Etiket: Tamamını

  • Bakan Selçuk: “Dağıtımını sürdürdüğümüz 500 bin adet tablet bilgisayarın tamamını, Ocak ayı sonuna kadar öğrencilerimize ulaştırmış olacağız”

    Bakan Selçuk: “Dağıtımını sürdürdüğümüz 500 bin adet tablet bilgisayarın tamamını, Ocak ayı sonuna kadar öğrencilerimize ulaştırmış olacağız”

    Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, “EBA portalını kullanım ve canlı derslere katılım konusunda cihaz ve internete erişim sıkıntısı yaşayan çocuklarımız için yerel yönetimler, özel sektör kuruluşları, sivil inisiyatifler tarafından sağlanan desteklere ilave olarak tedarik ettiğimiz ve dağıtımını sürdürdüğümüz 500 bin adet tablet bilgisayarın tamamını, resmi veriler doğrultusunda oluşturulan öncelik sırasına göre Ocak ayı sonuna kadar öğrencilerimize ulaştırmış olacağız” dedi.

    Uzaktan eğitim sürecinde internet ve cihaz ihtiyacı olan öğrencilere ulaştırılmak üzere sosyal sorumluluk kapsamındaki desteklere ilave olarak Milli Eğitim Bakanlığı tarafından tedarik edilen 500 bin tablet bilgisayarın sevkiyat ve dağıtım süreci devam ediyor. Tablet bilgisayarlar kontrol aşamalarının ardından hızla sevkiyat aşamasına alınıyor ve illere ulaştırılıyor. 50 bin 500 adet tablet daha 15 Aralık Salı günü dağıtım için 15 ile doğru yola çıktı. İl müdürlükleri bu tabletleri 17 Aralık Perşembe günü öğrencilere dağıtmak üzere teslim aldı.

    Bu gönderimde, Adıyaman’a 2 bin 300, Batman’a 2 bin 600, Diyarbakır’a 3 bin, Gaziantep’e 3 bin, Hakkari’ye 850, İstanbul’a 5 bin, Kayseri’ye 2 bin, Kilis’e 500, Kocaeli’ye 8 bin, Mardin’e 3 bin, Ankara’ya 1350, Siirt’e 1000, Şanlıurfa’ya 10 bin 700, Şırnak’a 2 bin 600 ve Van’a 4 bin 600 adet tablet bilgisayar ulaştırıldı. Tabletlerin son olarak ulaştığı illerin Millî Eğitim Müdürleri ile video konferans yoluyla toplantı yapan Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, dağıtım süreçleri hakkında bilgi aldı. İl müdürleri, tablet bilgisayarların planlanan dağıtım stratejisi çerçevesinde ilçe müdürlükleri ve okul yönetimleri tarafından en kısa sürede öğrencilere ulaştırılacağı bilgisini Bakan Selçuk’a verdi.

    Bakan Selçuk, illerde uzaktan eğitim sürecinde yürütülen diğer çalışmalar konusunda da il müdürlerinden bilgiler alırken, il yöneticileri de, EBA destek noktalarının aktif olarak desteğe devam ettiği ve EBA TV’ye erişim için televizyon ihtiyacı tespit edilen ailelerin ihtiyaçlarının karşılandığı bilgisini verdi.

    Tabletlerin, öğrencilere 4.5G GSM sim kartlı olarak teslim edileceği bilgisini de paylaşan Bakan Selçuk, şunları aktardı:

    “EBA portalını kullanım ve canlı derslere katılım konusunda cihaz ve internete erişim sıkıntısı yaşayan çocuklarımız için yerel yönetimler, özel sektör kuruluşları, sivil inisiyatifler tarafından sağlanan desteklere ilave olarak tedarik ettiğimiz ve dağıtımını sürdürdüğümüz 500 bin adet tablet bilgisayarın tamamını, resmi veriler doğrultusunda oluşturulan öncelik sırasına göre Ocak ayı sonuna kadar öğrencilerimize ulaştırmış olacağız. Teslim edilen tabletlerin içinde, öğrencilerin canlı ders ve EBA platformundan faydalanmaları için ihtiyaç duyacakları aylık 25 GB’a kadar kotalı internet paketi de yer alacak. Elbette, dağıtımlar bununla sınır kalmıyor ve kalmayacak. Yerel yönetimlerimizin, özel sektör kuruluşlarımızın, sivil inisiyatiflerimizin sürece büyük destekleri var ve devam ediyor. Önümüzdeki günlerde onlarla da ayrıca bir araya gelerek teşekkürlerimizi paylaşacağız. Öte yandan, TRT EBA Televizyonu merkezli olarak yürüttüğümüz uzaktan eğitim sürecimiz, aralıksız bir şekilde devam ediyor. Tablet bilgisayar desteğinin yanı sıra, sayıları 14 bin 500’e ulaşan EBA destek noktaları da öğrencilerimizin hizmetinde. Uzaktan eğitimin tüm güçlüklerine karşın bu dönemde her bir çocuğumuza ulaşmak için merkezde ve taşrada görevli tüm meslektaşlarımla birlikte elimizden gelen gayreti gösterdiğimizin bilinmesini isterim.”

