Etiket: Tartışmalarına

  • Gaziantep’te 300 fabrika tartışmalarına ortak tepki

    Gaziantep’te 300 fabrika tartışmalarına ortak tepki

    Gaziantep’te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açılan 300 fabrika ile ilgili yapılan eleştirilere Gaziantep’teki iş dünyasından tepki geldi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 5. Organize Sanayi Bölgesi’nde açılışı yapılan 300 fabrika ile ilgili sayının çarpıtıldığı yönündeki iddialara ilişkin Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi (GAOSB) Başkanı Cengiz Şilşek cevap verdi. 300 fabrikadan sadece bir tanesinin isminin yanlış yazıldığı, elektrik tüketiminin istihdamın arttığının en somut örneği olduğunu kaydetti. GAOSB Başkanı Şimşek, isteyenin fabrikaları gezdirebileceğini de kaydetti.

    Toplantıya OSB Başkanı Şimşek’i Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi Başkanlığı toplantı salonunda Gaziantep Ticaret Odası (GTO) Başkanı Tuncay Yıldırım, Gaziantep Sanayi Odası (GSO Başkanı Adnan Ünverdi, Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) Başkanı Mehmet Akıncı, Gaziantep İhracatçı Birlikleri (GAİB)Başkanı Fikret Kileci de yalnız bırakmadı.

    İş dünyasından tepki

    OSB Başkanı Şimşek, “İsteyen herkese fabrikaları gezdirebiliriz. Bir hatamızın tüm yaptığımız şeylerin gölgelemesini istemiyoruz. Burada yanlış anlaşılma olmuş. İsteyen arkadaşlarla birlikte 5. Bölgeyi gezebiliriz. Firma sahiplerini ziyaret edebiliriz. 2023 yılına kadar diğer 400 fabrikada yatırım yapmayı planlıyor. Gaziantep büyümeye devam edecek. Kısa çalışma ödeneğine en az başvuran sanayi şehri Gaziantep olmuştur. Gaziantep organize sanayi bölgesinde böyle bir şey olmamış. Sadece kısa bir sokağa çıkma yasağı döneminde enerji tüketiminde bir düşüş oldu” dedi.

    “İddialar hepimizi yaraladı”

    GTO Başkanı Tuncay Yıldırım, Gaziantep’in ekonomi, yatırım ve ihracat gibi başarılarla anılması gerektiğini ifade ederek, “300 fabrika açılırken, bunun içerisinde fabrikaların kapasite artış yapan fabrikalar da yer almıştır. Biz bunun gururunu Cumhurbaşkanımız ile şehrimizle yaşarken, böyle bir şey ile gündeme gelmek hepimizi yaralamıştır. Maddi hata var raporda Cengiz Bey’in de söylediği gibi. İsim listesinde herhangi bir art niyet olsaydı. Hiç kimse, 45 yıldır bu şehirde üretim yapan bir Çiltuğ’u bu listeye yazmaz, kimsenin bilmediği bir ismi yazar geçerdi. Bu şehirde 300 fabrika yapılıyor ise savaş döneminde yatırımlar aldıysa, yanı başında operasyonlar yapılırken, 5. Organize sanayi bölgesini kuran bir şehir isek, bununla anılmamız gerekiyordu. Biz dünkü toplantıda, bu şehir için yapılması gerekenleri Cumhurbaşkanımıza ilettik. Olumlu sonuçlar aldık” şeklinde konuştu.

    “Gaziantep rekabetçi şehir, kimse bunu gölgeleyemez”

    Gaziantep Sanayi Odası Başkanı Adnan Ünverdi ise, “Gaziantep’in başarısı gölgelenmeye çalışılıyor. Oda başkanı ve Antep sevdalısı olarak, buna çok üzüldüm. Bu duruma fırsat vermek istemiyoruz. Bunu da gerçekleri haykırarak, izin vermek istemiyorum. Dünyanın hangi şehri vardır, bu kadar olumsuzluğa rağmen bu kadar yatırımın yapıldığı bir şehir. Ekonomik krizin olduğu, Covid 19 gibi bir hastalığın dünyayı titrettiği bir dönem içerisinde, yanı başında, havalına bombaların düştüğü bir süreçte yatırım yapan bir şehir. Yok böyle bir şehir. Dünyanın hiçbir tarafında böyle bir şehrini bulamazsınız. O nedenle dünyanın en rekabetçi şehirlerinden birisi arasında yer alıyoruz. Rekabetçiyiz evet. Bugün halıda dünyada üçüncü sıradaysanız, makarnada Avrupa’da ikinci sıradaysanız, rekabetçi şehirsiniz. Siz eğer 160 bin çalışandan, son dönemdeki devletin SGK kurumunun resmi kayıtlarına göre 232 bin çalışan sayısına ulaştıysa, bunu kimse gölgeleyemez” ifadelerini kullandı.

