Etiket: Tarihe

  • “Tarihe Yolculuk” Projesi Köy Okulu Öğrencilerini Sinemayla Buluşturdu

    Bitlis’in Tatvan Kaymakamlığı ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün “Tarihe Yolculuk” projesi sayesinde ilçeye bağlı köy okullarındaki öğrenciler ilk defa sinemayla tanıştı.

    Proje Koordinatörü ve sponsoru Yoncabaşı Köyü Ortaokulu Sosyal Bilgiler Öğretmeni Mihraç Kulu öncülüğünde hazırlanan proje ile Tatvan’a bağlı 12 köy okulu ve ilçe merkezindeki okullardaki bazı öğrenciler ilk defa sinemada film izleme fırsatı buldu.

    Proje kapsamında Tatvan’a bağlı 12 köy okulundan 269 öğrenci, Tatvan ilçe merkezinden ise 4 okuldan 122 öğrenci ve ilçedeki Tarih ve Sosyal Bilgiler öğretmenleriyle diğer kurum ve kuruluşlardan çalışanlarından da 250 kişi olmak üzere yaklaşık 850 kişi Tatvan Cinemed Sinemalarında Türkiye ve Japonya’nın dostluğunu pekiştiren iki tarihi olayı konu alan “Ertuğrul 1890” sinema filmini izledi.

    Servisle köylerinden alınarak sinema salonuna getirilen öğrencilerin ilk sinema heyecanı gözlerinden okunurken, filmi izleyen öğrenciler filmi çok beğendiklerini ifade ettiler.

    Proje ile ilgili bilgi veren Proje Koordinatörü Mihraç Kulu, böyle bir etkinlik içinde yer almanın kendilerini son derece mutlu ettiğini ifade etti. Kulu, “Yaptığım ön araştırma sonucunda öğrencilerimizin çoğunun sinema ortamında film izlemediklerini tespit edince bir köy öğretmeni olarak bu projeyi hazırladım. Sinemaya gitmemiş 560 öğrenciyi böyle bir filmle buluşturmaktan mutluluk duyuyorum. Ayrıca proje kapsamında 250 öğretmen ki bunların içinde tarih ve sosyal bilgiler öğretmenleri de var ve diğer kurum çalışanları da yer almakta. Böylelikle projemiz 810 kişiye ulaşacak. Bu anlamda bizden desteklerini esirgemeyen Kaymakamlığımıza ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne, Şube Müdürümüz Halil Akhan’a ve emeği geçen proje ekibimize çok teşekkür ediyorum” diye konuştu.

    İlk defa sinema heyecanı yaşayan çocuklar ise, heyecanlı olduklarını belirterek, filmi çok beğendiklerini ifade ettiler.

    Düzenlenen sinema etkinliğine katılarak öğrencilerle birlikte filmi izleyen Tatvan Kaymakamı Murat Erkan ise, “Bu gün burada yine sosyal içerikli bir proje için bir araya geldik. Projemizin içeriği öğrencilerimiz ve gençlerimiz oldu. Sinema etkinliği çevresinde özellikle köy okullarımızdaki öğrencilerimizi ilçemizdeki sinema salonunda misafir ettik. Bu sayede öğrencilerimiz hem sinema etkinliğine katılmış oldu hem de öğrencilerimize sosyal bir faaliyette bulunma imkanı sunulmuş oldu.

    Genel olarak projenin hem direk hem de yan faydaları çok fazla. Bu projeden yola çıkarak, bundan sonrada özellikle köylerdeki öğrencilerimiz için bu tür etkinlikleri ve bu tür sosyal imkanları sunmaya çalışacağız. İnşallah bundan sonrada yapacağımız projelerle de bu imkanları, bu fırsatları ve ortamları onlara sağlamaya çalışacağız” diye konuştu.

    Sinema etkinliğine Kaymakam Erkan ile birlikte Belediye Başkan Yardımcısı Baki Menteş, kurum amirleri, Tarih ve Sosyal Bilgiler öğretmenleri ve öğrenciler katıldı.

