Etiket: Tarafından

  • Genç kadın erkek arkadaşı tarafından darp edildi, o anlar kameraya yansıdı

    Genç kadın erkek arkadaşı tarafından darp edildi, o anlar kameraya yansıdı

    Ayrılmak istediği erkek arkadaşı tarafından darp edilen bir kadın, sosyal medyadan yardım çağrısında bulundu. Kadının darp edildiği anlar güvenlik kamerasına yansıdı.

    Kız arkadaşının evinde ayrılmak istediği erkek arkadaşı M.H.B tarafından darp edildiğini ifade eden Tuğba Erçakar, sosyal medya hesabından yardım çağrısında bulundu. Genç kadın 9 Aralık tarihinde ayrılmak istediği erkek arkadaşı tarafından darp edildiğini sosyal medya hesabından paylaşarak, “Sesimi duyurmak istiyorum. Ben ölünce değil ben yaşarken yanımda olup sesimi duymanızı bana destek olmanızı istiyorum. Kişi tarafından ölüm tehditleri alıyorum ayrıca kız arkadaşımda güvende değildir. Ailesine hakkında kötü ithamlar etmekle kendisini tehdit etmektedir” dedi.

    Erçakar ayrıca şikayet dilekçesini, darp raporunu ve olay anına ilişkin evde kaydedilen görüntüleri de sosyal medya hesabından paylaştı. Görüntülerde bir erkeğin eve girer girmez genç kadına saldırdığı ve evde bulunan bir başka kadının ise olaya müdahale etmeye çalıştığı görülüyor.

    Tuğba Erçakar, erkek arkadaşının serbest bırakıldığını söyleyerek, “Şu anda can güvenliğimiz yoktur” dedi.

  • TMT mensubu Veli Koreli: “EOKA ve PKK aynı merkezler tarafından kurulan 2 örgüttür”

    TMT mensubu Veli Koreli: “EOKA ve PKK aynı merkezler tarafından kurulan 2 örgüttür”

    Çeşitli ziyaretlerde bulunmak ve kentin atmosferini solumak için Diyarbakır’a gelen, merkezi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde bulunan Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) mensubu Veli Koreli, EOKA ve PKK’nın aynı merkezler tarafından kurulan 2 örgüt olduğunu söyledi.

    Bir dizi ziyarette bulunmak üzere Diyarbakır’a gelen Koreli, burada açıklamalarda bulundu, EOKA ve PKK’nın aynı merkez tarafından kurulduğunun altını çizen Koreli, Türkiye’de yaşatılmak istenen kaosların Kıbrıs Türk kesiminde de aynı hain kesim tarafından aktive edildiğini belirtti. Veli Koreli Kıbrıs’ta yaşayan Türklerin basın yayın kuruluşları dahil hiçbir mecrada seslerini duyuramadıklarını vurgulayarak, “Mustafa Akıncı’nın Cumhurbaşkanlığı döneminde yazılı, görsel basınla birlikte kurdukları sosyal medya ordusu üzerinden Türk halkını olumsuz yönde algı bombardımanı altında tutuyorlardı” dedi.

    “Diyarbakır, dünyada eşine az rastlanabilecek bir şehirdir”

    Diyarbakır’ı gördükten sonra kente hayran kaldığını ifade eden Koreli, “Çok uzun yıllar boyunca medya aracılığı ile Diyarbakır hep terörün merkezi gibi gösterilmişti ve insanların ön yargı ile yaklaşmasına sebep olmuştu. Ama ön yargılardan uzak gelip görünce Diyarbakır’ın medyada yer aldığı gibi bir şehir olmadığını gördüm. Herkesin mutlaka gelip görmesini ve yemeklerinden tatmasını istediğim bir şehirdir. Ayrıca tutkuyla bağlanılan şehirler vardır, İstanbul, İzmir gibi, Diyarbakır’da öyle bir yer. İnsanı yabancılara karşı tüm Anadolu halkı gibi konukseverdir. Ben Diyarbakır’ı bu kadar güzel beklemiyordum. Bu saatten sonra tarihin en önemli anlarına tanıklık eden ve farklı kültürleri bir arada tutmayı başaran Diyarbakır birbirinden güzel ve değerli yapılarıyla görenleri kendine hayran bırakıyor. Binlerce yıllık geçmişiyle birçok medeniyete ev sahipliği yapan Diyarbakır, benim için ikinci memleketim diyebilirim. Çünkü birçok medeniyete beşiklik etmiş ve başkent olmuş bir şehrin havası, suyu ve manevi değerlere sahip yönüyle dünyadaki birçok kentten daha iyidir. Her ilçesinde farklı hikayesiyle misafirlerinin kalbini çalan şehir, çevresini saran anıt görünümlü surları ile eski Mezopotamya kale şehirlerinin son simgesidir” diye konuştu.