    “Yol almamızı engellemeye çalışıyorlar”

    GTB Başkanı Mehmet Akıncı Gaziantep iş dünyasının başarıları nedeniyle engellenmek istediğine dikkat çekerek, “Kendi gıda sektörümüzden bahsediyorum. Bizzat tanıdığım, bu şehrimizin firması, üyemiz olan firmamız, 25-30 firmanın 5. Organize Sanayi Bölgesi’ndeki yatırımları devam ediyor. Yatırımını bitirmiş olanlar da var. Bugün un sanayisinde, bulgur sanayisinde ciddi bir yere gelmişiz. 300 fabrika da olur, 1300 fabrika da olur. Bazı kesimler haset mi ediyorlar ne yapıyorlar bilmiyorum ama yol almamızı engellemeye çalışıyorlar” ifadelerine yer verdi.

    “Gaziantep Türkiye’nin parlayan yıldızıdır”

    Güneydoğu Anadolu İhracatçılar Başkanı Başkanı Fikret Kileci ise, hedef pazarlarda yaşanan sıkıntılara rağmen ihracatın düşmediğini kaydederek, “Gaziantep Türkiye’nin parlayan yıldızıdır. Bugün 81 vilayetten 80’i genel anlamda eksiye düşmüştür. Ama Gaziantep, tüm şartlara rağmen içerisinde bulunduğu jeopolitik, ekonomik şartlara rağmen, dünyanın içerisinde bulunduğu ekonomik savaşlara rağmen artıya geçmiştir. Üstelik en iddialı olduğu pazarlarda her sene güç kaybetmesine rağmen. Irak, bugün en önemli bir pazarımız, Ortadoğu, en önemli bir pazarımız. Suudi Arabistan ile, problemlerimiz var, Irak ile problemlerimiz var, Lübnan ile problemlerimiz var, İran ile problemlerimiz var. Ama bakıyorsunuz alt toplamda bizim ihracatımız hiçbir zaman düşmüyor. Bu şehrin kapasitesi düşmüyor. Bu şehrin kapasitesi her geçen gün, verilerle sabit yükseliyor” diye konuştu.

