Etiket: tarkan

  • Türkonfed Yönetim Kurulu Başkanı Tarkan Kadooğlu;

    TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Tarkan Kadooğlu, Diyarbakır’da yaşanan çatışma sonucunda hayatını kaybeden Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi ve şehit polisler Ahmet Çiftaslan ve Cengiz Erdur’a Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır ve başsağlığı diledi.

    Tahir Elçi’nin değerli bir hukuk adamı olduğunu söyleyen Kadooğlu, “Tahir Elçi, ülkemizin yetiştirdiği değerli bir hukuk adamı, insan hakları savunucusu ve barış elçisiydi. Bölgede sevilen, sözü dinlenen ve saygı gören bir kişilikti. Ölümü ülkemiz için bir kayıptır. Zira kendisinin, demokrasimize, barışımıza katkı sağlayacağı çok şey olacaktı. Dolayısıyla üzüntümüz büyük” dedi.

    Şiddet ortamının bu gibi saldırılara zemin olduğunu belirten Kadooğlu, “Bu kayıp, bize huzurun, güvenin, barışın ne denli önemli olduğunu bir kez daha hatırlatmıştır. Çözüm sürecinin bir an önce tekrar başlaması ve barış ortamının yeniden tesis edilmesi hayati bir konudur. Hem Tahir Elçi hem de bu olayda şehit olan polislerimize karşı bu sorumluluğumuzun olduğunu düşünüyorum. Ülkemizin her metrekaresinde huzur, güven, barış ve kardeşlik ortamının tesis edilmesi için hepimizin elini taşın altına koyması gerekiyor. Tahir Elçi de her an, her yerde bunun için çalışan biriydi. Hepimizin başı sağolsun. Talebimiz bu olayın faili meçhul olarak kalmaması ve faillerin bir an önce bulunarak adalet karşısına çıkarılmasıdır” şeklinde konuştu.

  • Tarkan: ‘Erkekliğimden utanıyorum’

    Mersin’de vahşice yakılarak öldürülen Özgecan Arslan cinayeti için Megastar Tarkan da sessiz kalmadı.

     

    Üniversite öğrencisi Özgecan Aslan’ın vahşice katledilmesi Türkiye’yi ayağa kaldırdı. Megastar Tarkan da siyah kıyafetli fotoğraflarını Instagram’da paylaşarak sosyal medya hesabından ” Erkekliğimden utanıyorum” diyerek şu açıklamaları yaptı; ” Bugün bende siyah giyindim.. Özgecan Aslan için yastayım..”

  • Tarkan’dan çok sert mesaj

    Pop müziğin sevilen ismi Tarkan, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü için oldukça sert bir mesaj yayımladı.

     

    İşte Tarkan’ın o mesajı:

    8 Mart Dünya Kadınlar Günü, aslında takvimimizin çok derin acılarla yüklü bir günüdür ve kutlanacak bir gün de değildir bence…

    Anneyi, anneliği kutsal sayan bu toplumda erkekler ne yazık ki hâlâ kadınları, kızları öldürüyor! Bu çelişkiyi anlamak mümkün değil!

    Bir yandan annesini, anneliği kutsuyor; diğer yandan başka annelere, anne adaylarına işkence ediyor, dövüyor. Hatta emeklerini sonuna kadar sömürüyor. Onların özgürlüğünü ellerinden alıyor.

     

    Kutsalla namus arasında sıkışmış bir erkekliğin zorbalığı tetikleyen hastalıklı zihnidir bu…

    Dünya  Kadınlar Günü Nasıl Ortaya Çıktı?
    Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün ortaya çıkışı 8 Mart 1857 tarihinde ABD‘nin New York kentinde yaşanan acı bir olaya dayanıyor. Bir tekstil fabrikasında greve başlayan 40 bin dokuma işçisinin polis tarafından fabrikaya kilitlenmesi ve akabinde çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda çoğu kadın 129 işçinin can vermesiyle sonuçlanan olay tarihte bir dönüm noktasıdır. Ağustos 1910 tarihinde Danimarka’nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonal’e bağlı kadınlar toplantısında, Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 1857’de ölen kadın işçiler anısına 8 Mart’ın “Internationaler Frauentag” (International Women’s Day-Dünya Kadınlar Günü) olarak anılması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi. Anma tarihinin 8 Mart olarak saptanışı 1921’de Moskova’da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı’nda gerçekleşti. Adı da “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak belirlendi. Dünya Kadınlar Günü, 1960’lı yılların sonunda Amerika Birleşik Devletleri’nde de anmaya başlanmasıyla daha güçlü bir şekilde gündeme geldi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak anılmasını kabul etti. Türkiye’de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında “Emekçi Kadınlar Günü” olarak kutlanmaya başlandı. 1975 yılından sonra daha yaygın olarak kutlanan özel gün, kapalı mekanlardan sokaklara taşındı. 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi’nden sonra dört yıl süreyle herhangi bir kutlama yapılmadı. 1984’ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından “Dünya Kadınlar Günü” kutlanmaya devam ediliyor.

     

    Öyle bir erkek zihni oluşturulmuş ki, sadece kendi var oluşunu kabul ediyor; yakınlarındaki kadınlara, kendi izni ve onayı dışında var olma, gelişme, düşünme, hissetme, konuşma şansı tanımıyor… Onaylamadığı bir durumla karşılaşınca da, zihninin doğruladığı herhangi bir gerekçeye sığınıp onlara her türlü şiddeti uyguluyor, hatta öldürüyor, bazen de diri diri toprağa gömüyor…

     

     

    Bu günün kutlanması için;

    Erkek zulmüne uğramakta olan bütün kadınların acılarının dinmesi, ölüm ve şiddet riskinden kurtulmaları, çocuk gelinlerin kurtarılmaları ve bütün kadınların özgürleşmeleri gerekir…

     

     

    Hukukun, şiddete maruz kalan kadınları daha fazla desteklemesi gerekir…

    Hepimizin, kadınlara uygulanan şiddete karşı bilinçlenmesi ve sonuna kadar savaşması gerekir…

    8 Mart, ancak o zaman kutlanacak bir gün olur…