasyonu ile Gaziantep’te yakalanan Yusuf Taş, sorgusunun ardından sevk edildiği adli makamlarca tutuklanarak, cezaevine gönderildi. Zanlının ifadeleri ise kan dondurdu.

    “EŞİM TUĞBA’YA 70 BİN TL VERDİM”

    Tuğba Taş ile 2014 yılında evlendiğini belirten Yusuf Taş ifadesinde eşi Tuğba’nın evliliğinden 3 ay sonra çağrı merkezinde çalışmaya başladığını söyledi. Yusuf Taş, eşinin çağrı merkezi kurmak istediği yönündeki talebi üzerine Tuğba Taş’a 70 bin TL verdiğini anlattı. Taş, eşinin çağrı merkezi açtığını ve kendisinin bir iş yerinde garson olarak çalıştığını belirtti. Düzgün bir evlilik hayatı bulunması nedeniyle başlarda mutlu olduklarını anlatan Yusuf Taş, kayınvalidesi Kudret Taş’ın sürekli kızını aradığını iddia etti. Kudret Taş’ın evliliğe onay vermediğini öne süren Yusuf Taş, “İlk başta her şey yolunda gidiyordu, düzgün bir evlilik hayatımız bulunmaktaydı. Ancak eşim Tuğba’nın annesi yani kayınvalidem Kudret Taş sürekli olarak kızını yani eşim Tuğba’yı telefonla arayarak evliliğimize onay vermediğini ve kızının benden ayrılmasını istiyordu. Tuğba ilk anlarda annesinin bu şekilde davranmasını ve konuşmalarına karşı çıkıyordu. Ben hiçbir zaman kayınvalideme ve bu konuyla ilgili yani evliliğimizi bitirmeye çalışmasıyla ilgili olarak bir şey demedim. Kendisiyle bu konuda hiç konuşmadım. Hatta eşime de sürekli olarak ben zaten gün boyu iş yerindeyim , senin yanında değilim. Annenle geçen bu konularınızı bana yansıtma diye söylemiştim. Bu süreç bir süre bu şekilde devam etti” dedi.

    Daha önce aralarında başka bir eve taşınma, hastanede yatırılması ve ayrılmaları gibi konularda birkaç kez kayınvalidesi ve eşiyle sıkıntılar yaşadıklarını anlatan Taş, eşi Tuğba’nın geldiği Gaziantep’te hastanede tedavi gördüğünü öğrenmesi nedeniyle ziyaret etmek amacıyla kendisinin de Gaziantep’e geldiğini ifade etti. Kendisinin Gaziantep’e geldiği gün kayınvalidesi Kudret Taş’ın imzasıyla eşinin hastaneden çıkarıldığını öğrendiğini anlatan Yusuf Taş, şöyle devam etti:

    “Kudret tüm sorumluluğu üzerine aldığını belirten ve evrakları imzalayıp hastaneden çıkarttığını öğrendim ben de bunun üzerine hemen eşim Tuğba’yı telefonla aradım. Ben hastanedeyim sen yoksun çıkmışsın diye sordum. Bana evet hastaneden çıktım ancak seninle görüşmek istemiyorum diye söyledi. Ben de kendisine neden diye sorduğumda, ‘Sen ilk geldiğin gün hastaneye yanıma gelmedin. Senin ailen daha önemli beni arama’ dedi ve telefonu kapattı.”

    “TABANCAYI TUĞBA’NIN DAYISINDAN SATIN ALMIŞTIM”

    Taş, telefonla konuştuktan bir gün sonra ise İstanbul’da kirada oturdukları evin sahibinin kendisini telefonla arayarak, eşyaların taşındığını söylediğini belirtti. Eşi ve kayınvalidesinin nakliyat firması ile birlikte eşyalarını aldığını öğrenen Taş, eşi Tuğba’yı telefonla arayarak eşyaları neden taşıdıklarını sorduğunu belirtti.

    Olayda kullanılan tabancayı da Tuğba Taş ile nişanlı olduğu dönemde Tuğba’nın dayısı Emre’den satın aldığını söyleyen Yusuf Taş, “Ben de bunun üzerine hemen annem de yanımda evimi hemen eşim Tuğba’yı telefonla aradım. Sen neredesin diye sordum. Tuğba bana ’Şu an İstanbul yerindeyim annem de yanımda evimi Gaziantep ilinde taşıyoruz artık orada yaşayacağız Çünkü benim rahatsızlığım var burada kalamam. Sen de buraya İstanbul’a dönme, orada birlikte yaşayacağız’ diye söyledi. Evimde normal eşyalar da vardı. Ancak Tuğba ile evliliğimizden birkaç ay öncesi henüz nişanlı aşamasındaki iken Tuğba’nın dayısı Emre 6 bin TL’ye 9 milimetre Glock marka bir tabancasını bana önermişti. Ben de bu silahı satın almıştım, bu silahı aldığım tarihte 1 şarjörü vardı, yine silahı aldığın tarihte Emre bana bir kutu dolu mermi ile birlikte vermişti” dedi.

