Etiket: Taşeron

  • Tes-der’den Taşeron İşçilerle İlgili Mevzuat Değerlendirmesi

    Temizlik ve Sosyal Hizmetler İşverenler Derneği (TES-DER) Genel Sekreteri Sulhaddin Kaya, taşeron işçilerin özel statü ile kadroya alınması durumunda yaklaşık 200 bine yakın işçinin işsizler ordusuna katılacağını savundu.

    Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu’nun (TURKONFED) yönetim kurulu toplantısı dün Diyarbakır’da yapıldı. TES-DER Genel Sekreteri Sulhaddin Kaya, çok sayıda işverenin katıldığı toplantıda, taşeron işçilerin özel statü ile kadroya alınmasına ilişkin bilgilendirme yaptı. Gündemde olan taşeron işçilerin özel statüye geçirilmesi amacıyla hazırlanacak mevzuatın yalnız “asıl iş” kapsamında çalıştıranlarla sınırlandırılmasının daha verimli olacağını belirten Kaya, “Aksi halde bu sektörde faaliyette bulunan şirketler ile çalışanların sosyal ve iktisadi yaşamlarında telafisi mümkün olmayan çöküşler yaşanacağından bu sektör ve sektörde istihdam edilen personelin, devletin sosyal ve hukuk gücüne olan inancı sarsılacaktır” dedi.

    “İKTİSADİ KURULUŞLAR DA ZARAR EDECEK”

    İşçilerin kazanılmış olan sendikal ve toplu iş sözleşmesi haklarının ellerinden alınıp, hiçbir güvencesi olmayan 3 yıllık sözleşmeler ile çalıştırılacağını anlatan Kaya, şunları kaydetti:

    “Ayrıca sektörde istihdam edilen işçinin çoğunluğunun okur-yazar olmayan kesim olması nedeni ile gerek yapılacak sınav sonucu gerekse de diğer nedenlerden dolayı 200 bine yakını işsizler ordusuna katılacaktır. Bu işçi mağduriyetinin yanı sıra bu sektörde kurumsallaşmasını sağlamak amacıyla 30 yıldan bu yana tabiri caiz ise dişini tırnağına takıp kendi varislerinin geleceğini bu sektöre göre dizayn edip bu sektöre ait çeşitli branşlarda iş deneyimine sahip olunmak ve bunların tutarlarını yükseltmek amacıyla maddi anlamda büyük bedeller ödeyen 25 ile 30 bin arası şirketin kapısına kilit vurulacağından, bunun sonucu şirketlerin çoğunluğu iflas edip, milyar dolar tutarındaki makine parkı atıl hale gelecek. Yine bu sektör ve sektör ile bağlantılı olarak milyar doları aşan yapılan yatırımlar tamamlanamayacağından, bu yatırımlar için sağlanan milyar dolar tutarındaki kredilerin geri dönüşü sağlanamayacak, dolayısıyla bankalar başta olmak üzere çeşitli iktisadi kuruluşlar zarar edecektir. Ayrıca bu şirketlerin merkez iş yerlerinde istihdam edilen 100 bine yakın uzman eleman işini kaybedecektir. Bu nedenle konunun, hükümet yetkilileri başta olmak üzere sektör, işçi ve sendika temsilcileri ile görüşülüp, bu şekilde bir mevzuatın hazırlanması için konunun yetkili makamlara götürülmek üzere konfederasyonunuzun çaba göstermesini talep ediyoruz.”

  • Taşeron Firmaları Eker’le Görüştü

    Taşeron firmalarını temsilen bir gurup iş adamı AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ekonomi İşleri Başkanı Mehmet Mehdi Eker ile taşeron firmalarının uğrayacağı mağduriyetler hususunda görüşme gerçekleştirdi.

