Etiket: Tarımda

  • Tarımda gübre masaya yatırıldı

    Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, gübre sektörü temsilcileri ve akademisyenlerle bir araya gelerek tarımda organik ve kimyasal gübre kullanımı konusunu değerlendirdi.

    Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) Toplantı Salonunda gerçekleştirilen görüşmede Bakan Çelik, katılımcılarla organik gübre konusunda potansiyel, imkanlar ile tarımda organik gübre ve kimyasal gübre kullanımının etkileri konularında fikir alışverişinde bulundu.

    Bakanlık bürokratlarının da katıldığı toplantıda konuşan Çelik, Bakanlık olarak tarımda organik gübre kullanımı ile ilgili bir çalışma yürüttüklerini, bu konunun detaylarını taraflarla istişarelerde bulunarak netleştirmeye çalıştıklarını belirtti. Bakan Çelik, “Bugün burada sizlerle tarımda kullanılan organik ve kimyasal gübreyi konuşalım istedik. Amacımız hem çiftçimizin maliyetlerini düşürmek hem de ekilen ürünlerimizin daha kaliteli olmasını sağlamaktır. Sizlerin görüşleri bizler için çok değerlidir. Burada rahatça görüşlerinizi dile getirmenizi istiyorum. Sizlerin görüş ve önerilerinizle organik ve kimyasal gübre kullanımında önemli yol kat edeceğimizi düşünüyorum” dedi.

    Gübrede özellikle Tarım Kredi Kooperatifleri Birliği bünyesindeki GÜBRETAŞ sayesinde önemli indirimlerin yapıldığını da kaydeden Bakan Çelik daha sonra üniversite hocaları ve gübre sektörü temsilcilerinin, tarımda organik ve kimyasal gübre kullanımı ile ilgili görüşlerini aldı.

    Bakan Çelik geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada; organik gübre ile ilgili yürüttükleri söz konusu çalışmanın detaylarının taraflarla yapılacak toplantılarla netleştirilerek önümüzdeki zamanlarda kamuoyuyla paylaşılacağını ifade etmişti.

  • Kaoelin, inşaat ve seramikten sonra tarımda da kullanılmaya başlandı

    İnşaat sektöründe kullanılan ve seramik sanayiinin önemli ham maddesi olan kaolin, yansıtıcı özelliği ile tarım sektöründe de kullanılmaya başlandı.

    Türkiye’nin kaolin rezervlerinin büyük bir kısmına sahip olan Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde, kaolin tarım sektöründe de kullanılmaya başlandı. Sındırgı’da kaliteli kaolin yataklarının bulunduğunu belirten Utelka madencilik firmasının sahibi Mustafa Karanfil, kaolin kilinin tarım alanında kullanımının artış gösterdiğini, tarım alanında kullanılması için toz haline getirilmesi gerektiğini belirtti. Ülke genelinde kaolin rezervinin yüzde 90’ının Sındırgı ilçesinde bulunduğunu belirten Mustafa Karanfil, kullanım alanının yüzde 60’ının çimento, yüzde 30’unun seramik ve yüzde 10’unun da cam, kağıt ve diğer sektörlerde olduğunu söyledi.

    Mustafa Karanfil, “İlk başta çanak çömlek yapımında, yaygın olarak yüksek kalitede parlak kâğıtların üretimi, boya, plastik eşya, suni kauçuk, ilaç, gübre, mürekkep, kozmetik ürünlerinin üretiminin yanı sıra petrol sektöründe kullanılan katalizlerin yapımında da kaolinden yararlanılır. Ülkemizin en önemli kaolin yatakları Sındırgı-Düvertepe yöresindedir. Burada çeşitli kalitelerde yaklaşık 70 milyon ton muhtemel rezerv bulunmaktadır. Bunun da yaklaşık 25 milyon tonu işletilebilir, görünür rezervdir. Türkiye’de seramik sanayiinde kullanılan kaolin üretiminin büyük bir kısmı Sındırgı’dan karşılanmaktadır’’ dedi.

