Etiket: Tanıyın

  • ’Aile hekiminizi erken tanıyın’ kampanyası

    Sağlık Bakanlığı, aile hekimliğini tanıtmak ve hastanelerdeki yoğunluğu azaltmak amacıyla Türkiye genelinde “Aile Hekiminizi Erken Tanıyın” kampanyası başlattı. Bu kapsamda, Malkara İlçe Sağlık Müdürlüğü görevlileri tarafından vatandaşlara bilgilendirme yapıldı.

    Malkara Devlet Hastanesinde düzenlenen etkinlikte, İlçe Sağlık Müdürlüğü görevlileri tarafından vatandaşlara bilgilendirme broşürleri dağıtarak, aile hekimliğinin önemine değinildi.

    Konuyla ilgili yapılan açıklamada, “Aile hekimine hastalığınız olmasa da yılda 1 kez muayeneye gitmeniz hastalıklar ortaya çıkmadan önlenmesi açısından önemlidir. Hastaneler tedavi kurumuyken aile hekimleri koruyucu ve teşhis edici sağlık hizmetlerini verirler. Yılda en az 1 kez hasta olmasanız da aile hekiminize gitmeniz aile hekiminizi tanımanız onun da sizi tanıması açısından önemlidir. Böylece 1. basamak koruyucu ve teşhis edici sağlık hizmetlerini ücretsiz olarak alırsınız. Özellikle gebe bebek çocuk takipleri aşılama hizmetleri kanser erken tarama testleri rutin tahliller ve tansiyon takibi hizmetleri verilmektedir. Bu sebeple aile hekiminizi öğrenmeniz ve hizmetlerinden yararlanmanız hastalıklar daha ortaya çıkmadan engellenmesi ve sadece tedavi hizmeti veren hastanelerdeki yoğunluğun azalması açısından önemlidir” ifadeleri kullanıldı.

  • Filistin Milli Konseyi’nden İngiltere’ye çağrı: “Başkenti Kudüs olan Filistin devletini tanıyın”

    Filistin Milli Konseyi, İngiltere’ye, başkenti Kudüs olan bir Filistin devletini tanıması ve uluslararası hukuki kararlar gereğince mültecilerin geri dönmesi çağrısı yaptı.

    Filistin Milli Konseyi, Balfour Deklarasyonunun 101. yılı münasebetiyle Amman’daki bürosundan yaptığı açıklamada, İngiliz hükümetinden, Filistinlilerin vatanında Yahudilere devlet kurma hakkı vererek yol açtığı etnik temizlik ve saldırıların günahını temizlemek için başkenti Kudüs olan bir Filistin devletini tanıma çağrısı yaptı. Ayrıca Filistin Milli Konseyi, İsrail’in Birleşmiş Milletlerin aldığı kararları ve insan haklarını ihlal ettiğine vurgu yaptı.

    Filistin Milli Konseyi, yaptığı çağrıda Filistinli nesillerin evlerinden sürülme, mülteci kamplarında ve ülkelerinin dışında çektiği acıları affetmeyeceğinin altını çizdi. Konsey, Filistin halkının topraklarında kendi geleceklerine kendilerinin karar verme ve topraklarını savunma hakkından vazgeçmeyeceğine vurgu yaparak, Filistin halkının haklarının elinden alınmasına yönelik her türlü projenin Filistin halkının hürriyeti, bağımsızlığı ve mültecilerin geri dönüşü için haklı direnişteki kararlılığıyla başarısızlığa uğrayacağı kaydedildi.

    Balfour Deklarasyonu

    Balfour Deklerasyonu, dönemin İngiltere Dışişleri Bakanı olan Arthur Balfour tarafından başlatılan Filistin’de bir Yahudi devletinin kurulmasına imkan sağlayan bir teşebbüs olup 2 Kasım 1917’de Lord Rothchild’e yazılan bir mektuptur. Balfour Deklarasyonu olarak tarihe geçen 67 kelimelik mektupta, Filistin topraklarında İsrail ‘vatanı’ oluşturulmasına destek verilmesi ile birlikte Filistin halkına zarar gelmemesinin fırsat verilmeyeceği de vaat ediliyordu.

