Etiket: talip

  • Adana Bilim Teknoloji Üniversitesi, Şakirpaşa Havalimanı’na Talip

    Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (ABTÜ) Rektörü Prof. Dr. Aykut Gül, Türkiye’de ihtisaslaşma misyonu yüklenen 8 üniversiteden biri olarak seçildiklerini ve uzay bilimleri ve havacılık konusunda ihtisas yapacaklarını belirterek, Çukurova Havalimanı’nın hizmete girmesinden sonra atıl duruma düşecek olan Şakirpaşa Havalimanı’na talip oldukları açıkladı.

    Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi “2023 Vizyon Toplantısı” Yeşiloba Yerleşkesinde gerçekleşti. Toplantıya Adana Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Ramazan Akyürek, Prof. Dr. Mustafa Gök, Pilot Gürcan Gür, TÜBİTAK Uzay Bilimleri Araştırma Entitüsü Müdürü Doç. Dr. Lokman Kuzu, Öğretim Üyeleri ve öğrenciler katıldı.

    Programda konuşan Adana Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Ramazan Akyürek, “Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Adana için kazanç Adanalı içinde kazanç. Hep Çukurova Üniversitesi’nden şikayet ettik biz. Kentten kopuk kente katkısı olmayan kente katma değer katmayan bir öğretim yuvası diye ama daha sonra Çukurova Üniversitesi de kente katkı sunmaya başladı. Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nin de kentte ve kentte yaşayan insanlara olumlu anlamda katkılarının beklediğimizden daha yüksek olacağını ifade etmek istiyorum” dedi.

    Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Aykut Gül, yüklendikleri misyon ve 2023 vizyonları hakkında bilgi verdi. Rektör Aykut Gül, “Üniversitemizin misyonunu değiştirdik. Bunu birçok arkadaşımızın katılımıyla bir mutfak çalışmasıyla değişik ortamlarda gerçekleştirdik. Bu anlamda yeni misyonumuz şu şekilde oluştu. Yürüttüğü araştırmalar ürettiği bilgi ve verdiği eğitim öğretim ile milli değerler ekseninde estetik değerlere sahip gelişime değişime açık bireyler yetiştirmek, her alanda ürettiği bilgiyi paylaşarak toplumun gelişmesine katkıda bulunmak, havacılık ve uzay bilimleri alanında ülkemizin önünü açacak eğitim bilim ve teknolojik gelişmeleri sağlamak. Vizyonumuz ise yine 2023 için şuanda çizmiş olduğumuz bir vizyon bu vizyon neden 2023? Bir Türkiye’nin 2023 vizyonu var bizimki de bundan sonraki iki dönemlik rektörlük dönemi olarak baktığınızda yaklaşık 8 yıla yani 2023 yılına denk geliyor. Biz de 2023 vizyonu olarak tasarladık. Vizyonumuz, öğrencisi, personeli ve çalışanı olmaktan gurur duyulan üniversite, sanayi, toplum sinerjisi ile toplumla bütünleşen, bilimsel anlamda gelişime ve değişime liderlik eden bir üniversite olmak” ifadelerini kullandı.

    YÖK tarafından Adana BTÜ’nün havacılık ve uzay bilimleri alanında ihtisaslaşmasının uygun görüldüğünü söyleyen ve bu konuda yapılacak çalışmalardan bahseden Rektör Gül, “Havacılık ve Uzay Bilimlerinin mevcut kampüse sığması mümkün değil. Yeni bir kampüs olmak durumunda. Bu bakımdan da ben erken söyleyeyim yeri gelmişken Çukurova Hava Limanı yapıldıktan sonra mevcut Şakirpaşa Havalimanı boş kalacak. Biz açık ve net olarak talep ediyoruz o havalimanını. Çünkü Havacılık ve Uzay Bilimleri bizim açımızdan milli bir projedir. O bakımdan da böyle bir alana bizim ihtiyacımız var, siyasilerimizin, yerel yönetimlerimizin, bürokratlarımızın bu havalimanı konusunda desteğini talep ediyoruz” dedi.

