Etiket: Tamamını

  • Vali Ahmet Hamdi Nayir: Engellilerin sorunları toplumun tamamını ilgilendiriyor

    Vali Ahmet Hamdi Nayir, Dünya Engelliler Günü sebebiyle engelliler için Kütahya’da faaliyet gösteren Sivil Toplum Kuruluşu (STK) Temsilcilerini kabul etti.

    Valilik Toplantı Salonundaki ziyarette Sakatlar Derneği, Altı Nokta Körler Derneği, Şizofreniyle Yaşam Derneği, Kütahya Engelliler Umut Spor Kulübü, Kütahya Engelliler İşitme Derneği, Kütahya Böbrek Hastaları Derneği, MS ve Epilepsi Derneği, Otizm Gençlik ve Spor Kulübü Derneği, Kütahya Engelliler Spor Kulübü Derneği, Türkiye Beyazay Derneği Kütahya Şubesi, Kütahya Kent Konseyi Engelli Meclis Başkanı, DPÜ Engelli Öğrenci Birimi temsilcileri ile ilgili kurum ve kuruluş temsilcileri yer aldı.

    Engelli vatandaşların karşı karşıya kaldığı tüm sorunların nüfusun tamamını yakından ilgilendirdiğini ifade eden Vali Ahmet Hamdi Nayir, “Türkiye’nin yüzde 10’u, Kütahya’nın yüzde 12’si engelli. Engellilerimizin yaşadığı sıkıntılar sadece toplumun yüzde 10’unu değil, tamamını yakından ilgilendiriyor. Olayı yalnızca yüzde 10’la bağlı tutmak yanlış olur. Tıbbın ilerlemesi ve teknolojinin gelişmesiyle birlikte engellilerimiz için yeni imkanlar doğuyor. Bu sayede engellilerimizin eğitim, spor ve toplumla kaynaşma imkanları da artıyor. Ancak bu problem bitmiyor, öyle gözüküyor ki bitmeyecek de. Dolayısıyla birlikte yaşamayı öğrenmemiz lazım. Bu tür bir engeli olan kişiler hayatında bununla dost olabilecek, engellisi olan aileler kendi içerisinde bunu idare etmesini, yönetmesini bilecek. İstifade edebileceğimiz her ortamdan da istifade edeceğiz. Devletimiz de buna ait çalışmalarını yürütüyor. Son zamanlardaki gelişmelerle birlikte imar planlarımızda büyük değişiklikler yapıldı. Erişilebilirlik kurallarını uyguluyor, en üst noktaya taşımaya çalışıyoruz. Yeni yapılan binalarımızda bunu yüzde yüz uyguluyoruz. Eski binalara baktığımızda da olabildiğince iyileştirerek engelli vatandaşlarımızın en üst noktaya kadar gitmesini sağlamaya çalışıyoruz. İstihdam imkanları açısından daha iyiyi hedefliyoruz” dedi.

    Vali Ahmet Hamdi Nayir’in STK temsilcilerinin istek ve arzularını dinlediği ziyaret karşılıklı fikir alışverişiyle sona erdi.(EFE)

  • Marmarabirlik ürün bedelinin tamamını peşin ödeyecek

    Marmarabirlik, 19 Kasım Cumartesi gününden itibaren teslim edilen ürün bedellerinin tamamını peşin ödeme kararı aldı. Başkan Asa, “Marmarabirlik, bu tarihten sonra alınan ürün bedeli ödemelerinin tamamını peşin ödeyerek bir ilki gerçekleştirecektir” dedi.

    Marmarabirlik Yönetim Kurulu Başkanı Hidamet Asa, 2016-2017 iş yılı ürün alım kampanyası kapsamında, üreticiye peşin ödeme kararı aldıklarını söyledi. Bugüne kadar ürün alım bedellerinin yüzde 60’ını peşin, yüzde 40’ını kampanya bitiminde ödediklerini belirten Asa, 19 Kasım Cumartesi gününden itibaren alınan ürün bedellerinin tamamının peşin ödeneceğini açıkladı.