    Taşeron işçilerinin özel sözleşmeli personel statüsüne geçirilmesi ile taşeron firmalarının uğrayacakları mağduriyetlerin dile getirildiği görüşmeye ATO 64. Meslek Komite Başkanlığı Meclis Üyesi Bülent Çizmeci, Temizlik ve Sosyal Hizmetler İş Verenleri Derneği (TES-DER) Başkanı Mehmet Veysi Araç, TES-DER Genel Sekreteri Sulhaddin Kaya, Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkan Vekili Kemal Süt, Gaziantep Ticaret ve Sanayi Odası 40. Grup Komite Başkan Yardımcısı Hüseyin Çolak, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası 6. Komite Başkan Yardımcısı Murat Çelik, Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası yönetim kurulu üyesi Kadir Kılıçoğlu, ATO 64. Komite Meclis Üyesi Adnan Erdoğan ve iş adamı Neşat Şengün den oluşan heyet katıldı. Görüşmeyle alakalı açıklamalarda bulunan ATO 64. Meslek Komite Başkanlığı Meclis Üyesi Bülent Çizmeci, “1980’li yılların başından itibaren endüstri sektöründe rekabetçi bir ekonominin uygulanmaya konulması sonucu ülkemizde de bu amaçla kamunun iş gücü maliyetlerinin düşürülmesi, ihtiyaçların uygun şartlarla ve zamanında karşılanmasını ve kaynakların verimli kullanılması, kaliteli hizmetin alınmasının sağlaması, denetim mekanizmasının daha iyi işler hale getirilmesi ve işçi özlüklerinin sağlıklı olarak kayıt altına alınmasını amacıyla 1990’lı yılların başında özelleştirmeye adım atılmış, bu adıma takiben 1994’lü yılların başında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın belediyelerin mali yüklerini azaltmak adına başlattığı ve o günden itibaren kamu idarelerinde yaygınlaşmaya başlayan taşeronluk, alt işverenlik müessesi ile hizmetin kalitesi ve iş gücü maliyetlerinin düşürülmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla bir milyonu aşan istihdam ile bir hizmet sektörü oluşmuş, bu hizmet sektöründe milyar dolar tutarında yatırımlar gerçekleşmiştir. Ancak, Başbakanımız Ahmet Davutoğlu tarafından kamuoyuna duyurulan asıl iş, yardımcı iş ayrımı yapılmaksızın taşeron işçilerin özel sözleşmeli personel statüsüne geçirilmesi ile ilgili açıklamasının ardından ülke genelinde bu alanda hizmet veren şirketlerin kapısına kilit vurulacağı dolayısı ile kimine göre 25 bin kimine göre 43 bin olan şirketler ve bu şirketlerin antlaşma yaptıkları tedarikçiler, kredi borçlandıkları bankalar veya iktisadi kuruluşlar sağlanılan krediler sonucu yapılan yatırımlar, bu şirketlerde istihdam edilen 50 bine yakın uzman elemanlar ile mahkemelerde devam eden hukuki davalar veya getirilecek statü sonucunda istihdam edilemeyecek işçiler ve de milyar tutarında makine parkları değerleri ileride telafisi mümkün olmayan zarar ve hukuki problemlerle karşı karşıya kalacağından, getirilmesi gündemde olan bu statünün ne şekilde düzenleneceği konusunda bazı hususların da titizlikle göz önüne alınması kaçınılmazdır” dedi.

    Konu hakkında taleplerini de görüşmede dile getirdiklerini belirten Çizmeci, “Bu amaçla konu hakkındaki taleplerimizi başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere Başbakanımız, hükümetimiz ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) nezdinde ele alınması için büyük çaba içindeyiz. Bu nedenle ilk etapta eski Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker’i ziyaret ederek, konu hakkında kendilerine bilgi verilmiş ve bakan, bu kapsamda sektörün zarar görmemesi ve mağdur duruma düşmemesi için gerekli katkıyı sağlamaya gayret edeceğini ifade etmiştir” diye konuştu.

