Etiket: Tanıklık

  • İHA’dan ‘15 Temmuz’a tanıklık’ sergisi

    İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirlerinin, Fetullahçı Terör Örgütünün (FETÖ) 15 Temmuz’da gerçekleştirdiği hain darbe girişimi sırasında çektiği fotoğraflar, Batman’da sergilendi. Sergiye, Batmanlılar yoğun ilgi gösterdi.

    İHA objektiflerine 15 Temmuz darbe girişimi gecesinde yaşananların yansıdığı fotoğraf kareleri Batman’da sergilendi. Batman Belediyesi Kültür Sanat Merkezi düzenlenen serginin açılışına, Vali Ahmet Deniz, Belediye Başkanı Ertuğ Şevket Aksoy, Batman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Aydın Durmuş, İHA Diyarbakır Bölge Müdürü Abdülkerim Kantarcıoğlu, Kızılay Batman Şube Başkanı Ali Tezdiğ, kamu kurum ve kuruluşlarının müdürleri, bazı sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.

    Serginin açılış kurdelesinin kesilmesinin ardından konuşan Vali Deniz, Çanakkale’de milleti dize getiremeyenlerin, bu terör örgütünü kurarak, dize getirmeye çalıştıklarını ancak başaramadıklarını ve başaramayacaklarını vurgulayarak, “Bunların saldırılarına karşı imanlı yürekler vardı. ‘Vatan sevgisi imandandır’ diyen bir milletin fertleriyiz. Şükretmemiz lazım. Şükürler olsun Rabbimize. Bugün de İHA’nın Türkiye genelinde açtığı sergilerden birini gezdik, duygulandık. O yürekli insanlarımızın, tankın altına yatan, tanka göğüs geren bir milletin ferdi olmak mutluluk vericidir” dedi.

    Belediye Başkanı Ertuğ Şevket Aksoy ise milletin birbirine sarılmasıyla kimsenin gücünün Türkiye’yi bölmeye yetmeyeceğini anlatarak, “Biz geleceğimizi ortak paydada gördükçe bize kimsenin gücü yetmeyecektir. Tabii bu eylemden çıkarmamız gereken dersler var. 15 Temmuz’u anlamak için resmi geniş görmek lazım. Dünyada neler olup bittiğini gözden geçirmek lazım. Buradaki mesele bir avuç hainin yaptığı bir iş değil. Uluslar arası ortakları olan bir oluşumun Türkiye’deki izdüşümüdür. Suriye’deki gibi dünyanın diğer zengin kaynakları olan ama fakirlik içinde yaşayan mağdur edilen ülkelerin yaşadıklarından ayrı değerlendiremezsiniz. Bugün şehitlerimiz ve gazilerimiz için üzülüyorum ama yeni bir kurtuluş savaş vermenin de sonsuz gururunu yaşıyorum” diye konuştu.

    Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği sergi, 3 gün boyunca gezilebilecek.

  • (Özel Haber) Sayısız savaşa ve darbeye tanıklık etti, ilk kez 15 Temmuz’da adı değiştirildi

    Kurulduğu günden bu yana sayısız savaşa tanıklık eden, darbe yıllarında da dikkatleri hep üzerine çeken İstanbul GATA’da 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında yeni bir sayfa açıldı. Yaşanan onca tarihi olay sonrasında ilk kez adı değiştirilerek “Sultan Abdülhamid Eğitim ve Araştırma Hastanesi” adını alan hastanede sivil hasta başvuru sayısında dört kat artış yaşandı.

    15 Temmuz darbe girişiminin ardından 2016 yılının Temmuz ayında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname ile Sağlık Bakanlığına bağlanan Gülhane Askeri Tıp Akademisi Haydarpaşa Eğitim Hastanesi (GATA), yeni adı Haydarpaşa Sultan Abdülhamid Eğitim ve Araştırma Hastanesi ismiyle hizmet veriyor.. Aradan geçen 7 aylık süre zarfında kapılarını askeri personelin yanı sıra sivil vatandaşlara da açan hastanede tedavi hizmetleri ileri teknolojik donanımlarla sağlanıyor.