    Bu kapsamda Bakan Selçuk, aile veya öğrencilerin tablet bilgisayar talebi için herhangi bir başvuruda bulunmalarına gerek olmadığını; ailelerin gelir durumu, okul çağındaki kardeş sayısı, özel eğitim gereksinimi, öğrencinin akademik başarısı gibi kriterler doğrultusunda resmi veriler üzerinden Bakanlıkça hazırlanan dağıtım stratejisi çerçevesinde dağıtımların gerçekleştirileceğini de belirtti.

    Bir sonraki dağıtım ise, 21 Aralık haftasında yapılacak.

  • OYAK Türkiye’nin karbon siyahı ihtiyacının tamamını karşılayacak

    OYAK Türkiye’nin karbon siyahı ihtiyacının tamamını karşılayacak

    Ordu Yardımlaşma Kurumu (OYAK) Türkiye’nin tüm karbon siyahı ihtiyacını karşılamak amacıyla İskenderun’a tesisi kuruyor. OYAK Genel Müdürü Süleyman Savaş Erdem, Karbon Siyahı üretimi ile Türkiye’nin bu alanda dışa bağımlılıktan kurtulacağını açıkladı.

    OYAK Türkiye ekonomisinin tamamen dışa bağımlı olduğu bir alanı daha sahiplendi ve 260 milyon dolarlık yurtiçi pazarda ‘karbon siyahı üretim tesisi’ kurma çalışmalarına başladı. Dünyanın en büyük altıncı karbon siyahı üreticisi olan Tayvanlı International CSRC Investment Holdings Co. Ltd. ile ortaklık kuran OYAK, lastik sanayi başta olmak üzere kauçuk ve boya endüstrisi ile özel elektronik ürünler gibi pek çok alanda kullanılan, Türkiye’nin yıllık 220 bin tonluk yurt içi karbon siyahı ihtiyacını karşılayabilecek. İskenderun’da kurulacak olan tesis, Türkiye’deki sanayicilere hammadde tedariğinde önemli fırsatlar ve avantajlar sağlarken, ithalatı ve cari açığı azaltacak.

    Türkiye’nin en büyük mesleki emeklilik fonu OYAK, dünyanın en büyük altıncı karbon siyahı üreticisi olan Continental Carboun’un hakim şirketi Tayvanlı International CSRC Investment Holdings Co. Ltd. ile iş birliğiyle karbon siyahı üretim tesisi kurma çalışmalarına başladı. İskenderun’da hayata geçecek proje, yıllık 220 bin tonluk yurt içi karbon siyahı ihtiyacını karşılayabilecek. Türkiye’de araç lastiği başta olmak üzere birçok alanda kullanılan karbon siyahının, yurt içinde 260 milyon dolarlık pazar hacmi bulunuyor. Orta Doğu ve Afrika bölgesindeki en büyük karbon siyahı pazarı konumunda olan Türkiye, bu yatırım sayesinde dışa bağımlılıktan kurtulacak. İthalatı sıfırlayabilecek kapasitedeki proje, cari açığı azaltırken, ihracat potansiyeliyle de ülke ekonomisine ve dış ticarete katma değer sağlayacak.