    Mektupta şu ifadeler yer alıyor:

    “Saygıdeğer Lord Rothschild, Majestelerinin hükümeti adına bakanlar kuruluna takdim edilen ve kabul gören Siyonist Yahudi isteklerini memnuniyetle kabul eden aşağıdaki deklarasyonu göndermekten memnuniyet duyarım. Majestelerinin hükümeti, Filistin’de Museviler için bir milli yurt kurulmasını uygun karşılamaktadır ve bu hedefin gerçekleştirilmesini kolaylaştırmak için elinden geleni yapacaktır. Filistin’deki mevcut Musevi olmayan toplumların sivil ve dini haklarına ve başka ülkelerde yaşayan Musevilerin sahip oldukları hak ve politik statülerine zarar verecek hiçbir şeyin yapılmayacağı açıkça anlaşılmalıdır. Bu deklarasyonu Siyonist Federasyonu’nun bilgisine sunmanızdan memnuniyet duyacağım. Saygılarımla Arthur James Balfour”

  • Uzmanlardan ’çocuğunuzu tanıyın’ uyarısı

    Medical Park Gaziantep Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uz. Dr. Erkan Altuncuoğlu, her annenin çocuğunu dikkatle inceleyip ondaki farklılıkları yakalamak istediğini hatırlatarak, bazı çocukların gerçekten diğerlerinden farklı olabileceğini belirtti.

    Çocuk Sağlığı ve hastalıkları Uzman Doktoru Erkan Altkuncuoğlu, her annenin çocuğunu dikkatle inceleyip ondaki farklılıkları yakalamak istediğini hatırlatarak, bunun altında yatan sebebin ise kendi için özel olan çocuğunun herkes için de özel olma arzusu olduğunu ifade etti.

    Bazı çocukların gerçekten özel olabileceğini belirten Altuncuoğlu, “Ama bu bazı çocukların diğerlerinden daha özel olmadığı anlamına gelmez. Bazı çocuklar gerçekten diğerlerinden daha farklı olabiliyor. Bunu hepimiz gündelik yaşantımızda farkedebiliyoruz. Bazılarını da biz farklı sanıyoruz, çünkü çocukların neler yapabileceğini bilemiyoruz” dedi.

    Çocukların erkenden öğrenmesinin olumlu ya da olumsuzlukları olabileceğini belirten Altuncuoğlu, “Değişik oyuncaklar, kitaplar, bilgisayar ve televizyon sayesinde pek çok şeyi önceden görüyorlar. Bu uyarılardan bazılarının olumsuz etkileri yanı sıra çocuklara kazandırdıkları da oluyor şüphesiz’’ şeklinde konuştu.

