Etiket: tasarruf

  • “Evlerde tasarruf kültürü zayıflıyor”

    Hanehalkı Bütçe Araştırması ve İş Gücü İstatistikleri verilerini değerlendiren TÜMSİAD Genel Başkanı Yaşar Doğan, “Ortaya çıkan tabloda gelir tuzağı ve değişen yaşam tarzımızla kaybettiğimiz tasarruf kültürü göze çarpıyor” dedi.

    Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Hanehalkı Bütçe Araştırması 2016 yılı sonuçları açıklandı. Buna göre hanelerin toplam tüketiminde en yüksek pay yüzde 25.2 ile konut ve kiraya, yüzde 19.5 ile gıda ve alkolsüz içeceklere ve 18.2 ile ulaştırmaya ayrıldı. Hanehalkı Bütçe Araştırması ve İş Gücü İstatistikleri verilerini değerlendiren Tüm Sanayici ve İş Adamları Derneği (TÜMSİAD) Genel Başkanı Yaşar Doğan, “ Ortaya çıkan tabloda gelir tuzağı ve değişen yaşam tarzımızla kaybettiğimiz tasarruf kültürü göze çarpıyor” dedi.

    Tasarruf edememenin orta gelir tuzağına düşmüş ekonomilerin bir sonucu olduğunun altını çizen Doğan, “Konut ve gıdaya ayrılan payın azalıp eğitim ve eğlence kalemlerindeki oransal artış, değişen yaşam tarzının göstergesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle Cumhurbaşkanımızın talimatıyla başlayan İstihdam Seferberliği ve yatırım teşvik paketleri ile istihdam edilenlerin sayısı her geçen gün artarken iş talepleri de istenen seviyede gerçekleşememiştir. Yatırımların finanse edilmesinde tasarruflar en önemli kalemdir. Tasarruf edemediğimiz için de yatırımlar artmamakta ya da yüksek maliyetlerle finanse edilmek zorunda kalmaktadır” açıklamasında bulundu.

    “İstihdamı artırmak için çalışıyoruz”

    TÜİK verileri’nin 15-24 yaş işsizlik oranının artarak yüzde 19,8’e ulaştığının altını çizen Doğan, “Bu rakam yeni yatırımların istenen oranda gerçekleşse bile iş hayatına yapılan talebin istenen seviyede gerçekleşmediğini göstermesi açısından önemlidir. Bu durum sadece yatırımlarla yeni iş imkânlarına beklenen talebin oluşmamasıyla da izah edilemez. Maalesef değişen yaşam tarzları sonucu gençlerimizin iş beğenmeme ve çalışmak istememe gibi sosyolojik bir problemi de bulunmaktadır. Tüm bunları aşabilmemiz için TÜMSİAD olarak her platformda vurguladığımız gibi üretmeye ve yeni istihdam olanakları oluşturmaya devam ederek özellikle genç işsizlerimizi iş hayatına adapte edip üretimimize dâhil etmeliyiz” dedi.

  • Ülker, 2,1 milyon kişinin günlük su tüketimine denk gelen tasarruf sağladı

    Kuruluşunun 80’inci yıldönümüne denk gelen 2024 yılına yönelik sürdürülebilirlik ilke ve hedeflerini açıklayan Ülker, bu konudaki çalışma ve ilerlemeleri anlatan Sürdürülebilirlik Raporu’nun ikincisini yayımladı. Ülker, son iki yılda birim üretim başına su tüketimini yüzde 15 azaltarak, 2024 yılı için hedeflediği yüzde 30 azaltım hedefinin yarısına ulaştı. Ülker, iki yılda 2,1 milyon kişinin günlük su tüketimine denk gelen bir tasarruf sağladı.

