Etiket: Tartışılıyor

  • Diplomasi ve savaş Uludağ Üniversitesi’nde tartışılıyor

    Bursa Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü tarafından 10.’su düzenlenen Uluslararası İlişkiler Kongresi başladı. 3 gün sürecek kongrenin bu yılki konusu ‘diploması ve savaşın değişen rolü’ olarak belirlendi.

    Kongrenin açılış töreninde konuşan Bursa Valisi İzzettin Küçük, büyük devletlerde dış politikanın sadece Dışişleri Bakanlığı’nın himayelerinde yürütülmediğini söyledi. Özellikle Amerika’da bu hususta bir çok düşünce ve araştırma kuruluşunun bulunduğuna işaret eden Vali İzzettin Küçük; “Çünkü bu işin doğası, yani uluslararası ilişkiler dediğimiz şey; çok boyutlu, derinlikli bir konu olduğu için tek bir kurumun aklı, gücü buna yetmez, eksiz kalır. Herhangi bir aktörün, neyi, niçin, nasıl yapacağını tahmin etmek, değerlendirmek, kavramsallaştırmak çok önemli bir bilgi birikimine ve projeksiyona ihtiyaç gösterir. Genelde ülkelerin başına gelen dış politikalardaki başarısızlığın ana sebebi, neyi, niçin hangi projeksiyonla yaptığını değerlendirememek veya yanlış değerlendirmekten kaynaklanır” dedi.

    BUÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay ise konuşmasında küresel diplomasinin aktörlerinin sadece devlet yöneticileri ve kurumlarının değil, hükümet dışı kuruluşlar, bölgesel kuruluşlar ve çok uluslu şirketler olduğuna işaret etti. Uluslararası ilişkilerdeki dostluk ve müttefiklik kavramlarının artık global ve mevziî siyaset ile ekonomik menfaatlere göre stratejik ortaklık odağında yeniden kurulmakta olduğunun altını çizen Rektör Prof. Dr. Yusuf Ulcay, “Küresel güç merkezlerinin çıkar hesaplarının sahası olan ülkelerde çıkarılan siyasi karışıklıklar, üretilen taşeron terör örgütleri ile birlikte devreye giren ekonomik saldırılar ne yazık ki ülkemiz olmak başta üzere tüm dünya için huzursuzluk kaynağı olmaya devam etmektedir. Ne diplomasi ne de Birleşmiş Milletler, NATO,Avrupa Birliği gibi küresel istikrarın teminatı olarak görmek istediğimiz kurumlar ise bu gidişata engel olamamaktadır. Savaşların ve iç karışıklıkların neticesinde ortaya çıkan zulüm, göç dalgası,insan hakları ihlalleri gibi sorunlar tüm ülkelerinönünde bir samimiyet sınavı olarak duruyor. Küresel barışı ve bölgesel istikrarıkarşılıklı anlayış temelli iletişim ve sürdürülebilir iş birlikleri sağlamadan kurabilmek mümkün değildir” şeklinde konuştu.

    Kongre hakkında bilgiler veren BUÜ İİBF Dekanı Prof. Dr. Tayyar Arı da 17 farklı ülkeden 20’yi aşkın yabancı konuşmacı bulunduğuna işaret etti. Toplam 143 konuşmacının bulunduğunu açıklayan Dekan Prof. Dr. Tayyar Arı, 3 gün sürecek kongrede aynı anda 4 farklı oturumun gerçekleştirileceğini aktardı.

  • Abhazya’da KDV’nin kaldırılması tartışılıyor

    Abhazya’da uygulanan KDV’nin tamamen kaldırılması veya KDV’nin düşürülmesiyle ilgili çalışma başlatıldı.

