Etiket: Tarihine

  • Dünya moda tarihine adını yazdıran Türk tasarımcı

    Türk tasarımcı Gülnur Güneş, geçtiğimiz hafta moda tarihine geçen önemli bir organizasyonda yer aldı. Güneş, Metis adını taşıyan yeni koleksiyonunu, dünyanın en ilginç yerlerinde yaptığı moda şovlarıyla tanınan ünlü moda prodüktörü Jessica Minh Anh’ın; Amerika’nın Arizona eyaletinde gerçekleştirdiği J Yaz Moda Şovu kapsamında tanıttı. Defile, mühendislik başyapıtı olarak tanımlanan Hoover Barajı’nda gerçekleştirildi.

    Dünya medyasının büyük ilgi gösterdiği Hoover Barajı’ndaki defilede Metis Koleksiyonu’nu sergileyen Güneş, “Bir tasarımcı olarak böylesine dev ve büyülü bir atmosferde yer almak heyecan vericiydi. Mühendislik harikası olarak adlandırılan bir barajda defile sergileyen bir Türk olmak ise ülkem adına ayrı bir gurur kaynağıydı” dedi.

    Gülnur Güneş, defilenin ardından böyle bir organizasyona kendisini davet ettiği için Anh’a teşekkür etti. Ardından Paris’teki Eyfel Kulesi’ni bir podyuma dönüştüren, New York’taki One World Trade Center, Londra’daki Tower Bridge, Kuala Lumpur’daki Petronas İkiz Kuleleri’nin köprüsü ve Singapur’daki Körfez Bahçeleri’nde unutulmaz moda şovlarına imza atan Anh’ın gelecek defilesi için de Türkiye’yi önererek, “Eğer yeryüzünde eşsiz bir yer varsa orası kuşkusuz Kapadokya’dır. Dünya tarihi boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış olan Kapadokya’yı seçerseniz bugüne kadar yaptığınız en görkemli ve sıra dışı şova imza atmış olursunuz” tavsiyesinde bulundu.

    Gülnur Güneş’in ilk kez Arizona’da görücüye çıkardığı 6 parçadan oluşan Metis Koleksiyonu; Okyanus’un kızı, Zeus’un eşi Metis ile aynı ismi taşıyor. Kolesiyonda kullanılan okyanus mavisi, gold,silver, lila, beyaz renkler, Metis’in siluetinden etkilenilerek oluşturulan özel kesimlerle kullanıldı.

    Gülnur Güneş, 2018 Pre-Collection niteliğinde olan ‘Metis’; modanın ve sanatın aynı anda nasıl güç kavramının etrafında birleştiğini gösteren, güçlü kadınların mitolojik dönemlerden günümüze kadar modaya olan katkısını gözler önüne seriyor.

  • (Özel Haber) Türkiye’nin ilk maden müzesi, taşkömürünün tarihine ışık tutuyor

    Zonguldak’ta hayata geçen ve Türkiye’de bir ilk olma özelliği taşıyan Maden Müzesi, taşkömürünün tarihine ışık tutuyor. Müzede kömür ve madenciliğin geçmişinin anlatılmasının yanı sıra bal mumundan madenci heykelleri, harita, resim, belgeler ve eşyalar da sergileniyor.

    Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Türkiye’de ilk kez hayata geçen Maden Müzesi, Başbakan Binali Yıldırım tarafından 9 Aralık 2016 tarihinde ziyarete açılmıştı. Üç katlı müzenin giriş katından itibaren; yerin metrelerce altındaki kömürün üretilme ve yeryüzüne çıkarılması süreçleri anlatılıyor. Müzede en dikkat çeken ayrıntı ise balmumundan yapılan madenci heykelleri oldu. Madencilik sektörünün önemli aktörleri olan kazmacı, hazırlık ve vagoncu işçilerinin canlandırıldığı balmumu heykellerini görenler ise gerçek sanıyor.

    Baştarla Mahallesi’nde TTK’ya ait eğitim ocağının yanında inşa edilen Zonguldak Maden Müzesi’nde dijital simülasyonlar, harita, resim gibi araçlarla madencilik tarihi anlatılıyor. Taşkömürünün tarihine adeta ışık tutan maden müzesi, ziyaretçilerin ilgisini çekiyor.

    “Zonguldaklı olup da madeni bilmeyen çok az”

    Babası ve kardeşlerinin Türkiye Taşkömürü Kurumu’na ait müesseselerde çalışıp emekli olduğunu anlatan 52 yaşındaki Yılmaz Sönmez, arkadaşlarıyla birlikte maden müzesini beğendiklerini ifade etti. Zonguldak halkının büyük bir çoğunluğunun geçmişinde veya günümüzde maden sektörünün içerisinde olduğuna dikkat çeken Sönmez, kömürün var olmasıyla birlikte nüfusun da kömüre bağlı olarak arttığının altını çizdi.