    “YENİ ONE MİNUTE’LER İÇİN DAHA GÜÇLÜ OLMALIYIZ”

    Önümüzdeki 10-20-30 yıllık süreçte Türkiye’nin ihtiyaç duyacağı alanların tespiti yapıldıktan sonra 8 üniversiteye ihtisaslaşma misyonu verildiğini kaydeden Rektör Gül, şöyle devam etti:

    “Bize verilen görev ise havacılık ve uzay bilimleri. dolayısı ile gelecekte Adana’ya bu anlamda çok ciddi yatırımlar gelecek. Güçlü bir kadroya sahip olacağız. Bilim ve Teknoloji Bakanlığı ve TÜBİTAK buraya altyapı desteklerini sağlamış olacaklar. O bakımdan bu bizim için üniversitemizin misyonunu değiştiren önemli bir proje diye düşünüyorum. Bakıldığı zaman TÜBİAK, MAM, TAİ, ASELSAN, ROKETSAN, vs bu alanlarda giderek artan iş imkanları olduğunU düşünüyorum. Ülkemize bölgemize ne tür katkıları olabilir. Bir defa uzay ve havacılık teknolojileri, ulaşım ve güvenlik amaçlı uçak ve savunma sistemlerinden haberleşmeye, enerjiye, tarım ve astronomiye kadar birçok alanda katkı sağlayacaktır. Yaptığınız savunma amaçlı gibi görünen birçok yatırım daha sonra sivil alanda kullanım imkanı bulabiliyor. Ülkemizde batıya göre bu işlerde geç başladık, geç kaldık. Sivil ve askeri havacılıkta yerli üretimin öneminin geç fark edilmesi söz konusu. Bu konuda doktora yapmış eleman sayısının az olması, teknolojik altyapı yetersizliği, temel bilimlerde çalışanlarla yeterli irtibatın sağlanamaması, bu konuda halkın yeterince bilgilendirilmemiş olması, alanda araştırma yapan enstitülerin az olması, üniversite ve sanayi bağlantısının yeterli olmaması, sermaye yetersizliği sorunları karşımıza çıkıyor. Türkiye’nin jeostratejik konumu gereği, yer gözlem ve uydu haberleşme sistemine kendi kontrolü altında sahip olması önemli. Türkiye’ye havacılık ve uzay bilimleri teknolojileri ne katabilir? Sanayi, makine, teknoloji, bilim alanlarındaki eğitim ve yatırım vizyonu ile tam örtüşmektedir. Savunma ve ekonomi anlamında önemli. Bölgemize katkıları ise istihdam açısından, savunma açısından Ortadoğu bölgesi, İncirlik üssünün varlığı bölgede kurulacak fakülteye büyük katkısı olacaktır. Adana’nın 4 mevsim uçuşa uygun hava şartlarının olması, bölgenin düz olması, havaalanı roket fırlatma için kolay yapıların oluşturabilmesine imkan veriyor, Doğu Akdeniz rezervlerine yakınlık, kara, deniz ve hava ulaşımı açısından çok önemli bir konuma sahip, yeraltı zenginlikleri, enerji kaynakları ve petrol boru hatları, limanlar, yollar ve hızlı tren hatları itibari ile de jeostratejik açıdan önemli bir konumda.

    YÖK’ün bize biçmiş olduğu bir misyon bu. Biz seçilmiş üniversiteyiz. İstanbul’daki Türk Alman Ünivernsitesi ile ABTÜ uzay bilimleri ve havacılık konusunda seçilmiş, görevlendirilmiş iki üniversitemizdir. Bu ülkenin projesi ve ülkemizin de en çok ihtiyaç duyduğu alanlar. Biz masaya yumruğumuzu kuvvetli vurabileceksek, ikinci üçüncü one minuteleri söyleyebilecek isek güçlü olmak durumundayız. Dışa daha az bağımlı olmak durumundayız. Bu bakımdan da bunlar çıok önemli projeler.”

    Açılış konuşmalarının ardından Prof. Dr. Mustafa Gök, Pilot Gürcan Gür, TÜBİTAK Uzay Bilimleri Araştırma Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Lokman Kuzu’nun konuşmacı olduğu panele bölümüne geçildi.

  • Vali Karaloğlu: “Bursa’nın 2026 Kış Olimpiyatlarına Talip Olması Gerekiyor”

    Bursa Valisi Münir Karaloğlu, şehrin 2026 kış olimpiyatlarına talip olması gerektiğini söyledi.

    Bursa Eskişehir Bilecik Kalkınma Ajansı (BEBKA) tarafından Bursa Valiliği koordinasyonunda, gerçekleştirilen ’Uludağ sürdürülebilir turizm planı tanıtım toplantısı’ gerçekleştirildi. Tanıtım toplantısında konuşan Karaloğlu, “Uludağ’ın şu anda bulunduğu seviye ve noktanın, olması gereken olmadığını hepimiz biliyoruz. Uludağ’ın en büyük problemlerinden bir tanesi sahibinin çok olması. Bazen sahipsizlik problemdir, bazen de sahibin çok olması. Bazen sevgisizlik problemdir, bazen de çok sevmek problem. Uludağ bir orman bölgesi bunu değiştiremeyiz. Ormanlarımız anayasamıza göre korunur, korunması da gerekir. Uludağ aynı zamanda bir milli parktır. Bunu da korumamız gerekir. Uludağ’da doğal sit alanlarımız var. Bunları koruyamazsak Uludağ özelliğini kaybeder” dedi.

