Etiket: Tahran

  • Kremlin sözcüsü Peskov’dan Tahran Zirvesi hakkında açıklama

    Kremlin sözcüsü Dimitri Peskov, Tahran zirvesi sonrası Türkiye Rusya ve İran arasında gerçekleşen zirvenin nihai hedefinin Suriye’de gayri meşru bulunan güçlerin bölgeden çıkması olduğunu söyledi.

    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in basın sekreteri ve Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, İran’ın başkenti Tahran’da Türkiye, Rusya ve İran arasında düzenlenen 3’lü zirve ardından açıklamada bulundu. Peskov, Türkiye Rusya ve İran’ın Suriye meselesi üzerinde adım adım ilerlediklerini ve 3 ülkenin nihai hedefinin Suriye’de gayri meşru bulunan güçlerin bölgeden çıkması olduğunu söyledi. Zirve’de Rusya ile birlikte bulunan ülkelerin değerlendirmesini yapan Peskov, “Rusya ve burada bulunan diğer ülkelerin duruşu oldukça tutarlı” ifadelerini kullandı.

    Suriye’deki kimyasal silah kullanım iddialarına da değinen Peskov, “Herhangi bir doğrulama olmadan, soruşturma olmadan, kesin bir sonuç çıkarmak yanlıştır” dedi.

  • Tahran Ve Bağdat, OPEC’in Sonunu Getirebilir

    Hazar Strateji Enstitüsü Ekonomi Merkezi Uzmanı Doç. Dr. Fatih Macit, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’nün geleceği konusundaki soru işaretleri artarken, İran ve Irak’ın, sahip oldukları rezervler itibariyle uzun vadede OPEC’in sonunu getirebilme potansiyeli taşıdıkları vurguladı.

    Macit, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, “Petrol fiyatlarındaki düşük seviyelerin kısa ve orta devam edebileceğine ilişkin beklentilerin ağırlık kazanması ekonomileri petrol gelirlerine bağımlı olan ülkeler açısından iki faktörü ön plana çıkarıyor. Ekonomik aktivitede çeşitlendirmenin sağlanması ve üretimi artırarak petrol gelirlerindeki düşüşün sınırlanması petrol üreticisi ülkelerin gündemindeki konular olarak karşımıza çıkıyor. Ekonomik çeşitlendirmeyi sağlamak kısa vadede mümkün olmayacağı için üretim artışı ile gelirleri artırmak ülkelerin tek çözüm yolu olarak görünüyor. Bu da OPEC içindeki işbirliğini güçleştiriyor ve OPEC’in geleceği konusunda soru işaretleri ortaya çıkarıyor. Özellikle İran ve Irak sahip oldukları rezervler itibariyle uzun vadede OPEC’in sonunu getirebilme potansiyelini taşıyorlar” diye konuştu.

    IRAK, İRAN VE SUUDİ ARABİSTAN, OPEC’İN PETROL ARZ ARTIŞININ ANA NEDENİ

    Petrol fiyatlarının 2014 yılının ikinci yarısından itibaren düşüşe geçtiğinde bir kartel olarak OPEC’den üretimi azaltarak fiyatlardaki aşağı yönlü baskıyı kaldırması beklendiğini hatırlatan Macit, “Fakat aradan geçen bir buçuk yıldan fazla zamanda OPEC’in üretimi kısmanın tam tersine artırdığı görüldü. 2014 yılı sonunda 30,77 milyon varil civarında olan günlük üretim 2015 yılı sonunda 31,85 milyon varile, 2016 yılının Şubat ayı itibariyle de 32,28 milyon varile kadar yükseldi.

    Suudi Arabistan, Irak ve İran’ın üretim rakamlarındaki artışı, OPEC’in petrol arzındaki artışın ana nedeni olduğunu kaydeden Fatih Macit, “İran ve Irak toplamda 300 milyar varilin üzerinde bir rezervle Suudi Arabistan’ın sahip olduğu rezervlerden yüzde 15 daha fazlasına sahip bulunuyor. İran’a yönelik ambargoların kalkması ve Irak’taki üretimin son bir yılda olduğu gibi artmaya devam etmesi iki ülkenin toplam üretiminin uzun vadede Suudi Arabistan ile aynı seviyeye gelmesini sağlayabilir. İran ve Irak’ın üretimlerini artırma istekleri ve Suudi Arabistan’ın kendi üretimini kısmaya razı olmaması OPEC içinde önümüzdeki yıllarda tartışmaların daha da derinleşmesine neden olabilir” şeklinde değerlendirme yaptı.

    Petrol gelirlerine dayalı olarak ekonomik politika izleyen Suudi Arabistan’ın, OPEC içinde birliği sağlama noktasında çok fazla inisiyatif alma eğiliminde olmayacağına işaret eden Hazar Strateji Enstitüsü Ekonomi Merkezi Uzmanı Doç. Dr. Fatih Macit, sözlerini şu ifadelerle noktaladı: “Suudi Arabistan, Aramco’nun halka arzını başarılı bir şekilde gerçekleştirerek buradan elde edebileceği 100 milyar doların üstünde bir kaynakla alternatif sektörlerin gelişimini halinde orta vadede OPEC içinde birliği sağlama noktasında çok fazla inisiyatif alma eğiliminde olmayacaktır. Bu da her ülkenin kendi rezerv potansiyelini dikkate alarak tavır aldığı bir yapı oluşmasına neden olup OPEC’in kartel yapısının kaybolmasına neden olabilir.”

