Etiket: Tarihe

  • İzmir’de ’tarihe saygı’

    İzmir’de “Antik Smyrna” olarak da bilinen 2 bin yıllık Agora’yı kuşatan çarpık yapılar, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından kamulaştırılarak birer birer temizlendi. Agora’nın İkiçeşmelik Caddesi’ne bakan yüzünün açılması ile tarihi bölgenin bilinirliği ve turistik değeri arttı.

    Dünyanın “kent merkezindeki en büyük agoralarından biri” olan Antik Smyrna (İzmir) Agorası, İzmir Büyükşehir Belediyesinin yürüttüğü projeyle görünür hale geldi. İzmirlilerin tarihle ilişkisini güçlendirmek ve çöküntü bölgelerini ayağa kaldırarak insanlığa sunmak amacıyla İzmir Tarih Projesi’ni hayata geçiren İzmir Büyükşehir Belediyesi, Agora’daki çalışmalar kapsamında bölgede bugüne kadar 128 binayı kamulaştırdı. Agora’nın İkiçeşmelik Caddesi’ne bakan yüzünün açılması ile tarihi bölgenin bilinirliği ve turistik değeri arttı. İzmir Agorası, Büyükşehir’in destekleriyle kazı alanını biraz daha büyüttü. Sadece Agora kamulaştırmaları için 37.5 milyon liranın üzerinde bir bedel ödeyen İzmir Büyükşehir Belediyesi, ayrıca kazılara destek veriyor. Yine İzmir Büyükşehir Belediyesinin kamulaştırmasıyla yeri açılan Kadifekale’deki antik Roma tiyatrosunun da ortaya çıkarılmasıyla, bölgenin turizmde yeni bir “yıldız” olmasına kesin gözüyle bakılıyor.

    Özel tasarım koruma duvarı

    İzmir Büyükşehir Belediyesi, kazı çalışmalarına büyük destek verdiği Smyrna Agorası’nın etrafını da özel tasarımlı duvarla çevreledi. Smyrna Agorası ören yeri güvenlik duvarı, yüksek kullanım yoğunluğuna sahip İkiçeşmelik Caddesi ile bütünleşen tarihi Agora’nın güvenliğini sağlayacak ve arkeolojik zenginliğini gözler önüne serecek şekilde tasarlandı. Yaklaşık 3 metre yüksekliğindeki duvar 810 metre uzunluğunda.

  • Tarihe geçen THY pilotu, motosiklet kazasında hayatını kaybetti

    Zonguldak’ta motosiklet kazasında hayatını kaybeden pilot Serdar Halil Girgin, son yolculuğuna uğurlandı. Girgin’in, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı Başbakanlığı döneminde Rusya’dan Arjantin’e 16 saat kesintisiz uçuşla getiren pilot olarak tarihe geçtiği öğrenildi.

    Zonguldak’ın Ereğli ilçesinde arkadaşlarıyla geziye giderken motosikletiyle yaptığı kazada hayatını kaybeden pilot Serdar Halil Girgin’in için Ataköy 5. Kısım Camii’nde cenaze töreni düzenlendi. Törene pilotun ailesi, arkadaşları ve çok sayıda seveni katıldı. Babalarının cenaze namazında ön safta yer alan çocukları gözyaşlarına boğuldu.

    Pilotun cenazesi askeri tören mangasıyla cami bahçesine getirilirken, annesi ve eşi gözyaşlarına hakim olamadı. Yaşamını yitiren pilotun annesi ve eşi taziyeleri kabul etti. Namazın ardından pilotun cenazesi askeri tören mangasıyla cenaze arabasına kaldırıldı. En uzun uçuşu yapma unvanına sahip pilotun naaşı Büyükçekmece’deki Yenigürpınar Mezarlığında toprağa verdi.