    Abhazya’da uygulanan vergilendirme sistemi ile ilgili parlamento vekilleri tarafından oluşturulan çalışma grubu tarafından tartışmalar başladı. Abhazya’da vatandaşların ödediği gelir vergisi yüzde 10, iş faaliyetlerinde ise yüzde 15 olarak uygulanıyordu. İşletmelerin, kuruluşların ve yabancı tüzel kişiliklerin karlarından alınan KDV oranı yüzde 18 olarak uygulanırken, bankacılıkta yüzde 25, sigortacılıkta yüzde 20, aracılık işlemlerinde ise yüzde 15 olarak uygulanıyordu. Uygulanan bu vergilendirme sistemiyle ilgili, ülkede ticaretin ve ekonominin artması yönünde KDV uygulamasının kaldırılması üzerine çalışma başlatıldı.

    Meclis vekilleri bünyesinde kurulan çalışma grubu, KDV’nin tamamen kaldırılması üzerinde yoğunlaşırken, bazı siyasi partilerin temsilcisi olan vekiller ise KDV’nin kaldırılmasının kamu bütçesine zararı olacağını, bu nedenle tamamen kaldırılmaması gerektiğini ve KDV’nin düşürülebileceğini savunuyor. Çalışma grubuna önderlik eden Abhazya Meclisi Milletvekillerinden Natalie Smır, çalışma grubu tarafından sadece milletvekilleri arasında bir tartışma gerçekleşmeyeceğini, bu çalışma grubunda kamu temsilcilerinin ve özel sektör temsilcilerinin de görüşlerini alacaklarını, çalışma grubunun çalışmalarını tamamlamasından sonra karar verileceğini söyledi.

  • Soğutma sektörü İzmir’de tartışılıyor

    Endüstriyel havalandırma, iklimlendirme ve soğutma sektörüne yönelik, sektörün geleceğinin yurt dışından gelecek temsilciler ile birlikte ele alındığı “Avrupa Soğutma Sektörünün Güçlendirilmesi: Geleceğin Birlikte Tasarlanması Konferansı” İzmir’de düzenleniyor.

    İzmir Kalkınma Ajansının (İZKA) İtalya’dan Lamoro Kalkınma Ajansı ile birlikte düzenlediği, Avrupa Birliği (AB) tarafından desteklenen “Geleceğe Değer Katmak – Adding Value to the Future” projesi kapsamında, Ege Soğutma Sanayicileri ve İşadamları Derneği (ESSİAD) ile İtalya Soğutma Teknisyenleri Derneğinin (Associazione dei Technici İtaliani del Freddo–ATF) ortaklaşa düzenlediği “Avrupa Soğutma Sektörünün Güçlendirilmesi: Geleceğin Birlikte Tasarlanması Konferansı (Strengthening HVAC&R in Europe: Building the Future Together)” konulu uluslararası bir konferans düzenleniyor.

    Konferansın açılış konuşmasını yapan İZKA Koordinasyon Birim Başkanı Murat Çelik, İzmir’de enerji kaynakları bakımından potansiyeli başarılı bir şekilde değerlendirdiklerini ifade ederek, “Ajans olarak yenilenebilir enerji yatırımlarına yönelik mali destek programlarımız önemli etkiler sağladı. Bu desteklerimizle 2016 yılı Avrupa Girişimciliği Teşvik Ödülleri Yarışmasında kaynak etkinliğinin ve çevre dostu yeşil pazarların gelişiminin desteklenmesi kategorisinde 2. olduk. Böylece Avrupa’da işletmeleri ve girişimciliği en başarılı şekilde teşvik eden kurumlar arasında yer aldık” dedi.