    AKLINA ÖNCE TABANCASI GELMİŞ

    Gaziantep’e gelirken tabanca ve mermilerin İstanbul’da bulunduğunu belirten Yusuf Taş, evi taşıdıkları söylendiğinde ise ilk olarak tabanca ve dolu şarjörün aklına geldiğini kaydetti. Tuğba Taş’ın da tabancadan haberdar olduğunu belirten Yusuf Taş, “Gaziantep iline gelirken bu tabanca ve mermileri İstanbul ilinde evinde bulunuyordu. Eşim Tuğba bana eşyaları topladıklarını kamyonu yüklediklerine söylediği anda elimizde bulunan bu tabancam ile dolu şarjörü aklıma gelmişti. Zaten eşim Tuğba da benim dayısı Emre’den satın almış olduğum bu tabancadan haberdardı. Ben o anda hemen evimin bağlı olduğu Eyüp Polis Karakolu’na aradım evlilik eşyalarımı çalıyorlar diyerek şikayette bulundum” diye konuştu.

    Olaydan birkaç gün sonra ise eşi Tuğba’nın annesiyle birlikte eşyalarını alarak Gaziantep’e geldiğini duyduğunu belirten Taş, eşinin çağırması üzerine yanına gittiğini ifade etti.

    Tuğbaya eşyalarını sorduğunda ise annesi ve dayısı Emre’nin bir kamyon yükleyerek götürdüklerini, nerede olduğunu bilmediğini söylediğini belirten Yusuf Taş, Tuğba’ya altınları ve tabancayı sorduğunu söyledi. Taş, “Tuğba, hepsinin annesinde ve dayısında olduğunu bana söyledi. Tuğba ben orada işim var düzenimiz vardı. Sen bunlara neden müsaade ettin diye söyledim. Kendisi de annesinin ve dayısının böyle istediklerini söyledi. İlerleyen süreçte Ben eşim Tuğba ile birlikte dayısının ve annesinin teyzesinin evine gittim. Tuğba eşyalarımızı istedi. Tuğba’nın teyzesi Şenel Çakmak üzerime saldırıp, beni darp etti. Tuğba’nın dayısı Emre ise bana hitaben küfür edip, seni öldüreceğim diye tehdit etti” dedi.

    Yaşananlar üzerine eşi Tuğba’nın kendisiyle birlikte gelerek, Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayette bulunduğunu vurgulayan Yusuf Taş, “Daha sonra daha doğrusu Tuğba kendisi istediği için şikayette bulunmuştuk. Süreç bu şekilde devam etti. Tuğba’nın ailesini bana karşı tehditleri de devam edince yine eşim Tuğba’nın isteği üzerine ikimiz de birlikte İstanbul iline gittik. Çünkü eşim Tuğba ‘ailem beni ve seni burada öldürürler’ diye korkuyordu. İstanbul ilinde eşim Tuğba’nın yarım kalan ruh ve sinir hastalıkları tedavisinin Bakırköy Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yaptırdık. Yaklaşık 20 gün kadar bu hastanede yatarak, tedavi gördü. Sonra taburcu oldu. Kendisini hastanede bulunduğu süre zarfında ben geceleri amcam Mustafa Toz’un İstanbul’daki evinde misafir olarak kalıyordum. Eşim Tuğba da tedavisi bitince 10 gün kadar amcamın evine benimle birlikte kaldı. Daha sonra Tuğba bana hitaben ’Ben ailemi ikna ettim. Eşyalarımızı verecekler, beni çağırıyorlar, ben Gaziantep’e gideyim, Sonra da sen gelirsin bir ev tutarız, eşyalarımızı yerleştirip orada yaşarız’ diye söyledi. Tuğba yalnız olarak Gaziantep iline tekrar döndü, ben İstanbul’da kalmıştım. Sürekli eşimden telefonla irtibat halinde bulunuyorduk, Tuğba bana, ailesinin yine baskı yaptığını benden ayrılmak için dava açmasını istediklerini söyledi. Hatta iki hafta kadar sonrası da Tuğba bana boşanma davası açtıklarını bildirdi” ifadelerine yer verdi.

