Etiket: tarih

  • Karacabey Devlet Hastanesi’nde Artık Röntgen Filmleri Tarih Oldu

    Bursa’nın Karacabey ilçesinde artık röntgen filmleri tarihe karışıyor. Devlet Hastanesi’nde yeni hizmete giren dijital röntgen cihazı sayesinde artık doktor hastasına “filmini getir” yerine “CD’ni getir” diyecek. Ayrıca yine yeni hizmete giren panoramik diş röntgeniyle de artık hastalar dişlerindeki bütün rahatsızları öğrenmiş olacak.

    Karacabey Devlet Hastanesi’ne kazandırılan dijital röntgen ve panoramik diş röntgen cihazı tanıtıldı. Hastane Yöneticisi Op. Dr. Mehmet Petek, akciğerden mideye, beyinden ayağa kadar çekilen bütün röntgen filmlerinin CR cihazı sayesinde dijital ortamda saklanacağını belirtti. Petek, panoramik diş röntgen cihazı sayesinde de diş hekimlerinin, hastaların dişlerindeki bütün detaylara rahatlıkla ulaşılabileceğini söyledi.

    Daha önceleri hastaya verilen büyük zarf içindeki röntgen filminin bundan böyle CD olarak verileceğini ve hastanelerdeki bilgisayarlarda arşivleneceğini kaydeden Petek, “Böylece hem hasta filmi kaybetme riskinden kurtulacak, hem de yıllar sonra bile doktorun hastasının bilgilerine ulaşma imkanı olacak. Bu cihaz sayesinde hasta karışmasının da önüne geçilmiş olacak. 6 saniyede işlemini tamamlayan cihazla, ulaşılamayan görüntüye rahatlıkla ulaşıldığı gibi ayrıca da radyasyon oranı da en düşük seviyede” dedi.

  • Ödem Ve Morluklar Tarih Oluyor

    Uzun yıllardır burun estetiği sonrasında oluşan ödem ve morluklar artık görülmeyecek.

    Son zamanlarda adından sıkça söz ettiren ‘Piezo Burun Estetiği’ ile ilgili tüm bilinmeyenleri anlatan Rinoplasti Merkezi’nden Op.Dr.Bülent Koç, “Burun estetiği ile burnun tepeden tırnağa her şeyini değiştirebilirsiniz. Burun kemeri varsa burun kemeri alınır. Genişse daraltma yapılabilir. Dar ise genişletilebilir. Uzunsa kısaltılabilir veya kısa ise uzatılabilir. Basık bir burnun basıklığını giderebilir veya çıkık bir burnu biraz daha basık hale getirebilirsiniz. Burun estetiğinde gelişen teknoloji ile yeniliklerde hayatımıza girmektedir.Bunlardan biri de ilk defa klinik ortamda Rinoplasti Merkezin kullanılmaya başlanan ’Piezo Burun Estetiği’dir” dedi.

    Günümüzde hala burun kemikleri çekiç ve keski kullanarak kesildiğini, Fakat bu yeni yöntem ile bütün bunlara son verildiğini kaydeden Op. Dr. Koç, “Piezo Burun Estetiği’ hem daha başarılı sonuçlar elde ediliyor hem de hasta konforu artıyor. Gözaltı morluklarını ve şişliklerini de en aza indiren bu yöntem burun estetiğinin geleceği olarak görülüyor” diye konuştu.

  • (Özel Haber) Dünya El Sanatları Müzesi Tarih Kokuyor

    Ziyaretçilerini 600 yıl öncesine götüren, zemin katı mağara olmak üzere 3 kattan oluşan Gaziantep Dünya El Sanatları Müzesi tarih kokuyor. Dünya el sanatları müzesinde geçmişteki medeniyetlere ait binlerce eşya bulunuyor.

    İçinde Osmanlı’dan kalma bir çok eser bulunan müzede, tüm dünyadan tarihi eserler var. Müzede 200 yıllık Fransız saatleri, Osmanlıya ait tüfekler, Osmanlı döneminden şamdanlar, eski Antep mutfağına ait eşyalar, gramofonlar, eski paralar, el yazmalı Kur’an-ı Kerimler, nostaljik fotoğraf makineleri, Osmanlıya ait aydınlatma fenerlerinin de aralarında yer aldığı toplamda 8 bine yakın tarihi eser bulunuyor. Tarihi müzenin altında eski Antep hamamı olarak kullanılan bir de mağara bulunuyor.