  • Aziz Akkaya: “Üst Üste İki Defa Olimpiyat Oynayan Takım Olarak Tarihe Geçmek İstiyoruz”

    A Milli Kadın Basketbol Takımı Başantrenörü Aziz Akkaya, “Londra’daki 2012 Olimpiyatları’ndan sonra peş peşe 2 defa olimpiyat oynayan takım olarak tarihe geçmek istiyoruz. Bütün oyuncularımız bunun farkında, tecrübeleri de var. Olimpiyat elemlerini geçip, madalya alıp, Türk basketbol tarihine geçmek istiyoruz. Çünkü olimpiyatlarda alınan takım madalyası yok. Bunun için uğraşıyoruz” dedi.

    A Milli Kadın Basketbol Takımı, 2017 Avrupa Şampiyonası Elemeleri H Grubu üçüncü maçında deplasmanda mücadele edeceği Romanya karşılaşması öncesinde son antrenmanını Abdi İpekçi Spor Salonu’nda gerçekleştirdi. Antrenman öncesinde A Milli Kadın Basketbol Takımı Başantrenörü Aziz Akkaya basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

    “ÜST ÜSTE OLİMPİYAT OYNAYAN TAKIM OLARAK TARİHE GEÇMEK İSTİYORUZ”

    Gruptaki ilk iki maçı kazandıklarını hatırlatan Akkaya, “Bu hafta oynayacağımız iki maç bizim açımızdan çok önemli. Romanya da iki maçını kazandı. Bizim kalitemiz ve elde ettiğimiz dereceler iki maçı kazanacağımızın belirtisi. Sakat oyuncularımız var. Az zamanımız oldu hazırlanmak için. 4 günlük kamp süreci bu. Eleme grubundaki iki maçı da kazanıp grup liderliğini garantilemek istiyoruz. Kasım ayında yapılacak maça rahat çıkmak istiyoruz. Önümüzde uzun bir süreç var. Avrupa elemlerinden sonra olimpiyat elemeleri var. Bütün oyuncularımızı olimpiyat elemelerinde hazır duruma getirmek istiyoruz. Daha önce Londra’daki 2012 Olimpiyatları’ndan sonra peş peşe 2 defa olimpiyat oynayan takım olarak tarihe geçmek istiyoruz. Bütün oyuncularımız bunun farkında, tecrübeleri de var. Olimpiyat elemlerini geçip, madalya alıp, Türk basketbol tarihine geçmek istiyoruz. Çünkü olimpiyatlarda alınan takım madalyası yok. Bunun için uğraşıyoruz. Önümüzdeki süreç içerisinde hepinizin desteğini bekliyoruz. Oyuncuları hazırlayan kulüpler. Onlara da teşekkür ediyorum. Federasyon olarak oyuncuları hazır tutmaya çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

    “25 KİŞİLİK GENİŞ KADROMUZ VAR”

    A Milli Kadın Basketbol Takımı’nın deneyimli oyuncuları Nevriye ve Birsel’in takımda olmaması ile ilgili soruya Akkaya şöyle cevap verdi:

    “Uzun bir süreç. Herkesi denemek istiyoruz. Nevriye ve Birsel’in olmayışından dolayı herkesi denemek istiyoruz. Sanders da yok. Pelin de sakat. Onlar bizim için her zaman bu takımın elemanı. Onlar bu süreçte olimpiyat elemelerinde aramızda olacak. Bütün oyuncularımızı hazır tutmak istiyoruz. Onların burada olmayışının sebebi budur. 25 kişilik geniş bir kadromuz var. Bu oyuncularımızın da hakkını yememek lazım. Bu 25 kişiden en iyi 12 kişiyi olimpiyat elemelerine hazırlamaya çalışacağız.”

