Etiket: Talasemi

  • ’’Türkiye’de yaklaşık 1 milyon 400 bin taşıyıcı ve 4 bin 500 talasemi hastası var’’

    ’’Türkiye’de yaklaşık 1 milyon 400 bin taşıyıcı ve 4 bin 500 talasemi hastası var’’

    Kronik bir hastalık haline gelen talasemi yani Akdeniz anemisine değinen Prof. Dr. Sema Anak, “Hastalar 3-4 haftada bir kırmızı kan hücresi almak zorundadır. Artık dalak alınması çok nadir gerekiyor. Etkin ve başarılı kan ve demir atıcı tedavilerle artık hastalar 50-60 yaşlarına kadar yaşayabiliyor. Ancak iyileştirici tedavi kök hücre nakli ve son zamanlarda deneysel nitelikte yapılan gen naklidir” dedi.

    Medipol Mega Üniversite Hastanesi Çocuk Hemotoloji ve Onkoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sema Anak, halk arasında Akdeniz anemisi olarak da bilinen talasemiye ilişkin önemli bilgiler verdi. Prof. Dr. Anak, “Talasemi dünyada ve Türkiye’de en sık görülen kalıtsal kan hastalığıdır. Akdeniz çevresindeki ülkelerde sık görülmesine rağmen güneydoğu Asya’ya kadar uzanan bir band üzerinde sık görülür. Alfa ve Beta Talasemi olarak sınıflanabilir. Alfa talasemi güneydoğu Asya’da daha sıktır. Beta talasemi ise Akdeniz çevresi ülkelerde sıktır ve bir adı da Akdeniz anemisidir (kansızlığı)” dedi.

    Taşıyıcı anne ve babadan gelen genlerle hastalığın ortaya çıktığına dikkat çeken Prof. Dr. Anak, ’’Bu nedenle akraba evliliklerinin sık olduğu ülkelerde talasemi daha çok görülüyor. Ayrıca çevresel faktörler olarak sıtmanın sık olduğu bölgelerde talaseminin daha çok görüldüğü söyleniyor” şeklinde konuştu.

    ’’En az 1 milyon taşıyıcı var’’

    Prof. Dr. Anak, Türkiye’deki beta talasemi taşıyıcısı oranının yüzde 2,1 düzeylerinde olduğunu belirterek, ’’Bu oran farklı bölgelerde, özellikle güney-batı bölgelerimizde, Ege, Akdeniz bölgesinde ve Trakya’da sıktır. Bu bölgelerde sıklık artmakta, yüzde 12’e kadar yükselmektedir. Türkiye’de yaklaşık 1 milyon 400 bin taşıyıcı ve 4 bin 500 talasemi hastası vardır. Beta talasemide, kansızlık belirtileri genellikle doğumda yoktur. Yaşamın 3 ila 6’ncı ayından sonra başlar, yaklaşık ayda bir sürekli kan verilmesini gerektiren ağır bir hastalıktır. Bu çocuklar kendileri için gerekli olan hemoglobini (kan düzeyini) yeterli miktarda yapamazlar ve halsizlik, solukluk, iştahsızlık, huzursuzluk, karaciğer ve dalak büyümesi, büyüme-gelişme geriliği ve özellikle yüz, kafa kemiklerindeki anormallikler hastalığa ait ana bulgulardır. Verilen kanların içindeki fazla demir vücuttan atılamaz ve deride, kalp, karaciğer, beyin, endokrin organlarda birikir ve bu organları bozarak kalp yetmezliği, karaciğer yetmezliği, diyabet ve diğer biriktiği bölgelerde sorunlarla gider. Demir vücuttan uzaklaştırılamazsa erken yaşlarda sıralanan organların yetmezliği ile kaybedilirler. Talaseminin sık görüldüğü bölgelerde, aile hikayesi ve akraba evlilikleri de varsa, çocukta erken kansızlık geliştiğinde ve bulgular ortaya çıktıysa gerekli Tam Kan Sayımı, Periferik Yayma, Biyokimya, Hemoglobin elektroforezi, genetik testler yapılmalıdır’’ açıklamasında bulundu.