    Sadece kış sezonunda hizmet veren Uludağ’ın 12 ay kullanılmasının zorunlu olduğunu belirten Karaloğlu, bu doğrultuda yetki sahasına giren tüm kurumların ve işletme sahiplerini ortak aklı ortaya koymaları konusunda uyardı. Taraflar arasında ciddi bir işbirliği oluşturulabilindiği takdirde Bursa’nın 2026 kış olimpiyatlarına ev sahipliği yapabileceğini ve aynı yıl kutlanacak olan Bursa’nın fethinin 700. yılına anlam katacağını belirtti. Bu planlamanın, ilerleme yolunda yapılacak çalışmaların birinci ayağı olması gerektiğini dile getiren Karaloğlu, “Bizim hedefimiz 12 ay Uludağ. Şu anda 1 Ocakta açılıp, 15 Mart’ta kapanan bir Uludağ kış sezonundan bahsediyoruz. Yazıktır, günahtır. Bakın bu içinde bulunduğumuz otel geçen sene sezonda açıldı ve martta kapandı. Şimdi bu kadar devasa bir yatırımı sadece üç aylık bir sezon için bin 800 rakıma inşaat yapmanın, beton yapmanın maliyetini de düşünürseniz bir manası yok. Biz Uludağ’ı 12 ay kullanmak zorundayız. Uludağ rakamlarına baktığınızda Uludağ’a giden, gelen insanların yüzde 65-70’inin kışın dışında geldiğini görüyoruz. Ama gelen ne görüyor burada? Gelen bir şey bulamıyor” diye konuştu.

    Bütün tarafların Uludağ’ı hak ettiği yere taşıması gerektiğini dile getiren Karaloğlu, “Artık rekabet var, eskiden tek tabancaydık. Bugün çok sayıda kayak merkezi var Türkiye’de. Her merkezinde kendisini yenileme noktasında uluslararası merkez olma noktasında gayreti var. Biz Uludağ’da yapmamız gerekeni yapmazsak bugünü arar hale geliriz. Artık Bursa’nın uluslararası yarışları alabilecek kayak alanlarına kayak pistlerine ihtiyacı var. Eğer biz planı ortaya çıkarttıktan sonra bu taraflar arasında ciddi bir işbirliğini oluşturabilirsek Bursa’nın 2026 kış olimpiyatlarına talip olması gerektiğini düşünüyorum. Bunun iki sebebi var. Artık Uludağ’ın uluslararası standartlarda bir kayak merkezi seviyesine ulaştığını dünyaya göstermek. 2026 Bursa’nın fethinin 700. yılıdır. Aynı zamanda bizim içinde 700. yıl kutlaması kış olimpiyatlarının Bursa’da yapılmasına vesile olabilir. Ama bunun için gerçekten çok ciddi çalışma yapmak lazım. Bu planlama bunun birinci ayağı olabilir” şeklinde konuştu.

  • (Özel Haber) Levent Kırca’nın Mirasına Talip Oldu

    İzmirli Remzi Akdemir, Levent Kırca’nın borcunu ödemek istediğini söyledi.

    Çocuklarının reddi miras davası açtıkları ünlü oyuncu Levent Kırca’nın çevresine ve bankalara 350-400 bin lira arasında borcu olduğunun ortaya çıkmasının ardından haberi duyan İzmirli Remzi Akdemir, Kırca’nın borcunu ödemek istediğini söyledi. Geçen yıl vefat eden Levent Kırca’nın Oya Başar’dan olan oğlu Umut Kırca ile kızı Ayşe Kırca, babalarının mirasını reddetmek için dava açtı. Kardeşlerin talebini kabul eden mahkeme, “Umut ve Ayşe Kırca’nın babalarının mirasının reddettiklerinin tespitine karar verildi” dedi. Haberi duyan Mimar Remzi Akdemir, çocuklarının kabul etmesi halinde Kırca’nın yaklaşık 400 bin TL’lik borcunu ödeyebileceğini söyledi.