    Başkanların ortak tepkisi

    Başkanların imza attığı ortak açıklamada ise, “Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi 5 sanayi bölgesi ile Türkiye’nin en büyük Organize sanayi bölgesi olup; 1100 tesis aktif olarak üretim yapmaktadır. Gaziantep sanayisi güven ortamının ve müteşebbis ruhunun olmasıyla yeni yatırımlar yapmaya ve büyümeye devam etmektedir. Gaziantep Organize Sanayi bölgesinin 2018 yılı ağustos ayı elektrik tüketimi 330 milyon kwh/saat iken; 2020 yılı ağustos ayında 453 milyon kwh/saat elektrik tüketimine ulaşmıştır. Gaziantep Organize Sanayi Bölgesinde 2018 yılında 165 bin kişi istihdam edilirken; 2020 yılında 210 bin kişi istihdam edilmektedir. Gaziantep’ten 175 ülkeye 8 milyar dolara yakın ihracat gerçekleşmiştir. Pandemi nedeniyle tüm dünya ülke ekonomilerinin küçüldüğü bir ortamda, Gaziantep firmalarının bünyesinde veya bağımsız olarak 300 sanayi tesisi kurulmuştur. Sadece elektrik tüketimindeki yüzde 37’lik ve istihdamdaki 45 bin kişilik artış Gaziantep sanayisinin hangi noktaya ulaştığının göstergesidir. Bu tür algı operasyonları, içinde bulunduğumuz kritik süreçte kent ve ülke ekonomisine hasar oluşturma ve direncini kırmaya yönelik yapılmaktadır. Biz Gaziantep Sanayisi olarak hiçbir algı operasyonundan etkilenmeden büyümeye, üretmeye ve ihracata devam edeceğiz. Güneş balçıkla sıvanmaz. Bu yatırımlara ilişkin tüm bilgi ve belgeler Bölgemizde mevcut olup; her şey resmi kayıtlarla sabittir. Hiçbir şekilde şüpheye yer bırakmayacak resmi kayıtlar ortada iken bu tür algı çalışmaları iyi niyetle bağdaşmamaktadır. Söz konusu törenimizde 300 firma içerisinde telaffuz edilen ilk kez yatırım yapan firmalarla birlikte ilave yatırım yapan firmalar da bulunmaktadır. Medyada daha önce açılışı yapıldığı belirtilen Barem Ambalaj 5. Organize Sanayi Bölgesi’nde ilave yatırım yapmış olup; açılış listesinde yazılma nedeni yapılan yeni yatırımıdır. Yine medyada yer alan Çiltuğ firmasının 5. Organize Sanayi Bölgesi’nde yatırımı bulunmamaktadır. Sehven yazılmıştır. Çağsan Ambalaj firması yeni yatırım yapmış olup; listede olması gereken isim Çağsan Ambalajdır. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde, Sayın Bakanımızın destekleriyle üretimimizi, büyümemizi ve ihracatımızı arttırmaya devam edeceğiz.300 yeni sanayi tesisimizi ve inşaatı devam eden 50 fabrikamızı görmek isteyen tüm vatandaşlarımıza kapımız sonuna kadar açıktır” denildi.

  • Kültür ve Turizm Müdürlüğü cağ kebap tartışmalarına son noktayı koydu

    Kültür ve Turizm Müdürlüğü cağ kebap tartışmalarına son noktayı koydu

    Son günlerde Cağ kebabının hangi il’e ait olduğu konusundaki tartışmaya Erzurum İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü yaptığı açıklamayla son noktayı koydu.

    İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tescillenen coğrafi işaretli ürünleri isim isim açıkladı.

    Erzurum’un “Coğrafi İşaretli Ürünlerinin” Civil Peynir, Ehram(İhram), Hınıs Fasülyesi, İspir Kuru Fasülyesi, Kadayıf Dolması, Karnavas Dut Pekmezi, Küflü Civil Peyniri(Göğermiş Peynir), Oltu Taşı ve Oltu Çağ Kebabı, olmak üzere toplam 9 Adet ürün bulunduğu belirtildi.

    Erzurum’un Yöresel ürünleri ve lezzetleri olarak bu 9 ürünün coğrafi işaretli ürün olarak tescillendiği belirtilen açıklamada, “ Dünya çapında bir üne sahip olan ve ( Yerli ve yabancı turistlerin ) büyük bir beğeni ile tükettiği ve son günlerde tartışma konusu haline gelen Çağ kebabın ise 22 Şubat 2010 tarihinde Türk Patent Kurumu tarafından Erzurum yöresine ait bir yöresel yemek, tat ve lezzet olduğu tescillenmiştir.” denildi.

    Bu konuda yapılan spekülasyonların ve tartışmaların yersiz ve tutarsız olduğu belirtilen açıklamada, zaman zaman bu tür yaklaşımların Erzurum’un yerel ve kültürel değerlerine karşı haksız bir şekilde sergilendiğini, ancak bunun gerçekle bağdaşmadığı da vurgulandı.

  • AYBA tartışmalarına vatandaşlar da katıldı

    Aydın Valiliği tarafından enjeksiyon hizmetleri durdurulan AYBA tartışmalarına hizmet alan vatandaşlar da dahil oldu. Karpuzlu Yeni Mahalle’de yaşayan akciğer kanseri ve KOAH hastası Fehmi Akar’ı ve ailesine geçmiş olsun ziyaretinde bulunan Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’na hasta yakınları sıkıntılarını anlattı.