    “EŞİM ŞANTAJLA 100 BİN TL İSTEDİ”

    Bu olaylar nedeniyle İstanbul’daki işinden de olduğunu söyleyen Yusuf Taş, eşiyle evlenmeden önce Türkmenistan uyruklu bir kadınla arkadaşlığı olduğunu, bunu öğrenen eşi Tuğba Taş’ın da kendisine şantaj yaparak, 100 bin TL istediğini ifade etti. Yusuf Taş, “Galata Köprüsü’nde bir lokantada garson olarak çalışıyordum. Tuğba ile evlenmemizden önce Türkmenistan uyruklu bir bayanla arkadaşlığımız vardı. Evlenmeye 9-10 ay kala bu bayanla olan arkadaşlığımı bitirdim. Ancak arkadaşlarımız döneminden Türkmenistan uyruklu bayanla özel resimlerimiz vardı. Tuğba boşanma davası açarken evden almış olduğu eşyaları içerisinde bulunan bu özel resim ve kasetleri de almış olacaklar ki bana şantaj yaparak 100 bin TL istedi. ‘Eğer bu parayı vermezsen bu resimleri ve videoları internette facebook ortamlarında yayınlarım’ şantajlarına bulundu. Yine boşanma davasında benden 150 bin TL tazminat ve ayda 1000 TL nafaka talebinde bulunmuştu” ifadelerini kullandı.

    “ARTIK BU EVLİLİĞİN YÜRÜMESİNİ İSTEMİYORDUM”

    Sonraki süreçte ise Tuğba’nın 2 değişik tarihte birer hafta arayla kendisini arayarak, ailesini ikna ettiğini söylediğini belirten Yusuf Taş, Gaziantep iline geldiğinde ise olayların daha da çıkmaza girdiğini kaydetti. Kendisinin de bu evliliği yürümesini artık istemediğini anlatan Yusuf Taş, “Zaten ben de bu evliliğimizin yürümesini artık istemiyordum. Eşim Tuğba ise sürekli olarak beni arayıp eğer bana bir ev tutup tekrar bir araya gelmezsek, boşanma davasına her türlü şeyi sana yaparım. Bu yapacaklarım, henüz ileride sana yapmayı düşündüklerini yanında bir sinek kadar olamaz. Ben artık senin şeytanım diye söyleyip, sürekli rahatsızlık veriyordu. Hatta bu süreçte iki kez darp edildiğini iddia ederek rapor almak suretiyle haksız yere şikayetlerde bulunmuştu” dedi.

    “TUĞBA İLE YENİ EVE TAŞINMAYA KARAR VERDİK”

    Yine Tuğba ile barıştıklarını yeni bir eve taşınmaya karar verdiklerini belirten Yusuf Taş, “Gaziantep ilinde bulunduğum süre zarfında ağustos ayının birinci günü ben bir ev kiraladım. Tuğba ile bu eve taşınmaya karar verdik. Annesi ve dayısı beyaz eşya ile mobilyalarımızı verdiler. Ancak tabanca ve mermilerini, bilgisayarımı, hard diskleri ile bazı özel eşyalarımızı vermediler. Tabanca, mermi, bilgisayar ve hard diskleri istediğimde ise bunları Tuğba’nın annesinin evine koyduklarını söylediler. Annesinin evine gittiğimizde de, annesi bunları satıp hastanedeki tedavisi sırasında harcadıklarını söyledi. Hatta evde eşyaları da tekrar almak istediler. Ben 25 Aralık Polis merkezine aradım, görevli polisler geldiler, onları alıp karakola götürdüler. İfademi verdim, gerekli işlemler yapıldı. Hatta orada da eşim Tuğba, ‘dövdüler’ diyerek iftiralarda bulunmuştu Bunun üzerine eşim Tuğba ve ailesiyle tüm ilişkilerimi kopardım” diye konuştu.

    OLAYIN HEMEN ÖNCESİNDE YAŞANANLAR

    Olayın olduğu 4 Şubat 2016 tarihine kadar sürekli eşi Tuğba Taş ve ailesinin kendisine rahatsızlık verdiğini belirten Yusuf Taş, olayın hemen öncesinde yaşadıklarını da anlattı.

    Gece meydana gelen olaydan saatler öncesinde eniştesi Adnan’ın kendisine yemeğe çağırdığını belirten Yusuf Taş, “Olay günü yani 4 Şubat 2016 günü akşam saatlerinde eniştem Adnan beni telefonla aradı Yemek hazır bize gel yemeği birlikte yiyelim diye söyledi. Ben de enişteme ‘Tamam, size yemeğe geleceğim ancak markete uğrayıp mantı alayım’ dedim. Markete gittim mantı aldım ve saat 19.00 aralarında eniştem Adnan evinde yalnız olarak gittim. Evde eniştem Adnan, hanımı yani kız kardeşim Şenay Değer, benimle birlikte kalan erkek kardeşim Arif Taş ile küçük yaştaki yeğenlerim yani Adnan’ın çocukları vardı. Birlikte yemek yedik daha sonra kardeşim Arif ile birlikte eniştemin evinden ayrılıp, kendi evimize gittik” dedi.