    Ülker, geçtiğimiz yıl yaptığı çalışmalarla küresel sürdürülebilirlik endeksi olan FTSE4Good Gelişmekte Olan Piyasalar Endeksi’ne girerek, önemli bir başarıya da imza attı. FTSE4Good’un 2016 yılında ilk kez hayata geçirilen “Gelişmekte Olan Piyasalar Endeksi”, şirketlerin çevresel, sosyal ve yönetim konusundaki performansını ölçüyor. Ülker CEO’su Mehmet Tütüncü, 2024 yılına kadar Ülker fabrikalarında “karbon salım artışı” olmadan büyüme, enerji verimliliğini yüzde 25 artırma, ambalaj fire miktarında yüzde 50 azaltım ve esnek ambalajlarda plastik kullanımını yüzde 20 azaltım hedeflediklerini söyledi.

    Sürdürülebilirlik ilke ve hedeflerini “Bu Dünya Bizim” söylemi altında birleştiren Ülker, “Sürdürülebilirlik Raporu”nun ikincisini yayımladı. Raporda Ülker’in 2016 yılında sürdürülebilirlik alanında yaptığı çalışmalar, ilerlemeler ve yatırımlar hakkında detaylı bilgi veriliyor.

    Ülker, 2014 yılında, kuruluşunun 80’inci yıldönümü olan 2024 yılını işaret eden 10 yıllık Sürdürülebilirlik Hedefleri’ni açıklamış ve bu konudaki çalışmaları da “Çevre”, “Değer Zinciri”, “İnovasyon”, “Çalışanlar”, “Toplumsal Sorumluluk” ve “Liderlik” başlıkları altında toplamıştı. Raporda Ülker’in, 2016 yılındaki sürdürülebilirlik çalışmaları ile küresel sürdürülebilirlik endeksi olan FTSE4Good “Gelişmekte Olan Piyasalar Endeksi”ne girmesine de dikkat çekiliyor. Londra Borsası ve Financial Times’ın ortak sahipliğindeki bağımsız organizasyon FTSE’nin (Financial Times Sustainability Index) 2016 yılında ilk kez hayata geçirilen ”Gelişmekte Olan Piyasalar Endeksi”, şirketlerin çevresel, sosyal ve yönetim konusundaki performansını ölçüyor. FTSE4Good, sorumlu yatırım yapmaya önem veren kurumların kaynak olarak aldıkları dünya çapında önemli endekslerden biri olarak kabul görüyor. Ülker, endekse dâhil olan Türkiye’deki birkaç şirketten birisi oldu.

    “Bizi cesaretlendiren sonuçlar aldık”

    Kurucusu Sabri Ülker’in “israfsız şirket modeli” üzerine inşa edilen Ülker’in sürdürülebilirlik çalışmalarını, iş hayatının her alanını kapsayacak şekilde ele aldıklarına işaret eden Ülker CEO’su Mehmet Tütüncü, “Hedeflerimize doğru giden yolda bizi cesaretlendiren sonuçlar aldık. Paydaşlarımızla yaptığımız çalıştaylar sonunda ortaya çıkan öncelikli konular Ar-Ge ve inovasyon, gıda güvenliği ve kalitesi, su riskleri ve su yönetimi, risk yönetimi, iklim değişikliği ve enerji ile iş sağlığı ve güvenliği öncelikli konular olarak belirlendi” dedi.