    “OLİMPİYATLARDA MADALYA ALMAK İSTİYORUZ”

    Olimpiyat elemeleri kurasından memnun olduklarını söyleyen Aziz Akkaya, “Biz iyi oldukça elemelerden çıkamamak gibi bir durumumuz yok. Yeter ki biz tam takım olalım, sağlam olalım. Son yıllarda aldığımız başarılar bu takımın her işin üstesinden geleceğinin sonucudur. Biz Avrupa Şampiyonası’nda iki tane maç kaybettik. Geri kalan maçlarımızı kazandık. Şanssız kaybettik. O yüzden beşinciliğe düştük. Bu takım herkesi yenecek güce ve kapasiteye sahip. Kurada kim çıkarsa çıksın, biz olimpiyatlarda madalya almak istiyoruz” diye konuştu.

  • Tüsiad Başkanı Symes: “Mülteci Meselesi Tarihe Geçecek”

    TÜSİAD Başkanı Cansen Başaran-Symes,TÜSİAD’ın 46. Olağan Genel Kurulu’nda gündemdeki mülteci meselesine değindi Symes, konuyla ilgili olarak “Mülteci meselesi tarihe geçecek” dedi.

    TÜSİAD’ın 46. Olağan Genel Kurulu, bugün Çırağan Sarayı’nda gerçekleştirildi. Genel Kurul toplantısının ilk bölümünde Mustafa Koç’un anısına özel bir bölüm düzenlendi. Ardından açılış konuşması için TÜSİAD Başkanı Cansen Başaran-Symes kürsüye çıktı. Symes, konuşmasında “Bu yılki Genel Kurulumuzu, Yüksek İstişare Konseyimizin eski Başkanı, TÜSİAD Onursal Başkanı, değerli üyemiz ve hepsinden önemlisi yeri doldurulamayacak dostumuz Mustafa Koç’un vakitsiz vefatından duyduğumuz acı henüz çok tazeyken yapıyoruz. Başta Koç ailesi olmak üzere, tüm sevenlerine, dostlarına, çalışma arkadaşlarına ve TÜSİAD üyelerine bir kez daha başsağlığı dileklerimi sunuyorum. Bugün size küresel ve ulusal ekonomimizdeki, iş dünyamız açısından önem arz eden kritik gelişmelerden, TÜSİAD olarak büyük önem verdiğimiz 64. Hükümet Eylem Planı ile ilgili görüşlerimizden, bu çerçevede gerçekleştirdiğimiz Ankara temaslarından ve gündemimizi aşırı şekilde ele geçirmiş olan siyasi reformlar ve özgürlük alanlarına ilişkin tartışmalardan bahsedeceğim” dedi.

    Temmuz ayından beri yüzlerce güvenlik görevlisinin şehit olduğuna ve sivil vatandaşlarında hayatlarını kaybettiğine dikkat çeken Symes, “PKK terör örgütü, adına konuştuğunu iddia ettiği Kürt vatandaşlarımıza hayatı zindan etmek için her şeyi yapıyor. Bugünden bir yıl önceye geri gidersek bölgede çözüm yoluna girildiğini, barış ve huzur ortamının sağlandığını ve hatta çözüm sürecinin ekonomik ayağına sahip çıkmak üzere bölgeye yaptığımız ziyaretleri hatırlamak ve hatırlatmak istiyorum. Elbette, sürecin yönetimi açısından, özellikle de şeffaflığı açısından sorunlarımız olduğunu da hatırlıyorum. Buna rağmen şiddetin ve terörün geri dönülmez bir şekilde gündemden kalktığı inancımız çok yüksekti. Bugün yeniden terörle topyekün mücadele noktasına gelmiş olduğumuzu üzülerek görüyoruz. Geriye bakmak istemiyorum; yeniden umutla ileriye bakmak istiyorum. Çatışmaların bir an önce durması, PKK’nın derhal şiddete son vermesi ve siyaset kanallarının yeniden açılarak, barışçı çözüm yoluna dönülmesi gerekir. Yüce Meclis’e tarihsel bir görev düştüğüne inanıyorum. İki gün önce Ankara’da TBMM Başkanımız’ı ziyaret ettik. Bu buluşmanın sonunda iç barışın Meclis içinde anlamlı bir uzlaşmanın sağlanmasıyla ve topluma bu ışığın yansıtılabilmesiyle mümkün olabileceğini bir kez daha gördük. Çevremizdeki ateş şiddetlenir ve çöküş hızlanırken Türkiye’nin toplumsal barışa her zamankinden daha fazla ihtiyacı var” şeklinde konuştu.