    İki-dört yaş arasındaki sinyaller

    Çocukların tanınması konusunda ısrarlı uyarılarını sürdüren Altuncuoğlu, “Sizin çocuğunuz da diğerlerinden farklı mı? Farklı ise hangi alanda daha yetenekli? Bu sorulara cevap vermek için işte yapmanız gerekenler. Artistik becerilerini ya da sayılarla arasını takip edin. Olması gerektiğinden daha fazla realist resimler çiziyorsa ya da basit matematik işlemlerini kafasında yapabiliyorsa çocuğunuzda biraz farklılık olduğunu düşünebilirsiniz. Konuşma ve yabancı dil konusunda hızlı bir gelişim kaydedebilir. Yeni konuşmaya başlamış olsa bile kelime haznesi çok çabuk genişler. Hatta çok daha fazla kelimeden cümleler kurmaya başlarlar. Çok meraklı ise ve sürekli sorular soruyorsa. Gerçi üç yaş, çocukların bol soru sormaya başladığı bir dönemdir ama özel çocukların soruları asla bitmez. Hiperaktif değillerdir ama son derece hareketli çocuklardır. Aradaki fark da şurada, Hiperaktif olan çocuklar çok hareketlidir ama konsantrasyon zorluğu çekerler ve bir şeye çok kısa süre dikkat gösterirler. Ama bu çocuklar çok hareketli olsalar bile uzun süreli dikkat bütünlüğü sağlayabilirler. Hatta çok ilgili oldukları bir konu ile ciddi bir süre ilgili kalırlar. Geniş, karışık ama çarpıcı hayal güçleri vardır. Ve bu özellikleri sayesinde çevrelerinde kendileri gibi çocukları bulur, onlarla diğerlerine nazaran daha yakın olurlar. Her çocuğun yaşadığı gelişim aşamalarını çok daha hızlı yaşarlar. Kitap, televizyon ya da filmlerden öğrendikleri bilgileri unutmazlar, aksine her zaman hatırlar ve bu bilgileri kullanırlar. Hatta siz, çocuğunuzun bu bilgiyi nereden, nasıl edindiğini bilmezsiniz bile” ifadelerini kullandı.

    “Kendileri de fark edebilirler”

    Uz. Dr. Erkan Altuncuoğlu, çocukların yaşları ilerledikçe özel çocuklardaki farklılıkları anlayabilmenin zorlaşabileceğini belirterek, “Üç-dört yaşlarındaki çocuklar arasında yaşıtlarından daha farklı olduklarını idrak edenler bile çıkabilir. Ama bu onların kendilerini dışlanmış ve yalnız hissetmelerine de sebep olur. Bu da onların durumlarından memnun kalmamalarına neden olur. Hatta birtakım hayal kırıklıkları yaşamaya başlarlar. Çünkü yaşlarından ve yaşıtlarından daha ileri gittikleri için daha hızlı düşünür, kendilerini fiziksel ya da sözel olarak daha düzgün ifade ederler. Dolayısı ile beklediği karşılığı bulamamaları onları üzer. Son yıllarda çocukların özel olup olmadığını anlamak için pek çok anne ve baba çocuklarını testlere tabi tutmaya başladı. Bu testler belli yaşlarda yapılarak ve belli dönemlerde tekrarlanarak çocuğun gelişimi takip edilebiliyor. Daha yetenekli olduğu alanlar tespit edilip, onları daha iyi değerlendirmesi amaçlanıyor” şeklinde konuştu.

    “Çocuklara zeka testi yapılabilir”

    Uz. Dr. Altuncuoğlu, elde edilen sonuçların kesinliği olmayacağını belirterek, “Daha doğru sonuçlar elde etmek için beş yaşın beklenmesi gerekir. Çok zeki ya da özel yetenekleri olan çocuklar arasında da öğrenme zorluğu çekenlerin olduğuna dikkat çekiyorlar. Dolayısı ile özel çocuk olmak demek mutlaka her alanda her şeyi çok çabuk kavrayıp yapabilmek anlamına gelmiyor. Üstün zeka ve yetenek belirtilerini, mükemmel uzun süreli bellek, geniş sözcük dağarcığı, okuduğunu anlama başarısı, matematiksel akıl yürütme başarısı, tartışmalarda gelişmiş sözel beceriler sergileme, bilgisayar kullanmada beceriklilik, daha güç işlerde daha başarılı olma, karmaşıklığı çözebilme, aşırı yeni buluşçu ve yüksek hayal gücü, sonuca iyi ulaşabilme, keskin gözlemci olma, çok ilginç fikirlere sahip olma, aşırı meraklı olma, çok soru sorma, yüksek düzeyde enerjisi olma, algılayıcı olma, mükemmel espri anlayışı, sanat, bilim, geometri, mekanik, teknoloji ya da müzikte başarılı olma olarak özetleyebiliriz. Ve bu çocuklarda bu özelliklerinin hemen hemen hepsi toplu halde görülebilir” diye konuştu.