    Borcundan dolayı Kırca’nın mirasının reddedilmesini okuyunca üzüldüğünü ifade eden Akdemir, “Maddi mirasın yanı sıra birde sosyal mirası var. Buna bir katkı sağlamak istedim. Mirasına borcuyla, alacağıyla talibim. Levent Kırca’nın mirası tüm Türkiye’ye mal oldu. Ben de bir Türk vatandaşı olarak kendimi sorumlu hissediyorum, burada şov gibi bir amacım yok” dedi. Haberi görür görmez avukatını arayarak bilgi aldığını anlatan Akdemir, kan bağı olmadığı için resmen bir miras devri olamayacağını kaydetti.

    “BORCUNU KARŞILAMAYA HAZIRIM”

    Tüm Türkiye’yi Kırca’nın mirasına sahip çıkmaya davet eden Akdemir, “Çocuklarının maddi durumları uygun olmayabilir. Bunun için reddi miras yapmak zorunda kalmış olabilirler. Okuduğum kadarıyla belli bir miktar ticari borçtan kaynaklı bir reddi miras var. İmkanlarım ölçüsünde bu borcu karşılamaya hazırım. Levent Kırca’nın sosyal anısını yüceltmek adına böyle bir şeye ben varım” diye konuştu. Kırca’nın kişisel eşyalarından oluşan bir butik müze yapılabileceğini söyleyen Akdemir, “Onun anısı hepimizin kalbinde var. Bana katılan başka insanların olacağına da eminim. Levent Kırca’nın anısına ve hatıralarına sahip çıkmaya çağırıyorum herkesi. Kimse olmasa da ben vardım. Bu konuda çocuklarıyla iletişim kurmak istiyorum. Bu mirası kaldırmamız lazım” ifadelerini kullandı.

    “HİÇ KARŞILAŞMADIK”

    Levent Kırca ile birebir hiç karşılaşmadıklarını belirten Akdemir, “Sadece izleyicisiydim. Öyle sanatçıların izleyicisi olduğunuzda televizyon önünde çok anınız oluyor. Olacak O Kadar programından çok anımız var ama hiç karşılaşmadık” dedi.

  • Yerli Otomobile İzmir Talip

    Ege Otomotiv Derneği (EGOD) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa İduğ, “Yerli otomobil üretimine İzmir olarak talibiz. Üretim için olmayan tek şey sadece teşviktir” dedi.

    Yerli otomobil üretiminin İzmir’de yapılması gerektiğini savunan Batı Anadolu Sanayici ve İş Adamları Dernekleri Federasyonu (BASİFED) ve EGOD basın açıklaması gerçekleşti. BASİFED toplantı salonunda düzenlenen açıklamada hükümete yerli otomobilin İzmir’de üretilmesi için çağrıda bulunuldu.

    İzmir’in otomobil üretmek için yeterli güce sahip olduğunu belirten EGOD Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa İduğ, şunları söyledi:

    “İzmir 9 milyar dolar ihracat yapan bir kenttir. Ama İzmir limanında 18 milyar dolar ihracat var. Tam iki katı. İzmir lojistik açısından 3.5 saatlik İstanbul otobanı ile İzmir’in önemi bir kez daha ortaya çıkacaktır. İzmir’in otomotiv sektöründe ise iki milyar dolar bir ihracat rakamı var. Türkiye’deki otomotiv parçalarının yüzde 40’ı İzmir limanından gönderiliyor. En basiti Balata üretiminin yüzde 80’i bile İzmir’de yapılıyor İzmir’de otomobil yapılır mı sorusu bizim için komedi. Bu kadar güçlü tedarik yapan firmaların dışında, BMC fabrikasının uzun yıllardır İzmir bölgesinde tedarikçi geliştirmesi bizde yer etmiştir. Tedarikçiler artık sahiplendiğimiz yetenekler, uzman kadrolar ve nitelikli elemana sahip. İzmir’de otomobil üretmek için ne yok sorusuna tek cevabımız her şey var. İzmir’de olmayan sadece teşvik. Biz otomobil üreteceksek rekabet edebilmemiz lazım. Şu an Türkiye’nin dış pazarla rekabet edebilecek hali yok. 2019 yılında Türkiye’de üretilecek otomobille dünyada rekabet edebilme olasılığı yok. En az 600 bin otomobil üretilirse ekonomik alanda kendini kurtarabilir. Türkiye’nin 2020 yılına kadar 4 milyon hafif ticari araca ihtiyacı var. Her satın aldığımız 1 otomobil yedek parça ile 6 otomobile eşdeğer.”

    YERLİ OTOMOBİL İZMİR’İ BÜYÜTÜR

    İzmir’in Avrupa’ya en yakın il olmak özelliği ve gelişmiş yan sanayi ile yatırım için en ideal yer olduğuna dikkat çeken İduğ, ana sanayi ile birlikte yan sanayinin de aynı teşvik bölgesinde olması gerektiğini vurguladı.