    Hastasına uzun zamandır Aydın Büyükşehir Belediyesi Hizmet Ağı’ndan (AYBA) hizmet aldıklarını, bu hizmetin kendilerinden alındığını söyleyen Gülizar Akar, hizmetin durdurulmasına tepki göstererek “Engelleyenlere hakkımı helal etmiyorum. Allah vicdan versin” ifadeleri ile şu anda zor durumda olduklarını söyledi .

    Büyükşehir Belediyesi’nin evlerine kadar gelerek yatalak eşi ve kendisi için AYBA eliyle hizmet verdiğini, şimdi ise bu hizmetin ellerinden alındığını belirten Akar “Verilen hizmeti engelleyenlerden şikayetçiyim, onlara hakkımı helal etmiyorum. Benim hastam evde AYBA’dan hizmet alıyordu. Şimdi nereye, nasıl götüreceğim. Ben her gün bir araba tutup, mazot katıp yatalak hastamı hastaneye götürmek zorundayım. Yatalak hastayla nereye, nasıl gidebilirim? Haklarımı helal etmiyorum. Bizim kimseyle işimiz de yok, kimseye zararımız da yok. Allah vicdan versin” ifadelerini kullandı.

    Yaşadıkları sıkıntıları çok iyi anladıklarını, AYBA’nın kuruluş amacının da bu sıkıntıları çözmek olduğunu vurgulayan başkan Çerçioğlu, Gülizar Akar’ı “Artık AYBA gelemiyor, kusura bakmayın. Siz üzülmeyin, ben yine bir şekilde çaresine bakacağım. Onları vicdanlarıyla baş başa bırakıyorum. Hiç üzülmeyin, ne zaman ihtiyacınız olursa beni arayın. Gerekirse özel doktor tutup gelirim” sözleriyle teselli etmeye çalıştı.

  • AYBA tartışmalarına vatandaşlar da katıldı

    Aydın Valiliği tarafından enjeksiyon hizmetleri durdurulan AYBA tartışmalarına hizmet alan vatandaşlar da dahil oldu. Karpuzlu Yeni Mahalle’de yaşayan akciğer kanseri ve KOAH hastası Fehmi Akar’ı ve ailesine geçmiş olsun ziyaretinde bulunan Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’na hasta yakınları sıkıntılarını anlattı.

    Hastasına uzun zamandır Aydın Büyükşehir Belediyesi Hizmet Ağı’ndan (AYBA) hizmet aldıklarını, bu hizmetin kendilerinden alındığını söyleyen Gülizar Akar, hizmetin durdurulmasına tepki göstererek “Engelleyenlere hakkımı helal etmiyorum. Allah vicdan versin” ifadeleri ile şu anda zor durumda olduklarını söyledi .

    Büyükşehir Belediyesi’nin evlerine kadar gelerek yatalak eşi ve kendisi için AYBA eliyle hizmet verdiğini, şimdi ise bu hizmetin ellerinden alındığını belirten Akar “Verilen hizmeti engelleyenlerden şikayetçiyim, onlara hakkımı helal etmiyorum. Benim hastam evde AYBA’dan hizmet alıyordu. Şimdi nereye, nasıl götüreceğim. Ben her gün bir araba tutup, mazot katıp yatalak hastamı hastaneye götürmek zorundayım. Yatalak hastayla nereye, nasıl gidebilirim? Haklarımı helal etmiyorum. Bizim kimseyle işimiz de yok, kimseye zararımız da yok. Allah vicdan versin” ifadelerini kullandı.

    Yaşadıkları sıkıntıları çok iyi anladıklarını, AYBA’nın kuruluş amacının da bu sıkıntıları çözmek olduğunu vurgulayan başkan Çerçioğlu, Gülizar Akar’ı “Artık AYBA gelemiyor, kusura bakmayın. Siz üzülmeyin, ben yine bir şekilde çaresine bakacağım. Onları vicdanlarıyla baş başa bırakıyorum. Hiç üzülmeyin, ne zaman ihtiyacınız olursa beni arayın. Gerekirse özel doktor tutup gelirim” sözleriyle teselli etmeye çalıştı.