    Pilot Serdar Halil Girgin’in, 2013 yılında Boeing 777 tipi uçağın kaptan pilotlarından olduğu, THY tarihininde en uzun kesintisiz uçuş yaptığı ortaya çıktı. Girgin’in, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı Başbakanlığı döneminde Rusya’dan Arjantin’e 16 saat kesintisiz uçuşla getiren pilot olarak tarihe geçtiği öğrenildi. Uçuşun, THY tarihinde bugüne kadar iniş yapılmadan gerçekleştirilen en uzun uçuş olduğu öğrenildi.

  • Tarihe geçen o pilot, motosiklet kazasında öldü

    Zonguldak-İstanbul karayolunun Ereğli ilçesi Soğanlı rampaları mevkisinde meydana gelen motosiklet kazasında bir kişi hayatını kaybetti. Hayatını kaybeden pilotun, 2013 yılında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 16 saat kesintisiz uçuşunda görev yaparak tarihe geçtiği ortaya çıktı.

    Kaza, Zonguldak-İstanbul karayolunun Ereğli ilçesi Soğanlı rampaları mevkisinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Serdar Halil Girgin idaresindeki 34 UP 1874 plakalı motosiklet, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu yoldan çıkarak kayalıklara çarptı. Kazayı gören diğer sürücüler 112 sağlık ekiplerine haber verdi. Kısa sürede olay yerine gelen sağlık ekipleri yaralıya ilk müdahaleyi burada yaptıktan sonra ambulansla Kdz. Ereğli Devlet Hastanesine kaldırıldı. Yaralı motosiklet sürücüsü yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Kazada hayatını kaybeden ve pilot olduğu öğrenilen sürücünün, 2 arkadaşı ile birlikteyi Ereğli ilçesine gezmek için yola çıktıkları ifade edildi.

    Pilot Serdar Halil Girgin’in, 2013 yılında Boeing 777 tipi uçağın kaptan pilotlarından olduğu, THY tarihininde en uzun kesintisiz uçuş yaptığı ortaya çıktı. Girgin’in, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı Başbakanlığı döneminde Rusya’dan Arjantin’e 16 saat kesintisiz uçuşla getiren pilot olarak tarihe geçtiği öğrenildi. Uçuşun, THY tarihinde bugüne kadar iniş yapılmadan gerçekleştirilen en uzun uçuş olduğu öğrenildi.

  • Forum Aydın’dan ‘Tarihe yolculuk’ etkinliği

    Kuruluşunun 10. yılına özel pek çok etkinliğe imza atan Forum Aydın düzenlediği organizasyonla, fotoğrafçıları ve basın mensuplarını keyifli bir programda buluşturdu. Yarışma öncesi pek çok kişi fotoğraf makinesi ile Priene Antik Kenti’nde tarihi bir yolculuğa çıktı.

    Aydın ve çevre illerin buluşma noktası Forum Aydın, 10. yılına özel düzenlediği etkinlikler kapsamında, Priene Antik Kenti’ni ve Milet Antik Kenti’ni ziyaret eden grup, Forum Aydın tarafından gerçekleştirilen 1. Ulusal Fotoğraf Yarışması hakkında alışveriş merkezi müdürü Ezgi Çubukçu’dan detaylı bilgi aldı.

    Forum Aydın’ın tam 10 yıldır, Ege mimarisinin sıcaklığıyla açık havada alışveriş yapma keyfi sunan, Aydın’ın ilk ve tek alışveriş merkezi olarak misafirlerini ağırladığını belirten AVM Müdürü

    Ezgi Ezgi Çubukçu, “Moda ve sosyal hayatın kalbi Forum Aydın’da atıyor. 10’uncu yılımızı her etkinliğimize, kampanyamıza ve sosyal sorumluluk projemize yoğun ilgi gösteren Aydınlılarla beraber kutluyoruz. Bu kapsamda özel temalı bir fotoğraf yarışması düzenledik. Aydın Eski Eserleri Sevenler Derneği işbirliğiyle gerçekleştirdiğimiz 1. Ulusal Fotoğraf Yarışması’nın önemi, hedefinden kaynaklanıyor. Bu projeyle amacımız Aydın’ın doğal güzelliklerinin, tarihi ve kültürel değerlerinin tanıtılması, geniş kitlelere ulaştırılması, bölgenin turizm potansiyeli hakkında farkındalık oluşturulması ve ilin ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmasına katkı sağlanması. Tüm fotoğraf severleri, başvuruları 31 Ekim 2018’e dek devam eden yarışmamıza bekliyoruz” dedi.