    Sönmez, “Zonguldaklı olup da madeni bilmeyen veya bu konuda herhangi bir şey ile haşır neşir olmayan çok az kimse vardır. Kömür bizim için kömür; bir başkası için başka bir sanayi ham maddesidir. Hani derler ya İstanbul’un taşı toprağı altın diye, herkes bir ekmek kavgası içerisinde hayatını devam ettirmek için bir iş sahibi olmalıdır. Gelir sahibi olmakla uğraşıyor. Burada da kömürle başlamış. Kömür ile başlayınca nüfus kömüre bağlı olarak artmış. Türkiye’nin dört bir tarafından çalışmaya insanlar gelmiş. Gelmişler buralarda ev sahibi olmuşlar. Evlenip çoluk çocuk sahibi olmuşlar. Onların çocukları da aynı şehirde başka bir iş sahası olmadığı için kömür ile meşgul olmuşlar. Bu şekilde kent büyümüş. Türkiye’nin yıllardır kömür ihtiyacını karşılamış, lokomotifi olmuş. Türkiye’nin ilk şehri olarak da Zonguldak anılıyor” diye konuştu.

    Müze, içerisinde kent merkezindeki liman ve lavuar tesisinin minyatürünün yanı sıra maden sektörünün bir çok parçasının yer aldığı materyallerle ziyaretçilerini bekliyor.

  • Bu koleksiyon Bizans tarihine ışık tutacak

    Samsunlu emekli bir öğretmenin, aralarında 16 asırlık mührün de bulunduğu 277 adet son Roma ve Bizans dönemi mühür koleksiyonu hakkında Norveç asıllı sanat tarihçisi tarafından kitap yazılacak. Tarihi belge niteliğindeki koleksiyon, yazılacak kitapla Bizans dönemine ışık tutacak.

    Emekli sınıf öğretmeni olan 55 yaşındaki Adnan Aci, 20 yıldır koleksiyonculuk yapıyor. 7 yıldır da son Roma ve Bizans kurşun mühürlerinin koleksiyonculuğunu yapan Aci’nin elinde imparatorlar, general, bürokrat ve çeşitli meslek gruplarına ait mühürler bulunuyor. Adnan Aci’nin koleksiyonundaki mühürler sadece kendisinin değil, mühür alanında daha önce 2 kitap yazmış 7 dil bilen Sanat Tarihçisi Dr. Vera Bulgurlu’nun da dikkatini çekti. Vera Bulgurlu, bir süredir Adnan Aci’nin mühürlerini incelerken, bir taraftan da bu mühürleri anlatan bir kitap yazıyor.

    “Anadolu’da çıkan tarihi eserler ülkemizde kalmalı”

    Anadolu tarihinin Anadolu’da kalması için koleksiyonculuk yaptığını dile getiren Adnan Aci, “20 yıldır, taşınabilir kültür varlıklarıyla ilgili koleksiyon yapıyorum. Arkeolojiye olan merakım, tarihe olan merakımdan kaynaklandı. İlk mührümü, Vezirköprü’de çalışırken bir köylü getirerek bana vermişti. Oradan bir merak uyandı. Sonra da müzeler müdürlüğüne müracaat ederek belge aldım. Bizim topraklarımızda, Anadolu’da çıkan tarihi eserlerin ülkemizde kalması gerektiğine inanıyorum. Yurt dışına gitmesine engel olmak için böyle bir koleksiyon yapmaya karar verdim. Koleksiyonerliğimin ilk yıllarında bütün eserleri kayıt adlına alıyordum. Daha sonrasında ise mühür merakı beni sardı. Mühürlerin yapımı, hangi amaçla kullanıldığını merak ettiğimden bütün tarihi eserlerimi müzeye devrederek, 2009’dan bu yana mühür koleksiyonerliği yapıyorum. Mühürlerin yüzde 90’ı Anadolu kökenlidir. Bunlar ait oldukları topraklarda kalsın, ülkemizin tarihi zenginlikleri olarak kalsınlar diye böyle bir şey yaptım” dedi.

    “Bizans tarihiyle ilgili çok somut bilgiler içeriyor”

    Mühürleri için kitap yazılacağını anlatan Aci, “Mühürlerim, son Roma dönemi ile Bizans döneminde başlıyor. İlk mührüm 1600 yıllık bir mühür. Daha sonra da İstanbul’un fethine kadar olan çeşitli mühürlere sahibim. Bu mühürler Dr. Vera Bulgurlu tarafından kitap haline de getirilecek. Bu da Türkiye’de mühürler için yazılmış ilk kitap olacak. Koleksiyonumda kurşun mühür olarak 277 adet çeşitli meslek gruplarına ait mühürlerim var. Bu mühürler Bizans tarihi ile ilgili çok somut bilgiler içermektedir. Mühürler devlet, dini ve askeri yapıyla ilgili çok önemli bilgiler vermektedir. Bu mühürler yayınlanacak, bilim ve arkeoloji dünyasına kazandırılacak” diye konuştu.

