Etiket: tankın

  • Milli ana muharebe tankın seri üretimi için imzalar atıldı

    Milli ana muharebe tankı Altay’ın seri üretim sözleşmesi, Savunma Sanayii Başkanlığı ile BMC arasında imzalandı. Bu kapsamda 250 Altay tankı üretilecek. İlk Altay tankı 18 ay sonra Kara Kuvvetleri Komutanlığına teslim edilecek.

    Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) ile BMC arasında 250 Altay tankının seri üretimi için sözleşme Savunma Sanayi Başkanlığında düzenlenen törenle imzalandı. Törende konuşan SSB Başkanı İsmail Demir, Türkiye’nin savunma sanayinin gelişimi sürecinde kilometretaşı projeler sayıldığında Altay tankının bunların en başında sayıldığını belirterek, prototip geliştirme sürecinin oldukça yoğun çalışmalarla devam ettiğini anlattı.

    Seri üretimle ilgili kamuoyunun uzun süredir beklenti içerisinde olduğunu söyleyen Demir, “Bir dönem ihalesi gerçekleştirildi. O ihalede geliştirme sürecindeki şirketimiz sözleşme gereği teklif vermesi gereken o teklifleri yetersiz buldu. Tekrar açık bir ihaleye çıktık ve açık ihale sonucunda da oldukça rekabetçi bir fiyatla BMC firmamız ana yüklenici olarak bu ihaleyi aldılar. İhalenin sonuçlanması, tekrar fiyatların yenilenmesi, bizlerin biraz daha sıkıştırmamız çok iyi bir fiyat almak üzere çeşitli pazarlıklar fiyat analizleri derken karar çıktı ve ihale sonuçlandı. O süreçten sonra da gerek alt yükleniciler gerek ana yüklenicimiz ve gerekse Başkanlığımız ve Silahlı Kuvvetler personeli bu konunun nasıl yürütüleceğiyle ilgili sözleşmenin bütün detaylarıyla ilgili çok uzun çalıştılar. Bugün ortaya çıkan sözleşme bütün tarafların kendilerini maksimum ölçüde optimize ederek maliyet etkin bir tank ortaya çıkarmak üzere yaptıkları çalışmanın sonucu oldu. Bu çalışma sırasında bizlerde başkanlık olarak çeşitli teknoloji geliştirme kalemleri ortaya çıktıkça bu desteği esirgemeyeceğimizi ve tankımızın en modern teknolojiyle donatılmış bir tank olması içinde elimizden geleni yapacağımızı bildirmek istiyorum. Bugün prototip de olan veya mevcut teknolojide olan unsurlar tankımıza entegre edilirken diyelim 30 ay sonra herhangi yeni bir teknoloji geliştirmekle ilgili bir unsur gündeme gelirse burada da devletimiz bütün desteğini arkaya koyacaktır” ifadelerini kullandı.

    “Olmazsa olmaz unsurumuz Türkiye’de bu işin milli olarak yapılması”

    Sık sık kamuoyunda çeşitli zamanlarda tankın motoru şuradan tankın motoru buradan tankın motoru gelecek mi tankın motoru gidecek mi diye konuşulduğunu hatırlatan Demir, şöyle konuştu:

    “Türkiye olarak, başkanlık olarak motor konusunda çok kararlıyız. Gerek zırhlı araç motorları olsun, gerek İHA motorları olsun, gerek tank gerek uçakları olsun bütün bu motor zincirinde çeşitli projelerimiz başlamış durumdadır. Bu süreçler hemen bugünden yarına olacak süreçler değil bunu da biliyoruz ama bütün motor projelerindeki yüklenicilerimiz kesinlikle bu konuda kararlı bizlerde kararlıyız. Biraz zaman alabilir tecrübe biriktirmek için biraz daha çok çalışmamız gerekebilir ama sonuç olarak Türkiye’nin bağımlılık doğuran her türlü unsurdan azat olması gerekiyor. Buna motor, transmisyon, elektronik sistemler, atış kontrol sistemi çeşitli elektronik devreler gece görüş sistemleri aklınıza ne gelirse biz bu konularda Türkiye’nin bağımsız hareket edebilmesinin karar verebilmesinin önündeki bütün engelleri aşmak durumundayız. Tabi ki çeşitli yabancı ortaklıklar ve destekler ve işbirlikleri için hiçbir zaman kapıyı kapatmıyoruz. Kim iyi niyetliyse, kim bizim bu nihai hedefimizle ilgili bizimle hemfikir ise onlarla da işbirliği yapmaya hazırız. Bu konuda da dünya üzerindeki bizimle işbirliği yapmak isteyen bütün paydaşlara kapımız açık. Ama olmazsa olmaz unsurumuz Türkiye’de bu işin milli olarak yapılması destek olmaya beraber çalışmaya evet ama herhangi bir kısıta, teknolojide kapalılığa, Türkiye şuna sahip olamaz denilmesine asla müsaade etmeyeceğiz.”

