Etiket: tansiyon

  • Gençlerden şeker ve tansiyon kontrolü

    ER-VAK Gençlik ve Atatürk üniversitesi öğrenci kulüplerinden Türk Tıp Öğrencileri Birliği (TURKMSİC) , Forum Erzurum AVM ’de 14 Kasım Dünya Diyabet Günü münasebetiyle vatandaşlara şeker ve tansiyon kontrolü yaptılar.

    Atatürk üniversitesi öğrenci kulüplerinden TURKMSİC ve ER-VAK gençlerinden oluşan 100 kişilik gönüllü ekip yaklaşık 1000 kişinin şeker ve tansiyonunu kontrol ettiler. 14 Kasım diyabet gününe özel düzenlenen programda vatandaşın ilgisi de büyüktü. Gönüllerin yaptığı şeker ve tansiyon ölçümlerini ücretsiz olarak yaptılar.

    Yapılan program hakkında bilgi veren Er-Vak Gençlik Komisyonu üyesi Doğukan Topalli, güzel bir faaliyet gerçekleştirdiklerini belirtti. Topalli, “Özellikle şeker hastalığı önemli bir hastalıktır. Ömür boyu süren bu hastalık kişilerde bazı sıkıntılara sebebiyet verebiliyor. Zamanla kalp, damarlar, göz, böbrek ve sinirlerde yapısal değişikliklere yol açabilir. O nedenle risk grubunda yer alan herkesin yılda en az bir kere kan şekeri ölçümü yaptırması oldukça önemlidir. 14 Kasım Dünya Diyabet Gününe dikkat çekmek için yapmış olduğumuz bu etkinliğimizde 100 kişilik ekibimizle yaklaşık Bin kişinin kan şekerini ve tansiyonunu ölçtük. Ölçümlerde değerleri tehlike altında olanlara uyarılarda bulunduk. Burada bize destek çıkan herkese de teşekkür ediyoruz.” dedi.

  • Yüksek tansiyon kalp yetmezliği ve beyin kanamalarına sebep oluyor

    Türkiye’de yaygın olarak görülen yüksek tansiyon, yaş ilerledikçe insan vücudunda ruhsal ve fiziksel hastalıklara neden oluyor. Yüksek tansiyon, böbrek hastalıklarına, kalp yetmezliğine, beyin tıkanıklığına kadar birçok hastalığa davetiye çıkarıyor.

    Konya Hospital’dan İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Dr. Mehmet Şeker, yüksek tansiyonun birçok nedeni olduğunu vurgulayarak, “Normal kan basıncı 120’ye 80 olarak kabul edilir. Ancak bunun tedavi edilmesi için 240’a 90 üstünde olması yeğlenir. Tansiyonun bilinen ve bilinmeyen sebepleri vardır. Yüzde 90-95 oranına tekabül eden bir kısım vardır. Hipertansiyonun bilinen nedenleri olarak, böbrek hastalıkları, böbrek üstü bezinin hastalıkları, aşırı tuz tüketilmesi olabilir” dedi.

    Yüksek tansiyonun insan vücudunda oluşturduğu zararlara da değinen Uzm. Dr. Şeker, “Tansiyonun zararlarının başında kalp, böbrek ve beyin gelmektedir. Bütün damarları etkileyerek, kalp yetmezliği yapabilir. Kalp duvarını kalınlaştırır, ritm bozukluğu yapabilir. Kronik böbrek hastalığına kadar götürebilir. Beyinde de beyin kanamalarına sebep olabilir” şeklinde konuştu.

    Dr. Mehmet Şeker, yüksek tansiyonun normal seviyede kalması için tansiyon hastalarına şu önerilerde bulundu: “Besinlerin tuzsuz yenmesi önerilir. Alkol alınmaması lazım, aşırı şekerden ve yağlardan kaçınılması gerekir. Kalori artıran her şeyin etkisi vardır.”