    Suriye’de yaşanan olaylara da değinen Symes, “Suriye’de süren vekalet savaşları komşumuzun toplumunu hallaç pamuğu gibi dağıttı. Sınırımızın hemen güneyinde, dünyanın en eski yerleşim birimlerinden, Halep şehrinin insanları canlarını sınırlarımıza dar atıyorlar.

    Bu noktada bir tespitimi sizinle paylaşmak isterim. İltica ve göç konusu sadece uluslararası anlaşmalar, mali paketler “kendi ülkemizi mülteci akınından nasıl koruyacağız” meselesi değildir.

    Göçü, Suriye örneğine bakarak sadece savaş kaynaklı bir olguya indirgemek de mümkün değildir. Savaşlardan kaçan insanların yanı sıra daha iyi ve daha özgür bir yaşam için canını hiçe sayarak gelişmiş ülkelere iltica etmeye çalışan binlerce insan söz konusu. Bu sorunun kaynaklandığı coğrafyada çözülmesi şarttır” dedi.

    Cansen Başaran-Symes, Çin’in yeni G20 döneminde, kapsayıcılık olgusunun dünya genelinde yaygınlaştırılması, içselleştirilmesi ve ülke politikalarına yansıtılabilme konusunu hassasiyetle ele alacağını belirterek “Geçtiğimiz hafta sonu TÜRKONFED’le birlikte KOBİ’ler ve Teknoloji başlıklı konferansı gerçekleştirmek üzere Hatay Antakya’daydık. Antakya ziyaretimiz ülke olarak yapmamız gereken şeyin çok yalın olduğunu bize bir kez daha hatırlattı: Farklılıklarımızdan, farklı kültür ve inançların bir arada yaşamasından kaynaklanan gücümüze ve bu mozaiğe sonuna kadar sahip çıkmalıyız. Hep birlikte el ele vererek, terörün ve kutuplaşmanın ülkemizde kökleşmiş bu kardeşlik ortamını bozmasına izin vermemeliyiz. 2016 yılına iktisadi açıdan maalesef artan belirsizliklerle girdik. Bu sene küresel krizin 8. Yılı ve açıkça ifade etmeliyim ki, en kötüsü geride kaldı diyebilecek durumda değiliz. Krizden bu yana küresel büyüme hızı ortalama %30 kayıpla devam ediyor. Küresel büyümenin önemli motorları olağanüstü yavaşladı. Artık gelişmiş, gelişmekte olan ayrımı yapmamıza da gerek kalmadı. Tüm hatlarda büyüme hız kaybediyor” şeklinde konuştu.

    Küresel ekonomiyi etkileyen siyasi ve sosyolojik gelişmelerin olduğunu söyleyen Symes, “Geçtiğimiz on-onbeş yılın mucize ülkeleri, gelişmiş olsun, gelişmekte olsun kapsayıcı büyüme anlayışından uzaklaştıkça sıkıntıya düştüler. Sürdürülebilir büyümenin en önemli bloku olan orta sınıfların kazanımları erimeye başladı, gelir dağılımı her anlamda bozuldu. Kayırmacılık, kaynak israfı, yolsuzluk ve kurumsal erozyonun ne türden ekonomik ve toplumsal çalkantıları tetiklediğini izliyoruz. Bugün yeniden kapsayıcı büyüme, sürdürülebilirlik olguları, siyasilerin gündeminde. Umut ediyoruz ki, son on yıldan alınan dersler yeni ekonomik büyüme politikalarının oluşturulmasına katkı sağlar. Nitekim sizler de biliyorsunuz, TÜSİAD’ın 2015-2016 programının ana etkinliklerini kapsayıcılık anlayışı ile ilişkilendirerek oluşturduk” dedi.