    Son 6 yıldır ürün bedeli ödemelerini 1lira dahi kredi kullanmadan, Marmarabirlik’in öz kaynakları ile yaptıklarını anlatan Asa, Güney Marmara Bölgesi’nde 32 bin zeytin üreticisinin sigortası olan Marmarabirlik’in, kaynak sıkıntısı yaşamadığını ve piyasanın regüle edilmesinde etkin rol oynadığını söyledi. Asa, Marmarabirlik’in peşin ödeme yapabilmesinin, öz kaynaklarının düzenli bir şekilde kullanılmasından kaynaklandığını vurguladı.

    22 bin ton ürün alındı

    Başkan Asa, 2016-2017 kampanya döneminde 22 Ekim’den bugüne kadar 101 milyon TL ürün bedeli karşılığında 22 bin ton ürün alımı gerçekleştirildiğini kaydetti. Sektörün ve üreticinin zorlu bir yıl geçirdiğini ifade eden Asa, “Özellikle bazı bölgelerde sinek vuruğu ve bazı sebeplerden dolayı yaşanan olumsuzluklar nedeniyle rekoltenin tahminlerin altında kalması beklenmektedir. Dolayısıyla bu durumda Marmarabirlik olarak kampanya sonunda 40 bin tonlar seviyesinde ürün alabileceğimizi öngörmekteyiz. Marmarabirlik, olumsuzlukların yaşandığı bir yılda aldığı bu kararla ortaklarının yanında olduğunu bir kez daha göstermiştir. Üretici ortaklarımızın da beyan ettikleri ürünü teslim etmeleri gerekir. Aksi taktirde hasat dönemi bittikten sonra gübre ve ilaç desteğinden istedikleri oranda faydalanmaları mümkün olmayacaktır” diye konuştu.

    32,3 Milyon liralık ikinci ödeme Cuma günü

    Öte yandan bugüne kadar ürün teslimatı yapan üreticilere ise daha önce açıklanan takvime göre ödeme yapılacağını kaydeden Asa, “19 Kasım’dan önce alınan ürün bedellerinin yüzde 60’ı peşin ödenmişti, yüzde 40’ı da kampanya bitiminde ödenecektir. Kampanya kapsamında 12,4 milyon TL tutarındaki ilk ödeme 11 Kasım’da yapılmıştı. İkinci ödeme dilimi olan 32,3 milyon TL tutarındaki ödemeyi de 25 Kasım Cuma günü yapacağız. Böylece Marmarabirlik, bugüne kadar alınan 22 bin ton ürün karşılığında üretici ortaklarına toplam 44,7 milyon TL ödeme yapmış olacaktır. Üreticilerimiz ödeme konusunda herhangi bir sıkıntı yaşamayacaktır” ifadelerini kullandı.

  • Coca-Cola, kullandığı suyun tamamını doğaya ve topluma kazandırdı

    Coca-Cola, ürünlerinde ve üretim süreçlerinde kullandığı 300 milyar litre suya karşın 337 milyar litre suyu geri kazandırdı. Böylece 2020 yılına kadar kullandığı suyun yüzde 100’ünü geri kazandırma hedefine 5 yıl önceden ulaştı.

    Üretim süreçlerinde kullandığı suyun yüzde 100’ünü 2020 yılına kadar doğaya geri kazandırmayı amaçlayan 71 ülkede 248 toplumsal su projesi yürüten Coca-Cola, bu hedefini gerçekleştirdi. Su tasarrufu konusunda önemli çalışmalara imza atan Coca-Cola Türkiye, Gece Sulaması ve Geleceğin Tarımı projeleriyle bu başarıya katkıda bulundu. 4,3 milyar litre suyu 2015 yılında topluma ve doğaya geri kazandırmayı başaran Coca-Cola Türkiye, 2015 yılı içerisinde Türkiye’de kullandığı suyun bir buçuk katını doğaya kazandırmış oldu.

