Etiket: tarih

  • 150 Yıllık Tarih Yeni Yerleşim Alanına Taşınacak

    Artvin’de yapımı devam eden Türkiye’nin en yüksek, Dünya’nın ise 3. büyük barajı olacak olan Yusufeli Barajı’nın bitmesiyle sular altında kalacak olan 150 yıllık tarihi bulunan Yusufeli ilçesinin yeni yerleşim yerindeki çalışmalar devam ediyor.

    Çoruh Nehri ile Barhal Çayı’nın birleştiği bir vadide 150 yıl önce kurulan Yusufeli ilçesi merkezinde yaşayanlar topraklarını, evlerini ve işyerlerini terk ederek, Yansıtıcılar-Sakut Deresi Mevkiinde kurulacak olan Yusufeli yeni yerleşim yerine taşınacak. DSİ Genel Müdürlüğü’nün Çoruh Nehri üzerinde gerçekleştireceği 10 projeden biri olan Yusufeli Barajı ve Hidro Elektrik Santrali için çalışmalar tüm hızıyla devam ediyor. 270 metre yüksekliğiyle ‘İnce Beton Kemer’ tipinde Türkiye’nin en yüksek barajı olan Yusufeli Barajı, yaklaşık 650 bin nüfuslu bir şehrin ihtiyacını karşılayabilecek ve milli ekonomiye yılda 400 milyon TL katkı sağlayacak. Baraj inşaatının bitmesi ve su tutulmaya başlanmasıyla birlikte Yusufeli’nde ilçe merkezi ve 3 köy sular altında kalacak. 232 hektarlık alana kurulacak olan Yusufeli ilçesinde arazi koşullarından dolayı ve jeolojik olarak uygun olan alanların tümünü kullanmak kaydı ile kentsel kullanım alanı olarak 99 hektar, yapılar içinde kentsel kullanım alanı dahilinde 40 hektarlık bir alanda planlama yapıldığı kaydedildi.

    Arazi koşullarından dolayı yeni yerleşim yerinin 3 bölgeden oluşacağı ve planlamada her bölgenin ihtiyacını karşılamak için sağlık, eğitim, ticaret, dini tesis alanlarının mevcut olacağı bildirildi. Yusufeli ilçesinin yeni yerleşim yerindeki genel altyapısı kapsamında ise, 19 km asfalt kaplamalı trafik yolu, 6 km beton kilit parke kaplamalı yaya yolu, yol ve adaların tesviyesi için yaklaşık 7 milyon m3 kazı, 13 km kanalizasyon hattı, 3 paket arıtma, 12 km yağmursuyu hattı, 14 km içme suyu hattı, 4 içme suyu deposu, ana isale hattı, 2,5 km kutu menfez ve elektrik, Telekom ile altyapı işleri bulunacak.

    YENİ YERLEŞİM YERİNE 2 BİN 245 ADET KONUT YAPILABİLECEK

    Bölge mimarisine ve arazi yapısına uygun olarak hazırlanan 4 ana tip konut avan projesinde konut için ayrılan alanların emsal değeri 1,20 olmasına ve bin 638 konut öngörülmesine rağmen arazi şartları ve seçilen tip konutların dikkate alındığında tüm konut alanlarına 10 daireli 2+1 konut tipinden bin 336 adet veya 10 daireli 3+1 konut tipinden bin 145 adet veya 10 daireli 2+1-3+1 konut tipinden bin 233 adet konut yapılabilmekte olduğu kaydedildi. 33 hektarlık uygun olmayan alanın imara açılması durumunda mevcut imar planına ilave olarak; 10 daireli 2+1 konut tipinden 909 adet veya 10 daireli 3+1 konut tipinden 778 adet veya 10 daireli 2+1-3+1 konut tipinden 838 adet konut yapılabilmekte olduğu ve böylelikle Yusufeli Yeni Yerleşim alanına da toplam 10 daireli 2+1 konut tipinden 2 bin 245 adet veya 10 daireli 3+1 konut tipinden bin 923 adet veya 10 daireli 2+1-3+1 konut tipinden 2 bin 71 adet konut yapılabilmekte olduğu belirtildi.

