Etiket: tasarım

  • Otomotiv Tasarım Yarışmasında Ödüller Sahiplerini Buldu

    Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, TÜBİTAK MAM’da düzenlenen Türkiye Otomotiv sektöründe 5. AR-GE Proje pazarı ve 5. Komponent Tasarım Yarışması ödül törenine katıldı. Törende yerli otomobil hakkında bilgi veren Bakan Işık, “Üreteceğimiz araç dört tekerlekli yürüyen bilgisayar olacak” dedi.

    Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Kocaeli’nin Gebze ilçesinde bulunan TÜBİTAK-MAM yerleşkesinde Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği tarafından Ekonomi Bakanlığı desteği ve Türkiye İhracatçılar Meclisi koordinatörlüğünde bu yıl beşincisi düzenlenen etkinliklerde Ar-Ge Proje Pazarı ve İnovalig Otomotiv Ödülleri programına katıldı. Düzenlenen programa Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Kocaeli Valisi Hasan Basri Güzeloğlu, Tübitak Başkanı Prof. Dr. Arif Ergin, OİB Başkanı Orhan Sabuncu, Kocaeli Bütükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, Kocaeli Ticaret Odası Başkanı Murat Özdağ, çok sayıda sanayici ve davetliler katıldı.

    “OTOMOTİV SEKTÖRÜNÜN TOPLAM CİROSU DÜNYANIN EN BÜYÜK 6.CİROSUNA EŞ DEĞER”

    Törende açılış konuşmasını yapan TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Arif Ergin, “Otomotiv sektörü, teknolojik gelişmelere yaptığı katkılar, sağladığı istihdam ile dünya ekonomisinde 20. Sıraya gelerek en büyük ekonomiler arasındaki sektörlerin başında geliyor. Bugün küresel ve global pazar üstünde olan ülkelerin hepsi gelişmiş ülkeler olmak ötesinde sadece otomotiv sektörünün toplam cirosu bu sektörü dünyanın en büyük 6. ekonomisine eş değer bir hale getiriyor. Otomotiv sektörünü ülke olarak zikrettiğimizde, ülkemizi dünyanın en büyük 6. ülkesi olarak zikretmemiz gerekiyor” şeklinde konuştu.

    “DESTEK PROGRAMLARI 140 MİLYON TL’Yİ AŞTI”

    Otomotiv sektörünün kendileri için öncelikli olduğunu söyleyen Ergin, “Otomotiv alanında çarlar açmaktayız. Bu çarlar içerisinde Tübitak öncelikli alanlar öncelikli araştırma teknolojileri geliştirme ve destekleme programı ciddi bir eksikliği örtmüştür. 2010-2015 yılları arasında bu kapsamda Tübitak’ın aktardığı hibe destek tutarı 140 milyon TL’yi geçmiştir. Açtığımız ve açmayı düşündüğümüz çarlarda harcama sonrası büyük ölçekli kuruluşlar için yüzde 60’a kadar, kobilerimiz için yüzde 75’e kadar geri ödemesiz hibe desteği vermekteyiz” ifadelerini kullandı.

    “BUGÜN OTOMOTİV SEKTÖRÜ İÇİN BİR DÖNÜM NOKTASI”

    Törende konuşan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık ise, “Bugünün otomotiv sektörümüz ve yerli otomobil projemiz için bir dönüm noktası olacağına inanıyorum. Türk Otomobili Geliştirme Projemizde, çok önemli bir mesafe almış durumdayız. Bugün itibarıyla,özel sektörümüzle, otomotiv yan sanayimizle, üniversitelerimizle, öğrencilerimizle, akademisyenlerimizle, çok daha yakın bir işbirliği sürecini başlatıyoruz. Bu proje pazarının ve komponent tasarım yarışmasının da bu açıdan çok iyi bir başlangıç olacağını düşünüyoruz” şeklinde konuştu.