    Petrol üretim kapasitesini günlük 400 bin varil artıran İran, ekonomik ambargoların kaldırılmasının ardından Asya ve Avrupa’da petrol ihracatını yükseltmeyi hedeflerken, dünyanın en büyük petrol ihracatçısı Suudi Arabistan, petrol fiyatlarındaki düşüş nedeniyle geçen yıl bütçede 98 milyar dolar açık vermişti. Suudi Arabistan’da petrol satışından elde edilen para, ülkenin bütçedeki gelir kalemlerinin yüzde 90’ını oluşturuyor. Tek başına petrol gelirleriyle kalkınma hedefi güden Irak ise ülke çapındaki terör olayları ve mezhep eksenli politika nedeniyle istikrardan oldukça uzak görünüyor. Petrolün dışında başlıca ticaret ortakları arasında Çin, ABD, Türkiye ve Hindistan bulunan Irak, petrol fiyatının son yedi yılın en düşük seviyesine inmesine karşın, bu durum ülke ekonomisini petrole endeksleyen siyasi sorumluları zor durumda bırakıyor.

  • Her Mehmetçik bir bayrak

    Erzurum 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 15 ile 20 arasında hapis istemiyle hâkim karşısına çıkan Ahmet Güreş, PKK’nın İran’da ki faaliyetleri ile ilgili olarak şok itiraflarda bulundu.

     

    Urumiye’de teröristlerin kendisini alıkoyduklarını bir daha bırakmadıklarını ileri süren Güreş, Hakruk kampında zorla asker yapıldıklarını ve İran‘ın Şehidin kampında 2- 3 yıl kadar kaldığını anlattı.

     

     

     -İŞTE O “ŞOK” İTİRAFLAR…-

    PKK terör örgütünün İran’daki kolu PJAK üyesi Ahmet Güreş, İran Bazargan sınır kapısındaki yetkililerce, 24 Nisan2011 günü Gürbulak Hudut İlçe Emniyet Amirliği’ne teslim edildi. Siyasi iltica ile Fransa‘ya giden ve 2003 yılında Türk vatandaşlığından çıkarılan 51 yaşındaki Kahramanmaraşlı Ahmet Güreş, 1994 yılında İran’a gittiğini söyledi. Diyarbakır‘da Fırat Dağıtım ve Gündem Denge Velat Dağıtım şirketlerinde yapılan aramalarda ele geçirilen DVD’de “Gerilla” adlı klasörde örgüt mensupları arasında yer alan Ahmet Güreş’e ait örgütsel bilgiler ErzurumCumhuriyet Savcılığı tarafından hazırlanan iddianameye eklendi. Kod adı “Şeho Tercan” olarak gösterilen Ahmet Güreş’in örgütten ödül olarak bir silah ve terfi aldığı belirtildi.

     

     

    -“İRAN’DA PKK’NIN RESMİ EVLERİ VAR”-

    Güreş’in itiraflarından bazı bölümler şöyle:

    “1994 yılında İran’a gittiğimizde beni havaalanında İran istihbarat resmi görevlileri karşıladı. Daha doğrusu, İran istihbaratı PKK örgütünden gelen tüm şahısları karşılıyor, ilgili yerlere götürüyordu.

     

     

    İran’da PKK’nın resmi evleri vardı. Irak’tan Türkiye’ye kaçak yollardan küçükbaş hayvan gelirdi. Büyük ve küçükbaş hayvanlardan örgüt yüzde 3 gümrük vergisi alırdı.

     

     

    1996 yılında örgütün Avaşin kampında ‘Ekrem’ kod isimli kişinin anlatıma göre, HakkâriYüksekova tarafında Kürtçe ismi ‘Vargeminan’ olan askeri karakola saldırı düzenlenerek termal kamera alınıyor. Termal kamera o dönemde örgütün İran Sorumlusu olan Mustafa Karasu’yu veriliyor. Bunu haber alan İran İstihbaratı bu kamerayı geri isteme talebinde bulunuyor. Bu termal kamera İran’a verilmeyince İran’lı yetkililer ‘hastanenizi kapatırız’ diye örgütü tehdit etti. Hastanenin kapanmaması için termal kamerayı İran İstihbarat Örgütüne teslim ettiler. Bildiğim kadarı ile İsrail malı olan termal kameranın aynısından İran’da da üretiliyor.

     

     

    ASKERLER TESLİM OLMAMAK İÇİN UÇURUMDAN KENDİNİ ATTI

    Benim PKK’nın Şehriban kampında bulunduğum dönemde Şemdinli bölgesinden Kuzey Irak’a yakın tarafta bulunan bir askeri karakola 1996 yılında ‘Ekrem’ kod isimli Hıdır Sarıkaya’nın talimatı ile bir saldırı düzenlendi. Ancak, bu saldırıyı kimlerin ayrıntılı olarak yaptığını bilmiyorum.