    Bugüne kadar 182 milyon euro doğrudan sermaye girişi ve 2 bin 711 kişilik yeni istihdam oluşturduklarını anlatan Çelik, “İzmir’de bilgi iletişim teknolojileri ve yenilenebilir enerji sektöründe yabancı yatırımcı çekilmesi amacıyla İzmir yatırım tanıtım stratejisi ve eylem planını hazırladık. Bu alanlarda İzmir’in lider şehir olması için yoğun tanıtım çalışmalarını sürdürüyor projeler gerçekleştiriyoruz. Bu konferans da bahsettiğim çalışmalarımızın önemli bir parçasıdır. Bu programın amacı Türkiye ve AB sivil toplum kuruluşları arasındaki diyalog sürecinin desteklenmesidir. Bu proje ile Türkiye ve İtalya arasındaki diyaloğun gelişmesine katkı sunmayı umuyoruz” diye konuştu.

    “2020’ye kadar 200 milyon euroluk kaynak”

    Programın bir amacının da Türkiye’ye yönelik özellikle AB üyesi ülkelerindeki ön yargıları ortadan kaldırmak olduğunu ifade eden Avrupa Birliği Bakanlığı Proje Uygulama Başkanı Bülent Özcan, “Türkiye-AB ilişkilerinin inişli çıkışlı olduğu bu dönemlerde bunun da ne kadar kıymetli ve değerli bir husus olduğunu görüyoruz. Türkiye’nin batısında yer alan önemli bir ticaret ve sanayi kenti olan İzmir ile İtalya’nın kuzey batısında yer alan ve yine aynı öneme sahip olan Piamento arasında bir birliktelik oluşturulmuş. Bu birliktelik çerçevesinde bölgesel kalkınma çalışmalarının gelişimi gerçekleşmiş. Taraflar arasında bir diyalog oluşmuş” dedi.

    2014’ten 2020 yılına kadar, AB mali yardımları çerçevesinde yaklaşık 200 milyon euroluk bir kaynağı Türkiye’de sivil toplumun ve yerel aktörlerin güçlenmesi, aynı zamanda Türkiye ve AB arasındaki diyaloğun gelişmesine yönelik çalışmalara aktaracaklarının altını çizen Özcan, “Bugüne kadar sivil toplum diyaloğu adı altında yaklaşık 42,5 milyon euroluk kaynak kullandık. Türkiye ve Avrupa’dan 350 farklı kuruluşun ortaklık geliştirdiği projelere destek verdik. Türkiye’deki kuruluşlar ile AB üyesi farklı ülkelerdeki kuruluşlar arasında diyalog ve 8 ülkede ortaklıklar sağlandı. Hem şehir olarak İzmir hem de ülke olarak İtalya bu diyaloğun önemli aktörleri. 350 ortaklık arasında İtalya ve İzmir’in içinde olduğu birçok projeyi finanse ettik. Önümüzdeki döneme bu projeler devam edecek” ifadelerini kullandı.

    İzmir’de bir otelde düzenlenen konferansta, proje kapsamında yürütülen çalışmaların sonuçları sunulacak ve yurt dışından gelen sektör temsilcileri ile birlikte soğutma teknolojisinin geleceği tartışılacak.

    İki gün sürecek olan ve Coca-Cola Küresel Ekipman Araştırma Direktörü Mike Gamble, UNEP eski Direktörü ve Terre Policy Center Başkanı Rajendra Madhavrao Shende gibi önemli konuşmacıların yer aldığı Avrupa Soğutma Sektörünün Güçlendirilmesi: Geleceğin Birlikte Tasarlanması Konferansında, “Endüstriyel Soğutma Sektörü Değer Zinciri Analizi”, “Soğutmanın Geleceği: Soğutma ve Avrupa Regülasyonu”, “Soğutmada Yeni Teknolojiler”, “Akıllı Soğuk Zincir” ve “Sanayi-Son Kullanıcı Paneli: Soğuk Zincirde Gelecek Vizyonu” konuları tartışılacak.

    Sektör temsilcilerinin yer alacağı konferansın 2. gününde ikili iş görüşmeleri de gerçekleştirilecek.