    Düşük tansiyonla ilgili de bilgi veren Şeker, “Düşük tansiyon ise az su içenlerde, sıcağa aşırı maruz kalanlarda, ishal olanlarda, yetersiz beslenenlerde, bazı gebelerde ve kullanılan ilaçlara göre görülebilmektedir” diye konuştu.

  • Prof. Dr. Erhan Babalık: “Kalp ve tansiyon hastaları soğuklara dikkat”

    Prof. Dr. Erhan Babalık, mevsimsel geçiş dönemlerinde ve özellikle kış ayına yaklaştığımız şu günlerde kalp-damar hastalarını ve yüksek tansiyon hastalarını uyardı.

    Kalp hastalıklarının ortaya çıkmasında mevsimsel farklılıklar olduğunu söyleyen İstanbul Cerrahi Hastanesi Kalp Hastalıkları Uzmanı Kardiyolog, aşırı sıcak ve aşırı soğuk kalp hastalığına bağlı kötü olayların, ölüm-kalp krizi olaylarının ortaya çıkmasını kolaylaştırdığını söyledi. Kış havalarının yaşanmaya başladığı şu günlerde; bilinen kalp hastalığı yada yüksek tansiyon, kalp yetmezliği nedeniyle ilaç kullanan hastaların bu mevsim dönüşlerinde kontrolden geçmeleri gerektiğini bildiren Babalık, “Zira kış aylarında rüzgarlı ve soğuk ortamlarda dış ortamlarda bizim idare etmediğimiz otonom dediğimiz kendiliğinden gelişen damar hareketliliği sayesinde kalp üzerine gelen yükler artar. Özellikle tüm damarlarda bir büzülme, buna bağlı tansiyon yükselmesi, kalp hızında bir artış ve her şey yolunda giderken bir kalp krizine yol açabilir” ifadelerini kullandı.

    Yüksek tansiyonu olan bir kişinin tansiyonunun daha da yükselebileciğinin altını çizen Prof. Dr. Erhan Babalık, “Buna göre doktor kontrolünde ilaçları artırabilir. Kalp damar hastalığı olan daha önce stent takılmış hastalarda damar gevşetici ilaçlar gerekli olabilir. Tersi durum olan yaz aylarında ise kışın tam tersi etkiler olur. Damarlarda bir genişleme olur. Aşırı terleme ile birlikte olduğu zaman hastaların kullandığı bazı grup ilaçlar kanda bazı tuzların miktarını azaltabilir, tansiyonda önemli düşmelere yol açabilir. Yaza girerken de yüksek tansiyonu ve kalp yetmezliği olan kişilerin tekrar ilaç düzenlenmesi yapılması gerekir. Düşük tansiyon ataklarına bağlı ciddi kalp damarında kan, kanlanma eksikliği ve kalp krizine yol açabilir. Bunların hepsi muhtemel sebepler arasındadır. Mevsim değişikliğinde damar hastalıkları, yüksek tansiyon ve kalp yetmezliği hastalarının ilaç tedavilerinin mevsime göre yeniden düzenlemeleri gerekir” dedi.

    İlaç düzenlemelerinin ötesinde kişilerin özellikle dışarı çıktıklarında alması gereken önlemler olduğunu kaydeden Babalık, alınması gereken önlemleri şöyle açıkladı: “Kış aylarında kalın giyinmek, eldiven kullanmak, atkı kullanarak ağız ve burnu kapatmak, kulakları kapatmak gerekir. Bunlar vücut ısısının dalgalanmasını engelleyip buna bağlı damar büzülmesini engeller. Yemeğin hemen arkasından soğuğa çıkmamak gerekir. Ya da çıkmak gerekirse iki öğün arası yada illaki çıkmak gerekiyorsa yemek yemeden çıkmak gerekir. Soğuk havada dışarıda egzersiz yapıldığında damar büzülmesiyle kalbe gelen kan gittikçe azalır, eğer bir de yakın zamanda yemek yenildiyse kalbe giden kanın mide-bağırsak sistemine kaçması nedeniyle kişi daha çok kalp krizi riskine girer.