    1846 yılında kurulan ve köklü bir geçmişi olan hastanenin tam teşekkülü olarak hizmet vermesi için çalıştıklarını belirten Anadolu Kuzey Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Doç. Dr. Kamil Özdil, “Dışarıdan uzman takviyeleri yaptık. Yeni doğan bakım ünitesini 6’dan 9’a çıkarıyoruz. Yeni doğan kalp ameliyatlarını da burada yapar hale getiriyoruz. Kardiyoloji konusunda etkin bir hizmet veremiyorduk. Şimdi yan taraftaki Siyami Ersek Hastanesinin bütün imkanlarından faydalanarak anjiyo hizmetini de devreye alıyoruz. By-pas yapılıyordu fakat şimdi güçlendiriyoruz. Acil servise başvuru oranı günlük 70 iken, şimdilerde 250’yi aştı. Polikliniklerde de 700 olan başvuru sayısı 2 bin 700. Yatması gereken göğüs hastalıkları hastalarının hepsini buraya da yöneltiyoruz. Ciddi doluluk oranlarına ulaştık. Burası şuanda güçlü bir göğüs hastalıkları merkezi oldu. Göğüs yoğun bakımı kurduk. Diğer hastanelerden buraya cihaz, teçhizat kaydırdık” diye konuştu.

    Doç. Dr. Kamil Özdil, hastanenin askerlere Mehmetçik Polikliniğinde hizmet verdiğini hatırlattı.

    İstanbul’da üç Basınç Odası Merkezinden biri bu hastanede

    Bu arada Deniz ve Sualtı Hekimliğine bağlı Basınç Odası Merkezi hastanede 1995 yılından beri bulunuyor. İstanbul’da üç basınç odasından biri olan bölümün bakımı da tamamlandı. Basınç tankı günde 12 hasta kapasiteli. Vurgun yiyen dalgıçlardan yola çıkılarak yapılan tankın temel amacı oksijensiz kalmış dokulara oksijen sağlamak. Yaklaşık 2 saatlik seanslarla 12 hasta tedavi oluyor.

    “Türkiye tarihi ile barışarak ilerliyor”

    Hastanenin sivilleşme sürecini Türkiye’nin tarihi ile barışma noktasında atılan bir adım olarak değerlendiren Sosyolog İsmail Öz, “Askeri personel öncelikli olarak hizmet alırken artık sivil vatandaşlar da hizmet alıyor. Bu anlamda Türkiye hem tarihi ile barışarak hem kendi zeminini daha da sivilleştirerek ilerliyor. 1846 Abdülhamit dönemine tekabül etmiyor. 15 Temmuz ve Abdülhamit’in ortaya çıkan mücadelesi ve son dönemde yaşadıklarımızla onun arasında zihinsel bağ kuruldu. Milletin Abdülhamid’e olan saygısı bu anlamda çok yüksek bir boyuta taşındı. Ben öyle zannediyorum ki burada Abdülhamit’in manevi şahsiyetine 15 Temmuz sonrasında birleşen ruhla örtüşmesine bir atıfla bu isimlendirme yapıldı” diye konuştu.

    Vatandaş da asker de memnun

    Vatani görevini Kastamonu’da yapan ancak tedavi amaçlı hastanede bulunan Mevlüt Göktaş, tedavi sürecinden memnun olduğunu belirterek, “Yemin töreni sırasında düştüm ayak bileğim kırıldı. Yapılan pansumanlardan gayet memnunum, bir sıkıntım yok” dedi.

    Asker Yunus Emre Şipka ise, “Daha önce GATA iken, yani Sağlık Bakanlığına devredilmeden önce hiç gelmedim. Ama halka faydası olacaktır” diye konuştu.

    Ameliyat olmak için Ordu’dan gelen Necdet Tan isimli vatandaş da, “Eskiden buraya hiç giremiyorduk. Ordu’dan buraya ameliyat olmak için geldim, hemoroidim vardı. Perşembe günü ameliyat olacağım” dedi.

    10 gündür yatan hastasına refakat eden Havva Özdemir ise, “Önceden burayı kullanma şansımız yoktu. Şuanda çok memnunuz, rahatlıkla muayene olabiliyoruz. Herkese açık olması bizim için iyi oldu” ifadelerini kullandı.

  • Rektör ve yardımcısı FETÖ davasında tanıklık etti

    Isparta’da 3 gün önce aralarında Isparta eski Valisi Memduh Oğuz, Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) eski Rektörü Hasan İbicioğlu, rektör yardımcıları, üniversite öğretim üyeleri ve iş adamlarının bulunduğu 49’u tutuklu toplam 130 sanık hakkında başlayan FETÖ davasına devam edildi. Mahkeme tanık olarak SDÜ Rektörü İlker Çarıkçı ve yardımcısı Sedat Aktan’ı dinledi.