    Coca-Cola Türkiye, su geri kazandırma faaliyetlerini Coca-Cola Hayata Artı Vakfı ve Doğa Koruma Merkezi ortaklığında gerçekleştirdiği Hayata Artı Çevre Programı ile yürütüyor. Hayata Artı Çevre Programı ile çiftçilerin iklim değişikliğine uyumunu sağlamayı amaçlayan Coca-Cola, yeni bir toprak ve su yönetimi anlayışını hayata geçirerek, sonuçları ve etkilerini tüm Türkiye’ye ve benzer coğrafyalara yaygınlaştırmayı hedefliyor.

    Coca-Cola Türkiye Kafkasya ve Orta Asya Bölümü Başkanı Galya Frayman Molinas, gerçekleştirdikleri yoğun çalışmalar sonucunda geldikleri noktadan mutluluk duyduklarını ifade ederek, “Sürdürülebilirlik yaklaşımımız çerçevesinde, bir taraftan üretim süreçlerimizin tümünde suyu en verimli şekilde kullanırken, diğer taraftan toplumsal projeler ile suyu doğaya geri kazandırmayı hedefliyoruz. Türkiye’de ve tüm dünyada gerçekleştirdiğimiz çalışmalarla bu konuda öncü olmanın gururunu yaşıyoruz” dedi.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Ağır Hasarlı, Orta Hasarlı Demeden Tamamını Yıkalım”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, terör operasyonlarının yürütüldüğü bölgelerdeki yapıların tamamen yıkılması önerisinde bulunarak, “Cumhurun başı olarak diyorum ki burada ağır hasarlı, orta hasarlı, az hasarlı demeden sadece tarihi eserleri bir yana koyarak diğerlerini tamamın yıkalım. Buraların altyapısı diye bir şey yok. Buralardaki belediyeler malum anlayışın temsilcili olan belediyeler altyapı diye bir şey buralarda yapmadılar” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen Kentsel Dönüşüm ve Akıllı Şehirler Kurultayı’na katıldı. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da terörden temizlenen ilçelerin yeniden imarına başlandığını vurgulayan Erdoğan, “Diyarbakır’da Suriçi. Benim başbakanlık dönemimde de bir hayalimdi. 2011 seçimlerinde orası için bir proje yatırdım. Dicle için de bir proje yaptırdım. Her iki proje de çok çok güzel oldu. Belediye seçimlerini kazansak da kazanmasak da biz bu iki projeyi burada uygulayalım ve dünya buraya geldiğinde burada nasıl bir medeniyet varmış bunu bir görsün dedik. Şimdi geliyor ya bazı malum batılı medya unsurlar. Geldikleri zaman bakıyorsun sokak sokak dolaşıp nerede aykırı yer varsa çekelim bunun reklamını yapalım. Dertleri bu. Biz de bunun tersini yapmalıyız. Algı operasyonunu, bu millete düşman olanların eline fırsat olarak vermemeliyiz. Suriçi 1988 yılında kentsel sit alanı olarak ilan edilmişti. 2001 yılında tarihi surları kapsayan ayrı bir koruma alanı da oluşturulmuş. Bu bölgede hem belediyeden kaynaklanan sorunlar, hem terör ortamı nedeniyle somut ilerleme ne yazık ki sağlanamamıştı. Bu konuda daha kararlı bir sürecin içine girildi. İnşallah hem suru tarihi kimliğine kavuşturacak, hem de bölgedeki vatandaşlarımızı güven ve huzur içinde hayatlarını sürdürecekleri konutların sahibi yapacağız. Operasyonların sürdüğü ilçelerde de benzer uygulamalara gidilere kentsel dönüşüm yoluyla bu şehirleri sadece teröristlerden değil onlara rahat hareket etme imkanı sağlayan olumsuz şartlardan da temizlemesi sağlanacaktır. Devletin görevi sadece yapıları değil aynı zamanda gönülleri de imar etmektir. Vatandaşlarımızın devletine olan güven, bağlılık ve inançlarını güçlendirmeliyiz” diye konuştu.

