Etiket: tarih

  • “Milli Tarih Müzesi, Kıbrıs Türkü’nün Müzesi Olacak”

    Yakın Doğu Üniversitesi ve Girne Üniversitesi Mütevelli Heyetlerinin aldığı ortak karar ile Kıbrıs Türk tarihine ışık tutacak, kapsamlı ’Milli Tarih Müzesi’ ile ilgili basın toplantısı gerçekleştirildi.

    Yakın Doğun Üniversitesi Hastanesi’nde gerçekleştirilen basın toplantısında, Yakın Doğu Üniversitesi ve Girne Üniversitesi’nden sosyal ve beşeri bilimler konularında akademik çalışmalar yapan 35 bilim insanı ve Türkiye’nin deneyimli devlet adamı Cemil Çiçek’in katkı ve teşvikleriyle 445 yıllık Kıbrıs Türk Tarihi konusunda bir ilk olarak kurulacak olan Milli Tarih Müzesi ile ilgili detaylı bilgiler paylaşıldı. Toplantıda Yakın Doğu Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Doç. Dr. İrfan S. Günsel, Milli Tarih Müzesi Bilim Kurulu Başkanı Yakın Doğu Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ali Efdal Özkul ve Girne Üniversitesi Denizcilik Tarihi Araştırma Merkezi Müdürü ve Milli Tarih Müzesi kurucu küratörlüğünü yürüten Ali Rıza İşipek konuştu.

    Basın toplantısında ilk konuşmayı yapan Yakın Doğu Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Doç. Dr. İrfan S. Günsel, “Girne Üniversitesi ile birlikte Milli Tarih Müzesi’ni kurma kararı aldık. Her halkın, her ulusun bir tarihi olduğu gerçeğiyle yola çıktık. Kıbrıs Türkü’nün tarihini hem gençlere ve çocuklara öğretecek hem de Ada’mızı ziyarete Anavatanımız Türkiyemiz’den gelen ziyaretçilere ve diğer ziyaretçilerimize varoluş mücadelemizi, köklerimizi göstereceğimiz; küçükler için eğitsel, ziyaretçileri bilgilendirecek bir Milli Tarih Müzesinin kurulması kararını aldık” dedi.

    Müzenin Kıbrıs Türkü’nün hikayesini, geçmişini, köklerini geleceğe aktarmak için kurulduğunu söyleyen Doç. Dr. İrfan S. Günsel, açıklamalarına şöyle devam etti:

    “Müzeyi gezenlerin özellikle de gençlerin atalarının bu adada kökleşmek için verdiği zorlu mücadeleyi özellikle yakın geçmişi daha iyi anlamalarını sağlayacak bir ortamda ilgiyle gezecekleri bir ortam yaratmayı hedefliyoruz. Görsel bir şölen ile Kıbrıs Türkü’nün tarihini müzeyi gezenlere göstereceğiz. 2000 metrekare alanda kurulacak olan müzede tüm anlatımlar elektronik olarak hem Türkçe hem de İngilizce olacak. Yakın Doğu Üniversitesi Kampüsü’nde yer alacak Milli Tarih Müzesi’nin kurulunda Yakın Doğu ve Girne Üniversiteleri’nde 35 değerli bilim insanı yer alıyor. Fakat müzemize katkı koyacak olan sadece bu bilim insanlarımız olmayacak çünkü Milli Tarih Müzesi hepimizin müzesi olacak. Bu nedenle elinde herhangi bir bilgi, belge, her türlü eski dönemlere ait malzeme olan kişiler bu malzemeler ile müzeye katkı sağlayabilirler; müzenin kuruluşunda kurucuları arasında yer alabilirler. Bizim ilk adımını attığımız bu Milli Tarih Müzesi, Kıbrıs Türkü’nün hep birlikte kuracağı bir projedir.”