    “ÇOK MUTLUYUM, HUZURLUYUM BENİ RAHATSIZ ETME”

    Yemekten dönüşte kardeşi ile birlikte film izlediklerini anlatan Yusuf Taş, gece ilerleyen saatlerde eşi Tuğba Taş’ın da kendisine mesajlar atmaya başladığını ifade etti. Kendisinin eşine attığı mesajda mutlu ve huzurlu olduğunu ve kendisini rahatsız etmesini istemediğini söylediğini anlatan Yusuf Taş, “Evimizde kardeşim Arif’le televizyondaki bir film izliyorduk Bu arada saat tam olarak hatırlamıyorum ancak gece saatleri olmuştu. Eşim Tuğba Taş sürekli olarak, cep telefonuma mesajlar atmaya başladı Mesajların içeriğini genel olarak benim ve ailemle ilgiliydi. Sürekli olarak benim ailemin kötü insanlar olduğunu yazıyordu. Ben de Tuğba’ya birkaç mesaj çekmiştim. O mesajımda ben çok mutluyum huzurluyum. Beni rahatsız etme diye yazmıştım” diye konuştu.

    “AMCA OĞLU TURAN’IN BENDEN YÜZ KAT DAHA İYİ ERKEK OLDUĞUNU SÖYLEDİ”

    Bu kez eşinin WhatsApp üzerinden telefonla kendisini aradığını söyleyen Yusuf Taş, amcasının oğlu Turan’ın da yanında bulunduğunu söylediğini ifade etti. Eşi Tuğba’nın telefondaki konuşmasında yanında bulunan amcasının oğlu Turan’ın kendisinden daha iyi erkek olduğunu söylediğini ileri süren Yusuf Taş, “Mesajların devamın da bu kez Tuba, WhatsApp üzerinden beni arayarak amcamın oğlu Turan Taş’ın yanlarında olduğunu söyledi. Turan’ın benden yüz kat daha iyi erkek olduğunu ve benim ailemin terbiyesiz insanlar olduklarını söyleyerek, küfür ve hakaretler de bulunmaya devam etti. Konuşmasının devamında telefonu Turan Taş’ı vermesini istedim. Turan da telefonda bana hitaben aynı şekilde, küfür ederek, hakaretlerde bulundu. Daha sonra telefonu alan Tuğba Taş, ‘Ben şu anda teyzem Şenel Çakmak’ın evindeyim. Annem de burada, sen de buraya gel’ diye söyledi. Ben zaten hakaretleri devam ettiği için telefonu yüzlerine kapattım” dedi.

    “HEMEN AMCAMI ARAYARAK OĞLUNUN YAPTIKLARINI ANLATTIM”

    Hemen Turan’ın babası olan amcası Ali Taş’ı arayarak, oğlunun kendisine söylediklerini anlattığını belirten Yusuf Taş, “Hemen Turan’ın babası olan amcam Ali Taş’ı aradım. Oğlunun bu yaptıklarını söyledim. Tuğba’nın ailesiyle bir olduğunu, birlikte hareket ettiğini ve bana küfür ve hakaretlerde bulunduğunu, o anda da yine Tuğba’nın yanında ve onun teyzesinin evinde olduklarını söyledim. amcam Ali Taş, direkt olarak ‘Senin yanlışın var, Turan onların yanına evine gitmez’ diye söyledi. Ben konuşmasının devamında amcam Ali’ye hitaben hatta, ‘Bak amca Tuğba annesi teyzesi, İki hafta kadar öncesi Senin büyük oğlum Ünal’ın yanına giderek benim evimin adresini Arabamın plakasını iş yerinin adresini sormuşlar beni öldürmek için plan yapıyorlarmış, o zaman sen de orada buluyormuşsun, ancak adreslerini bilgilerimi vermemişsiniz bu insanlardan uzak durun. Hatta amca, bunlar daha önce de, ‘senin oğlunla ilgili olarak, eşimin benden boşanıp, onunla evleneceği şeklinde karalama yapmışlar’ diye söyledim. Amcam Ali, ‘benim oğlum Turan, kesinlikle onların evinde, yanında olmaz. Seni kandırıyorlar, eğer seni çağırıyorlarsa çık git’ diye söyledi. Ben de ‘hayır gitmeyeceğim’ diyerek, telefonu kapattım” ifadelerini kullandı.