    “MÜLTECİ MESELESİ TARİHE GEÇECEK”

    Mülteci meselesini, “Her halde bu yüzyılın en önemli siyasi ve sosyolojik olgusu olarak tarihe geçecek” ifadeleriyle tanımlayan Symes, “Öyle ki, Avrupa Birliği’nin bütünlüğünü sarsacak boyutlara ulaştı. Birlik üyelerinden bazılarının kurumun temel ilke ve değerlerinden ayrıldığını şaşkınlık içerisinde takip ettik. Avrupa ekonomilerinde görülen durağanlık ve işsizlik aşırı sağın yükselişine yansıdı, demokratik düzeni yıprattı. Korkarım AB değerlerini restore etmek zaman alacak. Her şeye rağmen, AB demokrasi kültürünün bu saldırıyı püskürteceğine inanıyorum. Türkiye dışa açık bir ekonomi olması nedeniyle dış talep yetersizliğinden büyük zarar görüyor. Sosyal dengelerimizin korunabilmesi ve güçlendirilebilmesi için daha yüksek bir büyümeye ihtiyacımız olduğunu sıklıkla ifade ettik. Türkiye, sanayileşmesini tamamlamamış bir ülke olarak mevcut işsizlik rakamlarını en azından sabit tutabilmek için en az yüzde 5 büyümeyi yakalamak durumundadır. Bu büyümenin gerektirdiği iç tasarruf veya dış tasarrufu bulabilmek hiç de kolay değil. İçeride yatırımlar artmıyor, enerji fiyatlarındaki düşüşe rağmen cari işlemler açığımız halen riskli bir noktada. Dolayısıyla, iki konu bizim açımızdan muazzam önem taşıyor. Birincisi, makroekonomik istikrara zarar verecek en ufak bir söylem veya tutuma müsamaha göstermemeliyiz. Bu noktada hemen ifade etmek istiyorum, göz göre göre artan enflasyonu iyi irdelemek ve bu artışa muhakkak son vermek durumundayız. İkinci önemli konu, 64. Hükümetin Eylem Planıdır. Geçtiğimiz haftalarda önemli sayıda bakanımızı ve hemen bu hafta başında da Sayın Başbakanımızı ziyaret ederek hem makroekonomik istikrar, hem de eylem planıyla ilgili görüş alışverişinde bulunduk. İşbirliği içinde gelişmeleri yakından takip etmeye devam ediyoruz. Hükümetin reform konusunda kararlı tutumunu görmekten memnunuz. Ancak önemle belirtmek isterim ki, içinde bulunduğumuz küresel iktisadi durum eylem planının kesinlikle ve kesinlikle, etkili bir şekilde uygulanmasını zorunlu kılıyor” dedi.

    Türkiye’ye yatırım yapmaya hevesli ancak ülkemizden olumlu gelişmeler bekleyen potansiyel yatırımcıların bulunduğunu ifade eden Symes,”Küresel ekonomik koşulların düzelmesini beklemeyeceğimize göre, eylem planının etkili uygulanması hepimizin ortak sorumluluğu olmalıdır. Faaliyet raporumuzda göreceğiniz üzere, eylem planının hayata geçirilmesinde kritik öneme sahip bir dizi konu zaten TÜSİAD programında vardı. Geçtiğimiz yıl gündeme hakim olan siyasi gelişmeler, iki seçim ve terör patlaması arasında TÜSİAD her dönemde olduğu gibi, Türkiye’nin ekonomik olarak daha etkili yeni bir platforma sıçraması için neler yapılması gerekir diye kesintisiz çalıştı. Örnek vermek gerekirse Sanayi 4.0 projemiz, büyük veri üzerine çalışmalarımız, STEM (Bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik) eğitimi üzerine yaptığımız çalışmalar, gençlik, kadın ve KOBİ projelerimiz, hep Türkiye ekonomisinin rekabet gücünü artırmak, dijital atılım yapmak için üzerinde çalıştığımız projeler. Tüm çalışmalarımızı burada tek tek sıralamayacağım. Faaliyet kitapçığımız elinizde var. Genel Sekreterimiz Zafer Yavan da sizlere bunu detaylı bir şekilde sunacak” dedi.