    “Gençlerimize geçmişi yaşayarak öğrenme fırsatı sunacağımız bu müze, Kıbrıs Türk Toplumunun müzesidir” diyen Milli Tarih Müzesi Bilim Kurulu Başkanı Yakın Doğu Üniversitesi Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ali Efdal Özkul, “Milli Tarih Müzesi ile ilgili çok heyecanlıyım. Yakın Doğu Üniversitesi ve Girne Üniversitesi Mütevelli Heyetleri’nin aldığı karar ile kurulan Milli Tarih Müzesi son derece anlamlı bir müze. Amacımız ve hedefimiz Kıbrıs Türkü’nün varoluş mücadelesini, geçmişini ve köklerini bugüne taşımak. Yakın Doğu Üniversitesi ve Girne Üniversitesi işbirliğinde kurulan bu müze Kıbrıs Türkü’ne dair ilk müzedir; bu açıdan da çok önemlidir. Müzeye katkıda bulunacak birbirinden değerli ve alanında uzman 35 bilim insanı belirledik. Herbirinin bu müzenin dışında çok farklı görevleri var fakat bu bir gönül işi. Kıbrıs Türkü’nün ayakta kalması ve geleceğe emin adımlarla yürümesi için geçmişini bilmesi şarttır. 1570’lerden günümüze kadar bir tarihin yer alacağı müzede konulara göre oda oda, bölüm bölüm canlandırmaların sergilerin olacağı bir yapı tasarlıyoruz. Gençlerimiz o dönemdeymişçesine o dönemi yaşayacak ve öğrenecekler. Canlı bir tarih müzesi kurmak istiyoruz ve dünyadaki sayılı örneklerden biri olmak istiyoruz. Hedefimiz gençlerimizin geçmişi bilerek geleceğe keşfe çıkmasıdır. Geçmişi unutmamak lazım; bu da kökleşmedir. Biz Ada’mızda kökleşmek istiyoruz ki bizi kimse söküp atamasın. Müzenin ana teması Kıbrıs Türkü’nün verdiği varoluş mücadelesini günümüzün en modern görsel ve işitsel olanaklarıyla anlatmak olacak. Ana temada Milli Mücadelemiz anlatılırken dönemin araç, gereç, kıyafet ve sosyal ortamları da sergilenecek. Arkamızda Kıbrıs Türk toplumunun gücü oldukça çok güzel işler çıkaracağımıza inanıyorum. Bu noktada elinde bilgi, belge olan halkımızdan bizimle paylaşmasını rica ediyoruz. Çünkü bütün bu bili ve belgeler Kıbrıs Türk toplumu ile paylaşılacak. Bu müze Kıbrıs Türk toplumuna ait bir müzedir” açıklamalarında bulundu.

    “Müze kurmak oldukça zor bir görev. Büyük bir tarihi gençlere, insanlara, hiç bilmeyen ziyaretçilere anlatmak büyük bir görev” diye konuşan Girne Üniversitesi Denizcilik Tarihi Araştırma Merkezi Müdürü ve Milli Tarih Müzesi kurucu kuratörlüğünü yürüten Ali Rıza İşipek ise, “Yaklaşık iki yıldan beri çalışmalarımız devam ediyor. Belirli bir aşamaya geldik. Çok değişik disiplinlerden gelen akademisyenlerin görev aldığı bu çalışmalar, bilgi ve materyallerin birleştirilmesinden müzede sergilenecek, sunulacak çalışmalara kadar yoğun bir birikimi içeriyor. İnteraktif sistemlerden yararlanacağımız bu canlı tarih müzesi kronolojik olarak üç bölümden oluşacak. Kıbrıs’ın Fethiyle başlayacak olan Osmanlı Dönemi, Milli Mücadele Dönemi Kıbrıs Barış Harekatı’na kadar ve son dönemde KKTC’nin kuruluşu ve günümüze kadar olan süreç anlatılacak. Yine önem vereceğimiz bir diğer husus, canlı tarih dediğimiz Kıbrıs Barış Harekatı’na katılmış olan mücahitlerimizle röportajlar gerçekleştirerek bir arşivleme sistemi kuracağız, bu belgeleri saklayacağız. Bu müzede toplanan materyaller arşiv görevi de üstlenecektir. Müzecilikte, bir çekirdek kolleksiyona sahip olunur. Bu çekirdek koleksiyon zamanla çoğalacaktır. Milli Eğitim Bakanlığı’yla birlikte çalışmalar yürüterek her gün ilkokul çağından, üniversite çağına kadar birçok çocuğumuzu burada sınıfça ağırlayacağız. Öğrenciler, sınıflarda işleyebileceği bir tarih dersini görerek, duyarak, yaşayarak, hissederek öğrenecekler. Standart bir müze olmayacak, üç dört ayda bir yenilenen eserlerin sergileneceği bir şekilde yaşayan bir müze olacak” ifadelerini kullandı.

  • Tarih Ve Dil Araştırmaları İçin Ayrılan İş Bankası Hisselerinin Amacı Dışında Kullanıldığı İddiası

    Karadeniz Teknik Üniversitesi Dekanı Prof. Dr. Kemal Üçüncü, Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye İş Bankası hissesinden tarih ve dil araştırmaları için ayırdığı payın amacında kullanılmadığını öne sürdü.