    UYUŞTURUCU HAP ALMIŞ

    Olaydan iki gün önce Yukarıbayır Sağlık Ocağı’nın karşısında bulunan eczaneden hap satın almak istediğini hatırlatan Yusuf Taş, istediği ilaçların kırmızı reçeteli olması nedeniyle kendisine verilmediğini belirtti. Orada olaya kulak misafiri olan ve tanımadığı bir kişiden 20 TL’ye uyuşturucu hap aldığını anlatan Yusuf Taş, “Saat tahminen 23.00 sıraları olmuştu. Eşim Tuğba sürekli beni aramaya devam etti. Turan’ın yanlarında olduğunu söyleyip beni çağırdı. Hatta Turan’ın telefon numarasını bana verdi, ‘sen de ara’ dedi. Ben kesinlikle kimseyi aramadım, kardeşim Arif halen film izliyordu. Evde ikimizden başka kimse yoktu. Ben olay gününden 2 gün kadar öncesi Yukarıbayır Sağlık Ocağının karşısında bulunan eczaneye ritalin ve anfermatin isimli ilaçlardan almak için gitmiştim. Ancak eczanedeki şahıs bana bu ilaçları ancak kırmızı reçete ile verilebileceğini söyleyip, ilaç vermedi. Benim bu ilaçları istediğim anda orada bulunan ve kulak misafiri olan tanımadığım bir erkek şahıs, eczaneden çıktıktan sonra beni çağırdı ve yanıma geldi. Bana hitaben ‘Abi senin az önce eczaneden istediğin ilaçlardan bende var, istersen vereyim’ diye söyledi Ben şahsen 20 TL para verdim ve cebinden çıkartıp iki tane hap vermişti. Bu haplar cebimdeydi. Ben o gece evden çıkmadan önce, henüz kapıdayken bu hapların ikisini de attım ve yalnız olarak kapıda duran motoruma bindim” ifadelerine yer verdi.

    “AMACIM KONUŞMAKTI”

    Amacının Turan Taş ile konuşmak olduğunu anlatan Yusuf Taş, “Amacım eşim Tuğba’nın teyzesi Şenel Çakmak’ın evinin bulunduğu yere giderek, amca oğlu Turan Taşı görüp babası ile konuşturmaktı. Çünkü Turan babası yani amcam Ali Taş, oğlunun orada olduğunu inanmıyordu. Mimar Sinan Mahallesi’nde hareketli ana caddeden Düztepe Polis Karakolunun karşısındaki caddeye kadar geldim. Tuğba’nın teyze Şenel Çakmak’ın evinin 50 metre kadar gerisinde caddede motoru durdurdum motordan indim ve Şenel Çakmak’ın evinin bulunduğu sokağın başında beklemeye başladım. Şenel’in evine asla gitme gibi bir düşüncem yoktu. Amacım orada bekleyip, Turan evden çıktığında babasını telefonla arayarak, görüştürmekti. Bulunduğum yerden Şenel’in evinin kapısına izliyordum. Benim sokağın başına gelip beklemeye başlamamdan hemen bir iki dakika sonra Şenel Çakmak’ın küçük oğlu sokaktan yürüyerek geldi ve oradaki bir bakkala girdi. Bir şeyler aldıktan sonra tekrar sokakta, yürüyerek evlerine doğru gitti. Şenel’in küçük oğlunun sokaktan girip evlerine gitmesinden yaklaşık 10 dakika kadar sonra bu kez sokaktan iki bayan yürüyerek benim bulunduğum sokağın başına doğru geliyordu. Önce karanlık olduğu için kim olduklarını tanıyamadım. Bana İyice yaklaşınca bu bayanlardan birisinin eşin Tuğba taş diğerini ise annesi Kudret Taş olduğunu gördüm. Ben onları görür görmez, Düztepe Karakoluna doğru yöneldim. Aacım karakola gidip eşim Tuğba’nın o gece bana çekmiş olduğu mesajlar ve telefondaki küfür ve hakaretvari mesajları ile ilgili şikayette bulunmaktı. Ben karakola doğru yürüyünce bir anda Kudret Taş ile eşim beni fark etmiş olacaklar ki ikisi birlikte ‘Gel, gel gitme’ diye seslendiler. Ben de döndüm yanlarına doğru yürümeye başladım” diyerek anlattı.

    “KUDRET TAŞ SİLAH ÇEKTİ”

    Yusuf Taş, aralarında yaklaşık 3 metre kalınca kayınvalidesi Kudret Taş’ın kendisine silah çektiğini ileri sürdü. Bir süre sonra silahı kızı Tuğba’ya verdiğini iddia eden Yusuf Taş, “Aramızı 3 metre kadar bir mesafe kalmıştı ki bir anda Kudret Taş nereden çektiğini anlayamadığım bir tabancayı eline aldı. Tabancamı mekanizmasını çekip bıraktı yani mermi sürdü. Ve silahın yanındaki kızı Tuğba verdi. Tuğba’ya hitaben ‘bunu öldür’ diye bağırdı. Tuğba annesinin uzatmış olduğu ve mermi sürülen bu tabancaya aldı. Kudret, oradan ayrılıp Karakola doğru koştu” dedi. Bizim bulunduğumuz yer ile Şenel Çakmak’ın evinin arası yaklaşık 10 metre bir mesafede bulunuyordu.

    EŞİYLE BOĞUŞTU

    Eşi Tuğba Taş’ın tabancayı kendisine doğrultması üzerine ise boğuşma yaşandığı anlatan Yusuf Taş, “Eşim Tuğba tabancayı bana doğrulttu. Ben hemen onun üzerine atlayıp belindeki tabancayı almak, istediğim anda tabanca bir el ateş aldı Ben sol elimin üst kısmından başparmak ve işaret Parmağımın üst kısmından hafif şekilde yaralandığını sonradan fark ettim tabanca ateş aldığı anda eşim Tuğba’nın elinde bulunuyordu. Ben bundan sonrası hiçbir şekilde hatırlamıyorum, bu olay gerçekleştiği anda gece yarısıydı” dedi.