    “Kıbrıs’tan Türkiye ve bölgeye 3 bakış açısı var”

    Kıbrıs Türk kesiminden Türkiye’ye ve bölgeye çoklu bakış açısının hakim olduğunu aktaran Koreli, şöyle konuştu:

    “Kıbrıs Türk kesiminde birden fazla Türkiye ve bölgeye bakış açıları mevcuttur ve bu bakış açıları mevcut kesimlerin siyasi düşüncesine veya ideolojisine göre değişir. Bu bakış açılarını da Kıbrıs’taki solcu ve AB’ci kesim, yüzde 65-70’lik Türkiye’ye bağlı sağcı ve milliyetçi kesim ve AK Parti hükümetinin, Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan önderliğinde güçlenen Türkiye’yi destekleyen kesim olmak üzere 3 başlık altında şöyle özetleyebilirim; ‘Kıbrıs’taki solcu ve AB’ci kesim, Türkiye’nin 1970’li sağ-sol kavgaları sırasında Türkiye’de tahsildeyken sol kesimde yer alan ve Kıbrıs’a döndükten sonra siyasete atılan o zamanki ’Solcu’ Kıbrıslı öğrencilerden gelme egemen liderliğin kontrolü veya perde gerisinden güdümü altındadır. Bu kesim Türkiye’yi Kıbrıs’ta ’işgalci’ olarak görür ve aynı kesime göre ’Kürtler zulüm görmektedir’ gibi saçma sapan söylemleri vardır ki bu anlamda Diyarbakır başta olmak üzere Kürt nüfusunun yoğun olduğu yerler mercekleri altındadır. Bu kesim Kıbrıs’ta yüzde 30 – 35 civarında olup Güney Kıbrıs, AB ve batılı fonların hibe, destek ve örtülü ödeneklerle ayakta tuttuğu bu kesim içerisinde ayni görüşü paylaşmayan ve kucaklayıcılıktan uzak, bencil ve çıkarcı sağ politikacılara tepki olarak o kesimin içinde olan yüzde 10’luk bir kesim mevcut olmakla birlikte çoğunluğun baskın söylemleri nedeniyle suskun durumdadırlar. Öte tarafta, yüzde 65 – 70’lik Türkiye’ye bağlı sağcı ve milliyetçi kesim mevcut olmakla birlikte bu kesim de kendi içerisinde Türkiye’ye bakış açısı itibarıyla farklılıklar arz ediyor. Kıbrıs’taki milliyetçi kesimin diğer yarısına göre ise Türkiye Ortadoğu’da güçlendikçe güçlenen, güçlü ordusu ve enerjik nüfus yapısı nedeniyle Ortadoğu’da en büyük söz sahibi durumuna gelen, tarihinden gelen devlet tecrübesi ve aklı ile hareket eden, dinine, kültürüne ve özüne bağlı çağdaş bir Türk devletidir. Türkiye’nin gelişip güçlenmesinin rahatsız ettiği AB ve batılı merkezler Türkiye’nin zengin kültürel mozaiğini Türkiye’ye karşı kendi lehlerine bir avantaj gibi görüp bu mozaik üzerinden Türkiye’yi içten çökertme ve parçalama peşindedirler. Diyarbakır ise Türkiye’nin kültürel mozaiğinin önemli parçalarından Mezopotamya kültürünün bir nevi başkenti olma özelliği taşıması nedeniyle, AB ve Batılı merkezler Diyarbakır’da etkilerini artırma ve orayı kendi emellerinin bir üssü haline getirme gayreti içerisindedirler. Bu kesime göre Anavatan Türkiye’nin ulaştığı mali ve ekonomik güç AK Partinin eseridir, PKK ise Türkiye’nin gelişip güçlenmesini kendisi için tehlike olarak gören AB ve batılı merkezlerin Türkiye’nin başına musallat ettiği bir silahlı örgüttür.”