    Prof. Dr. Üçüncü, Türk Ocağı’nın davetiyle geldiği Hatay’ın Dörtyol ilçesinde “Tarihten Günümüze Türk Kültürü” adlı bir konferans verdi. Gelişmiş ülkelerde kültürel kırılmalara bakıldığında ortak kültüre siyasetin etki etmediğini anlatan Prof. Dr. Üçüncü, şöyle devam etti:

    “Gelişmekte olan ve bizim ülkemizde tarih ve kültür şuuru gelişmediğinden siyasi ayrışmalar etkili olmaktadır. Politik kimlikler yüzeyseldir. Kültürel kimlikler kalıcıdır. Zengin tarihi ve kültürel kimliğimizi oturtamadık. Kitap ve gazete okumada çok gerilerdeyiz. Batı ile doğuyu karşılaştırmak gerekirse; Avrupa, 6-7 bin yazma kitabı varken, Rönesans ve Reform dönemini yaşamış; Türk ve İslam ülkelerindeki yazma kitap sayısı 90 bin civarında iken, bir atılım yoktur. Günümüzde Türk Üniversitelerinde 14 milyon kitap varken, sadece ABD’deki Şikago Üniversitesinde 16 milyon kitap vardır. İlk yüze giren bir kütüphanemiz yok. Bir milyonun üstünde kitabı olmayan kütüphaneler, sıralamaya girmiyor. Günümüzde finanstan önce proje gelmektedir. Proje de kültürel eğitimden ve bilgi birikiminden geçer. Bugünkü eğitim sistemimizle yeni teknolojilere sahip olamaz ve gerileriz. Dünya, hastalıkları ortadan kaldıracak teknolojilere sahip olurken ve 2090 yılında dünya nüfusunu 2,5 milyara indirmeyi planlarken; bizim hiçbir planımız yok. Bu, tükenen ve kirlenen dünyayı kurtarma projesidir. Kişi olarak da millet olarak da kim ve ne olduğumuzu sorup, öğrenmek zorundayız. Türkiye, bu eğitim sistemiyle ortaçağa dönüş halindedir.”

    Eski dünyanın 85 milyon metrekare olduğunu ve bunun 55 milyon metrekaresinin Türk Dünyası olduğunu kaydeden Prof. Dr. Kemal Üçüncü konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Şu anda bile 12 milyon kilometrekare alanda Türkler var. Macaristan’dan Hindistan’a bu alan ‘Aşk ve Gönül Medeniyeti’dir. Bu alanın yüzde 40’ında Türkler özgür ama yüzde 60’ında esirdirler. Bu coğrafya, Türk Hafızası mekanıdır. Kutuplara kadar. İngilizce’nin yayıldığı alandan sonra 2. sıra Türk Dili alanıdır. Türk dili 6. konuşulan dildir. Türk Kültür ve medeniyeti çok geniş iklim ve alana sahiptir. İran’ı bile 1040 tan 1928 e kadar Türkler yönetti. Türk Kültürü 1000-1200 yıllarında Harezm Akademisi en parlak dönemindedir. Türk Kültürünü İngilizler 300; Rusya 250 yıldır araştırırken; biz, 100 yıldır araştırmaya başladık. ‘Çadırdan Saraya; Çin’den Avrupa’ya 5000 yıllık Türk Sanatı’ müzesini beş saatte gezdim. Avrupalıların kökenini arayan İtalyan Mario, Karadeniz Türklerinden etkilendiklerini öğrenmiş. İskitlerin Türklükten çıkarılması, Avrupa’nın yayılmacılığındandır. Arkeogenetik üniversitelerin araştırma alanıdır. Bizim üniversitelerimizde böyle şeyler yok. Rusya’da varken, Türkiye’de ‘Türk Arkeoloji Bölümü’ yoktur. Atatürk, İş Bankası hissesinden Tarih ve Dil araştırmaları için ayırdığı pay, amacında kullanılmıyor. Araştırmaları destekleyecek burjuvalarda yok. ‘Altın Elbiseli Adam’ 3 bin yıl önceden kalmadır. Dünyada ilk halıyı Türkler milattan önce 5. yüzyılda dokumuştur. Türk Kitabelerini 300 yıl tartıştıktan sonra Türkler, tesadüfen öğrenmişlerdir. İmkan ve potansiyelimizin olduğunu gören Atatürk, Balkanlarda, Kafkaslarda ve Ortadoğu’da nüfuz edinmiştir. Avrupa, 1950 yılında Çelik Birliği ile yola çıkıp bütünleşmiştir. Bizler, politik ayrışmadan uzaklaşmak ve kültürel birleşmeyi sağlamak zorundayız. Ülkemizi, Eğitim-Bilim ve Sanatta ileriye götürmek zorundayız. Televizyonlar talep edilenleri programa koyar. Bilimsel bir talebimiz olmadığı için evlenme programları koyuyorlar. Suriye Savaşını henüz okuyamadık. Çin, Rusya, İran, AB, amaçları okunmalıdır. AB’nin Çin’e uzanacak bir demiryolu Türkiye’den geçsin istiyor. 2 Trilyonluk bir lojistikten payını alacak bir Türkiye, ileriye daha güvenle bakabilir. Bilgi, bilim, uygulamada tutarlılık olmalı. Hayatın merkezinde bilim, kültür ve sanatı koymak zorundayız.”