  • Başbakan Yardımcısı Canikli “damat” tartışmalarına son noktayı koydu

    Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, FETÖ ile mücadelede çerçevesinde bu zamana kadar beyan üzerine ihraç ve iade yapılmadığını belirterek, yapılanların objektif kriterler çerçevesinde belirlendiğinin altını çizdi. Canikli, bir belediye başkanının damadının tahliye edilmesine ilişkin kamuoyunda oluşan tepkiye yönelik, “Objektif olmayacak şekilde tahliye kararı verilmişse o zaman gereği yapılacaktır” dedi.

    Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, TGRT Haber ekranlarında yayınlanan “Neler Oluyor” programına konuk oldu. İhlas Haber Ajansı ve TGRT Haber Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar ile İhlas Medya Ankara Grup Başkanı Nuri Elibol’un sorularını cevaplayan Nurettin Canikli, gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu.

    Yargının FETÖ ile ilgili bazı konularda aldığı bazı kararların vicdanları rahatsız ettiği, bir belediye başkanının damadının tahliye edilmesi kararıyla ilgili soruya cevap veren Canikli, “Yargı kararını vermeden önce, hükümette veya bir organına danışma gibi durum söz konusu değil. Yapılan yorumlara göre bu gerçeği hatırlatmak gerektiğini anlıyoruz. Bu tahliye ciddi anlamda tepki oluşturdu kamuoyunda. Bu önemli bir hassasiyet. Burada bizim görevimiz bu tahliyenin objektif olarak yapılıp yapılmadığının incelemesini sağlamaktır. Onu da yapacak merci bellidir, soruşturma da başladı zaten” dedi.

    “Avrupa başta PKK olmak üzere tüm terör örgütlerine her türlü desteği sağlıyor”

    Suriye’deki iç savaş ve DEAŞ ile mücadele konusuna değinen Nurettin Canikli, “Esasında olayı tam irdelemek için geriye gitmek lazım. Bu tür operasyonlar aslında yeni değil. Bölgede etnik orijinli ve terör örgütleriyle kumanda edilecek siyasi bir organizasyonun hayata geçirilmesi çok öncelere dayanan bir plan. Rahmetli Özal’ın başbakan ve daha sonra da cumhurbaşkanı olduğu dönemde ağırlıklı olarak bu projenin bayraktarlığını Amerika’nın yaptığını görürüz. Bunun hayata geçirilmeye başladığı dönemdir o. Bugüne geldiğimizde istedikleri gibi dizayn edememişler, ama son yıllarda hareketlilik hızlandı. Avrupa da işin içine aktif bir şekilde girdi. Avrupa başta PKK olmak üzere tüm terör örgütlerine her türlü desteği sağlıyor. Artık bu açıkça yapılıyor. Orada yeni siyasi şekillenme çerçevesinde Türkiye’nin güneyi, Suriye’nin kuzeyi sınırlarımızda devletçik, etnik yapı üzerine kurulu, belli amaca yönelik, daha kolay yönetme amacına matuf şekillendirilen siyasi yapı oluşturulmaya çalışılıyor. Bunu gözden uzak tutarak bu olayın doğru değerlendirilmesi mümkün değil” diye konuştu.

    “Yeni yönetimin bu yanlıştan döneceğini tahmin ediyoruz

    Türkiye’nin PYD-YPG’nin varlığına müsaade etmesinin mümkün olmadığının altını çizen Canikli, “Amerika bu konuda uzun yıllardır çalışıyor. Obama yönetiminin Suriye’deki hadiseler üzerinden DEAŞ’ı bir araç olarak kullanarak burada hayata geçirilmeye çalışıyor. Bize başka bir şey söyleniyor, tüm konuşmalarda Türkiye’nin güvenliğinin tehlikeye düşmeyeceği söyleniyor. Bunların hiçbiri gerçekleştirilmek istenenle örtüşmüyor. En somutu Münbiç’te yaşananlar, PKK’nın organik bağı içinde bu yan örgüt durumunda olan PYD’nin çekilmesi konusunda mutabakata varılmıştı. Bunun taahhüdünde bulunmuşlardı ama bugün gelinen noktada bu uygulamada başka bir şey var. Obama yönetiminde bunlar senarize edildi. Son karar bunun devamı niteliğinde. Biz bunlara rağmen yeni yönetimin bu yanlıştan döneceğini tahmin ediyoruz. Türk milletinin böyle bir yapının varlığına müsaade etmesi mümkün değil. Açık bir terör örgütü, bu örgüt topraklarımızı bizden koparmak istiyor. Uzun yıllardan beri artan şiddetle saldırıları söz konusu. Bu ülkenin bütünlüğünün ortadan kalkmasını sağlamaya yönelik bir terör örgütü var. Hiçbir ülke kendi bütünlüğünü tehdit eden bir projeye izin vermez, veremez. Bu beka meselesi. Bu oluşumun hayat bulmasına müsaade etmek Türkiye’nin özgürlüğünün, bütünlüğünün, büyük oranda tahrip edilmesi demektir” şeklinde konuştu.

