Etiket: Tarihsel

  • MHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Aydın: “Akdeniz ve Egedeki tarihsel çıkarlarımıza sırt dönmemiz mümkün değildir”

    MHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Aydın: “Akdeniz ve Egedeki tarihsel çıkarlarımıza sırt dönmemiz mümkün değildir”

    Milliyetçi Hareket Partisi Yakutiye ilçe kongresi yapıldı.

    MHP Genel Başkan Yardımcısı, Erzurum Milletvekili Prof. Dr. Kamil Aydın, Erzurum İl Başkanı Naim Karataş, Erzurum Ülkü Ocakları İl Başkanı Abdulkadir Gökçan, Uzundere Belediye Başkanı Hilmi Aktoprak, İl yönetim kurulu üyeleri, İlçe başkanları, İlçe yönetimi ve çok sayıda teşkilat mensuplarının katılımı ile gerçekleştirilen kongrede birlik ve beraberlik mesajları verildi.

    “İstiklal İçin Birlik, İstikbal İçin Dirlik; Kazanan Türkiye Olacak” teması ile yapılan kongrede konuşan Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı Erzurum Milletvekili Prof. Dr. Kamil Aydın; “Akdeniz’de son günlerde yaşanan olaylara değinerek Yunanistan gerilim politikalarını körükleyerek Türkiye’nin sabır ve tahammül ölçülerini kırılma noktalarına ve son aşamaya kadar getirmiştir. Yunanistan uluslararası hukuku çiğnemekte ve ateşle oynamaktadır. Yunanistan’ı kışkırtan Fransa kazanana oynamak üzere kurulan şer ittifaklar ile kumar masasına oturanlar, tanıdık ve bildik ülkelerdir. Akdeniz ve Egedeki tarihsel çıkarlarımıza sırt dönmemiz mümkün değildir. Tansiyonu yükseltenler bilsinler ki Türkiye bunlara boyun eğmedi bundan sonrada eğmeyecektir”.dedi.

    Milliyetçi Hareket Partisi Erzurum İl Başkanı Naim Karataş ise yapmış olduğu konuşmada kongrenin ülkemize, milletimize, ilimize, ilçemize ve camiamıza hayırlı olsun temennilerinde bulunarak, “Yakutiye ilçesinin görev ve sorumluluk alanı Erzurum’un çekirdek noktasını teşkil edip, ticari, idari, yönetim, askeri, kültürel ve sağlık, şehrin ana yükünü ve temel kurumların ağırlığını da Yakutiye ilçesi sınırları içerisinde görmekteyiz. Bu yönüyle Yakutiye ilçesi yönetim, ticaret ve kültür merkezidir.” dedi

    Konuşmaların ardından yapılan genel kurulda İlçe Başkanlığına seçilen Sinan Demir teşekkür konuşması yaptı.

  • KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı: “Kıbrıs’ta iki toplum tarihsel ir sorumlulukla karşı karşıya”

    KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Kıbrıs’ta iki toplumun tarihsel bir sorumlulukla karşı karşıya olduğunu söyledi.

    Boğaziçi Zirvesi’ne, 80 ülkeden siyasetçi ve işadamı katıldı. Ana teması ’Barışın Sürdürülebilmesi ve Herkes İçin Kalkınma’ olarak belirlenen zirvenin açılış konuşmasını yapan KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, zirvenin temasını oluşturan barış ve kalkınmanın dünyamız için yaşamsal öneme sahip iki temel ihtiyaç olduğunu söyledi. Dünyanın 40’tan fazla bölgesinde savaş koşulları olduğunu ve sıcak çatışmalardan etkilenen insan sayısının son 10 yılda 2 kat arttığını belirten Akıncı, “Birleşmiş Milletler’in bu ayın başında yayınladığı rapora göre dünya nüfusunun yarısı günde 2 doların altında bir parayla geçinmeye çalışıyor. Yoksulluk, açlık, hastalık ve eğitimsizliğe yol açıyor. Bütün bunlar dünya ölçeğinde barışa uğraş vermenin ne kadar değerli olduğunun kanıtıdır. Savaşlar tüm insanlara zarar verir, barış koşulları ise kalkınmanın en önemli ivme kaynaklarından biridir. Barış ortamı yoksa sürdürülebilir kalkınma yoktur. Öte yandan, sürdürülebilir kalkınma yoksa barış ortamı her zaman tehdit altındadır” dedi.

