Etiket: Tarihe

  • İşadamı Kasım Ekşi: “Tarihe geçen 23 gün her yıl anılmalı”

    Rizeli işadamı-turizmci Kasım Ekşi, 23 gün boyunca meydanlarda verilen demokrasi mücadelesinin tarihe geçtiğini belirterek, bu 23 günün ilerleyen yıllarda da her yıl anılması gerektiğini söyledi.

    Kasım Ekşi konuyla ilgili yaptığı açıklamada, 15 Temmuz gecesi tarih yazan Türk milletinin o geceki mücadeleyi 23 gün boyunca meydanlarda nöbet tutarak sürdürdüğünü hatırlatıp, bu 23 günün özel günler arasına alınıp ilerleyen yıllarda da hatırlanması gerektiğini söyledi. Ekşi açıklamasında, “Türkiye Cumhuriyetinin 79 milyon insanıyla 15 Temmuz’da başlayan ve 7 Ağustos 2016 tarihine kadar aralıksız devam eden 23 günlük demokrasi coşkusunun mutluluğunu Rize ve 81 ilde yaşadık ve yaşatacağız. Daha önemlisi her yıl bu darbe planını hazırlayan ülkelerin yüzlerine tokat gibi vurarak 15 Temmuz demokrasi gününü anımsatacağız. Terör örgütlerine yardım ve yataklık eden ülkeler, yurdumuzun güçlenmesini hazmedemediklerinden, iç savaş planları ve darbe girişimleri, milletimizin çelik yüreklerine çarparak darmadağın edildiler. Halkımızın, Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın bir telefon işareti ile milyonların Türkiye Cumhuriyeti’ne nasıl sahip çıkıldığını 23 gün boyunca meydanlarda nöbet tutarak demokrasi dersi verdiler” dedi.

    21. yüzyılın demokrasi dersi

    Ekşi, Türk milletinin dünyaya yüzyılın demokrasi dersini verdiğini ifade edip, “23 gündür dünya medyası, ilk ana haberleri Türkiye’deki başarısız darbeyi anlattılar. 23 gündür dünya Türkiye’nin demokrasi coşkusunu 81 ilin meydanlarından izlediler. 23 gündür dünya şehitlerimizin, gazilerimizin ve kahramanlarımızın destanlarını dinlediler. 23 gündür dünya, hainlerin basitliğini, şerefsizliğini, zalimliğini şaşkınlıkla izlediler. 23 gündür dünya, darbeleri destekleyen iki yüzlü ülkelerin, gerçek yüzlerini tartıştılar” diye konuştu.

    “23 gün anılsın”

    Ekşi, darbe girişimi sonrası verilen 23 günlük mücadelenin ilerleyen yıllarda aynı tarihlerde anılarak bugün verilen mücadele ve demokrasinin öneminin gelecek kuşaklara da aktarılması gerektiğini söyleyerek, “Her yıl 15 Temmuz-7 Ağustos tarihleri arasında 23 günlük anma ve kutlamalarını şölen havası ile dünyaya duyurabileceğimiz uluslararası büyük bir proje geliştirilebileceğini düşünüyorum. Resmi kurumlar ve sivil toplum örgütleri ile beraber hazırlanacak olan festivaller, geziler, turlar ve indirimli turizm çeşitlendirmeleri ‘demokrasi paketi’ adıyla 23 gün sürmelidir. Örneğin; 23 gün her ilde, yaz şenliği, yayla ve Yörük şenlikleri, halk dansları ve müzik festivali, 23 gün bütün illerde alışveriş festivali yüzde 50 indirim yapılmalı. 23 gün yöresel lezzetler festival ve eğlenceler şölene dönüştürülmeli, 23 gün Turizm Bakanlığı’nca TURSAB, TUROFED, turizm işletmeleri ve oteller yüzde 50 indirim uygulamalı, 23 gün gençlik turizmi kapsamında, 0-12 yaş çocuklar için müze, ören yerleri ve fuarlar ücretsiz olmalı. 23 gün sağlık turizmi kapsamında bütün sağlık kurumları indirime gitmeli. 23 gün kültürel etkinlikler, fuarlar ve sempozyumlar özellikle zengin körfez ülkelerine tanıtılmalıdır. 23 gün belediyeler su ve çöp vergisi, ayrıca elektrik indirimi uygulanmalı. 23 gün boyunca kara, deniz ve havayolları, bütün ulaşım biletleri yüzde 50 indirimli olmalıdır” dedi.