    “Yunanistan ve Avrupa, Kıbrıs’ta Türkler aleyhine çalışmalar yürütüyor”

    Koreli, Kıbrıs Rum kesimi başta olmak üzere Yunanistan ve Avrupa’nın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti üzerinde oyunlar oynadıklarını ve bu oyunlarla KKTC üzerinden Türkiye’yle ilgili projeleri olduğunu aktardı. Koreli, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti üzerinde Güney Kıbrıs, Yunanistan, AB ve Anglo-Amerikan merkezlerince organize edilen oyunlar, Kıbrıs Türk varlığının adadan silinmesine yönelik olarak bir asırdan beri devam eden ve 1950’li yıllardan itibaren hızlanıp 1974 mağlubiyetiyle daha da alevlenerek süregelen operasyonların bir devamıdır. Özellikle Annan Planı döneminde Kıbrıs Türk halkının geçirdiği siyasi sarsıntıyı paralar akıtarak kullanan Rum kesimi ve AB merkezlerince Kıbrıs Türklerinin o güne kadarki milli bakış açısı törpülenmiş, halkın devletine bağlılığı zayıflatılmış, Türk halkının toplumsal düşünce yapısına ’1974 öncesine dönüşü ve AB’ye katılımı’ savunan düşünceler enjekte edilmiş ve bu düşünceler paralelinde durmaksızın argüman üretip pompalayan algı ve medya merkezleri kurulmuştur. Kıbrıs Türk halkının plana ’evet’ demesi sonrasında KKTC içerisine iyice yerleşerek ilk hedefini gerçekleştiren bu merkezler, uzun uzadıya devam eden görüşme ortamlarının gereği olarak gösterilen hoşgörüyü istismar ederek hedef büyütmüş ve Kıbrıs Türklerinin anavatanla olan bağlarını koparmayı, bunun için K/T halkı arasında anti-KKTC’ci ve anti-Türkiyeci bir kamuoyu oluşturmayı yeni hedef olarak belirlemiştir. Bu medyatik merkezleri kurma ve hibelerle yardımlarla ayakta tutma konusunda organize bir işbirliği içerisinde çalışan Elenist-Avrupai üst akıl, bir taraftan K/T halkı içerisindeki operasyonlarını sürdürürken diğer bir taraftan da Yunanistan ve Güney Kıbrıs üzerinden Türkiye’deki örgütlere ve Türkiye’nin başını ağrıtmaya aday her türlü yapılanmalara el altından destek vermiştir ve vermeye devam etmektedir. Bu nedenledir ki, Rum kesimi tarafından Abdullah Öcalan’a sahte Kıbrıs pasaportu verilmiştir. Bütün bu oyun ve operasyonlardan AB’nin, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki yeraltı zenginliklerine Türkiye’ye muhtaç olmadan Kıbrıs üzerinden uzanabilme, Kıbrıs Rumları ile Yunanistan’ın ise 1974’ün intikamını alma amacı güttüğü, her üçünün ortak amaçlarının ise tehlike olarak gördükleri Anavatan Türkiye’nin büyüyüp gelişmesini ve güçlenmesini önlemek olduğu değerlendirilmektedir” diye konuştu.

    “Akıncı’nın kaybetmesi KKTC’de birçok şeyi değiştirdi”