    20 senedir birikim yaptığını ifade eden müze sahibi Hanefi Özaslan, “Köylerde bakır eşyaları satardık. Ben de 12-13 yaşlarından beri babamın yanında gezerdim o dönemden beridir, bende bir hastalık, zevk oldu. İşte Gaziantep’e de 2000 yılında göç yaptık 2000 yılından beri Gaziantep’teyim zaman zaman eski bakırlar tarihi eserler alıp satıyorduk Gaziantep müzesine 6 bin eşya verdim sonra hep böyle malzemeleri İstanbul’dan Avrupa’dan gelip alıyorlardı. Ben de en iyi malzemeleri kendime saklamaya başladım. Bu evi satın aldık, 5-6 yıl evvel burayı müze yapmayı düşündük ve 2-3 yıl tamiriyle uğraştık, burayı da müze haline getirdik. Burada 8 bine yakın parça adet sayısı var, Türkiye ve Avrupa kültürünü anlatacak eşyalar var. Kapıdan, ev mutfağından tutup süs eşyasına kadar var. Gaziantep’te savaş aletleri, silahlar, bıçaklar, Gaziantep savaşında kullanılmış tüfekler var. Osmanlı döneminde kullanılmış yeniçerilerin kılıçları var. Aynı zamanda yeniçerilerin kullanılmış kalkan miğfer takımlarımız var, ondan sonra Gaziantep’te kapılarında kullanılmış 100’e yakın kapı tokmaklarımız var. Gaziantep’te kullanılmış mutfak eşyalarımız var. Osmanlı döneminde kullanılmış şamdanlar var, camilerde, kiliselerde kullanılmış şamdanlar var” ifadelerini kullandı.

    “ÇOK KEYİF ALDIM”

    İstanbul’dan Gaziantep’e gezmeye geldiğini ifade eden Berna Kök ise Gaziantep Kalesi’nden itibaren gezdiğini kaydetti. Müze gezisinden büyük keyfi aldığını anlatan Kök, “Böyle sokakları dolaşa dolaşa tesadüfen yolum buraya çıktı. Muhteşem yani, her bir katta uzun süre orada kalıp bilmiyorum onları dinleyip sanki o çağda onların seslerini duymak istiyor insan onların içinde kalınca her bir katta burada Osmanlısı Bizanslısı bilmiyorum bir sürü her şey çok çeşit anlatılmaz ancak yaşanınca biliniyor, ben keyif aldım çok keyif aldım” şeklinde konuştu.

  • 2. Abdülhamid’in Dördüncü Kuşak Torunundan Bazı Tarih Dizilerine Tepki

    Sultan 2. Abdülhamid’in dördüncü kuşak torunlarından Abdülhamit Kayıhan Osmanoğlu, televizyon ekranlarından yayınlanan bazı tarih dizilerini eleştirerek, “Malumunuz son zamanlarda yapılan diziler var, işte bunlardan bir tanesi ‘muhteşem’ rezalet maalesef ‘Kösem Sultan’ diye çıkardılar. Bizim dedelerimizi hep yanlış anlatıyorlar” dedi.