    “AĞIR HASARLI, ORTA HASARLI, AZ HASARLI DEMEDEN TAMAMINI YIKALIM”

    Terör operasyonlarının yürütüldüğü bölgelerdeki yapıların tamamen yıkılması önerisinde de bulunan Erdoğan, “Cumhurun başı olarak diyorum ki burada ağır hasarlı, orta hasarlı, az hasarlı demeden sadece tarihi eserleri bir yana koyarak diğerlerini tamamın yıkalım. Buraların altyapısı diye bir şey yok. Buralardaki belediyeler malum anlayışın temsilcili olan belediyeler altyapı diye bir şey buralarda yapmadılar. Buralara gittiğiniz zaman bütün pislik sokakta akar. Çünkü ne atık su kanalı görürsünüz ne yağmur suyu kanalı” ifadelerini kullandı.

    “CİZRE’NİN YENİDEN ŞEHİR OLMASI LAZIM”

    Hakkari ve Cizre ile ilgili teklifini de yineleyen Erdoğan, “Hakkari’yi biz artık yer değiştirelim. Hakkari şehri Yüksekova olarak değişsin. Çünkü Hakkari topoğrafik yapı olarak bir şehir yapısında değil. Orayı nasıl şehir yapmışlar anlamak mümkün değil. Fakat Yüksekova yapısı itibariyle şehir olmaya aday çok daha güzel bir yer. Tümen orada, havalimanı da yaptık. Bu yapı itibariyle bir de kaçakçılığın en yoğun olduğu bölge de orası. Bütün bunları hem engelleme hem de huzurlu bir şehir inşa etme noktasında Yüksekova isabetli bir adım olacaktır. Hükümetimizde de bu karar oluşmuştur. İkinci bir yer Cizre. Cizre zaten tarihi itibariyle şehir. Aslında yeni kazanacağı bir hak değil. Bu hak elinde alındı ve bunun iadesi gerekiyor. Cizre’nin yeniden şehir olması lazım. Şırnak’a şehir demek mümkün değil. Cizre öyle değil. Orada Şerafettin elçi havalimanı yaptık. Ulaşım vesairesiyle süratle dönüşümünü yapabileceğimiz bir yer. Orayı da bu teröristler mahvettiler. Bu adımları atmak suretiyle buralara yeni bir kimlik, kişilik kazandırmak inanıyorum ki hükümetin en büyük başarısı olacaktır” şeklinde konuştu.

    “ARKADAŞLAR KANALİSTANBUL OLACAK”

    TOKİ’nin toplamda 710 bin konut inşa ettiğini anlatan Erdoğan, yeni hedeflerini de açıklayarak şunları söyledi:

    “2023’e kadar ikinci 500 bin hedefimiz vardı. Diyoruz ki şimdi toplamda 1 milyon 200 binlik bir rakama doğru gidelim. Çünkü Kanalistanbul yapıldığı anda her iki tarafta İstanbul’un şanına yakışır konutlarla farklılık arz etmesi gerekiyor. Buna da olur mu canım diyenler çıktı. Arkadaşlar Kanal İstanbul olacak. Kim ne derse desin yapacağız. ‘Marmaray yapılamaz’ dediler. Olacak dedik bitirdik. Şu anda Marmaray’dan geçen insan sayısı 130 milyona ulaştı. Avrasya tüneli bitiyor. Raylı sistemli İstanbullular geçti, şimdi de araçlarıyla geçecekler. Tüm bunlar İstanbul’un ulaşımı daha rahat olsun diye. Yavuz sultan Selim köprüsünü 26 Ağustos’a yetiştirmeye çalışıyoruz. Ağır vasıtalar artık 1. ve 2. Köprüden geçemeyecekler. Böylece İstanbul ulaşımında bir rahatlama meydana gelecek. Türkiye’nin 2023 yılına kadar yaklaşık 6 milyon ilave konuta ihtiyaç duyacağı hesaplanıyor. TOKİ ve kurumsal firmaların örnek uygulamaları ile vatandaşların sadece içinde oturacağı değil, kalitesi ile, çevresi ile kendisine yüksek hayat kalitesi sunacak konutlara sahip olmasını istiyoruz. Sosyal kontu dediğimiz dar gelirli vatandaşlara sunulacak konutların da bu imkanlara mümkün olduğunca sahip olması şarttır.”