    Geçtiğimiz aylarda KKTC’de yapılan seçimi ve seçim sonrası Kıbrıs’taki havayı değerlendiren Koreli, Kıbrıs’ta son haftalarda güzel şeylerin olduğunu ifade etti. Bundan sonra daha da güzel gelişmelerin olacağını belirten Koreli, “Kıbrıs’taki Türklerin tek çaresinin Rumlarla anlaşmak olduğunu savunan ve hakimiyeti altındaki yazılı, görsel basın ile kurdukları sosyal medya ordusu üzerinden Türk halkını bu yönde algı bombardımanı altında tutan ’federalist ve birleşmeci’ kesim, Akıncı’nın Cumhurbaşkanlığını kaybetmesiyle çok büyük bir yara aldı. Cumhurbaşkanlığı’ndaki değişim ile birlikte, Rumların KKTC ve Türkiye’yi hedef alan agresif eylem ve beyanlarına karşı eziklik içerisinde hareket eden ve ’zülfü yare dokunmasın’ tavrıyla hak ettiği cevabı Rumlara vermekten ve atılması gereken adımları atmaktan kaçınan Akıncı liderliğindeki eski düşünce gitmiş, yerine, Kıbrıs Türkünün çoğunluğunun hislerine tercüman olan, Rum propagandasıyla ’dişe-diş, söze söz, arşına bez’ bir mücadele başlatan ve çözüm konusunda halkı alternatifsizlikten kurtarıp iki devletli çözümü görüşme masasına koyan, tanınma yolunda anavatan Türkiye ile birlikte adımlar atma planları yapan yepyeni bir anlayışın egemen olduğu bir Cumhurbaşkanlığı makamı gelmiştir. Cumhurbaşkanlığını kaybetmekle büyük bir güç kaybına uğrayan ’federalci ve birleşmeci’ kesim, ilk şaşkınlığı attıktan sonra toparlanma faaliyetlerine başlamış, bu maksatla Lefkoşa’daki Dereboyu’nda Akıncı önderliğinde birkaç bin kişilik bir yürüyüş gerçekleştirilmiş, bunun yanında bir süredir sessiz duran sendikalar devlet-hükümet karşıtı eylem ve faaliyetlerini artırmıştır. Diğer yanda yeni hükümetin kurulması ile ilgili olup bitene bakıldığında, KKTC ve Türkiye karşıtı üst akıl tarafından seçimde yenilgiye uğrayan parti liderlerinin egolarını kaşıyarak iktidarı ele geçirme ve iktidar üzerinden bir taraftan tanınma yönünde Cumhurbaşkanlığı’nca yapılacak faaliyetlerin tekerine takoz koyma, diğer taraftan da güç kaybını telâfi etme ve artırma planları yapıyorlar” şeklinde konuştu.

    “Kıbrıs 1571’den beri Türk’tür ve Türk olarak kalacaktır”

    KKTC’deki EOKA örgütüyle ilgili açıklamalarda bulunan Koreli, “Kıbrıs’ta birçok dernek ve örgüt faaliyet yaptığı gibi EOKA da bunlardan biridir. Örneğin, kuruluşları, geçirdikleri evreler, faaliyetleri bakımından tıpa tıp benzerlik arz eden PKK ve EOKA örgütlenmelerinin aynı merkezlerce kurdurulduğu, başlarına getirilen Abdullah Öcalan ve Grivas’ın aslında hem batılı merkezlerin ajanı, hem de batının Ortadoğu’daki çıkarlarının bir nevi ’procuratorü’ olduklarına ilişkin birçok delil mevcuttur. 1956-58 yılları arasında İngiliz MI5 elemanlarının EOKA’nın kurucusu ve yöneticisi Grivas’ı yakalamak için Kıbrıs’ta yaptığı operasyonlar sırasında Grivas’ın yerini nokta olarak belirlemişken son anda İngiltere’den gelen emirle yakalama operasyonu iptal edildi. Ayni şekilde Kıbrıs’taki Osmanlı Vakıflarının İngiliz sömürge idaresince Rumlara EOKA aracılığıyla yağmalatıldığını söyledi. Kısıtlı imkanlarımızla Güney Kıbrıs ve KKTC medyasında sürdürdüğümüz takiplere, çevremizdeki olayların akışı ile ilgili olarak yapabildiğimiz gözlemlere, gözlemlerimizle ilgili tespitlerimize, bu tespitlerimizi sahadaki olgularla harmanlayarak elde edebildiğimiz sonuçlara ve bu sonuçlar üzerinden edindiğimiz kanaatler ile fikirlere dayanmaktadır. Sizlere de bana bu imkanı verdiğiniz ve sesimizin anavatanımızda duyulacak olmasından dolayı çok teşekkür ediyorum. Allah anavatanımızı yanımızdan eksik etmesin. Son olarak da şunu net olarak söylemek isterim milli ada Kıbrıs 1571’den beri Türk’tür ve Türk Kalacaktır” dedi.

  • Eski eşi tarafından öldürülen anne ve kızları son yolculuğuna uğurlandı

    Eski eşi tarafından öldürülen anne ve kızları son yolculuğuna uğurlandı

    Erzurum’da iki gün önce boşandığı eşi tarafından silahla vurularak öldürülen anne ve iki kızı bugün son yolculuğuna uğurlandı. Cezaevinden cenazeye katılmak için izinli olarak çıkan Anıl A. ise annesinin mezarına elleri kelepçeli şekilde toprak attı.