  • Eski Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler: “Darbeye darbe yapan bir millet olarak tarihe geçtik”

    Eski Başbakan Yardımcısı ve TBMM Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Emrullah İşler: “darbeye darbe yapan bir millet olarak tarihe geçtik” dedi.

    Hatay’ın Payas İlçe Belediyesi tarafından düzenlenen ’Birlikte Milyonlarız’ mitingine katılan Emrullah İşler, Türkiye’nin 15 Temmuz’da bütün dünyaya ders verdiğini söyledi.

    Bundan sonra Türk siyasi tarihinin 15 Temmuz öncesi ve sonrası olarak anılacağını kaydeden İşler, şöyle konuştu; “15 Temmuz gecesi millet olarak, Türk milleti olarak, 79 milyon olarak iktidar partisiyle, muhalefet partileriyle, kadınıyla, erkeğiyle, genciyle hepimiz bir destan yazdık. Bu destan demokrasi destanıdır, milli irade destanıdır. 15 Temmuz akşamını darbeciler ne olarak planladılar biliyor musunuz? Darbeler tarihine yeni bir tarih ilave etmek için planladılar. Ama milletimiz ne yaptı? Dediniz ki hayır. Biz 15 Temmuz’u yeni bir darbe tarihi olarak tarihe yazdırmayacağız o günü demokrasi bayramına çevireceğiz, milli irade bayramına çevireceğiz dediniz ve çok şükür 15 Temmuz’dan bugüne bütün dünyaya ders verdik. Bir darbenin hem de organize halinde ki bir darbenin uçaklarla, tanklarla, helikopterlerle, halka saldıran acımasız vahşi bir örgütün saldırısını bu millet püskürttü. 15 Temmuz’da bu millet bir destan yazdı. Bundan sonra Türk siyasi tarihi 15 Temmuz öncesi ve sonrası olarak anılacak. Bu ülke darbelerden çok çekti. Bizim büyüklerimizden hep şunu duyduk. Türk milleti 1960’larda sokağa çıkamadı, 28 Şubat’larda ancak sesine çıkartarak darbeye karşı durdu fakat o da kar etmedi. Ama 15 Temmuz’a geldiğimiz de gücümüzü, canımızı ortaya koyarak, göğsümüzü siper ederek darbeye meydan okuduk ve darbeye darbe yapan bir millet olarak tarihe geçtik.”

    Payas İlçesinde demokrasi nöbetinin tutulduğu Özkul Çolak Caddesi’nde gerçekleşen mitinge Ak Parti Hatay İl Başkanı Ahmet Atıç, Payas Belediye Başkanı Bekir Altan, İskenderun İlçe Belediye Başkanı Seyfi Dingil ve çok sayıda vatandaş katıldı.

  • Hepatit C tarihe karışıyor

    Yakın Doğu Üniversite Hastanesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Uzmanı Doç. Dr. Kaya Süer, tıp dünyasında baş döndürücü gelişmeler görülmeye devam ederken, infeksiyon hastalıklarından hepatit C’nin de yakın gelecekte bir halk sağlığı sorunu olmaktan çıkacağını duyurdu.

    “Hepatit C sinsi seyredebilen bir hastalıktır. Sinsi seyir ve bulaşıcılık özelliği yanında, tanısı konulmuş hastalar buzdağının sadece görünen yüzünü oluşturmaktadır” diyen Doç. Dr. Kaya Süer,“Tanısı konulmamış hastalar, hem kendi sağlıkları hem de toplum sağlığı açısından bir tehdit oluşturmaktadır. Hepatit C’nin siroz ve karaciğer kanserine dönüşmeden yakalanmasında erken tanı ve tedavi çok önemli yer tutmaktadır” diye konuştu.