    “ÖYLE BİR OTOMOBİL YAPACAĞIZ Kİ DÜNYANIN HER YERİNDEN TALEP EDİLECEK”

    Yerli otomobili yapmış olmak için yapmadıklarını belirten Işık, “Biz, Türk Otomobili projesini başlattık, çünkü bu, ekonomik ve rasyonel bir ihtiyaçtı ve tam zamanıydı. Türkiye’nin en başarılı olduğu sektörlerin başında otomotiv geliyor. Üretimde sahip olduğumuz başarı, ülkemizin nüfusu, gelir seviyemizin yükselmesi, iç ve dış pazar imkanlarımızın çeşitliliği gibi faktörleri yan yana koyduğumuzda, sektörde milli bir markaya olan ihtiyaç, zaten ayan beyan ortadadır. Ancak, Türk otomobili projesi, sadece otomotiv sektöründe bir milli marka oluşturmak için yürütülen bir proje değildir. Biz öyle bir otomobil yapacağız ki, dünyanın her yerinde satılabilecek, talep edilecek. Yani, yapmış olmak için iş yapmayacağız. Tam aksine, tüm küresel pazarları hedefleyen, otomotiv sektöründe ciddi rekabet avantajı olan ve sektörü farklılaştıracak, sektöre yeni açılımlar kazandıracak bir iş yapacağız. Türk otomobili projesi, sadece otomotiv sektörünü ilgilendiren bir proje değildir. Bu projenin çıktılarından biri olarak, Türk markası altında otomobiller üreteceğiz. Bu projenin esas çıktısı, hayatın her alanına dokunacak yeni teknolojiler olacaktır” ifadelerini kullandı.

    “TÜRK MARKASI VE İMAJINI DÜNYAYA AKTİF BİR ŞEKİLDE AÇILMASINI SAĞLAYACAĞIZ”

    Yerli otomobil projesinde üç ana hedefleri olduğunu belirten Işık sözlerini şöyle sürdürdü: “Önce otomotivde ve buna paralel olarak diğer sektörlerimizde, montaj ve lisanslı üretim aşamasından Ar-Ge ve inovasyona dayalı özgün üretim aşamasına geçişi sağlayacağız. Türk markası ve imajının dünyaya daha aktif bir şekilde açılmasını sağlayacağız. Yeni teknolojilere tarihçe kazandırmış olacağız. Burada tarihçe kazandırmak derken şunu kast ediyoruz: Türk otomobili, yerli ve yeni teknolojilerin sahaya inmesini, pratiğe dönüşmesini, gerçekleşmesini sağlayan bir platform vazifesi üstlenecek. Türk otomobili sayesinde, bu teknolojiler, raflarda veya proje dosyalarında kalmayacak, rüştünü ispat eden ürünler olarak, dünyaya açılacak” dedi.

    “OTOMOTİV SEKTÖRÜ HAYATIN HER ALANINA DOKUNUYOR”

    “Öncelikle otomotiv sektörü, hayatın her alanına dokunuyor. Hepimiz, günlük hayatımızda bu sektörün ürettiği vasıtaları kullanıyoruz, kullanmaya da devam edeceğiz. Tasarımlar, teknolojiler, özellikler belki değişecek, ancak otomotiv sektörü hayatımızda olmayı sürdürecek. Otomotiv sektörünü tercih etmemizin en önemli nedeni ise, hiç şüphesiz, yeni nesil teknolojilerin otomotiv sektöründe uygulama alanı bulma oranının yüksek olmasıdır.”

    “ARAÇLARDA KULLANILAN PARÇALARIN YÜZDE 70’İ ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEM KULLANILMAYACAK”