    Kaolinin tarımda da kullanılmaya başlandığını kaydeden Mustafa Karanfil, “Güneş yanıklarına karşı kesin çözüm getirir, bitki yaprağını ve meyvesini bünyesindeki alkali (K2O) ile besler, bitkinin bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalıklara karşı direncini arttırır, bitki yaprağını ve meyveyi zeytin sineği, kırmızı örümcek gibi zararlılardan ve bakterilerden korur. Tavuk çiftliklerinde ‘tavuk altlığı’ olarak da kullanılır. Ayrıca asmaların dip kısmına güneş ışınları ulaşamaz. Alt kısmına atılan kaolin, güneş ışınlarını yansıtarak altta kalan asma yapraklarına fayda sağlar. Asma gibi yaprakları yoğun diğer bitkilerde de kullanılabilir” dedi.

  • Atık sular arıtılarak tarımda kullanılıyor

    Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde kanalizasyonlardan akan su arıtılarak tarım arazilerinin sulamasında kullanılıyor.

    Şanliurfa’nın Siverek ilçesinde Büyükşehir Belediyesi tarafından tasarlanan ve ardından projeye çevrilerek uygulamaya konulan Siverek Atık Su Arıtma Tesisi, ilçe tarımının geleceğine yön veriyor. Saniyede 17 bin metreküp atık suyu arıtarak tarıma elverişli hale getiren tesis, Avrupa Birliği standartlarında hizmet veriyor.

    İlçede daha önce yaşanan kanalizasyon atıklarının çevreye verdiği zararların önüne geçen tesis, gerek yapısı gerekse işleyişi bakımından bölgede bir ilk olma özelliğine sahip. Türkiye’de ilk kez bir Büyükşehir Belediyesi tarafından projelendirilerek hayata geçirilen Atık Su Arıtma Tesisi, fiziksel ve biyolojik olarak arıtılan suyu tarımsal alanlar için elverişli hale getirerek doğayla buluşturuyor. Aynı zamanda atık suyu biogaza çevirerek kendi enerjisini de üreten tesis, böylelikle işletme maliyetini düşürüyor. Kendi enerjisinin tümünü yine kendisi üreten tesis Türkiye’de birçok il için örnek projeler arasında yerini alırken, arıtılan su kalitesi Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki Şanlıurfa Su ve Kanalizasyon İşleri İdaresi Genel Müdürlüğü’nde (ŞUSKİ) görevli Çevre Mühendislerince günün belirli saatlerinde sürekli olarak testlere tabi tutuluyor.

    İçerisinde akvaryum balığı yetiştirilecek kadar temiz olan su, tüm işlemlerin ardından tarlalardaki ürünler için doğaya salınıyor. İlçenin en büyük ekonomik gelir kapısı olan tarımda kullanılan arıtılmış su sayesinde Siverek ekonomisi her geçen gün bir adım daha ileriye taşınıyor.

  • Tarımda Kullanılan İlaç Süresinin Önemi

    Çiftçilerin tarımda kullanılan ilaç sürelerine dikkat etmeleri gerektiğini ifade eden Ondokuz Mayıs Ünversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Berna Tunalı, ilacın kalma süresinden önce toplanan ürünlerin insan sağlığına ciddi zararları olabileceğini söyledi.

    İlaçların değişik zamanlarda değişik bitkilere uygulanabildiğini söyleyen Prof. Dr. Berna Tunalı, “İlaçlamalar tohum, yeşil aksam bir de toprağa uygulanabiliyor. Bu ilaçlamaların çevreye olumsuz etkileri olabilir. Özellikle ilaçların; toprağa, akarsulara, bitkilere ve bunlar üzerinden de insana zararları olabilir. Bu ilaçlamalarda çevreyi kirletmemek açısından en az toksik olan ilaçlar kullanılmalı. Ya da hiç toksik olmayan ilaçlar kullanılmalı. Bir de bizim biyolojik ve biyoteknik mücadele dediğimiz metotların kullanılması toprağın kirlenmemesi açısından faydalı olacaktır” dedi.