    Son dönemde Kıbrıs adasındaki hidrokarbon yatakları ile ilgili tartışmalara da değinen Akıncı, hem Kıbrıs hem de bölge ölçeğinde barış kalkınma ilişkisini test etmek için çok önemli bir fırsat bulunduğuna dikkat çekti. Akıncı, şöyle devam etti: “Kaynakların birlikte değerlendirilmesini öngören bir vizyon sayesinde herkesin kazançlı çıkacağı ve kimsenin kaybetmeyeceği bir ekonomik iş birliği ortamı yaratılabilir. Bu ekonomik ortaklık bölgenin huzura kavuşmasının anahtarına dönüşebilir. Bugün iki toplum tarihsel bir sorumlulukla karşı karşıya. İki topluma ait olan doğal kaynakların yine bu iki toplumun refahını artıracak şekilde değerlendirilmesi şart. Güney Kıbrıs yönetimi ortak payları tek başına sahiplenme anlayışını terk etmelidir. Adanın zenginliklerini, projeleri hiçe sayarak sadece kendi hanesine yazma girişimi tarihsel sorumlulukla bağdaşmaz. Yapılması gereken gerginlik politikası yerine iş birliği yaklaşımıdır. Kıbrıs’ın çevresinde varlığına inanılan zengin doğal gazın diğer kaynaklarla da birleştirerek Türkiye ve Yunanistan üzerinden Avrupa’ya ulaştırılması istikrar ve kalkınma yolunda önemli bir adımdır ve bu gelişmeler herkese ekonomik fayda sağlayacak. Bundan da önemlisi kalıcı bir barış ve iş birliği ortamı oluşturulacak olmasıdır.”

    Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak da açılış konuşmasında dünyada ticaretin önemine dikkat çekerek, nüfus ve eğitimin artması ile teknolojinin gelişiminin tüm dünya genelinde ticaret hacminin de artmasını sağladığını söyledi. Olpak, şöyle konuştu: “19. yüzyılı imparatorluklar, 20. yüzyılı ideolojiler,21. yüzyılı ise küreselleşme çağı olarak kabul ediyoruz. Zamanın böylece hızlı aktığı süreç içerisinde tarih boyunca insanların birbirini anlamaya en yakın olduğu süreçteyiz. Ama geldiğimiz yerde bu anlayışı yeterince oluşturamadığımızı görüyoruz. Geçen seneki zirvede ’değişimin merkezine insanı almalıyız’ demiştim, bu görüşümü tekrar ifade etmek istiyorum. Farklılıklara saygı duyarak ve özgür renklerimizi koruyarak ortak bir dil, kalkınma anlayış geliştirmek bir ütopya değil, ihtiyacımız. Dünyanın bir ucunda olup bitenler artık çok yakınımızda duruyor. Artık fikirde ve harekette daha fazla birlikte olma zamanı”.

  • Demokrasinin tarihsel gelişimi masaya yatırıldı

    15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü kapsamında İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde (İEÜ) ’Demokrasinin Tarihsel Gelişimi’ konulu söyleşi ile demokrasinin geçmişten günümüze gelişimi masaya yatırıldı.

    Söyleşiye İzmir Ticaret Odası Meclis Başkanı Selami Özpoyraz, İEÜ Rektörü Prof. Dr. Can Muğan, çok sayıda akademisyen ve öğrenci katıldı.

    İEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Filiz Başkan, demokrasinin bir anda ortaya çıkmadığını ve uzun bir sürece yayıldığına dikkat çekerek, demokrasinin bir kavram olarak derin bir geçmişi bulunduğunu kaydetti. Prof. Dr. Başkan, “Demokratikleşme süreci başladıktan sonra bunun tek yönlü olmadığını görüyoruz. Bazı dönemlerde demokrasiye karşı ters dalgalar ortaya çıkmıştır. Birinci demokratikleşme dalgasında, 19’uncu yüzyıl boyunca 30’dan fazla ülkede asgari düzeyde demokratik kurumlar kurulmuştur. Buna karşın birinci ters dalgada (1922-1942 yıllarında) Almanya ve İtalya’da faşizm yükselmeye başlamış, Portekiz ve Latin Amerika ülkelerinde askeri darbeler ortaya çıkmıştır. İkinci dalgada, 1943 -1962 yılları arasında Batı Almanya, İtalya, Japonya ve bazı üçüncü dünya ülkeleri demokratikleşmiştir. Ancak ikinci ters dalgada, 1958-1975 yılları arasında, Latin Amerika ülkelerindeki askeri darbeler demokratikleşmeyi olumsuz etkilemiştir. Üçüncü dalgada ise, 1974’ten sonra Güney Avrupa ülkeleri Latin Amerika ülkeleri Asya ve Doğu Avrupa ülkeleri demokratikleşmiştir” dedi.