    Çizmeci görüşmede sektör olarak getirilmesi istenen özel statünün gerçekleşmesi durumunda bazı hususlara da cevap aranması gerektiğini ifade ederek şöyle konuştu:

    “Mevcut devam eden sözleşmeler hangi tarihte sona erdirilecektir. Bu sözleşmeler için peşin ödenen damga vergisi ve karar pulu bedelleri tarafımıza iade edilecek midir. Firmaların yapmış oldukları makine ekipman yatırımları ne olacak. Firmaların depolarında bulunan milyar tutarındaki makine parkı ve milyar tutarındaki yatırımlar ne olacak. Mevcutta her firmanın oluşmuş bir marka değeri vardır, yasanın çıkması ile firmaların marka değeri sıfıra ineceğinden ileride tazminat davalarına konu edilmemesi için bu kayıp nasıl giderilecek. 25 bin ile 43 bin arasında olan şirketlerin ticari faaliyetlerini devam ettirmeleri için alınacak ekonomik tedbirler nelerdir. Kadroya alınmayacak personellerin akıbeti ne olacak. Kadroya alınmayıp yargı yoluna başvurarak işe iade alacak olan personeller ile firmalar karşı karşıya kalacak olup; bu durumun yaratacağı mağduriyetler ile ilgili nasıl düzenlemeler yapılacaktır. Halen yargıda devam eden kıdem, ihbar yıllık izin ücreti ve fazla çalışma ücreti gibi işçilik alacakları davalarının akıbeti ne olacak. Sendikalar ile gerek imzalanmış olan gerekse süreci devam eden toplu iş sözleşmelerinin akıbeti ne olacak. Taşeron firmaların ofis bünyesinde çalıştırmakta olduğu ve alanlarında uzmanlaşmış personellerinin bu sektörün kapatılması ile yaşayacakları mağduriyetlerine yönelik ne gibi tedbirler alınacak. Bu güne kadar tarafımıza ödenmediği halde iş kanundan kaynaklanan sorumluluklardan dolayı ödediğimiz kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai gibi ödemelerin tarafımıza ödemesi sağlanacak mı”.

  • Taşeron İşçilere, Kariyer Uzmanından Tüyolar

    Kamu idareleri, belediyeler ve il özel idarelerinde yaklaşık 720 bin taşeron personeli kapsayan düzenlemeye göre yazılı ya da sözlü sınav gündemde. Kamuya geçişte kişinin mesleği ve kamu hizmetini yapabilmesi için gerekli bilgi ve donanıma sahip olup olmadığını belirlemeye yönelik yapılacağı açıklanan sözlü sınavda dikkat edilmesi gerekenleri uzmanı açıkladı.

    Sözlü sınavların genelde mülakat tarzı olduğuna dikkat çeken Kariyer Uzmanı Ülkü Güleşce, bu sınava tabi tutulması gündemde olan yaklaşık 720 bin taşeron işçiye dikkat etmeleri gereken konular hakkında ipuçları verdi.

    “TECRÜBE SORULARINA DİKKAT”

    Mülakat tarzı sözlü sınavlarda farkındalık, tecrübe ve hayallerle ilgili soruların yanı sıra izlenimlerin de çok önemli olduğunu söyleyen Kariyer Uzmanı Güleşce, “Soruları üç ana başlık altında toplayabiliriz. Bunlardan birincisi farkındalık sorularıdır. Bu konuda kurumla ilgili bilgiler, kendinizle ilgili bilgilerin yanı sıra olumlu ve olumsuz yönlerinizle ilgili sorular sorulabilir. İkincisi tecrübe sorularıdır ki bu bugüne kadar çalışmış oldukları işteki bilgileri içerir. Üçüncüsü ise hayallerle ilgili sorulardır. Bu konuda adaylar gayet anlaşılır olmalıdır” dedi.

    “KILIK KIYAFETE ÖZEN GÖSTERİLMELİDİR”

    İlk izlenimin de çok önemli olduğuna dikkat çeken Güleşce, “Görüşmelerde imaja dikkat edilmeli, beden dili kullanılmalı ve heyecan kontrolü yapılmalıdır. Kılık kıyafet, kıyafet ve makyaj kişisel imajı oluşturur. Hanımefendiler abartılı makyajdan, dekolteden kaçınmalıdır. Beyefendiler kirli sakal, sigara, sarımsak gibi ağır kokulara dikkat etmelidir. Beden dili ise sesten ve sözden daha etkilidir. Beden dilini doğru kullandığımızda görüşmenin yüzde 60’ını halletmiş oluruz. Bunun yanı sıra heyecan kontrolünü ise derin nefes alışverişleriyle kontrol altına alabiliriz” diye konuştu.

