Etiket: Talep

  • Deniz Yok Ama Ürününe Talep Çok

    Et tüketiminin yoğun olduğu Gaziantep’te balık çeşitlerine yönelim artıyor. Deniz bulunmayan Gaziantep’te kebap ve dönerin yanı sıra balık ürünleri de yoğun ilgi görüyor.

    Kebap ve dönerin yoğun olarak tüketildiği Gaziantep’te, balık tezgahları yoğun rağbet görüyor. Özellikle denizin olmadığı Gaziantep’te deniz ürünü olan balıklara yönelimin artması balıkçıları sevindirirken kebapçıları düşündürüyor. Kebapçılar, balığın kente gelene kadar tazeliğini kaybettiğini belirterek, kentin kebap ve döner kültürünün yaygın olduğunu söyleyerek, duruma tepki gösteriyor. Balık satıcıları ise satışlardan memnun olduklarını ifade etti. Balık dürüm satıcısı Ali Usta ise, “Satışların güzel olduğunu belirterek, Gaziantep halkına balığı yediriyoruz. Elimizden geldiği kadar elimizden geldiği kadar temiz ve taze balık satışa sunuyoruz. Günlük geliyor, soğutucularla geliyor. Hamsinin kilosu 10 TL biz 3 TL ye satıyoruz Fiyatlardan memnunuz. Balığa çok talep var. Balık kebabı unutturdu. Balık dürümünün kebaptan daha güzel. Kebaptan çok daha iyi, millet kebaptan usanmış durumda. Ama balık farklı oluyor. Bu nedenle ’her gün kebap olmaz’ biraz da, balığa yönelmek lazım” dedi. Balığın her zaman yenilen bir yemek olmadığını ifade eden kebapçı Nuh Polat ise, “Ayda yılda bir kere yemişlerse, olabilir ama kebap türü her zaman yeniliyor. Kebap denilince akla ilk lezzet geliyor memleketimiz geliyor. Kebap çeşitlerimiz geliyor hünerlerimiz geliyor ama balık denildiği zaman Karadeniz, İstanbul gibi denize kıyısı olan şehirler geliyor ama Gaziantep denilince akla balık gelmiyor” ifadelerini kullandı.

  • Muratpaşa’nın Patentli Sistemine Uluslararası Talep

    Muratpaşa Belediyesi’nin patentini aldığı yeraltı çöp konteyneri sistemi için İran’ın Tebriz Belediyesi işbirliği önerdi.

    Türkiye Cumhuriyeti Patent Enstitüsü’nün, Patent/Faydalı Model Belgesi verdiği, Muratpaşa Belediyesi ‘Yeraltı otomatik çöp konteyneri sistemi’, uluslararası düzeyde talep görüyor. Almanya başta olmak üzere pek çok Avrupa ülkesinden yerel yönetim temsilcilerinin incelemelerde bulunduğu Muratpaşa Belediyesi Yeraltı Çöp Sistemi ve Konteyneri Üretim Atölyesi son olarak İran’ın Tebriz Belediyesi’nden yetkilileri ağırladı.

    TEBRİZ’DE UYGULAMAK İSTİYORUZ

    İran’ın ikinci büyük kenti olan Tebriz’in belediye yetkilisi Nasir Rizazade, Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal’ı ziyaret etti. Muratpaşa Belediye Meclis Üyesi İbrahim Güney’in de bulunduğu görüşmede konuşan Rizazade, “Antalya’ya geldiğimizde gördüğümüz yeraltı çöp konteyneri sistemini Tebriz kentine de uygulamak istiyoruz. Üretim tesislerinde incelemelerde bulunduk. Muratpaşa Belediyesi’nin, sistemin patentini aldığını öğrendik. İşbirliği yapabiliriz” dedi.

    TAKDİR VE TALEP GÖRMESİ MUTLULUK VERİYOR

    Muratpaşa’da sadece kent yaşayanlarına değil, Antalya’ya turist olarak gelenlere de hizmet ettiklerini söyleyen Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal; “Çalışmalarımızda ilk kriterimiz insanımızın yaşamını kolaylaştırması. İki personelimizin geliştirdiği ve Patent Enstitüsü tarafından da belgelendirilen sistemi kendimiz üretip, vatandaşlarımızın hizmetine sunuyoruz. Uluslararası düzeyde takdir ve talep görmesi bizleri mutlu ediyor” diye konuştu.