    “Üretim ve satışlar, gelişmekte olan ülkelere doğru kaymasını sürdürecek. Ancak gelişmiş ekonomilerdeki müşterilerin tercihleri de daha yüksek katma değerli ve ileri teknoloji gerektiren alanlara doğru kayacak. Özellikle yeni nesil yakıt teknolojilerine olan talep hızla artacak. Mesela 2020’li yıllarda, Avrupa’da satılan her beş araçtan biri elektrikli olacak. Bugün araçlarda kullanılan parçaların yüzde 70’i, önümüzdeki dönemde kullanılmayacak. 2030’lu yıllarda, bir aracın maliyetinin yarısını otomotiv elektroniği ve yazılım oluşturacak. Zikrettiğim bütün bu gelişmeler, bizim tercihlerimize ve eylemlerimize göre, Türkiye için tehdit de olabilir, fırsat da olabilir. Hem ana sanayimizi hem de yan sanayimizi bu değişime hazırlayabilirsek, Türkiye, buradan çok büyük kazançlar elde eder. İşte Türk otomobili projesi, bu değişimi yönetmemizde, hem otomotiv sektörümüze hem de diğer sektörlerimize öncülük edecek.”

    “20 LİTRELİK YAKITLA 1000 KİLOMETRE MESAFE KAT EDİLECEK”

    “TÜBİTAK’ta geliştirdiğimiz batarya teknolojilerini, Türk otomobilinde kullanacağız. Bu araç, 2 TL’lik şarj maliyetiyle, büyükşehir trafiğinde 100 kilometre yol yapabilecek. Şehirlerarası yolculuklarda ise arabadaki küçük jeneratör devreye girerek bataryayı şarj edecek. Burada da 20 litrelik yakıtla 1.000 kilometre mesafenin kat edilmesini öngörüyoruz. Aracımızın en belirgin vasıflarından birisi de otonom araç sistemleriyle donatılması olacak. Savunma sanayinde hava araçlarında kullandığımız Gerçek Zamanlı İşletim Sistemi’ni, Türk otomobiline de uyarlamayı hedefliyoruz. Bu sistem, aracın kontrolü, güvenliği ve yakıt tüketimiyle ilgili önemli avantajlar sağlayacak. Aracımızda sensör teknolojilerini ve araçlar arası iletişim sistemlerini de kullanacağız.”

    “ÜRETECEĞİMİZ ARAÇ DÖRT TEKERLEKLİ BİR BİLGİSAYAR OLACAK”

    “Araç, piyasaya çıktığında, herhangi bir araç olarak çıkmayacak. Dünyaya, birçok yeni teknolojiyi sunan, farklı, yeni bir araç olacak. İddialı bir cümle kullanıyorum, Üreteceğimiz araç dört tekerlekli yürüyen bilgisayar olacak. İşte bu noktada, sizlere, otomotiv sektörümüze, yan sanayicilerimize, girişimcilerimize, üniversitelerimize, öğrencilerimize, akademisyenlerimize seslenmek istiyorum. Lütfen bu konuda bizimle işbirliği yapın. Türk otomobiline uyarlanabileceğini düşündüğünüz fikirlerinizi ve projelerinizi, bizimle paylaşmanızı bekliyorum. Böylece hem sizin fikirlerinizi ticarileştirmiş olalım hem de bu milli projemizi çok daha güçlü bir seviyeye taşıyalım TÜBİTAK MAM’a gelin, Türk otomobili projesinde sizler de yer alın.”

    Konuşmaların ardından tören Ar-Ge Proje Pazarı Ödülleri ve hediye takdimiyle sona erdi.

  • Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi İle Güzel Sanatlar Ve Tasarım Fakültesinin Ortak Sergisi Açıldı

    Kastamonu Üniversitesi Kültür Sanat Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi ile Kastamonu Üniversitesi öğretim elemanlarının eserlerinin yer aldığı karma serginin açılışı yapıldı.

    Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesinde açılan sergiye Cumhuriyet Başsavcısı Bülent Kantarcı, Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Seyit Aydın, Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Kaçar ile akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

    Serginin açılışında konuşan Rektör Prof. Dr. Seyit Aydın, şunları kaydetti: “Üniversitemizin kuruluşunun 10. Yıl faaliyetleri kapsamında organize edilen ve değerli akademisyenlerin emeklerini göreceğimiz sergiye hoş geldiniz. Sanat birinci derecede ehemmiyetli bir alandır. Eseri ortaya koyanlardan ziyade, eseri görene hitap eder. İnşallah daha nice güzel eserleri sergileyeceğimiz programlarda beraber oluruz. Emeği geçen herkese çok teşekkür ederim”

    Sergide 23 öğretim elemanı tarafından ortaya konan 14 resim, 15 geleneksel Türk Sanatları, 2 heykel, 3 seramik ve 4 grafik eser sergilendi.

