Etiket: Taş

  • Tarihi Taş Bina Halk Eğitim Merkezi Oldu

    Eskişehir Seyitgazi’de bulunan eski tarihi taş bina restore edildikten sonra Seyitgazi Halk Eğitim Müdürlüğüne tahsis edildi.

    Yaklaşık bir yıl süren ve 2014 yılı sonlarında biten restorasyon sonucunda yıllar önce İlçe Kaymakamlığı, Askerlik Şubesi Başkanlığı olarak kullanılan 100 yıllık bina, eski kötü görünümünden kurtarılarak Seyitgazi Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü olarak kullanılmaya başlandı. Seyitgazi’nin en eski binalarından olan eski Askerlik Şubesi olarak halk arasında bilinen taş binanın restore edilmesi Seyitgazilileri de çok sevindirdi. Seyitgazi’de ayrıca bir çok eski binanın restore çalışmalarının da devam ettiği belirtildi.

  • 3 Taş Oyunu Milattan Önce De Oynanmış

    Çanakkale’nin Ayvacık ilçesindeki Assos Antik Kenti’nde yürütülen kazılarda, ilginç bir detay bulundu. Antik dönemde yaşayan insanların, vakitlerini geçirmek için yere çizdikleri sembollerle bugün ‘3 Taş’ olarak bilinen oyunu oynadıkları ortaya çıktı.

    Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nurettin Arslan başkanlığında, Assos antik kentinde yürütülen kazı çalışmaları, o denemle ilgili sosyal hayata dair bilgileri de gün yüzüne çıkarıyor. Assos’ta bu yıl yapılan kazılarda, günümüzde ‘3 Taş’ olarak bilinen oyunun, 2 bin 300 yıllık bir geçmişi olduğu ortaya kondu. Kentin batı kapısında yürütülen çalışmalarda, kente girmek için bekleyen kişilerin oturması için taş banklar yapıldığını, bu bölgede de vakit geçirmek için oyunlar oynandığını söyleyen Arslan, “2015 yılı çalışmalarımızda, kentin en önemli kapısı olan ve Batı tarafında yer alan iki tarafı büyük kulelerle desteklenmiş ana girişinde kazılar gerçekleştirdik. Bu kazılar sırasında, bu ön giriş zemininin taşlarla döşeli olduğu ve bu taşlar üzerinde de iki adet oyun çizildiğini gördük. Bu oyun, daire şeklinde ve merkeze 8 tane çizgiyle bağlanmış. Günümüzde ‘3 taş’ dediğimiz oyunun bir benzeri. İki kişiyle ve üçer taşla oynanıyor. Kapının önünde bunun bulunmasını şöyle yorumluyoruz; O dönemde, özellikle şehrin kapıları akşam hava karardığı zaman kapatılıyor. İnsanlar şehre geldikleri zaman burada beklemeleri gerekiyordu veya boş zamanları değerlendirmek isteyebilirlerdi. Bunun için en güzel yöntemlerden birisi de oyun oynamak. Burada bekleyen kişiler, bu alanlarda bu tür oyunları oynadıklarını biz biliyoruz. Bunun dışında şehrin diğer bölgelerinde açık alanlarda, kamusal alanlarda benzeri oyun çizimlerinin var olduğu bilinmekte. Roma döneminde, daha karmaşık oyunların taşlar üzerine çizildiğini, farklı kentlerdeki örneklerini bilmekteyiz” dedi.

    3 Taş oyunu hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Nurettin Arslan, “Bu oyun bir daire ve dairenin merkezine çizilmiş çizilerden oluşuyor. Burada amaç; Bir oyuncunun 3 taşı aynı açı üzerine getirmesi prensibine dayanıyor. Genellikle o dönemde insanlar taş yerine seramik parçaları yada bunun için pişmiş topraktan yapılmış küçük yuvarlak objeleri kullandıklarını da biliyoruz. Bazen küp şeklinde kemikten yapılmış pullar da kullanılabiliyor. Günümüzde biz bunu bu daha çok kare şeklinde biliyoruz. Çapraz mektup şeklinde. O dönemde değirmen tipi dedikleri bir oyun. Bu oyun çizilmesi kolay olduğu için de kentin tüm açık alanlarında bu oyunlardan görmek mümkün” diye konuştu.

  • TEK Koluyla En İyi Ustalara Taş Çıkartıyor

    Gaziantep’te iki ayağı ve bir kolu olmayan bedensel engelli Ramazan Kaya, ekmeğini 26 yıldır tek koluyla yaptığı sedefçilikten kazanıyor.

    Gaziantep’te 26 yıldır sedefçilik yapan 39 yaşındaki doğuştan engelli Ramazan Kaya, tek koluyla bir çok sedef ustasına taş çıkartıyor.