    Ülker’in sürdürülebilirlik çalışmalarında, dünya liderlerinin üzerinde anlaştığı “Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri”nin yol gösterici olduğuna dikkat çeken Tütüncü gelişmelerle ilgili şu bilgileri aktardı: “İki yılda birim üretim başına su tüketimini yüzde 15 azalttık. 2024 yılı için belirlediğimiz yüzde 30 azaltım hedefinin yarısına ulaştık. Böylece, iki yılda 2,1 milyon kişinin günlük su tüketimine denk gelen bir tasarruf sağlamış olduk. Enerji verimliliğini yüzde 25 artırma hedefimiz kapsamında da 9.3 bin MWh enerji tasarrufu gerçekleştirdik. Bu da yaklaşık 1,1 milyon kişinin günlük elektrik tüketimini ifade ediyor. Lojistik alanında yaptığımız araç doluluk oranları, tır kullanımı ve palet verimliliği gibi çalışmalarla sefer sayılarını azalttık. 2014 yılından bu yana fabrikalardan distribütörlerimize yapılan sevkiyatlarda karbon salımını yaklaşık 430 ton azalttık. Böylece, 2015 yılına göre aynı miktarda ürünü 2 milyon km daha az yol yaparak tüketiciye ulaştırdık. Diğer yandan raporda paylaştığımız ve sürdürülebilirlik hedefleri açısından önemli bir yere sahip olan 6 fabrikamızın elektrik ve doğalgaz tüketim verilerine uluslararası bağımsız bir denetim şirketi tarafından güvence verildi.”

    Biyoçeşitlilik ve “Sürdürülebilir Fındık Tarımı” projesi

    Tarım yapılan toprağın üretkenliğini etkileyen biyoçeşitliliğin korunmasını öncelikli konular arasında gördüklerini belirten Tütüncü, 2015 yılında Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF) ile başlattıkları “Giresun’da Sürdürülebilir Fındık Tarımı Projesi”nin ilk etabını tamamladıklarını kaydetti. Türkiye’nin en önemli tarım ihraç maddeleri arasında yer alan ve Ülker’in de ana hammaddelerinden olan fındık tarımını sosyo-ekonomik ve ekolojik açıdan ele aldıklarını ifade eden Tütüncü, “Hedefimiz, kalitesi ile dünyada eşsiz bir ürün olan Giresun fındığının üretiminin doğayla uyum içinde sürdürülmesi için gerekli çözüm önerilerini ortaya koymak. Giresun’da seçilen pilot bahçelerde iyi tarım uygulaması ve kapasite geliştirme çalışmalarına başladık” diye konuştu.

    “Ana hammaddemizin yarısını buğday oluşturuyor”

    Kakao, fındık ve buğdayın tarladan tüketiciye ürün olarak ulaşmasını sağlayan değer zincirinin sürdürülebilirlik konuları arasındaki en önemli maddelerden biri olduğuna dikkat çeken Tütüncü, şöyle devam etti: “Sürdürülebilirlik ilkeleri bu yolculuğun her aşamasında çalışma şeklimize yön veriyor. Ürünlerin tüketicilere ulaşana kadar ambalajlanma, taşınma ve dağıtım safhalarında çevresel, sosyal ve ekonomik etkilerini gözetiyoruz. Tedarik Zinciri Politikası oluşturarak, tedarikçilerin de sürdürülebilir iş pratiklerini benimsemesi için ilk adımı attık. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), BirleşmişMilletler Küresel İlkeler Sözleşmesi gibi uluslararası anlaşmalara dayanan politikamız, tedarikçilerin uluslararası sertifikasyon sistemlerine katılımlarını destekliyor ve teşvik ediyoruz. Özellikle gıda ve ambalaj satın alımı yaptığımız tedarikçilerin uluslararası standartlara uyumunu değerlendirerek denetimler düzenliyoruz. Denetimler sayesinde gelişime açık alanlarda iyileştirmeler talep edebiliyor, tedarikçilerin küresel üretim standartlarına uygun üretim yapmasını güvence altına alıyoruz.”

    Ülker’in yıl boyunca kullandığı ana hammaddenin yarısını oluşturan “buğday”a yönelik özel bir çalışma yürütüldüğünü anlatan Tütüncü, “Mümkün olduğu kadar yerel ürünleri tedarik etme anlayışımızla buğday ihtiyacımızın yüzde 80’ini yurtiçinden alıyoruz. Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırmalar Enstitüsü ile 10 yıldır bisküvide kullanmak üzere ideal buğday üretmek için ıslah çalışmaları yapıyoruz. Bu çalışmalarımızın sonucunda Ali Ağa adını verdiğimiz yüksek verimli bir buğday türü geliştirdik. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tohumluk Tescil ve Sertifikasyon Merkez Müdürlüğü tarafından tescillendi. Bundan sonra Ali Ağa’nın yaygınlaşması için çalışacağız” diye konuştu.