    Sabaha karşı kendisine geldiğini anlatan Yusuf Taş, “O gecenin ilerleyen saatlerinde sabaha karşı kendime geldim kendime geldiğimde Musabeyli ilçesinde ilçesine bağlı Kaman köyünde ikamet eden tanıdığım Osman Avcı’nın evinde olduğumu, yine motorumun da kapının önünde durduğunu cep telefonun üzerinde olmadığını gördüm. Osman Avcı bana hitaben ne oldu diye sordu. Ben elimi, parmağını gösterip, yaralı olduğumu gördüğümü söyledim Başka bir şey hatırlamıyorum dedim. Zaten kendime gelmemin ardından yaklaşık 10 dakika kadar sonra kapıda duran motoruma yalnız olarak bindim” diyerek anlatmayı sürdürdü.

    “KÖYLERDE DOLAŞIP DURDUM”

    Yusuf Taş, Suriye sınırındaki Kilis’in Musabeyli ilçesine bağlı Kaman Köyün ve çevresindeki köylerde dolaştığını kaydetti. Dağlık bir alanda düşündüğünde en son eşi Tuğba ile boğuşmasını hatırladığını anlatan Yusuf Taş, “Kaman köyünden ayrılarak o gün ismini bilmediğim Kaman köyünün etrafındaki çevre köylerde dolaşıp durdum. Zaten üzerinde telefonum da yoktu. Dolayısıyla hiç kimse ile irtibat kuramadım. Boş dağlık bir alanda biraz oturup düşündüğümde, telefonumun evden çıkarken kardeşim Arif’in yanında kaldığını yine Kudretin bir anda sokağın başında tabanca çekip mermi sürdükten sonra kızına yani eşim Tuğba’ya verip, ‘öldür bunu’ diye bağırıp, kendisinin de Düztepe Karakolu’na doğru koşarak gitmesindeki amacının beni orada Tuğba’ya öldürtüp, suçu da amcamın oğlu Turan Taş’ın üzerine atmaları yönündeki planın yapıldığını anlamış bulundum. Ben o gün gündüzü ve gecesinde Musabeyli köylerindeki kırsalda dolaştım” dedi.

    “SUÇUN BENİM ÜZERİME ATILDIĞINI KÖYLÜLERİN KONUŞMALARINDAN ÖĞRENDİM”

    Köyün birinde tanımadığı insanların konuşmalarında 9 kişinin öldürüldüğünü ve suçun kendi üzerine atıldığını öğrendiğini belirten Yusuf Taş, “Bir gün sonrası yine ismini bilmediğim bir köye gittim oradaki tanımadığım insanların konuştuklarından Gaziantep ilinde 9 kişinin öldürüldüğünü ve benim ismimin geçtiğini duydum. Bu konuşmaları duyunca da olayı dolaştığım köylerde gizlice kendimi belli etmeden araştırdım. Sonuç olarak iki gün önce, o gece gitmiş olduğum sokakta ikamet eden eşim Tuğba Taş’ın da aralarında bulunduğu 9 şahsın öldürüldüğünü ve bu suçun üzerime atıldığını öğrendim. Korkmaya başladım” diye konuştu.

    “ÜZERİMDE KESİNLİKLE SİLAH YOKTU”

    Olay gecesi Şenol Çakmak’ın ikametinin bulunduğu sokağa motoruyla gittiğini fakat üzerinde kesinlikle silahın bulunmadığını vurgulayan Yusuf Taş, “Kesinlikle üzerine silahım yoktu zaten uzun süre önce eşimin dayısı Emre’den satın aldığınız söylediğim tabancada son olarak eşyalar taşınırken onlar da yani Kudret, eşim Tuğba ve dayısı Emre’de kalmıştı. Bu silah hiçbir şekilde tekrar elime geçmemişti” ifadelerine yer verdi.

    VATAN HAİNİ OLMAMAK İÇİN SURİYE’YE GEÇMEMİŞ

    Sam Mahallesi’nde öldürülen amcası Mustafa Çakmak ile 15-16 yıldır konuşmadığını belirten Yusuf Taş, amcası ve çocukları ile hiçbir husumeti bulunmadığını ifade etti. Öldürme olayının ardından geçen 55 gün boyunca ise köylerde dolandığını yineleyen Yusuf Taş, Suriye’ye de geçmek istediğini ifade etti. Vatan haini olmamak için Suriye’ye geçme fikrinden vazgeçtiğini anlatan Yusuf Taş, “Bu öldürme olaylarından bugüne kadar elli beş günlük bir süre geçmiş bulunmaktadır. Bu süre zarfında sürekli olarak Kilis Musabeyli ilçesine bağlı köylerde dolaşıp durdum Hatta bir kez Suriye geçmek istedim. Ancak sınırdaki birisi bana, ‘PKK seni Türk askerine karşı kullanır’ deyince, bende ‘vatan haini olamam. Öleceksem kendi ülkende ölürüm’ diyerek Suriye geçmekten de vazgeçmiştim” ifadelerini kullandı.