    Çok sayıda davetlinin dinlediği konferansa sonunda Türk Ocağı Dörtyol Şubesi Başkanı Sami Ocak tarafından katılımlarından dolayı Prof. Dr. Kemal Üçüncü’ye çiçek ve plaket verdi.

  • Emir Buhari’de Yakın Tarih Okumaları

    Bursa Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş. tarafından Emir Buhari Kültür Merkezi’nde düzenlenen ’Yakın Tarih’ okumaları etkinliğine konuk olan Kırklareli Üniversitesi Rektörü Profesör Doktor Mustafa Aykaç, 19. yüzyılda Osmanlı ekonomisindeki iktisadi değişimi anlattı.

    Kırım Savaşı’nın Osmanlı Devleti’nin dış borç geleneğinin başlamasında milat olduğunu söyleyen Aykaç, Avrupa’daki sanayi inkılâbının en ağır darbeyi Osmanlı’da zanaatkâra ve bursa ipeğine vurduğunu söyledi. 18. yüzyılın son çeyreğinde başlayıp 19 ve 20. yüzyılları şekillendiren uluslararası ve küresel boyutlarda etkileri olan iki önemli gelişmeye vurgu yapan Prof.Dr. Aykaç, bu gelişmelerden birinin imparatorlukların kaderini belirlemede etkili olan sonuçlarıyla Fransız İhtilali olduğunu söyledi. “Fransız İhtilali’nin en önemli etkisinin çok uluslu yapıya sahip olan devletlerin parçalanması sonucunu doğuran milliyetçilik akımını dünyaya yaymasıdır’’ diyen Aykaç, “Osmanlı tabiiyetindeki farklı etnik ve dini kökene sahip milletlerin, bu akımın etkisinde organize edilerek Osmanlı Devleti üzerinde iktisadi, siyasi çıkarlar peşinde olan özellikle Rusya, İngiltere ve Fransa gibi devletlerin dış politikalarının edilgen bir parçası haline getirildiğini görüyoruz. Yüzyılın başlarında ortaya çıkan Sırp isyanı, Yunan isyanı devamında Ermenilerin, Rumların, Bulgarların muhtelif zamanlarda ayaklanmaları ve bağımsızlık mücadelesi vermeleri dönem içinde Osmanlı Devleti’nin mali, siyasi ve askeri kaynaklarını zaafa uğratan sonuçlar doğuran en önemli gelişmelerden olmuştur” diye konuştu.

    19. yüzyılda Osmanlı Devleti maddi manevi tüm kaynaklarını, Çarlık Rusya’nın geleneksel politikası olan sıcak denizlere inme ihtirasına karşı seferber etmek zorunda kaldığına dikkat çeken rektör Aykaç, ‘’Bu yüzyılda Çarlık Rusya, Osmanlı Devleti’nde borçlanma girdabına girilip mali iflasın yaşanmasında en etkili olan devletlerin başında gelir. 93 Harbi ise Osmanlı’daki iktisadi küçülmenin yegâne nedeni olmuştur’’ dedi.