    “Ar-ge yatırımlarımızı bir önceki yıla göre yüzde 40 artırdık”

    Ar – Ge ve inovasyonun önemine vurgu yapılan açıklamada, “Artı değer üretirken sürdürülebilir bir büyümenin sağlanması adına inovasyon kritik önem taşıyor. Tüketicilerin istek ve ihtiyaçlarına cevap veren çözümler üretmeye odaklanıyoruz. İnovasyonu 2024 sürdürülebilirlik hedeflerimize uzanan yolda sosyal ve çevresel performansımızı geliştirecek bir araç olarak kullanıyoruz. Ar-ge yatırımlarımızı bir önceki yıla göre yüzde 40 artırdık. Ar-ge birimi çalışmaları kapsamında bu yıl yeni ürün geliştirme, mevcut ürün iyileştirme, proses ve kalite geliştirme gibi alanlarda 1000’in üzerinde projede çalıştık. İnovasyon süreçlerimize tüketicilerin yanı sıra her birim ve seviyeden tüm çalışanları dahil ediyoruz. Bu yıl çalışanlarımızdan 8.373 öneri aldık. Bu önerilerin yüzde 8.3’ünü hayata geçirdik. Geçen seneye göre öneri sayısında yüzde 3 artış oldu. Çalışanlardan gelen fikirler doğrultusunda Cocostar üretim prosesinde yapılan iyileştirme sonucunda 270 dakika olan hazırlık süresi 70 dakikaya indi. Böylece hem işçilikten hem de enerjiden tasarruf sağlandı. pladis Türkiye Çikolata Ar-Ge Departmanı, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’ndan “Ar-Ge Merkezi” belgesi aldı” denildi.

    Çöp sahalarına giden atık oranı düşüyor

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Doğal kaynak verimliliğini sağlamada, sürdürülebilir üretim ve tüketim alışkanlıklarının yaygınlaşmasında atık yönetiminin önemli bir yeri olduğuna inanıyoruz. Daha az atık oluşturarak ve atıkları geri dönüştürerek doğal kaynak kullanımını azaltmayı hedefliyoruz. “Yüzde 100 geri dönüşüm ile düzenli depolama sahalarında sıfır atık” hedefiyle çalışmalarımıza devam ediyoruz. Her sene daha fazla atığı geri dönüştürüyor ve atık sahasına daha az çöp yolluyoruz. Çöp sahalarına giden atık oranı yüzde 9’a düşürüldü.”

    2016’da neler yapıldı?

    Birim üretim başına su tüketimi yüzde 10 azaldı. Böylece iki yıllık su tasarrufu yüzde 15’e ulaştı. Ar-Ge yatırımları, yaklaşık yüzde 40 artırıldı. pladis Türkiye Çikolata Ar-Ge Departmanı, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’ndan “Ar-Ge Merkezi” belgesi aldı.

    2016 yılında her kademedeki Ülker çalışanlarından 8.373 öneri toplandı. Bu önerilerin yüzde 8.3’ ü hayata geçti. Geçen seneye göre öneri sayısında yüzde 3 artış oldu. Ambalaj kullanımı konusunda yenilikçi uygulamalar geliştirilerek 1 milyon TL’nin üzerinde tasarruf sağlandı. Çalışan başına eğitimler ortalama 17 saatten 22 saate çıktı. Sevkiyatlarda tır kullanma yüzde 78’den yüzde 82’ye, çift katlı tır kullanma ise yüzde 35’ten yüzde 43’e yükseldi. Çöp sahalarına giden atık oranı yüzde 9’a düştü. FTSE4Good Gelişmekte olan Piyasalar Endeksi’ne girildi. 2015 yılında ilk gıda şirketi olarak dahil olunan Borsa İstanbul (BIST) Sürdürülebilirlik Endeksi’ndeki yer almaya devam edildi.