    YUSUFELİ BARAJI DÜNYA’DA İLK 3’TE

    Türkiye sınırları içerisinde Kuzeydoğu Anadolu’nun en büyük nehirlerinden biri olan ve 390 km’lik bir uzunluğa sahip olan Çoruh Nehri üzerinde yer alan Yusufeli Barajı ve Hidroelektrik Santrali projesi DSİ Genel Müdürlüğü’nün Çoruh Nehri üzerinde gerçekleştireceği 10 projesinden biri oluyor. Bu projeler bittiği zaman Türkiye’nin toplam enerji üretiminin yaklaşık yüzde 8’ini, hidroelektrik santrallerinden elde edilen toplam enerjinin ise yaklaşık yüzde 34’ünü oluşturacağı öğrenildi.

    Yusufeli Barajı ve HES, tamamlandığında temelden 270 metre yüksekliği ile dünyanın en yüksek kaya dolgu barajlarından biri olacak. Tesisin Türkiye enerji üretimine 540 MW’lik (3 x 180 MW) kurulu güç ile katkıda bulunması beklenirken, yüksek kurulu gücü ve yıllık elektrik üretimi (1,705 GWh/yıl) ile ülkenin yıllık enerji ihtiyacının yüzde 0.6’sını karşılayacak ve Türkiye’nin uzun vadeli enerji hedefleri çerçevesinde önemli bir yere sahip olacağı belirtildi.

    400 MİLYON TL KATKI SAĞLAYACAK

    1970’lerde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Elektrik İşleri Etüt İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından başlatılan ilk çalışma ile 1982’de Çoruh Nehri Hidroelektrik Gelişme Master Planı hazırlanan Yusufeli Barajı ve HES projesi 540 MW kurulu gücü ile yılda 1 milyar 827 milyon kWh hidroelektrik enerji üretecek. Baraj ürettiği elektrik ile yaklaşık 650 bin nüfuslu bir şehrin ihtiyacını karşılayabilecek ve milli ekonomiye yılda 400 milyon TL katkı sağlayacak.

  • Açıköğretim Öğrencilerinin Sınav Sıkıntıları Tarih Oldu

    Açıköğretim, İktisat, İşletme Fakülteleri Güz Dönemi Ara Sınavına ilişkin açıklamalarda bulunan Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Sisteminden Sorumlu Rektör Yardımcısı ve Açıköğretim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yücel Güney, farklı uygulamalar ve değişikliklerle sınav sıkıntılarının tarih olduğunu kaydetti.

    Güney, bu sınav döneminde farklı uygulamaların ve değişikliklerin olduğuna dikkat çekti. Bu sınav döneminde uygulanan değişikliklerle birlikte öğrencilerin, öğrenci kimlikleriyle ve sınav gruplarıyla ilgili yaşadıkları sıkıntıların ortadan kalktığını ifade etti. Prof. Dr. Güney, “Sınav giriş belgelerinde birtakım değişiklikler yaptık ve bu değişikliklerin ardından öğrencilerimiz bu dönemki sınava, öğrenci kimliklerine gerek kalmadan nüfus cüzdanlarıyla rahatlıkla girebildiler. Öğrencilerimiz artık fotoğraflı sınav giriş belgeleri sayesinde bundan sonraki sınavlara da rahatlıkla girebilecekler. Öğrencilerin sistemde yüklü olan güncel fotoğrafları aynı zamanda cevap kâğıtlarında da yer alıyor. Bu sayede öğrencilerimiz daha önceki sınavlara 3 evrakla gelirlerken bundan sonraki sınavlara 2 evrakla katılmış olacaklar” dedi.

    SINAV GRUBU İŞARETLEMEDİM, “SIFIR” ALDIM DEVRİ GERİDE KALDI

    Öğrencilerin, açıköğretim sınavlarında sınav gruplarını işaretlememelerinden kaynaklı sıkıntılar yaşadıklarının altını çizen Prof. Dr. Güney, bu sınav dönemiyle birlikte artık öğrencilerin bu hatadan dolayı sıfır alma devrinin geride kaldığını müjdeledi.