    “TERMİNALE MOTORUMLA GELDİM”

    Yusuf Taş, yakalandığı gün terminale motoru ile geldiğini, bileti kendisinin satın aldığını belirterek, yakalanmasaydı saat 20.15’te hareket eden otobüsün 17 numaralı koltuğunda oturacağını belirtti. Bileti 90 TL’ye aldığını da anlatan Yusuf Taş, “30 Mart 2016 günü akşam saatlerinde Gaziantep otogarında geldim otogara gelirken, firarda bulunduğu süre zarfında kullandığım motorun da hatırlamadığım bir yerde bırakmıştım. Otogarda bir otobüs firmasından İzmir iline, aynı gün saat 20: 15’de hareket edecek olan otobüsten 17 numaralı koltuğu 90 TL karşılığında satın aldım. Saat 20:10 sıralarında peronda bulunan bu otobüse bindim. Ve henüz otobüs hareket etmek üzereyken görevli polisler otobüse girdiler ve beni yakalayıp Emniyet Müdürlüğü’ne getirdiler. Bu otobüste İzmir iline hareket edeceğimden kesinlikle kimsenin haberi yoktu” dedi.

    “YİYECEK YARDIMI ALDIM, KİMSEM OLMADIĞINI SÖYLEDİM”

    Arandığı 55 günde sürekli köylerde gezdiğini yineleyen Yusuf Taş, köylülerden yiyecek yardımı aldığını, soranlara ise kimsesi olmadığını söylediğini ifade etti. Taş, “Firarda bulunduğum süre zarfında, motorumla dolaşıp köylerde kendimi gizlemek suretiyle yardım istiyordum geceleri boş bulundum uygun alanlar alanda geçiriyordum babam kardeşlerim dayım bu konudan haberdar değillerdir benim Firarda bulunduğum bu 55 günlük süre zarfında kesinlikle kimsenin bir yardımı ya da beni evinde saklaması gibi bir durum olmadı. Ben motorumla köylerde dolaşarak zaman zamanda yaya dolaşarak bu köydeki vatandaşlardan yiyecek yardımı alarak, bugüne kadar dolaştım. Bu sürede üzerinde cep telefonum hiç olmadı, yine yiyecek malzemesi istediğim köylerdeki vatandaşlara da kimsem olmadığını söylüyordum. Kesinlikle böyle bir öldürme olayından dolayı arandığı hususunda bir şey söylemiyordum” ifadelerini kullandı.

    “POLİS YAKALAMASAYDI İZMİR’DE ÇALIŞACAKTIM”

    9 kişiyi öldürdüğünü hatırlamadığını belirten Yusuf Taş, Düztepe Mahallesi’ndeki olayda silahla yaralandığı söylenen Şener Çakmak’ın küçük yaştaki iki çocuğunun da nasıl yaralandığını bilmediğini ifade etti. Firar olarak dolaşmasının sebebinin ise bu 9 kişinin öldürülmesi olayının suçlusu olarak aradnığını bilmesinden kaynaklandığını anlatan Taş, eğer İzmir’e gitmeyi başarabilseydi orada iş bulup çalışacağını da sözlerine ekledi. Taş, “Eğer polis beni yakalamasaydı, bugün otobüsle İzmir’e gitmiş olsaydım orada kendine bir iş bulup, çalışıp, geçimi sağlayacaktım” ifadelerine yer verdi.

    “SİLAHI BABAMIN EVİNE BEN BIRAKTIM”

    Yusuf Taş, olayda kullanılan silahın babasının evinde bulunması ile ilgili ise “Dört gün öncesinde Gaziantep’e geldim. Olayda kullanılan silahı da kardeşim Şerif ile ailemin birlikte yaşadığı eve girdim ve evde görünür bir yere bıraktım. Ev in yedek anahtarı bendeydi, o nedenle rahatlıkla girdim. Hiç kimse benim silahı bıraktığımı görmedi” dedi.

    Eşinin öldürülmesinin kayınvalidesi Kudret Taş’ı planı olduğunu savunan Yusuf Taş, amcası, yengesi ve çocuklarının öldürülmesi konusunda ise cinayetleri işleyip işlemediğini hatırlamadığını söyledi. Amcasının evini bilmediğini anlatan Yusuf Taş, “Eşimin bulunduğu olaydan sonrasın hatırlamıyorum. Bu nedenle Sam Mahallesi’nde işlenen cinayetleri ben mi işledim hatırlamıyorum. Ayrıca ben amcam Mustafa Taş’ın evini de bilmiyorum. 15 yıldır da görüşmüyorum. Bu nedenle de ben işlediğimi düşünmüyorum. Başka bir diyeceğim yoktur, pişmanım” diye konuştu.