  • Rektum kanserinde ameliyatsız tedavi yöntemleri tartışılıyor

    İstanbul’da rektum kanserine yönelik ameliyatsız tedavinin yöntemlerinin tartışıldığı uluslararası bir sempozyum düzenleniyor. Dünyaca ünlü kanser merkezi Memorial Sloan Kettering Cancer Center’ın (MSKCC) organizasyonunda düzenlenen sempozyumda, kanserle ilgili yeni bir tedavi ışığı olabileceği ele alınıyor.

    Topluma ve hekimlere yönelik olmak üzere iki aşamada gerçekleştirilmesi hedeflenen sempozyumun ilk günü, Liv Hospital’in Ulus’taki merkezinde başladı. Yurtiçi ve yurt dışından 300’e yakın bilim insanının yer alacağı sempozyumun halka yönelik bugünkü aşamasında Liv Hospital Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Oktar Asoğlu ile Memorial Sloan Kettering Kanser Merkezi’nden Prof. Dr. Philip Paty’nin yönetiminde, rektum kanseri ile ilgili merak edilenler tartışıldı.

    Sempozyumun halk gününde görüşlerini ve hedeflenen aşamayı aktaran Liv Hospital Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Oktar Asoğlu, şunları söyledi:

    “Rektum kanseri dediğimiz zaman bir çoğunuz bunu yaşadınız, bir kısmınız da ameliyatsız olarak bunu atlattı. Bir kısmınız diyor ki; niye o zaman biz ameliyat olduk? Keşke şimdiki döneme gelseydik ama bilgi birikimi ve deneyimler ancak bir noktaya geldiklerinde ancak bu tedavi seçenekleri sunulabilir hale geliyor. Çünkü bu bir takım oyunu. Bir kişinin yapabileceği bir şey değil.”

    Ameliyat dışı tedavi

    Sempozyumda hastaların sorularını dinleyen Memorial Sloan Kettering Kanser Merkezi’nden Prof. Dr. Philip Paty, operasyon dışı bir tedaviyi bir hedef haline getirmek konusundaki taahhüdün önemine değinerek, “Önemli olan sadece gerekli uzmanlığa sahip olmak değil. Bence amaç aynı zamanda rektum kanser hastalarının tamamı için operasyon dışı bir tedaviyi bir hedef haline getirmek konusundaki taahhüt çok önemli. Burada bir hastayı, orada bir başka hastayı tedavi etmemekten çok daha farklı bir yaklaşım. Burada önemli olan radyasyonu, kemoterapiyi, uygun görüntüleme ve tanısal endoskopiyi bütün bunları optimize edebilmek ameliyat dışı tedavide. Tabi burada hastaları çok yakından takip etmekte çok önemli. Özellikle Tedaviden sonraki iki yıl içerisinde aynı zamanda hayat boyu da takip etmek ve bu şeklide sürdürülebilir bir başarı olduğundan emin olmak önemli” şeklinde konuştu.

    ABD’de elde edilen veriler umut verici

    New York’ta elde ettikleri verilerin son derece umut verici boyutta olduğunu anlatan Prof. Dr. Paty, “Biz hala ameliyat dışı tedavinin uzun vadedeki dayanıklılığı ve sürekliliğini görmeye çalışıyoruz. Ancak 10 yıldır New York’ta elde ettiğimiz veriler son derece umut verici. İki yıl kansersiz olarak gözlemlediğimiz hastalar var ve bu hastaların tekrardan nüks veya tümörün yeniden büyüme olasılığı çok düşük. Biz dolayısıyla bu tedavinin kansere tamamen kür noktasına getirebileceğimiz ve kansere kalıcı sonuçlar vereceği konusunda çok güven duyuyoruz” diye konuştu.