    Isparta Ağır Caza Mahkemesinde görülen davanın bugünkü duruşmasına tutuklu sanıklardan Eski Vali Memduh Oğuz, Akşehir Cezaevinde olması nedeniyle SEGBİS video konferans sistemiyle katılırken, 39 tanık hazır bulundu. Mahkeme heyeti SDÜ Rektörü İlker Çarıkçı ile yardımcısı Sedat Aktan’ı tanık olarak dinledi. 2011 rektörlük seçimlerinden sonra 1 sene İletişim Fakültesi Dekanı görevi yaptıktan sonra, cemaat yapılanmasına tepki göstererek görevinden ayrıldığını belirten Çarıkçı, 2015 seçimlerinde aday olduğunu ve rektör seçildiğini söyledi. Çarıkçı, 2011 yılında Bilimsel Düşünce Topluluğu adı altında muhafazakar milliyetçi öğretim üyelerinden oluştuğunu bildiği platformun toplantılarına davet edildiğini ve bu toplantıların 4-5 kez yapıldığını kaydetti. Çarıkçı, “O platformun bu yapıyla değil, iyi niyetli bir yaklaşım olduğunu biliyordum. Platformda adaylardan ikisi çekildi ve tek aday Hasan İbicioğlu desteklendi” dedi.

    “Kendine yakın isimleri alacağını duydum”

    Dekanlık görevinden rektörlük yönetiminin bu yapılanma içinde olduğunu hissederek tepki amaçlı ayrıldığını belirten Çarıkçı, “Tabi 2011 yılında şartlar çok farklıydı. Güçlü bir yapıydı. Biz o dönem yapılanmaya karşı mücadele verdik” diye konuştu. O dönem açık biçimde gölge bir yapılanma olduğunu gördüğünü kaydeden Çarıkçı, Rektör Yardımcısı Numan Tamer’in (davanın firari sanığı) ağzından kendisine yakın isimleri alacağını bizzat duyduğunu ileri sürdü. İbicioğlu’nun ABD’ye gittiğini internet haberinden gördüğünü anlatan Çarıkçı, dekanlık görevindeyken bu yapıya uzak kişilerin başka yerlere haberi olmadan görevlendirildiklerine şahit olduğunu iletti.

    “Bu kadar hızlı yükseliş olamazdı”

    Üniversitede kendisinden bu yapının para istemediğini ancak çevreden para toplandığını duyduğunu aktaran Çarıkçı, “Ben göreve geldikten sonra üst yönetimdeki isimler değişti. Olağan akışına uygun olmayan atamalarla ilgili dosyaları tek tek inceledik. Olağan akışa uygun olamayan diyorum, çünkü bu kadar hızlı yükseliş olamazdı. Hastaneye alınan 4B’li sözleşmeli personelle ilgili kişiye özel düzenlemeler olduğunu dosya incelemelerinde gördük. Taşeron olarak alınan işçiler uzun yıllardır büro elemanı olarak görev yapmıştı. Bunlar dururken, yeni başlayan kimselerin 4B’li olarak alınmasında özel kadrolar yazıldığını hissettik ve onların sözleşmelerini iptal ettik” iddiasında bulundu.

    “210 kişi ihraç edildi”

    Mahkeme heyetinin KHK ile açığa alınan personelin sayısı ve açığa alınanların ne kadarının İbicioğlu döneminde alındıkları sorusuna Çarıkçı, “500’e yakın kişi açığa alındı. 210 civarında ihraç var. Ama henüz tam bir raporlama çalışması yapılmadı. Halen KHK kapsamında bilgileri topluyoruz. İstatistiki bir çalışma henüz yok” yanıtını verdi. Çarıkçı, avukatlardan gelen sorular üzerine, davanın sanıklarından Isparta il imamı olduğu iddia edilen Osman Demirhan ismini ilk kez mahkemede duyduğunu belirtirken, dönemin Rektör Yardımcısı İskender Akkurt’un benzer nedenlerden dolayı istifa ettiğini bildiğini söyledi.

