Etiket: Tarihe

  • Tarih öğrencilerinin tarihe yolculuğu

    Tarih öğrencilerinin tarihe yolculuğu

    Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğrencileri Prof. Dr. Alpaslan Ceylan öncülüğünde Şanlıurfa ve Diyarbakır illerinde 2 gün boyunca Tarihi yerleri gezerek bölgenin kültürü hakkında bilgi edindi.

    Prof. Dr. Alpaslan Ceylan’ın projesi kapsamında gerçekleştirilen geziye lisans, yüksek lisans ve doktora olmak üzere 90 öğrenci katılım sağladı. Ayrıca Atatürk Üniversitesi Öğretim üyelerinden Doç. Dr. Nezahat Ceylan, Doç. Dr. Oktay Özgül ve Kars Kafkas Üniversitesinden Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Karageçi’de katıldı. Gezi dâhilinde Atatürk Üniversitesinden hareket eden grup, ilk olarak Diyarbakır Ergani İlçesi’nin 6 kilometre güneybatısında Sesverenpınar Köyü sınırları içerisinde bulunan tarihi Hilar Kayalıklarının yakınında Dicle Nehrinin kollarında yükselen Çayönü Höyüğünü ziyaret etti. Bölge coğrafyası ve höyüğün tarihsel önemi hakkında bilgiler veren Ceylan “Burası M.Ö. 7500-5500 yılları arasında Neolitik Dönem İnsanına ev sahipliği yapmıştır. Sizleri buraya getirmememizdeki amacımız tarih laboratuvarlarını bizzat görerek yakından inceleme yapmanıza vesile olmaktır.” Dedi.

    Çayönü gezisinin ardından Diyarbakır Dicle Üniversitesi ziyaret edildi. Böylece farklı üniversiteler hakkında da bilgi sahibi olunması sağlandı. Ayrıca Diyarbakır ilinde bulunan Diyarbakır kalesi, Diyarbakır Müzesi ve şehrin tarihi mekânları gezilerek ilk gün tamamlandı. İkinci gün ise Şanlıurfa’da bulunan Neolitik Çağ yerleşmesi olan Göbeklitepe Höyüğü gezildi. Bölge hakkında bilgiler veren Ceylan “2019 yılının Göbeklitepe Yılı olarak ilan edilmesinden dolayı burada bulunmamız ayrı bir önem arz etmektedir. Göbeklitepe Höyüğü sadece Anadolu tarihi için değil dünya tarihi açısından da önemli bir yerdir. Çünkü buralarda yapılan kazı çalışmaları dünya tarihini değiştirebilecek bulgular vermektedir.” Diye konuştu.

    Göbeklitepe Höyüğü gezisinin ardından Şanlıurfa Müzesi, Balıklı Göl ve şehrin tarihi mekânları da gezildi.

    Öğrenciler Tarihi ve kültürel değeri yüksek olan ve hayatlarında unutulmaz anılar bırakan bu geziyi organize ettiği için Prof. Dr. Alpaslan Ceylan’a teşekkür etti. Prof. Dr. Alpaslan Ceylan ise tarihin sadece dört duvar içerisinde öğrenilemeyeceğini belirterek bu tür organizasyonların ara ara tekrarlanacağını söyledi. Ayrıca, bu tür organizasyonlarda her türlü desteği veren Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı’ya teşekkür etti.

  • Prof. Dr. Ceylan: “Nursultan Nazarbayev tarihe geçmeyi başarmış bir isim”

    Prof. Dr. Ceylan: “Nursultan Nazarbayev tarihe geçmeyi başarmış bir isim”

    Güneş Vakfı Başkanı Prof. Dr. Alpaslan Ceylan Türk Dünyası’nin bilge lideri Nursultan Nazarbayev’in tarihe geçmeyi başarmış bir isim olduğunu söyledi.

    Halkının gözyaşları ile görevinden ayrılan ender liderlerden birinin Nazarbayev olduğunu belirten Ceylan, “Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev, 19 Mart 2019 tarihinde canlı yayında yaptığı açıklamada Cumhurbaşkanlığı görevinden istifa ettiğini duyurmuştu. 1989 yılından bu güne kadar Kazakistan’ı yöneten Nazarbayev’in bu kararı, ülkenin yeni bir tarihsel aşamaya geçtiğini ortaya koymaktadır” dedi.