  • Tes-der’den ‘Taşeron İşçi’ Açıklaması

    Temizlik ve Sosyal Hizmetler İşverenleri Derneği (TES-DER) Başkanı Mehmet Veysi Araç, taşeron sektörüne son vermenin çare olmayacağını söyledi.

    TES-DER Başkanı Mehmet Veysi Araç, taşeron işçilere yönelik açıklama yaptı. Veysi Araç, hizmet sektöründe istihdam edilen işçilerin çalışmaları ile ilgili işveren ve alt işveren tarafından yerine getirilmesi gereken görev, yükümlülük ve sorumlulukların dört ana maddeden oluştuğunu belirterek, bu maddeleri ücretler, izinler, kıdem–ihbar tazminatı ve iş güvencesi olarak sıraladı. Bu maddeler incelendiğinde bu maddelere ilişkin görev, yükümlülük ve sorumlulukların mevzuatça belirlendiğine dikkat çeken Araç, şöyle konuştu:

    “Ancak bu görev, yükümlülük ve sorumlulukların yerine getirilmesi aşamasında, şirketlerin yerine getirmekle zorunlu bulunduğu yükümlülüklerini genel anlamda ifa etmemeleri mümkün değildir. Zira böyle bir durumda haklarında büyük oranda cezai müeyyide uygulanmaktadır. İdareler ise kendi görev yükümlülük ve sorumlulukları noktasında keyfi veya hukuka aykırı davranış sergileyerek sorunların ortaya çıkmasına sebebiyet vermesine rağmen gerek işçiler gerek kamuoyu nezdinde bu soruna taşeron firmaların sebebiyet verdiği şeklinde haksız bir algı oluşmaktadır. Oysa yukarıdaki maddelerde belirtilen görev, yükümlülük ve sorumlulukların yerine getirilmesi hususundaki mevzuat, ihale dokümanları ve hizmetin yürütüldüğü süreç içinde kayıt altına alınan belgeler incelendiğinde, işçilerin hak ve alacaklarının tam ve zamanında karşılanmamasına taşeron şirketlerin değil de asıl işverenin sebebiyet verdiği anlaşılacaktır. Yani kısacası taşeron şirketlere mal edilen bu algı gerçek ve hakkaniyet ile bağdaşan bir algı değildir.”

    “İKTİSADİ KURULUŞLAR ZARAR EDER”

    Taşeron sektörüne son verme kararının çare olmayacağını savunan Araç, şunları söyledi: “Eğer ki, işçilerin ekonomik ve sosyal koşulları iyileştirme ve işçilere iş güvencesi sağlanmasının çaresi aranılıyor ise, bu çare 30 yıldan bu yana hizmet sektöründe büyük fedakarlık göstererek karşılığını almadığı halde milyarlarca tutarda kıdem tazminatlarını ve fazla mesai ücretlerini ödemeye mahkum edilmesine rağmen kurumsallaşmasını gerçekleştirmeye çalışan ve büyük yatırımlara girişip çeşitli noktalarda milyarlarca tutarda borçlanan taşeron sektörüne son verme kararının alınması çare olmayacaktır. Asıl çare devlet bürokrasisinin başkanlığında sendikaların ve taşeron şirket ile işçi temsilcilerinin bir masada toplanarak, devletin ekonomik ve sosyal koşulları ile taşeron sektörünün sona erdirilmesi durumunda ortaya çıkacak ekonomik ve sosyal çöküş noktalarını da göz önünde bulundurarak, bir mutabakata varılıp bu mutabakat dahilinde ve taraflardan birinin telafisi mümkün olmayan zararlara uğramaması yönünde gerçekçi ve bilimsel bir mevzuatın hazırlanması çare olacaktır.”