    Yaklaşık 10 yıldır süren küresel krizin 20. yüzyılda oluşturulmuş özgürlükçü demokratik değerlerini zedeler noktaya geldiği vurgulayan Symes, “Eğer dünya yeniden özgürlükçü demokratik değerlere dönüş istikametinde hareket etmez ise aslında ekonomik krizden çıkmak daha zorlaşacak. Yeni iktisadi düzende kapsayıcı büyüme ve yenilikçi rekabet, özgürlükçü, demokratik bir yapıyı, şeffaf, hesap verebilir bir hukuk devletini gerektirmektedir. Bu noktadan Türkiye’ye bakmak istiyorum. Toplumda yargıya güven yeterli değil. Maalesef kimse aksini iddia da etmiyor. Yargı bağımsızlığının ve yargıya güvenin zayıfladığı, hukukun öngörülebilir olmadığı bir ülkede elde edilen ekonomik başarıları sürdürebilmek mümkün değildir.Konuşmamın içinde sizlerle paylaştığım makroekonomik istikrar ve eylem planının etkili uygulanması, eğer meclisi ile, hükümeti ile, sivil toplum örgütleri ile, iş dünyası örgütleri ile özgürlük ve hukuk açığını kapatmak için çaba sarf etmezsek anlamını yitirecektir” şeklinde konuştu.

    TÜSİAD Başkanı Cansen Başaran-Symes konuşmasını şu şekilde sonlandırdı: “Bunca yıllık demokrasi deneyiminin ardından ifade ve düşünce özgürlüğünün hala tartışılmasından huzursuzluk duyuyorum. Demokrasinin temel dinamiği olan ifade özgürlüğüne yönelik yaygın tahammülsüzlüğü süratle aşmalıyız. Yoksa bu tahammülsüzlük toplumu ve geleceğimizi köreltecektir. Şiddete çağrı olmadıkça çok seslilikten korkmamalıyız. Bir düşünün, çok sesli olmayan bir toplumda, yeni anayasa nasıl tartışılabilir, AB uyumu nasıl müzakere edilebilir, bölgesel kalkınma nasıl tartışılacak, sormak isterim.Son olarak üzerine titrememiz gereken laiklik ilkesine değinmek isterim. Özgürlükçü laiklik anlayışı, bireyselleşmenin temelini oluşturur. Bu temel üzerinde bilimsel düşünce, inisiyatif alma, sorgulama, araştırma olguları yükselir. Nitelikli eğitim yoluyla elde edeceğimiz bu özellikler toplumun gelişmişliğinin olmazsa olmazlarıdır. Biz yetişkinlerin sorumluluğu elde edilen kazanımları artırarak yeni nesillere devretmektir. Bunu yapmazsak insanlık, yurttaşlık görevimizi ve gelecek nesillere karşı sorumluluğumuzu yerine getirmemiş oluruz. Gerek yeni anayasanın yaratacağı heyecan ve umut, gerekse AB normlarında özgürlüklerin genişletilmesi için yapılacak düzenlemelerle Türkiye’nin müreffeh ve huzurlu geleceğine yöneleceğine inanıyoruz”.