    İnsansız tanklara da değinen Demir, “Bu süreç içerisinde bunu da geliştirirken, BMC sadece tank değil kendileri zırhlı araçlarda üretiyorlar. Orta sınıftaki zırhlı araçlarında bir kısmını bazılarını uzaktan kumandalı, bazılarını insansız yapmakla ilgili çalışmaları var. Onları da bekliyoruz. İnşallah onlardan tanktan çok daha önce çıkacak onları da göreceğiz” şeklinde konuştu.

    “Yüzde 100’ü yerli ve milli bir tank olacak”

    BMC Yönetim Kurulu Başkanı Ethem Sancak, bu işe talip olurken uluslararası tecrübesi olan bir firmayla ortaklık kurduklarını belirterek, “Süreç içerisinde gördük ki Başkanlığımız ve TSK bizden yüzde 100’ü yerli bir tank istiyorlar. Türk girişimcileri temsilen dünyanın en iyi tankını üreteceğiz. Performansı dünyada bir numara olan tank üreteceğiz. Yüzde 100’ü yerli ve milli bir tank olacak bu. Bu bakış açısından dolayı da başkanlığımızın da yönlendirmesiyle biz o ortaklığı bozduk. Onlar danışman olarak bize hizmet verecekler parasıyla. Onların da zaten çekilme sebepleri şuydu, ’bu proje çok karlı değil.’ biz dedik ki onlara ‘bizim burada derdimiz kar değil. Bırakın buradan kar etmeyi 40 yılda ortağımla ürettiğimiz bütün serveti harcama pahasına biz bu yükün altına gireceğiz.’ Bu niyetle de imzayı atacağız. Bunun ne kadar önemli bir görev olduğunun bilinci içindeyiz. Bu SSB ve TSK’nın milletin önüne koyduğu bu proje Fatih’in İstanbul’u fethederken ki şahi toplar kadar önemli bir proje. Eğer o şahi topları olmasaydı İstanbul’u fethetmek zordu. Tank şimdi topun yerine geçmiş ve toptan çok daha önemli çünkü topu da içeriyor zaten tank, muharebenin ana unsuru” açıklamasında bulundu.

    SSB’de gerçekleştirilen törene, Demir’in yanı sıra BMC Yönetim Kurulu Başkanı Ethem Sancak ve şirketin Yönetim Kurulu Üyesi Talip Öztürk, ASELSAN Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Haluk Görgün, Roketsan Genel Müdürü Selçuk Yaşar ile Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu Genel Müdür Vekili Mehmet Ünal’da katıldı.

    İlk Altay tankı 18 ay sonra teslim edilecek

    Altay Ana Muharebe Tankı Projesi, Kara Kuvvetleri Komutanlığının modern ana muharebe tankı ihtiyacının karşılanması amacıyla başlatıldı. Milli olarak tasarlanıp üretilen ve kalifiye edilen Altay Ana Muharebe Tankının seri üretimi için Savunma Sanayii İcra Komitesi tarafından 29 Mart 2018 tarihinde BMC firması ile sözleşme görüşmelerine başlama ve anlaşma sağlanması halinde sözleşme imzalama yetkisi Savunma Sanayii Başkanlığına verildi. Görüşmelerin sonucunda Altay Seri Üretim Sözleşmesi ana yüklenici olarak BMC firması ile imzalandı. Projede Aselsan, Roketsan ve MKE başta olmak üzere birçok savunma sanayi firması alt yüklenici olarak görev yapacak. Proje takviminin başlaması için belirlenen şartların tamamlanmasını müteakip seri üretim hattı kurulumu tamamlanacak ve Altay tankları üretilerek Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na teslim edilmeye başlanacak. Sözleşme; 250 adet Altay tankı üretimiyle birlikte ömür devri lojistik desteğinin sağlanması, Tank Sistemleri Teknoloji Merkezi kurulumu ve işletilmesi ile Güç Grubu Platformu üretimini kapsıyor. Seri Üretim Sözleşmesi kapsamında ayrıca, bir adet İnsansız Kuleli Altay tankının tasarlanması, geliştirilmesi ve üretimi gerçekleştirilecek.