    “Kronik bir hastalık olan Hepatit C, tanı ve tedavide gecikmeler yanında, geçmişte kullanılan ilaçlar ile %60 oranında tedavi edilebiliyordu. Kronik Hepatit C birçok hastada siroz ve karaciğer kanserine neden olmaktaydı. Bu virüse karşı aşı yoktur” diye konuşan Doç. Dr. Süer, açıklamalarına şöyle devam etti: “Uygulanan tedavilerde başarı oranlarını etkileyen genetik yapıları (Genotipleri ve alt grupları) önemlidir. KKTC’de, Yakın Doğu Üniversitesi katkıları ile gerçekleştirilen araştırmalarda, Hepatit C virüsünün tedaviye dirençli genotip 1 formunun hakim olduğu ortaya konulmuştur. Geçmişte kullanılan interferon ve ribavirin isimli ilaçlar ile hastaların tedavisi uzun bir süre almaktaydı ve ilaçlara bağlı yan etkiler ile sık olarak karşılaşılmaktaydı. Eski tedavi rejimleri ile 12 ay olan tedavi süresi, yeni tedavi rejimleri ile 12 haftaya indirildi. Tedavi süresinin kısalmasının yanında, hastalara tedavi kolaylığı sağlayan ağızdan kullanım ve yan etkilerinin azlığı gibi özelliklere sahip olan bu ilaçlar, tedavi başarı oranlarını çok yükseltmektedir. Direkt etkili ajanlar olarak isimlendirilen yeni ilaçlar ile Hepatit C tedavisine dair olumsuz düşünceler artık geçmişte kalacaktır.”

    Yeni jenerasyon ilaçlar ile tedavi başarı oranları yüzde 97-100 seviyelerinde

    “Son yıllarda infeksiyon hastalıkları kongrelerinde, üzerinde hassasiyetle durulan Hepatit C tedavisindeki yeni ilaçlar ile ilgili birçok çalışma sonuçlandı” ifadelerini kullanan Süer, “2012 yılından bu yana dünyada kullanılmakta olan yeni jenerasyon ilaçlar ile tedavi başarı oranları yüzde 97-100 seviyelerine ulaştı. Bu ilaçlar tedaviye yeni başlanan veya geçmişte tedavi alıp tedavi başarısızlığı görülen hastalarda kullanılabilmektedir. Hepatit C tedavisinde en şanssız grup olarak görülen genotip 1 hastalar, bu yeni ilaçlar ile en şanslı grup olarak görülmeye başlandılar” açıklamalarında bulundu.

    Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi, Mikrobiyoloji Laboratuvarındaki yeni yapılanmalar ile artık KKTC’de virüs yükünün (HCV-RNA) yanı sıra, genotip tayini ve ilaç dirençleri de saptanabiliyor. Tüm bu gelişmeler ve yeni tedavi imkânlarıyla birlikte Hepatit C’nin yakın gelecekte bir halk sağlığı sorunu olmaktan çıkması bekleniyor.

  • Çay Ocağında Tarihe Yolculuk

    Tekirdağ’da, Tarihi Rüstem Paşa Bedesteni’ndeki çay ocağı işletmecisi 35 yıldır biriktirdiği yüzlerce antikayı iş yerinde sergiliyor. Müzeyi andıran çay ocağı, müşterilere tarihte yolculuk keyfini yaşatıyor.

    Tekirdağ merkez ilçe Süleymanpaşa’da bulunan ve Mimar Sinan’ın Trakya Bölgesi’ndeki önemli eserlerinden olan Tarihi Rüstem Paşa Bedesteni içerisindeki çay ocağı, 68 yaşındaki Halim Balta’nın tarihi eserlere olan merakı dolayısıyla müzeyi andırıyor. Eski ütülerden, vazolara, silahlara, madeni ve kağıt paralara kadar günlük eşyaların bile tarih koktuğu çay ocağının her yeri, eski devirlerde kullanılan eşyalarla dolu. Çay ocağının işletmecisi Balta’nın yaklaşık 30 yıldır biriktirdiği antikalar, bilinen çay ocaklarının aksine, dükkana ayrı bir hava katıyor.