    Prof. Dr. Alpaslan Ceylan, her daim Nazarbayev’in Kazakistan ve Türk Dünyası için önemli isim olduğunu belirterek, “Çünkü onun önderliğindeki Kazaklar, Sovyetler Birliği’nin enkazı altından kalkarak yeni bağımsız bir devleti başarılı bir şekilde inşa etmiştir. Geçmişte büyük zorlukların üstesinden gelen Nazarbayev, ülkesinin geleceği konusunda da son derece iyimserdir. Zaten yaptığı açıklamada ülkenin bütün sınavlardan başarıyla geçtiğini belirtmiştir. Nazarbayev, “Kazakistan Yolu” olarak tanımladığı politikasının üç ana amacı olduğunu ve bunların da serbest piyasa ekonomisine geçişi sağlamak, Sovyetler Birliği’nden miras olarak devraldıkları totaliter anlayışı yıkmak ve toplumun bütün kurumlarını modernleştirmek olduğunu dile getirmiştir. Üstelik Nazarbayev, Kazakistan’ın iktisadi başarılarına da dikkat çekerek ülkesinin şimdiye kadar yaşanan ekonomik krizleri hiçbir yabancı gücün yardımı olmadan atlattığını söylemiştir. Türk Dünyası’nın Ak Sakalı olarak bilinen Nazarbayev’in bu konuda haklılığı tartışmasız doğrudur. Çünkü onun liderliğinde Kazakistan, tarıma dayalı ekonomiden sanayi ve hizmet sektörlerinin ekonomi modeline geçiş yaşamıştır. Dahası bahsi geçen dönemde Kazakistan’ın küresel ekonominin bir parçası haline geldiği ortadadır. Ayrıca Kazakistan Meclisinde Rusça’nın konuşulmasını yasakladı, Türk Dünyasında alfabe birliğini sağlamak amacıyla Kazakistan’ı Kril alfabesinden Latin Alfabesine geçirdi, 2-3 Ekim 2009 tarihinde Nahcivan`da yapılan Türk Dili Konuşan Devlet Başkanları Zirvesi`nde Türk Dilli Ülkeler İşbirliği Konseyi`nin kurulmasını teklif etti ve bu teklif oy birliğiyle kabul edildi. Bu faaliyetlerine baktığımızda Nazarbayev’in Türk Dünyası’nın birlikteliği konusunda ne kadar hassas olduğunu açıkça görebilmekteyiz.

    Nazarbayev’in ülkenin gelişimi açısından büyük önem atfettiklerinden biriside Kazak gençliğidir. Bu kapsamda Astana yönetimi, 1990’lı yıllardan başlayarak “Bolaşaq” programı çerçevesinde yurtdışına öğrenci gönderme faaliyetlerinde bulunmuştur. Esasında bu genç nesil, Kazakistan’ın geleceği açısından umut vericidir. Bizde Güneş Vakfı olarak bu program ile gelen öğrencilerimizin yanında olduk. Onların eğitim öğretimlerine verdiğimiz desteklerin yani sıra farklı bir ülkede olduklarını hissettirmeyerek başarılı bir şekilde okullarını bitirip ülkelerine dönemlerine katkıda bulunduk. Çünkü Türk Dünyasında bulunan her çocuk bizim çocuğumuzdur.

    Şunu da belirtmek isterim ki istifa etmesi ile beraber halkının saygısı ve göz yaşlarıyla görevinden ayrılan az sayıdaki liderlerden biri olarak tarihe geçmeyi başarmış bir isimdir. Kendisine uzun ve sağlıklı bir ömür dileriz.” diye konuştu.

  • (Özel) 83 yıllık fabrika bacası tarihe ışık tutuyor

    Zonguldak’ta 1988 yılında ekonomik ömrünü tamamladığı gerekçesiyle yıkılan Üzülmez Kok Fabrikasının hala duran 63 metre uzunluğundaki bacası tarihe ışık tutuyor.

    Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu 15 fabrikadan biri olarak bilinen Zonguldak Antrasit Fabrikası, 10 Aralık 1935’de hizmete girdi. Zonguldak’tan çıkan kömür cevherini işlemek için kurulan fabrika, Cumhuriyet’in birinci Beş Yıllık Sanayi Programı’nın bir parçasını oluşturdu. Baştarla Mahallesi’nde dönemin Başbakanı İsmet İnönü tarafından açılışı yapılan antrasit fabrikası, benzin ve tolüen karışımı bir akaryakıt olan benzolün yanı sıra yağ çeşitleri, naftalin, briket kömürü ile 32 çeşit ürün üreterek kömür sanayisine hizmet verdi. Teknolojik yatırımlar yapılmadığı ve ekonomik ömrünü tamamlandığı gerekçesiyle kapatılan fabrika, 1988 yılında yıkıldı.

    Pisa Kulesi’ni andırıyor

    Fabrikanın 63 metre uzunluğundaki bacası ise yıkımı gerçekleştiren müteahhit firmanın girişimiyle Karabük Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunca sanayi mirası olarak koruma altına alındı. Çubuk demirlerin etrafına tuğla örülerek yapılan bacanın üst kısmı zamanla eğildi. Havadan görüntülenen baca, İtalya’da bulunan Pisa Kulesi’ni andırıyor.

  • Tarihe geçtiler

    İzmir Büyükşehir Belediyesinin ilk kentsel dönüşüm projesi olan Uzundere 1. Etap’taki yeni evlerine taşınan aileler, adeta mutluluğun resmini çizdi. Yağmurda çatısı akan sobalı evlerden konforlu, güvenli ve doğal gazla ısınan yeni konutlarına geçen vatandaşlar, aynı zamanda “Türkiye’deki ilk uzlaşmalı ve yerinde dönüşümün” hak sahipleri olarak tarihe geçti.