    Proje takvimine göre ilk Altay tankı 18 ay sonra, Kara Kuvvetleri Komutanlığına teslim edilecek. Altay Ana Muharebe Tankı; 120 mm’lik tank topu, modern atış kontrol sistemi, geliştirilmiş beka yeteneği, lazer güdümlü tank topu ateşleme yeteneği gibi birçok teknik özelliğe sahip olacak.

  • Tankın içinde baygın bulunan genç hastaneye kaldırıldı

    Efeler İlçesi Muğla Karayolu üzerinde faaliyet gösteren bir akaryakıt istasyonun su tankını temizlemek isteyen bir genç tankın içinde baygın vaziyette bulundu. Hastaneye kaldırılan gencin durumunun ciddi olduğu belirtilirken Cumhuriyet Savcılığı tarafından olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

    Olay akşamüzeri Muğla karayolu Büyük Menderes Köprüsü yakınlarındaki bir benzin istasyonunda saat 15.00 sıralarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, benzin istasyonundaki 5 tonluk su tankı arıza yaptı. Benzin istasyonu yetkilileri, arızayı gidermek için gelen servis elemanı 17 yaşındaki Okan Ş. merdivenle tanka indi. Tankerin yanından malzeme almak için ayrılan ustası döndüğünde, Okan Ş.’in tankerin içerisinde baygın vaziyette yattığını gördü. Benzin istasyonundaki görevlilerle birlikte tanker devrilerek suyu boşaltıldı.

    İhbar üzerine olay yerine polis, jandarma, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi.

    112 Acil Sağlık ekipleri tarafından Atatürk Devlet Hastanesi’ne götürülen Okan Ş.’in durumunun ciddi olduğu öğrenildi.Tedavisi devam eden 17 yaşındaki Okan Ş.’in elektrik akımına kapılarak mı ya da metan gazı zehirlenmesi sonucu mu bayıldığı araştırılıyor.

  • Arnavutköy Belediyesi tankın üzerine kitapları serdi

    Arnavutköy Belediyesi, “15 Temmuz” temasıyla kapılarını açan 4’üncü CNR Kitap Fuarı’nda, 32 farklı yayının lansmanını yaptı. Standına 15 Temmuz’un simgelerinden olan maket bir tank da yerleştiren Arnavutköy Belediyesi, tankın üzerine kitaplar sererek, birlik ve beraberlik mesajı verdi.

    Arnavutköy Belediyesi, “15 Temmuz” temasıyla kapılarını açan 4’üncü CNR Kitap Fuarı’nda, yıl içerisinde yayımlamış olduğu 32 farklı yayının lansmanını yaptı. Fuarın üçüncü gününde de ziyaretçi akınına uğrayan stantta en çok ilgiyi ise, Arnavutköy Belediye Başkanı Ahmet Haşim Baltacı’nın talimatıyla standa yerleştirilen maket tank çekti. 15 Temmuz temasıyla organize edilen fuarda farkındalık oluşturmak için standa yerleştirilen tankın üzerine kitaplar örtülerek, tankın üzerine yazılan, “Kitap okuyorum, darbelere karşı duruyorum, Türkiye’mi seviyorum” yazısı ile birlik ve beraberlik mesajı verdi.

    “15 Temmuz’un hafızalarda yer alması için çalışıyoruz”