    BMC’nin bölgede oluşturduğu uzman kapasitesi ve yüksek tedarik imkanının çok önemli olduğuna işaret eden İduğ, “Son dönemde BMC’nin Sakarya’ya gitme kararının ardından en büyük kaygımız başka tedarikçileri de bölgemizden ayrılmasıdır. Bu İzmir ekonomisinde daralmaya yol açar. İstihdam ve ihracat konusunda İzmir gerileme yaşamaktadır. Yerli otomobil üretilecekse İzmir her açıdan uygun bir bölgedir. Üretilecek olan otomobilin hafif, otomatik e elektrikli olması rekabet edilebilirlik açısından çok önemlidir. Otomobilin yılda en az 600 bin satılıyor olması fabrikanın ekonomik dönüşü açısından şarttır. Aksi takdirde hiç kimse böyle bir yatırıma girmez” dedi.

    Dünya ile rekabet edebilecek bir otomobilin hafif, elektrikli ve otomatik olması lazım diyen Mustafa İduğ, “Yerli üretilecek arabanın ağırlığı 1 ton 650 kilo. Bu rakam çok fazla. Şu an dünyada 56 saniyede bir otomobil üretiliyor. Sadece hafif ticari ile rekabet etmek mümkün. 600 bin üretildiğinde 400 bini yurt dışına satılması mümkün olabilir. Böylece otomotiv sektöründe kalkınma söz konusu olabilir” diye konuştu.

    BASİFED Yönetim Kurulu Başkanı Levent Akgerman ise İzmir’de yerli otomobil üretimi için çağrıda bulunduklarını belirterek, birçok avantaja sahip bölgenin bu yatırım için uygun olduğunu kaydetti.

    İzmir’in Avrupa ile Asya arasında bir üretim noktası olması gerektiğini anlatan İduğ, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’de de otomobiller yabancı lisansla üretilmektedir. İthal otomobil satışlarının sürekli artışı yerli üretim hacmini olumsuz etkilemektedir. Bir otomobilin maliyetinin yüzde 70’i yan sanayiden gelmedir. Yan sanayi şirketini sürekli gelişmesi çok önemlidir. Firmaların ARGE’ye daha fazla pay ayırması yerli marka otomobil üretiminde çok önemlidir.”

    Konuşmalar sonrası EGOD ve Yaşar Üniversitesi iş birliği ile hayata geçilecek olan Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesinin Desteklenmesi Projesi (UR-GE) ve Kümelenme Destek Programları ile ilgili bilgi verildi. Projenin koordinatörlüğünü yapan Doç. Dr. Ufuk Tutan ile BTTO Proje Destek Koordinatörü Dr. Serkan Bürken projeyi anlattı.

  • Gaziantep Yerli Savunma Sanayi Üretimine Talip

    Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun savunma sanayide yerli üretime dönülmesi gerektiği açıklaması üzerine Gaziantep Milletvekili Ahmet Uzer, yıllar öncesinde Gaziantep’te yerli üretim hakkında proje hazırlandığını hatırlatarak, kentin yerli savunma sanayi üretimine talip olduğunu ifade etti.

    TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaşım ve Turizm Komisyonu Üyesi ve AK Parti Gaziantep Milletvekili Ahmet Uzer, sosyal medya hesabı üzerinden Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun savunma sanayide yerli üretime dönülmesi gerektiği açıklamalarını, ’alkış’ ifadesiyle paylaştı. Milletvekili Uzer, yaptığı yorumlarda ise yıllar önce dönemin Gaziantep Sanayi Odası Başkanı Kamil Şerbetçi’nin projesini hatırlatarak, kentin yerli otomobil ve savunma sanayi üretimine talip olduğunu vurguladı. Milletvekili Uzer paylaşımlarında, “Gaziantep, savunma sanayine üretim yapabilecek, yeterli tesis altyapısı olan bir yer. Bu yerli ve milli duruşta şehir olarak bizde varız. Yıllar önce GSO Başkanı Rahmetli Kamil Şerbetçi döneminde başlatılan bir çalışma vardı. O raflardan indirilmeli ve Gaziantep üretime dönmeli. Gaziantep’i Geliştirme Vakfı (GAGEV) ile Vakıf Bank ortaklığıyla Gazi AŞ. isimli şirket kurulacaktı. O dönem Savunma Bakanına sunum yapılmış, ilgisizlikten proje dondurulmuştu” ifadelerine yer verildi.