    Antika biriktirmeye merakla başladığını, daha sonra da bunun hobiye dönüştüğünü belirten Balta, “Bu benim hobim ve merak alanımdır. Annelerimizden, babalarımızdan, dedelerimizden ve ninelerimizden kalan eşyalarım var. 30 yıldır böyle bir birikim yapıyorum. Burada kendimi mutlu ve huzurlu hissediyorum” dedi.

    “KENDİMİ BURADA ÇOK MUTLU HİSSEDİYORUM”

    Müzeyi andıran çay ocağına her kesimden insanın geldiğini belirten Balta, “Ziyaretçiler, eski malzemeleri inceliyorlar. Bunları kimlerin kullandığını soruyorlar. Ben de dedelerinizin ve ninelerinizin bu malzemeleri nasıl kullandıklarını anlatıyorum. Sonra da, çaylarını içip gidiyorlar. Ayrıca eş-dost geliyor. Muhabbet ediyoruz burada. Kendimi burada çok mutlu hissediyorum” diye konuştu.

    ÇAYCININ MÜZE HAYALİ

    Dükkanın normalde de çay ocağı olduğunu aktaran Balta, “30 yıllık birikimlerimi burada saklıyorum. Çok farklı illerden ziyaretçilerimiz geliyor ve çoğu insanın ilgi odağı oluyor. Burası çay ocağıydı ben 30 yıllık birikimlerimi koyunca müze oldu. Müze gibi olan çay ocağım herkese açıktır. İsteyen gelip burada ninelerinin ve dedelerinin kullandığı bu eski günlük ev eşyalarını görebilirler. İmkanım kısıtlı olduğu için şimdilik müze açma ya da sergileme işini dükkanımdan başka bir yerde yapamıyorum. Eğer destek gelirse ben de müze açıp bu eşyaları sergilemek isterim” ifadelerini kullandı.

  • Orhaneli’nde Tarihe İmza Atıldı

    Bursa’nın Orhaneli ilçesinde Maden Organize Sanayi Bölgesi çalışmaları hızlandı. Dağ yöresini ayağa kaldıracak dev proje için seçilen alanda inceleme yapan bakanlık ve çeşitli kurum temsilcileri, görüşlerini bildirerek, sonuç raporunu imzaladı. Sürecin çok hızlı ilerlediğini ifade eden Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı temsilcileri, bundan sonraki aşamanın ise ÇED safhası olduğunu kaydetti.

    Orhaneli Maden İhtisas Organize Sanayi Bölgesi kurulma çalışmaları kapsamında Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Sanayi Bölgeleri Genel Müdürlüğü Yer Seçim Komisyonu Orhaneli Kaymakamlığı toplantı salonunda yapılan sunum ve Orhaneli Maden İhtisas OSB yeri olarak teklif edilen Şükriye Kocabelen ve Dede Tepe mevkiinde bulunan 175 hektarlık alanı inceledi. Yer Seçim Komisyonu üyelerinin oluşturduğu sonuç raporuna imzalarını atan Maliye Bakanlığı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü), Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Bursa Valiliği ( Yatırım İzleme Koordinasyon Başkanlığı), Bursa Halk Sağlığı Müdürlüğü, Bursa Büyük Şehir Belediye Başkanlığı, BUSKİ ve Orhaneli Belediye Başkanlığı temsilcileri, sürecin hayırlı olmasını diledi.

    Orhaneli Kaymakamı Abdulhalim Can, Orhaneli tarihinde en büyük yatırım olarak addedilen OSB’ye destek veren kurumlara teşekkür etti. Orhaneli Belediye Başkanı İrfan Tatlıoğlu ise, toplantıya katılarak görüşlerini belirten kurum temsilcilerine teşekkür ederek, Orhaneli için milat olan OSB projesi için özellikle Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı temsilcileri Ayşe Arıcan ve Bülent Ayan’a verdikleri destek için minnettar olduğunu belirtti.

    Tarih boyunca ekonomik anlamda sıkıntılar yaşayan dağ yöresinin bu dev proje ile makus talihini yeneceğini dile getiren, Tatlıoğlu, OSB ile birlikte başta Orhaneli olmak üzere yörenin ortak problemleri olan sıkıntıların ortadan kalkacağını kaydetti.