    “Türkiye’yi stratejik bir noktaya taşıyacak”

    OYAK olarak stratejik sektörlerde konumlandıklarını söyleyen OYAK Genel Müdürü Süleyman Savaş Erdem, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

    “Dünyada 13,5 milyon ton taleple pazar büyüklüğü 14 milyar dolara yaklaşan karbon siyahı, Türkiye’nin yüzde yüz dışa bağımlı olduğu bir alan. Asya ve Amerika’da sekiz üretim tesisi olan, dünyanın en büyük altıncı karbon siyahı üreticisi Continental Carboun’un hakim şirketi International CSRC Investment Holdings Co. Ltd. ile yaptığımız iş birliği, ülkemize gerek yeni teknoloji kullanımı gerekse istihdam anlamında büyük bir katma değer sağlayacak. Özellikle demir çelik sektöründeki faaliyetlerimiz ile entegre hareket edeceğimiz, hızla büyüyen bu sektörde yüksek kalite performansında tesislere ihtiyaç olup, bu fabrika ortağımızın uluslararası tercübe ve bilgi birikimi ile gerek enerji gerikazanımı gerekse emisyonlar açısından ileri çevre koruma sistemleri ile donatılacak. Yerli sanayicilerimize hammadde tedariğinde önemli fırsatlar oluşturacak olması bir yana ihracat potansiyeliyle Türkiye’yi bu alanda stratejik bir noktaya taşıyacak. Stratejik sektörlerde konumlanarak ve uluslararası işbirlikleriyle küresel ekonomi dünyasındaki yerimizi güçlendiriyor, uluslararası piyasalara güven vermeye devam ediyoruz. Üyelerimizin birikimlerini doğru hamlelerle değerlendirirken, dünyanın gözdesi olan yabancı firmaları ülkemize çekerek milli ekonomiye katkı sağlamayı sürdüreceğiz.”

  • Turhal taşıyıcıları özelleşecek fabrikaların tamamını Kayseri Şeker’e verilmesini istiyor

    Turhal Şeker Fabrikası ile birlikte 85 yıllık bir geçmişe sahip olan 140 üyesi ve 200 aracı bulunan Turhal Taşıyıcılar Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Soylu, “Özelleşecek fabrikaların tamamının Kayseri Şeker’e verilmesini istiyoruz” dedi.

    Turhal Taşıyıcılar Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Soylu; “Bölgemizde şeker fabrikası gibi başka bir kuruluş yok. Şeker fabrikasında pancar, küspe, şeker gibi ürünlerin nakliyesi olduğu için nakliyecilerin ayakta durmasına büyük katkı sağlamaktadır. Bu sayede nakliyeciler ayakta duruyor. Turhal Kooperatifi de zaten buranın lokomotifi durumundadır. Turhal Şeker Fabrikası özelleşmeden önce fabrikaya dışarıdan müdahale çok oluyordu. Müdahale olunca da kooperatifler değil, daha çok aracı kurumlar kazanıyordu. Taşıyıcılar Kooperatifi olarak biz taşeron durumuna düşüyorduk. Fabrikayı Kayseri Şeker aldıktan sonra tabi bu iş ortadan kalktı ve doğrudan Kayseri Şeker ile sözleşme yapıldı. Bundan dolayı çok teşekkür ediyoruz. Çokta mutluyuz. Kayseri Şeker’in bütün şeker fabrikalarını almasını istiyoruz. Turhal Şeker Fabrikasında özelleşmeden önce devletten kalan 27 bin ton son şekerimiz vardı. Taşıma ihalesi için Ankara’ya gittim. Oradaki bütün daire başkanlarına herkese şunu söyledim; ’Bu fabrikalar biran önce satılması lazım”. Bu fabrikalar Ankara’da oturmayla yönetilmiyor. Buraya davet ettiğiniz insanların birçoğu Turhal Şeker Fabrikasının nerede olduğunu bile bilmiyor. Ama Turhal Şeker Fabrikasını yönetmeye kalkıyorlar. Gördük ki Kayseri Şeker yöneticileri ve Yönetim Kurulu Başkanımız Hüseyin Akay gecesini gündüze katıyor. Haftada iki defa üç defa sürekli fabrikaya geliyor. Yöneticilerin fabrikaya gelmesi demek buradaki insanların daha iyi çalışması demek, onları motive etmesi demektir. Onun için ben Kayseri Şeker’e özelleşecek şeker fabrikalarının biran önce hem de devrinin verilmesi gerektiği düşüncesindeyim. Fabrikaların daha iyi çalışması için, kooperatifler için, bölge için, Çiftçi için de diğer fabrikaların da bir önce devredilmesini istiyorum” ifadelerini kullandı.