    Üstün zekalı çocukları tanımak

    Altuncuoğlu, üstün zekalı çocukları bir takım özelliklerden tanımanın mümkün olduğunu belirterek, üstün zekalı çocukların özelliklerini ise şöyle anlattı:

    “Fiziksel gelişim ve sağlıkları diğer çocuklardan daha iyidir. Çok enerjiktir. Aşırı duyarlı sinir sistemine sahip olmaları, normal yaşıtlarına oranla daha fazla hareketli olmalarına yol açabilir. Bebeklik döneminde daha az uyku gereksinimi duyabilir. Duyu organları çok keskindir. Bebeklerde battaniyeleri üzerinden atma, giyim eşyalarındaki etiketlerden rahatsız olma, altlarının ıslanmasına ve gürültüye aşırı tepki gösterme şeklinde kendini belli eder. İki ayrı fabrikanın ürettiği meyve suyu arasındaki farkı hemen anlar. Kuvvetlidirler ve hızlı olgunlaşır. Sosyal gelişim özelliklerinden biri ise kendilerinden büyük çocuklarla karmaşık oyunlar oynamak istemeleridir. Karşısındakilerin duygu, düşünce ve isteklerini tahmin etme yeteneğine sahiptir. Lider olma özellikleri vardır. Espri yetenekleri gelişmiştir. Kişilik özelliklerinde ise bağımsız olma özelliği göstermeleridir. Eline yeni bir oyuncak verdiğinizde saatlerce o oyuncakla ilgilenebilir. Yüksek amaç ve ideallere sahiptir. Yaşamlarındaki olayları denetim altına alabileceklerine inanır, kaderci değillerdir. Aşırı duygusal olabilir. Arkadaşlarına yapılan bir haksızlık bile onların gözlerinin dolmasına neden olabilir. Nesli yok olabilecek türler, enerji kaynaklarının azalması, kirliliğin artması gibi sorunlara aşırı duyarlıdır. Mükemmelliyetçidir. Zihinsel özelliklerde ise kolay ezberleyip, ezberledikleri bilgileri uzun süre hafızasında saklayabilir. Kelime hazineleri geniştir. Başladıkları görevleri bitirmek için kendilerine daha fazla fırsat verilmesini ister. Erken konuşmaya başlar. İki kelimeli cümleleri yaşıtları iki yaşında söyleyebilirken, onlar bir yaşında söyleyebilir. Kendi başlarına okumayı öğrenebilir. Ama kas gelişimi aynı hızı gösteremez. Hızlı düşünürler, ama yazarken kasları o hızı takip edemez. Bu nedenle birinci sınıfta en büyük sorunları yazmayı sevmemek olur. Sayılara erken ilgi duyarlar. Üç yaşındaki bir çocuk, on binlerden bahsedebilir. Evet belki sizin çocuğunuzda keşfedilmeyi bekleyen bir cevherdir, belki de o bir süper zeka neden olmasın.”

  • Koah’ı Tanıyın, Hayat Sizden Uzaklaşmasın

    Aydın Halk Sağlığı İl Müdürü Dr. Kasım Çetin, KOAH hastalığını tanıyarak, sağlıklı bir yaşamın sürdürülebileceğini belirtti.