    Türkiye’nin rahatsızlıklarının ABD ziyaretinde görüşüleceğini söyleyen Canikli, “Böyle bir şey olabilir mi, elbette gidilecek, elbette görüşülecek. Ortada bir sorun varsa bunu çözmenin ilk yöntemi normal olandır. Biz bu görüşmeler neticesinde meramımızı anlatacağımızı inanıyoruz. Tüm kanalların kullanılması gerekiyor. Orada bir eksik olursa esas biz görevimizi yapmamış oluruz. Bu milletin haklarını koruma hakkı verilmiş bir kadro olarak görüşeceğiz. Önümüzdeki günlerde göreceğiz. Obama yönetiminin kararlarının Trump yönetiminin nasıl karşıladığını. Orada açıklamalardan sonra yönetimin mesajı da önemli. Geçmişteki sözler realize olmadı ama bu sözler önemli. Oradaki yapının korunması Türkiye’yi ilgilendiriyor ama sadece Türkiye’yi ilgilendirmiyor. Başta bölge ülkeleri olmak üzere küresel ölçekte denge kuruluyor. Bu dengenin gündeme gelmesi herkese söz söyleme hakkı verir. Çok sayıda gücün devreye girmesi kaosu da tetikleyebilir. Bu gibi sıkıntı dönemlerinde olayların nasıl gelişeceğini tahmin etmek mümkün olmayabilir” ifadelerini kullandı.

    “Bakış açısı tamamen ters”

    Canikli; Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden genel başkan olma sürecine ilişkin şu açıklamalarda bulundu:

    “Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin sonucu olarak Sayın Cumhurbaşkanımız tekrar partiyle bir araya gelecek. 21 Mayıs’taki kongrede delegelerimizin teveccühüyle parti genel başkanlığına gelmesi Bakıldığında Cumhurbaşkanımız, parti genel başkanıyken cumhurbaşkanı seçildi. Anayasanın kuralı gereği hukuki olarak partisinden ayrıldı. ‘Cumhurbaşkanı genel başkan olduğu zaman icraatlarında tarafsız olmaz’ gibi ters mantık gündeme getiriliyor. Bakış açısı tamamen ters, ayrıca cumhurbaşkanlığı artık bir icra makamı, 2007’den sonra. Hizmet bütün topluluğu kapsar. Bunun sayısız örneklerini bu kadro ortaya koymuştur. Bugüne kadar hiçbir partinin göstermediği objektif yaklaşımı bu kadro gerçekleştirmiştir. 16 Nisan’da oyladığımız sistemin gereği olarak bu yapılacak, ondan sonra hükümet, MYK, MKYK nasıl olur, o konuda takdir yetkisi olan makam takdirini kullanır. O konuya yönelik değerlendirme yapmak doğru olmaz.”