  • Gök: “Hastaneler Asla Kızılay Kan Parası Talep Edemez, Suçtur”

    Türk Kızılayı Ege Bölgesi Kan Merkezi Müdürü Dr. Gökay Gök, hiçbir hastanenin Kızılay kan parası adı altında vatandaşlardan para talep edemeyeceğini belirterek bunun suç olduğunu söyledi.

    Geçen günlerde bir hastanın, tedavi gördüğü özel hastanenin kendisine Kızılay’ın kan parası ücreti çıkarttığı iddialarına Türk Kızılayı Ege Bölge Kan Merkezi Müdürü Dr. Gökay Gök, tepki gösterdi. İHA’ya değerlendirmeler de bulunan Dr. Gökay Gök, Kızılay’ın yardımseverlerden temin ettiği kanın özel, üniversite ve devlet hastanelerine asla parayla satılmadığını, eğer böyle bir durumla karşılaşılırsa acil olarak il sağlık müdürlüklerine başvurulması gerektiği çağrısında bulundu.

    “DİLEKÇE İLE SAĞLIK MÜDÜRLÜKLERİNE BAŞVURSUNLAR”

    Kızılay üzerinden vatandaşlardan para alınmasının aleni bir suç olduğunu belirten Gök, şöyle konuştu: “Ülkemizde hasta ve hasta yakınlarından asla ‘kan parası’ adı altında para talep edilemez. Bu bir suçtur. Çünkü bütçe uygulama talimatları gereği ve ülkemizdeki tüm vatandaşların sosyal güvencesi olduğu için bu hastaneler bu ücretleri Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK)’dan tahsil etmektedir. Ekstra bir para talep edemezler. 2006 yılından bu yana hiçbir hasta yakını bizden para ile kan almadı ve alamaz. Çünkü biz kanları hastaneye teslim ederiz ve kendi aramızda muhasebeleştiririz. Bu tüm hastaneler için üniversite, devlet ve özel hepsi için geçerlidir. Hiçbir hastane de kan parası talep edemez. Çünkü bu hastayı kabul eden hastane bununla ilgili mali sorumluluğu kabul eder demektir. Eğer böyle bir durumla vatandaşlarımız karşılaşırsa dilekçeleri ile birlikte il sağlık müdürlüklerine başvurabilirler.”

    “MADDİ GİDERLERİ BAKANLIK KARŞILAR”

    Kızılay’ın maddi giderlerini vatandaştan değil bakanlıktan karşıladığını vurgulayan Gök, “Sağlık Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı bununla ilgili bütçe uygulama talimatına uygun olarak SUT fiyatları belirlemektedir. Kızılay bir hayır kurumudur ve bir kuruş gelir elde etmemektedir. Sadece bu yapılan, hizmetin maliyetini karşılamaktadır. Bu maliyeti de iki bakanlık belirleyerek kan tedarikçisi olarak Kızılay’a bu kanla ilgili ödeme yapmaktadır. Bütün gelişmiş dünya ülkelerinde de Kızılhaç, Kızılay gibi kuruluşlarda bu hizmet bu şekilde yürümektedir” ifadelerini kullandı.

    “KIZILAY’IN STOK KANLARI İNSANLARI YAŞAMA BAĞLIYOR”

    Türkiye’de 2005 yılı mayıs ayında güvenli kan temini programının başladığını hatırlatan Gök, sözlerini şöyle sürdürdü: “Uygulamayla her türlü olağanüstü durumlarda trafik kazaları, ameliyatlar, acil ameliyatlar, adli olaylarda zamana karşı kurtarmak için yarıştığımız hastayı yaşama bağlamak için bu durumlarda kanın stokta hazırda bulunması gerekmektedir. Örneğin bir kaza geçirdiğinizde ve yaralı olarak hastaneye gittiğinizde acile yetiştirseler bile eğer hazırda o gruptan kan yok kanın hazırlanması ve bulunması 6-8 saat sürüyor. Çevremiz, yakınlarımız kan merkezine koşsa, bu kanı verebilse bile bu kanın hazırlanması minimum 6-8 saattir. Bu arada yaralımızın hayata tutunmasını sağlayan ise işte stokta bulunan kandır. Zaten Kızılay’ın yaptığı uygulama her hastanede ve her ildeki Kızılay kan merkezlerinde, Bayraklı Bölge Kan Merkezinde bu kan stoklarını oluşturarak yönetmektir. Biz böylece zamana karşı yarıştığımız olağanüstü durumlarda bu stoklarla vatandaşları yaşama bağlıyoruz. Biz o 6-8 saat içinde insanları kaybediyoruz. Bu stokla insanları kurtarıyoruz.”