    Osmanlı aleyhinde, döneme karakterini kazandıran bir diğer gelişmenin de 19. yüzyıl içerisinde olgunlaşarak önemli küresel sonuçlar doğuran Sanayi İnkılâbı olduğunu ifade eden Prof.Dr. Aykaç, Osmanlı’nın bu yüzyılda karşılaştığı her sorunun, mücadele ettiği her problemin Sanayi İnkılâbı ile doğrudan ilgilisinin bulunduğuna dikkat çekti. Rektör Aykaç, Sanayi İnkılâbı ile Merkez -Çevre Ülkerler arasındaki ilişkiye yönelik önemli saptamalarda bulundu. Osmanlı ekonomisinin dışa açılmasının 1838 yılında yapılan Balta Limanı Antlaşması ile hayata geçirildiğini vurgulayan Prof. Dr. Mustafa Aykaç, Osmanlı Devleti’nin bu dönem boyunca, merkezi yönetimin gücünü artırmak, orduyu ve maliyeyi güçlendirmek adına Avrupalı devletlerin desteğine ihtiyaç duyduğunu söyledi. Aykaç, “Bu süreçte 1856 Islahat fermanıyla yabancı sermaye yatırımlarına, 1867’de yabancıların Osmanlı ülkesinde toprak satın almalarına izin verilmesi, ekonominin dışa açılmasını kolaylaştıran ve derinleştiren önemli reformlar olmuşlardır’’ diye konuştu.

    Sanayi İnkılabının ‘’Kapitalist’’ bir gelişme olduğuna dikkat çeken rektör Aykaç, Osmanlı ekonomisinin dışa açılamasının ardından yaşanan gelişmelere değindi. Osmanlı Devleti’nde ekonominin dışa açılmasının bir neticesi olarak Anadolu’nun dış ticaretinin 15 kat artığına dikkat çeken Prof. Dr. Aykaç, Sanayi İnkılabının Osmanlı ekonomisinde yarattığı tahribatı şu sözlerle özetledi:

    “Ekonominin dışa açılmasının etkisiyle 1820’den 1914’e kadar Avrupa’dan ithal edilen pamuklu tekstil ürünlerinin hacmi 100 kattan fazla artış göstermiştir. 1848 tarihinde Bursa’da kadife ve saten imalatı 20 yıl önceki miktarına nazaran yüzde 80 düşüşle yüzde 20’ye kadar gerilemiştir. Bursa ipek sanayinde bin tezgâh çalışıyor iken 1848’de bu rakam 75’e kadar düşmüştür.”

  • (Özel) Yarım Asrı Aşkın Berber Malzemeleriyle Tarih Kokan Tıraş

    İzmir’in Tire ilçesinde, 1950’li yıllara ait berber malzemelerinin yer aldığı isteyenlerin tıraş olabildiği nostaljik berber dükkanı, ziyaretçileri geçmişe götürüyor.

    Tire Belediyesi Kent Müzesi içerisinde yer alan nostaljik berber dükkanı, zamana meydan okuyor. 1950’li yıllara ait berber malzemelerinin biriktirilmesi sonucu açılan ve tarih kokan müze, bu alanda bir ilk olma özelliği taşıyor. Tamamen yarım asrı aşkın el yapımı malzemelerin yer aldığı nostaljik dükkan görenlerin ilgisini çekerken, ziyaretçiler tıraş aletleriyle geçmişte yolculuğa çıkıyor.

    YARIM ASRI AŞKIN MALZEMELERLE ’65 YILLIK USTADAN’ TIRAŞ

    Nostaljik berber dükkanında çalışan ve 65 yılını mesleğe harcayan 76 yaşındaki berber İrfan Özbey de, sıraya giren yerli ve yabancı ziyaretçileri gün boyu yarım asırlık malzemelerle tıraş ediyor. 11 yaşındayken mesleğe ilk adımını atan ve ilk günkü gibi tarihi dükkanda işini aşkla yapan Özbey, halinden oldukça memnun. İlgi odağı olan ve günde bin 200 kişinin ziyaret ettiği dükkanda tıraş fiyatı 15 TL olarak belirlendi.

    Berber dükkanının yeni açıldığını ve yerli ile yabancı turistlerin akınına uğradığını anlatan Tire Belediyesi Kent Müzesi Müdürü Edip Adanalı, “Bizim kent müzemizi diğer müzelerden ayıran en belirgin özellik; bizim el sanatlarımız burada canlı ustaları ile yaşıyor. Berber dükkanımızı teşhir amaçlı yapmadık. Burada 1950 yıllarına ait özgün malzemeler mevcut ve burada 65 yıllık deneyimli bir ustamızla bu sanatı nostaljik anlamda yaşatmaya çalışıyoruz. Günlük bin 200 ziyaretçi alıyoruz. Bu anlamda yeni açtığımız berber dükkanı kısa sürede ilgi odağı oldu” dedi.