    Abdülhamit Kayıhan Osmanoğlu, Afyonkarahisar’da gerçekleştirilen ‘Dedem Abdülhamid Han’ isimli panele katıldı. Gazeteci-Yazar Faruk Atasoy’un yönettiği, Tarihçi Yazar Şafak Tunç’un da katıldığı panelde konuşmacı olarak salonu dolduran yüzlerce insana seslenen Osmanoğlu, kendisinden bahsederken “Öncelikle bazı yerlerde dedem dediğim zaman bozuk atıyorlar, tabi ilk başta o atmosferi çözmek için o yüzden diyorum ki ‘dedem değil dedemiz.’ Niye? Çünkü bizler kandan sizler ise candan torunusunuz” diye sözlerine başladı. Konuşmasında 1979 İstanbul-Fatih doğumlu olduğunu ve sürgünden sonra ilk doğan şehzade olduğunu hatırlatan Osmanoğlu, bunun ayrı bir güzelliğinin ve gururu olduğunu çünkü kendi ülkesinde doğduğunu kaydetti. Konuşmasında televizyon ekranlarında son yıllarda oynayan ve Osmanlı padişahlarını anlatan dizilere değinerek, bu dizileri eleştiren Osmanoğlu, “Bizim mesleğe gelince şu andan yapmış olduğumuz biz dizi ve sinema projemiz var. Bunun hazırlığı aşamasındayız yüzde 80-90’ı bitmiştir. Şu anda düzeltmeleri yapıyoruz. Malumunuz son zamanlarda yapılan diziler var, işte bunlardan bir tanesi ‘muhteşem’ rezalet maalesef ‘Kösem Sultan’ diye çıkardılar. Bizim dedelerimizi hep yanlış anlatıyorlar, 90 senedir de bunları yanlış anlatmaya devam ediyorlar. Biz de bu hususta dedik ki ‘biz dedelerimizi düzgün bir şekilde anlatalım’ gerek kitap yazarak, gerek sinema yaparak, gerek dizilerimizle, gerekse de konferanslarımızla tarihçilerimiz ve danışmanlarımız olsun bunları bir şekilde anlatmak istiyoruz” diye konuştu.

    “DİRİLİŞ DİZİSİNİ TAKİP EDİYORUM”

    Osmanoğlu, dizileri eleştirdiği konuşmasına şöyle devam etti:

    “Bizler tarihi neden güzel bir şekilde anlatmak, çünkü televizyonlara baktığımız zaman bizim kafamızı karıştırıyorlar bakıyoruz ki ‘ha evet böyle yapmışlar’ halbuki örnek veriyorum Kanuni Dedemiz 6 ay sadece at sırtında geçmiştir. Geri kalanında da kendi yapmış oldukları, kendi siyasi görüşlerinin kararlarını almıştır. Kaldı ki sürekli haremde geçiyor maalesef bu da çok üzücü. Buna benzer sebeplerden dolayı biz de bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Tabi bunu Allah için yapmaya çalışıyoruz, elimizden geldiği kadar yanlış anlatılan tarih serisinin önüne geçebilmek adına. Kısmet olursa en yakın zamanda da bunları size anlatacağız kitabımızda 16 Aralık itibari ile her yerde olacaktır.”

    Osmanoğlu ayrıca hangi tarihi dizileri takip ettiği yönündeki soruya ise şu yanıtı verdi:

    “Benim tabi fırsatım olduğu sürece birkaç bölümünü takip edebildiğim şu anda ‘Diriliş’ dizisi var. Diğer dizilerden daha iyi olduğunu gördüm” dedi.

    Panel daha sonra Osmanoğlu’nun katılımcıların sorularını yanıtlamasının ardından sona erdi.

  • Diz Ağrıları Prp İle Tarih Oluyor

    Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Bahadır, diz ağrılarının PRP tedavisi ile tarih olduğunu söyledi.

    Kireçlenmenin yani artrozun basitçe eklem kıkırdaklarının yıpranmasına bağlı olarak ortaya çıkan eklem rahatsızlığı olarak tanımlanabileceğini anlatan Prof. Dr. Cengiz Bahadır, “Yıpranan kıkırdaklar dökülerek incelir ve sert kemik yüzeyleri darbelere karşı korunmasız kalır. Zamanla eriyen ve incelen kıkırdak kemiklere aşırı yük gelmesine sebep olur. Bu aşırı yüklenme eklem kemiklerinde halk arasında kireçlenme, tıp dilinde osteofit denilen sivri kemik çıkıntılara neden olur. Bu yeni kemik çıkıntılar dizi oluşturan anatomik yapılar üzerinde basınç oluşturarak ağrıya neden olur” dedi.

    PRP’nin (platelet rich plasma) Türkçe adıyla trombositten zengin plazma tedavisinin son birkaç yıldır giderek artan biçimde kullanıldığını söyleyen Prof. Dr. Cengiz Bahadır, “PRP hastadan alınan kanın içinde bulunan trombosit hücrelerinin özel bir sistem ile ayrılarak hastanın problemli vücut bölümüne enjekte edilmesi şeklinde uygulanmaktadır. Bu hücrelerin sahip olduğu bir çok hormon ve benzeri maddelerin vücut dokuları üzerinde iyileştirici etkisi olmaktadır. PRP özellikle eklem kireçlenmelerinde, tendinit gibi yumuşak doku problemlerinde, spor yaralanmalarında geniş bir kullanım alanı bulmuştur. PRP’nin kas iskelet sistemi hastalıklarında kullanımının etkin olduğuna dair çok sayıda bilimsel araştırma mevcuttur. Her ne kadar yeterli bilimsel desteği olmasa da PRP kozmetik sektöründe de anti-aging amaçlı olarak yoğun bir şekilde kullanılmaktadır” diye konuştu.