  • Muhtar Ve İhtiyar Heyeti Vekille Çay İçip Tarihe Not Düştü

    Ak Parti Aydın Milletvekili Mehmet Erdem, hafta sonunu geçirdiği seçim bölgesi Aydın’da Nazilli Mescitli Köyü Mahallesi’ne ihtiyar heyeti ve vatandaşlarla bir araya geldi. Aydın-Denizli Otoban Yolu’nun geçeceği alanda vatandaşlarla birlikte çay içen Milletvekili Mehmet Erdem’e başlayan otoyol çalışmalarından dolayı teşekkür eden Mescitli Köyü Mahalle Muhtarı Nazmi Öztürk, “Önümüzdeki yıllarda burada çay içemeyeceksiniz, çünkü otoyol çay içtiğimiz tam bu noktadan geçecek” dedi.

    “2019’DA AYDIN-DENİZLİ OTOYOLUNU AÇMAYI PLANLIYORUZ”

    Aydın için en önemsedikleri projelerden birinin Aydın-Denizli otoyolu olduğunu ve yolun geçeceği alanda boyalama çalışmalarının yapıldığını belirten AK Parti Aydın Milletvekili Mehmet Erdem projenin tamamlanması ile Aydın’ın Doğu kısmında yer alan ilçelerde de sanayi ve ticari anlamda ciddi gelişmeler olacağını özellikle tarım ürünlerinin gerek İzmir Limanı’na gerekse otoban üzerinden büyükşehirlere sevkiyatının daha kolay ve kısa sürede gerçekleşeceğini söyledi.

    Program kapsamında Mescitli Mahalle Muhtarlığı öncülüğünde düzenlenen keşkek hayrına katılan Milletvekili Mehmet Erdem’e Ak Parti Nazilli İlçe Başkanı İmran Acar, AK Parti Milletvekili adaylarından Hakan Erürker de eşlik etti. Keşkek hayrından sonra Mescitli Mahllesi’ndeki bir alanda Muhtar Nazmi Öztürk ve ihtiyar heyeti ile çay içen Erdem’e alanda yapılan boylama çalışmalarını gösteren Muhtar Öztürk, “Önümüzdeki yıllarda bu oturduğumuz alan otoban olacak. Herkes burada içilen çayın keyfini çıkarsın” diye konuştu.

    Vatandaşın projeye sahiplenmesinin sevindirici olduğunu belirten Milletvekili Mehmet Erdem, “Aydın-Denizli otobanı Aydın için hayati önem haiz projelerden biri. Bu yıl içerisinde çalışma başlayacak. Güzergahta boylama işlemleri yapıldı. Aydın’ın ekonomik hareketi açısından ve İzmir’e intikal açısından bu proje önemli. Otobanın Antalya’ya devam etmesi projenin önemini daha da artırıyor. Aydın-Denizli Otobanı’nın 2019 yılında açmak en büyük hedeflerimizden birisi” diye konuştu.

  • İnegölspor, Kayserispor’u Yenip Tarihe Geçmek İstiyor

    İnegölspor Teknik Direktörü Taşkın Güngör, Ziraat Türkiye Kupası G Grubu’nda yarın karşılaşacakları Kayserispor’u mağlup ederek, İnegöl’ün tarihine geçmek istediklerini söyledi.

    Spor Toto 2. Lig Kırmızı Grup ekiplerinden İnegölspor, ligin 19. haftasında önceki gün deplasmanda karşılaştığı Manisaspor’u 4-3’lük skorla mağlup ederek moral buldu. Bu karşılaşmanın ardından gözünü Ziraat Türkiye Kupası’na çeviren Bursa ekibi, yarın sahasında karşılaşacağı Kayserispor’u mağlup ederek bir üst tura çıkmanın planlarını yapıyor.