    2024 sürdürülebilirlik hedefleri

    Salım artışı olmadan büyümek, birim üretim başına karbon salımını yüzde 40 azaltmak, enerji verimliliğini yüzde 25 artırmak, birim üretim başına su kullanımını yüzde 30 azaltmak, yüzde 100 geri dönüşüm ile düzenli depolama sahalarına sıfır atık göndermek, Lojistik kaynaklı karbon salımlarını yüzde 20 azaltmak, Kişi başı eğitim saatini yüzde 40 artırmak, Koli ve kutularda kâğıt kullanımını yüzde 20 azaltmak, Gün kayıplı iş kazalarını sıfırlamak, Alanında lider kurumlarla toplum sağlığı ve geleceğine yönelik proje ve işbirliklerine devam etmek, Personel değişimini yüzde 3.5 seviyelerine düşürmek, Çalışan bağlılığını yüzde 85 seviyesine yükseltmek.

  • Tufan: “IMF tasarruf oranının yükseleceğini ön görmüyor”

    Nişantaşı Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Öğretim Görevlisi Murat Tufan, “Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) yayımladığı son raporda, Türkiye’nin tasarruf oranlarının önümüzdeki beş yıllık süreç içinde yüzde 15 seviyesinin üzerine çıkamayacağını ön görüldüğünü söyledi.

    Nişantaşı Üniversitesi Bankacılık Ve Sigortacılık Öğretim Görevlisi Murat Tufan Türkiye’nin tasarruf oranları hakkında bilgi verdi. Tasarruf oranları başta Türkiye olmak üzere birçok gelişmekte olan ülke için önemli bir gösterge olduğunu belirten Turan, “Türkiye’nin tasarruf oranları benzer gelişmekte olan ülkelere göre kıyasladığımızda düşük olduğunu söyleyebiliriz. Dünya Bankasının verilerine göre Türkiye’nin tasarruf oranı 2015 yılında Gayri Safi Yurtiçi Hasılanın yaklaşık yüzde 14 seviyesinde yer aldı. Yine Dünya Bankası verilerine göre, Endonezya’nın ve Hindistan’ın tasarruf oranı yüzde 32, Rusya’nın oranı yüzde 27, Güney Afrika’nın yüzde 16 seviyesinde yer aldığını görüyoruz” dedi.

    IMF tasarruf oranının yükseleceğini ön görmüyor

    Tasarruf oranlarının düşük olması ülkelerin özellikle cari açık finansmanında yabancıların tasarruflarına ihtiyaç duymasına neden olabileceğini belirten Tufan, “Türkiye’nin de göreceli olarak düşük olan tasarruf oranları başta cari açığın finansmanında orta vadeli fon ihtiyacını yükseltebiliyor. IMF’nin yayımladığı son raporda Türkiye’nin tasarruf oranlarının önümüzdeki beş yıllık süreç içinde yüzde 15 seviyesinin üzerine çıkamayacağını ön görüyor. IMF, 2017’de tasarruf oranının 14,9’a gerileyeceğini 2018-2021 döneminde yüzde 14,6 düzeyinde gerçekleşeceğini tahmin ediyor” diye konuştu.