    PRP tedavisinin birincil kullanım alanının eklem kireçlenmeleri olduğunu ifade eden Prof. Dr. Cengiz Bahadır, “Kireçlenme denince de akla en sık olarak diz kireçlenmesi gelmektedir. PRP tedavisi diz kireçlenmesinde genel olarak ayda bir kez 3 defa uygulanmaktadır. PRP yine göreceli sık karşılaşılan kalça kireçlenmesinde de kullanılmaktadır. Bu tedavi uygun şekilde yapıldığında son derece iyi sonuçlar vermektedir.

    Bu tedavinin başarılı olması birkaç faktöre bağlıdır. Bunlardan ilki, kullanılan malzemenin PRP için gerekli ayrıştırma işlemini sağıklı bir şekilde yapabilecek kalitede olmasıdır. Maalesef basit labaratuar tüplerinde kanı santrifuj ederek ilkel yöntemlerle PRP hazırlandığına ve tedavi kullanıldığına şahit oluyoruz. PRP için gerekli trombosit ayrıştırma işlemi bu iş için geliştirilmiş ve optimize edilmiş özel kitler ve santrifuj cihazları ile yapılmalıdır. Aksi takdirde elde edilen sıvıdaki trombosit miktarı iyileşme için gerekli sayıda olmayacak ve tedavi başarısız olacaktır.

    İkinci önemli faktör ise uygulama tekniğidir. Araştırmalar gösteriyor ki yardımcı bir görüntülemenin rehberliğinde yapılmayan yani el yordamı ile yapılan enjekisyonlarda ilacın eklem içine ulaşma şansı yüzde 50’lerde kalmaktadır. Bu oran diz gibi eklemlerde biraz daha yüksek kalça, omuz gibi zor eklemlerde daha düşüktür. Bu tip enjeksiyonlarda pratik ve güvenilir olan yöntem, ultrason görüntüleme yardımı ile enjeksiyonun gerçekleştirilmesidir. Aksi takdirse enjeksiyon doğru yere yapılamayabilir ve pahalı bir tedavi boşa gidebilir. Son önemli nokta ise sadece PRP yapmakla diz kireçlenmesinin tedavi edilemeyeceğinin akılda tutulmasıdır. Diz kireçlenmesinin tedavisinde PRP ile beraber mutlaka yapılması gerek “olmazsa olmazlarımız” vardır. Bunlardan ilki hastanın dizini korumasıdır. Yani hasta merdiven inip çıkmak, diz katlamak, çömelmek gibi zorlayıcı diz aktivitelerinden kaçınmalıdır. İkinci olmazsa olmazımız egzersizdir. Hastalara mutlaka diz koruyucu egzersiz programı verilmeli ve hasta buna en az 3 ay devam etmelidir. Son olmazsa olmazımız ise kilo kontrolüdür. Bu konu diz kireçlenmes için hayati önem taşımakta olup hasta kesinlikle kilo almamalı, obez ise fazla kilosunu vermek için gerekli çabayı sarfetmelidir” dedi.

    Prof. Dr. Cengiz Bahadır, Diz kireçlenme tedavisinde “PRP uyguladık, tamam hasta iyileşecek” mantığının çok yanlış olduğunu dile getiren Prof. Dr. Cengiz Bahadır, “Öncelikle PRP doğru kitle hazırlanacak, doğru teknikle ultrason rehberliğinde yapılacak ve sonrasında hasta dizini koruyacak , egzersiz yapacak ve kilo kontrolünü gerçekleştirecektir. Bu saydıklarımızdan herhangi birinin eksikliği diz kireçlenme tedavisinin başarılı olmasını engelleyecek yada başarısını azaltacaktır” şeklinde konuştu.