    “ÇIKIŞIN İLK ADIMINI MANİSA’DA ATTIK”

    İnegölspor Teknik Direktörü Taşkın Güngör, ligde Manisaspor ile oynanan karşılaşmaya ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Manisaspor karşılaşması her yönüyle çok keyifli, çok heyecanlı bir müsabaka oldu. Taraftarlara da umarım çok zevkli bir maç izlettirdik. Biz bir çıkış arıyorduk, kendimize gelmek istiyorduk. Devre arasında çok değişimler oldu. Kadroda zaman zaman sıkıntılar yaşadık ama biz İnegöl’ün büyüklüğünü, camianın büyüklüğünü bilen insanlarız, sorumluluğu olan insanlarız. Bir çıkış yapmak istiyorduk, bunun da ilk adımını Manisa’da attık. Düşünmemiz gereken skorun 3-0’dan 3-2’ye gelmesi ya da 4-2’den sonra tekrardan 4-3’e gelmesi. Son bölümlerde yediğimiz golleri de analiz etmemiz lazım ama attığımız goller, taktiksel üstünlüğümüz, takımımızın inanılmaz isteği, arzusu bizi mutlu eden taraftı” dedi.

    “İNEGÖL HALKINI MUTLU ETMEK İSTİYORUZ”

    Takımın istek ve arzu ile ileriye dönük umut verdiğini ifade eden Güngör, “Tabi ki puan olarak daha yukarıları hedefliyoruz. Bu bir başlangıç belki ama lig uzun maraton, daha 15 hafta var önümüzde. Umarım bu 15 haftada alacağımız puanlarla iyi yerlere gelmek istiyoruz. İnegölspor’un ismini iyi yerlere yazdırmak istiyoruz. Bunu da başaracak gücümüz var, kalitemizin de olduğuna inanıyorum. Bu havayla birlikte üç haftalık bir seri yakalayabilirsek iyi yerlerde oluruz diye düşünüyorum. Tabi arada Kayserispor ile salı günü kupa da bir randevumuz var. Bu maçtan da istediğimiz sonucu alırsak, iyi şeyler olur diye düşünüyorum. İnegöl halkını mutlu etmek istiyoruz. Onlar bize çok güvendiler, en zor günümüzde yanımızda oldular, bizi yalnız bırakmadılar. Onları daha çok mutlu etmek istiyoruz, onları tamamıyla dolu tribünde görmek istiyoruz” şeklinde konuştu.

    “OTURUP AĞLAYACAK HALİM YOK”

    Güngör, transfere ilişkin yaptığı açıklamada ise, “Transfer kapandı diyemem, çünkü kapanmaması gerekiyor. Olmazsa da oturup ağlayacak halimiz yok. Sonuçta bir kadro çıkartıyoruz sahaya ama kısıtlı bir kadromuz olduğunu biliyorum. Alternatif anlamında belirli yerlerde sıkıntı yaşadığımızı biliyorum. Alınan galibiyetlerle bazı sıkıntılarımızı görmemekte olmaz. Kulübümüzün ekonomik durumunu da düşünmek zorundayız ama sırf transfer olsun diye oyuncu almayacağız onu söyleyeyim. Elimizdeki sporcu kadrosuyla gidebildiğimiz yere kadar gideceğiz. Dediğim gibi ihtiyacımızı karşılayacak ve işimizi görecek bir ya da iki sporcu bulabilirsek, transfer edeceğiz diye düşünüyorum” dedi.

    “İNEGÖL’ÜN TARİHİNE GEÇMEK İSTİYORUZ”

    Ziraat Türkiye Kupasında Kayserispor ile son derece önemli bir karşılaşmaya çıkacaklarını belirten Taşkın Güngör, şunları söyledi:

    “Kupada son aşamaya geldik. Yenersek İnegöl tarihine geçebilecek bir sonuç olacak. Kayserispor’u yenmek istiyoruz, yenecek gücümüzde var. Kayseri’de oynadığımız ilk maçta çok pozisyona girdiğimiz karşılaşmayı kaybetmiştik, rövanşını almak istiyoruz. Sonuçta karşımızda Süper Lig takımı var. Tutupta kendimizi dev aynasında görmeye gerek yok. Haddimizi bilerek oynarsak, sabırlı oynarsak, futbolun doğrularını yaparsak şansımızın olduğunu düşünüyorum. Yüzdesi hiç önemli değil. Asıl önemlisi İnegöl’ün tarihine geçmek istiyoruz.”