    “1. Ulusal Fotoğraf Yarışması hakkında”

    Forum Aydın olarak, Aydın’ın kültürel hafızası için arşiv oluşturmak ve profesyonel ya da amatör tüm fotoğrafçıları desteklemek amacıyla 1. Ulusal Fotoğraf Yarışması’nı düzenlediklerini kaydeden Çbukçu, “Aydın Eski Eserleri Sevenler Derneği işbirliği ile düzenlenen yarışmaya gösterilen yoğun ilgi ve talep sebebiyle, başvurular 31 Ekim 2018’e dek uzatıldı. Aydın’ın kültürel değerlerini yansıtan fotoğraflarıyla başvuruda bulunacak yarışmacıları, 1.500 TL’ye varan ödüller ve özel sürprizler bekliyor. “Aydın’ın Tarihi ve Kültürel Mirası” konusuyla düzenlenen fotoğraf yarışması ile Aydın’ın doğal güzelliklerinin, tarihi ve kültürel değerlerinin tanıtılması, geniş kitlelere ulaştırılması, bölgenin turizm potansiyeli hakkında farkındalık oluşturulması ve ilin ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmasına katkı sağlanması hedefleniyor” diye konuştu.

  • İslamköy’deki Süleyman Demirel Demokrasi ve Kalkınma Müzesi yakın tarihe ışık tutuyor

    9. Cumhurbaşkanı merhum Süleyman Demirel’in memleketi Isparta İslamköy’de bulunan Demirel Külliyesi ile Süleyman Demirel Demokrasi ve Kalkınma Müzesi, Türkiye’nin yakın tarihine ışık tutuyor. Müze’nin Müdürü Osman Siviloğlu, “Bu müze sadece Süleyman Demirel’i anlatmıyor, Türkiye’nin nereden nereye nasıl geldiğini anlatıyor. Türkiye’mizin gelişmesi hakkında bilgi sahibi olunabilecek milyonlarca sayfadan oluşan kitaplar var” dedi.

    9. Cumhurbaşkanı Demirel’in 1949 yılında mühendis olarak devlet memurluğuna başlamasından itibaren, Cumhurbaşkanlığı yaptığı dönem de dahil olmak üzere 2000’li yıllara kadar biriktirdiği, yaklaşık 6 milyon 400 bin parça eserin bulunduğu müze, ülkenin nereden nereye geldiği konusundaki somut örnekleri yansıtıyor.

    İslamköy’de 1990 yılında yaptırılan Şehriban Hatun Camii ile temelleri atılan ve Demirel Vakfı tarafından inşa edilen ‘Demirel Külliyesi’ çatısı altında kurulan Süleyman Demirel Demokrasi ve Kalkınma Müzesi, 26 Ekim 2014 tarihinden bu yana ziyaretçilerini ağırlıyor.

    Demirel Külliyesi’nin yapımı o cami ile başladı

    Müzenin kuruluşu hakkında hakkında İhlas Haber Ajansı’na (İHA) açıklamalarda bulundan Süleyman Demirel Demokrasi ve Kalkınma Müzesi Müdürü Osman Siviloğlu, “Müzemiz özel bir müzedir. Devlet bütçesinden değil, Demirel Ailesi’nin bütçesiyle ortaya çıkarılmıştır. 1990 yılında Şehriban Hatun Camii adıyla bir cami yapıldı, Diyanet İşleri Başkanlığına tahsil edildi ve şu anda da faal kullanılmaktadır. Bu külliyenin yapımı onunla başladı. Daha sonra müze binası 2000 yılında, kütüphane binası da 2002 yılında bitirildi. Burası 17 bin metrekarelik alandan oluşan bir külliyedir. 6 bin metrekare kapalı alan bulunmaktadır” dedi.