    “BANKALARIMIZ KREDİLERDE FAİZİ LÜTFEN DÜŞÜRSÜNLER”

    Bankalara faizler konusunda çağrıda bulunan Erdoğan, “Burada da tüketici kredilerinde faizi lütfen bankalarımız daha da düşürsünler. Birbirlerine bakarak değil. Katılımcı kuruluşlar bankaları baz alarak değil lütfen bu oranları düşünsünler. Konut kredisi alacak vatandaşımız rahatlıkla oradan ödeyebileceği krediyi almış olsun” ifadelerini kullandı.

    “TOKİ VE MÜTEAHHİTLERİMİZ YENİ BİR DÖNEME GEÇMELİ”

    TOKİ ve müteahhit firmalarının yeni bir döneme geçmek mecburiyetine olduğunu savunan Erdoğan, “TOKİ’nin yatay mimari, mahalle kültürü, yöresel mimari konseptleriyle belediyelerle yürüttüğü ortak projelerle takdir ettiğim adımlar attığını görüyorum. İnşallah görmeye devam edeceğiz. Alan itibariyle sıkıntılı olduğumuz yerlerde dikey mimari kullanılabilir ama dikey mimariye gerek olmayan yerlerde bizim özgün mimarimizi kullanmak suretiyle gerçekten dünyaya yerleşimde farklı mesajlar vermeliyiz. Artık vatandaşlarımızın da bu yönde beklentileri ortaya çıktığı içini müteahhitlerimiz de kendileri yenilemek durumunda kalıyorlar” dedi.

    “BELEDİYE BAŞKANI KARDEŞLERİME SESLENİYORUM MAHALLENİN KAT OTOPARKI OLACAK”

    İstanbul’daki yerel yönetimlere otopark konusunda uyarılarda bulunan Erdoğan, “Belediyeler otopark için ücret alırlar ama otopark yapımına gelince hiçbir projede otopark var mı yok mu kontrol etmezler. Ondan sonra araçlar sokak içine park ederler. Allah göstermesin bir yangın olduğu zaman itfaiye aracı ulaşamaz. Geçenlerde Bomonti’de öyle bir olay oldu. İtfaiye araçları aşağıda kaldılar ve hortumu uzatabilmek için itfaiye erleri cansiperane savaş verdiler. Olmaz. Buralarda da belediyelerimizin Türkiye genelinde buna dikkat etmesi lazım. Bu projelere onay verilirken evlerin altındaki otoparkların yapımını teminat altına almaları lazım. Artık refah ülkesi bir Türkiye var. Evde beyefendinin de hanımın da birer arabası var. Delikanlı büyüdüyse araba istiyor bir araba da ona. Bir daireye bir araç hesap edilirdi artık 2-3 araç hesabı yapılıyor. Eğer evin altına sığdırmıyorsan belediye başkanı kardeşlerime sesleniyorum o mahallenin kat otoparkı olması lazım. Biraz kendi arazinden feragat edeceksin, kat otoparka yapacaksın mahalleli aracını oraya koyacak. Güvence noktasında da bu otoparkları olmasın fayda var. Kağıthane’den geçtiğimiz günlerde 25 araç kundaklandı. Bunlar otoparklarda olsa bunun riski minimize olurdu. Bu adımları da atmalıyız” diye konuştu.