  • Manisa’nın Çöp Sorunu Tarih Oluyor

    Manisa’da uzun yıllar çözüm bulunamayan çöp sorunu, Uzunburun Mahallesi’ne bin 200 metre uzaklıkta bulunan alanda törenle temeli atılan Katı Atık Bertaraf Tesisi ve Düzenli Depolama Alanı’yla son bulacak.

    Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin Yunusemre ilçesine bağlı Uzunburun Mahallesi’ne bin 200 metre uzaklıkta bulunan alanda çalışmasına başladığı Katı Atık Bertaraf Tesisi ve Düzenli Depolama Alanı projesinin temeli törenle atıldı. Temel atma törenine Manisa Valisi Erdoğan Bektaş, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Cengiz Ergün, eşi Şeyda Ergün, Manisa Cumhuriyet Başsavcısı Akif Celalettin Şimşek, İller Bankası Bölge Müdürü Selahattin Özsoy, Manisa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Halil Memiş, MASKİ Genel Müdürü Yakup Koç, Şehzadeler Kaymakamı İsmail Çorumluoğlu, Yunusemre Kaymakamı Yüksel Topal, Salihli Belediye Başkanı Zeki Kayda, Turgutlu Belediye Başkanı Turgay Şirin, Selendi Belediye Başkanı Nurullah Savaş, Kula Belediye Başkanı Hüseyin Tosun, Sarıgöl Belediye Başkanı Necati Selçuk, Alaşehir Belediye Başkanı Gökhan Karaçoban, CBÜ Rektörü Prof. Dr. Kemal Çelebi, Genel Sekreter Yardımcıları Fuat Uzun, Aytaç Yalçınkaya, Yılmaz Gençoğlu, MASKİ Genel Müdür Yardımcıları, daire başkanları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, mahalle muhtarları ve çok sayıda davetli katıldı.

    BAŞKAN ERGÜN’E ÇEVRECİ TEŞEKKÜR

    Manisa Büyükşehir Belediyesi Şehzadeler Mehteri konseriyle renklenen törende, konuklara pilav ve lokma ikram edildi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından törenin açılış konuşmasını İller Bankası Bölge Müdürü Selahattin Özsoy yaptı. Manisa Büyükşehir Belediyesi ile işbirliği içinde böylesi önemli bir hizmeti hayata geçirmiş olmanın mutluluğunu yaşadıklarını ifade eden Özsoy, çevresel yatırımlara verdiği önem nedeniyle Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Cengiz Ergün’e teşekkür etti.

    Manisa için bayram günü olduğunu belirten Başkan Ergün, “Manisa’mızın 40 yıllık sorununu tarihe gömecek, Belediye tarihimizin en büyük yatırımı olan ve Manisa’ya nefes aldıracak Modern Katı Atık Bertaraf Tesisi Temel Atma Törenimize hepiniz hoş geldiniz. Bugün Manisa için bayram günü. İnşallah bu önemli tesis bittiğinde de düğün günü olacak. Göreve geldiğimiz ilk günden beri kentimizin kanayan yaralarının üstüne emin adımlarla gittik. Manisa Belediye Başkanı olarak göreve başladığım 2009 yılında çöp sorunu, önümüzde duran en büyük problemlerden bir tanesiydi. Sürekli meydana gelen patlamalarla gündem oluşturan, Turgut Özal Mahallesi ve Manisa’mızın sağlığını tehdit etmesiyle gündeme gelen vahşi depolama sistemi vatandaşlarımızı canından bezdirmişti” dedi.

    2,5 YILLIK SÜREÇ

    Önceki yönetimin Develi Köyü’ne alternatif bir çöp tesisi projesi hazırladığını hatırlatan Başkan Ergün, “Ancak Develi halkının haklı itirazları sonucu bu çalışma gerçekleşememişti. Biz göreve başladığımızda o bölge için Danıştay kararı bekleniyordu. Biz bu kararı beklemeden Develi Mahallemize bu çalışmanın yapılamayacağını ön görerek, alternatif yer arayışlarını başlattık. Gerçekten çok uzun, meşakkatli ve yoğun prosedürleri olan bir süreci geride bıraktık. 9 Eylül Üniversitesi ile yaptığımız işbirliği sonucunda Uzunburun Mahallesi’ne 1200 metre uzaklıktaki şuan üzerinde bulunduğumuz Sarıçam mevkiinin tespitini yaptık. ÇED raporu alınması süreci, yaklaşık 13 tane kurumun görüşünün alınması, Başbakanlık izinleri, hazine ve orman müdürlüğüne ait alanların tapularının devri gibi onlarca bürokratik işlemi sabırla, tevekkülle ve arı gibi çalışarak aştık. Tabi bu saydığım çalışmaların hepsi yaklaşık 2,5 yılımızı götürdü” dedi.