    İbicioğlu tepki gösterdi

    Mahkeme Başkanı Hacı Mustafa Yazıcı, avukatlardan tanık Çarıkçı’ya sorulan soruların sanki bir sanığı sorgulayıcı nitelikte olduğunu belirterek, durumun suiistimal edildiği gerekçesiyle duruşmaya ara verdi. Bu sırada soru sormak isteyen tutuklu sanık Eski Rektör Hasan İbicioğlu, “Benimle ilgili iddiaları var. Bunun için soracağım sorular çok önemli. Ben hapisteyim” diyerek soru sorulamamasına tepki gösterdi. Ara sırasında sanık avukatlarının talebi üzerine, mahkeme başkanı Çarıkçı’yı yeniden kürsüye çağırdı. İbicioğlu, Çarıkçı’ya profesörlük kadrosunu kimin döneminde aldığını, kendisi dönemindeki 8 daire başkanının görevden alınıp alınmadığını sordu. Çarıkçı, profesörlük kadrosunu İbicioğlu döneminde aldığını belirtirken, 30 Mart yerel seçimlerinden sonra göreve getirilen kişilerle ilgili sıkıntı olmadığını gördüğünü söyledi. Çarıkçı, İbicioğlu’nun ‘üniversite kaynaklarını ben cemaate peşkeş çektim mi?’ sorusuna ise yanıt vermedi.

    “Cemaatçilik yapmayın diye uyardım”

    Duruşmada tanık olarak konuşan SDÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sedat Aktan da kendisinin 28 Şubat mağduru olduğunu, bu dönemde soruşturma geçirdiğini belirterek bu nedenle muhafazakar bir rektörün seçilmesinin üniversitede oluşan genel kanıyla örtüşür şekilde kendisinin de istediğini söyledi. O dönem rektörlük seçimleri için bir platform kurulduğunu buraya muhafazakar akademisyenlerin katıldığını belirten Aktan, platformda 3 aday arasından Hasan İbicioğlu’nun desteklenmesi şeklinde bağlayıcı olmayan bir karar çıktığını ifade etti. İbicioğlu’nun rektör seçilmesinin ardından rektör yardımcılıkları ve diğer önemli görevlere FETÖ yanlılarının getirildiğini öne süren Aktan, İbicioğlu’na “cemaatçilik yapmayın” diyerek tepki gösterdiğini, süreç içerisinde üniversite yönetiminin FETÖ lehine kadrolaşmaya devam etmesi nedeniyle bu gruptan ayrıldığını söyledi. İbicioğlu yönetimi boyunca hiç bir idari görev de almadığını belirten Aktan,17-25 Aralık sürecinden çok önce demokratik yollarla yönetimin değiştirilmesi hususunda mücadele ettiklerini iletti.

    “Gülen örgütünün destekçileri Isparta’da ağırlandı”

    İbicioğlu’nun pragmatik olarak bu örgüte yanaşmadığını aksine örgüt üyesi olduğunu düşündüğünü belirten Aktan, İbicioğlu’nun 17-25 Aralık girişiminden sonra da ABD’deki İstanbul Center aracılığıyla Rene Garcia, Bettina Rodrigez Aguilera gibi Gülen örgütünün destekçilerini Isparta’da ağırladıklarını, bu heyetin Türkiye’de Kimse Yok mu, Tuskon gibi FETÖ kuruluşlarını da ziyaret ettiklerini iddia etti.

    “Yoğun şekilde kadrolaştılar”

    Personelden de sorumlu rektör yardımcısı olarak YÖK denetleme kurulunun talebi üzerine incelemeci olarak görevlendirildiğini söyleyen Aktan, “İbicioğlu döneminde personel alımlarından usulsüzlükler tespit ettim. Örgüt üyeleri bu dönemde yoğun bir şekilde üniversite kadrolaştı. Isparta, örgüt için önemli bir şehirdi. Çünkü SDÜ’de doktora programları çok yoğundu. Burada doktorasını yapan kişi kolay bir şekilde akademisyen olabiliyordu” diye konuştu.

    Aktan, şu an davanın tutuklu sanıkları Orhan Adıgüzel, Erkan Uz ve İrfan Ateşoğlu’nun akademik personel alımlarında genelde jüri üyesi olduğunu, tutuklu sanık eski SDÜ İlahiyat Fakültesi Dekanı Talip Türcan döneminde bu fakülteye alınan akademik personelden çoğunluğunun açığa alındığını veya ihraç edildiğini ifade etti.

    Duruşma diğer tanıkların dinlenmesiyle devam etti.

  • Tarihe tanıklık eden bin 200 yıllık ağaç bakıma alındı

    Denizli’de milattan sonra (M.S.) 800’lü yıllarda toprakla buluştuğu tahmin edilen bin 200 yıllık anıt ağaca ekipler tarafından bakım yapılarak çürümekten kurtarıldı.