    Demirel’in 50 yıl boyunca biriktirdiği ve koruduğu 6 milyon 400 bin eser orada sergileniyor

    Demirel Külliyesi’ndeki çalışmaların halen daha devam ettiğini belirterek, Süleyman Demirel Demokrasi ve Kalkınma Müzesi’nin kuruluş amacını anlatan Müdür Osman Siviloğlu, “Külliye henüz tamamlanmadı ve çalışmalar devam ediyor. Müze, Süleyman Demirel’in 1949 Ağustos’unda mühendis olarak devlet memurluğuna başladığından itibaren, derlediği, toparladığı, yıllarca Ankara’da çeşitli binalarda koruduğu, kolladığı 6 milyon 400 bin dolayında eşyalar oluşturulmuştur. Cumhurbaşkanımız Demirel bunu bir amaç için yaptı. Bir hedefi vardı. Bu müze, 2 önemli mesaj vermek için yapılmıştır, 2 önemli mesaj öğrenilsin diye yapılmıştır. İlk hedefi, kendi icraatlarını anlatmak, ikincisi de Türkiye’nin 1950’yi yıllardan 2000 yılına kadar nereden geldiğini göstermektir. Müze, yerli ve yabancı çok sayıda ziyaretçi almaktadır. Bu müze esas olarak şunu söylüyor; ‘Türkiye, 1950 başlarında nasıl bir ülkeydi, ne vardı, ne yoktu; 1950 sonrası Türkiye nasıl gelişti, nasıl değişti’. Müze, işte bunu gösterebilmek için yapılmıştır” diye konuştu.

    Müzedeki 9 kubbe ile tavandaki Samanyolu’nun bir anlamı var

    Müzenin özellikleri ve mimari yapısı hakkında bilgi veren Siviloğlu, şöyle devam etti:

    “Bu müzenin mimari projesinde şöyle bir özellik bulunmakta; bu yapı 9 adet kubbeden oluşuyor. Ortada büyük bir kubbe, yan dış cephede de 8 adet küçük kubbe bulunuyor. Kubbelerin anlamı, Demirel’in ünlü söyleminde ortaya çıkan, ‘Ben 6 kez gittim, 7 kez geldim, dokuzuncu Cumhurbaşkanı oldum’ ifadesini temsil ediyor. Bu küçük kubbelerin birisi giriş kubbesi olarak değerlendiriliyor, diğer geriye kalan 7 küçük kubbenin anlamı da, 7 kez Başbakanlık yapmasını ifade ediyor. Büyük kubbeye bakıldığında, Samanyolu görülmektedir, bu da sadece estetik oluştursun diye değil, o da rahmetli Cumhurbaşkanımızın bir konuşmasında söylediği ‘Bizim yaptıklarımıza yer de, gök de şahittir’ ifadesini temsil ediyor. İşte, bu müzede hem zemin, hem gök buluşturulmuştur. Bunun da böyle bir anlamı vardır. Külliye içerisindeki diğer evler de; doğdukları, büyüdükleri 1920 yılında yapılmış baba evidir. Orası da etnografik bir müzeye dönüştürülmüştür, 1970 yılına kadar kullanılmıştır ve terk edilmemiştir. İçerisindeki sergilenen eşyalar da Demirel Ailesi’nin kullandığı eşyalardır. Dışarıdan getirilip çoğaltma olmamıştır. Orası da 1920 yılından itibaren kullanıldığına dikkat edilirse; Türkiye’nin 1920 yılında neyi vardı, neyi yoktu, onları da orada görmek mümkündür. Demirellerin annesi Ümmühan Hanım 1979 yılında vefat etti. Öldüğü yıl da bu Anadolu evine hangi araç gereçlerle girmiş onları da görmek mümkün. Böylelikle Türkiye’yi de tanımak mümkündür.”