    440 DÖNÜM ALAN 85 MİLYONLUK YATIRIM

    Prosedürler ve bürokratik işlemlerin ardından alanda yol açıldığını belirten Başkan Ergün, “Bunların ardından 8 Nisan 2015’te ihale aşamasına geldik ve iki aşamalı bir ihale gerçekleştirdik. Yaptığımız ihale sonucunda, ihale 84 milyon 990 bin lira gibi bir bedelle ortak girişim olarak ihaleye katılan Öz Aras Grup ve Birtam İnşaat şirketleri tarafından kazanıldı. Bu, Manisa’nın belediye tarihindeki en büyük yatırım bedeli. Adı geçen ortak girişim grubuyla 14 Ağustos 2015 tarihinde sözleşme imzaladık ve 19 Ağustos’ta da yer teslimi yaparak Modern Katı Atık Bertaraf Tesisi ve Düzenli Depolama Alanı projemizin resmen startını vermiş olduk. Dağlık bir bölge durumundaki çalışma alanında iş makineleri ve patlatma çalışmalarıyla bu alan bugünkü duruma getirildi. Manisa’mızın 40 yıllık çöp sorununu çözecek Katı Atık Bertaraf ve Düzenli Depolama Tesisimiz, toplam 440 dönümlük bir alan üzerinde yükselecek” diye konuştu.

    TOPLAM KAPASİTE 3 MİLYON TON

    Turgutlu, Saruhanlı, Ahmetli, Yunusemre ve Şehzadeler ilçelerinin katı atıklarının yaklaşık 30 yıl boyunca bu tesiste bertaraf edileceğini belirten Başkan Ergün, tesisle ilgili şu teknik bilgileri verdi; “Tesisin kapasitesi günlük 650 ton, toplamda da 3 milyon ton olarak planlandı. Tesisimiz; 440 dönümlük arazi üzerinde, inşaat süresi 24 ay, günlük kapasitesi 650 ton, mekanik biyolojik ayrıştırma tesisi kapasitesi yıllık 233 bin 600 ton (günlük 16 saat kapasiteli ve 2 vardiya), kompost alanı kapasitesi yıllık 85 bin ton, sızıntı suyu arıtma tesisi: Membran Biyo Reaktör (MBR) Sistemi kapasitesi günlük 60 metreküp, yakma sistemi kapasitesi saatte 2 bin 500 metreküp, Depolama Sahasının Atık Depolama Kapasitesi Lot-1’de 970 bin 78 metreküp, Lot-2’de 1 milyon 240 bin 929 metreküp olmak üzere toplamda 2 milyon 211 bin 7 metreküp olarak projelendirildi. Bu dev projemizde evsel katı atıkların düzenli olarak depolanması planlanmakta. Katı atık düzenli depolama sahası; organik ve değerlendirilebilir atıkların ayrı toplanması esasına göre tasarlandı.”

    ÇÖPLER İLÇELERDEN TESİSE NASIL TAŞINACAK

    Atıkların ilçelerden ne şekilde toplanacağı hususuna da değinen Başkan Ergün, şunları söyledi; “Evlerden toplanan evsel atıklarla endüstriden kaynaklanan evsel nitelikli katı atıklar, hizmet verilecek ilçelerde kurulacak transfer istasyonlarından semi treyler ile Uzunburun Katı Atık Bertaraf Tesisi’ne gelecek. Atık kabul, tartım ve kayıt yapılmasının ardından tam otomatik mekanik ayrıştırma tesisine atıklar boşaltılacak. Mekanik ayrıştırma tesisinde cam, metal, plastik, kağıt-karton gibi geri dönüşebilir atıklar diğer atıklardan ayrıştırılarak lisanslı geri dönüşüm tesislerine, kompost üretilebilir nitelikli organik atıklar ise membran kompost alanına gönderilecek. Kompost tesisinde üretilecek olan gübre belediyemiz bünyesinde değerlendirilecek. Geri dönüşümü/geri kazanımı mümkün olmayan inorganik atıklarsa; kil, jeomembran ve geotekstil ile geçirimsizliği sağlanan depolama sahasında, her gün üzeri örtülerek depolanacak. Depolama sonucu oluşan sızıntı suları arıtma tesisinde arıtılacak olup metan gazından enerji üretilecek ve çevre kirliliğini önlemekle kalmayıp ülkemiz ekonomisine katkıda bulunulacak.”