  • Lüleburgaz’da Tasarım Atölyesi Açıldı

    Kırklareli’nin Lüleburgaz ilçesinde bayanlara yönelik Tasarım Atölyesi açıldı.

    İlçe Halk Eğitim Merkezi ve belediye tarafından Lüleburgaz Kapalı Pazaryeri’ndeki açılış törenine Belediye Başkanı Emin Halebak, Başkan Yardımcıları Kevser Özkan, Rasim Aslan ve Necmi İnci, Lüleburgaz Halk Eğitim Merkezi Müdürü İzzet Aslan katıldı.

    Açılışta konuşan Başkan Emin Halebak, “Lüleburgaz’da hep birlikte güzel şeyler yapmak için uğraşıyoruz. Tasarım Atölyesi’nde tasarlayan, üreten siz kadınların güzel işler ortaya çıkaracağına eminim” dedi.

    Atölye öğretmeni Perihan Durmaz, Tasarım Atölyesi’nde dikiş ve tasarım çalışmalarının olacağını ve kurs sonunda defile yapmayı planladıklarını söyledi.

  • Uluslararası Kumaş Tasarım Yarışması’nın Tanıtımı Yapıldı

    İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği’nin düzenlediği 11. İstanbul 2016 ’Uluslararası Kumaş Tasarım Yarışması’nın tanıtımı İstanbul Aydın Üniversitesi’nde yapıldı.

    Türkiye, birçok sektörde olduğu gibi tekstilde de ’tasarımı geliştirerek’ rekabet gücünü artırma hedefiyle bir dizi hamleleler yapıyor. Bu çerçevede sektörün profesyonellerini çatısı altında buluşturan İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB), üniversite öğrencilerini teşvik için daha önceki yıllarda olduğu gibi tasarım yarışması düzenledi. Yarışma ilk kez ABD ve Avrupa ülkelerinden öğrencilere de uzanan geniş bir kitleyi kucaklıyor.

    İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği’nin (İTHİB) düzenlediği 11. İstanbul 2016 ’Uluslararası Kumaş Tasarım Yarışması’nın tanıtımı amacıyla İstanbul Aydın Üniversitesi Florya Yerleşkesi’nde seminer gerçekleştirildi.

    “FASHİON WEEK’İN YURTDIŞINDAKİ GİBİ ETKİ YAPMASI İÇİN ÇOK SENELER GEÇMESİ GEREKİR”

    Seminerde konuşan İTHİB danışmanı ünlü modacı Hakan Akkaya, İstanbul Aydın Üniversitesi Anadolu Bil Meslek Yüksekokulu Moda Tasarım Programı öğrencilerine yarışma hakkında bilgi verdi. Ünlü modacı, kendine has espirili üslubuyla, geleceğin modacılarına “Beni geçmeye çalışmayın, geçemezsiniz. Ben tecrübe ve de bilgi-birikim olarak senelerce sizlerden öndeyim” dedi.

    Moda tasarımcısı Akkaya, öğrencilerin Fashion Week-İstanbul’a neden katılmadığı ile ilgili soruları üzerine, “İstanbul’da Fashion Week moda haftasının yurtdışındaki gibi etki yaratması için daha çok seneler geçmesi gerekir. İnsanlar bunu senelerdir yapıyorlar. Biz ise 5-6 senedir. Bir konuda ne kadar zaman harcarsanız o kadar başarılı olursunuz” ifadelerini kullandı.

    İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği’nin (İTHİB) düzenlediği 11. İstanbul 2016 ’Uluslararası Kumaş Tasarım Yarışması’nın son başvuru tarihi 15 Nisan 2016. Dereceye giren öğrencilere yurtiçinde altı ay dil eğitimi ve Paris Premiere Vision Fuarı Şubat 2017 ziyareti hediye edileceği bildirildi. Ayrıca birinciye 10 bin euro ve yurtdışında tasarım eğitimi, ikinciye 5 bin, üçüncüye 2 bin 500 euro ödül verileceği duyuruldu.

    Yarışmanın tüm detayları http://www.kumastasarimyarismasi.org internet adresinde yeralıyor.

  • Çocuklar İçin 3 Boyutlu Tasarım Kitabı Çıktı

    Bahçeşehir Üniversitesi STEM (Science, Technology, Engineering, Mathematics) Merkezi ve Pusula Yayıncılık işbirliğiyle yayına hazırlanan “Çocuklar İçin 3D Tara, Tasarla, Üret” kitabı, 8 yaş ve üzeri tüm çocukları tasarım dünyasıyla tanıştırıyor.

    Kitapta çocukların, öğretmenleri ve ebeveynleri rehberliğinde 3 boyutlu tarama, 3 boyutlu modelleme ve yine 3 boyutlu yazıcı teknolojileriyle ilgili temel kavramlar, kolayca öğrenebilmeleri için hazırlanan grafik ve platformlar aracılığıyla anlaşılır bir dille tanıtılıyor. Amaç, çocukların hayal güçlerini sınırsız şekilde kullanmalarını ve geliştirmelerini sağlamak. Ayrıca tasarım ve çizim programlarını çocuklara sevdirmeyi ve öğretmeyi de hedefleyen kitap, Online olarak 3 boyutlu çizim ve tasarlama yapmayı sağlayan Tinkercad, Autocad, 123 Design gibi programlarla çocuklara dijital dünyanın kapılarını açıyor. “Çocuklar İçin 3D” kitabı rehberliğinde erişilen bu kaynaklar aracılığıyla 8 yaş üstü çocuklara çizme ve tasarlama dünyasının kapılarını açabilir, web üzerinden yürütülen uygulamaları adım adım izleyerek örnekleri hayata geçirebilirsiniz.

    ÖĞRETMEN VE EBEVEYN REHBERLİĞİNDE

    İlker Vardarlı’nın 3 boyutlu yazıcı teknolojilerinin hayatımızdaki önemini fark ederek hazırladığı kitap, öğretmenlere ve velilere 3 boyutlu çizim ve tasarlamanın temel kavramlarını çocukların anlayabileceği bir şekilde nasıl anlatabileceklerine dair yol gösteriyor. Çocukların 8 yaşından itibaren dijital çizim ve tasarlamaya başlayabileceğini belirten İlker Vardarlı, “Kitap aracılığıyla çocuklar üretme yeteneğini keşfedecek ve hayal gücünün sınırları dâhilinde üretim de yapabileceklerini görecekler” diyor.

    Bahçeşehir Üniversitesi STEM Merkezi Koordinatörü Doç. Dr. Tufan Adıgüzel ise “Bilindiği üzere, ülkemizin 2023 ideal ve hedeflerini gerçekleştirme yolunda eğitim çok büyük bir önem taşımakta. Bu sebeple üretim odaklı bir eğitim anlayışının yaygınlaştırılması ve zenginleştirilmesi, amaçlanan ideal ve hedeflere ulaşmayı daha gerçekçi kılacaktır. 3 boyutlu yazıcılar, eğitime sunabileceği katma değerler ile bilimi ön planda tutan bireyler yetiştirerek dünya pazarlarında rekabet gücünü artırmayı hedefleyen toplumlar için çok önemli bir role sahip. Bu durum, hiç şüphesiz bilim, teknoloji ve yenilikle yetkinleşmiş bireylerimizin sayısını gün geçtikçe çoğaltacak. Üreten, katma değerlerini kendi beyin gücüne dayanarak artıran bir Türkiye’nin oluşumunu hızlandıracaktır” diye konuştu.