    “Güçlü sivil toplum demokrasinin vazgeçilmezidir”

    15 Temmuz’da demokrasinin korunduğunu belirten Prof. Dr. Başkan, şunları söyledi:

    “Demokrasinin bir ülkede yerleşik hale gelebilmesi için farklı fikirlere, tercihlere ve inançlara saygı olmalı, yurttaşlık bilinci geliştirilmeli ve güçlü sivil toplum örgütleri olmalı çünkü siyasi partilerin halkın katılımı için yeterli mekanizmalar değildir.”

    “İlkel toplumlarda demokratik yönetim biçimine rastlandı”

    İEÜ Hukuk Fakültesi Doktor Öğretim Üyesi Serkan Yolcu ise, ilkel toplumlarda da demokratik yönetim biçimine ilişkin bulgulara rastlandığını vurgulayarak, bu toplumlarda ortada henüz devlet yokken eşitlikçi bir yapının hakim olduğunu ifade etti. Demokrasi üzerine konuşmanın büyük kazanç olduğunu aktaran Yolcu, “Tarihsel sürece baktığımızda Atina’da doğrudan demokrasinin ilk örneğini görürüz. Orada araya temsilci girmeden halkın bizzat yönetimde yer aldığı bir yönetim biçimi vardır. Bu demokrasi anlayışında devlet yurttaşlardan farklı bir varlık olarak görülmez. İktidar mücadelesinin anayasallaşmasına bağlı olarak 18’nci yüzyılın sonunda ortaya çıkan anayasa, kuvvetler ayrılığıyla iç içe geçmiştir. Demokrasi çoğunluğun yönetimidir ancak azınlığın haklarını da korumalıdır. Temel hak ve hürriyetlerin güvence altına alınması anayasayla mümkündür. Anayasacılık ile demokrasi arasında bir denge kurulması önemlidir. Bir yönetim biçimi olarak demokrasi seçimi öngörür. Demokrasi ve anayasacılık birbirini tamamlar. Demokrasi rasyonel ve insanı iyiye yöneltecek bir kavramdır” dedi.

    “Ayrışmadan bir olmalıyız”

    İzmir Ekonomi Üniversitesi Öğrenci Konseyi Başkanı Buğra Kaan Günay, gençler olarak bundan sonraki tek görevlerinin önce kendilerini ilim, bilim ve ahlak ile donatıp sonra da Türkiye’yi, devleti ve milleti korumak olduğunu söyledi. Günay, “Ülkemizi, devletimizi ve milletimizi korumak, sahip çıkmak için, yeni 15 temmuzları görmemek evlatlarımızı, kardeşlerimizi, topraklarımızı ve geleneklerimizi kaybetmemek için birlik olmalıyız. Kendimizde olan ışığı etrafımıza saçmak, ayrışmadan, kopmadan bir olmak zorundayız” ifadelerini kullandı.

  • Avusturya EXPO 2016’da İki Ülkenin Tarihsel Bağlarını Anlatacak

    Orta Avrupa ülkesi Avusturya, EXPO 2016 Antalya alanına kuracağı ülke bahçesinde, Türkiye ile tarihsel bağlarını bitkiler aracılığıyla anlatacak ve ekolojik bahçe bakımı hakkında bilgiler verecek.

    Avusturya Federal Bahçe Direktörü Dr. Brigitte Mang ve Avusturya Ankara Büyükelçiliği Elçi Müsteşarı Georg Obberreiter, Avusturya’nın EXPO 2016 Antalya’ya katılımını görüşmek üzere Aksu’da bulunan sergi alanına geldi. Avusturya Heyetine Avusturya Antalya Fahri Konsolosu Ahmet Barut da eşlik etti.

    EXPO 2016 Antalya Ajansı Genel Sekreter Yardımcısı Mücahit Şengül tarafından karşılanan heyete proje sunumu yapıldı ve alan hakkında bilgi verildi. Sunumun ardından gerçekleştirilen alan gezisinde ise heyet, alanı yakından görme fırsatı buldu.

    Avusturya Federal Bahçe Direktörü Dr. Brigitte Mang, “Bu kadar bitki ve ağaç çeşidi, özellikle burada araştırma enstitüsü iken daha önce var olan büyük palmiyeler, bu kadar büyük bir alan, bu kadar çok büyük mimari, yeni yapılar, dediğim gibi bu kadar yeşilliğin burada olması beni çok etkiledi” dedi.

    Avusturya’nın daha önce 1964’te ve 70’li yıllarda bir bahçe sergisinde yer aldığını, Kiev’de ve Cezayir’de de 2 tane Avusturya bahçesi düzenlediğini söyleyen Dr. Mang, onun dışında bir bahçe sergisine katılmadıklarını da ifade etti.