    Engellilerin önce engelini beyninde bitirmesi gerektiğini vurgulayan Kaya, “4 kardeşiz, en büyükleriyim. Yaklaşık 25-26 yıldan bu yana bu mesleği yapıyorum. Kendimi engelli olarak görmüyorum. Çünkü engelli kendi beyninde de engellidir. Kendi zihninde engellidir. Engelli aşılır, çalışılır hayata küsmesinler, sürekli mücadele etsinler çalışsınlar. Benim sadece tek kolum çalışıyor. 2 bacağım ve 1 elim tutmuyor. Bu şekilde ben hayata tutunarak mücadele ediyorum. Benim arkadaşlarıma söylemek istediğim de hayatta mücadele etsinler, evlerine kapalı kalmasınlar, dışarıda bir hayatın kendilerinde bir şeyleri başarabileceklerini bilsinler, kabul etsinler önce beyninde bitirsinler özürlü olduklarını. Kendi kendilerini özürlü etmesinler” dedi.

    Sedefteki ustalığı ile birçok esnafı da kendine hayran bırakan Kaya, tek sıkıntısının ulaşım olduğunu söyledi. Yetkililerden ulaşımın engelliler için daha kolay hale getirilmesini isteyen Kaya, “Ulaşım imkanları ve caddeler engelliye uygun hale getirebilmesini istiyorum. Karşı oldum tek şey ise bizlerin 3 Aralık Dünya Engelliler gününde hatırlanmak. Engelliler yılın 12 ayı hatırlanmalıdır. Önce insanlar toplumsal olarak beyinlerinde engellinin olmadığını kabul etmeliler. Biz nasıl sağlamlara saygı gösteriyorsak onlarında bize saygı göstermesi gerekiyor” diye konuştu.

  • PKK’nın “Taş” Organizatörü Tutuklandı

    Adana’da bölücü terör örgütü PKK yandaşlarını sokağa döküp polise molotof bombası, havai fişek ve taş atmalarını organize ettiği ileri sürülen 1 kişi tutuklandı.

    Edinilen bilgiye göre, Seyhan ilçesi, Dağlıoğlu Mahallesi’nde 30 Kasım Pazartesi günü bir grup bölücü terör örgütü PKK yandaşı yolu kapatıp ateş yaktı. Polis ihbar üzerine olay yerine gittiği sırada da PKK yandaşları polise havai fişek, molotof bombası ve taş attı. Polis gruba tazyikli su ve biber gazı ile müdahale ederek yolu açıp terör örgütü yandaşlarını dağıttı. Polis yaptığı çalışmada PKK yandaşlarını sokağa döküp onların polise taş atmasını organize eden zanlının Vedat S. (22) olduğunu belirledi.

    Yapılan operasyon ile gözaltına alınan Vedat S. emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Vedat S. çıkarıldığı mahkemece, “silahlı terör örgütüne üye olmaktan” tutuklanarak cezaevine gönderildi.

  • (Özel Haber) 1 Metrelik Boyuyla Profesyonel Bilardoculara Taş Çıkartıyor

    Amerikan bilardosunda Türkiye’nin tek engelli oyuncusu olan 1 metre 10 santimetre boyundaki Yılmaz Kerem Acar, tabure yardımıyla yaptığı sporda profesyonel bilardoculara taş çıkartıyor. 45 yaşında olmasına rağmen enerjisiyle dikkat çeken Acar’ın en büyük hayali ise alanında bir gün milli sporcu olmak.

    Hayatı başarılarla dolu olan Acar, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’ni 3’üncülükle bitirirken, geçmişte 4 yıl da engelliler tekerlekli basketbol takımında oynamıştı. Geçtiğimiz sene kendisinden 10 santimetre uzun Sevil (Acar) Pedük ile dünya evine giren Acar, “Boncuğum” dediği eşiyle birlikte başarılarla dolu hayatını taçlandırmıştı. En son 2009 yılında katıldığı Türkiye Şampiyonası’nda 7’ncilik derecesi elde eden Acar, Amerikan bilardosunda Türkiye’nin tek engelli oyuncusu olma özelliğine sahip. Acar’ın en büyük hedefi, hayali ise bir gün milli sporcu olabilmek.

    KOLA KASASIYLA BAŞLAYAN HİKAYE

    Acar, bilardoya üniversitede öğrencilik yıllarında başladığını söyledi. İlk olarak bir kola kasasının üstünde bilardo oynayarak ilk turnuvasına katıldığını aktaran Acar, “Maalesef halı sahada top oynarken ayağımı sakatlamıştım. O dönem 2,5 yıl kadar yürüyemedim. Bir gün tesadüfen bir salona girdim. Baktım orada çok güzel bir şampiyona var. Oradakilere, ’ben de katılmak, oynamak istiyorum’ dedim. ’Nasıl oynayacaksın? Buradaki oyuncular gerçekten iyi oyuncular zorlanabilirsin hem de masa yüksek, nasıl başa çıkacaksın bu işle?’ dediler. O sırada bir tane arkadaş kola kasalarını taşıyordu. ‘Şu kasalardan bir tane alabilir miyim?’ diye sordum ve aldım. Ben bununla oynarım deyip o şekilde başladım turnuvaya. Sonra o katıldığım turnuvada birkaç tur geçtim. Sağ olsun oradaki kişiler de sevdiler beni, ‘bizim takımımızda bizimle beraber bilardo oynar mısın?’ dediler. O şekilde başlamış oldum” dedi.