    Sempozyum, yarın ve Cumartesi günü İTÜ Maslak Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde devam edecek. Son iki günlük plana göre yapılacak bilimsel toplantıda yurtiçi ve yurtdışından gelen hekimler, “Rektum Kanserinde Ameliyatsız Tedavi Mümkün mü?” sorusunun cevabını araştıracak. Sempozyumda özellikle rektum kanserindeki tedavi yöntemlerinde hangi vakalarda nasıl karar verilebileceği tüm süreçleri ile multidisipliner olarak masaya yatırılacak. Mevcut kanıtların yanı sıra çok sayıda gerçek olgular üzerinden tartışmalar yapılacak, bilimsel farkındalık artırılacak. Sempozyumun son gününde yöntemlerin uygulanabilirliğine yönelik bir konsensüs raporunun sunulması hedefleniyor.

  • Gemlik Körfezi’nin Geleceği Tartışılıyor

    Gemlik körfezindeki kirlilik, Uludağ Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü tarafından düzenlenen panelde masaya yatırıldı.

    Bursa Valiliği’nin himayesinde Büyükşehir Belediyesi, Gemlik Belediyesi, BUSKİ ve Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın da destek verdiği panelde körfezdeki kirlilik karşısında tarafların yapması gereken çalışmalar ele alındı. UÜ Gemlik Asım Kocabıyık Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen panele Gemlik protokolü, akademisyenler, belediye çalışanları ve çok sayıda öğrenci katıldı.

    Panelin açılış konuşmasını gerçekleştiren Bursa Vali Yardımcısı Ahmet Hikmet Şahin, düzenlenen panelin sadece Gemlik için değil, Bursa için de büyük öneme sahip olduğunu vurguladı. Denizlerin diğer unsurlara oranla çok daha fazla dezavantajlı olduğunun altını çizen Şahin, “Bütün kirletici unsurlar öyle ya da böyle denizde son buluyor. Kirlenmenin yoğun olduğu yerlerin başında denizler geliyor. Denizler bir dereceye kadar kendi savunma mekanizmalarına sahipler. Ancak bunun için biz denizlere bir fırsat, bir nefes alma şansı tanımalıyız. Ülke olarak ciddi bir deniz kıyısı yüzdesine sahibiz. Bu yüzdenin neredeyse tamamı da kirliliğe maruz bırakılıyor. En önemli örneklerinden birisi de Gemlik körfezimiz. Bunun nedenleri de yoğun yerleşim ve kirletici faaliyetler olarak ön plana çıkıyor. Bugün üniversitemizin düzenlediği panelde kirliliğin sebepleri ve çözüm önerileri tartışılacak. Bu bakımdan çok değerli bir etkinlik olduğunu düşünüyorum. Başta Rektör olmak üzere bütün emeği geçenlere teşekkür ediyor ve başarılı olmasını diliyorum” dedi.

    UÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay ise, Gemlik’in şehir için çok büyük önemi olduğuna işaret etti. Kendisinin de rektör olmadan önce vaktinin çoğunu Gemlik körfezinde geçirdiğini açıklayan Ulcay, “Gözden uzak gönülden ırak diye bir söz var. Görmediğiniz şeye katlanırsınız. Ancak gördüğünüz şeylere katlanamazsınız. Ben geçmişte vaktimin çoğunu bu körfezde geçiriyordum. Deniz kenarında yaşayan birisi, denizdeki hareketliliği ve meydana gelen problemleri görünce, bir de bilim adamı ise bunun çözülmesini istiyor. Gemlik’te limanlar ticaret ve ekonomimizin gelişmesi açısından çok büyük önem taşıyor. Ancak çevre kirliliğine de dikkat edilmesi gerekiyor. Denizin kendisini sonsuz temizleme özelliği yok. Dolayısı ile bu konu üzerinde hassas olmalıyız. Büyükşehir Belediyesi bu sıkıntıyla ilgili girişimler ve çalışmalar başlattı. Umarım bir an önce proje hayata geçer ve Gemlik körfezi eski güzel günlerine en kısa sürede kavuşur. Bugün burada çok önemli konuşmacılar olacak. Körfezdeki sorunlar ve çözüm önerileri üzerine sunumlar yapacaklar. Konuşmacılar eğer sunumlarını bizlere yazılı olarak ulaştırırlar ise biz de üniversite olarak tüm katılımcılara bir kitap şeklinde bu sunumları ulaştıracağımıza söz veriyoruz” diye konuştu.