  • Koruma Talep Eden Kadın Sayısı Arttı

    Ordu Barosu Başkanı Avukat İlhan Kurt, Altınordu ilçesinde şiddete uğrayarak adliyeye başvurup koruma kararı verilen kadın sayısının 2006’da 6 iken, günümüzde bu sayının kat kat arttığını söyledi.

    Son 10 yılda Altınordu ilçesinde Ordu Adliyesi’ne başvuran 4 bin 678 kadına koruma kararı verildiğini belirten İlhan Kurt, rakamın artmasının kadına şiddetin çok arttığı anlamına gelmediğini, aksine koruma kapsamının genişlemesi ve kadınların bilinçlenmesinden kaynaklandığını kaydetti.

    2012 yılından önce kadına şiddetin önlenmesine ilişkin çıkan kanunların yetersiz olması nedeniyle 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un çıktığını, 2013’te yürürlüğe giren bu kanunla birlikte adliyelerdeki şiddet başvurusu rakamlarının da resmi kayıtlara göre arttığını vurgulayan Kurt şunları söyledi:

    “Ordu’da adliyedeki resmi kayıtlara göre 2006’da 6 kadına şiddet nedeniyle koruma kararı talep edilirken, 2014 sonu itibariyle bu rakam bin 67’ye çıktı. 2015 yılı Ocak-25 Kasım arasında ise bugüne kadar 975 kadın koruma talebinde bulundu. Yalnız bu kadar büyük artış olması kadınlara karşı şiddetin çok arttığı anlamına gelmiyor. Kadına şiddet halen devam ediyor, fakat kanunla koruma kapsamı daha da genişledi. Daha önce, daha çok evli olan, eşinden şiddet gören kadınlar bu kapsamdayken, bugün tüm kadınlar koruma altında. Kadına karşı şiddet hala devam ediyor ama bu yasanın gelişmesi bu rakamları artıran ön önemli sebeplerden birisi. Bir diğeri de 1998 yılındaki teknolojik imkanlarla, günümüzdeki teknoloji farklı. Artık kadınlarımız haklarını biliyor, şiddete uğrayan her kadın daha bilinçli olduğu için polis ve adliyeye müracaat ediyor. Bu da koruma kararı sayısının artmasının en önemli diğer bir sebebi. Daha önceki yıllarda kadına karşı şiddet vardı başvuru azdı. Kadınlarımız yasal koruma altında değildi.”

    BAROYA BAŞVURANLARA AVUKAT TEMİN EDİLİYOR

    Şiddete uğrayan kadınların Ordu Barosu’na başvurması halinde yasalar çerçevesinde kendilerine yardımcı olunduğuna da dikkat çeken İlhan Kurt, “Şiddete uğrayan, maddi durumu iyi olmayan kadınlar varsa baromuza başvursunlar. Onlara avukat temin ediyoruz, istedikleri davayı açma hakları var. Yasalar çerçevesinde biz avukat temin etmeye çalışıyoruz. Ayrıca Baromuzun 11 kişilik yönetiminde 5 bayan yöneticimiz var. Kadın haklarıyla ilgili ne kadar duyarlı olduğumuzu bu temsil oranı da ortaya koyuyor. Ordu Barosu Kadın Hakları Komisyonumuz da bu konuda titizlikle çalışıyor” diye konuştu.

  • 8 Eylül Olaylarında Mahkemelerin Birleştirilmesi Talep Edildi

    Kırşehir’de 8 Eylül tarihinde yaşanan eylemlerde avukatlar HDP binasının taşlanması ve yakılması davası ile Gül kitabevinin yakılması davasının birleştirilmesini talep etti.

    3. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen HDP binasının taşlanması ve yakılması davasında avukatlar olayların zincirleme gelişimi nedeniyle davaların birleştirilmesini talep etti. 16 Tutuklunun bulunduğu dava süreci hakkında bilgi veren ve davaların neden birleştirilmesi gerektiğini anlatan avukat Saim Özdemir, “Davaların birleştirilmesini talep ettik. Hukuki olarak da birleştirilmesi gerekir, Kırşehir’de yaşanan olaylar zincirleme şekilde meydana gelmiştir. Biz davaların Ağır Ceza Mahkemesine alınmasını talep ettik” dedi.

    HDP binasının taşlanması ve yakılmasıyla ilgili 3 tutuklu bulunurken, Gül kitabevinin yakılması davası ile ilgili 6, Kırşehir’de diğer iş yerlerinin kundaklanması ve yakılmasıyla ilgili toplamda 16 tutuklu bulunuyor.