    Muhalefetin ortalığı germesinden dolayı toplumda yükselen bir hararet olduğunu, bölünmüşlük algısı oluşturulmaya çalışıldığını kaydeden Canikli, “Orada iki temek konu var. Biri toplumda muhalefetin ortalığı germesinden yükselen hararet. Bu da bazıları tarafından toplumun ayrışması olarak ifade ediliyor. Bunu ortadan kaldırmalıyız. Bölünmüşlük görüntüsünün kaldırılması gerekiyor. Buna yönelik icraatlar yapılıyor. 15 yıldır iktidardayız. 15 yıl boyunca insanların yaşam biçimlerinde, kendilerini ifade ediş tarzlarında, özgürlükleri kullanma konusunda en ufak bir azalma olmamıştır. İnsanların yaşayış biçimleri dahil olmak üzere hatta bakın şuan OHAL var. Bu süre içinde normalde OHAL dönemlerinde anayasa bize temel hak ve hürriyetlerin sınırlanmasına, askıya alınmasına imkan verir. OHAL’in en büyük özelliği budur ama biz hiçbir temel hak ve hürriyetin kısıtlanmasında daraltmaya, gecikmeye gitmedik. Terörle daha etkin mücadele etmek için araç olarak kullanıyoruz ama bir algı var. Bizim de algının ortadan kalkması, bölünmüşlüğün olmadığını ortaya koyacağız. İkincisi de ekonomik refahın çok daha üst noktalara gelmesi bu noktada sıçrama yapılması. Buradan daha ileriye gitmemiz gerekiyor. Kişi Başına milli gelir 20 bin dolarların üzerine çıkması lazım. Türkiye ekonomi anlamında yeni bir moda geçecek” dedi.

    “Bu tahliye ciddi anlamada tepki oluşturdu kamuoyunda”

    Yargının FETÖ ile ilgili bazı konularda aldığı bazı kararların vicdanları rahatsız ettiği yönündeki soruya cevap veren Canikli, “Şöyle bir algı oluşturulmaya çalışılıyor, ‘güçlü iş adamları dışarı çıkıyor, diğerleri kalıyor.’ İçerideki şu anda tutuklu işadamlarına baktığımızda güçlülerin tamamı ya aranıyor, kaçak ya da içeride. İsimlendirmek istemiyorum, geriye gidip gazete kupürlerine bakılırsa kimleri kastettiğimiz ortadadır”

    Bir belediye başkanının damadının tahliye edilmesine ilişkin konuşan Canikli, “Yargı kararını vermeden önce, hükümette veya bir organına danışma gibi durum söz konusu değil. Yapılan yorumlara göre bu gerçeği hatırlatmak gerektiğini anlıyoruz. Bu tahliye ciddi anlamada tepki oluşturdu kamuoyunda. Bu önemli bir hassasiyet. Burada bizim görevimiz bu tahliyenin objektif olarak yapılıp yapılmadığının incelemesini sağlamaktır. Onu da yapacak merci bellidir, o çalışma da başladı zaten. HSK bu soruşturmayı yapıyor. Hatırlar mısınız, Adil Öksüz konusuyla ilgili de aynı tartışma söz konusu olmuştu. HSYK soruşturmasını yaptı ve o hakim hem ihraç edildi hem de gözaltına alındı. Bu da araştırılacak, kamuoyuna yansıyan bilgiler doğruysa, objektif olmayacak şekilde tahliye kararı verilmişse o zaman gereği yapılacaktır. Buradan yola çıkarak ‘çevresi olan iş adamları serbest bırakılıyor, kimsesi olmayanlar içeride kalıyor’ gibi bir durum söz konusu değil, tam aksine en büyüklerinin hepsi içerde ya da kaçak” diye konuştu.

    Yanlış karar iddiaları ile ilgili tüm taleplerin incelendiğini kaydeden Canikli, “Tüm talepleri, neren gelirse gelsin inceliyoruz. Yanlışlık tespit ettiğimiz zaman düzeltiyoruz. En son KHK’da 236 iade gerçekleştirildi. Önceki KHK’da 400’ün üzerinde iade gerçekleşti. Gerekli bilgileri istedik. Açlık grevinde bulunan kişilere, ‘hassasiyetle incelemeyi devam ettiriyoruz ve gerçekten terör örgütleriyle bağlantıları yoksa iade yapılır’ demek istiyoruz” şeklinde konuştu.

    “Örgüt içi evlilikleri teşvik edildiğini ve hatta planlamalar yapıldığını biliyoruz, bu da ihraç için karine değil, orada tedbir çerçevesinde onları takibe alıyoruz” açıklamasında bulunan Canikli, bugüne kadar ihraçların ve iadelerin hiçbirisinde beyanat üzerine işlem yapılmadığının altını çizdi, “Bizim belirlediğimiz objektif kriterler çerçevesinde gerçekleştiriliyor” dedi.