    Her sınav döneminde bu konudaki en büyük mağduriyeti öğrencilerin yaşadığını anlatan Güney, şöyle devam etti:

    “Önceki sınav dönemlerinde öğrencilerimiz sınav gruplarını unuttuklarında sınavları geçersiz sayılıyordu ve sıfır alıyorlardı. Bu sınav dönemiyle birlikte öğrencilerimizin sınav gruplarını işaretlemeyi unutmaları hâlinde yaşadıkları sorunları ortadan kaldırdık. Bu sorunu çözmek için ilk olarak salon görevlilerimizden cevap kâğıtlarındaki sınav grubunun bulunduğu yeri paraflamalarını istedik. Buradaki amaç, o parafla birlikte her bir cevap kâğıdında bulunan boşlukların doldurulmasıyla, sınav grubunun kontrolünü yapmış olmaktı ve bunu da başardık. İkinci bir uygulamamız da, öğrenci yoklama listelerinde sınav gurubu bölümün işaretlenmesini sağlayarak gurubunu belirlemekti. Bütün bu aşamalara rağmen öğrencilerimizin bu bölümleri unutmalarına karşın artık optik okuyucular devreye giriyor ve bu şekilde kontrolü sağlamış oluyoruz. Yoklama listesindeki bu ufak düzenleme ile birlikte bu sorunu da çözmüş olduk. Bu uygulamalar çok basit gibi görünse de öğrenciyi etkileyen ve sistemin hızını yavaşlatan durumlardı. Bu düzenlemelerle birlikte sistemdeki yavaşlığı da gidermiş olduğumuzu düşünüyorum.”

    “TECRÜBEYE DAYANAN BİR SİSTEM”

    “Sınavlar sonrasında Türkiye genelindeki Açıköğretim öğrencilerimizden, başarılı bir sınav dönemi geçirdiğimiz yönünde olumlu dönüşler aldık” diyen Prof. Dr. Yücel Güney, Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Sisteminin, uzun ve geniş anlamda bakıldığında tecrübeye dayanan bir sistem olduğunu aktardı. Anadolu Üniversitesi’nin sahip olduğu tecrübeden hareketle, bu tarz büyük organizasyonlarda hayata geçirdiği uygulamalarla öne çıkan bir kurum olduğunu da söyleyen Güney, bundan sonraki sınav dönemlerinin hem Anadolu Üniversitesi hem de açıköğretim öğrencileri adına başarılı geçmesi dileklerinde bulunarak sözlerini noktaladı.

  • Tarih Ve Kültür Gecesi’ne Yoğun İlgi

    Türkiye Kamu Çalışanları Vakfı (TÜRKAV) Kastamonu Şubesi tarafından düzenlenen Tarih ve Kültür Gecesine, vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi.

    Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Onat’ın konuşmacı olarak katıldığı gecede, “Türk-İslam Medeniyetinin Yeniden İnşasında Maturidilik” konferansı düzenlendi.

    Sosyal ve kültürel etkinlikler kapsamında çalışmalarını sürdüren TÜRKAV Kastamonu Şubesi, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Onat’ın katılımıyla “Türk-İslam Medeniyetinin Yeniden İnşasında Maturidilik” konferansı düzenledi. Konferans öncesinde vefatının 23. yılında Kastamonu’nun meşhur hattatlarından Emrullah Demirkaya’nın hat yazıları sergilendi.

    “TÜRKİYE’NİN KADERİ MÜSLÜMANLARIN KADERİDİR”

    Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan programda konuşan TÜRKAV Kastamonu Şube Başkanı Abdullah Ünal, İslam Dünyası’nda akan kana vurgu yaparak ölenin de öldürenin de Müslüman olduğunu ve savaşların ısrarla İslam Coğrafyası üzerinde cereyan ettirildiğinin altını çizdi. Bu gidişatın mutlak surette düzeltilmesi gerektiğini ifade eden Abdullah Ünal, “Bizler yeni bir medeniyet inşasına yabancı bir gelenekten gelmiyoruz. Bu medeniyeti biz Hicaz’da kurduk, Anadolu topraklarında yeniden inşa ettik. Bugün ise, maalesef, İslam Medeniyeti’nin eski gücünden ve Müslümanların medeniyet iddiasından söz edilemiyor. Türk Milleti, gelecek açısından hayati önem taşıyan, tarihi bir dönüm noktasındadır. Bizler, dünya üzerinde etken olmak, onurlu bir şekilde yaşamak istiyorsak, yeni bir medeniyet hamlesine, Türk-İslam medeniyetinin yeniden inşasına ihtiyacımız vardır. Türkiye’nin kaderi bir buçuk milyarı aşan Müslümanların kaderidir” dedi.