    “Bizans’ta yazılı kaynak çok az, mühürler tarihi belge niteliğinde”

    Bizans’taki yazılı belge eksikliğinin bu mühürlerle giderilebileceğini ifade eden Norveç asıllı Türk Sanat Tarihçisi Dr. Vera Bulgurlu, “Adnan Bey ile bir tarihçi arkadaşımın vasıtasıyla tanıştım. Adnan Bey, benim ilk kitabımı internetten bularak okumuş ve mühürler adına bilgi sahibi olmaya çalışmış. Sonra ben Samsun’a geldim ve mühürlerine beraber baktık. Şu anda çok değerli mühürleri var. Bizans’ta yazılı kaynak çok azdır. Çünkü çok yangın oldu, savaş oldu yazılı kaynaklar kayboldu. Bu mühürlerde bazen yazılı kaynaklarda hiç olmayan bilgileri bize verebiliyor. Bir komutanın ismi, coğrafi bölgenin ismi, manastır ismi gibi şeyleri öğrenebiliriz” şeklinde konuştu.

    “Koleksiyonda 1600 senelik mühür var”

    Koleksiyonda çok eski ve değerli mühürlerin bulunduğunu belirten Vera Bulgurlu, “Adnan Bey’deki mühürlerden 5. yüzyıla ait tek taraflı mühürde yazılar tek taraflı blog monogram şeklinde yazılmış. Monogramdaki harfleri tek tek yazarak, ismin ne olduğunu bulmaya çalışıyoruz. Bu mühür 1600 senelik bir mühür. 10. yüzyıla ait bir mühürde ise basamak üstüne bir haç, etrafında kısa bir dua yazıyor. ‘Tanrı bana yardımcı ol’ yazısı işlenmiş. Arsakios Vassilikosbataryos diye unvanı ve Stratigos Sebasteas yazıyor. Yani Arsakios Sivas’ta ordunun komutanı olarak görev yapmış. Patrick Antonios yazan mühürde de Patrick mühürlerinde genelde Meryem Ana figürü olur. Kucağında İsa çocuğu tutuyor. Mührün etrafında da ismi yazıyor. Mühürde ‘Meryem, Antonios’a yardımcı ol’ diye dua yazıyor. Mühürlerdeki bu figürleri ve yazıları, o zamanki ustalar tersten yazıyorlar. Dolayısıyla bunlar bir sanat eseri özelliği de taşıyor. Adnan Bey’i tebrik ediyorum, önemli ve güzel bir koleksiyonu var. Bunu 2018 yılının Ocak ayında kitap haline getirip, yayınlayacağım. Aynı zamanda da bir sergi yapacağız” ifadelerini kullandı.

    Adnan Aci’nin mühürleriyle uzun süredir çalışan Sanat Tarihçisi Dr. Vera Bulgurlu, 2018 yılı Ocak basılacak kitabın isminin, “Adnan Aci Bizans Kurşun Mühürleri Özel Koleksiyonu” olacağını sözlerine ekledi.

  • Bronz “Korkusuz Kız” heykeli Mart 2018 tarihine kadar Wall Street Meydanında kalacak

    İkonik Boğa heykeli karşısında güçlü bir şekilde duran bronz “Korkusuz Kız” heykeli, gelecek yılın Mart ayına kadar Wall Street Meydanında kalacak.

    New York Belediye Başkanı Bill de Blasio, boğa heykeli karşısında güçlü bir şekilde duran bronz “Korkusuz Kız heykelinin, Mart 2018 tarihine kadar Wall Street Meydanında kalacağını açıkladı. Bill de Blasio,yaptığı açıklamada ilgili belediye kuruluşlarının da fikri desteklediğini ifade etti.

    Bronz “Korkusuz Kız ” heykeli, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine ve iş dünyasındaki ücret farkına dikkat çekmek amacıyla 8 Mart tarihinde kuruldu.

  • Pazaryeri tarihine sahip çıkıyor

    Pazaryeri’nde Beşikli Mahallesi Taşlık Sokak’ta bulunan tescilli evlerin restorasyonu tüm hızıyla devam ediyor.

    Bilecik’in Pazaryeri ilçesi tarihine sahip çıkıyor. Konu hakkında açıklama yapan Pazaryeri Belediye Başkanı Muzaffer Yalçın, “Tarihimize sahip çıkmaya devam ediyoruz. Beşikli Mahallesi Taşlık sokaktaki tescilli evin restorasyonu devam ediyor. Müteahhit firma ile incelemelerde bulunduk. Çevre düzenlemesi ve tescilli evin iç dizaynı tarihimize uygun bir şekilde restore ediliyor” dedi.