    Yaz aylarında ise terleme ve sıcağa bağlı vücudumuzu doğrudan güneş ışınlarından korunmak için açık renkli bol elbise giymek ve şapka takmak, doğrudan güneşte kalmamak önemlidir. Kalp hastalarına biz egzersiz öneriyoruz. Dış ortam egzersizi yapıldığında dışarıda hava sıcaklığı 20-25 derece olması durumunda bir risk artışı olmaz. Ancak hava sıcaklığı 15 derece altı yada 25 derece üstü olduğunda dış egzersiz çok önermiyoruz. Kapalı mekanlarda yada ev içi egzersiz yapılması gerekir. Çok soğuk havalarda, kışın 10 derece altında ise dış ortamda egzersizi hiç önermiyoruz. Normal aktivitelerine devam edebilirler”

  • Kalp ve tansiyon hastalarına sıcak hava uyarısı

    Kardiyoloji Uzmanı Dr. Oğuzhan Yücel, aşırı sıcak havanın, özellikle kalp hastaları açısından bazı riskleri de beraberinde taşıdığını belirterek, yaz aylarında insanlarda daha sık kalp rahatsızlıklarının ortaya çıktığını söyledi.

    Kalp hastalarının sıcak havalarda yani yaz döneminde daha dikkatli olmalı gerektiğini belirten Büyük Anadolu Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Oğuzhan Yücel, “Yüksek sıcaklıklar ve yüksek nemin beraberinde getirdiği sıvı kaybı, sağlıklı insanları bile zaman zaman zorlarken kalp yetersizliği olan kişilerde, kalp krizi geçirenlerde, koroner damar hastaları ve tansiyon hastalarında istenmeyen kötü sonuçlara yol açabilir. Yaz aylarında sıcak havaların etkisi ile kalp krizi, kalp yetersizliğinin kötüleşmesi, ritm bozuklukları ve hastanelere kalp hastalığı nedeni ile yatış oranları kış aylarında yaza göre çok daha yükselir. Kış aylarında hava kirliliği ve artan solunum yolları enfeksiyonları özellikle, kalp yetersizliğinde kötüleşmeye, soğuk hava nedeniyle koroner arter hastalarında damar spazmları ve göğüs ağrıları, kalp krizi, hatta ani ölümler görülebilmektedir. Bu yüzden yaz aylarında daha sık kalp rahatsızlıkları ortaya çıkar” dedi.

    “Su için, yağlı yiyeceklerden uzak durun”

    Kalp ve tansiyon hastalarının sıcak havalarda nelere dikkat etmeleri konusunda bilgiler veren Yücel, “Günün sıcak saatlerinde güneş altında uzun süre kalınmamalı. Güneşlenmek ya da egzersizler ancak güneş ışınlarının etkisi yitirdiği akşam saatlerinde veya daha serin olan sabah erken saatlerde yapılmalıdır. Aşırı sıcak vücut ısısını da artırır. Vücut sıcak havada soğutma sistemini çalıştırmak için kan damarlarını genişlettiği için kalp atım hızı artar, cilde daha fazla kan gönderir ve terleme ile ısıyı azaltmaya çalışır. Ancak fazla nemli havalarda terleme ile soğutma sistemi etkin çalışamaz. Bu nedenle başta su, meyve suyu, ılık çaylar olmak üzere bol sıvı alınmalıdır. Hava sıcaklığı, günlük fizik aktivite ve kaybedilen suyun miktarına göre değişmekle birlikte günde en az 2-2,5 litre sıvı içilmelidir. Yağlı yiyeceklerden ve sindirimi zor gıdalardan mutlaka uzak durulmalıdır. Kalp hastaları her zaman ki diyetlerini bozmamalı, bol miktarda taze sebze ve meyve tüketilmelidir. Bu besinler hem bol sıvı içerirler, hem de vitamin, mineraller ve antioksidanlar açısından zengindirler. Alkol ve kafein tüketiminden uzak durulmalıdır. Yukarıdaki öneriler pek çok kalp hastası için geçerli olmakla birlikte, çok çeşitli ve değişik ciddiyette kalp hastalığı olduğunu, hastalığınıza ve size uygun en doğru önerileri, takibinizi yapan doktorunuzun verebileceği unutulmamalıdır” diye konuştu.