    “GELECEK 50 YILIN YATIRIMLARINI YAPIYORUZ”

    Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Abdülkadir Karlık da konuşmasında belediye olarak şehrin daha yeşil ve yaşanabilir hale getirilmesi için ortak akıl içerisinde hizmet vermeye çalıştıklarını kaydetti. Sahillerde insanların daha temiz bir denize girmeleri için, deniz ve plaj temizlikleri konusunda çalışmalar yapan Sahil Hizmetleri Daire Başkanlığı kurduklarını hatırlatan Karlık, “Bu çalışmalarımız devam edecek. Valiliğimiz, diğer belediyelerimiz, üniversitemiz ve diğer kurumlar ile istişare halinde hizmetlerimizi üretmeyi sürdürüyoruz. En iyisini yapmak istiyoruz. Tabi denizlerimizin temiz olması için, insanlarımızı da duyarlı olmaya davet ediyoruz. Bu konuda vatandaşlarımıza eğitici seminerler veriyoruz. Denizde yaşayan canlı türünün korunması için çalışıyoruz. Gemlik için gelecek 50 yılı düşünerek yatırımlar yapıyoruz. Dereleri ıslah ediyoruz. Atık su bırakan fabrikalara gerekli yaptırımları uyguluyoruz. Dünyada 5. olan Akışkan Yataklı Çamur Yakma Tesisimizi Bursa’mıza kazandırdık. Bu tesisimizde zararlı atıkları yüzde yüz yok ediyoruz” şeklinde konuştu.

    Gemlik Belediye Başkan Yardımcısı Ercan Barutçuoğlu ise panelde ele alınan konuların Gemlik ilçesi için hayati önem taşıdığını söyledi. Paneldeki görüşlerin ve çıkacak sonuçların kendileri için büyük önemli olacağını vurgulayan Barutçuoğlu, Gemlik körfezini konu ettiği ve bu alana dikkat çekilmesini sağladığı için Bursa Valiliği ve Uludağ Üniversitesi yönetimine teşekkür etti.

    AKDENİZ HIZLA ÇÖLLEŞİYOR

    Panelde çağrılı konuşmacı olarak yer alan Sualtı Fotoğrafçısı ve Belgeselci Tahsin Ceylan ise, ‘Gemlik Körfezinin Sualtı Hayatı’ konulu bir sunum yaptı. Sunumunda karar vericilerin çok fazla şikayet etme hakları olmadıklarını kaydeden Ceylan, “Bu konularda açıkçası üniversitelere çok büyük görevler düşüyor. Çünkü ben mesleğim icabı birçok bölgede bulundum. Bilim insanları ve üniversiteler ile çalışan hiçbir bölgede hemen hemen sorunların kalmadığını söyleyebilirim. Üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye’nin Akdeniz ekosisteminde toplam dört yüz altmış yedi tür balık yaşıyor. Kızıldeniz’de bin iki yüz tür balık yaşıyor. Altı yüz türü endemik. Akdeniz’de endemik tür sayısı altmış. Nesli tehlikede olan tür sayısı ise altmış iki. Akdeniz hızla çölleşiyor, hızla fakirleşiyor ve Akdeniz hızla tropikleşiyor. Egzotik göçün inanılmaz bir şekilde baskısı altında yaşıyor. Süveyş kanalından eskiden ayda bir tür geçiyordu. Şuanda neredeyse her gün bir tür geçiyor. İşin doğrusu bizim bilgi paylaşım hızımız ile ekosistemdeki kırılmanın hızı arasında büyük bir uçurum var” dedi.

    Açılış konuşmalarının ardından panelistler iki oturum halinde sunumlar yaptı.