    Kayseri Şeker yöneticileri ile kısa sürede kaynaştıklarını ve çok iyi ilişkilerin olduğunu vurgulayan Soylu; “Biz kooperatif olduğumuz için Kayseri Şeker’in nasıl bir çalışma içerisinde olduğunu görüyoruz. Kayseri Şeker yöneticileri, çiftçi için gecesini gündüzüne katıyorlar. Mesaidir, saattir yok. Her saat bölge müdürü, bölge şeflikleri kantarlarda çiftçi ile beraberler. Bundan çiftçimiz de memnun zaten. Bu ileriki yıllarda daha iyi anlaşılacaktır. Kayseri Şeker ile birlikte daha güzel hizmetler yapabilmemiz, bölge çiftçimizi maus makinesi ile tanıştırmamız için öncelikle arazi toplulaştırma işlerimizin hızlandırılmasını bekliyoruz. Kayseri Şeker yöneticileri ile tanıştık, kısa zamanda kaynaştık. Çok iyi bir bireysel ilişkilerimiz var. Turhal Şeker Fabrikasının uzun yıllar hizmet etmesini bekliyoruz” diye konuştu.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Hedefimiz Suriye topraklarının tamamını teröristlerden temizlemek”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, BM Genel Kurulu’nda gerçekleştirdiği konuşmasında, “Hedefimiz Suriye topraklarının tamamını teröristlerden temizlemek” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, BM Genel Kurulu’na hitap etti. Erdoğan, “BM 73 yıllık geçmişinde küçümsenemeyecek çalışmalar yürütmüş, başarılar elde etmiştir. Ancak zaman içinde BM’nin insanlığın barış ve refah beklentilerini karşılamaktan uzaklaştığı gerçektir” dedi.

    “Güvenlik Konseyi sadece veto hakkına sahip 5 üyenin çıkarlarına hitap eden dünyanın diğer bölgelerinde yaşanan zulme seyirci kalan bir yapıya bürünmüştür” diyen Erdoğan, “Filistinlilere uygulayan zulme ses çıkarmayanların, onlara yapılan yardımları kısma konusundaki gayretleri zalimlerin cesaretini arttırmaktadır” şeklinde konuştu.

    “Kıblemiz Kudüs’ün tarihi ve hukuki statüsüne sahip çıkmaya devam edeceğiz”

    Filistin konusuna değinen Erdoğan, “Tüm dünya arkasını dönse bile Türkiye olarak biz mazlum Filistinlilerin yanında yer alamaya ilk kıblemiz Kudüs’ün tarihi ve hukuki statüsüne sahip çıkmaya devam edeceğiz. Dünyanın pek çok yerinde etnik temizlikten toplu katliamlara kadar hiçbirimizin görmek istemediği sahneler her gün yeniden karşımıza çıkıyor. Güvenlik Konseyi başta olmak üzere BM’nin yapısında ve işleyişinde kapsamlı bir reforma gidilmesi gerektiğini söylüyoruz. Dünya 5’ten büyüktür derken insanlığın vicdanının ortak sesi olduğumuza inanıyoruz” ifadelerine yer verdi.

    Erdoğan, “Dünya İkinci Dünya Savaşı sonrasının şartlarında değiliz. Burada 194 ülkeden temsilciler var. Niçin 194 ülkenin tamamı BM’nin Güvenlik Konseyi’nde temsil eden durumuna gelmesin? Niçin hepsi daimi üye dönerli olarak konumuna gelmesin sadece 5 üye diğerleri maalesef geçici, onların da orada hiçbir inisiyatifi yok. BM reformunun sadece bütçe ile sınırlı tutulması gerçek sorunların çözümüne katkı sağlamayacağı gibi mutlu etmeyecektir. Bizim anlayışımıza göre dünyanın düzenini kurtuluşunu, mutluluğunu sağlayacak olan adalettir” ifadelerini kullandı.

    “Dünyanın en zengin 62 kişisinin mal varlığı toplam nüfusunun yaklaşık yarısına denk ise sorun var demektir”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklamasını şu şekilde sürdürdü:

    “Dünyanın en zengin 62 kişisinin mal varlığı toplam nüfusunun yaklaşık yarısına yani 3.6 milyar insana denk ise burada sorun var demektir. Dünyada 821 milyon insan çoğu gece aç bir şekilde uykuya dalarken 672 milyon kişiye obezlik teşhisi konuyorsa burada bir sorun var demektir. Farklı coğrafyalarda 258 milyon kişi daha insani şartlarda yaşamak için yollara düşüyorsa 68 milyon kişi zorla yerlerinden ediliyorsa burada bir sorun var demektir. Afrika’da doğan bir çocuğun ömrünün ilk aylarında ölme ihtimali bu şehirde doğan bir çocuğa göre 9 kat daha fazlaysa burada bir sorun var demektir.”