  • Şeker ve tansiyon hastaları risk altında

    Medical Park Antalya Kalp Hastanesi Kalp-Damar Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Okutan,

    şeker ve tansiyon hastalarının risk altında olduğunu ifade ederek, “Tespit sonrası kontrol altına alınmalı” dedi.

    62 yaşındaki Zeki Oral, Medical Park Antalya Hastane Kompleksi’nde geçirdiği kalp ameliyatı sonrası sağlığına kavuştu. Zeki Oral’ın erken teşhis ve müdahalenin ardından sağlığına kavuştuğunu söyleyen Kalp-Damar Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Okutan, “Hastamız şeker ve tansiyon hastasıydı. Bu hastalıklar, aort damarı yırtığı riskini arttırması nedeniyle hastamız risk grubundaydı. Bu nedenle yüksek tansiyon, şeker, kolesterol yüksekliği, sigara, akciğer hastalıkları gibi nedenlerin mutlaka kontrol altında tutulmalıdır” dedi.

    “Risk faktörlerine dikkat”

    Damarların yırtılma nedenleri hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Okutan, “İlk olarak erken dönemde yırtılan damarlarda marfan sendromu gibi genetik bazı hastalıklar sorumludur. Bu tip hastalıklarda dokularda, damar dokularındazayıflık meydana gelmektedir. Bu nedenle kendi kendilerine önemli bir risk faktörü olmadan da bu damarlar yırtılabilmektedir” şeklinde konuştu.

    “Akciğer hastalıkları yırtılmayı kolaylaştırıyor”

    Kişide doğuştan bir nedeni yoksa aort damarlarının yırtılmasının en sık nedenin damar sertliği ve yüksek tansiyon olduğunu belirten Prof. Dr. Hüseyin Okutan, yaşın ilerlemesiyle de hastalığın görüldüğünü dile getirdi. Okutan, “Bunların bir arada bulunması ve ailevi yatkınlık da varsa yaşın ilerlemesiyle görülebiliyor. Şeker hastalığı, damar sertliğine neden olan diğer tüm hastalıklar, KOAH gibi akciğer hastalıkları da bunu kolaylaştırıyor” ifadelerini kullandı.

    “Tespit sonrası kontrol altına alınmalı”

    Aort damarı çapında bir genişlemenin tespit edilmesi durumunda yapılması gerekenler hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Okutan, “Belirli bir yaşa gelmişsek ve aort damarımızın çapında da bir genişleme varsa bunun kalp-damar doktorları tarafından dikkatle takip edilmesi gerekmektedir. Genişleme belirli bir çapı aşınca, balonlaşma olduğunda bunlara kapalı ya da açık yöntemle müdahale edilmesi gerekmektedir” şeklinde konuştu.

    “Yüksek tansiyon ve şekere dikkat”

    Aort damarında yırtılma olmaması için önerilerde de bulunan Prof. Dr. Okutan, konuşmasını şöyle tamamladı:

    “Yüksek tansiyon, şeker, kolesterol yüksekliği, sigara, akciğer hastalıkları gibi nedenlerin mutlaka kontrol altında tutulmasıdır. Bu yırtıklar dışa doğru oluşursa, büyük oranda ölümle sonuçlanmaktadır. Ama içe doğru yırtılmalarda hastalar biraz daha şanslıdır. Olabilecek bir aort yırtıldığında hastanın risk faktörleri gözden geçirilmeli ve kontrol altında tutulmalıdır.”