    Yerinde ve yüzde 100 anlaşmayla kentsel dönüşüm projelerini sürdüren İzmir Büyükşehir Belediyesi, Uzundere’de yapımını tamamladığı ilk 9 bloktaki 280 daire ve 33 iş yerini hak sahiplerine teslim etti. Yeni evlerine taşınan Uzundereliler, sağlıklı ve konforlu konutlar kadar, uzun yıllar sıcak ilişki içinde oldukları eski komşularıyla yine birlikte oldukları için de çok mutlu olduklarını belirterek İzmir Büyükşehir Belediyesine teşekkür etti. Hak sahipleri, aynı zamanda “Türkiye’de uzlaşmalı ve yerinde kentsel dönüşümle ev sahibi olan” ilk kişiler olarak tarihe de geçti.

    “Korkmadan uyuyabiliyoruz”

    21 yıldır Uzundere’de yıkık dökük bir gecekonduda oturduğunu söyleyen Gülbahar Dağdeviren, kısa sürede konforlu yaşama ayak uydurduklarının altını çizerek, “Yeni evimiz çok rahat. Bir kere doğal gazımız var. Komşularımız da aynı olduğu için hiç zorluk yaşamadık” diye konuştu. Kendi çabalarıyla yaptıkları gecekonduda oturduklarını söyleyen eşi Dursun Dağdeviren ise, “Sobalı gecekonduda oturuyorduk. Bazen yağmurlarda dam akıyordu. Yeni evimiz depreme dayanıklı, konforlu, her taraf eşit şekilde ısınıyor ve her konuda rahat. En önemlisi akşamları rahat uyuyabiliyorum. Rüzgar eser de çatımız uçar mı diye bir korkumuz, sıkıntımız yok artık” dedi.

    “Evim yeni, komşum aynı”

    Doğduğundan beri Uzundere’de ikamet eden Meliha Meydan, yeni evini çok sevdiğini belirterek şunları söyledi: “30 yıllık evli olmamıza rağmen, yeni evimizle birlikte sanki yeniden evlendik. Eşyalarımızı da yeniledik. Eski evim sobalıydı; yeni evim doğal gazlı, sıcak ve çok güzel. Komşularım da değişmedi. Bize en büyük avantajı bu oldu. Birbirimize oturmaya gitmemiz bir asansör kadar uzaklıkta. Evim yeni oldu, komşularım aynı bu yüzden çok mutluyuz. İzmir Büyükşehir Belediyesine çok teşekkür ediyorum.”

  • Belçika’da ilk başörtülü Belediye Başkan Yardımcısı olarak tarihe geçti

    Belçika’nın Gent kentinde belediye meclis adayı olarak ilk kez seçime giren Faslı başörtülü Hafsa El-Bazioui, 6 yıllığına Gent Belediye Başkan Yardımcısı olarak seçildi. El-Bazioui, “Seçim kampanyamı başörtümle yaptığım gibi 6 yıllık belediye başkan yardımcısı ve encümeni olarak da başörtümle devam edeceğim” dedi.

    Geçtiğimiz 14 Ekim Yerel Seçimleri’nde Gent kenti belediye meclis adayı olarak ilk kez seçime giren 31 yaşındaki Faslı başörtülü Hafsa El-Bazioui aldığı çok sayıda oyla 6 yıllığına Gent Belediye Başkan Yardımcısı ve Personel, Kuzey-Güney İşbirliğinden Sorumlu Encümeni olarak seçildi. CD&V Partili Federal Milletvekili Veli Yüksel’in 2 bin 934 tercihli oy almasına karşılık hiç tanınmayan bir simanın 3 bin 981 tercihli oy alması Belçika basınında geniş yankı uyandırdı.

    Gent’te birçok ünlü adayı geride bıraktı

    Belçika eski başbakanı ve AP Liberallar Grubu Başkanı Guy Verhofstadt, Flaman Parlamentosu Sp.a (Sosyalist) Partisi Grup Başkanı Joris Vandenbroucke gibi ünlülerden daha çok tercihli oy aldığına inanmadığını belirten Hafsa El-Bazioui, “14 Ekim seçim sonuçlarının açıklandığı zaman bir yanlışlık var, diye düşündüm. O gece hiç uyuyamadım. Ama gerçekten tanınan bir sima olmamama rağmen milletvekillerinden daha çok tercihli oy almam elbette beni çok sevindirdi. Mensubu olduğum Yeşiller Partisi’nde başörtü sorunu yaşamadım. Seçim kampanyamı başörtümle yaptığım gibi 6 yıllık belediye başkan yardımcısı ve encümeni olarak da başörtümle devam edeceğim. Belçika’da başörtülü ilk belediye meclis üyesi değilim ama ilk başörtülü belediye başkan yardımcısı ve encümeni olarak tarihe geçtim. Yabancı olarak anılmak istenmiyorum çünkü ben de Belçika’nın bir parçasıyım” ifadelerini kullandı.