    “Anadolu’nun Konya’dan yaktığı ışıkla dünyada gönülleri aydınlatan Mevlana ‘Adaleti bir şeyi yerli yerine koymak’ yani hakkı sahibine vermek olarak tanımlıyor” diyen Erdoğan, “Gelin bu dünyada her şeyi yerli yerine konulmasını sağlamak için olarak BM’yi insanlığın adalet beklentisinin sözcüsü ve uygulayıcı haline getirelim. Aç ve açıkta kalana el uzatacak, gelecek nesillere umut aşılayacak bir küresel yönetim sistemi kuralım. Bu kürsüde söylenen sözler, yapılan tespitler ancak böyle bir anlam ifade edecektir. Yine Hazreti Mevlana’ya göre, zalim üzerine düşen görevleri yerine getirmeyen kişilerdir” ifadelerini kullandı.

    “Ülkemizde okula giden Suriyeli öğrenci sayısı 600 binin üzerindedir”

    Erdoğan açıklamasını sürdürdü: “Türkiye, halen uyguladığı küresel ,insani diplomasi ile daha adil bir dünya için elinden gelen çabayı gösteriyor. Sınırlarımız içinde 3.5 milyonu Suriyeli olmak üzere 4 milyondan fazla sığınmacıyı dünyada başka örneği olmayan hizmetler sunarak misafir ediyoruz. Sadece Suriyeli sığınmacılar için bugüne kadar harcadığımız tutar 32 milyar doları bulmuştur. Suriye daha önce emniyet altına aldığımız Cerablus, Rai, El Bab, Afrin bölgeleriyle İdlib çatışmasızlık bölgesindeki milyonlarca kişiye de her türlü insani yardımı yapıyoruz. Ülkemizde okula giden Suriyeli öğrenci sayısı 600 binin üzerindedir.”

    “Türkiye’ye daha fazla ve esnek şartlarda destek verilmesini bekliyoruz”

    Sığınmacılar konusuna değinen Erdoğan, “Kamplarda kalan sığınmacıların ise ihtiyacın tamamını karşılıyoruz. Buna karşılık dışarıdan aldığımız destek, uluslararası kuruluşlardan 600 milyon dolar. AB’den şu ana kadar fiilen verilen tutar itibariyle, bu bizim milli bütçemize girmiyor. O da 1.7 milyar Euro düzeyindedir. AB’nin, 3 milyar Euro+ 3 milyar Euro tutarındaki destek vaadi proje şartına bağlandığı için yeteri kadar etkin şekilde kullanılmamaktadır. Halbuki biz sığınmacılara verdiğimiz hizmetleri herhangi bir projeye bağlı olmaksızın kesintisiz olarak devam ettiriyoruz. Sığınmacılara sağladığı imkanlarla Avrupa başta olmak üzere dünyanın mülteci akınına önüne geçen Türkiye’ye daha fazla ve esnek şartlarda destek verilmesini bekliyoruz. Bu yıl itibariyle Türkiye insani yardımlarda ilk sırada yer almaktadır. Ekonomik büyüklük olarak dünyada 17’inci sırada yer alıyor olmamıza rağmen, kalkınma ve insani yardımlarda ilk sıralarda bulunmamız bu konuya verdiğimiz önemin ifadesidir” dedi.

    “4 bin kilometrekarelik bir alanı milyonlarca Suriyeli için güvenli ve huzurlu bir yer haline getirdik”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyadaki ülkelerin pek çoğunun bünyesindeki radikal grupları ihraç ettikleri yer haline dönüşen Suriye konusunda aktif bir tutum içindeyiz. Gerek Cenevre ve Astana süreçlerine verdiğimiz destekle gerekse sahada oluşturmayı sürdürdüğümüz güvenli bölgeler aracılığıyla Suriye’nin yeniden huzurlu bir yer haline gelmesini sağlamaya çalışıyoruz. Cerablus ve Rai bölgelerini DEAŞ’tan, Afrin bölgesini PKK PYD YPG terör örgütünden temizleyerek 4 bin kilometrekarelik bir alanı milyonlarca Suriyeli için güvenli ve huzurlu bir yer haline getirdik” açıklamasını yaptı.