    “BU DURUM ÖZELLİKLE SERALARDA DAHA FAZLA GÖRÜLÜYOR”

    Pestisitlerin kimyasal maddeler olduğunu belirten Prof. Dr. Berna Tunalı, “Zararlı organizmaları engellemek, kontrol altına almak ya da zararlarını azaltmak için kullanılan madde ya da maddelerden oluşan karışımlar dediğimiz pestsitler, toprakta bir takım kalıntılar bırakabilir. Bu kalıntıların zaman içerinde dönüşmesi söz konusudur. Bunlar başka maddelere de dönüşebilirler. Zararları da ortadan kalkabilir ama bu zaman içerisinde oluyor. İlaçların türüne göre kalıntı süreleri de değişebiliyor. Dolayısıyla ilaçları kullanırken ilaç dozunun aşılmaması gerekiyor. Tabi ilaçlama ile hasat aralığının süresi bellidir. İlaçların etiketlerinde bu aralık yazar. Atılacak bitki ve ilaç çeşidine göre bu süre değişir. Mesela bir ilacın üzerinde; attıktan 20 gün sonra ürünü toplayabilirsiniz yazıyorsa ve 10. günde hasat yapılırsa ilacın kalıntısı bitkinin üzerinde kalacaktır. Tabi sonucunda bu durumun insan sağlığına çeşitli zararları olacaktır. Bu zararlar ilacın yapısına göre farklılıklar gösterebilir. Bunlara dikkat edildiği müddetçe sorunlar minimize edilmiş olacaktır. Bazen çiftçilerimiz ilaçlar daha fazla etki etsin diye aşırı dozda kullanabiliyorlar. Bir de hasat aralığına dikkat etmiyorlar. Bu durum özellikle seralarda çok görülüyor. Çiftçimiz ilacı seraya atıyor ertesi gün topluyor. İşte o zaman insan sağlığı açısından çok büyük zararları olabiliyor. Bu konuda bakanlığın ilacın kalıntısı üzerinde ciddi denetlemeleri oluyor. Ürünün üzerinde ne kadar ilaç kalıntısı olduğunu o kalıntıdan anlayabiliyorlar. Yurt dışına giden ürünlerimizde bu şekilde kontrolden geçiyor. Eğer üzerindeki kalıntı belli bir eşiğin üzerindeyse o ürün geri gönderiliyor. Bu konuda denetim bakımından yeterli uzmanımız yok. Bu sayının artırılması gerekiyor” diye konuştu.

  • Borsa’dan ’Tarımda Yaşlı Nüfus Tehlikesi’ Vurgusu

    İzmir Ticaret Borsası Başkanı Işınsu Kestelli, tarımda çalışan nüfusun yaşlandığına ve genç nüfusun tarıma yönelmediğine dikkat çekerek, “Gençlerimizin çoğu kentlerde ancak asgari ücrete vasıfsız işler bulabilmektedir. Hâlbuki bu gençlerin genlerinde dahi tarım var. İş işten geçmeden bu değerlerimizi hızla geri kazanmamız şart” dedi. Kestelli, gençler için ‘Tarım Gençlerle Yükseliyor’ projesini başlatacaklarını açıkladı.