    Tasarruf oranını yükseltici önlemler devrede

    Yurtiçinde yapısal reformlar çerçevesinde alınan birçok önlemin tasarruf oranlarını yükseltecek nitelikte olduğunu söylenebileceğini ifade eden Tufan,” Bu önlemlerin başında zorunlu Bireysel Emeklilik (BES) Sistemi geliyor. Zorunlu BES sisteminin yanı sıra yeni kıdem tazminat uygulaması da tasarruf oranlarını yükseltebilecek hamleler olarak karşımıza çıkıyor. Alınan önlemler sonrası Otomatik katılım sisteminde daha önce BES’i bulunanlar hariç tutulduğunda cayma oranının yüzde 40’a yakın olduğu tahmin ediliyor. Bu sistemin hane halkına ne kadar önemli olduğunu anlatabilmek finansal okuryazarlığın gelişmesine de katkıda bulanabilir. Öte yandan, son zamanlarda fonlama maliyetinin yükselmesi tasarruf oranlarını yükseltecek nitelikte görünse de uzun vade de yapısal reformlar ile bu sorunun çözülmesi önemli olacaktır. Uzun süre fonlama maliyetlerinin yüksek olması yatırım kalemini olumsuz etkileyebilmektir. Türkiye’de tasarruf oranlarını etkileyen bir başka etkeninde yastık altı olarak tabir edilen finansal sisteme kazandırmayan fon miktarı olduğunu söyleyebiliriz. Yastık altında yer alan paranın finansal piyasa aracılığıyla tasarrufa dönüşmesi önem sarf ediyor. Özellikle ABD odaklı sıcak paranın anavatanın geri dönmeye devam ettiği ortamda Türkiye’nin sürdürebilir büyüme oranları için tasarruf oranları ön plana çıkmayı sürdürebilir” şeklinde konuştu.

  • Çeyizi internetten alan 2 bin 705 TL tasarruf ediyor

    Yaz mevsiminin başlamasına kısa bir süre kala, düğün hazırlıkları yoğunlaşırken çeyiz alışverişleri de arttı. Mağaza mağaza gezen çiftler çeyizlerini 12 bin 966 TL’ye toplarken, bu alışverişi internet üzerinden yapan gelin-damat adayları 2 bin 705 TL daha az ödeyerek toplamda 10 bin 261 TL harcıyor.

    Düğün mevsimi yazın yaklaşmasıyla birlikte, birçok çifti çeyiz hazırlama telaşı sardı. Online alışveriş platformları, bu yıl, yüzde 20.86’lık tasarruf oranıyla çeyiz alışverişinde fiziksel mağazaları geride bıraktı. Mağazalar ile online alışveriş platformları arasındaki fiyat farklarını değerlendiren Akakçe Kurucu Ortağı ve Genel Müdürü Koray Karataş, “Online alışverişte tasarruf oranları kategoriye bağlı olarak değişiklik gösteriyor. Elektronikte yüzde 10’lara varan tasarruf oranları görülürken, beyaz eşyada ve küçük ev aletlerinde bu oran yüzde 20’lere kadar çıkabiliyor” dedi.

    Bu yıl, fiziksel mağazalardan en çok tercih edilen ürünlerle dolu bir çeyiz hazırlamanın maliyeti 12 bin 966 TL. Aynı çeyiz alışverişini internetten yapmanın tutarı ise 10 bin 261 TL yani 2 bin 705 TL daha ucuz.

    En popüler buzdolabındaki fiyat farkı 360 TL

    Çeyiz alışverişinde en büyük paya sahip olan kategorilerden biri, beyaz eşya. tüketiciler tarafından en çok ilgi gören No-Frost buzdolaplarından biri piyasada 2 bin 358 TL’ye satılırken, bu ürün online alışveriş platformlarında 360 TL daha ucuz bir fiyattan, bin 998 TL’den alıcı buluyor. Mağazada bin 199 TL olan 7 kg kapasiteli bir çamaşır makinesi internette 940 TL; bin 335 TL olan beş programlı bir bulaşık makinesi ise bin 233 TL’ye satışa sunuluyor.