    Denizli Büyükşehir Belediyesi ekipleri tarafından Tavas’ın Tekke Mahallesinde bulunan ve M.S. 800’lü yıllarda dikildiği tahmin edilen anıt ağaç bakıma alınarak tedavi edildi.

    Denizli’de, kentin tarihi ve kültürel değerlerine sahip çıkmak için yok olmaya yüz tutmuş tarihi yapıları onaran ekipler çalışmalarına devam ediyor.

    Tavas ilçesinin Tekke Mahallesi’nde yaşlı bir çınar ağacı olduğu ve yok olma tehlikesi bulunduğu ihbarı üzerine harekete geçen Denizli Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı bölgede incelemede bulundu. Yapılan incelemede, çevre uzunluğu 11 metre olan ağaç gövdesinin ve kök boğazlarının mantarların tahribine uğradığı, yıllarca devam eden bu tahribatlar sonucu büyük kovukların meydana geldiği tespit edildi.

    Çınarın tedavisinde ilk olarak çürüyen ve kanserli olan dokular kazınarak ağaçtan uzaklaştırıldı. Mantar ilaçlarının tatbik edildiği çalışmada temizlenen kısımlar özel koruyucu maddeler ile kapatıldı. M.S. 800’lü yıllarda toprakla buluştuğu tahmin edilen ve bin 200 yıldır tarihe canlı tanıklık eden anıt ağaç, yapılan titiz çalışma ve tedavi sonucunda yok olmaktan kurtarıldı.

    Ağacın yok olmak üzere olduğunu kendilerine bildiren vatandaşlara teşekkür eden Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan, “Bugüne kadar yok olmaya yüz tutmuş birçok tarihi bina ve esere sahip çıktık. Tarihi değerleri koruma çalışmaları devam ediyor ve anıt ağaca geçmişten gelen canlı bir emanet olduğu için sahip çıkıyoruz. Bin 200 yıldır tarihe canlı tanıklık etmiş zenginliğimize; doğanın bize sunduğu bu büyük mirasa sahip çıkmanın mutluluğunu yaşadık. Büyükşehir Belediyesi olarak tüm değerlerimize sahip çıkmaya ve yaşatmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

  • Flamingo Adası İki Yılda 14 Bin Flamingonun Doğumuna Tanıklık Etti

    İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZKUŞ’un ortaklaşa oluşturduğu Sasalı’daki yapay Flamingo Adası, son iki yılda tam 14 bin flamingo yavrusunun doğumuna tanıklık etti. Kuş Cenneti’ndeki tepeli pelikan sayısı da ikiye katlandı.

    İzmir Kuş Cenneti’ni Koruma ve Geliştirme Birliği (İZKUŞ) 2015 Yılı Ekim Ayı Olağan Meclis Toplantısı, İzmir Büyükşehir Belediyesi Çetin Emeç Toplantı Salonu’nda gerçekleştirildi. İzmir Kuş Cenneti’nde yürütülen çalışmalar ve son gelişmelerin aktarıldığı toplantıda, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZKUŞ’un ortaklaşa oluşturduğu yapay Flamingo Adası’nda son iki yılda 14 bin yavrunun dünyaya geldiği belirtildi. Tepeli pelikanların sayısının da ikiye katlanarak 144’e çıkığı, sadece İzmir Kuş Cenneti’nde görülen kuğulardan ise 9 çift ürediği vurgulandı. Tüm bu olumlu gelişmelerin, alanın düzenli olarak izlenmesi, tatlı su verilmesi ve Flamingo Adası’nın yapılması gibi çalışmalarla yaşandığı bildirildi. Toplantıda İzmir Kuş Cenneti’nin tanıtımına katkı koyan karikatür yarışması ile foto safari etkinliklerinin sürdürülmesine karar verildi.

    BALIKLAR ÇOĞALMAYA BAŞLADI

    İZKUŞ’un 2016 yılı çalışma programının görüşülüp karara bağlandığı toplantıda konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, amaçlarının Kuş Cenneti gibi bir dünya mirasını yine dünyaya tanıtmak olduğunu söyledi.

    Başkan Kocaoğlu, Homa Dalyanı’nda balıkların tekrar üreme ortamını sağlamak için bir yıldır sürdürdükleri çalışmanın olumlu sonuçlar verdiğini, önümüzdeki yıllarda hem Körfez’deki balık miktarının artacağını hem de bu bölgeyi gençlerin, çocukların oltayla balık avlayacağı bir aktivite merkezine dönüştüreceklerini ifade etti.