    Erzurum’un Hilalkent Mahallesi Özbağ Siteleri’nde iki gün önce meydana gelen olayda; cezaevinden 3 ay önce çıktığı belirtilen Raci A., çocuklarını görmek için boşandığı eşi 5 çocuk annesi Gülçin Karabıyık’ın evine geldi. Bilinmeyen bir nedenden dolayı aralarında çıkan tartışma üzerine Raci A., eski eşini ve kızları 24 yaşındaki Burçin ile 17 yaşındaki Cansu’yu yanında getirdiği silahla vurarak öldürdü. İddiaya göre evde bulanan Emre Can A. ve Ferdi A. babalarının silahla kaçtığını görünce durumu polise bildirdi.

    Kaçan zanlı, silahla cadde ortasında intihara kalkışarak, sağa sola ateş açmaya başladı. Özel Harekat Polisi tarafından zanlı elinden vurularak etkisiz hale getirildi. Anne ve kızlarının cenazesi olay yerine gelen olay yeri inceleme ekiplerinin yaptığı ilk incelemenin ardından otopsi yapılmak üzere ambulansla Erzurum Adli Tıp Kurumuna götürüldü.
    Asri Mezarlıkta kılınan cenaze namazının ardından anne ve kızları Abdurrahman Gazi Mezarlığı’nda son yolculuğuna uğurlandı.
    Öte yandan hırsızlık suçundan cezaevinde bulunduğu öğrenilen Anıl A. (21) anne ve kız kardeşlerinin cenazesine katılmak üzere izinli olarak Abdurrahman Gazi Mezarlığı’na getirildi. Geniş güvenlik önlemi altında mezarlığa getirilen Anıl A. elleri kelepçeli şekilde annesinin ve kız kardeşlerinin mezarlığına toprak attı.

  • 4 gün önce kaybolan özel gereksinimli birey ailesi tarafından bulundu

    4 gün önce kaybolan özel gereksinimli birey ailesi tarafından bulundu

    Sakarya’nın Geyve ilçesinde yaklaşık 4 gündür kendisinden haber alınamayan özel gereksinimli birey ailesi tarafından bulundu.

    Alınan bilgiye göre, Geyve ilçesinde ikamet eden 25 yaşlarındaki Ziya Rehava, yaklaşık 4 gün önce evden ayrıldı. Kendisinden haber alamayan ailesi durumu yetkililere bildirmesi üzerine ekipler harekete geçti. Olay ile ilgili Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’na (AFAD) bağlı 16 kişi görevlendirilirken, STK kuruluşlarından yaklaşık 40 kişilik ekip de destek verdi. Engelli bireyin daha önceki zamanlarda da kaybolduğu ve Geyve ilçesine bağlı Taşoluk Mahallesi ile Bilecik’e bağlı Kızılöz köyü sınırına yakın ormanlık alanda ailesi tarafından bulundu.

  • Kocası tarafından vurulan genç anne 12 günlük yaşam mücadelesini kaybetti

    Kocası tarafından vurulan genç anne 12 günlük yaşam mücadelesini kaybetti

    Bilecik’te boşanma aşamasındaki kocası tarafından vurulan Cemile Nur Acar, 12 günlük yaşam mücadelesini kaybetti. Acar’dan geriye gözü yaşlı bir anne, bir de 10 aylık bebeği kaldı.

    2019 yılında Onur Acar ile dünya evine giren Cemile Acar, yüksek geçimsizlikten dolayı eşine boşanma davası açtı. Bilecik Adliye Sarayı’nda görülen dava sonrası Onur Acar, Cumhuriyet Meydanı’nda eşi Cemile ve kayınpederi Abdullah Duman’a pompalı tüfek ile kurşun yağdırdı. Kayınpederinin ölümüne, eşinin de ağır yaralanmasına neden olan Onur Acar, çıkarıldığı mahkemede tutuklanarak Bilecik M Tipi Ceza evine gönderildi. Saldırı sonrası Eskişehir Tıp Fakültesi’nde tedavi altında bulunan Cemile Nur Acar, 12 gün süren yaşam mücadelesini kaybederek hayatını kaybetti. Acar’dan geriye gözü yaşlı bir anne, bir de 10 aylık bebeği kaldı.