    “KENDİMİZİN FARKINDA OLALIM”

    Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Mezhepleri Tarihi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hasan Onat ise, varlık-yokluk sınırında yaşanıldığını belirterek, Müslümanların ilimden habersiz yaşadıklarını söyledi.

    Bilgiyi itibarsızlaştırmanın kime hizmet ettiğinin sorgulanması gerektiğinin vurgulayan Hasan Onat, Hz. Peygamber Efendimiz (SAV) ‘Aklı olmayanın dini yoktur’ buyurarak aklı kullanmanın ehemmiyetine dikkat çekti.

    “Şu anda fazla uzağa gitmeye gerek yok” diyen Onat, “Her gün ülkemizde kan akıyor. Askerlerimiz şehit oluyor. Suriye’de akan kanın haddi hesabı yok. Kimin silahı ile? Amerikan ordusunun silah sponsorlarının paraları ile insanlar ölüyor. Müslümanlar bunu anlayamıyorlarsa helak olmaya müstahaktırlar. Türkiye’nin kaderi bir buçuk milyarı aşan Müslümanların kaderidir. Yeni bir medeniyet inşa edilecekse bunun yeri Türkiye’dir. Çünkü bizim çok köklü dallarımız vardır. Bu millet, İslam medeniyetinin baş mimarı ise, bunu tekrar yapabilir. Yeter ki kendimizin farkında olalım, kendimize dönelim” diye konuştu.

    “AKLINI KULLANMAYAN İNSAN KÖLEDİR”

    Aklın, bilgiyle iş yaptığını ve bildikleriniz kadarıyla kendisini tanıyabileceği aynı zamanda insan olabileceğinizi söyleyen Onat, “Bu yüzden Kur’an’ın ilk emri ‘Oku!’ dur. Bu medeniyet yine oku emrinin etrafında şekillenecektir. Okumak- bilmek ancak bilgiyle mümkündür. Bilimin olmadığı yerde medeniyet mümkün değildir. Yeni bir medeniyetin ilk basamağı okumak, bilimsel bilgiye sahip olmaktır. Okumak, özgürlüktür. Bedir Savaşı sonrası Allah Rasûlü (s.a.s.) esirleri Müslümanlara okuma yazma öğretmeleri karşılığında serbest bırakıyor. Okuma yazma fiili esaretten bile insanı kurtarıyor. Sahabe, aklına yatmayan bir şeyi Rasulallah’a sormaktan çekinmiyor. Stratejik düşünmeyi gerçekleştiriyor. Vahiy yoksa istişare şarttır. Fakat biz bu gün; büyükler bir şey söyleyince ‘Hikmetinden sual olunmaz.’ diyoruz. Hâlbuki sual olunmayan hikmet, hikmet değildir. Din deyince Türklerin aklı başından gidiyor. Aklını kullanmayan insan köledir. Cennete gitmek istiyor musun? Bunun bir tek yolu var, çalışmak. Bu gün önce iman sonra bilgi anlayışı var” şeklinde konuştu.

    “GEÇMİŞİ YANLIŞ ANLARSANIZ KUTSALLAŞTIRIRSINIZ”

    İslam’ın, siyasi meseleleri insanın sorumluluğuna bıraktığına işaret eden Onat, şöyle konuştu: “Devletin dini adalettir, adalet yoksa orada İslam yoktur. Akıllı Müslüman yanlışların hamallığını yapmaz. Yüksek güven kültürü oluşturmamız lazım. Kur’an olmadan bu yüksek güven kültürünü yaratamazsınız. Cenab-ı Hak; akla destek olsun diye vahiy göndermiştir. Biz önce kendi bakış açımızı değiştireceğiz. Geçmişi yanlış anlarsanız kutsallaştırırsınız. Kutsallaşan mazi, ağırlığıyla sizi ezebilir.”