    Aynı elektrikli süpürge internette daha uygun fiyatlı

    Evlenecek olan çiftlerin çeyiz listesindeki bir diğer önemli kategori, küçük ev aletleri. Bu ürünler arasında alışverişçiler tarafından en çok ilgi gören toz torbasız süpürge, piyasada en ucuz bin 299 TL’ye satılırken, internette aynı model, 156 TL daha ucuz bir fiyattan, bin 143 TL’den alıcı buluyor. Bununla birlikte, popüler bir tost makinesinin fiziksel mağaza fiyatının 339 TL; online alışveriş platformu fiyatının ise 110 TL farkla 229 TL olduğu görülüyor.

    Bir üründe 948 TL fiyat farkı olan bile var

    Yemek takımları, kahvaltı setleri, çatal-bıçak-kaşık takımları, tencereler ve tavalar. Çeyiz hazırlığının mutfak kısmında mağaza ve online alışveriş arasındaki en büyük fiyat farkı, 12 kişilik popüler bir yemek takımında göze çarpıyor. Alışverişçiler tarafından ilgi gören bu takım, piyasada 2 bin 247 TL’ye satılırken, internette aynı ürünü 948 TL ucuza, bin 299 TL’ye alabilmek mümkün. Bu fiyat farkını, mağazada 570 TL; online alışveriş platformlarında 449 TL’ye satılan 89 parça çatal-bıçak-kaşık takımı takip ederken; yatak odası tekstilinde de durum pek değişmiyor ve yine gözle görülür derecedeki fiyat farkları dikkat çekiyor.

  • Minik öğrenciden tasarruf kovası

    Bursalı minik öğrenci, yazdığı mektupla su tasarrufu seferberliği başlattı.

    Karacabey Şehit Serkan Ortaokulu 5. sınıf öğrencisi Hamza Kurt’un BUSKİ Genel Müdürlüğü’ne yazdığı mektup, BUSKİ’nin okullara yönelik gerçekleştirdiği su tasarrufu eğitimlerinin maksadına ulaştığını gösterdi. Mektubunda, BUSKİ binasının Mudanya Yolu yönüne bakan yan duvarında yer alan çeşme figüründen damlayan dört su damlasının boşa akıp gittiğini, su damlacıklarının altına konulacak kovayla su tasarrufunun sağlanmış olacağını belirten Hamza’nın mektubu, BUSKİ Genel Müdürlüğü’nü harekete geçirdi. Hamza’nın mektubu sonrası, su damlacıklarının altına kova figürü yerleştirilerek, su damlacıklarının boşa akıp gitmesinin de önüne geçildi. BUSKİ Genel Müdürü İsmail Hakkı Çetinavcı,, okulun müdür yardımcısı ve ailesiyle birlikte Hamza’yı BUSKİ’ye davet ederek gösteren teşekkür etti.

    2013’den bu yana okullar nezdinde sürdürdükleri eğitim faaliyetleri ile yaklaşık 20 bin öğrenciye bilinçli su kullanımı ve tasarrufu eğitimİ verdiklerini belirten BUSKİ Genel Müdürü İsmail Hakkı Çetinavcı, Hamza’nın su tasarrufuna ilişkin sergilediği duyarlı davranışın, amaçlarına ulaştıklarının en somut göstergesini oluşturduğu vurguladı.

    Hayatın devamlılığı noktasında suyun olmazsa olmaz öneme sahip bulunduğunu belirten Çetinavcı, su kaynaklarının bilinçli kullanımı ve su tasarrufunun yaşamın sürekliliğinde büyük öneme sahip bulunduğunu ifade etti.

    Hamza’yı duyarlılığından dolayı tebrik eden Çetinavcı, tablet, bilgisayar ve BUSKİ yayınlarından oluşan hediye setiyle minik Hamza’yı ödüllendirdi.

    BUSKİ’nin verdiği eğitimler ve yayınladığı su tasarrufu kitapçığının kendisinde su bilincinin oluşmasını sağladığını belirten Karacabey Şehit Serkan Şahin Ortaokulu 5. sınıf öğrencisi Hamza Kurt ise, BUSKİ Genel Müdürü İsmail Hakkı Çetinavcı’ya teşekkür etti.