    “Hedefimiz Suriye topraklarının tamamını teröristlerden temizlemek”

    “Rusya ile birlikte imzaladığımız Soçi mutabakatıyla, rejimim 3.5 milyon sivilin yaşadığı İdlib çatışmasızlık bölgesine yönelik kanlı saldırılarının önüne geçtik. Daha önce Halep, Hama, Humus, Dara ve Doğu Guta’da yaşanan katliamların İdlib’te tekrarlanmamasını engelleyerek Suriye’de barışa ve siyasi çözüme giden yolu açık tuttuğumuza inanıyoruz. Hedefimiz Münbiç’ten başlayarak Irak sınırına kadar olan Suriye topraklarının tamamını teröristlerden temizlemek. Buradan tüm tarafları, Suriye’de adil ve sürdürülebilir çözüm arayışlarına yapıcı bir anlayışla destek olmaya davet ediyorum”

    Erdoğan açıklamasını şu şekilde sürdürdü:

    “Terör örgütlerine karşı ilkeli bir yaklaşım sergilenmesini istiyoruz. Taktik çıkarları uğruna teröristlere on binlerce TIR ve binlerce kargo uçağı silahla donatanlar gelecekte bunun acısını mutlaka çekeceklerdir. Bir yandan terör örgütlerini desteklemek, diğer yandan kapıları mültecilere kapatmak bunun yükünü de Türkiye gibi ülkelere yüklemek kimsenin geleceğini daha güvenli daha müreffeh yapmaz. Tam tersine bu şekilde ötelenen sorunlar bir süre sonra artık mevcut tedbirlerle üstünden gelinemeyecek boyuta ulaşıyor. Onun için gelin Suriye Irak Afganistan Ukrayna, Balkanlar, Kuzey Afrika, Körfez ve Doğu Akdeniz gibi potansiyel sorun alanlarının çözümü için daha samimi gayretler ve yapıcı gayretler ortaya koyalım. Unutmayınız dünyanın herhangi bir yerinde asgari bir huzur oluşturamazsak hiç kimsenin güvenle yaşayamayın sürdüremeyeceğini bilmeliyiz. Terör örgütlerinin hepsi tüm güçlerini silahlı eylemlerinden almıyor. Bazıları daha karmaşık, daha gizli, daha aldatıcı yöntemler kullanıyor” ifadelerini kullandı.

  • Bingöl’de TEOG’da 51 öğrenci soruların tamamını doğru cevapladı

    Bingöl’de ikinci dönem Temel Eğitimden Orta Öğretime Geçiş (TEOG) sınavında 51 öğrenci, 120 sorunun tamamını doğru cevapladı. Her iki sınavda da soruların tamamını yapan bir öğrenci de Türkiye birincileri arasına girdi.

    Bingöl Milli Eğitim Müdürü Kadri Engin, 8. sınıf öğrencilerine yönelik ikinci dönem TEOG sınavında kentin Türkiye ortalamasının üzerine çıktığını söyledi. Engin, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, Mehmet Akif İnan Ortaokulu öğrencisi Ayşe Sena Akuş’un TEOG sınavlarında tüm soruları doğru yanıtlayarak Türkiye birincileri arasına girdiğini dile getirdi. İl genelinde 51 öğrencinin de 120 sorunun tamamını doğru cevaplandırdığını kaydeden Engin, “26-27 Nisan tarihlerinde yapılan 2. dönem TEOG sınavına il genelinde 4 bin 444 öğrencimiz katıldı. Sınav sonrası okullarımızla yaptığımız görüşmelerde başarının çıkabileceğini bekliyorduk. İlimiz bütün derslerde ilk defa hem genel ortalamada hem de ağırlıklı ortalamada Türkiye ortalamasının üstüne çıktı. Bu da Bingöl’ün hedeflediği başarıya emin adımlarla ilerlediğinin göstergesidir. Hedefimiz ilimizi Türkiye’de ilk 10 il arasına sokmaktır. TEOG sınavının yapıldığı ilk yıllarda ilimiz 69. sırada iken, şuan 20-25 bandı arasına girmiş durumda” dedi.