  • Tas’ın Maaş İyileştirilmesi, İntibak Ve Sicil Affı Talepleri

    Türkiye Asker Sendikası (TAS) Genel Sekreteri Suat Telkes, Genelkurmay Başkanlığı ve siyasi otoritenin çözmesi gerekli önemli sorunları olduğunu belirtti.

    Sendikanın Eskişehir İl Temsiliği’nde bir basın açıklaması yapan Telkes, maaş iyileştirilmesi, intibaklar ve sicil affı ile ilgili sorun ve isteklere değendi. Suat Telkes, 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu ve 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun kapsamında görevlendirilen subay, astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş ve sözleşmeli erbaş ve erlere görev yaptıkları her gün için en yüksek devlet memuru aylığının brüt tutarının 1/10’u tutarında ödeme yapılması gerektiğini belirtti. Telkes, subay, astsubay, uzman jandarma ve uzman erbaşların öğrenim durumlarına göre göreve giriş derece ve kademeleri yeniden düzenlenerek, 4 yıllık fakülte ve yüksek okul mezunu olanların 8/1’inden, 2 yıllık fakülte ve yüksek okullardan mezun olanların 9/2’sinden, lise ve dengi okul mezunlarının 10/1’inden göreve başlamalarının sağlanması gerektiğini anlattı. Sicil affı konusuna da değinen Telkes, “Bugüne kadar siyasi otoritelerce 4-5 kez yapılan sicil aflarında, TSK mensupları devamlı olarak kapsam dışı tutulmuştur. Bu nedenle geçmişte, tecrübesiz olduğu bir dönemde, işlediği suç yüzünden personel ömür boyu cezalandırılmakta, rütbe ve terfisini geç almakta, hatta emeklilikte sırf bu yüzden eksik maaş almaktadır. TSK mensuplarına özgü sicil affının yapılması gerekmektedir” diye belirtti.

  • Kocası Tarafından Öldürülen Tuğba Taş’ın Annesi Konuştu

    Gaziantep’te yaşanan 9 kişilik cinayette kocası Yusuf Taş tarafından öldürüldüğü iddia edilen Tuğba Taş’ın annesi Kudret Taş suskunluğunu bozdu. Anne, Başbakan Ahmet Davutoğlu ile görüşmek istediğini ve bu ulayın çözülmesi için adalet istediğini söyledi.

    “BENİM KIZIM PLANLI BİR CİNAYETE KURBAN GİTTİ’’

    Cinayet kurbanı Tuğba Taş’ın haberlerde belirtildiği gibi kocası Yusuf Taş’ın bir anlık cinnet getirmesi sonucu öldürülmediğini, aksine 7-8 aylık bir planlı cinayete kurban gittiğini iddia eden anne Kudret Taş, yetkililerin bir an önce kendisine ulaşarak cinayetin çözülmesini istedi.

    Kudret Taş, “Ben acımdan hiç bir şey düşünecek durumda değilim. Sadece adaleti sağlayan yüksek yetkililere ve bu ülkenin başbakanına sesleniyorum. Acı çekenlerin, mazlumların yanında olan başbakana sesleniyorum, benim Yeşilkent mezarlığında yatan 3 yavrumun acısını benimle paylaşmasını istiyorum. Ben başbakana ulaşmak istiyorum, benim ulaşmam zor olabilir. Ama başbakanımız isterse bana ulaşabilir, bana ulaşsın bu cinayetlerin nasıl, neden işlendiğini, katilin arkasında kimler var hepsini biliyorum. Hepsini söylemek istiyorum ve bu olay için adalet istiyorum’’ şeklinde konuştu.

    “ZANLI BENİ POLİSLERİN HUZURUNDA TEHDİT ETTİ’’

    Cinayetlerin katil zanlısı Yusuf Taş’ın kendisini polislerin yanında tehdit ettiğini iddia eden anne Kudret Taş, “Polisler bu tehditlerle ilgili hiç bir şey yapmadı. Bu caninin arkasında destekçileri var. Eğer isteseler 7 gün değil 7 saatte katili bulurlar’’ diye konuştu.

    “HASTANEDE YATAN YEĞENLERİMİN TEDAVİLERİNİ BİLE YAPTIRAMIYORUM’’

    Tuğba Taş’ın öldürüldüğü evde bulunan ve olayda ağır yaralanan yeğenleri Mehmet Can Çakmak (11) ve Melisa Çakmak’ın (15) hastanedeki tedavileri için yetkililerden destek beklediğini belirten Kudret Taş, “Kimsesiz kalan bu çocuklara sahip çıkılmasını istiyorum’’ diye konuştu.