    EKOLOJİK BİR TESİS OLACAK

    İnşaat süresinin 24 ay olduğunu hatırlatan Başkan Ergün, “Bu sürenin çok çok önünde tesisimizin bitmesi için yüklenici firma yetkilisi kardeşlerimden söz istiyorum. Zaten onlar da sağ olsun, tesisin hızla tamamlanması için canla başla çalışıyorlar. Burası ekolojik bir tesis olacak; doğayı kirletmeyen, yer altı sularını kirletmeyen, çevreyi kirletmeyen. Tesisin yakınında bulunan Uzunburun Mahallesi’ni rahatsız etmeyecek, koku yapmayacak. Onların arazilerini, havasını kirletmeyecek bir tesis olacak. O konuda da vatandaşlarımız rahat olsun. Burası tamamen çevreyle barışık bir tesis olacak. Bu tesisimiz tamamlandığında ve hizmete açıldığında inşallah Spil Dağı eteklerindeki Turgut Özal Mahallesi sınırları içinde kalan alanın sosyal alana dönüştürülmesi de bizlere nasip olur. Yakın zaman içinde bu proje ve diğer bazı ilçelerimizde bulunan çöp deponi alanlarıyla ilgili sürprizlerle yine karşınıza çıkacak olmanın mutluluğunu yaşayacağımızın ön bilgisini şimdiden belirtmiş olayım” diye konuştu.

    “40 YILLIK ÇÖP SORUNUNU ÇÖPE ATIYORUZ”

    Bugünün Manisa için önemli bir gün olduğunu da sözlerine ekleyen Başkan Ergün, “Çünkü Manisa için önemli bir kazanım, Manisa’nın dönüm noktası, Manisa’nın tarihi günlerinden biri. 40 yıldır kimsenin çözemediği sorunu, çözmek bize kısmet oluyor. Manisa’nın 40 yıllık çöp sorununu çöpe atıyoruz. Bundan 15 gün önce Türkiye’de büyükşehirler arasında en fazla altyapı hizmetini yapan belediye olarak birinciliğe layık görülmemiz bizleri fazlasıyla mutlu etti. Bu birincilik, tüm çalışanlarımın birinciliğidir. Onlara huzurlarınızda bir kere daha teşekkür etmek istiyorum. Sağ olsunlar. Hepsinden Allah razı olsun. Bizler ilk günkü iş aşkıyla ve heyecanıyla çalışmalarımıza devam ediyoruz. Halka hizmet etme yolunda doğrulardan ödün vermeden çalışmaya devam edeceğiz. Bu böyle biline. Bu tesisimizin hayata geçmesinde katkıları büyük olan İller Bankası Genel Müdürlüğü ve Bölge Müdürlüğü’ne, Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü ve Bakanlık yetkililerine, Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanımız ve ekibine, tüm teknik ekibimize ve burada çalışmayı yürüten firma yetkililerine ve emeği geçen, katkıda bulunan herkese ayrı ayrı teşekkürlerimi sunuyorum. Tesisimizin temel atma töreninin hayırlara vesile olmasını diliyor; törenimize katılımlarınızdan dolayı bir kez daha hepinize teşekkürlerimi sunuyorum. Birazdan temelini atacağımız tesisimizin inşallah açılışında da yine birlikte oluruz” dedi.

    Başkan Ergün’ün ardından konuşan Manisa Valisi Erdoğan Bektaş, “Artık 2016 yılında Manisa’nın hiç bir noktasında biz vahşi depolama mantığıyla çöp biriktiremeyiz. Bu işi derhal bütünüyle ortadan kaldırmak zorundayız. Burada büyük bir adım atıldı. Tabi ki teşekkürü hakediyor. Tabi ki o adımın bir an önce ilçelerimiz adına da tamamlanıp mutlu sona ulaşmamız gerekiyor. Benzeri bir şeyi atık su arıtma tesislerinde yaşıyoruz. Çok şükür büyük o da yapıldı. O işin tamamlanması da 1 buçuk iki seneyi bulacak. Manisa adına çok önemli bir işi başarmış olacağız” dedi.

    Konuşmaların ardından tesisin temeli dualar eşliğinde atıldı. Ayrıca törene katılan protokol üyeleri tesisin temeline nazar boncuğu attı.