    Aydın Halk Sağlığı Müdürü Uzm Dr. Kasım Çetin, 18 Kasım Dünya KOAH Günü nedeniyle yaptığı açıklama: “Bu yıl Dünya KOAH Günü 18 Kasım 2015 olarak belirlendi. Hedefimiz KOAH’ın her yıl daha fazla kişi tarafından bilinmesi ve risk faktörü taşıyan kişilerin sağlık kuruluşlarına başvurmalarını sağlayarak yaşamlarını daha kaliteli sürdürmelerini sağlanmasıdır. KOAH ilerleyici bir hastalık olmasına karşı önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalıktır. Sağlık Bakanlığı ve Türk Toraks Derneği, dünyada KOAH bilincini artırmak üzere kurulan Global Initiative of Obstructive Lung Disease (GOLD) ve Dünya Sağlık Örgütü önderliğinde ortak Global Alliance Against Chronic Respiratory Diseases (GARD) Türkiye Projesi kapsamında her yıl Dünya KOAH Günü etkinlikleri yaparak toplumumuzda KOAH farkındalığını ve bilincini artırmayı hedeflemektedir” dedi.

    KOAH’LILAR HASTA OLDUKLARINI BİLMİYOR

    KOAH hastalığı hakkında bilgiler veren Dr. Çetin, “KOAH, nefes yollarında mikroplarla oluşmayan bir iltihaplanmaya bağlı oluşan ilerleyici bir akciğer hastalığıdır. KOAH, tüm dünyada önemli bir halk sağlığı sorunu olmasına karşın, kamuoyu tarafından yeterince bilinmeyen bir hastalıktır. KOAH’ın görülme sıklığı 40 yaş üstü yetişkinlerde yüzde 15-20’dir. Bir diğer deyişle toplumumuzda 40 yaş üstü her 5 kişiden birinde KOAH vardır. Oysa 10 KOAH hastasının sadece biri doktora başvurmuş ve doğru tanı alabilmiştir. Bu durumda, ülkemizde bulunan 3-5 milyona yakın KOAH’lı hastanın sadece 300-500 bini kendisinde hastalık olduğunu bilmektedir. Küresel Hastalık Yükü Çalışması verilerine göre, KOAH yılda 2.9 milyon ölüme neden olmaktadır. Günümüzde tüm dünyada 3. ölüm nedeni haline gelen KOAH, tüm ölümlerin de yüzde 5.5’inden sorumludur. Türkiye’de solunum sistemi hastalıkları en sık görülen 3. ölüm nedenidir ve bu ölümlerin yüzde 61.5’i KOAH nedeniyledir. Toplumun KOAH konusunda yeterli bilgiye sahip olmaması, hastalığın erken tanısını ve etkin tedavisini güçleştirmektedir” diye konuştu.

    KOAH’IN TEDAVİSİ MÜMKÜN MÜDÜR?

    KOAH’ın ilerleyici bir hastalık olmasına karşı önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık olduğuna dikkat çeken Dr. Çetin, şu uyarılarda bulundu: “KOAH’lı bir hastanın yapması gereken ilk iş sigarayı bırakmak amacıyla hekime başvurmasıdır. Sigara bağımlılığı tedavi edilebilen bir hastalıktır. Bunun dışında, diğer zararlı toz ve dumandan uzak durulması, grip ve zatürre aşılarının yapılması ve nefes yoluyla alınan ilaç tedavisinin yanı sıra fiziksel aktivitenin önerilmesi ve uygulanmasının sağlanması; hem hastalık gelişimi, hem hastalığın ilerlemesi ve kötü sonuçlarının önlenmesinde önemli bir adımdır. Yeterli bir fiziksel aktivite için ağır egzersizlere gerek yoktur, haftanın çoğu günleri yapılan orta yoğunluktaki fiziksel aktivite yeterlidir. Herkesin yapabileceği bir aktivite olan yürüyüş, düzenli fiziksel aktivitenin sağladığı hemen tüm yararları sağlayabilmektedir. Sağlık Bakanlığı ve Türk Toraks Derneği, GARD Türkiye çerçevesinde, tüm hekimleri, kamu yetkililerini, Ulusal örgütleri ve Ulusal ve yerel medyayı birlikte çalışmaya davet etmektedir. KOAH tanıyın, hayat sizden uzaklaşmasın”