    Anayasanın konuyla ilgili maddesine değinen Araç, sözlerini şöyle sürdürdü: “Anayasanın 65. maddesi incelendiğinde devlet, sosyal ve ekonomik alanlarda anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek mali kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir hükmünün yer aldığı ve yukarıdaki önerimizin bu madde ile uyum içinde olduğu kabul edilecektir. Aksi halde hiçbir tarafın memnuniyeti sağlanmayacağı gibi taşeron sektöründe büyük yatırımlara girişen ve geleceğini buna göre dizayn ederek geleceğe yönelik gerek yaptığı sözleşmeler gerek sonrasında üstleneceği taahhütler için oluşturduğu makine parklarını oluşturmak üzere en az 36 ay süre ile kredi borçlanan şirketler büyük iflaslar yaşayacak, iflas sonucu çoğunun geleceği kararacaktır. Ayrıca bu sektörün iş yerlerinde istihdam edilen yaklaşık 150 bin civarında kalifiye eleman işsizler ordusuna katılacak, şirketler envanterinde bulunan milyar dolar tutarında makine parkları ve donanım malzemesi heba olacak. Bu da devletin milli kaybına sebebiyet verecek ve oluşacak iflaslardan dolayı başta bankalar olmak üzere çeşitli ekonomik ve iktisadi kuruluşlar büyük ölçüde zarar görecektir.”

    “KARŞI BİR TAVIR İÇERİSİNDE DEĞİLİZ”

    Taşeron şirketleri olarak hiçbir şekilde işçilerin hak ve alacaklarının elde edilmesi noktasında karşı bir tavır içinde olmadıklarını ifade eden TES-DER Genel Sekreteri Sulhaddin Kaya ise, şunları kaydetti:

    “Tam tersi ülkemizin ekonomik koşulları standardında çalışanlarımızın maksimum seviyede ekonomik ve sosyal imkana kavuşması en büyük arzumuzdur. Bunun sağlanabilmesi için başta Sayın Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere gerek Sayın Başbakanımız gerek Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekilleri ile muhalefet partilerin milletvekillerine çağrımız, bu konuya tüm tarafların memnuniyetinin sağlanabileceği bir mevzuatın hazırlanması ve bu noktada bir çözüm bulunmasıdır.”

  • AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hotar: “720 Bin Taşeron İşçi Kadroya Geçecek”

    TÜRK-İŞ 3. Bölge Temsilciliği’ni ve HAK-İŞ Sendikası İzmir İl Temsilciliği’ni ziyaret eden AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Nükhet Hotar, “Vatanımız için çalışan tüm işçilerin yanındayız” dedi. Hotar, 720 bin taşeron işçinin kadroya geçeceğini de belirtti.

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Nükhet Hotar, İzmir programı kapsamında TÜRK-İŞ 3. Bölge Temsilciliği’ni ve HAK-İŞ Sendikası İzmir İl Temsilciliği’ni ziyaret etti. Konuşmasında birlik ve beraberlik vurgusu yapan Hotar, istihdam konusunda vaatlerinin tamamını, planlamalarının ise yüzde 75ini hayata geçirdiklerini belirterek, “720 bin taşeron işçi kadroya geçecek” dedi. Özel istihdam konusunda çözülmesi gereken problemlerin olduğunu dile getiren Hotar, “Birlik ve bütünlük olduğu sürece aşılamayacak bir sorun kalmayacaktır. Vatanımız için çalışan tüm işçilerin yanındayız” diye konuştu.

    “STK’LARA BÜYÜK ÖNEM DÜŞÜYOR”

    Sözlerine gündemde yer alan terör olaylarına değinerek devam eden Hotar, şunları söyledi:

    “Ülke olarak güçlenmemizi engellemeye çalışıyorlar. Birliğimizi ve beraberliğimizi kimse bozamayacak. Tek devlet, tek bayrak, tek millet için çalışıyoruz. STK’lara da terör olayları karşısında büyük önem düşüyor. TÜRK-İŞ ve HAK-İŞ sendikalarına terör olayları karşısında hassasiyetlerinden, devletimizin cumhurbaşkanı ve başbakanının yanında olduklarından dolayı teşekkür ediyorum. Ülkenin birliği ve beraberliğini bozmadan, AK Parti döneminde resmi tatil ilan edilen ve işçi kardeşlerimiz için bir bayram havasında geçmişini hedeflediğimiz 1 Mayıs İşçi ve Emekçiler Günü’nü bu yıl da daha iyi çalışma şartlarına kavuşacak olan taşeron işçilerimizin sevinciyle beraber kutlayacağız inşallah.”