     

     

    Bu saldırıda 40 askerin kayıp olduğu söylenmişti. İran askerlerine verildiği belirtilmiş idi, daha sonra duyduğumuza göre, askerler teslim olmamak için uçurumdan aşağı atlayarak canlarını kıymışlar.

    1999 yılında Abdullah Öcalan’ın yakalanmasından sonra, PKK ile Türkiye arasında üstü kapalı olarak bir ateşkes ilan edildi. Ancak, İran Devleti ile İstihbaratı bize ısrarla ‘Ateşkes yapmayın. Türkiye ile savaşın tehditlerinde bulundu ve hatta kamplarımızın da dağıtılacağı talimatı geldi. Bu tehdit nedeniyle Bin 500 örgüt üyesi Kuzey Irak’taki kamplara gitmek zorunda kaldı.

     

     

    “ÖRGÜT MENSUPLARINA YAPTIRILAN MEZARLAR, ŞİRİN GÖRÜNMEK İÇİN YIKILDI”-

    İran’daki Şehidan kampını boşaltmadık. İran İstihbaratı ‘ siz iş yapmıyorsunuz’ diyerek kampa karşı savaş başlattı. Açıkça ‘bize savaşmayacaksanız kampları boşaltın’ diyorlardı. Bunun üzerine kampta 300 kişiden 60 örgüt elamanı kaldı. Bende bu örgüt üyelerinin arasındaydım. Kamptan ayrılanları İran devletine ait resmi araçlar ile Kuzey Irak’a kadar bizzat götürdü. Yine o tarihlerde örgüt mensuplarına ait mermerden yapılan mezarlar İran tarafından Türkiye’ye şirin görünmek için yaktırıldı.

    PKK’nın Ermenistan Ülkesinde iki derneği ve birde satın aldığı iki katlı evi var. Burada Ermenistan İstihbarat Birimlerine ait binalara yaklaşık 5-6 metre mesafe uzaklığında bulunuyor. Bu evler genelde örgüt mensuplarının tedavilerine yönelik kullanılır. Tedavisi ağır olan örgüt üyeleri Ermenistan’da, durumu hafif olanlar ise Kuzey Irak’a gönderiliyor.

     

     

    -“AĞIR SİLAH VE MÜHİMMATLAR PKK’NIN NİZAMİYESİNE TESLİM EDİLİYOR”-

    ‘Ape’ Hüseyin kod isimli örgüt mensubu bize otomatik Docka silahlarını ne şekilde kullanılacağını ve uçaklara karşı nasıl isabet ettirileceği konusunda bilgi veriyordu. Buna göre tüneller kazılarak, zikzaklar yapılıyordu. İran ve Irak Hükümetleri bize silah ve malzeme konusunda yardımcı olurdu. Mesut Barzani’nin alt kadrosunda çalışanlar Barzani’nin talimatı ile bizzat gelerek görüşürlerdi. İran İstihbarat birimi bir kez 300 adet kaleşnikof, biksi, kanas, roketatar ve mühimmatı, el bombalarını getirerek örgüte teslim etti. Bu teslimatı Zinere kampına 10 kilometre yakınlarında PKK nizamiyesinde teslim yaptılar. Teslimat sırasında silah başına 500 dolar alıyorlardı.

     

     

    Bu kampın elektrik enerjilerini kendileri, üretirlerdi. Gıda ve yiyecekler ise İran Hükümeti ve Barzani tarafından karşılanıyordu.

    2005 yılında örgütten ayrılarak 2007 yılına kadar İran’da kaçak olarak yaşadım. İran’dan çıkış yolu bulamıyordum. Bu nedenle kaldım. Bu yaşadığım süre içinde imam nikâhlı İranlı bir kadınla evlendim. Benim araçta yakalattığım silah, bomba ve şarjörden bilgim yoktur. Silahlar bindiğim araç sahibine aittir. Beni Tahran’a götürecekti. Bu silahların ‘Mako’ isimli bayana ait olduğunu düşünüyorum. Ben İran’da PKK’ya üye olmaktan yargılandım. Silahlar ve diğer ele geçen malzemeler konusunda her hangi bir yargılama konusu olmadı. Ancak, bunlarla ilgili bana ceza verilmedi. Ailem bana banka yoluyla para gönderirdi. Ben ceza evinde bulunduğum sırada görevliler kart verirlerdi, bir tane de bana verdiler. Diğerini ise tanıştığım biri kredi kartı ile birlikte şifresini verdi. Bu kart İran Devleti bankalarına aittir. Ben ceza evindeyken bu kartları kullandım. İran Cezaevi içinde dükkânlar vardı. Bu kart ile alış-veriş yapardım.”

    Mahkeme heyeti, Ahmet Güreş’in tutukluluk halinin devamına karar vererek, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı erteledi.