    “İSTANBULUMUZUN BİSİKLET YOLLARI ADETA SIFIR”

    İstanbul’da şehir merkezlerinin bina ve araçların istilasına uğradığını belirten Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Yayaların kullanımına tahsis edilen alanların dahi otobüslerce işgal edildiğini görüyoruz. Aslolan insan. İnsana imkan hazırlayacağız. İstanbulumuzun bisiklet yolları adeta sıfır. Konya öyle değil gayet başarılı. Engelli dostu dizaynı ile insan öncelikli şehirler inşa etmeliyiz. Engelli dostu şehirler kurmakta ne yazık ki geriyiz. Şehirleri yenilerken tarihimize de sahip çıkmalıyız. Kadim şehirlerimizi İstanbul, Ankara, Bursa, gibi buraları korumalıyız. Sadece korumak yetmek bu şehirleri temel mimari özelliklerini yeni eserlerde de yaşatmalıyız.”

  • Ali Ağaoğlu: “Mart Bitmeden Maslak 1453’ün İlk Ofis Bloğunun Tamamını Satarız”

    Ağaoğlu Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ağaoğlu, grubun geleneksel Uludağ buluşmasında basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Ağaoğlu, “Maslak 1453’ün ilk ofis bloğunu bir ayda satarız demiştim. Şimdiden satışların yarısı tamamlandı. Bu ay bitmeden tamamını satarız” dedi.

    Ağaoğlu Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ağaoğlu, hafta sonu Uludağ’da gerçekleştirilen organizasyonda turizm merkezi olarak Uludağ’ın sorunları ve grubun turizm, gayrimenkul, sanayi ve enerji alanlarındaki yatırımları hakkında bilgi verdi. Geçtiğimiz hafta Maslak 1453’ün satışa çıkan ilk ofis bloğunun satışlarından son derece memnun olduklarını belirten Ağaoğlu, “Maslak 1453 dünyanın sayılı projelerinden. Projenin ilk ofis bloğunu satışa çıktık, diğer 3 bloğu henüz satışa sunmadık. İlk ofisimizde orta ve küçük ölçekli yatırımcılarımızı hedefledik. Ne kadar doğru bir karar verdiğimizi gördük, ay sonuna kalmadan satışları tamamlayacağız. Yatırımcılarımız bize güveniyor, kazanacaklarını biliyorlar ve bu yüzden bizi tercih ediyorlar. Projede satışa çıkan konutların da yüzde 90’nından fazlasını sattık. Biz kampanya yaptığımızda piyasada hareketleniyor, sektörde böyle bir konumumuz var, sektörü de harekete geçiyoruz” dedi.

    “DOĞRU İŞİ YAPAN BÜYÜYECEK”

    Gelecek 10 yılda sektörde doğru işi yapanın kazanacağını belirten Ağaoğlu, “Sektörümüzde her zaman büyükler de, küçükler de olacak ancak doğru işi yapan büyüyecek. Sektörümüzün önü açık. Ürettiğimizden daha fazlasını üretmemiz lazım, bunu da büyükler yapacak diye bir şey yok. İşini doğru yapan her zaman iş yapar” dedi.

    “İFM’Yİ ŞU ANDA SATIŞA SUNMAYI TERCİH ETMİYORUZ, KİRALAMA YAPABİLİRİZ”

    İstanbul Uluslararası Finans Merkezi (İFM) ile ilgili güncel bilgileri de paylaşan Ağaoğlu, “İFM’de altyapı çalışmaları bitti, metro inşaatı da bitmek üzere. Projede ruhsatını alanların bir kısmı inşaata başladı, bir kısmı da başlamak üzere. İFM bir tane olacak, başka benzer bir proje yok. Ofisleri satışa çıkarmadık, satma konusunda çok istekli değiliz, kiralama yapabiliriz” dedi.