    “Bu müzeye gelip gezen insanlar, Türkiye’nin gelişimiyle ilgili binlerce, milyonlarca sayfayı ve kitabı okumuş olurlar”

    “Bu müzeyi bugün algılayabilecek 7-8 yaşından, şu anda ayağını sürüyerek gezebilen yaştaki insanlar, 80-90 yaşındaki insanlar bile mutlaka görmeli, gezmeli ve gezdirmeli” diyen Siviloğlu, “Çünkü, bu müze sadece Süleyman Demirel’i anlatmıyor, Türkiye’nin nereden nereye nasıl geldiğini anlatıyor. Türkiye’mizin gelişmesi hakkında bilgi sahibi olunabilecek milyonlarca sayfadan oluşan kitaplar var. Bir insanın ömrü bu kadar çok sayıda kitabı, sayfayı okumaya yetmez, zaman da ayırmazlar zaten. Ama bu müzeye gelip gezdiklerinde, insanlar o binlerce, milyonlarca sayfayı ve kitabı okumuş olurlar” şeklinde konuştu.

    Yaz döneminde ayda 5-10 bin ziyaretçi alıyor

    Müzenin özellikle yaz aylarında yoğun ziyaretçi akınına uğradığını belirten Siviloğlu, “Müzemiz, kış aylarında en az ayda 2 bin, yaz aylarında ise özel törenler olmadığı takdirde 5 bin ile 10 bin arasında ziyaretçi almaktadır. Ben emekli kamu yöneticisi olduğum için kamu müzelerinin durumunu da biliyorum. Ülkemizde birçok kamu müzesi devlet müzesinden daha fazla ziyaretçi almaktadır” ifadelerini kullandı.

    Siviloğlu ayrıca, müzenin neden Isparta veya başka bir ilin merkezi bölgesinde değil de İslamköy’de açıldığı konusunda yöneltilen soruyu da şöyle yanıtladı:

    “Bu müze, Türkiye’yi anlamak için görülmeli dedik. Ama bu müze Ankara, İstanbul, İzmir’de veya Isparta merkezde olmuş olsaydı gelen ziyaretçiler bu müzenin verdiği mesajı somut bir biçimde anlayamazlardı. Çünkü, bu müzeyi bir fırçayla silmiş olalım, geriye bir köy kalmış olsun. Köyün kendisini bile gezdiğimiz zaman açık köy müze durumundadır. Çünkü, bu köy hem Osmanlı dönemini anlatmakta, hem de günümüz Anadolu köyünü ve Cumhuriyet döneminin köyü özelliklerini yansıtmaktadır. Müzemiz şunu söylüyordu; ‘Türkiye 1950 yıllarında nasıldı, bugün geldiği noktaya nasıl geldi, nasıl değişti? Ziyaretçi bu köyü gördüğü zaman; kerpiç ve 100-150 yaşında evleri görüyor. Ve içinde hala yaşayan insanlar var. Köyde bunun yanı sıra, bugünün de beton haremi veya çeşitli mimari özellikleri gösteren evler de bulunuyor. Genel olarak, ‘Demek ki bunlar, cumhuriyet ve demokratik sistem sayesinde gelişti, değişti’ diye somut görülebilsin diye müze burada kuruldu. Zaten merhum Şevket Demirel Bey de, 26 Ekim 2014 müzenin açılış töreninde de buna vurgu yapmıştı ve demişti ki; ‘Biz bu müzeyi isteseydik Ankara, İzmir, İstanbul ve Isparta’da da yapardık ama ziyaretçilerimiz bu müzenin verdiği mesajı bu köyde somut biçimde anlayabildiği gibi anlayamazlar’ demişti.”