    4’üncü CNR Kitap Fuarı’nın ’15 Temmuz’ temasıyla açılmış olmasının çok anlamlı olduğunu belirten Arnavutköy Belediye Başkanı Ahmet Haşim Baltacı, “Böyle bir temanın seçilmiş olması, hemen bu olaya müteakip çok önem taşıyor. Mühim olan gelmiş olduğumuz bu noktada neden bu noktaya geldiğimizi genç neslimize çok iyi anlatmak. Eğer, Allah korusun böyle bir olumsuzlukla sonuçlanmış olsaydı, ne şekilde bir Türkiye olacaktı, bunu çok iyi anlatmak ve gelecek nesillerimizi bu mana da çok daha dinamik ve donanımlı yetiştirmek, bu maksatla seçilmiş olan bu temayı çok önemsiyoruz. Biz de Arnavutköy Belediyesi olarak, bu görevimizi ifa etmek üzere buradayız. Elimizden geleni yapmaya gayret ediyoruz. Gerek yayınlarımızla olsun gerek yapmış olduğumuz programlarımızla olsun, bu günün, 15 Temmuz’un hafızalarda yer alması ve bir daha ülkemizin böyle bir durumla baş başa kalmaması için her kurumun ve her kurumun ve her kişinin vazifesini yerine getirmesi adına görevli olduğumuzun bilinciyle buradayız” diye konuştu.

    Tankın 15 Temmuz’un önemli simgelerinden olduğunu belirten Yavuz Yel ise, “Bugün CNR EXPO Kitap Fuarı’na geldim. Stantları gezerken Arnavutköy Belediyesi’nin standını gördüm. Fuarın teması 15 Temmuz, Arnavutköy Belediyesi de standa maket bir tank yerleştirerek, tankın üzerine kitaplar sererek anlamlı bir mesaj vermiş” şeklinde konuştu.

  • 15 Temmuz’da tankın önüne yatan kahraman Kayseri’de

    FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişiminde tankın önüne yatan Metin Doğan, “21. yüzyılın firavunlarına karşı Musa olmuş bir Cumhurbaşkanına sahibiz” dedi.

    Kayseri Valiliği öncülüğünde Kayseri Büyükşehir Belediyesi ve Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü tarafından ‘Yenikapı Ruhu Kayseri’de Canlanıyor, 15 Temmuz Direnişten Dirilişe’ gecesi düzenlendi. Kadir Has Kongre Merkezi’nde düzenlenen geceye, Kayseri Valisi Süleyman Kamçı, Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Çelik, protokol üyeleri ve çok sayıda vatandaş katıldı.

    “21. yüzyılın firavunlarına karşı Musa olmuş bir Cumhurbaşkanına sahibiz”

    İhlas Haber Ajansı’nın servis ettiği fotoğraf ile darbenin sembolü haline gelen ve 15 Temmuz gecesinde tankın önüne yatan Metin Doğan, darbe gecesinde yaşadıklarını anlattı. Doğan, şunları söyledi:

    “Darbeyle ilgili yapılan programlarda siyaset konuşulmazmış gibi laflar da geliyor ama siz bu millet için çalışan Cumhurbaşkanını, Başbakanını öldürmek için darbe yapacaksınız, sonrada darbe için yapılan programlarda siyaset konuşulmaz diyeceksiniz. Böyle bir dünya yok. Ben hiçbir siyasi partiye oy vermedim. Oy vermeme nedenim siyasi partileri sevmediğimden dolayı değil, 2 ay sonraki bir seçim için Pazar günümü yok etmek istemedim. Çok cahilce bir düşünce ama yine 1 oy ne yapacak diye düşünüyorum. Oy vermemiş olmam benim bir siyasi görüşümün olmadığı kanıtı değil. Benimde bir siyasi görüşüm var ve bende bir tarafım. Benim tarafımı kimse belirlemedi. Benim tarafımı vicdanım ve zekam belirledi. Ben 45 yaşındayım ve bu ülkede çok şeyler gördüm. Ben bir tane Başbakan adayının ‘Seçim Pazar günü olacaksa, pazartesi günü herkesin 3 tane anahtarı olacak’ vaadini gördüm. Milleti o kadar salak yerine koyuyorlardı ki. Yolsuzluklar başını alıp o kadar gitmişti ki. Şimdiye yolsuzluk haberleri yapıyorlar. O zamanda vardı. Mısır’da ki darbeye tüm dünya ‘Darbe değil’ derken, hiç korkusu olmadan ‘Darbedir’ diyen bir Cumhurbaşkanına sahibim. Sadece bu değil. 21. Yüzyılın firavunlarına karşı Musa olmuş bir Cumhurbaşkanına sahibim. Dünyada her yerde kriz varken benim ülkemde kriz yok.”

  • Tankın üzerinde darbeye karşı duran vatandaş o anları anlattı

    Zonguldak’ın Ereğli ilçesinde yaşayan ve 15 Temmuz 2016 akşamı yaşanan darbe teşebbüsünde İstanbul’da üzerine çıktığı tankın hareket etmesi sonucu yere düşerek yaralanan Barış Gülhan, yaşadığı o anları anlattı.