    ’’Kök hücre ve kemik iliği nakliyle tedavi mümkün’’

    Hastaların 3-4 haftada bir eritrosit süspansiyonu yani kırmızı kan hücresi almak zorunda olduğuna işaret eden Prof. Dr. Anak, ’’Sürekli demiri vücuttan atmaya yönelik kelatörleri derialtı, damardan veya ağızdan (en sık kullanım) kullanmak zorundadırlar. Artık dalak alınması çok nadir gerekmektedir. Etkin ve başarılı kan ve demir atıcı tedavilerle artık hastalar 50-60 yaşlarına kadar yaşamaktadırlar. Talasemi artık kronik bir hastalık haline gelmiştir. Ancak iyileştirici tedavi kök hücre nakli ve son zamanlarda deneysel nitelikte yapılan gen naklidir. Doku grubu uygun özellikle kardeş (taşıyıcı da olabilir) veya bankadan akraba dışı vericilerden çok gecikmeden (3-10 yaş) yapılan nakillerde başarı yüksektir. Başarı alıcı ve verici özelliklerine göre yüzde 60 ila 90 sağkalım şeklindedir. Vericisi olmayan hastalarda doku grubu uygun verici kardeş IVF yöntemleriyle oluşturulabilir. Aynı yöntemle sağlıklı çocuk sahibi olmak da mümkündür. Nakil sonrası nadiren verici kemik iliği oturmaz veya reddolur; tekrar nakil gerekebilir. Gen nakli hızla gelişmekteyse de halen deneyseldir’’ diye konuştu.

    ’’Lösemiye dönüşme riski yok’’

    Prof. Dr. Anak, talaseminin ileride lösemiye dönüşüp dönüşmeyeceğini ise şu şekilde değerlendirdi: ’’Talasemi için lösemiye dönüşüm riski yoktur, lösemi toplumdaki görülme sıklığında görülebilir. Talasemi taşıyıcılarının önemli bir kısmı kansızlık sorunu ile karşılaşırlar. Diğer kansızlık nedenleri tedaviyle düzelse de hemoglobin düzeyleri düşüktür. Bu kişilere gereksiz demir verilmesi sakıncalıdır. Folik asit takviyesi yararlı olsa da tartışmalıdır. Bunun dışında yaşa uygun normal beslenme yapılmalıdır’’.

  • Mikrobiyota alanında Talasemi hastası çocuklar için önemli çalışma

    Pediatrik Talasemi vakalarında kemik iliği nakli sonrası bağırsak mikrobiyotasının değerlendirilmesi, mikrobiyota konusunda 16 çalışma arasından birinci seçildi.

    Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı Ve Hastalıkları Anabilim Dalı Sosyal Pediatri Ünitesi’nden Prof. Dr. S. Songül Yalçın’ın sorumlu araştırmacı olduğu çalışma ekibinde Yardımcı Araştırmacılar Dr. Tekin Aksu, Dr. Barış Kuşkonmaz, Dr. Namık Yaşar Özbek, Dr. Melda Çelik, Dr. Ener Çağrı Dinleyici ve Dr. Duygu Uçkan Çetinkaya yer aldı.