    Program sonunda, Kastamonu Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekan yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Atalan ve TÜRKAV Kastamonu Şube Başkanı Abdullah Ünal, Prof. Dr. Hasan Onat’a teşekkür plaketi takdim etti.

  • Nevşehir’den Tarih Fışkırıyor

    Nevşehir Kale ve civarında bulunan dünyanın en büyük yeraltı şehrinden tarih fışkırmaya devam ediyor.

    Nevşehir Belediyesi tarafından yapılan çalışmalar doğrultusunda dünyanın en büyük yer altı şehrinin ortaya çıkarılması sonrasında kazı bölgesinde yapılan çalışmalardan tarih fışkırmaya devam ediyor. Nevşehir Belediyesi tarafından yapılan çalışmalarda yeni bir kiliseye ulaşıldı. Kazı ekipleri tarafından yapılan çalışmaların ardından bulunan kilisede çalışmaların devam ettiği öğrenildi.

    Nevşehir Belediye Başkanı Hasan Ünver ise sosyal paylaşım sayfasından yaptığı açıklamada “Dünyanın en büyük yer altı şehrinde tarih var demiştik. Arkadaşlarımız resimli büyük bir kiliseye ulaştılar. Temizlik çalışmaları devam ediyor” dedi.

  • Giresun’da 50-60 Yıllık Çöp Sorunu Tarih Oldu

    Giresun’un yıllardır en önemli sorunları arasında yer alan çöp sorunu kalıcı olarak ortadan kaldırılmaya başlandı.

    Giresun Belediye Başkanı Kerim Aksu, Göreel ilçesi Çavuşlu beldesindeki çöpün döküm sahasında incelemelerde bulundu. Aksu, buradaki incelemesinin ardından yaptığı açıklamada, artık deniz kenarına çöp dökülmesi gibi bir sorunları kalmadığını söyledi. Aksu “Çöp sorunu artık tarih oldu. Büyük çabalar ve 6.5 yıllık çalışma sonunda Aksu Deresi kenarına çöp dökmekten kurtulduk. Vatandaşlarımıza verdiğimiz sözleri de tutmuş olduk. Çaışmamız yaklaşık 6,5 yıl önce 2009’un Haziran ayında Katı Atık Birliği’nin kurulmasıyla başladı. Dönemin Valisi Sayın Mustafa Taşkesen ve belediye başkanlarımızla bugünün temelini attık. Çok uzun bir süreç oldu, çok davalar gördük, çok tepkiler aldık. Bu gün verdiğimiz sözü tutmanın, başarmış olmanın mutluluğu içerisindeyiz. Burada Giresun Belediyesi’nin büyük emeği vardır. Her ne kadar zaman zaman değişik açılışlar yapılsa da belediyemiz davet edilmese de, Giresun Belediyesi bu işin lokomotifini olmuştur. Giresun Belediyesi geçen süreçte yer bulma noktasından, ekonomisinden birçok konu da katkı vermiştir. Bu çabayı kimse yok sayamaz“ dedi.

    Çavuşlu’daki katı atık tesisinin yapım maliyetinin yaklaşık 13 milyon lira olduğunu ifade eden Başkan Aksu “Bu tesisin yapımında harcanan paranın yarısından çoğunu Giresun Belediyesi tarafından karşılanmıştır. Bunun için ben Giresun halkına teşekkür ediyorum. Yıllardır derelere, denizlere dökülen çöp artık bugünden itibaren tesislerde işlenerek hem ulusal ekonomiye katkı sağlayacak, hem de çevre kirletilmeyecektir. Derelere, denize artık çöp dökülmeyecek. Giresun’un 50-60 yıllık çöp sorunu çözüldü“şeklinde konuştu.

    Başkan Aksu, çöp taşıma masraflarının bir bölümünün vatandaşlara yansıtılacağını, bu konuda belediye olarak en asgari tarifeyi uygulayacaklarını sözlerine ekledi.