    Şirketin profesyonel yöneticilerle kurumsallaşma sürecinin devam ettiğini belirten Ağaoğlu, bünyelerinde bulunan uluslararası deneyime sahip kadrolarla artık yurt dışına açılmayı kesin olarak düşünüp planlamaya başladıklarını söyledi. Ağaoğlu, “Şirketimiz uzun bir süredir yurt dışı odaklı insan kaynağı altyapısı oluşturuyor. Bu konuda ciddi planlamalar içerisindeyiz ve büyük projelerde başarılı olacağımıza eminiz. Bu doğrultuda dünyanın dört bir yanındaki şirketler gibi biz de elbette ambargosu kaldırılan İran’ı öncelikli pazar olarak hedefliyoruz” diyerek, grubun gelecek vizyonu hakkında bilgi verdi.

    Sanayi yatırımları konusuna da değinen Ağaoğlu, 1984’ten beri sahip olduğu tuğla üretim tesisleriyle sanayicilik deneyimlerinin de olduğunu ve yeni dönemde oğlu Alican Ağaoğlu yönetiminde 200 milyon dolarlık yatırımla çimento üretim tesisinin faaliyete geçeceğini aktardı. Ağaoğlu, Düzce’de kurulu tesisin yılda 2 milyon ton çimento üretim kapasitesine sahip olacağını belirtti.

    “ENERJİDE TÜRKİYE’NİN EN FAZLA LİSANS SAHİBİ ŞİRKETLERİNDEN BİRİYİZ”

    Doğan Grubu’na gerçekleştirilen 126 MW’lik iki adet rüzgâr santrali satışının mevcut kurulu elektrik üretim kapasitelerinin sadece yüzde 10’una denk geldiğini vurgulayan Ali Ağaoğlu, “Grubumuzun enerji sektöründen çekildiği gibi bir algı oluşmuş. Tam tersine enerjide daha da güçleniyoruz. Hatta enerjideki yatırımlarımız tam gaz sürüyor. Bugün 1.300 MW rüzgâr santrali lisansımız var. Yaklaşık 200 MW da hidroelektrik santral lisansına sahibiz. Mart’ın ikinci haftasında Amasya’daki hidroelektrik santralimiz devreye girecek. Nisan sonu, Mayıs ayı gibi Seferhisar’daki rüzgâr santrallerimiz üretime başlayacak. Şu anda Türkiye’de elinde en çok lisans bulunan şirketlerden biriyiz” dedi.

    Rusya ile yaşanan krizin Türk enerji yatırımcıları için bir şans olduğunu söyleyen Ağaoğlu, alternatif oluşturmak adına bakanlığın lisanslama süreçlerinin daha hızlı tamamlanacağına inandıklarını aktardı.

    “ULUDAĞ’IN ACİL KURTULUŞ PLANI VE EYLEMLERİNE İHTİYACI VAR”

    Türkiye’de turizm konuşulmazken Uludağ’ın bir turizm merkezi haline geldiğini belirten Ağaoğlu, bugün Uludağ’ın kan kaybettiğini söyledi. Çözüm olarak da üç acil aksiyon önerisinde bulunan Ağaoğlu, “İlk olarak Uludağ için turizm ihtiyaçlarına cevap veren acil imar planı gerekiyor. Sonrasında ise Uludağ’ı birinin sahiplenmesi gerekiyor. Son olarak da yatırımcıların tesisleşmeleri için özel teşvikler verilmesi gerekiyor” diye konuştu.

    Sahiplenilmesi konusunda Bursa Büyükşehir Belediyesi’ni işaret eden Ağaoğlu, bunun örneğinin Anadolu’daki pek çok şehirde olduğunu ve turizm kalkınmasının başarıyla gerçekleştirildiğini hatırlattı.