    İzmir Ticaret Borsası (İTB) Nisan ayı Olağan Meclis Toplantısı, Barış Kocagöz başkanlığında gerçekleştirildi. Meclisin açılış konuşmasını yapan İzmir Ticaret Borsası Meclis Başkanı Barış Kocagöz, ülke ekonomisine ilişkin gelişmelere değinerek, Merkez Bankası’nın faiz indirim kararının banka kredilerine yansıması ve faiz indiriminin devam etmesi gerektiğini ifade etti. Yeni pamuk ekim sezonu hakkında da konuşan Kocagöz, “Bu aylar tarım sektörünün hareketlendiği, birçok üründe üretim sürecinin başladığı aylar. Ülkemizde pamuk ekim dönemi başladı. Bu yıl pamuk üretiminde bir artış beklentisi içerisindeyiz. Aslında bu artış son yıllarda özlemle beklediğimiz bir durum” dedi.

    “DIŞ PAZARI KAYBETMEMEK YENİ PAZARLARDAN DAHA ÖNEMLİ”

    İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli ise, dünyadaki tarımsal rekabete değinerek, dış ticarette pazarı kaybetmenin kolay iken kazanmanın bir o kadar zor olduğunu belirtti. Tarımı ‘üretimin dalgalı olduğu üstü açık bir fabrika’ya benzeten Kestelli, “Ürün arzını sürdürülebilir kılabilmek için ülkenin refah içinde istikrarlı bir ekonomiye sahip olması gerekir. Yurtiçi tüketimin sınırlı olması sebebiyle özellikle stoklanamayan ve raf ömrü kısa olan yaş meyve-sebzelerin ihracat ürünü haline gelmesi için uzun yıllara ve güvenceye ihtiyaç vardır. Dolayısıyla uzun vadede kazanılmış olan dış pazarı kaybetmemek, kısa vadede yeni pazar kazanmaktan daha önemlidir. Özellikle çevre ülkelerden kaynaklanan istikrarsızlığın olduğu bu ortamda verilen devlet destekleri bir nebze de olsa üreticilerimize ve girişimcilerimize nefes aldırmaktadır” ifadelerini kullandı.

    “GENÇLER İŞ İŞTEN GEÇMEDEN TARIMI KAZANMALI”

    Tarımda çalışan nüfusun yaşlandığına değinen ve genç nüfusun tarıma yönelmemesinden dolayı serzenişte bulunan Kestelli, köydeki arazilerin bırakılıp kentlere göç edildiğine dikkat çekti. Kestelli, “Görünen o ki bu gençlerimizin çoğu büyüdükleri kırsaldaki sınırlı eğitim imkanlarının da etkisiyle kentlerde ancak asgari ücrete vasıfsız işler bulabilmektedir. Hâlbuki bu gençlerin genlerinde dahi tarım var, hayvancılık var, üretim var. İş işten geçmeden bu değerlerimizi hızla geri kazanmamız şart” dedi.

    ÖĞRENCİLERE YENİ PROJE YARIŞMASI

    Gençlerin teşvik edilmesi ve bakanlığın proje ile ilgili gençlerin başvuruda bulunması noktasında çağrıda bulunan Kestelli, ”Tarım Bakanlığımız gençlerimizi yeniden tarıma yönlendirmek için önemli bir adım atarak ‘genç çiftçi hibe desteği’ programını başlatmıştı. Başvuruların 12 Mayıs’a kadar devam edeceği ve 30 bin TL’ye varan maddi desteklerin yer aldığı hibe programına uygun koşullara sahip tüm gençlerimizin başvurmasını dilerim. Bir süredir üzerinde çalıştığımız ve geçtiğimiz hafta yönetim kurulu olarak onayladığımız ve yakın zamanda kamuya duyurusunun yapılacağı ’Tarım Gençlerle Yükseliyor’ isimli projemiz ile lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin başvurabileceği bir proje yarışması başlatıyoruz. Bu proje ile dereceye girecek öğrencilerimize maddi destek sağlanacak olup, ayrıca başvurular arasından uygulama projeleri de çıkarmayı hedefliyoruz. Başvurular arasında borsamıza, bölgemize ve hatta ülkemize büyük katkılar sağlayabilecek yeni ve inovatif projeler çıkacağına inanıyorum” diye konuştu.