    Bilimsel Komite üyesi, Pediatrik Probiyotik Prebiyotik Mikrobiyota Derneği Başkanı Prof. Dr. Ener Çağrı Dinleyici, “Bilim dünyasının son 10 yıl içerisinde, en heyecan verici çalışma alanlarından biri olan mikrobiyota konusunda ülkemizden de çalışmaların yapılması mutluluk vericidir. Gebelik döneminden itibaren anne karnında şekillenen ve birçok hastalıkta direkt ya da dolaylı olarak etkisi bulunan mikrobiyota alanında, Biocodex tarafından koşulsuz olarak verilen ‘Değişen Mikrobiyota ve Sağlığa Etkileri’ başlıklı proje desteği, bu alanda yeni ve önemli veriler elde edilmesine olanak sağlayacaktır. Daha önce kemik iliği nakli yapılan olgularda mikrobiyota alanında çalışmalar bulunmakla birlikte bu yıl bilimsel proje desteği kazanan çalışmada Prof. Dr. Songül Yalçın ve ekibi, talasemi hastalarında kemik iliği nakli sonrası mikrobiyota değişikliklerini değerlendirme olanağı bulacaklardır. Bu çalışma sonuçları hematoloji, transplantasyon ve mikrobiyota alanında çalışan bilim insanlarının yeni çalışmaları için de yol gösterici olacaktır” dedi.

  • Hemofili ve Talasemi Derneği Yönetim Kurulu Başkan Büyükkılıç’ı ziyaret etti

    Hemofili ve Talasemi Derneği Kayseri Şube Başkanı Doç. Dr. Yasemin Altuner Torun ve Yönetim Kurulu Üyeleri Melikgazi Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç’ı ziyaret etti.

    Hemofili ve Talasemi Derneğinin tamamen bağış ve yardımlarla hizmet verdiğini belirten Şube Başkanı Doç.Dr. Yasemin Altuner Torun “Derneğe kalıcı gelir sağlamak adına projeler geliştiriyoruz. Bu projeleri hayata geçirme noktasında Hayırsever Kayserililerin desteğine ihtiyacımız var. Hemofili ve Talasemi hastalarımızın da iştirak edeceği bir dizi sosyal projemiz bulunmaktadır. Bunları belediyemiz ile paylaşmak istedik” dedi.

    Kamuya yararlı olan özellikle eğitim ve sağlık alanlarında çalışma sergileyen, sergilemiş olduğunu başarı çalışmaları ile övünç kaynağı olan her türlü sivil toplum kuruluşlarını desteklerini ifade eden Başkan Büyükkılıç, “Hemofili ve Talasemi hastalarını hastalıklarından dolayı soyutlamamız mümkün değil. Bu amaç ile sosyal belediyecilik anlayışımız doğrultusunda her türlü mali ve manevi desteğimiz devam edilecektir” dedi.

    Hemofili ve Talasemi Derneği Yönetim Kurulu Üyeleri ise “Başkanımız ile gurur duyuyoruz. Dernek üyelerimizden daha aktif olarak çalışmalarımıza katılıyor ve bizlere destek oluyor. Kendisine yönetim kurulum ve dernek üyelerim adına sonsuz şükranlarımızı sunuyoruz” ifadelerini kullandı.

  • KKTC’de Talasemi Gerçeği Sempozyumu

    Halk arasında ‘Akdeniz anemisi’ olarak anılan ve ülkemizde en sık görülen genetik hastalıklar arasında başı çeken talasemi, “KKTC’de Talasemi Gerçeği Sempozyumu” ile ele alındı.

    Girne Amerikan Üniversitesi (GAÜ) tarafından düzenlenen “KKTC’de Talasemi Gerçeği Sempozyumu”, yoğun katılımla gerçekleştirildi. GAÜ Rektörü Kutsal Öztürk yaptığı konuşmada, “Talasemi Derneği Başkanı ve Girne Amerikan Üniversitesi birlikteliğinde oluşturulmuş çok yararlı bir sempozyum. Sempozyum sonunda gelecek açısından oluşacak olan yararları göreceksiniz. Sempozyumda yapılan uygulamalarla ilgili çok kıymetli bilgiler paylaşılacaktır. Girne Amerikan Üniversitesi sağlığa oldukça önem vermektedir. Zaten Hemşirelik Yüksek Okulumuz gördüğü ilgiden bunu ispatlamaktadır” dedi.