    15 Temmuz 2016 akşamı İstanbul’da darbe teşebbüsüne karşı sokağa çıkan ve üzerine çıktığı tankın hareket etmesi sonucu düşerek ayağı kırılan Barış Gülhan, iki hafta sonra yaşadığı Zonguldak’ın Ereğli ilçesine geldi. Koltuk değnekleri ile demokrasi nöbetine katılan Gülhan, getirdiği Türk bayrağını salladı. Babasının tedavisi nedeniyle 15 Temmuz’da İstanbul’da bulunan ve akrabalarının evinde kalan Gülhan, gazetecilerin sorularını cevapladı. E-5 üzerindeki tankın üzerine çıktığı sırada tankın hareket etmesiyle birden dengesinin bozulduğunu ve yere düştüğünü, düşme sonucunda da ayağının kırıldığını anlatan Gülhan, millet olarak o gün orada yapılması gerekenleri yaptıklarını ifade etti. Gülhan, “Evde oturuyordum. Özgürlüğümüze olan darbeyi görünce ister istemez başımızdan aşağıya kaynar sular döküldü. Evdekilerden müsaade aldım, helallik aldım. Arkadaşlarımla telefonlaştım. Beni almalarını söyledim. Boğaz Köprüsü’ne niyetlenmiştim. Oraya gitmek istiyordum. Arkadaşlar gelene kadar hayli bir süre geçti. Niyetimde Boğaz Köprüsü varken E-5 üzerinde Maltepe Küçükyalı yakınlarında 2 tane tank vardı. O tanklarla ilgili millet olarak gerekli çalışmayı ve mücadeleyi yaptık. Oradaki askerlere de telkinde bulunduk. ’Yapmış olduğun iş yanlıştır. Devletine ve milletine teslim ol. Gittiğin yol yol değildir’ diye anlatmaya çalıştık. Bir tane arkadaş orada olayın farkına vararak tankı etkisiz hale getirdi, kendisi bıraktı. İkinci tanka geçtik. Yine hep bir ağızdan millet olarak üzerindeydik. O ara nasıl olduysa aniden tankı geri hareket ettirdi. Öne doğru tankı hareket ettirirken aracı altına aldı. Araçla birlikte orta refüje vurdu. O ara ben tankın üzerindeydim. Dengemi kaybettim. O atlayışta ayağım kırılmış. Onun farkında değildim. Oradaki tanklar çok şükür hedefine ulaşamadı. Tekrar ters istikamete doğru gitti. Arkadaşlarımızla organize olup Boğaz Köprüsü’ne gittik. Boğaz Köprüsü çok farklıydı. F-16’ların bizzat tepemizden geçtiği, Skorsky helikopterlerinin geçtiği, tank ve top sesleri, silah seslerinin birebir yaşandığı yerlerdendi. Oradaki duygu çok farklı. Elinizde herhangi bir cisim olmadan sadece millet ve vatan için Allah için, iman için ve iman aşkı ile sokaklardaydık. Hiç kimseye zarar verilmedi. Orada kendimiz zarar gördük. Kendi canımız yandı. Ama kimsenin canı yanmasın dedik. Millet olarak o gün orada yapmamız gerekeni yaptık” dedi.

    “Çanakkale duygusunu orada yaşadım”

    Tankların üzerindeyken Çanakkale’de yaşanan kahramanlık destanlarının aklına geldiğini ve o duyguyu orada yaşadığını kaydeden Gülhan, “Çocukluğumda geçen bir anı vardı. Bizim atalarımız nasıl oluyor da kılıca korkusuzca gidiyordu. Ben o gün orada o duyguyu tattım. Ben orada o tankın, oradaki durumun, atmosferin, üstümde dolaşan F-16’ların geçmesi, tankın top sesi, keskin nişancı sesleri, orada milletin karakollara etten duvar olduğunu gördüm. Orada tamamıyla Allah’tan. Normal şartlarda bir insanın gidip de o tankın üzerine çıkma şansı yok. Ama orada yeter ki bu millet, bu vatan eski günlerine dönmesin, herkes karınca kararınca, gücümüz yettiğince sesimizi çıkartmış olduk” diye konuştu.