    Avusturya Ankara Büyükelçiliği Elçi Müsteşarı Georg Obberreiter ise, “Dikkatimi çeken sadece bir bahçe sergisi değil Antalya çevresinde olan bütün faaliyetleri, bütün etkileri biraraya toplayıp daha büyük boyutta bir proje gerçekleştirmeye çalışılması beni etkiledi” diye konuştu.

    Avusturya Heyetine eşlik eden Avusturya Antalya Fahri Konsolosu Ahmet Barut ise Avusturya’nın EXPO 2016’ya katılımını çok arzu ettiklerini ifade etti.

    Ziyaretin sonunda EXPO 2016 Antalya Ajansı Genel Sekreter Yardımcısı Mücahit Şengül, heyete sembol çiçek şakayık takdim ederken, Avusturya Heyeti de Şengül’e ülkelerinin bitki çeşitliliğini anlatan kitaplar hediye etti.

    Avusturya, kuracağı ülke bahçesinde Orta Avrupa ve Orta Akdeniz’de şu anda var olan ama menşei Türkiye’de olan bitkilerin Avusturya’ya nasıl gittiğini, iki ülke arasındaki tarihsel bağı bitkiler aracılığıyla anlatacak. Avusturya, ayrıca kuracağı bahçede ekolojik bahçe bakımını da anlatacak.

  • Kuşadasında “Tarihsel Doku” Projesinin İkinci Aşaması Tamamlandı

    Kuşadası Belediyesi ile Yıldız Teknik Üniversitesi işbirliği ile sürdürülen rölöve ve restorasyon projesinin ikinci aşamasında tarihi çevre değerlendirme çalışmaları tamamlandı.

    Kuşadası Belediyesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) Mimarlık Fakültesi Restorasyon Anabilim Dalı ile “Yıldız Teknik Üniversitesi Rölöve-Restorasyon Lisans Üstü Programı 2015-2016 Güz Yarıyılı” ders programı kapsamında ilçeye gelen yüksek lisans öğrencileri “Tarihi Çevre Değerlendirme 1” dersi kapsamında sürdürülen tarihi çevre değerlendirme çalışmaları tamamladı. YTÜ Mimarlık Bölüm Başkanı Prof. Dr. Can Binan, Restorasyon Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cengiz Can koordinatörlüğünde yürütülen çalışma, Doç. Dr. Aynur Çifci, Yrd. Doç. Dr. Ebru Omay Polat, Yrd. Doç. Dr. Banu Çelebioğlu, Yrd. Doç. Dr. İrem Gençer ve Arş. Gör. Elifnaz Durusoy’un katılımıyla sürdürülüyor. Alacamescit, Camiatik, Hacıfeyzullah ve Dağ mahallelerinde kent dokusunun analizi ile başlayan çalışma, nitelik ve değerlerin saptanması ile devam edecek ve tipoloji çalışmaları ile desteklenecek.

    17 Ekim Cumartesi günü yüksek lisans öğrencileri Taha Zahid Özdemir, Gülçin Güngör, Rukiye Bostan, Nefise Kansu, Serhat Sönmez, Onur Çimen, Seniha Deniz Yurttakal, Pınar Koçlardan, Mehmet Koç, Hasan Yıldız, Ceyda Bilgin, Sema Özaltın ve Serra Akgüner tarafından başlatılan tarihi çevre değerlendirme çalışmaları 22 Ekim tarihinde sona erdi. Tarihi kent dokusunun üç ana aksı olarak kabul edilen Yıldırım Caddesi, Aslanlar Caddesi ve Anıt Sokak’ta yapılacak silüet çizimleri ile değerlendirme ve öneriler aşamasına taşınarak sokak sağlıklaştırma projeleri yapılacak. Yürütülmekte olan saha çalışması ile Kuşadası’nda tarihi kent merkezi algısının oluşturulması, tarihi dokunun kimliğinin güçlendirilmesi, kültür turizmine ve kentli kimliğine katkı sağlaması, dolayısıyla korumayı sürekli kılması amaçlanıyor.

    Kuşadası Belediye Başkanı Özer Kayalı, ilçenin önemli bir tarihsel mirasa ve özgün bir yapıya sahip olduğuna dikkat çekerek “Daha önce de belirttiğim gibi tarihi kent dokusunun korunması amacıyla atılacak her adıma öncülük etmeye ve destek vermeye hazırız. Yıdız Teknik Üniversitesi ile yapılan bu çalışmalar, Kuşadası’nın geçmişini yansıtan sokak ve evlerin tekrar yaşayan mekanlar haline getirilebilmesi, kültür turizmine kazandırılması ve uygulanması planlanan sokak sağlıklaştırma projesine temel oluşturması açısından büyük önem taşımaktadır’ dedi.