    “Akdeniz Bölgesi’nin önemli bir sorunu”

    GAÜ Rektör Yardımcısı Doç. Dr. Mehmet Zeki Avcı ise, “Talasemi, Akdeniz anemisi olan ülkelerde önemli bir sorun. Akdeniz Bölgesi’nde yer alan ülkelerin bir sorunu. Kıbrıs’ta tam olarak onun içine düşmüş bir ülke” dedi.

    KKTC Talasemi Derneği Başkanı Ahmet Varoğlu, KKTC’de talasemi gerçeğinin olduğunu belirterek, bu gerçekle 4 yıldan fazladır mücadele verildiğini söyledi. Varoğlu, üniversitelerde, tüm kurum ve kuruluşlarda talasemi konusunda farkındalık oluşturulması ve gençlere bu konuda bilgi aktarılmasından oldukça mutlu olduğunu ifade etti.

    Uluslararası Talasemi Federasyonu Tıbbi Danışmanı Dr. Micheal Angantiniotis, “2018 yılı için yapılan girişimlerle özellikle Dünya Sağlık Örgütünün ve Avrupa Birliğinin gündeminde hemoglobin hastalıklarının önceliğinin olması hedeflenmektedir. Genelde doktorların hastalığın tedavisi ile ilgilenirken yalnız kaldığı görülmektedir. Kan bağışı konusuna öncelik verilmesi gerekmektedir” dedi.

    “Genetik değişimler sonucu ortaya çıkan bir hastalık”

    KKTC Talasemi Merkezi İç Hastalıkları ve Hematoloji Uzmanı Dilek Yazman, “Talasemi çok eski bir hastalıktır, 1925’de tanımlanmıştır ve tedavisi olmadığı düşünülmüştür. Talasemi genetik değişimler sonucu genetik olarak ortaya çıkan bir hastalıktır. Dünya nüfusunun büyük bir bölümünü kapsar. Günümüzde göçler nedeniyle de salgınlar devam etmektedir. Biyolojik ve genetik yapısı vardır” dedi.

    Sempozyuma GAÜ Rektörü Prof. Dr. Kutsal Öztürk, GAÜ Rektör Yardımcısı Doç. Dr. Mehmet Zeki Avcı, KKTC Talasemi Derneği Başkanı Ahmet Varoğlu, Uluslararası Talasemi Federasyonu Tıbbi Danışmanı Dr. Micheal Angantiniotis, KKTC Talasemi Merkezi İç Hastalıkları ve Hematoloji Uzmanı Dr. Dilek Yazman, KKTC Talasemi Merkezi Sorumlu Hekimi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Begüm Sadıkoğlu, İç Hastalıkları ve Endokrinoloji Uzmanı Dr. Hasan Sav, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Musa Olgu, KKTC Kan Bankası sorumlusu Dr. Suat Keskin, KKTC Talasemi Merkezi Laboratuvar sorumlusu Genetik Uzmanı Mustafa Yazman ile birlikte yaklaşık 650 kişi katıldı.

  • Akdeniz Talasemi Derneği Üyeleri Eğirdir’e Hayran Kaldı

    Antalya’dan 50 kişilik bir grupla bugün Eğirdir’e gelip Çandır Yazılı Kanyon’u gezen, Karadiken-Kovada Gölü yol güzergahından Eğirdir’e gelen Akdeniz Talasemi Derneği üyeleri, öğle yemeğini Eğirdir’de yedikten sonra, İslamköy Süleyman Demirel Demokrasi Müzesi’ni gezerek, Antalya’ya dönüler.

    Akdeniz Talasemi Derneği Yönetim Kurulu üyesi Hatice Özkök, geziye katılanlarının pek çoğunun bu bölgeyi ilk kez gördüklerini ve özellikle Eğirdir’e hayran kaldıklarını ifade etti.