    “BİLARDO SAYESİNDE TEKRAR YÜRÜMEYE BAŞLADIM”

    Geçirdiği talihsiz olay sonrası bilardo sayesinde tekrar yürüyebildiğini fakat bu şekilde oyun oynamanın çok zor olduğunu söyleyen Acar, “2,5 yıldan sonra bilardo sporunun sayesinde o koltuk değneklerinden kurtuldum ve tekrar yürümeye başladım. O yüzden bilardonun benim hayatımdaki yeri çok çok özeldir. Yaklaşık 25 senedir bilardo oynuyorum. Bu sporu benim oynadığım şekilde oynamak oldukça zor. Çünkü taburenin üzerine çıkarak oynuyorum. Bazı vuruşlarda toplara yetişmek mümkün değil. Ama çok keyifli benim için. Müthiş bir denge istiyor, müthiş konsantrasyon istiyor. Ama fiziksel olarak baktığınız zaman benim açımdan handikapı oldukça fazla. Çünkü her vuruşta sandalyeye çıkıp, sandalyeden inip, tekrar sandalyeye çıkıp pozisyon alıp, iyi konsantre olup iyi vuruş yapmak gerekiyor. Ben bu şekilde oynamaktan da çok keyif alıyorum” şeklinde konuştu.

    “DÜNYADA VE TÜRKİYE’DE BU ŞEKİLDE OYNAYABİLEN YOK”

    Yılmaz Kerem Acar, dünyada ve Türkiye’de bu şekilde yükseltici bir aparatla bilardo oynayan kişileri görmediğini de belirterek, “Benim Türkiye’de gördüğüm 3 bant dalında Hakan Fidancıoğlu isminde bir ağabeyimiz var. Onun haricinde benim gördüğüm Türkiye’de ve dünyada böyle sandalyeyle ya da yükseltici bir aparatla oynayan arkadaşım yok. Yalnız bu sporda wheelchair (tekerlekli sandalye) dediğimiz, engelli arkadaşlarımızın oynadığı bir kategori var. Ama maalesef o kategori de normal yürüdüğüm için bana uygun değil. Ben de ancak bu kategoride oynayabiliyorum, tabi bu da benim için çok büyük dezavantaj oluyor. Ama henüz pes etmiş değilim” ifadelerini kullandı.

    “EN BÜYÜK İSTEĞİM MİLLİ OYUNCU OLMAK”

    En büyük isteğinin milli oyuncu olmak olduğunu ve Türkiye’yi bu konuda çok iyi bir şekilde temsil edeceğine inandığını kaydeden Acar, “Bilardo her yönüyle çok özel bir spor. Gerek fiziksel, gerek bilimsel, gerekse ahlaki açıdan baktığımız zaman bilardo bambaşka bir spor. Aynı zamanda bir eğitimci olarak bilardoyu, bugün ilkokullara bile ders olarak konulması gereken bir spor dalı olarak görüyorum. Milli sporcu olmayı gerçekten çok istiyorum ve inşallah bunu da bir gün başaracağım” diye konuştu.

    “KENDİMİ SON DERECE GENÇ, AKTİF VE DİNAMİK GÖRÜYORUM”

    Acar, şuan 45 yaşında olmasına rağmen hala pes etmediğini ve başarılara imza atmayı planladığını anlatarak, şöyle devam etti:

    “Ben 45 yaşındayım, hala pes etmedim. Kendimi son derece genç, aktif ve dinamik görüyorum. 2 yıl omzumdan bir sakatlık yaşadım, şuanda o da iyileşti. Herhalde kısa sürede toparlayıp, tekrar o şampiyonlarda var olacağımı düşünüyorum. En son 2009 yılında Türkiye 7’ncisi olarak bırakmıştım. Önümüzdeki günlerde Antalya’ya yapılacak olan özel bir şampiyona var. Türkiye şampiyonası ve akabinde Euro Tour’un bir ayağını arkadaşlarımız buraya getirmeyi başardılar, o şampiyonada inşallah geri dönüş yapacağımı umuyorum.”

    “İNSANOĞLU İSTEDİKTEN SONRA ÖNÜNDE HİÇBİR ENGEL YOK”

    3 Aralık Dünya Engelliler Günü hakkında da düşüncelerini dile getiren Acar, söyle konuştu:

    “3 Aralık Dünya Engelliler Günü, özel bir gün tabi ki ama bence insanoğlunun engeli diye bir şey söz konusu değil. Ben böyle bir şeye inanmıyorum, hayatım boyunca da inanmadım. Yapabileceğimiz çok fazla şey var. Birçok engelle karşılaşabiliriz hayatta, bunlar sadece fiziksel engeller değil. Bunların üstesinde gelmek için bence insanoğlu yeterli güce sahip. Yeter ki istesin, gerçekten ben bu işi yapmak istiyorum desin, önünde hiçbir engel yok diye düşünüyorum.”